Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Bellek kavramının mekân, zaman ve sanatla olan ilişkisi bağlamında Bruno Schulz'un öykülerinden yola çıkarak enstalasyon tasarımı ve uygulaması
Geçmişten günümüze birçok farklı benzetme ile betimlenmeye çalışılmış bellek kavramı, öncelikle depolama ve kaydetme işlevi ile öne çıkar. Yaşanılan tüm deneyim ve algıların kaydedildiği bellek, insan varoluşunun ayrılmaz bir parçası olan zaman ve mekân kavramlarını kendine özgü bir gerçeklikte yeniden var eder. Bu gerçeklikte geçmiş, şimdinin içerisine sızarak geleceğe doğru yönelmekte, mekân ise unutulanlar ve hatırlananlar ile canlanmaktadır. Bu dinamik süreç, zaman ve mekân kavramlarının belleğin içinde devingen bir halde yeniden oluşumunu sonsuz olasılıklarla var etmektedir. Bilinçli hatırlama eylemleri kadar, bilinçdışı ve istemsiz gerçekleşen hatırlama eylemleri de bu yeniden oluşumda rol almaktadır. Bu durum, rüyalar ve bilinçdışı süreçlerin de bellekten beslendiğinin bir göstergesidir. Böylesine geniş bir varoluşu kapsayan bellek, imgelemin faaliyetleri için de malzeme sağlar. Bu durum, sanat ile arasında karşılıklı bir bağ olmasını zorunlu kılmıştır. İnsanın iç dünyasını ve dış dünyadaki deneyimlerini ifade etmenin güçlü bir aracı olan sanat, içsel bir kavram olan belleğin dışa vurumunun bir olanağını sunar. Bu durum, 20. yüzyılda köklü değişimler ile modernleşen dünya karşısında aidiyetsizlik ve kaygı hissederek geçmişe yönelen insanın, belleği araştırmasında sanatsal faaliyetlerin öne çıkmasına sebebiyet vermiştir. Böylelikle 20. Yüzyılda giderek artan bir şekilde bellek, sanatın konularından biri haline gelmiştir. 20. yüzyıl başında yaşamış olan Polonyalı yazar Bruno Schulz, babasının kaybı ve hayatın gerçekliğinden sıyrılmak adına sanata sarılarak kendi alternatif dünyasını yaratmış bir "sanatçı"dır. Çocukluk hatıraları ile düş gücü sayesinde onun öykülerinde, geçmişin izleri, mekânın ruhu ve zamanın akışı birbirine karışır; bu da bizlere bellek kavramını sanatsal bir perspektiften yeniden düşünme fırsatı sunar. Bu eser metninde bellek ve onun etkisindeki zaman ve mekân kavramları, düşlerin belleğe etkisi, belleğin sanat ile olan ilişkisi ve sanatsal üretimde bellek konuları araştırılarak ile Bruno Schulz'un edebî yaşamına değinilmiştir. Oluşturulan bu teorik çaltyapı temel alınarak tasarlanan enstalasyon çalışması izleyiciyi Schulz'un dünyasında bir yolculuğa çıkararak, belleğin farklı boyutlarını deneyimlemelerini amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik kısmında, bellek, mekân, zaman ve sanat arasındaki ilişkileri derinlemesine incelerken, pratik kısmında ise, bu teorik bilgiyi enstalasyon sanatı aracılığıyla yeniden yorumlayarak izleyicilere sunmayı hedefledim. Enstalasyon tasarımım, Schulz'un edeb dünyasını mekân ve zaman kavramlarıyla harmanlayarak, izleyicilere çok boyutlu bir bellek deneyimi yaşatmayı amaçlamaktadır
Ayın İzi : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Aylık Bülteni
2024’e Gün Batımı Konserleri ile Merhaba
Hizmet İçi Eğitimlerde Ocak Ayı
Etnomüzikoloji’den Seyahatnâme’nin Sesleri
Keşifler Işığında Parçacık Fiziği
İstanbul'un Dinî Yapıları Üzerine Çözümleme
Yeni Buluntularla İslam Öncesi Türklerin Tarihi
Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğrencimizin Başarısı
Modern Dans’tan Repertuvar Sunumlar
Web ve mobı̇l arayüz tasarımında fotoğrafın yerı̇ ve kullanımı
1990 yılında internet ağının temellerinin atılması ile başlayan dijital süreç, günümüzde yaşamımızın her an ve alanında kendini göstermektedir. Sosyal medya platformları ve haber siteleri, paylaşımların hızlı bir şekilde kitleye ulaşmasını sağlarken fotoğraf destekleyici unsur olarak kullanılmaktadır. Ancak bu hıza yetişmek için çekilen fotoğraflarda estetik kayıplar göze çarpmaktadır. Günümüzde çoğu zaman fotoğrafçılar doğru an, kompozisyon, ışık, estetik bakış, planlama gibi unsurlardan yoksun fotoğraf üretmek zorunda kalmaktadırlar. Plansız ve belirli bir kural olmadan çekilen fotoğraflar bilgisayar ortamına tekrar kadrajlanmaya ve yeniden üretilmeye mecbur bırakılmaktadır. Böylece bitmiş bir fotoğraf karesi bilgisayar ortamında tekrar yaratılıp fotoğraftan ziyade grafik ve dijital tasarıma ayak uyduran birer unsura dönüşmektedir. Günümüzde web ve mobil sosyal platformlarında kullanıcı endeksli tasarımlar göze çarpmaktadır. Sürekli geri bildirim ile beslenen ve güncellenen bu platformlar fotoğraf üretme pratiğini de etkilemektedir. Klasik fotoğraf eğitimi almış ve geç dönemlere kadar belgesel, masaüstü, moda, deneysel alanlarında tek bir amaç için fotoğraf üreten fotoğrafçılar günümüzde her platforma uyabilecek şekilde fotoğraflarını dönüştürmeye zorlanmaktadır. Bu tez, fotoğrafçıların değişen üretim pratiklerinden yola çıkarak, telif hakları, kişisel veri koruması ve eserlerin ticari kullanım süreçlerini inceleyecektir. Ayrıca, komut verilerek yapay zeka tarafından üretilen fotoğraf da ele alınarak, fotoğrafın ve fotoğrafçının geleceği üzerine bir tartışma sunulacaktır
