Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Development of scintillation-based gamma-ray detectors using new positioning methods
Gama ışınlarının tespit edilmesinde kullanılan sintilasyon tabanlı dedektör sistemleri temel fizik deneylerinin yanı sıra endüstri ve tıp alanında da yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında nükleer tıp ve endüstride yaygın olarak kullanılan mevcut sintilasyon tabanlı dedektör sistemlerinin yeni yöntemler kullanılarak geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Pozitron emisyon tomografisinde, görüntü kalitesini etkileyen önemli faktörlerden biri olan etkileşim derinliğinin belirlenmesinde yeni bir yöntem önerilmiştir. Yöntem ile sintilatör içinde belirli derinliklere nüfuz eden fiberler kullanılarak sintilasyon fotonlarının toplanmasını ve verilerin analiz edilerek etkileşim derinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar yöntemin umut vaat ettiğini ancak geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Tez çalışması kapsamında radyasyon tespitinde kullanılan sintilatörlerin ışık çıktısı ve enerji çözünürlüğü değerlerinin kimyasal aşındırma ile değişimi incelenmiştir. LYSO sintilatörler için mekanik olarak parlatılmış sintilatörlere kıyasla bağıl ışık çıktısında yaklaşık %33,3'lük bir artış ve enerji çözünürlüğünde %8,6'lık bir iyileşme elde edilmiştir. Sentinel lenf düğümlerinin lokalizasyonu ve cerrahisinde gama sondaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Tez çalışması kapsamında aktif zırhlamalı bir gama sondası prototipinin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapılmıştır. Uzaysal çözünürlük ve açısal çözünürlük için elde edilen sonuçlar prototipin ticari gama sondalarıyla karşılaştırılabilir çözünürlükte çalıştığını göstermektedir. Endüstride nesnelerin tespit edilmesi ve görüntülenmesinde gama ışınları yaygın olarak kullanılmaktadır. Tez çalışması kapsamında gama ışınlarının geri saçılmasıyla toprak altında gömülü nesnelerin tespit edilmesi ve görüntülerinin oluşturulması için iki farklı sintilasyon dedektörünün kullanıldığı bir yöntem önerilmiştir. Sistem kullanılarak toprak altına gömülü nesnelerin 30 santimetreye kadar tespiti sağlanmıştır
Transportation in the Eastern Mediterranean and Black Sea from sailing ship to steamboat: Route, travel time, passenger's rate
Buharlı gemi Clermont'un 1807 yılında Hudson Nehri'ndeki başarılı yolculuğu, yüzyıllardır kas gücüne, rüzgâra ve akıntılara dayanan deniz taşımacılığında yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Yelkenli gemilere kıyasla öngörülebilir seyahat sürelerinde, daha güvenli bir şekilde, farklı fiyat ve konfor seçenekleriyle ulaşım imkânı sunarak deniz taşımacılığında köklü bir değişimi beraberinde getiren bu yeni teknolojinin Osmanlı limanlarına ulaşması da uzun sürmemiştir. Nitekim bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun başta Doğu Akdeniz olmak üzere Karadeniz ve Tuna Nehri’ndeki limanları arasındaki ulaşımın yelkenli ve buharlı gemilerle nasıl gerçekleştirildiği güzergâh, seyahat süresi ve maliyet açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir
Temsil sonrası görüntü: Mimarlıkta kartografik düşlem
