Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Art and artist gatherings with examples from Turkey after 2010
Bu tez, 'Sanat ve Sanatçı Buluşmaları: 2010 Sonrası Türkiye'den Örneklerle' başlığı altında buluşma kavramından hareket edilerek; sanatta buluşma ve sanatçı buluşmaları bağlamında 2010 sonrası döneme odaklanılarak özellikle Türkiye'den örneklerle ele alınmıştır. Sanatta buluşma veya sanatta bir araya gelme eyleminin tarihsel süreci incelenerek sanatçıların bir araya gelme ve bir arada çalışma alanları tespit edilmiştir. İkinci bölümde; sanat ve sanatçı buluşmasının tarihçesi incelenmiş, sanatta buluşma kavramı bağlamında sanatçı buluşmaları nedir, neden ve ne zaman başlamıştır konuları araştırılmış, tarihsel olarak kısaca yer verilmiştir. Tezde ilk olarak Cumhuriyet öncesi Osmanlı dönemi sanatçı buluşmaları incelenmiştir. Ardından Cumhuriyet döneminde sanatçı buluşmalarının nasıl şekillendiği ve Batı, Doğu ve Afrika Primitif sanatlarının -bağlantılı olarak- sanatçı buluşmalarına etkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü Bölümde, bu buluşmalara referans olan akımların Kübizm, Sürrealizm, Dadaizm, Kinetik Sanat, Bauhaus Okulu ve Fluxus sanatçı buluşmalarına etkilerinin ne olduğu araştırılmıştır. Farklı sanat disiplinlerinin bir arada olma konusu incelenirken, ortamlarında yer alan "küratör kimdir, ne için vardır, çalışma yöntemi nedir" gibi sorulara açıklık getirilmeye çalışılmış, bu bağlamda sanatın ve sanatçının küratörle ve sanat yönetmeniyle ilişkisi incelenmiştir. Sanatçı buluşmaları ne amaçla ve ne şekilde başlamıştır konuları bölüm başlıkları altında açıklanırken; farklı disiplinlerden sanatçıların bir arada çalışmasının etkilerinin neler olduğu üzerinde de durulmuştur. Dördüncü bölümde, buluşma kavramı ile bir araya gelen sanatçılar ne şekilde ne gibi ortamlarda ve ne gibi etkinliklerde bir araya gelmiştir; Türkiye'deki kâr amacı gütmeyen kırsal bölgelerdeki sanat köyleri, atölye-müze, sanat otelinde ve bağımsız sanatçı insiyatiflerinde gerçekleştirilen buluşmaların çoğul üretim açısından yaratıcılığa etkisi nedir? konuları, 2010 sonrası dönemde Türkiye'den örnekler verilerek ele alınmıştır. Ön araştırmalar, taramalar yapılırken 'Sanatçı Buluşmaları' konusunda yazılı kaynağın yeterli olmadığı tespit edilmiş ve bu sebeple Türkiye'den küratör, sanatçı, akademisyenlerle konu ile ilgili sözlü görüşmeler yapılması yolu ile yazılı, sözel bilgiler, görseller alınmıştır. Sanatta bir arada çalışma alanları incelenirken Türkiye'den Doğal-Yapay Çevrede Lif Sanatı örneklerine bu bölümde yer verilmiştir. Ayrıca yine bu bölümde kâr amacı gütmeyen buluşma alanları ve kırsal alan ilişkisi irdelenmiş; kırsal alan ilişkisi olarak sanat köyü, sanat oteli, sanat çalıştayı ve sempozyumu, atölye-müze, bağımsız sanatçı inisiyatifleri araştırılarak örneklenmiştir
Turko-Islamic justice mechanism and judicial organization in the first Muslim Turkish states
Âdem ve Havva'dan beri insanlık kurallar ve düzenin var olduğu bir nizam içinde yaşamaya
başlamıştır. İnsanoğlu yalnızca güdü ve çevresel faktörlerin etkisi altında kalmamış aynı
zamanda bilinç, akıl yürütme, sosyal yapılar ve kültürel etmenler tarafından şekillendirilmiştir.