Architectural photography as a proposal for an experiential-based informal model in interior architecture education
İç mimarlık eğitimi, öğrencilerin temel beceriler kazanmalarının yanı sıra, günlük deneyimler ve informel öğrenme yoluyla edinilen bilgileri daha etkin kullanabilmeleri için yenilikçi yöntemlere ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda, mimari fotoğraf, öğrencilerin mekânsal algılarını ve görsel becerilerini geliştirmede önemli bir araç olarak öne çıkmaktadır. Fotoğraf, öğrencilerin görsel dikkat mekanizmalarını harekete geçiren seçici bir deneyim sunmakta; alt-yukarı dikkat süreçleri, öğrencilerin çevrede dikkat çekici ve görsel olarak öne çıkan öğelere yönelmesini sağlarken, üst-aşağı dikkat süreçleri, dikkati görevle ilgili belirli özelliklere odaklayarak dikkat dağıtıcı unsurları bastırma işlevi görmektedir. Böylelikle arama davranışı hem anlık çevresel uyaranlara hem de daha geniş bağlam ve görev odaklı faktörlere dayalı olarak şekillenmektedir. Bu çalışma, öğrencilerin mekânsal özellikleri keşfetme, görsel uyaranları seçme ve yorumlama yeteneklerini artırarak onların çevreyle daha bilinçli bir ilişki kurmalarına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Çalışmada veriler, iki farklı örneklem grubundan elde edilmiştir. Birinci örneklem grubuna kendi çektikleri fotoğraflar gösterilmiş, ikinci örneklem grubuna ise hazır fotoğraflar gösterilmiş ve göz izleme cihazı ile ölçüm yapılmıştır. Ölçümler Tobii Pro Lab Screen Based Analiz yazılımı ile analiz edilmiştir. Bulgular, informel deneyimin görsel algıda farklılık oluşturduğunu göstermiştir. Çalışmanın sonucunda, iç mimarlık eğitiminde fotoğraf çekme deneyiminin, öğrencilerin görsel algılarını geliştirmelerine ve mekân tasarımında daha bilinçli bir yaklaşım geliştirmelerine katkı sağlayabileceğine dair bir model geliştirilmiştir.Interior architecture education requires innovative methods to enable students to utilize knowledge gained from everyday experiences and informal learning more effectively and acquire fundamental skills. In this context, architectural photography is a significant tool for enhancing students’ spatial perception and visual skills. Photography provides a selective experience that activates students’ visual attention mechanisms; bottom-up attention processes direct students to visually prominent and attention-grabbing elements in the environment, while top-down processes focus attention on task-relevant features, suppressing distractions. Consequently, search behavior is shaped by both immediate environmental stimuli and broader context-and task-related factors. This study aims to support students in establishing a more conscious relationship with their environment by enhancing their abilities to explore spatial features, select visual stimuli, and interpret them. Data were collected from two different sample groups. The first sample group was shown their photographs, while the second group was shown pre-prepared photographs and eye-tracking measurements were taken. Analyses were conducted using Tobii Pro Lab Screen Based Analysis software. The findings indicated that informal experience led to variations in visual perception. As a result, a model was developed suggesting that the experience of taking photographs in interior architecture education may contribute to students’ improvement in visual perception and foster a more conscious approach to spatial design. © 2024, Nilay OZSAVAS ULUCAY. All rights reserved.Scientific Research Projects Commission of Mimar Sinan Fine Arts University, (2023-08
Development of the Individual and Peer Study Skills Scale
