Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
    9810 research outputs found

    INCLUSIVE MUSEUM AND DIGITALLY SUPPORTED INCLUSIVE PRACTICES

    No full text
    Çağdaş müzeler sanatın ve kültürel paylaşımın mekânsal deneyimle iç içe geçtiği, çok katmanlı etkileşim alanları olarak işlev görmekte ve toplumun her kesimini bu etkileşime dahil etmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme hayatın neredeyse her alanını etkilediği gibi müzecilik pratiklerini de dönüştürmektedir. Bu çalışmada ‘yeni dijital teknolojik temsil biçimleri müzelerde kapsayıcılık pratiklerinin geliştirilmesine yönelik olanaklar sunar’ hipotezinden hareketle, kapsayıcı müzelerin hangi kriterlerle şekillendiği ve bu kriterlerin sağlanmasında dijital teknolojilerin rolünün tespiti amaçlanmaktadır. Araştırma iki aşamalı olarak kurgulanmıştır. İlk aşamada kapsamlı bir literatür taraması ile dijitalleşme, kapsayıcılık, kapsayıcı tasarım, sosyal dışlanma kavramları ve müzecilikte dijitalleşme ve kapsayıcılık ilişkisi derinlemesine araştırılmış, müzelerde sosyal kapsayıcılığın sağlanması için yapılması gerekenler, kapsayıcılık süreci ve tipolojileri üzerinden belirlenmiştir. İkinci aşamada ise müzelerde kapsayıcılık süreci kriterleri doğrultusunda, dijital uygulamalarla desteklenen çağdaş müzecilik pratikleri nitel araştırma yöntemlerinden saha taraması ve literatür araştırması ile tespit edilerek irdelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, müzelerde kapsayıcılığın bir süreç olduğu ve üç aşamalı kapsayıcı müzecilik sürecinin her aşamasında çeşitli dijital teknolojik uygulamalar kullanılarak müzecilik faaliyetlerine toplumsal katılımının desteklendiği görülmüştür.Contemporary museums function as multi-layered interaction spaces where art and cultural exchange are intertwined with spatial experience and aim to include all segments of society in this interaction. As digitalization affects almost every aspect of life, it is also transforming museum practices. This study was conducted to determine the criteria for museum inclusion and the role of digital technologies in ensuring these criteria, based on the hypothesis that new digital technological representation forms offer opportunities for the development of inclusivity practices in museums. The research was structured in two stages. In the first stage, a comprehensive literature review was conducted to investigate the concepts of digitalization, inclusivity, inclusive design, and social exclusion. The inclusion process and typologies were determined based on this review. In the second stage, contemporary museology practices supported by digital applications were identified and examined through field research and a comprehensive literature review, according to museum inclusion process criteria. The findings indicate that inclusivity in museums is an ongoing process, and different stages of inclusivity using digital technological applications support user participation

    Rauf Yekta's Notes on the 1932 Congress of Arab Music Being a Mediator in a Dual Musical Universe

    No full text
    The participation of the Turkish musicologist Rauf Yekta (1871-1935) in the Cairo Congress of Arab Music in 1932 and his rejection of the proposed 24-tone equal-tempered scale are well-known facts in musicological literature. However, due to the dearth of primary sources, Yekta's influential role in the discussions remains largely unknown. Recently discovered notes, published in the periodical Mukhãdana/ Muhadenet following the Congress, provide new insights into Yekta's musicological approach and his position relative to other participants at the Congress. Based on these notes, this article provides the first comprehensive analysis of Yekta's opinions on the Congress. Yekta's stance cannot be fully understood without considering Turkey's position between the "Arab" and "Western" worlds at the time. However, his views, particularly as a scholar defending the Turkish makam tradition against the musical revolution of the Republic, did not align with those of Turkish state representatives. Taking a unique position, Yekta envisioned a dual musical universe and saw himself as a mediator capable of reconciling the distinct qualities of these two worlds. © 2024 VWB - Verlag fuer Wissenschaft und Bildung. All rights reserved

