Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
    9810 research outputs found

    The concept of place in graduate architecturalresearch in Turkey

    No full text
    Bu çalışma, tarihsel süreçte Türkiye'deki mimarlık araştırmalarında yer kavramına ilişkin farklılaşan yaklaşımları incelemektedir. Çeşitli lisansüstü tezlerin incelenmesi ve yer kavramının mimarlık araştırmalarındaki konımunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın hipotezi, yer kavramının lisansüstü çalışmalarda fiziksel boyuta ek olarak giderek artan oranda kültürel ve felsefi boyutlarda da çalışmalar yapıldığıdır. Araştırmada, ayrıca lisansüstü çalışmalarda nitel yöntemlerin nicel yöntemlere göre daha fazla tercih edildiği belirlenmiştir. Çalışmanın başlangıcında, yer kavramı üzerine mevcut söylemler incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, yer kavramı üzerine yapılan çalışmaların konu ve araştırma yöntemi bakımından ayrımının yapılması, tez kapsamında yer alan lisansüstü çalışmaların araştırma eksenini belirlemiştir. Sonrasında, mimarlık eğitim ve kültüründe "yer" fenomeni üzerine tarihsel bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Söz konusu tarihsel inceleme, Antik Dönem ile başlayarak, Lonca Düzeni gibi okul öncesi dönemlere, ardından Fransız Kraliyet Mimarlık Akademisi ve École des Beaux-Arts eğitimine ve nihayetinde Bauhaus eğitimine kadar uzanmaktadır. Bu araştırmaların altyapısı üzerine Türkiye'de lisansüstü mimarlık eğitiminin gelişimi ve bu süreçte öne çıkan mimarlık okullarının araştırma konuları incelenmiştir.Türkiye'deki lisansüstü mimarlık eğitiminde, yer kavramının çok boyutlu bir şekilde ele alındığı ve araştırmaların çeşitli yöntemleri kullandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, yer kavramı, fiziksel boyutunun yanı sıra giderek artan oranda kültürel ve felsefi boyutlarıyla ele alınmaktadır.Lisansüstü mimarlık eğitiminin sonuç ürünü olan mimarlık araştırmalarında yer kavramı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Tez Veri Tabanı'nda kronolojik olarak irdelenmiştir. Mimarlık araştırmaları olarak çalışmanın kapsamını, Türkiye'deki lisansüstü tez çalışmaları oluşturmuştur. Yöntem olarak, hipotezi sınamak amacıyla "Lisansüstü Araştırmaları" başlığı altında yer kavramı ile bağlantılı olarak "yer" kelimesi geçen tezler ele alınmıştır. Başlığında yer kelimesi geçen fakat yer kavramına gönderme yapmayan tezler elenmiştir. Daha sonra yer kavramının tarihsel süreç ve güncel mimarlık araştırmalarında konu ve yöntem bağlamında çözümlemesi yapılmıştır. Bu çözümleme ile birlikte yer kavramının nasıl değiştiği ve dönüştüğü incelenmiştir. İlk olarak, yer kavramının hangi yıllarda bilimsel çalışmalara ve tezlere konu olduğu belirlenmiştir. Fiziksel boyuttan toplumsal boyuta geçişteki farklılıklar araştırılmıştır. Tezlerde kullanılan yöntemler incelenmiştir. Yıllara göre yöntemsel farklılıkların oluşup oluşmadığına bakılmıştır. Tarihsel süreç boyunca yazılan tez sayısında artış veya azalış olup olmadığı incelenmiş ve mimarlık alanında yapılan toplam tezler içinde yer kavramı özelindeki tez oranı belirlenmiştir. Mimarlık araştırmalarında 'yer'in bilgi ve tasarım problemi olarak ortaya çıkışı ve dönüşümü (tarihsel çözümleme) araştırılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'deki lisansüstü tezleri Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Tez Veri Tabanı'nda taranarak bu tarihsel süreçte yer kavramının hangi boyutta ve hangi yöntemle ele alındığı nitel bir araştırma yöntemi ile çözümlenmiştir. Ardından lisansüstü çalışmalarında yer kavramının içeriği irdelenmiştir. Bu bağlamda Türkiye'deki mimarlık alanında yazılan doktora ve yüksek lisans tezleri araştırmanın kapsamını oluşturmuştur. 