Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
    9810 research outputs found

    16. yüzyıl yazma eserlerde sazyolu üslubunda kullanılan mitolojik canlı imgelerinin incelenmesi ve yeniden yorumlanması

    No full text
    Çalışmada sazyolu üslubuyla 16. yüzyıl yazma eserlerdeki mitolojik imgelerin tekrar yorumlanması üzerinde duruldu. Bu yorumlamalardan önce dönemin tezhip sanatının gelişimi ve motiflerinden bahsedildi. Yine Türk sanatının ve bilhassa tezhibinin klasik dönemi olan 16. yüzyıldaki iki önemli ekol Şahkulu ve öğrencisi Kara Memi'nin üslubundan bahsedildi. Şahkulu ve öğrencisi Kara Memi kendilerine has yorumları ve eserleriyle Türk tezhip sanatına büyük bir ivme kazandırmış, bu üsluplar Türk sanatının birçok alanına ve sonraki devirlerine büyük tesirler yapmıştır. Çalışmada özellikle sazyolu üslubu ve Şahkulu üzerinde durulmuş, sazyolu üslubuyla 16. yüzyıl yazma eserlerde kullanılan mitolojik imgeler, bitkisel figürler ve stilize çiçekler üsluba uygun olarak tekrar yorumlanmıştır. Mitolojik varlıklar yorumlanırken baş, çene, pençe, kanat ve toynak stillerine sadık kalınmaya gayret edilmiştir

    Optimizing artificial neural network architectures for enhanced soil type classification

    No full text
    Artificial Neural Networks (ANNs) are artificial learning algorithms that provide successful results in solving many machine learning problems such as classification, prediction, object detection, object segmentation, image and video classification. There is an increasing number of studies that use ANNs as a prediction tool in soil classification. The aim of this research was to understand the role of hyperparameter optimization in enhancing the accuracy of ANNs for soil type classification. The research results has shown that the hyperparameter optimization and hyperparamter optimized ANNs can be utilized as an efficient mechanism for increasing the estimation accuracy for this problem. It is observed that the developed hyperparameter tool (HyperNetExplorer) that is utilizing the Covariance Matrix Adaptation Evolution Strategy (CMAES), Genetic Algorithm (GA) and Jaya Algorithm (JA) optimization techniques can be successfully used for the discovery of hyperparameter optimized ANNs, which can accomplish soil classification with 100% accuracy

    Out-of-School Activities in Architectural Education: MUISCARCH International Architecture Students Congress

    No full text
    This research aims to question the effect of adopting non-formal and informal learning environments into architectural education on the overall learning experiences of architecture students. In this context, a series of out-of-school activities organised within the scope of Maltepe University, Faculty of Architecture and Design, which are based on a variety of different non-formal and informal learning methods, are discussed. Although there are various out-of-school activities, the significance of these comprehensive extracurricular activities relies on being an entire student initiative from planning to execution and consisting of symposiums, workshops and organisation processes that bring non-formal and informal learning experiences together. Unlike most of the research discussing non-formal/in-formal activities through final products, our research focuses on the learning experience of the students and the learning process itself. Based on the participant observation method, we gathered data through observing behaviours and interactions, casual conversations, unstructured and informal interviews, and reviews of the participants' studies. The findings revealed the learning acquisitions and benefits that students gained intentionally or unintentionally throughout the process from integrated learning environments, which are required to compete with the complex challenges of architectural education and the profession, as emerging technologies, materials, design trends and societal conditions. This reality forces architectural education programs to embrace and integrate informal and non-formal learning experiences into their curricula. Flexible learning models need to be designed and adapted to formal education to provide a well-rounded educational experience for architecture students, emphasising self-directed learning and practical experience in real-world contexts