    Chimneyless Factory In Kars: Restaurant Operators' Perspective On Gastronomy Tourism

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, Kars’ta gastronomi turizminin önemli unsurlarından biri olan yerel yemek ve restoran işletmecileri arasındaki ilişkiyi anlamak böylece onların gastronomi turizmine nasıl baktığını tespit etmektir. Bu amaçla çalışma tarihsel geçmişi olan ve Yerliler (bir grubun adıdır), Azeriler, Terekemeler, Türkmenler, Malakanlar, Kürtler gibi birçok farklı grubun birlikte yaşadığı, bunun sonucu olarak kültürel zenginliğe sahip olan Kars’ta yapılmıştır. Restoranların yerel yemeklerin yapımı ve tüketimindeki rolü ve bu yerel yemeklerin gastronomi turizmi açısından tanıtılması konusundaki farkındalıklarının tespit edilmesi için niteliksel yöntemin kullanıldığı antropolojik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada katılımcı gözlem ve derinlemesine mülakat teknikleri kullanılmıştır. Çalışma sahası olarak Kars Kalesinin, Baltık tarzı mimari yapıların ve bu tarihi yapıların dekore edilmesiyle kullanıma açılmış olan yöresel menüleri bulunan restoranların bulunduğu, hediyelik eşya dükkânları ve peynir/bal dükkanlarıyla turistlerin şehirde en çok vakit geçirdiği yer olan Yusufpaşa Mahallesi seçilmiştir. Bu mahallede bulunan işletme sahibi ya da işletmeci 11 kişi ile Kars’ta derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler, yapılan gözlemler ve enformel görüşmeler sonucunda turizmin son dönemde Kars için neredeyse tek geçim kaynağı haline geldiği ancak bu işletmelerde nitelikli eleman sıkıntısı yaşandığı anlaşılmıştır. Gençlerin yorucu işleri tercih etmemesi, yemekleri bilen kadınların geleneksel eğilimler nedeniyle ev dışında, yemekle ilgili işletmelerde çalışmaması, iklim değişiklikleri nedeniyle kış turizminin gecikmesi turist sayısının sektörün sorunları olarak görünse de işletmecilerin ve halkın turizme olumlu yaklaştığı gözlemlenmiştir. TÜBİTAK tarafından desteklenmekte olan ve halen devam eden 122G024 numaralı “Kars'ta Gastronomi Turizmine Yöre Halkının Katkısının Belirlenmesi” başlıklı projenin bir parçası olan bu saha çalışmasının görüşmeleri yöre halkıyla ve Kars’a gelen turistlerle yapılmaya devam edilecek ve proje sonucunda elde edilen veriler ayrıca yine yayın olarak hazırlanacaktır.This study aims to understand the relationship between local food, which is one of the important elements of gastronomy tourism, and restaurant operators in Kars and determine their perspective on gastronomy tourism. For this purpose, the study was conducted in Kars, which has a cultural richness since many different groups, such as Natives (it is the name of a group), Azerbaijanis, Terekemes, Turkmens, Malakans, Kurds, live together. An anthropological study was carried out using qualitative methods to determine the awareness of restaurants about their role in the preparation and consumption of local dishes and the promotion of these dishes in terms of gastronomy tourism. Participant observation and in-depth interview techniques were used in this study. Yusufpaşa District, which is the place where tourists spend most of their time in the city, was chosen as the study area, with Kars Castle, Baltic-style architectural structures, restaurants with local menus opened in these historical buildings, souvenirs, and cheese/honey shops. In-depth interviews were held with 11 neighborhood business owners and/or operators. As a result of these interviews, observations, and informal conversations, it has been understood that tourism has recently become almost the only source of income for Kars, but there is a shortage of qualified personnel in these enterprises. Young people do not prefer tiring jobs, women who know how to prepare these foods do not work outside in businesses due to traditional tendencies, and the delay in winter tourism due to climate changes are seen as problems of tourism, but it has been observed that the operators and the people approach tourism positively. The interviews of this field study, which is a part of the ongoing project numbered 122G024 titled "Determining the Contribution of Local People to Gastronomy Tourism in Kars" and supported by TÜBİTAK, will continue to be held with local people and tourists coming to Kars. The data obtained from the project will also be prepared for publication