Söz konusu süreç insanın hem bireysel hem de toplumsal olarak daha karmaşık bir varlık haline
gelmesine neden olmuştur. Toplumlar adâlet, ahlâk ve düzen gibi kavramlar etrafında
şekillenen kuralları benimseyerek insan davranışlarını yönlendirmiş ve bir düzen
oluşturmuştur. Mezkûr noktada Türkler kendi varlığını kadim gelenekleri, töreleri ve inanç
sistemleri etrafında inşa etmişlerdir. Onlar adâlet, birlik ve düzen anlayışını, sosyal ve kültürel
yapılarla pekiştirerek güçlü devletler kurmuşlardır. Töre, onların toplumsal düzenini sağlayan
temel kurallar bütünü olarak hem bireylerin hem de devletin davranışlarını yönlendirmiştir.
Bahse konu olan düzen yalnızca yönetici sınıfı değil tüm toplumu kapsayarak, adâletin ve
toplumsal düzenin sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Türkler, tarih boyunca bu ilkeler
doğrultusunda hareket etmiş ve devlet nizamını kurarken hem içsel hem de dışsal etkenlerle
başa çıkma kabiliyeti geliştirmiştir.
Türkler, İslâm ile tanışarak kendi varlık anlayışlarını ve iktidar kavrayışlarını onun değerleriyle
bütünleştirmiştir. Onlar İslâm’ı kabul ettikten sonra kozmik düzen anlayışlarını İslâm’ın tevhid
inancıyla (Allah’ın birliği) birleştirerek iktidarı, Allah'ın iradesine dayanan bir yönetim anlayışı
çerçevesinde yeniden tanımlamışlardır. Mezkûr süreç Türk devletlerinde hem dünyevî hem de
manevî iktidarın bir arada yer aldığı adâlet, ahlak ve töreye dayalı bir düzenin inşasına yol
açmıştır. İlk Müslüman Türk devletlerinde adliye teşkilatı, Sâmânîler, Karahanlılar ve
Gazneliler döneminde önemli bir yapı taşı olarak ortaya çıkmıştır. Söz konusu devletlerde
adâletin tesisi, sadece bireysel hakların korunması değil toplumsal düzenin sürdürülebilirliği
için de merkezî bir öneme sahip olmuştur. Eski Türklerin töre anlayışı, İslâm hukukunun
evrensel ilkeleri ile bütünleşerek güçlü bir adliye sistemi oluşturmuştur. Bahse konu olan durum
da Müslüman Türk devletlerinin uzun süre ayakta kalmasına katkı sağlamıştır
Fotoğrafta dijital sergileme biçimlerinin anlam bağlamında esere etkisi
Sanat, insanın duygu ve düşüncelerini ifade etmenin, toplumu sorgulamanın ve dünyayı algılamanın en güçlü aracıdır. Geleneksel sanatın yanı sıra dijital sanat da günümüzde giderek daha fazla önem kazanıyor. Dijital teknolojilerin gelişimi, sanatçılara daha önce hayal bile edemedikleri yeni yollar sunuyor ve izleyicilere farklı deneyimler sunuyor. Dijital sergileme biçimlerinin, fotoğrafın izleyiciye iletmek istediği mesajı nasıl etkilediğini anlamak, sanatın evrimi ve teknolojinin rolü hakkında önemli bir perspektif sunacaktır. Bu tez, sadece fotoğraf sanatına değil, aynı zamanda dijital teknolojinin sanat dünyasındaki yeri ve sanat algısını nasıl dönüştürdüğüne dair bir anlayış geliştirmeye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. İlk bölümde, fotoğraf tarihinde kullanılan sergileme tasarımı, yaratıcı pratikler ve çağdaş sanat akımlarının katkılarıyla tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir. Bu bölümde, fotoğrafın tarihsel gelişimi boyunca farklı dönemlerde nasıl sergilendiği ve bu sergileme biçimlerinin zamanla nasıl evrildiği ele alınmıştır. İkinci bölümde, dijitalleşen ortamda dönüşen mekanlar ve sergileme biçimleri incelenmiştir. Dijital sanatçılardan