Learners can demonstrate the performance expected of them in study skills individually or with peers. The literature shows that there is no customization of study skills, such as working individually or with peers. Therefore, there is a need for measurement tools that can identify the needs of learners while determining their study skills for both individual and peer activities. This study aims to develop a scale to measure university students' individual and peer study skills. The research was conducted using an exploratory correlational design, and data was collected from two different samples for pilot and validation applications. The pilot and validation application sample comprised 470 and 323 teacher candidates. Item analysis for item validity and exploratory factor analysis (EFA) for construct validity were conducted on the pilot study data. Before the EFA, optimal parallel analysis was used to examine the scale's dimensionality. Confirmatory factor analysis (CFA) was conducted on the validation data to gather evidence for construct validity. The optimal parallel analysis suggested a two-dimensional structure for the scale. As a result of the EFA, a two-dimensional construct with 28 items, consisting of 16 and 12 items in each dimension, explained 58.8% of the variance. The first dimension of the scale was named peer study skills, and the second was named individual study skills. Item analysis revealed that the discrimination of the items in both dimensions was sufficient. The CFA results confirmed the two-factor construct of the scale. The trial and validation studies data showed that the reliability coefficients, considering both dimensions individually and the overall scale, indicated that the scores are reliable
Türkiye'deki El Halısı Tamirciliği Mesleğine Dair Tarihsel Vaka Çalışması
Bu araştırmanın amacı, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutmuş el halısı tamirciliği mesleğinin tarihsel süreçteki izlerinin tespit edilmesidir. Amaç doğrultusunda çalışmada, tarihsel vaka incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tekli durum çalışmalarından olan tarihsel vaka incelemesi yöntemiyle mesleğin günümüzdeki durumu ile geçmişteki durumunun nasıl olduğuna dair soruların cevapları aranmıştır. Verilerin elde edilmesinde araştırmanın doğası gereği doküman incelemesi yapılmıştır. Söz konusu meslek ve mesleğin faaliyetlerini içeren basılı yayınlar ile erişime açık e-arşiv belgeleri araştırmanın veri kaynaklarını oluşturmaktadır. Araştırmanın veri kaynakları ile elektronik ortamda tarama yapmak için kullanılan anahtar kelimeler bu araştırmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Doküman incelemesi ile Türkiye’deki el halısı tamirciliği veya mesleğin faaliyetlerini içeren 2 adet kitap, 1 adet kitap bölümü, 2 adet makale, 3 adet bildiri, 1 adet sanatta yeterlik tezi, 3 adet yüksek lisans tezi, 20 adet Osmanlı arşiv belgesi, 3 adet gazete haberi, 3 adet fotoğraf, 2 adet stereografi ve 1 adet kartpostala ulaşılmıştır. Ulaşılan belgeler betimsel analiz tekniği ile değerlendirilerek tablolar halinde kronolojik olarak sunulmuştur. Sonuç olarak Türkiye’deki el halısı tamirciliği mesleğinin günümüzdeki durumu ile günümüzden 1686 yılına kadar tarihsel süreç içerisindeki izlerine dair önemli bulgular elde edilmiştir. Bu bulgular, söz konusu mesleğin tarihçesinin yanı sıra ait olduğu dönem hakkında sosyal ve kültürel açıdan bilgiler de sunmaktadır
Nomadland/2020
Produced in 2020 and winner of many prizes, Nomadland is a successful film by the director Chloé Zhao. Having been adapted to the screen from the book by journalist Jessica Bruder, Nomadland: Surviving America in the Twenty-First Century, the film is a semi-documentary where some of the actors and actresses live in "RVs" and act as themselves. 1-year-old Fern, performed by the lead actress Frances McDormand, lives with her husband, whose illness and death we learn about later, in a small industrial town called Empire in America. Production ceases in the town where she dwells, like in many places, as a result of the big economic crisis happening at the beginning of the 2000s. Employees become unemployed, and their residences turn into ghost towns. Fern loses almost everything she has, primarily her house and her husband. She buys an RV and is obliged to hit the road as a modern nomad. She calls herself "without a home" but not "homeless" and struggles to survive while mourning. She encounters the cruelest side of capitalism but also people with whom she shares poetic moments.he film, which draws the portrait of many people suffering from the global economic crisis, lets the audience see life from the perspective of mid-life poor people who are obliged to work in precarious jobs and live in RVs. It leads the audience, especially architects to think about the meaning of shelter, the difference between home and house, the importance of place in our existence, and the relation of belonging that we establish with our stuff, place, and space. © 2024 Bentham Science Publishers. All rights reserved