    Tarihsel süreç içerisinde içmimarlık mesleğinin ad-içerik ilişkisinin değerlendirilmesi; interiority kavramı

    Get PDF
    İçmimarlık mesleğinin bugünkü halini almasında ve modern içmimarlığın kuramsal altyapısının geliştirilmesinde; iç mekânların kullanımındaki tarihsel aşamalar, kültürel değişimler ve teknolojik/endüstriyel ilerlemelerin büyük etkisi olduğu anlaşılmıştır. Araştırma, bu etkilerin ışığında, iç mekânın kendi başına gelişen ve biçimlenen kimliğine odaklanarak, 21. yüzyılda toplumun gereksinimlerini ve beklentilerini yansıtan, çağdaş bir içmimarlık düşüncesi olan 'interiority' kavramını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kavram geleneksel iç mekân ve içmimarlık düşüncelerinden ayrılarak, bireyin içsel dünyası ve kimliğini merkeze alarak geliştirilmiştir. İç mekânların sadece fiziksel özelliklerini değil aynı zamanda tasarıma büyük ölçüde katkı sağlayan duygusal, psikolojik ve deneyimsel unsurları da içine almaktadır. Çalışma kapsamında içmimarlığın ele aldığı çağdaş kavramları ve mesleğin konumunu anlayabilmek adına tarihsel süreçte bir değerlendirme yapılmıştır. İçmimarlık mesleğinin geçmişi, iç dekorasyon, iç mekân tasarımı ve içmimarlık mesleklerinin karşılaştırmalı analizi ile incelenmiştir. Özellikle eğitim alanındaki analiz genişletilerek, çağdaş içmimarlık kuramlarının oluşturulabilmesindeki en önemli etmen olduğu ortaya koyulmuştur. Ulusal ve uluslararası içmimarlık eğitim standartları incelenmiş ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Günümüz içmimarlık uygulamalarına değinilerek 'interiority' kavramının mesleğe olan etkisi tartışılmıştır. Mekâna dair bu içkin anlayışın içmimarlığın sınır ve olanaklarını keşfetmeye yönelik geniş perspektifi irdelenmiştir. İç mekânı maddi ve fiziksel olmanın ötesinde; duygusal, kültürel ve sembolik katmanları ile değerlendiren bir bakış açısı olduğu görülmüştür. Bu kavramın, mesleğin düşünsel ve uygulama boyutunu genişleterek, iç mekânın içeriğini ve derinliğini anlamada önemli bir rol oynadığı saptanmıştır. Çağdaş içmimarlık uygulamalarında değişime yol açan bu kavram, mekânı içselleştirmenin bir yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle, soyut değerlerin mekân üzerindeki somut etkileri olarak değerlendirilmektedir. İnsanı odak noktasına yerleştiren bu düşünce ve geliştirilen uygulama yöntemlerinin modern içmimarlık anlayışında önemli bir yer edindiği ve içmimarlığı yeni bir temsil düzeyine taşıdığı görülmektedir. Bu şekilde, mekânın insan üzerinden; insanın da mekân üzerinden okunabildiği, yorumlanabildiği ve deneyimlenebildiği yaratıcı bir süreç oluştuğu gözlemlenmektedir