Bu çalışma, "görüntü" kavramının öznel, değişken ve bağlamsal doğasını, onu kendi söylemini oluşturan bir özne olarak ele almaktadır. Geleneksel olarak gerçeği yansıtan nesneler olarak görülen görüntüler, bu çalışmada öznel ifadelere ve anlatılara sahip, kendileri ve çevreleri hakkında teori üretebilen karmaşık yapılar olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, aynı zamanda görüntüleri edilgen nesneler olarak gören geleneksel görüşten koparak, onları anlam üretebilen ve söylemi şekillendirebilen aktif özneler olarak konumlandırmaktadır. Tezin kuramsal çerçevesi, W.J.T. Mitchell'ın "resimsel dönüş" kavramından beslenmektedir. Mitchell'ın ikonoloji yaklaşımı, görsel kültür ve medyanın güç ilişkilerinin açığa çıkarılmasının farklı disiplinlerdeki kullanımları ve anlamları üzerinden gerçekleştiği üzerine kuruludur. Bu yaklaşım temel alınarak, gömülü teori yaklaşımı çerçevesinde, felsefe, sanat tarihi, göstergebilim, medya çalışmaları, arkeoloji, mimarlık ve kartografya gibi farklı disiplinlerden toplanan veriler kullanılarak, temsilin doğası, temsil ve anlam arasındaki ilişki, görüntülerin sınıflandırılması ve görüntülerin iktidar sistemleri olarak incelenmiştir. Çalışmada ayrıca, farklı tarihsel dönem ve coğrafyalarda üretilmiş görsel materyaller (çizimler, haritalar, el yazmaları, resimler vb.) incelenerek, bu materyallerin içerdiği kültürel kodlar, ideolojik nitelikler ve kurduğu güç ilişkileri görsel kültür analizi ile ortaya konmuştur. Özellikle 10. ve 13. yüzyıllar arasındaki dönemde, farklı coğrafyaların görsel kültürüne ait örnekler incelenerek, görüntülerin kültürel ve tarihsel bağlamlardaki değişimleri ve kesişimleri, kartografik ve mimari görüntüler üzerinden incelenmiştir. Bu incelemeler aracılığıyla farklı kültürlerdeki "anlatı" biçimlerinin "görüntü" kavramının gelişimine etkisi ortaya konmuştur. Sonuç olarak, görüntülerin farklı ölçeklerde taşıdıkları niteliklerin anlaşılması için kuantum fiziğindeki "olasılık yoğunluk fonksiyonu" kavramından esinlenilerek, "görüntü özü" etrafında varlık gösterebilen, gözlemci etkisiyle farklı anlamlar inşa edilebilmesini mümkün kılan orbitaller üzerinden kurulu yeni bir ikonoloji modeli önerilmektedir. Bu model, görüntülerin durağan ve kesin anlamlara sahip olmadığı bir evrende, dış durumlara bağlı bir etkileşimin, görüntünün geçici ve gözlemlenebilir bir özduruma indirgenmesi yöntemini benimsemektedir
Comparative analysis of national and international green building certification systems; Park Mozaik project example (Ankara)
Sanayi Devrimi ile yeni güç kaynaklarının kullanımı ve makineleşmenin artış göstermesinin beraberinde tarımsal toplum ile sanayi toplumu yer değiştirmiş; üretim yapısında ve ekonomide büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Kırsaldan kente göç yaşanmış ve kentler hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir. Kentlerde meydana gelen hızlı nüfus artışı, teknolojik gelişmeler, araç kullanımının artması, yapı yoğunluğunun artışı; kentlerin kontrolsüz bir şekilde büyümesine sebep olmuştur. Bu durumun meydana getirmiş olduğu olumsuz sonuçlar bazı kuruluşlar tarafından kentler üzerinde yeni planlama kararları alınmasını zorunlu kılmıştır. Dünya ülkelerinin dahil olduğu bir takım konferanslar gerçekleşmiş ve hızlı kentleşme, kontrolsüz yapılaşma ile birlikte doğal