1990 ve 2000'li yıllarda farklılaşan yaklaşımları ortaya koymak asıl hedeftir. Türkiye'deki mimarlık eğitimi veren okullarda yer kavramına ilişkin lisansüstü tezler Yök Tez veri tabanı taranarak kronolojik olarak incelenmiştir. Bu bağlamda Yök Tez veri tabanı taranması sonucu öğrenilen bilgilerle mimarlık alanında ilk tez 1973 yılında yazılmıştır. Yer kavramına dair ilk lisansüstü çalışmanın bilime girişi ise 1990'lı yıllarda başlamıştır. Yer kavramının 1960'larda Norberg-Schulz'un yeniden hatırlattığı bir Antik Dönem kavramı olan "yerin ruhu"(genius logi) kavramı ile literatüre girmesine karşın 1990'larda lisansüstü çalışmalara girmesinin oldukça zaman aldığı tespit edilmiştir. 1960 sonrası tezlerin tamamına bakılarak yer kavramının konu edilişinin oranı hesaplanmış ve artış azalışlar gözlenmiştir. 1960-1990 yılları arası mimarlık alanında yazılan tez çalışmalarından hiçbiri yer kavramına değinmemiştir. 1990-2000 yılları arasında mimarlık alanında yazılan toplam tez çalışmalarının ise % 0,025'i yer kavramını konu edinirken, 2000 2010 yılları arasında bu oran % 0,028'e çıkmıştır. Ardından 2010-2023 yılları arası bu oranın % 0,022'ye veriler sonucu ortaya çıkmıştır. Toplam tez sayısı içerisinde yer kavramı özelindeki tezlerin oranının artışı göze çarpmıştır. Yer kavramı bağlamında toplamda Yök Tez veri tabanı tarandığında 1990'lı yıllardan günümüze kadar 36 adet tez yazılmıştır. 1990-2000 arası 3 adet yüksek lisans ve 1 adet doktora tezi olmak üzere toplamda 4 adet tez yazılırken, 2000 2010 arası 5 adet yüksek lisans ve 5 adet doktora tezi olarak toplamda 10 adet, 2010-2023 arası 21 adet yüksek lisans ve 1 adet doktora tezi olmak üzere 22 adet tez yazılmıştır.1990-2000 arası yıllarda tezlerin tamamı yer kavramı fiziksel yönden ele alırken ek olarak tarihsel kuramsal boyutta da ele alındığı gözlemlenmiştir. 2000'li yıllarda ise yer kavramı fiziksel yönüne ek olarak toplumsal, sosyolojik, kültürel, tarihsel, fenomenolojik açıdan ele alınmıştır. Sonuç olarak, yer kavramı başlangıçta mimarlık araştırmalarında yalnızca fiziksel boyutuyla ön planda bir araştırma nesnesi iken, zamanla daha çeşitli ve çok boyutlu bir perspektiften ele alınmaya başlanmıştır. Bu bilgilere ek olarak yer kavramının tezlere konu olduğu kadar yok-yer kavramının da tezlerde büyük oranda yer kapladığı görülmüştür. Ayrıca, 2000'li yıllarda yer kavramına ilişkin tez sayısındaki artış, yeni bir araştırma konusu yaratmaktadır. Bu artışın sebebi, 1981 yılında Yüksek Öğretim Kurumu'nun tez yazma zorunluluğu getirmesi1 ve üniversite sayılarının artmasına istinaden akademisyen sayısındaki artıştan kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Bu artışın ardında yatan diğer bir sebep de, günümüz toplumsal dinamiklerinin, çevresel kaygıların ve kültürel değişimlerin etkisi bulunmaktadır. Mimarlık pratiği, bu değişimlere yanıt vermek üzere evrim geçirmekte ve araştırmacılar, bu yeni bağlamda yer kavramını daha kapsamlı bir şekilde incelemeye yönelmektedir. Bu çalışma, yer kavramının nasıl bir evrim geçirdiğini ve hangi boyutlarda ele alınabildiğine dair bir temel sunmaktadır. Gelecekte, yer kavramının farklı disiplinlerde ve bağlamlarda nasıl yorumlanacağına dair yapılacak araştırmalara kaynaklık etmesi amaçlanmıştır. Özellikle mimarlık eğitimindeki yer kavramının yeri ve rolü üzerine daha derinlemesine analizler yapılması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, yer kavramının sadece mimarlık alanında değil, sosyal bilimler ve mekansal tasarım ve planlama disiplinlerinde de önemli bir araştırma konusu olmaya devam edeceği öngörülmektedir