    Ayın İzi : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Aylık Bülteni

    No full text
    Haziran Ayında Öne Çıkanlar: IRHM’de "Temsil ve Hafıza" Söyleşisi Antakya İçin Düzenlenen Metaverse Sergisi Tophane-i Amire’deydi Cumhuriyetimizin 100., Üniversitemizin 142. Yılı İçin Hazırlanan ve Akademi’nin 1882-1948 Yılları Arasındaki Kurumsallaşma Sürecini Anlatan “Temsil ve Hafıza” Sergisi Kapsamında Fatma Ürekli’nin Katılımıyla Bir Söyleşi Düzenlendi. Haberin Devamı ↘5 Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (YUAM) Düzenlediği “Atölye METAntiochia, Antakya Metaverse’de: Sivil Mimari Üzerine Bir Deneyim” Başlıklı Atölye Dizisinin Çıktıları Tophane-i Âmire KSM Sarnıç Galerilerinde Sergilendi. Haberin Devamı ↘6 İRHM Müze Akademi İkinci Ayında / 28 Konservatuvarımızın Diploma Konserleri IRHM'deydi / 14 Anadolu Halı ve Dokumaları Üzerine Konferans / 18 Tarih Bölümünden Söyleşi Serisi / 19 Şehirciliğin Söyleşileri’nde Bu Ay İstanbul ve Göç Ele Alındı / 27 Kenttam ve ŞBP’nin Projesine TÜBİTAK Desteği / 30 Üniversitemizde Dönem Sonu Heyecanı / 2

    A SPACE FOR THE VISIBILITY OF YOUNG ARTIST CANDIDATES: BASE 2023 IN THE CONTEXT OF PAINTING

    No full text
    İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Base, görsel sanatların farklı disiplinlerinden yeni mezun sanatçı adaylarına görünürlük sağlayıp alan açma girişiminde bulunan bir sanat hareketidir. En son yedincisi düzenlenen Base 2023 her yıl tekrarlanan bir etkinlik olma girişimindedir ve kapsamlı bir hazırlık süreci içermektedir. Türkiye’deki üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinin hemen hemen bütün bölümlerine açık olan Base, interdisipliner bir yaklaşım sergilemektedir. Üretimleriyle Türkiye’deki sanat ortamına dâhil olup varlık göstermeye çalışan genç sanatçıların portfolyoları seçici kurul tarafından değerlendirilmektedir. Base 2023’te 26 şehir, 36 üniversiteden 120 genç sanatçı adayının 130 eseri İstanbul Akaretler’de, ‘Gerçekliğin İçinde Düşlerin Kıyısında’ üst başlığıyla 17 – 23 Aralık 2023 tarihleri arasında sergilenmiştir. Bu çalışmada, sanatsal pratikleri resim ekseninde olan 10 yeni mezun genç sanatçıya yer verilmiştir. Bu çalışma, Base 2023, 7. edisyonda yer alan, sanatsal pratiklerini resmin plastik sorunları üzerine kuran, farklı üniversitelerin resim bölümlerinden mezun öğrencilerin eserleri üzerinde durmayı amaçlamaktadır. Ele alınan genç sanatçıların ortak paydalarının başında, yaratıcı süreçlerini resmin temel malzemelerini kullanarak ortaya koymaları gelmektedir. Seçilen 10 genç sanatçının Base 2023’te yer alan eserleri için yazdıkları kavramsal metinlere yer verilmesinin ötesinde resmin plastik sorunlarına yaklaşım biçimleri, nasıl hareket ettikleri, çalışma pratikleri, sanat tarihsel bağlantıları değerlendirilmiştir. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır, Base 2023 etkinliği ziyaret edilmiş, ardından iletişim kurulan genç sanatçılarla görüşülmüş, süreçlerinin nasıl evirildiğine dair diyaloglar kurulmuş, çalışmaları ve bağlantıları değerlendirilmiş, toplanan veriler temel alınmıştır. Base 2023 seçkisi bağlamında Türkiye’deki resim sanatının gidişatına dair not düşmek çalışmanın önemini vurgulamaktadır

