Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Reuse of pre-produced concrete components
Günümüzde yenilenebilen kaynakların azalması ve enerji tüketiminin artması sera gazlarında artışa neden olmaktadır. Dünya nüfusundaki artışa bağlı olarak her alanda tüketim artmakta ve bunun sonucunda uygun tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle ürünlerin döngüsel ekonomiye geri kazandırılması önem arz etmektedir. Dünyadaki atık stoğunun büyük bir kısmına sahip olan inşaat sektörü atık yönetimi ve geri kazanımı açısından daha çok çalışma yapılması gerekilen bir alandır. Mevcut yapıların malzeme ve bileşenlerinin sökülerek ve/veya ayrıştırılarak maksimum düzeyde geri kazanımı ve yeniden kullanılabilirliğinin sağlanması gerekmektedir. Geri kazanılan malzemeler ve yeniden kullanılabilen bileşenler ile atık oluşumunun azaltılması hedeflenmektedir. Bu tez çalışmasında inşaat sektöründe en fazla kullanılan malzeme olan beton malzeme seçilerek döngüsel ekonomiye yeniden katılımının sağlanması amaçlanmaktadır. Çalışma 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmını içermekte olup öncelikle problem belirlenerek araştırma soruları oluşturulmuştur. Daha sonra çalışmanın amacı ve yöntemi belirlenmiştir. İkinci bölümde döngüsellik, döngüsel ekonomi ve döngüsel yapı kavramları açıklanmıştır. Ayrıca çalışmada ele alınacak beton bileşenler sınıflandırılmış ve tanımlanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde mevcut literatür taramıştır. Literatür taraması yapılırken anahtar sözcükler seçilerek tarama grupları oluşturulmuştur. Bu tarama grupları veri tabanlarında taranarak bilimsel yayınlara ait bilgiler toplanmıştır. Bu bilgiler bir veri tablosuna aktarılarak analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Bu tarama verilerine göre beton bileşenlerin yeniden kullanılabilirliğinin giderek daha önemli hale geldiği görülmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmaların arttığı görülmekle beraber sektördeki uygulamalar hakkında bilgiler verilmiştir. Beton bileşenlerin yeniden kullanımında incelenen makalelerin sonuçları derlenmiş ve çıkan sonuçların neticesinde karşılaşılan avantaj ve dezavantajlar ile muhtemel yenilikçi uygulamalar değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde beton bilşenlerin yeniden kullanım süreci hakkında bilgi verilmiştir. Beton bileşenlerin yaşam döngüsü değerlendirmesi yapılarak bileşenlerin taşınması depolanması ve mevcut bağlantı yöntemleri hakkında bilgiler verilmiştir. Beton bileşenler için yeniden kullanıma uygun bağlantı yöntemleri irdelenerek inceleme kriterleri belirlenmiştir. İnceleme kriterleri literatür analizinden elde edilen bilgiler ışığında döngüselliğe uygun tasarım ilkelerinden ve stratejilerinden yararlanarak oluşturulmuştur. Bu bağlantı yöntemlerinin olumlu ve olumsuz özellikleri belirlenerek sonuç çizelgeleri oluşturulmuştur. Çalışmanın 5. Ve 6. Bölümünde ise elde edilen bulgular ve sonuçlar yorumlanarak beton bileşenlerin yeniden kullanılabiliği ile ilgili bir çalışma ortaya koyulmuştur
Farklı gençlik alt kültürlerinin aynı mahallede bulunma hali: İstanbul Tahtakale Mahallesi örneği