çevreye verilen tahribata karşı alınacak önlemler ilk defa Stocholm Konferansı'nda (1972) ele alınmıştır. Gerçekleşen konferanslardaki amaç; dünyada yayılan ekonomik büyümeye odaklı planlama yaklaşımları yerine doğa tahribatını minimalize etmeyi öngören sürdürülebilir odaklı kentleşme önerileri getirmek olmuştur. Çevreci yaklaşımlara ve uygulamalara olan farkındalık giderek artmış; bunun sonucunda yeşil bina uygulamalarını yaygınlaştırmak amacı ile binaların çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik standartlarına uygunluğunu değerlendirmek için uluslararası sertifikasyon sistemleri geliştirilmiştir. Sertifikasyon sistemlerinin insan sağlığına etkilerinin yanı sıra ekonomik ve sosyal açıdan faydaları olmuş yeşil bina endüstrisi, çevre dostu ve enerji verimli binaların tasarımı, inşası ve işletmesi konusunda büyümeye devam ederek çevre dostu malzeme ve teknolojilere olan talebin artmasına yol açmıştır. Çalışmanın amacı; ekolojik binaların geçmişten günümüze kadar geçirdiği dönemleri konferanslar, yaklaşımlar ve kent örnekleri ile inceleyerek bugün için gelinen noktada yakın zamanda Leed sertifikası almış bir konut yerleşiminde gerçekleştirilmiş uygulamaları kriter başlıkları altında ele alarak sertifika bağlamında incelenmesini sağlamak ve leed sertifikası almış projenin Türkiyeye özgü sertifika olan Yestr Sertifika sistemi ile uyumunu karşılaştırmaktır
Grafik tasarım disiplininde fotoğrafı okumak fotoğrafla anlatmak
Fotoğraf geniş kitlelerce tüketilen, buna karşın önemini ve yaygınlığını kaybetmeyen bir alandır. Bu durumu, karşıladığı ihtiyacın yerine konabi̇lecek daha reel ve efektif bir yaklaşım olmaması i̇le açıklamak mümkündür. Tüketti̇kçe i̇hti̇yacın ve i̇lgi̇ni̇n arttığı bi̇r alan olan bu konu, grafi̇k tasarım bağlamında fotoğrafı okuma bi̇çi̇mleri̇yle i̇lgi̇li̇ yöntemler sunar. Tasarım yüzeyinde farklı etkiler oluşturan fotoğrafı kullanma yöntemleri, belli kurallara bağlı kalarak, mesajın izleyiciye doğru ve etkili bir biçimde ulaşmasını sağlar. Konuda anlatılmak istenen ana fikre hizmet eden fotografik ifadenin; anlamı güçlendiren, ikna edici ve görsel etkisi yüksek bir yaklaşım sergilemesi gerekmektedir. Farklı etkideki yaklaşımların oluşturduğu sonuçları analiz eden kitap, tasarımda fotoğrafı okuma ve kullanma yöntemlerine rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır. Grafik tasarım ve reklam tasarımında kullanılan dillerden biri olan fotoğrafı, tipografik ve illüstratif dilden ayıran en belirgin özellik, gösterdiği karşısındaki ikna edici gücüdür. Tahayyül etmeye fırsat vermeden, kendi gerçekliğini izleyiciye yansıtan bu dil, farklı kullanım biçimleriyle belli ifadeler oluşturmaktadır. Fotografik dil ile oluşan ifade biçimleri, izleyicide ilgi, merak, beğeni gibi duyguları harekete geçirerek, kurulmak istenen iletişimin gücünü artıran gerçekci görüntülerdir. Fotografik dilin, Grafik Tasarım alanında bir ifade biçimi olarak başlangıcı ve gelişimi, fotoğrafın kullanım biçimleri, fotoğrafı tasarlama süreci, izleyici ile kurduğu ilişki, fotoğraf ile tavır yaratmak, ikonik etki, tipografiyi fotoğraflamak, fotoğrafçı-tasarımcı ilişkisi ve fotoğraf editörlüğü hakkında bilgilere yer veren bu rapor; "Grafik Tasarım Disiplini'nde Fotoğrafı Okumak, Fotoğrafla Anlatmak" konulu kitapta yer alan bilgilerle pekiştirmeyi hedefleyen bir bakış açısı sunmaktadır