    Hieronymus Bosch'un "Dünyevi Zevkler Bahçesi" Triptiğindeki Hayvan İmgeleri

    No full text
    Batı resim sanatında zaman içerisinde dönüşümler geçirdiği gözlemlenen hayvan imgesi; sembolik, alegorik veya metaforik ifade biçimlerinde dönemin düşünsel altyapısına dair işaretler bırakır. Hayvan imgesi, Orta Çağ’da Hristiyanlık öğretisini yaymak ve dini mesajlar aşılamak amacı ile kullanılmaya başlar. Orta Çağ’dan Rönesans’a geçiş döneminde bilimin önem kazanması, hayvanlara yönelik yeni yaklaşımlar getirse de Orta Çağ’ın fantastik dünyası ilgi çekmeye devam eder. Erken dönem Rönesans resmi içerisinde konumlandırılan Hieronymus Bosch, Orta Çağ’ın fantastik varlıkları ile hayvanları betimleyerek gerçeküstü bir dünya yaratmıştır. Bu makalede, Bosch’un “Dünyevi Zevkler Bahçesi” triptiğindeki hayvan imgelerinden hareketle oluşturduğu görsel dilin temellerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, araştırmanın kapsamı Orta Çağ ve Rönesans sanatı ile sınırlandırılmıştır. Bosch’un hayvan temsilleri odağında seçilmiş olan görseller, her bir panel için ayrı başlık altında değerlendirilmiş ve sembolizmi üzerine önermelerde bulunulmuştur. Bu çalışma, Bosch’un hayvan imgeleri üzerinden Orta Çağ ile Rönesans arasındaki geçiş dönemine bir bakış sunmaktadır

    The gap between regional R&D innovation policies and implementation: the case of Easr Marmara Region

    No full text
    Bilgiye dayalı ekonomiye geçişle birlikte, inovasyon için kritik olan bilginin yerelde üretilmesi ve ekosistem aktörleri arasında yayılmasında bölgenin rolü önem kazanmaktadır. Bölgesel inovasyon politikaları ve firmaların inovasyon yeteneğini geliştirmek üzere tasarlanan bölgesel Ar-Ge ve yenilik destekleri, bölgesel gelişmeyi sağlamak ve bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmaya katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Başarılı bir şekilde uygulanan bölgesel inovasyon politikalarının ise her bölgede aynı etkiyi yaratmadığı görülmektedir. Barca ve sonrasındaki biçok araştırmacı, bölgesel inovasyon politikalarının, bölgenin kendi dinamik ve ihtiyaçlarını yerel aktörlerle birlikte ele alarak yer temelli tasarlanması ve uygulanması gerektiği düşüncesini benimsemektedir. Akıllı ihtisaslaşma stratejisi, bölgenin rekabet edebilirliğini sağlayan güçlü yanlarını inovasyon odağında katılımcı bir keşif süreciyle ortaya çıkararak bölgenin yenilik stratejilerini önceliklendirmeyi, diğer bir deyişle bölgesel inovasyon politikalarının tasarım ve uygulama süreçlerine dair bir rehber sunarak süreci kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Öte yandan, bazı uygulamlarda yer temelli bir yaklaşımla geliştirilen stratejilerin bölgelerde aynı etkinlikte uygulanmadığı gözlemlenilmektedir. Bu noktada, yer temelli olma iddiasıyla tasarlanan bölgesel inovasyon politikaları ile uygulama arasındaki boşluğu anlamak için bir politika analizi çerçevesi oluşturmanın, hem söz konusu politikaların analizine zemin hazırlayacağı hem de sonraki politika tasarım süreçlerine ışık tutarak politikaların daha etkin bir şekilde uygulanmasına olanak sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, tezin amacı bölgesel gelişme teorileri kavramsal çerçevesinden faydalanarak firmaların inovasyon yeteneğini geliştirmek üzere yere özgü tasarlanan bölgesel Ar-Ge ve yenilik politikası ile uygulama arasındaki farklılığın boyut ve bileşenlerini firma ve bölge ölçeği arasında bağ kurarak tanımlamak, Doğu Marmara Bölgesinin kendine özgü ve biricik yapısı üzerinden bu bileşenleri analiz etmek ve daha sonraki çalışmalar için söz konusu boşlukları doldurabilecek önerilerde bulunmaktır. Tezin özgünlüğü ise yer temelli bölgesel inovasyon politikasını incelemeye olanak sağlayan boyut ve bileşenler ile politika analizinin yapısını ortaya koyan boyut ve ölçütlerden oluşan iki katmanlı, ölçeklenebilir ve yere özgü uyarlanabilir bir politika analizi çerçevesi oluşturmasıdır. Tez çalışmasının sonucunda Akıllı İhtisaslaşma İçin Doğu Marmara Bölgesel Yenilik Stratejisi kapsamında firmalar odağında tasarlanan Ar-Ge ve inovasyon stratejileri ile uygulama arasındaki boşluğun, yapısal ve bölgeye özgü mekansal, zamansal ve aktörel boyutlarda farklılıklarının olduğu, bu farklı boyutlar ve boyutlar altındaki bileşenlerde de boşluğun yapısının ve derinliğinin değiştiği gözlemlenmiştir