Bu tez aynı mahalle sınırlarında yaşayan farklı gençlik profilleri üzerine yapılmış bir alan çalışmasına dayanmaktadır. İstanbul'un Avcılar ilçesine bağlı Tahtakale Mahallesi'nde bir yandan güvenlikli sitelerde bir yandan enformel yerleşimlerde yaşayan gençlerin hem kendine has yaşam ve düşünce biçimlerine hem de ortak mekânsal alanlarda kurulan ilişkilenme biçimleriyle bu ilişkilerinde inşa ettikleri ortaklıklar ve ayrışmalar üzerine bir gençlik anlatısı sunulmaktadır. Farklı profillerdeki gençler, gençlik kavramsallaştırması içerisinde alt kültürler kavramsallaştırması üzerinden ele alınmış ve bu kavramsallaştırma tartışması da mekânsal ayrışma üzerinden incelenmiştir. Gençlerin mekânsal farklılıklardan doğan kültürel sermaye biçimleri değişkenlik gösterse de Türkiye'de genç olarak gelecek kaygısı ve eğitime devam etme gibi ortak kaygılara ve beklentilere sahip olmak öne çıkmaktadır
Tasarım+Kuram: Cilt 20, Sayı 41 (2024)
Estetik Etki Olarak Zıtlıkların Simbiyozu — İpek Ek, 1-13; A Contemporary and Competitive Architect: The Architectural Adventure of Affan Kırımlı — Gürkan Okumuş, 55-75; Productive Facade Studies With Rule-Based Design: Ankara Çınar Street Sampling — Tuğçe Çelik, Zeliha Şahin Çağlı, 76-88; Derived from Postgraduate Studies: An Unfinished Story: Kimyahane (House of Chemistry) — Vildan Yarlıgaş, Deniz Mazlum, 40-54; Evaluation of Spatial Change and Development Process of Denizli Central Urban Area — Nida Alkın, Melih Birik, 89-104; Atmospheric? Ecologic? Meteorologic? The New Architectural Language of the 21st Century — Gülşah Güle
Kendiliğin inşası: sanat yapıtı olarak yaşam
Bu çalışma, yaşamın niçin ve nasıl bir sanat yapıtı olarak görülebileceğine Nietzsche düşüncesi içinden bir cevap vermeyi hedeflemektedir. Çalışmanın temel noktasını, sanat yapıtı olarak yaşam düşüncesi içinde içerilen üç unsurun; yaşamın, kendiliğin ve sanatın birer canlılık alanı olmaları bakımından ortaklaştıkları görüşü oluşturmaktadır. Nietzsche'nin birbirinden farklı temaları işleyen pek çok metninde hastalık-sağlık analojisine başvurduğu görülür. Nietzsche'nin bu analojiye, modern kültürün eleştirisini yaparken başvurduğu kadar kendini aşma idealinin sembolü olan Zerdüşt'ü konuştururken de başvurduğuna rastlanmaktadır. Nietzsche felsefesinin temel kavramlarından olan güç istenci ve décadence'a daha yakından bakıldığında, hastalık-sağlık analojisinin bir metafordan fazlasına işaret ettiği ve Nietzsche'nin kendilik de dahil olmak üzere felsefenin nesnesi hâline gelmiş pek çok olguya canlılık temelinde yaklaştığı görülebilir. Nietzsche'nin sağlık anlayışı, istencin iki türü olan etkin istenç ve tepkin istençten etkin olanla ilişkilendirilir. Nietzsche, etkin istence dayalı her değer biçmenin, yaratıcı bir karakter taşıdığını düşünür. Buna göre kişinin kendi yaşamına ilişkin etkin istence dayalı değer biçmelerinin de yaratıcı bir karakter taşıyacağı söylenebilir. Nietzscheci anlamda sağlıklı bir yaşamın anlamı da kişinin etkin istence dolayısıyla yaratma istencine dayalı bir yaşam sürmesinde bulunur. Nietzsche'nin hasta bir yaşamdan kastı ise décadent bir yaşam sürmekle ilişkilidir. Öyleyse