örnekler verilerek, dijitalleşmenin sanat sergileme süreçlerini nasıl değiştirdiği ve bu değişimin sanat üzerindeki etkileri detaylandırılmıştır. Dijital teknolojilerin kullanımıyla birlikte, sanat eserlerinin fiziksel mekanlar dışında dijital platformlarda da sergilenme biçimleri, sanal ve dijitalleşen müzelere değinilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise, nitel araştırma metotlarından biri olan 'derinlemesine mülakat' yaklaşımı tercih edilerek, Türkiye'de bu alanda öncü küratörler, sanatçılar ve uzmanlar arasında Dr. Necmi Sönmez, Orhan Cem Çetin, Ahmet Rüstem Ekici, Hakan Sorar ve Selçuk Artut ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde, mekanda eseri kurgulama şekilleri ve dijital sergileme yöntemlerinin ulusal ve uluslararası düzeydeki etkileri incelenmiştir. Bu sürecin daha da ilerletilmesi için öneriler sunulmuştur. Günümüz dijital dünyasında bu tekniklerin yaratıcı anlamda yeni sergileme biçimlerini nasıl dönüştürdüğü ve estetik olarak eser anlamına katkısı irdelenmiştir
Mimar Sinan sonrası (1588-1831) Osmanlı cami mimarisinde oran-orantı: İç mekân tasarımında strüktürel ögelerin estetik analizi
Mimarlık sanatı, bir toplumun sanat iradesinin (estetik ve kültürel anlayışının) cisimleştirilmesi ile bir mekâna yansıtılmasıdır. Bu sanatsal irade, kadim dönemden Modern zamanlara kadar din, felsefe ve bilime dayalı ilkelerle hareket eder. Bu nedenle, Akdeniz havzasında Eski çağlardan bu yana mekânın "güzel" niteliği kazanması, bir "form/idea" araştırmasına dayanır. Akdeniz havzasının kadim mimarlık kültürlerinden bu yana bu form araştırmasının mimarlık sanatına yansıması, oran-orantı teorisi ile gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Osmanlı mimarlık sanatında bu konunun incelenmesi, dönemin sanat düşüncesinin anlamlandırılması açısından önemlidir. Buna rağmen Türk-İslâm sanatlarına ilişkin bu alandaki çalışmalar, henüz nicelik bakımından yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bu yüzden de Osmanlı mimarlık sanatında (birincil tarihsel kaynakların azlığının yanı sıra), bir oran-orantı kuramının kapsamlı bir biçimde uygulandığı ve mekânın biçimsel özelliklerinin nesnel olarak belirlendiği ilkesel tutumların varlığı henüz tespit edilememiştir. Bu nedenlerle bu çalışma, Osmanlı cami mimarisinde (sanat ve mimarlık teorisinin temel ilkesi kabul edilen) bir oran-orantı sistemini keşfetmeyi ve yeni bağlamsal ilişkiler kurmayı amaçlamaktadır. Oran-orantı teorisinin mimarlık sanatında uygulanması, karmaşık yapıların inceliklerini ortaya koyabilmektedir. Bu yüzden konunun dönem kaynaklarına referansla ve disiplinler arası bir yaklaşım ile ele alınması elzemdir. Bu nedenle, öncelikle konunun sınırları çizilmiştir. Bu sürecin ilk aşaması, yapı türü, mekân, form, malzeme, dönem, patronaj özellikleri gibi bir dizi kritere dayalı olarak analiz edilecek eserlerin belirlenmesidir. Araştırma sürecinin ikinci aşaması ise oran-orantı teorisinin inceleme alanının belirlenmesini içermektedir. Bu alanı tespit etmek için araştırma soruları ve dönem kaynakları referans noktası olarak alınmıştır. Bu bağlamda Osmanlı cami mimarisinde oran-orantı teorisini analiz etmek için yeni bir yöntem geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu yönteme