İstanbulda sosyo kültürel değişim kapsamında iç mekanda malzeme kullanımı ve analizi
Mekan geniş anlamda; insanın doğal çevrede gerçekleştirdiği, sosyal yapının olduğu yapay olan değişim kurgusudur. Mekan kavramı renk, doku, malzeme ve benzeri öğelerin bir araya gelmesi ile uygulanması sonucu ile kullanıcıyı kazandıran bir kimliktir. Kültür ve toplum gelenek, görenek, bilim, düşünce ve sanat etkinliklerini kapsamakta ve toplumun nesilden nesille geçen birikimlerinin oluşumudur. Kültürel yaşam, tasarım, toplumsal kimlik, uygarlık ve kültür, kültürel yapılar ve iç mekanda bozulmanın etkilerini incelemenin yanı sıra malzemenin psikolojik etkileri ve algıları bağlamında; tasarımlara malzeme kullanımı ve insan üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuç olarak malzeme seçimini etkileyen motivasyon, çevre psikolojisi ve yaratıcılık olgusu gibi noktalardaki ifadeler ortaya çıkmıştır. Sosyolojik faktörün mekanlardaki etkileri ortaya çıkması ve incelenmesi yapılmıştır. Bununla beraber malzemenin, günümüze kadar değişerek gelen farklı kültürlerdeki algısının ortaya konulması amaçlanmıştır. İnsanlar üzerinde iç mekanda kullanılan malzemelerin kültürel ve psikolojik etkileri incelenmiştir
Prof. Dr. Muammer Kemal Özergin'in hayatı ve eserleri (1930-1986)
Muammer Kemal Özergin, 30 Haziran 1930'da İstanbul'da doğmuş, İstanbul Üniversitesi'nde tarih eğitimi almış ve akademik kariyerinde önemli başarılar elde etmiştir. Özellikle Türkiye Selçuklu dönemi üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınmış, çeşitli dergi ve ansiklopedilere makaleler yazmıştır. Özergin, eşi Ünsan Orgun ile 1958'de evlenmiş ve bu evlilikten bir kızları olmuştur. Akademik kariyeri boyunca öğrencileriyle yakın ilişkiler kurmuş, onları teşvik etmiş ve desteklemiştir. Özergin ölümüne kadar tarih, musiki, Türk mimarisi, Türk dili ve diğer sanatlarla ilgilenmiş, geniş bir kitap koleksiyonuna sahip olmuş ve öğrencilerine bilgi aktarmak için çaba göstermiştir. Mide kanseri nedeniyle 29 Ekim 1986'da vefat etmiştir. Muammer Kemal Özergin çok yönlü bir kişiliğe sahip olup sadece tarih ile ilgili eserler vermemiştir. Eserlerini Türk tarihi, kültür, müzik, edebiyat vb. alanlarda yazmıştır. İki yüze yakın makale kaleme almış fakat ne doktora tezini ne de başka bir eserini kitap olarak basamamıştır
Institutionalizing Opera in Turkey Carl Ebert and the Opera Studio
When analyzing the period of “music reform” in Turkey, researchers are grouped around two main tendencies. Those in the first group focus on laws and rules, while those in the second focus on the composers known as the Turkish Five. Yet, there is a body of source material that can break the monotony of existing studies, reveal new knowledge relating to private documents, and illuminate the political dimension of the cultural relations between Turkey and Germany during the 1930s and 1940s and the conflicts between European and Turkish musicians. This body of material consists of the reports and letters of the European experts who worked on the institutionalization of music in Ankara between the years 1935 and 1947. This article focuses on one of these experts, Carl Ebert (1887–1980), in the context of his work in Ankara between 1936 and 1947. It aims to provide new insights into the institutionalization of opera in Turkey and the cultural life of Turkey during the 1930s and 1940s through the study of an important actor who has so far been neglected. Ultimately, the article highlights the need to expand the source material for a critical evaluation of the established historical narrative of music reform that has been dominant and as well as highly functional and coherent for the political orientation of Turkey since 1950