    Çağdaş dans kurs programları için başlangıç seviyesi müfredat önerisi

    Get PDF
    Bu tez çalışması, Türkiye'de özel kurslarda çağdaş dans / modern dans alanında uygulanmakta olan mevcut kurs müfredatını geliştirmek ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir kurs müfredatı örneği önermek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, 10-18 yaş arası kursiyerlere yönelik olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın amacı, gelişime açık, detaylı ve modüler yapıda bir kurs eğitim programı için gerekli temelleri oluşturmaktır. Tezin amacı olan; başlangıç seviyesi çağdaş dans kurs müfredatı önerisi, uygulamalı örneklerle oluşturulmuş ve diğer seviyelere model oluşturabilmesi hedefiyle detaylandırılmıştır. Bu müfredat önerisi, kurs katılımcılarının çağdaş dans tekniği, doğaçlama ve performans becerileri ile kompozisyon ve koreografi yeteneklerini kinestetik ve somatik yaklaşımlar doğrultusunda geliştiren bütüncül bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma metodolojisi, ulusal ve uluslararası dans eğitim içerikleri örnekleri içermektedir. Türkiye genelinde dans kurslarında uygulanan müfredat, genellikle T.C. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından onaylanan Modern Dans Kurs Programı / Müfredatı'dır. Bu müfredat güncel dans eğitiminde ihtiyaç duyulan bütüncül yaklaşım açısından da yetersiz kalmakta, somatik teorilerin hareket metotlarına entegre edilmesini odağında tutmamaktadır. Modern dans ve çağdaş dans iki farklı dans ekolüdür. Farklı eğitim odağı bulunmaktadır. Danışmanım Prof. Dr. Tuğçe Ulugün Tuna'nın ders notu; "Modern Dans akımı sanat ve dans tarihinde 1900-1980 yılları aralığına referans verir. Özellikle Amerika ve Avrupa'daki dans sanatçılarının, estetik stilleri belirli olan Modern Dans koreograflarının hareketi yönlendirme ekollerini ve metotlarını içerir. Graham, Cunningham, Horton vb. Çağdaş dans sanatı ise günümüzün, çağımızın sanatıdır. Bedeni bütünsel olarak ele alır, beden zihin enerji uyumunun oluşturulması ve bu uyumun sürdürülebilir olması hedeflenir. Bu nedenle yaratıcılık ve somatik teoriler rehberliğinde, kinestetik bilgi ve kinestetik algının inşa edilmesi, geliştirilmesi yanı sıra bireysel yaklaşımlar ve yaratıcılık her zaman eğitimin ve eğitim sürecinin odağındadır. Beden bütünlüğü ve dans icracılığı sadece şekilsel olarak yönlendirilmez, içsel duyumsama, hareketin tavrı ve hareketin niyeti de değerlidir." Çalışma, kurs eğitmenlerinin de konservatuvarların ilgili alanlarından üniversite mezunu olması gerekliliğini vurgularken, program oluşturma kaynakları ve kursiyerler için değerlendirme yöntemleri sunmaktadır. Bu tez çalışması, bir yandan Türkiye'deki "Modern Dans Kurs Programı" adı altında uygulanan müfredatın güncellenmesi gerekliliğini savunurken, ihtiyaç duyulması halinde kurs eğitmenlerine dans eğitimi çerçevesinde güncel bir perspektif sunmayı ve örnek teşkil edebilecek çağdaş dans kurs eğitim müfredatı önerisini, T.C. MEB onaylı "Seviyeli Bale Temel Eğitimi Kurs Programı"nın şeklen ve yapısal özellikleri irdelenmiş, çağdaş dans eğitimi için üç seviyeli bir kurs müfredatı oluşturulmuştur