göre, camilerin iç mekân tasarımında geometrik oran-orantı teorisi analiz edilmiştir. Bu çalışmada geliştirilen yöntem ile Osmanlı camilerinin iç mekân tasarımlarında geometrik oran-orantı kuramı ilk kez tespit edilmiştir. Buna göre, Osmanlı mimarlık sanatının temelinde yatan kuramsal ilkelere dayalı bir sınıflandırma sistemi geliştirilebilmiştir. Bu sınıflandırma içinde yer alan yapılar, merkezi bir sanat-mimarlık ilkesi doğrultusunda biçim-yapı-estetik ilişkisi açısından değerlendirilmiştir. Çalışma boyunca tespit edilen ilkeler ve tasarım yaklaşımları, Mimar Sinan tarafından tasarlanan ve inşa edilen bazı camilerle de karşılaştırılarak Osmanlı mimarlarının tasarım düşüncesinin tarihsel kökenleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, çalışmada geliştirilen yöntemle analiz edilen Mimar Sinan camilerinde de yeni bulgulara ulaşılmıştır. Bu çalışma, konu edindiği sanat objesinin biçimsel özelliklerinin nesnel olarak belirlendiğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda Osmanlı mimarlarının sanat iradesi, anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, Osmanlı mimarlarının Akdeniz havzasındaki diğer gelişmiş mimari kültürlerdekine benzer bir şekilde, mekânı felsefe ve bilime dayalı bütüncül bir yaklaşımla tasarladıklarını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak ilk kez temel bir kuramsal ilkenin varlığı, tarihsel bağlamına uygun olarak kapsamlı bir analizle kanıtlanmıştır
Genişletilmiş tekniklerin 20. yüzyılda müziğin değişen parametreleri bağlamında incelenmesi
Bu çalışma, 20. yüzyılda ağırlık kazanan tını odaklı kompozisyon yaklaşımında, bestecinin genişletilmiş teknikleri ne şekilde ele aldığını, bu tekniklerin, biçimin tasarlanmasına ne derece dahil olduğunu ve yeni ses olanaklarını kullanarak nasıl bir müzikal dil yaratmaya çalıştıklarını inceler. Tezde, Anton Webern'in Sechs Bagatellen für Streichquartett (Yaylı Çalgılar Dörtlüsü için Altı Bagatel, 1911) 1. bölüm, Henry Cowell'ın Three Irish Legends (Üç İrlanda Efsanesi, 1917-1922) ve Banshee (1925), Giacinto Scelsi'nin Scelsi'nin Quattro Pezzi per Orchestra (ciascuno su una nota sola) (Tek bir nota üzerine dört parça, 1959) 1.bölüm, Luciano Berio'nun Sequenza III (1965), Krzysztof Penderecki'nin Threnody to the Victims of Hiroshima (Hiroşima Kurbanlarına Ağıt,1960), Helmut Lachenmann'ın Pression (Baskı, 1969), Salvatore Sciarrino'nun Lo Spazio Inverso (Tersine Çevrilmiş Evren, 1985) adlı yapıtları, tınının merkezde olduğu bir yöntemle analiz edilmiştir. Yapıtlarda kullanılan çalgıların/çalgı topluluklarının uyguladıkları genişletilmiş teknikler, analizlerin sonucunda bulunan bulgular çerçevesinde daha açıklayıcı bir veri oluşturmak için çeşitli sınıflandırmalar yoluyla tabloya dönüştürülmüştür. Çalışmada öncelikle 20. yüzyılın başında bestecinin yaklaşımında değişime uğrayan müzikal ses, sessizlik ve gürültü kavramları tarihsel bir çerçeve oluşturularak ele alınmış, sonraki aşamada 17. yüzyıldan başlayarak genişletilmiş tekniklerin tarihsel zemini araştırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında, seçili yapıtlar analiz edilmiş, analizler sonucunda genişletilmiş tekniklerin biçime yönelik etkileri ile ilgili detaylı veri ve bulgulara ulaşılmıştır
A prose Jâmasb-nâma (Critical text-analysis)