Hastane yapılarında tenolojik entegrasyon ve tasarım süreçlerine etkisi
Bu çalışma 20 yıllık bir zaman dilimi içerisinde geliştirilen faklı ölçeklerdeki çeşitli sağlık yapılarından, mimarlık, iç mimari tasarım, ve uygulama projeleri ile ürün tasarımları başta olmak üzere, malzeme paletlerinin oluşturulması ve yönlendirme tasarımlarına kadar bir çok tasarım disiplininde çalışmalarını sürdüren ofis kurucu ortağı olan bir mimarın çok sayıda farklı işletme ile sonlandırılmış ya da devam eden projeler üzerinden oluşturulacak matrikslerle incelenen yapıların yapı fiziği ve sosyokültürel etkenlerle farklılaşan kullanıcı profiliyle bütünleşik olarak gözler önüne sermeyi hedeflemektedir. Bu sayede yapı fiziği, termal konfor, akustik konfor, görsel konfor gibi sorunların yanı sıra kullanıcılarının fizyolojik ve psikolojik konfor sorunlarının da çözülebilmesi mümkün olacaktır. Bu inceleme ile bu konuda çalışmakta olan ya da bu alanda çalışmayı tercih edecek olan her kesimden entelektüellere öngörülerle rota oluşturma yolunda bir hafıza aktarımı amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında seçilen bazı projelerin deneyimsel, akademik incelemeler ve dijital ikiz (BIM) analizleriyle elde edilen verilerinin değerlendirilmesiyle süreçlerin başlama ve sonuç aralığındaki parametrelerin olumlu olumsuz etkileri sebepleri ve çözüm yöntemleri irdelenerek bütünleşik tasarım süreçlerini kapsamlı ve örneklemlerle desteklenmiş hakemli bir eleştiri disiplini oluşturarak optimal faydada sürdürülebilir tasarım kriterlerini bir örgü halinde sunulması hedeflenmiştir
Derek Bourgeois Op.114 Trombon Konçertosunun müzikal analizi ve teknik açıdan incelenmesi
Bu çalışmada sırasıyla; trombonun tarihçesi, 20. yüzyılda İngiltere'de müzik anlayışı Derek Bourgeois'in hayatı, müzik dili ve diğer yapıtları hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca Derek Bourgeois Trombon Konçertosu Op.114'ün müzikal analizi ve konçertonun zor pasajlarının çalınmasına yönelik teknik çalışma yöntemlerine yer verilmiş ve örneklendirilmiştir. 1940'lı yıllardan sonra üretkenliğiyle ön plana çıkan Bourgeois, zaman içerisinde İngiltere'nin en önemli ve en üretken bestecilerinden biri haline gelmiştir. Bu bağlamda Derek Bourgeois'in müzikal kimliği ve kompozisyon stili incelenmeye değer görülmüştür. Trombon solo repertuvarındaki söz konusu eseri tek başına ele alan Türkçe kaynaklı akademik bir çalışmaya rastlanmadığı için Op. 114 trombon konçertosunun detaylı analizleri ve eserin müzikal temeli çerçevesinde yapılan araştırmaların sonucunda bu eser metni oluşturularak eseri yorumlamak isteyen trombon icracılarına faydalı bir kaynak olması hedeflenmiştir
Humor and society: Trauma, power and everyday life in the humor of Dersim
Mizah ve toplum ilişkisi, mizahın sosyal karakterine rağmen sosyoloji literatürünün
görece az çalıştığı konulardan birisidir. Oysa günlük karşılaşmalarda, sosyal ilişkilerde
mizah, önemli bir eğlence kaynağı olmasının yanı sıra toplumsal yapıya, kültürel
değerlere, iktidar ilişkilerine etki eder ve bu dinamiklerden etkilenir. Bu bakımdan
sosyoloji disiplini için giderek önem kazanan bir çalışma alanına dönüşmektedir.