    Geçici mekânsal müdahale biçimi olarak pop up ve iç mekân analizleri

    Get PDF
    Her gün değişen ve gelişen yaşam rutinleri, bu değişime uyum sağlayacak mekânlara ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Modern toplumların hızlı değişen dinamik yapısı mekânlara duyulan ihtiyacın sürekli olarak evrilmesine sebep olmaktadır. Toplumun değişken istek ve ihtiyaçlarına hızlı ve yenilikçi çözümleri geçici mekân üretimi ile sağlamak mümkündür. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve hızlı kentleşme, küresel sağlık sorunları, toplumsal ve ekonomik problemler geleneksel yapıların yetersiz kaldığı durumlar yaratmaktadır. Geleneksel mekânlara alternatif bir cevap oluşturan geçici mekânlar alanı istek ve/veya ihtiyaç süresince işgal ederek, kullanım süresi dolduktan sonra kaldırılabilir, taşınabilir veya dönüşebilir nitelikte tasarlanmakta ve üretilmektedir. Tüketimin hızlı olması, küresel salgın sırasında ve sonrasında geçici mekânlara ihtiyaç duyulması, toplumun yaşama şeklinin değişken olması gibi sebeplerden kaynaklı olarak pop up mekân üretimi hızla önem kazanmaktadır. Üretilecek mekânın ihtiyaç, konum, hedef kitle, kullanım süresi vb. gibi analizleri yapıldıktan sonra hangi özelliklerde üretileceği belirlenerek, amaca yönelik esnek çözümler sunan pop up mekânlar hızlı, kolay ve ekonomik olmaları sebebi ile ticari, kültürel, kamusal, toplumsal ve afet durumlarında çeşitli biçim ve işlevlerde oluşturulabilmektedir. Geçici, esnek, etkileşime izin veren özelliklerde olması pop up mekânların kullanım alanlarını genişletmekte ve günümüz tüketim dünyasında güncel olmayanın piyasada barınamadığı rekabetçi sistem içerisinde marka, sanatçı, kurum ve kuruluşların tercih ettiği bir mekân üretim biçimi olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda pop up mekânların hızlı ve erişilebilir sistemde kurulması acil / afet / ihtiyaç durumlarında pratik bir geçici müdahale sunmaktadır. Araştırma sürecinde pop up mekânların farklı kullanım alanlarındaki yenilikçi müdahaleleri, esnek ve hızlı çözümleri, açığa çıkış biçimleri analiz edilmiştir. Geçici olmasının getirdiği dikkat çekme, yaratıcılık, deneyimsel alan yaratma gibi özellikleri sayesinde toplumun dinamik dünyasında etkili mekânsal ortamların çeşitli alanlardaki uygulanabilirliği ve etkileri üzerine yapılan bu çalışma geçici pop up mekânların önemi ve potansiyelini aktarmayı hedeflemektedir. Bu tez çalışmasında, geçici mekânsal müdahaleler arasında yer alan pop up mekân üretiminin geleneksel mekânlara alternatif olarak kurgulanmasının avantajlarını belirlemek amacı ile pop up mekânların özellikleri, sınıflandırılması ve seçilen mekânların iç mekân analizleri aktarılmıştır

    İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Japon resimleri koleksiyonu

    No full text
    Osmanlı Devleti'nde antik eserlere duyulan ilgi, 19. yüzyılda Müze-i Hümayun'un kurulmasıyla somut bir hal almıştır. 1881 yılında Müze'nin başına geçen Osman Hamdi Bey'in müzecilik faaliyetleri ve arkeolojik çalışmaları, Müze-i Hümayun'un gelişmesine ve ilk sanat okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasına öncülük etmiştir. Osman Hamdi Bey'den sonra görevi devralan kardeşi Halil Edhem Bey döneminde, yabancı ustaların eserlerinden kopyalar ve Türk sanatçıların orijinal eserlerini içeren Elvah-ı Nakşiye koleksiyonu oluşturulmuştur. Bu koleksiyon, 1917 yılında Asar-ı Nakşiye Müzesi adı altında sergilenmeye başlanmış ve günümüz İstanbul Resim ve Heykel Müzesinin temelini atmıştır. Mektep müdürlüğüne bağlanan Müze, uzun yıllar boyunca yer sıkıntısı çekmiş ve 20 Eylül 1937'de Atatürk'ün katılımıyla gerçekleştirilen açılışla Dolmabahçe Sarayı'nın Veliaht Dairesi'ne yerleşmiştir. Bu süreçte sürekli açılıp kapanan Müze 2012 yılında Veliaht Dairesi'nden çıkartılarak Karaköy Antrepo binasına taşınmıştır. 2011 yılında Mimar Emre Arolat'ın tasarımıyla inşasına başlanan Müze'nin 2022 yılında açılışı gerçekleşmiştir. O tarihten bu yana kalıcı serginin yanında geçici sergiler, konserler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Koleksiyonunda on iki binden fazla eser bulunan Müze'nin Uzak Doğu koleksiyonunda altmış iki tanesi Çin estampı olmak üzere yüze yakın resim bulunmaktadır. Koleksiyonda yer alan eserler, farklı dönemlere ve üsluplara ait örnekler sunmaktadır. Bu çalışma koleksiyondaki Japon resimlerine odaklanmıştır. Japon sanatı yüzyıllar boyunca Çin resim sanatının etkisi altında gelişmiştir. Dördüncü ve beşinci yüzyıllarda Japonya'ya giren Çin kültürü, beraberinde Konfüçyüsçülük ve Budizm gibi felsefeleri de getirmiştir. Bu dönemde Japon resim sanatı, ağırlıklı olarak Budist temalara odaklanmıştır. Sekizinci yüzyılın sonlarına kadar süren bu Çin etkisi, daha sonra yerini Japonların kendi özgün üslubu olan Yamato-e'ye bırakmıştır. Yamato-e, dini konuların yanı sıra günlük yaşamı da resmetmesiyle dikkat çeker. 12. yüzyılda samurayların yükselişi ve Zen Budizmi'nin yaygınlaşmasıyla birlikte, sumi-e mürekkep resmi Japon resim sanatında önemli bir yer edinmiştir. 1600 yılında başlayan Tokugawa Dönemi'nde 1635 Sakaku Fermanı ile ülke dış dünyaya kapatılmıştır. Yalnızca Hollandalı tüccarlara, Çinlilere ve Korelilere izin verilmiştir. Edo ve Osaka gibi şehirlerin ticaretle gelişmesi sonucunda zenginleşen tüccar sınıfın yarattığı kasaba kültürü 17. yüzyılda ağaç kalıp baskı resmi olan ukiyo-e üslubunu yaratmıştır. Hokusai, Hiroshige gibi manzara resmi ustalarının eserleriyle ünlenen ukiyo-e, 19. yüzyılda Japonizm akımıyla Batı sanatını etkilemiştir. Osmanlı Devleti ve Japonya arasındaki ilişkiler de bu dönemde başlamıştır