Hikâye anlatma geleneği Türk edebiyatında, Türklerin İslâmiyet’i kabul etmeden önceki dönemlerine kadar uzanmaktadır. Yazılı hikâyeciliğin çok eski tarihlere dayandığı Türk Edebiyatında, hikâye türünde geçmişten günümüze çok sayıda telif ve tercüme eser ortaya konmuştur. Tezimizin konusu olan “Câmasb-nâme” adlı mensur eser de bu hikâyelerden biri olarak karşımıza çıkar. Bir nevi Şâhmârân hikâyesi olan bu eser, Abdî’nin Câmasb-nâme’sinin mensur ve kısaltılmış hâli gibidir. Bu hikâyede başı insan gövdesi yılan olan Şâhmârân başta olmak üzere pek çok mitolojik ve efsânevî unsur yer alır. Periler, ejderhâlar, at büyüklüğünde karıncalar, ikiye bölünebilen yaratıklar gibi olağanüstülüklerin bulunduğu; Hz. Süleymân, Hz. Hızır gibi dinî şahsiyetlerin söz konusu edildiği bu anlatı, iç içe geçmiş hikâyeleri bünyesinde barındırır. Hikâyenin baş kahramanları olan Câmasb, Şâhmârân, Bülkiyâ ve Cihân Şâh’ın başından geçen olaylar, bu olağanüstülüklerle zenginleştirilerek ortaya konulmuştur.
Çalışmamızın konusu olan eserin üç nüshası tespit edilmiştir. Bu üç nüsha mukayese edilerek transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmış ve tenkitli metin oluşturulmuştur. Çalışmada Câmasb-nâme ve Şâhmârân hikâyelerinin kökeni ve Türk edebiyatındaki yerine dikkat çekilmiştir. Hikâyenin özeti verilmiş ve hikâye, zaman, mekan, kahramanlar açısından incelenmiştir. Çalışmaya konu olan mensur Câmasb-nâme ile Abdî’nin Câmasb-nâme mesnevîsi ve Binbir Gece Masalları’ndan Yeraltı Sultanı Yemliha’nın Öyküsü mukayese edilmiştir. Mensur Câmasb-nâme’de bulunan manzum kısımlar incelenerek tespitlerde bulunulmuştur. Mensur Câmasb-nâme nüshalarının ve ardından mukayese edilen nüshaların tavsifi yapılarak hikâyenin edisyon kritikli metnine yer verilmiştir
Development and performance evaluation of a novel scintillation-based active shielding gamma probe
The gamma probe is a commonly used detector for localizing sentinel lymph nodes after the injection of radiopharmaceuticals. In recent years, studies have focused on improving the features of gamma probes to achieve more consistent localization of the radiotracer uptake. As part of this effort, a novel gamma probe prototype based on an active shielding was developed, and its characteristics, including sensitivity, resolution and shielding effectiveness, were determined. The prototype integrates trapezoidal-shaped bismuth germanate (BGO) array coupled with a silicon photomultiplier (SiPM) array, accompanied by dedicated electronics and software for stand alone usage. We conducted a thorough characterization, validating experimental observations through Monte Carlo simulations using the GEANT4 simulation package. In scattering environment, with a probe-source distance of 30 mm, the experimental results show that the detector sensitivity is 120 +/- 5\documentclass[12pt]{minimal} \usepackage{amsmath} \usepackage{wasysym} \usepackage{amsfonts} \usepackage{amssymb} \usepackage{amsbsy} \usepackage{mathrsfs} \usepackage{upgreek} \setlength{\oddsidemargin}{-69pt} \begin{document}\end{document} cps/MBq, and the spatial and angular resolutions, in terms of full width at half maximum (FWHM), are 44.8 +/- 