    The metaphysıcs of Schopenhauer and analysıs of the works by Wagner and Richard Strauss by means of the concept of wıll

    No full text
    Bu tez, felsefe ile müzik sanatı arasında analitik bir bağıntı kurma amacını içermektedir. Bu bağıntıyı, müziğe, kurguladığı düşünce sisteminde üst düzey konum atfeden Alman filozof Arthur Schopenhauer’in (1788 – 1860) felsefesinden yola çıkarak oluşturmaya çalışacağız. Schopenhauer’in felsefesine öncü figür olarak gösterdiği filozof Immanuel Kant’ın (1724 – 1804) estetik anlayışını ve güzel sanatlar bölümlemesini takip ederek, Schopenhauer’in kendisine özgü düşünce biçimi temellendirilecek. Ayrıca, Kant’ın metafizik sisteminde kendinde şey kavramının, Schopenhauer’in felsefesinde nasıl isteme kavramına dönüştüğü açıklanacak. İsteme kavramı açıklanırken kullanılacak kaynak, Schopenhauer’in temel eseri İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya (Die Welt als Wille und Vorstellung) olacaktır. Bu eserden yola çıkarak, müziğin metafizik ile nasıl bağıntılı düşünüldüğüne dair inceleme yapılacaktır. Schopenhauer’in estetik anlayışında isteme kavramının müzik tarafından nasıl karşılık bulduğu ve bu düşünce biçiminin, kendisinden sonraki nesillerin bestecileri üzerinde bıraktığı etki tahlil edilecek. Bu etki ile ilgili olarak, iki Alman bestecinin, Richard Wagner’in (1813 – 1883) Tristan und Isolde: Prelüd ve Aşk Ölümü ve Richard Strauss’un (1864 – 1949) Dönüşümler (Metamorphosen) başlıklı yapıtlarının nota analizleri, Schopenhauer’in isteme kavramından yola çıkarak yapılacaktır. Analizimizin içeriğinde, Schopenhauer’in İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya’sında müzik hakkındaki düşünceleri ve teorik açıklamaları aracılığıyla söz konusu müzik yapıtlarının kurgu ve anlam katmanları üzerine düşünceler öne sürülecektir. Tezin son kısmında, Schopenhauer’in hiçbir metinde değinmediği büyük besteci Johann Sebastian Bach’ın müziğine değinilecektir. Schopenhauer’in müzik teorisi hakkında yazdıklarına kaynakça olan Jean-Philippe Rameau’nun yerine, Bach’ın teorik katkıları göz önünde bulundurulacaktır. Bu sayede, Schopenhauer’in müzik metafiziğinin Bach’ın yapıtlarından yola çıkarak yeniden kurgulanmasının olanağı araştırılacaktır