    The motherhood problematic as an ideal of impossibility in the cinema of Xavier Dolan

    No full text
    Bu çalışma, Xavier Dolan’ın sinemasındaki annelik temsillerini sistematik bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle, kültürel olarak idealize edilmiş annelik kalıpları ile Dolan’ın filmlerinde sergilenen norm dışı annelik deneyimlerinin karşılaştırmalı bir analizine odaklanmaktadır. Araştırmanın çeşitli bölümleri, feminist ve queer teorilerin annelik kavramına olan etkilerini ele alırken, aynı zamanda sinema akımlarının annelik temsillerine ve Dolan’ın sinemasındaki annelik betimlemelerine derinlemesine bakmaktadır. Bu şekilde, annelik kavramının farklı boyutları ve Dolan’ın sinemasındaki annelik rolünün detaylı bir analizi sunulmaktadır

    Representing the spatial projection of mental imagery through generative artificial intelligence: The Atlas of Misty Continents case

    Get PDF
    Tasarım zihindeki imgenin bir sonuç ürününe dönüştürülmesidir. İşverenin ve tasarlayıcının zihninde bu ürüne dair birer imge bulunur. İşveren bu imgeyi tanımlamak için sıklıkla sözcüklerden faydalanır. Tasarımcıysa sözcüklerle ifade edilen istekleri, talepleri ve ihtiyaçları anlayarak bu iki imgeyi olabildiğince birbirine yakınlaştırır. Estetik, işlevsellik, ergonomi ve uygulanabilirlik gibi filtrelerden yararlanan tasarımcı, tasarım imgesini maddesel boyuta taşır. Süreçte faydalanılabilecek araç ve yöntemlerden biri de üretken yapay zekâdır. Çalışmanın amacı görüntüden görüntüye dönüşüm sağlayan araçların mekân görselleştirmesine olası katkılarını sorgulamak ve farklı üretken yapay zekâ yaklaşımların yer aldığı bir akış şeması geliştirmektir. Mekân incelemeleri ve şema üretiminde tasarlama eylemine benzer biçimde mekânın sözcüklerle tasvirlendiği edebiyat alanından faydalanılmıştır. İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası eserinde betimlenen bir mekânın modelinden yararlanılmıştır. Araştırma karma yöntemdedir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Tarama aracılığıyla veri tabanları ve arama motorları taranmış, ölçüt örneklemesiyle incelenecek modeller belirlenerek çalışmanın kapsamı çizilmiştir. Çıktılar ve model arayüzleri içerik analizine tabi tutulmuştur. Kaynak görseller ile sonuç çıktıları arasında geometrik tutarsızlıklar bulgulanmıştır. Sonuç olarak model arayüzlerinde tasarımcılara birçok olanak sunulmasına karşın modellerin mekân görselleştirmesi için henüz yeterli olmadığı görülmüştür. Çalışmanın üretken yaklaşımın tasarlama eylemindeki konumu ve faydalarına dair süregelen tartışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir.Design is the transformation of an image in the mind into a final product. The client and the designer each have an image of this product. Clients often use words to describe this image. The designer understands the wishes, demands, and needs expressed in words and brings these images as close as possible. Through aesthetics, functionality, ergonomics, and feasibility filters, s/he transforms the image into physical form. In this process, many tools can be used. Generative AI is one. The study aims to explore the possible contributions of image-to-image transformation to the visualization of space and develop a flowchart in which different generative AI approaches participate. For spatial review and schema production, the area of literature where words represent space was used. A space model that is depicted in İhsan Oktay Anar’s The Atlas of Misty Continents has been used. A mixed methodology is used in the study. Databases and search engines were scanned using quantitative methods, and the scope of the study was drawn by determining the models to be studied through criterion sampling. Content analysis was used to examine the outputs and models. Geometric inconsistencies were found between the source images and the final outputs. As a result, it was seen that although many possibilities were offered to designers in the model interfaces, the models were not yet sufficient for space visualization. The study will contribute to ongoing discussions about the position and benefits of generative AI in design. © 2024, Nilay OZSAVAS ULUCAY. All rights reserved

    Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi romanında Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dönüşümleri

    Get PDF
    Travmaya dayalı deliliğin kaynağını toplum olarak gören Ayfer Tunç, 2009 yılında yayımlanan ikinci romanı Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ni bu düşüncelerle kaleme alır. Tunç, gerçekçi romanın lineer zaman kullanımından farklı olarak toplumu etkileyen sosyal ve siyasi olayları anıştırmalar yoluyla okura aktarmayı tercih eder. Bu tezde, romandaki zamanı kullanma tekniğine işaret edilerek tarihsel olayları anlatma biçimini şekillendiren olaylar Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dönüşümleri odağında incelenmiştir. Toplumsal tarihin kurmaca alandaki temsiliyetini tartışmaya açan tezde, romanın yapısı ve karmaşık bağlantı örgüsü roman tarih ilişkisini de kapsayacak şekilde ele alınmıştır. Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'nde Osmanlı'nın son dönemi, Cumhuriyet'in kuruluşu ve sonrasında yaşanan darbe yıllarının yanı sıra toplumsal bellekte iz bırakmış travmatik olaylara resmî ideoloji söyleminden çok farklı şekilde yaklaşıldığı tespit edilmiştir. Bu yönüyle bireysel hikâyelerden yola çıkarak Türkiye panoraması sunan Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'nin art alanında şekillenen toplumsal tarih analiz edilmiştir

    Analyzing the Morphological Structures of Erzurum, Sivas, and Mardin Cities through Syntactic Methods based on Kemal Ahmet Aru's Research

    No full text
    This article focuses on the morphological urban analyses of Kemal Ahmet Aru and aims to examine the urban growth relationships of Erzurum, Sivas, and Mardin in the present day. Based on the typologies classified in Aru's Turk Kenti book-Concentric City, Radial City, and Linear City-this study seeks to reevaluate the growth and grid pattern changes in these cities, which Aru analyzed between 1970 and 1990. It specifically focuses on the changes in the historical cores that define the city centers. The Space Syntax method is used for analysis, providing an effective framework to understand how these morphological types have maintained or altered their forms. This methodology helps in understanding not only the physical data but also the impact of human behaviors and relationships on spatial formation. The study also investigates whether the development schemes and market areas that Aru foresaw align with the current urban patterns. By comparing the changing macroforms of these cities over 30-40 years, the article aims to contribute to urban morphology by uncovering the reasons for these transformations

    Investigating the Middle Iron Age ceramics of Van Fortress through multi-analytical techniques

    No full text
    This work presents the characterization results of Middle Iron Age pottery fragments excavated in Van Fortress, the historical capital of the Urartu Kingdom, located on the eastern coast of Lake Van in Turkey. A multi-analytical approach combining optical microscopy, scanning electron microscopy coupled with energy dispersive X-ray spectroscopy (SEM-EDS), X-ray diffraction (XRD), and Fourier-transform infrared spectroscopy (FT-IR) has been employed to investigate the mineralogical composition of ceramics. Micro-Raman spectrometer was also used for the characterization of the pigments used for decoration. The data collected from the analyses offered information on the minerals that were discovered in the ceramics, as well as the temperature at which the ceramics were fired and the atmosphere that they were exposed to. The existence of hematite suggests that they were subjected to firing in an oxidizing environment, with the exception of one sample, which has a sandwich shape characterized by a red-edge and a black center, indicating exposure to both reducing and oxidative atmospheres during the fire process. The ceramics utilized in this investigation are hypothesized to have been crafted from elemental substances procured from two to three distinct clay origins. © 2024 Elsevier B.V.Artworks in Mimar Sinan Fine Arts Universit