1.3\documentclass[12pt]{minimal} \usepackage{amsmath} \usepackage{wasysym} \usepackage{amsfonts} \usepackage{amssymb} \usepackage{amsbsy} \usepackage{mathrsfs} \usepackage{upgreek} \setlength{\oddsidemargin}{-69pt} \begin{document}\end{document} mm and 87.3 +/- 1.5 degrees\documentclass[12pt]{minimal} \usepackage{amsmath} \usepackage{wasysym} \usepackage{amsfonts} \usepackage{amssymb} \usepackage{amsbsy} \usepackage{mathrsfs} \usepackage{upgreek} \setlength{\oddsidemargin}{-69pt} \begin{document}\end{document}, respectively. The shielding effectiveness of the probe was determined to be greater than 95%\documentclass[12pt]{minimal} \usepackage{amsmath} \usepackage{wasysym} \usepackage{amsfonts} \usepackage{amssymb} \usepackage{amsbsy} \usepackage{mathrsfs} \usepackage{upgreek} \setlength{\oddsidemargin}{-69pt} \begin{document}\end{document}. The prototype with active shielding was found to have comparable performance to conventional gamma probes.Trkiye Bilimsel ve Teknolojik Arastirma KurumuNo Statement Availabl
Sanatsal hibrit baskı teknikleri
Bu çalışmanın fikir olarak ortaya çıkması ve bir sanatsal üretime dönüşmesi, hem süreç hem de elde edilmesi amaçlanan sonuçlar için gerçekleştirilmesi planlanan araştırma sürecini doğurmuştur. Söz konusu araştırma, öncelikli olarak sanatsal baskının ne olduğu ve sanatsal baskı teknikleri başlığı altındaki tüm tekniklerin tanımları ile birlikte, farklı etki ve sanatsal ihtiyaçların sonucunda hibrit baskı yönteminin ortaya çıkışından yola çıkmaktadır. Bu yöntemi bilindik baskı tekniklerini bir arada düşünüp tasarlayarak başlı başına bir sanatsal üretim olarak kullanma yoluna gitmiş farklı sanatçıların, yine birbirinden farklı çalışmaları, kendi özgün disiplinleri içerisinde ve bir sanatsal yapıt olarak ele alınmıştır. Daha sonra bir sanatsal baskı yöntemi olarak ortaya çıkmış olan hibrit baskının ortaya çıkışı, sanat tarihinde ve günümüz sanatının sanatçıları arasındaki kullanımı ile kendi baskı resimlerim üzerinden süreç ve sonuçlar deneyimlenerek ifade edilmiştir. Takip eden süreçte kendi baskılarımı tasarlama noktasında, baskılarımın, tekniksel ve kavramsal olarak, resimsel ve de entelektüel sürecime yapacağı katkı amaçlanmıştır. Kendi hibrit baskı çalışmalarımda süreç içerisinde kompozisyon eskizlerinin üretilmesinden, baskı kalıplarının oluşturulmasına ve bir araştırma süreci olarak planlanmış olan deneyimler eşliğinde, elde edilen gözlemlerle beraber tamamlanmış resimlerin ortaya çıkış süreçleri aktarılmıştır. Böylece kendi resimsel serüvenim içerisinde hibrit baskı, içerdiği tekniklerin sağladığı olanaklar eşliğinde, ters ve aykırı görünen tavırların bir arada kullanımı noktasında kazandıracağı yenilikler ve bu yenilikler eşliğinde, ters ya da aykırı olanın sanatsal sürecime yapacağı katkılar her zaman önemini korumaya devam edecektir
Çok katmanlı Anadolu kentlerinin evrimi ve kent tarihine dair bir rehber önerisi