kişinin yaşamına ve kendiliğine yaratıcı bir nitelik kazandırması, décadent olmaktan kurtulmasıyla ve hayatının geneline yayılan bir etkin olma hâliyle mümkündür. Çalışma boyunca yürüttüğümüz tartışmada, kişinin décadent olmaktan nasıl kurtulabileceği sorununu, Nietzsche'nin kültür, tarih ve sanat eleştirilerinde yaptığı analizlerden yola çıkarak cevap vermeye çalıştığımız, bu sorunun çözümünü kabaca kişinin kendi kendisine hekimlik yapmasında bulduğumuz söylenebilir
WASHING CHARACTERIZATION OF COMPRESSION SOCKS (vol 23, pg 323, 2023)
[Abstract Not Available]Ministry of Education, Youth and Sports of the Czech Republic; European Union - European structural and investment funds [CZ.02.1.01/0.0/16_019/0000843]This work was supported by the Ministry of Education, Youth and Sports of the Czech Republic and the European Union - European structural and investment funds in the frames of operational programme research, development and education - project hybrid materials for hierarchical structures (HyHi, reg. no. CZ.02.1.01/0.0/16_019/0000843)
Yapı tasarımında iklim etkilerine karşı kullanılabilecek pasif sistemler ve günümüzde uygulanabilirlikleri
İnsan yapılı çevrede yaşamını devam ettiren bir canlıdır. İnsan yaşamının büyük çoğunluğunu geçirdiği bu yapılarda konfor koşullarının sağlanması gereklidir. Konfor koşulları sağlanırken pasif ya da aktif iklimlendirme (ısıtma, soğutma ve havalandırma vb) yöntemleri kullanılmaktadır. Diğer yandan dünyamız, insanların ve bu yapıların içinde bulunduğu canlı bir sistemdir. Dünyada çeşitli ihtiyaçlar yenilenebilir veya yenilenemeyen enerji kaynakları kullanılarak karşılanmaktadır. Sanayi devriminden günümüze kadarki zaman diliminde endüstrileşme ve teknolojinin gelişmesi ile beraber enerji tüketimi katlanarak artmış, yenilenemeyen kaynaklar büyük ölçekte azalmış, çevre kirliliği ekolojik sürdürülebilirliği tehdit eder boyutlara gelmiştir. Bu sebeple enerji tüketimini ve çevre kirliliğini azaltmaya yönelik politikalar gündeme gelmiştir. Dünyada enerji tüketiminin %40'ı yapı sektöründe bunun da büyük çoğunluğu çevre koşullarına karşı konfor sağlamak üzere yapıların iklimlendirme sistemlerinde kullanılmaktadır. Yapılarda iklimlendirme ihtiyacı aktif sistemlerle enerji harcanarak karşılanabilirken pasif sistemlerle enerji kullanmaksızın mimari biçimle sürdürülebilir şekilde sağlanmaktadır. İklimle uyumlu sürdürülebilir yöntemlerin geleneksel (endüstri öncesi) mimarilerde örnekleri bulunmaktadır. Bu doğrultuda yapılarda enerji tüketimini azaltmaya yönelik bir yaklaşım olarak pasif sistemlerin günümüz yapılarında da kullanılması mümkün müdür sorusu gündemdedir. Bu amaçla bu çalışmada yapılarda enerji tüketimini azaltmaya yönelik yaklaşımlar açıklanmıştır. Sonrasında iklimle uyumlu tasarım yapabilmek için iklim bölgelerine özel tasarım rehberleri oluşturulmuştur. Bu bölüm kentsel ve yapısal ölçekte tasarım kararlarını içermektedir. Daha sonra yapılarda ısıtma-soğutma ve havalandırma sağlayacak yapı elemanı ölçeğinde pasif sistemler güneş ve rüzgardan yararlanma veya korunma durumlarına göre derlenmiştir. Bu pasif sistemlere ait örnekler paylaşılmış