Yaşamlarımızı doğrudan etkileyen pratik ihtiyaçlara, kültürel anlam dünyasına ve
birbirimizle ilişkilendiğimiz durumlara göre çok çeşitli kullanılma biçimleri olan mizah,
kolektif hafızanın sonraki kuşaklara aktarımında, günlük sorunların üstesinden
gelmede veya insan yaşamını derinden etkileyen katliam, kırım gibi kolektif
travmaların ifade edilmesinde de önemli bir role sahiptir. Mizahın toplumsal
yaşamdaki rolüne odaklanılan bu tez çalışmasında Türkiye’de dil, inanç ve gelenek gibi
pek çok bakımdan özgün bir coğrafya olan Dersim toplumunun mizah geleneği, türleri
ve bu geleneğin dönüşümü etnografik bir saha araştırmasıyla ele alınmaktadır. Bu
yönüyle tez, hem kitlesel kıyımlara neden olmuş özgün kültürüyle bir toplumsal
coğrafyanın sosyolojik dünyası ve kültürüne ışık tutmakta, hem de ilgili literatüre bu
sahadan mütevazi bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır
Dijital tasarım ve üretim teknolojilerinin deneysel mimarlıktaki rolü
Yeni değerler ve düzenlerin ortaya çıktığı bir paradigma içinde, geleneksel mimarlığa meydan okuyan deneysel mimarlık, devrim niteliğindeki değişim ve uygulamalarla doğa ve insan arasındaki iletişim bağlarını göz önünde bulundurarak tüm ihtiyaçlara yanıt arar. Beslendiği farklı disiplinler ile bireye, topluma, mimarlığa ve sanata verimli olabilecek 'deney' eylemlerini gerçekleştirirken, kolektif ve güncel tasarım anlayışına da rehberlik eder. Geçmişten bugüne, ileriye dönük arayışlarıyla değerleri ve yaşam stillerini gelecekte neye dönüştüreceğini tartışır. Süregelen arayışlarla ileriye gitmenin kaçınılmaz olduğu noktada tasarımda birçok şeyi yeniden ele alan deneysel mimarlıkta sonuçtan çok sürecin ve süreçte gerçekleşen eylemlerin önemi vurgulanırken çözdüğü problemlerden çok yarattığı problemlerle ilgilenir. Teknolojinin büyük oranda destek olduğu üretim yöntemlerinin gelişimi zihinlerdeki tasarım kabiliyetini de geliştirirken, inşa ettiği uygulamalarla deneyselliği farklı bir boyuta taşır. Birçok olasılığın beraberinde geldiği, mimarın rolünün ve iş modelinin değiştiği günümüz dijital mimarlığında teknolojik gelişmeler sayesinde mekan kurguları evrilmekte, ütopya ile gerçeklik arasındaki sınırlar silikleşmektedir. Bu gelişmelerin analizi yoluyla üç boyutlu baskı teknolojisinin deneysel tasarımlarda verdiği sonuçlar oldukça etkili ve verimlidir. Diğer yandan çevresel ihtiyacın bir ürünü olarak ortaya çıkan üç boyutlu baskı teknolojisi, deneysel tasarımlarla entegre bir biçimde çalışarak güncellenmektedir. Farklı disiplinlerde malzeme ve üretim yöntemlerinin gelişmesiyle esneklik ve tasarım özgürlüğü sunan üç boyutlu baskının gelecek mimarlığa etkisinin de yüksek olması beklenmektedir. Çalışma kapsamında tezin strüktürünü oluşturan deneysel mimarlığın tarihsel gelişimi ve günümüzde aldığı şekil araştırılırken, geleceğin mimarlık ve tasarım anlayışında sınırların ne derece kalkabileceği tartışılmıştır. Nitel araştırma deseni ile mevcuttaki literatür taramaları, her türlü yazılı kaynak ve internet verileri incelenerek, deneysel mimarlığın kavramsal alt yapısından, dijital tasarımdaki teknoloji ve uygulamaların mimarlık alanına getirdiği yeniliklerden bahsedilmiştir. Ayrıca bu bağlamda dijital tasarım uygulamaları arasında yer alan üç boyutlu baskı teknolojisi ile oluşturulmuş yapıların iç mekan organizyonları, oluşan yeni tasarım anlayışları ve mimaride yarattığı değişimler sorgulanmıştır