Kentleşme sürecinin izini sürerken, sıklıkla fiziksel kalıntılara odaklanmanın insanın toplumsal, kültürel ve ekonomik evrimini tam olarak anlamada yetersiz kalabileceği anlaşılmıştır. Kent, mimari yapıların ötesinde, sosyal pratikleri ve kültürel ifadeleri de içeren bütün bir yapıdır. Anadolu'nun tarihi, kentleşme sürecinin evrimini anlamak açısından eşsiz bir araştırma zemini sunmaktadır. Bu makale, Anadolu kentlerinin geçmişten günümüze yaşadığı dönüşümleri ele alarak, bu dönüşümü derinlemesine incelemektedir. Anadolu'da kentleşmenin ilk örnekleri olarak kabul edilen Antik Yunan Dönemi'nden başlanarak sırasıyla Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi'ne kadar uzanan süreçte, kent planlama anlayışları incelenmiştir. Her dönemin kendine özgü planlama anlayışının çözümlenmesi, o dönemin sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiklerini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. İncelemeler sırasında tarihi haritalar, kadastral haritalar, arkeolojik buluntular ve yazılı kaynaklar gibi çeşitli araçlara başvurulmuştur. Antik Yunan Dönemi'nde kentlerin genellikle akropol etrafında şekillendiği ve ticaret yolları üzerinde stratejik noktalara kurulduğu görülmektedir. Roma Dönemi'nde ise kentsel planlama, daha sistematik bir hal almış ve yollar, su kemerleri, tiyatrolar gibi kamusal yapılar kent yaşamının ayrılmaz parçaları haline gelmiştir. Bizans Dönemi'nde dini yapılar ve surlar kent dokusunu belirlerken, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi'nde ise camiler, medreseler, kervansaraylar ve hamamlar kentsel yaşamın merkezinde yer almıştır. Cumhuriyet Dönemi'nde ise modern kentleşme hareketleri ve planlı kentleşme projeleri ön plana çıkmıştır. Anadolu'nun farklı bölgelerinden seçilen kent merkezlerinin tarihteki değişimlerinin çözümlenmesi, diğer kentlerin tarih boyunca mekânsal evrimlerinin incelenmesine yardımcı olacak bir şablon oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Bu kapsamda, her dönemin kendine özgü kentsel dinamikleri ve mekânsal organizasyonları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Bu analizler, Anadolu kentlerinin geçmişten günümüze uzanan kentleşme sürecinin bütüncül bir bakış açısıyla anlaşılmasına olanak tanımıştır. Bu çalışma, kentsel dönüşümlerin sadece fiziksel yapılar üzerinden değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel dinamikler üzerinden de okunması gerektiğini vurgulamaktadır
The Role of Abductive Thinking in K12 Skill Development Process: Example of Mathematics Lesson
The aim of this study is to explain how abductive thinking in the process of skill development helps the higher order thinking process and contributes to making learning experiences more efficient, effective, and permanent. In this context, the K12 Skills Framework: Turkey Holistic Model, a skills development process was designed focusing on the trends identified based on the K12 Skills Framework Instructional Design Model and skills summarized in four main categories. The specific area selected for skill development is “Calculating the Approximate Square Root of Irrational Numbers/Non-Square Numbers” in the 8th grade mathematics sub-learning area. By creating a sample lesson plan for the development of these skills, it is aimed to provide guidance on how students can develop these skills. In addition, the use and development of abductive thinking, which is defined as an intermediate thinking skill that includes several integrated skills, will contribute to the process of understanding and comprehension at the point of developing these tendencies and skills. © (2024), (T.C. Milli Egitim Bakanligi). All Rights Reserved