    Richard Wagner'in bütüncül sanat yapıtı (Gesamtkunstwerk) anlayışının incelenmesi

    Get PDF
    Bu çalışma, Richard Wagner'in Gesamtkunstwerk (Bütüncül Sanat Yapıtı) anlayışının tarihi ve felsefi arka planını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Gesamtkunstwerk, Wagner'in tüm sanat formlarının bir arada kullanıldığı ve izleyiciye tam bir sanatsal deneyim sunmayı amaçlayan bir sanat anlayışıdır. Çalışma, bu kavramın gelişimini ve Wagner'in bu konudaki düşüncelerinin kökenlerini aydınlatmayı hedeflemektedir. Çalışma, öncelikle Yunan sanat anlayışı ve tragedyalar ile Yunan ve Cermen mitolojisinin Gesamtkunstwerk'in gelişimine olan katkılarını ele almaktadır. Wagner'in bu kavramı nasıl benimsediği ve dönemin sanat hareketlerinden nasıl etkilendiği araştırılmıştır. Ayrıca, Wagner'in felsefi etkilenimlerini, özellikle Schopenhauer'ın müzik metafiziği, Hegel'in estetik anlayışı ve Feuerbach'ın dünya görüşü bağlamında değerlendirir. Bu filozofların düşünceleri, Wagner'in Gesamtkunstwerk anlayışını nasıl şekillendirdiği ve bu anlayışın temel unsurları üzerinde durulmuştur. Araştırma, geniş bir literatür taraması ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Wagner'in eserleri, onunla ilgili ikincil kaynaklar, dönemin sanat ve felsefe yazıları incelenmiştir. Bu kaynaklar üzerinden Wagner'in Gesamtkunstwerk kavramını nasıl geliştirdiği ve uyguladığı detaylandırılmıştır. Ayrıca, Yunan ve Cermen mitolojisi, Alman Romantik Sanat Hareketi ve ilgili filozofların etkileri derinlemesine analiz edilmiştir. Nibelung Yüzüğü dörtlemesi, Gesamtkunstwerk anlayışının somut bir örneği olarak detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmanın bulguları, Wagner'in Gesamtkunstwerk anlayışının, farklı sanat dallarının bir araya gelmesiyle daha derin ve anlamlı bir sanatsal deneyim yaratmayı amaçladığını ortaya koymaktadır. Müzik, şiir ve dram, tiyatro ve sahne sanatları ile görsel sanatlar, Wagner'in eserlerinde bütünleşik bir şekilde kullanılmıştır. Nibelung Yüzüğü dörtlemesi, bu anlayışın somut bir örneği olarak incelenmiş ve eserin felsefi arka planı, Cermen-İskandinav mitolojisi ile dram ve müzik ilişkisi bağlamında tartışılmıştır. Wagner'in, bu eserlerinde müziği birleştirici bir unsur olarak kullanması ve diğer sanat dallarını destekleyici rolü, Gesamtkunstwerk'in temel özelliklerinden biri olarak vurgulanmıştır. Bu bulgular, sanat ve felsefe alanında Wagner'in özgün katkılarını ve Gesamtkunstwerk'in sanat tarihi içindeki yerini vurgulamaktadır. Wagner'in bu bütünsel sanat anlayışı, modern sanatın çeşitli formlarında izlerini bırakmış ve sanatçılara ilham kaynağı olmuştur. Gesamtkunstwerk, sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil, aynı zamanda derin felsefi ve kültürel anlamlar taşıyan bir olgu olarak yeniden tanımlamaktadır. Bu çalışma, Wagner'in Gesamtkunstwerk anlayışının, sanat tarihindeki önemini ve etkisini bir kez daha gözler önüne sermektedir

    918

    full texts

    9,810

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