ve günümüzde uygulanabilirlikleri yapım maliyeti, bakım işletim maliyeti, yapım maliyetini karşılama süresi, kullanım ömrünün yapı ömrüne göre durumu, yapı karakteri üzerindeki belirleyicilik durumu (estetik katkısı, görünürlüğü gibi duurmları), farklı işlevlerde kullanılabilirlik durumu, yapı taban alanına etkisi ( TAKS için), yapı hacmine etkisi (İmar durumundaki TAKS, KAKS ve yükseklik sınırlılıkları için), gömülü enerji miktarı, enerji tüketimine etkisi, mekânsal kurguya etkisi , iklim ve coğrafyaya uyumu, verimlilik/gereklilik durumu ve yapının ihtiyaçlarına çözümü durumlarına göre tablo oluşturularak tartışılmıştır. İklimle uyumlu tasarım yapılırken kullanılabilecek pasif sistem tercih edilirken kullanılabilecek bir referans kaynak oluşturulmak hedeflenmiştir
Ayın İzi : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Aylık Bülteni
YUAM, Antakya Mimarisini Çalıştı / 5
Gün Batımında Gitar ve Arp Konserleri / 6
Modern Dans’tan Beden Farkındalığı Atölyesi / 8
Ünlü İtalyan Soprano Antonella D'Amıco ile Ustalık Sınıfı / 9
IRHM Salı Konferansları: Müzelerde Deprem Önlemleri / 10
Şehircilik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Deprem Çalıştayı / 1
Disiplinlerarası İlişki Bağlamında; Horasların Yemini Resmi ve Çete Filminin Metinlerarasılığı
Sanat, insan duygularının ve düşüncelerinin derin bir ifadesi olarak uzun süredir var olmuş, zamanı aşmış ve çeşitli dönemler boyunca evrim geçirmiştir. Sanatsal ifadenin amacı, araçların ve yöntemlerin dönüşümüne rağmen değişmez kalmıştır. Sanatsal ifade, Rönesans döneminde olduğu gibi sanatçıların farklı disiplinlerde de uzmanlaşmasıyla daha da güçlenmiştir. Ressam olan sanatçı aynı zamanda heykel ve beste yaparken, yirminci yüzyılda müzisyen resim yapmış, yirmi birinci yüzyılda ressam müziğin resmini yapmış ya da uyku deneyimlerini ve rüyalarını resmedebilmişlerdir. Farklı disiplinlerin biraraya geldiği deneysel çalışmalarla sanatçılar sanat pratiklerinde özgürlük alanlarının çeşitlenmesine vesile olmuşlardır. Sinema tam da bu noktada sanatçılara uçsuz bucaksız bir çalışma alanı oluşturmuştur. Kurgunun gücüyle iki görüntü arasındaki anlamsal ilişkinin izleyiciye çok hızlı ulaştığı keşfedilmiş ve görüntülerin arka arkaya sıralanışı sırasında iletilmek istenen anlamsal ifade diyologla birlikte izleyici üzerinde çok daha etkili olmuştur. Bu araştırmanın amacı, sinema sanatında ressamların katkısını Auteur Teori’ye bakışla Jean-Luc Godard ve 1964 yapımı ‘Çete’ (Bande a Part) filmi ile anlatmak ve Jacques-Louis David’in ‘Horasların Yemini’ isimli eser incelemesi ile metinlerarasılık bağlamında karşılaştırma yapmaktır. Bu çalışma, farklı dönemlerden ve sanatsal disiplinlerden olan bu iki farklı eserin, her bir sanatçının duygularını ve fikirlerini aynı yaratıcı alan içinde iletmek için kullandığı benzersiz sanatsal dilin çözümlenmesine yönelik bir inceleme sunar. Jean-Luc Godard ve Jacques- Louis David'ın eserleri arasındaki konu bakımından görünen farklılığa rağmen, Fransız kültürüne dayanan ortak bir sanatsal perspektif ikisini bir araya getirmektedir. Jean-Luc Godard ve Jaques-Louis David'’e ait her iki eser, içerdikleri konuyla karşıtlık oluşturmakla birlikte sanatçıların Fransız kültürüne sanatsal bakışları ortaktır. Bu kapsamda, David’in Horasların Yemini eseri ile Godard’ın Çete (Bande a Part, 1964) filmi içerisindeki kısa sekans dahilinde yönetmenin görmemizi istediği metinlerarasılık ilişki betimsel analiz yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır
A study on discourse change in the process of architectural production: A reading proposal on the Pritzker Architecture Prize
Dünyadaki değişimlere paralel olarak çalışma eylemi ve mimari üretim ortamı farklılaşmakta, ortamdan etkilenen mimarın çalışma biçimi mimari üretimi şekillendirmektedir. Bu bağlamda, öncelikle mimari üretimi anlamak için çalışma kavramının tarihsel altyapısı, mimarın çalışmasının anlamı, mimari üretim ortamı ve mimari üretimin tarihsel altyapısı incelenmiştir. Tez kapsamında, mimari üretim ortamının arka planındaki ekolojik, jeopolitik, çevresel, sosyo-ekonomik ve kültürel etkenler ve mimari üretimdeki farklılaşmalar araştırılmaktadır. Bunlar enformasyon devriminin yarattığı teknoloji odaklı üretim, ekolojik kriz sonucu ortaya çıkan sürdürülebilirlik kavramı, küreselleşme ile mimari üretimin coğrafyası genişlemesi, neoliberalizm ile kapitalist sermayenin destekçisi olan rekabet odaklı üretim ve katılımcı demokrasi kavramı ile artan katılım odaklı mimari üretim biçimleridir. Ortamdaki bu değişimlerin mimara, mimari ürüne ve bu ürünün çevre üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bu bağlamda, mimar - mimari ürün - çevre etkileşimi çerçevesinde mimarlıktaki ikili durum üzerinde durulmuştur. Bunlar yıldız mimarlık ve yıldız mimarlığın eleştirisi bağlamında toplumsal-kültürel hizmet anlayışında mimarlıktır. Süreçte farklılaşan mimari üretim ortamı mimarın çalışma biçimiyle mimari üretimi dönüştürürken ödül mekanizmaları ile ödüllendirilmektedir. Ödüllere ilişkin jüri raporları söylem oluşturmaktadır. Bu bağlamda tez, mimari üretim sürecinde söylem değişimine ilişkin bir okuma önerisi ortaya koymaktadır. Tezin araştırma yöntemi olan eleştirel okuma önerisi, Pritzker Mimarlık Ödülü sahibi seçili mimarların jüri raporları üzerinden karşılaştırmalı analizdir. Söylem değişimine ilişkin okuma önerisi ile jüri raporlarının söylem yoluyla mimarlığı yönlendirmesinin izi sürülmektedir. Bu bağlamda, mimari üretim ortamının değişimine sebep olan etkenlerden yola çıkılarak küreselleşmenin etkileri, neoliberalizmin etkileri, toplumsallığın etkileri, çevrenin etkileri ve mimarın pozisyonu üst başlıklarında kategorize edilen söylemler çerçevesinde analiz yapılmıştır. Söylem değişimine ilişkin okuma önerisi ile mimari üretimdeki değişimlerin ödüllendirilmesinin altında yatan amaca yönelik bir farkındalık amaçlanmakta ve ödül mekanizmasına eleştirel yönden bir bakış bulunmaktadır
MSGSÜ Ayın İzi
Temmuz Ayında Öne Çıkanlar: Mimarlık Bölümünden Eski Kent Yerleşim Alanları İçin Projeler; Gün Batımında Viyolonsel Konseri; Öğrencilerimiz Bitirme Projelerini Sundular; “Ormanlardan Hemen Önceki Gece” Oyunu Sahnedeydi; Müze Akademi Eğitimleri Tamamlandı; Tekstil Ve Moda Tasarımı Öğrencilerimize Ödül; Prof. Mete Ünal Hocamıza Veda