Arapgir geleneksel konut mimarisi ve Kulubeyoğlu konağı koruma önerisi
Farklı kültürlerin zamanla etkileşimi ile deneme yanılma yöntemiyle gelişerek Anadolu konut geleneği bugünkü zenginliğine ulaşmıştır. Tarihsel süreklilik içinde etnik bakımdan saf bir Türk imzası aramak yerine, kültürel ve kapsayıcı bir sentez olarak Türk evi de diyebileceğimiz Anadolu Konut Geleneği, insan davranışlarıyla doğanın etkileşimini yansıtan yapılar içermekte ve kendisinden sonraki kültürler için öğretici bir rol almaktadır. Doğu Anadolu'nun Malatya İli sınırlarında kalan Arapgir; verimli toprakları, su kaynakları, kervan yolları üzerinde olması sebebiyle tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Neolitik dönemden itibaren Roma, Asur, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı döneminden kalma çok sayıda eser bulundurmaktadır. Sivil mimari kimliğini oluşturan, bahçeler içindeki gösterişli konak tipi yapılar, engebeli topoğrafyayla uyumlu, harem- selamlıklı, çoğunlukla geleneksel iç sofa plan tipinde ve düz damlıdırlar. Yapıların beden duvarları ve taşıyıcı iç duvarları ahşap hatıllı bazalt ve kireç taş duvarlardır. Çıkma duvarları ve bölücü iç duvarları ahşap iskeletli kerpiç dolguludur. Engebeli arazisi nedeniyle bodrum katların açığa çıktığı, çıkmalarla hareketlendirilmiş cephelerde Arapgir evlerinin karakteristik özellikleri görülebilmektedir. Yapım tekniği ve yerel malzemesiyle özgün mimariyi temsil eden geçmişten günümüze ulaşmış birçok Arapgir evi bulunmaktadır. Bu evlerden bazıları konut işlevlerine devam ederken, bazılarına müze, pansiyon, kafe gibi işlevler yüklenmiş, bazıları da terkedilmiştir. Arapgir geleneksel konut mimarisinin önemli bir temsilcisi olarak gördüğümüz, 1901 yapım yılına sahip Kulubeyoğlu Konağı'nın günümüzde kullanıcısı bulunmamaktadır. Bu çalışmada Arapgir geleneksel konut mimarisi, nitelikli bir örneği olan Kulubeyoğlu Konağı üzerinden açıklanmış, yapının gelecek nesillere aktarılması ve anlaşılması için rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri araç olarak kullanılmıştır. Yapı bulunduğu çevreden koparılmadan, coğrafi sınırları Anadolu ve özellikle İpek Yolu güzergahında olup Arapgir ile etkileşimi ve ilişkisi olabilecek bölgelerle beraber incelenmiştir. Kulubeyoğlu Konağı üzerinden Arapgir geleneksel sivil mimarisi araştırıldığı bu tezde, Arapgir Geleneksel Konut geleneğini bir zemine oturtmak için Arapgir'in coğrafi verileri ve tarihsel gelişimi incelenmiş, evlerin ustaları ve kullanıcılarını anlamanın yararı düşünülüp geçmişten günümüze geçim olanakları ve sosyal hayat irdelenmiştir. Arapgir geleneksel sivil mimarisini tanımlayabilmek ve Kulubeyoğlu Konağı için restitüsyon verisi kazanabilmek adına, diğer özgün yapı örneklerini de içeren saha ve literatür araştırması yapılmıştır. Teze konu olan yapının proje ve belgeleme çalışmaları doğrultusunda plan şeması, yapım tekniği ve strüktürü, cephe ve malzeme özellikleri açıklanmıştır. Yapının işlevine ve onarımına yönelik öneriler sunulmuştur. Bu çalışmada ayrıca bölgesel terminolojiyi içeren bir sözlük de kendisine yer bulmuştur. Elde edilen bulguların toplandığı ilk 5 bölümden sonra, 6. Bölümde ortaya çıkan tüm verilerin toparlanmasıyla tez sonuçlanmıştır