    Âşık Davut Sularî'nin şiirlerinde itikadî unsurlar

    Get PDF
    "Âşık Davut Sularî'nin Şiirlerinde İtikadî Unsurlar" başlıklı tezimiz, Davut Sularî'nin şiirlerinde onun kendi inanç dünyasına ait unsurları tasnif edip incelemeyi amaçlar. Âşıklık mesleğinin çıktığı yolculuğu inanç ve şair-müzisyenlik kapsamında değerlendirerek başladığımız çalışmamız, onun kam-ozan-baksı kimliğinden âşık olarak anıldığı ve gelenek hâline geldiği süreci ele alarak devam etmiştir. Âşıklık, pek çok coğrafyada icra edilen bir meslek olsa da Anadolu sahası, onun göverdiği saha olmuştur. Âşıklar, söyledikleri şiirlerinde halk edebiyatının nazım biçimlerini ve türlerini kullanır, Alevî âşıklarda itikadî unsurlarının yansıtıldığı özellikte nazım türleri bulunur. Âşık Davut Sularî; hem Alevî bir âşık hem pîr elinden bâde içmiş bir âşık hem de gezgin bir âşıktır. Birden fazla âşık tipini tek potada eriten Sularî'nin yaşantısı da oldukça dikkat çekicidir. Onun hem bir âşıklık kimliği hem de adı etrafında gelişen anlatılar sebebiyle menkıbevî bir kimliği vardır. Adı etrafında gelişen ve bir kısmı tarafımızca ailesinden derlenmiş menkıbevî anlatılar, Anadolu sahasındaki masal, efsane, menkıbe motiflerine çok benzer motifler taşır. Sularî'nin yaşamı hakkında anlatılanlar da Sularî'nin kendi eserleri de itikadî unsurlarla örülüdür. Âşık Davut Sularî'nin eserlerindeki itikadî unsurlar, yalnızca mitolojik unsurların tespit edilmesiyle yetinilebilecek kapsamda değildir. Bu sebeple tarafımıza ait olan bir tasnif denemesiyle üç temel kavram ile incelenmiştir. Bu üç temel kavram "kutsal", "karşıt kutsal" ve "mitolojik" kavramlarıdır. "Kutsal"; maddî dünyada karşılık bulan, duyularla algılanabilen, tarihsel verilerin varlıklarını ispatladığı kişi ve nesneleri yahut yapılması gelenek hâline gelmiş eylemleri kapsarken "karşıt kutsal" profan olmayan, maddî dünyada karşılık bulan, duyularla algılanabilen, tarihsel verilerin varlıklarını ispatladığı fakat negatif yönde mitleşerek kutsalın karşısına çıkan unsurları kapsar. Mitolojik kavramı ise maddî dünyada bulunmayan, bulunduğuna inanılsa da buna yönelik bir ispatın gösterilemediği, tarihî bir karşılığın bulunmadığı fakat ona inanlar için gerçek kabul edilen unsurları karşılar. Bu unsurlar otuz iki başlık altında açılmış ve incelenmiştir. İncelemeler yapılırken unsurlar tespit edilmekle bırakılmamış, açıklanmış ve örneklendirilmiştir. İncelemenin sonucunda Âşık Davut Sularî'nin şiirlerinde itikadî unsurların pek çoğunun Alevî-Bektaşîliğe ait olduğu tespit edilse de bu unsurların bir kısmına İslâm mitlerinin, İbranî mitlerinin, İran mitlerinin, Türk mitolojisinin, yerel halk inançlarının ve Eski Yunan felsefesinin de kaynaklık ettiği görülmüştür. Ayrıca Davut Sularî'nin seyahatleri esnasında karşılaşmış olduğu kimi inanç motifleri de şiirlerinde yer alır

    918

    full texts

    9,810

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