    Deniz Müzesindeki yazma eser ciltlerinin incelenmesi

    Get PDF
    Deniz Müzesi, kurum olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı hizmet veren, geçmişten günümüze denizcilikle ilgili objeleri, seyir aletlerini, haritaları, yazma eserleri, deniz tarihiyle ilgili plastik sanat eserlerini ve dünya çapındaki en geniş saltanat kayıkları koleksiyonuyla birlikte bünyesinde bir de deniz tarihiyle ilgili ihtisas kütüphanesi barındıran, kendi alanında Türkiye'deki en önemli müzedir. Bu tez çalışmasında Deniz Müzesi koleksiyonunda bulunan el yazması eserlerin, günümüze ulaşan yahut yenilenmiş olsa da sanatlı eser niteliği taşıyan tüm kitap kapları incelenmiştir. Müze bünyesinde bulunan ihtisas kütüphanesi daha çok denizcilik alanında çalışan araştırmacılar tarafından ziyaret edilmektedir. İçerik açısından oldukça zengin olan yazma eserler araştırmalara kaynaklık etse de kitap kaplarının daha evvel çalışılmaması nedeniyle, müze koleksiyonunda bulunan tüm sanatlı kapların gün ışığına çıkartılması hedeflenmiştir. Koleksiyonda bulunan 289 el yazması eserden 70 adeti, cilt sanatı açısından incelenerek kataloglaması yapılmıştır. İncelenen eserler dışında kalan el yazmalarının ciltleri sıradan cilt beziyle ve herhangi bir bezeme ihtiva etmedikleri için değerlendirmeye alınmamışlardır. Deniz Müzesi envanterinde bulunan el yazmaları içerik olarak, dini ve tasavvufi kitaplar, askeri bilgiler ve talimnameler, edebiyat, tarih, coğrafya, matematik, dil ve sözlükler gibi pek çok farklı konuyu barındırmaktadır. Bu katalog kapsamında incelenen Kur'an-ı Kerimlerin içinde bir tanesi tek sayfa rulo olması özelliğiyle, 2 adet Sancak Kur'an'ı da Deniz Müzesi koleksiyonunda bulunmaktadır. Bahriye Müze ve kütüphane İdaresinin diğer tarihi kütüphanelere nazaran, kuruluşunun yakın tarihli olması(1897) ve askeriye gibi neredeyse atılan her adımın belgelendirildiği bir kurumsal yapı içerisinde olması nedeniyle de tarihi eserlerin ve el yazmalarının yer yetersizliği, savaş, güvenlik sorunları gibi nedenlerle şehir değiştirmeleri, kitapların ve kitap kaplarının bozulma süreçlerini bize az çok yansıtırken, ciltlerin yenileme çalışmaları için de gösterilen gayreti, evraklar vasıtasıyla takip edebiliyoruz. Kitapların ve el yazmalarının geçmişten günümüze ulaşma sürecinin yazışmalar vasıtasıyla bilinebiliyor olması açısından da ayrı bir özelliğe sahiptir

    Alüminyum giydirme cephedepanel ve çubuk (stıck) sistemlerin ısı performansı bakımından karşılaştırması Flixo ısı hesabı örneği

    No full text
    Yapı kabuğu, konfor koşullarının sağlanması, performans gerekliliklerinin karşılanması adına büyük bir önem arz eden yapı kısmıdır. Alüminyum giydirme cepheler günümüzde sıklıkla tercih edilen yapı kabuğu alternatifidir. Alüminyum giydirme cephe sistemlerinde fazlaca sistem seçeneği mevcuttur. Alüminyum giydirme cephe sektöründeki uzmanların ısı performansları ile ilgili bilgilerinin yetersiz olması, sistem seçimlerinin performans taleplerinin karşılayıp karşılayamayacağı konusunda öncesinde net bir bilginin olmaması ve sistem seçimleri yapılıp proje uygulanmaya başlandıktan sonra yapılan testlerin beklenilen performansı sağlayamaması nedeni ile testlerde başarısız olunması ve testlerin geçilememesi gibi sorunlar sıklıkla giydirme cephe sektöründe karşılaşılan sorunlardandır. Talebin altında kalan sistem gereklilikleri nedeniyle sistemler iyileştirilmeye çalışılmakta ya da sistem değişikliğine gidilmektedir. Bu da hızla ilerleyen ve zamanın çok önemli olduğu yapım sürecinde büyük bir zaman ve maaliyet kaybı demektedir. Alüminyum giydirme cephe sistemlerinde ısı performans değerleri ile ilgili literatürdeki çalışmaların sınırlı olması, sektörde ise çoğunluklu olarak deneme yanılma yolu ile ilerlenmesi, seçim yapan uzmanların bilgi eksikliği bu konuda çalışmaların yapılması ihtiyaçlarına neden olmaktadır. Proje aşamasında doğru sistem seçiminin zaman, maaliyet, iş gücü gibi birçok konuda kazanç sağlayacağı ve tüm bunların tasarrufuna katkı sağlayacağı kesindir. Tez çalışmasında, yukarıdaki gibi belirtilen hedeflerin sağlanması geliştirilmesi beklenmektedir. Tez çalışmasında ele alınan başlıklar aşağıdaki gibidir. Birinci Bölüm 'de alüminyum giydirme cephe sistemlerinin performans karşılaştırması hakkında var olduğu düşünülen problemler belirtilmiş olup belirtilen bu problemler hakkında çözüm yöntemi olduğu düşünülen amaçlar ile çalışmanın yöntemi açıklanmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümü'nde alüminyum giydirme cephe sistemleri hakkında literatür araştırılması ''Alüminyum Giydirme Cephe Sistem Tanımı'', ''Alüminyum Giydirme Cephe Sistemlerinin Sınıflandırılması'', ''Alüminyum Giydirme Cephe Sistemlerinin Bileşenleri'' başlıkları altında incelenmiştir. Üçüncü Bölüm 'de alüminyum giydirme cephe sistemlerinin genel performans gereksinimleri ''Konfor ile İlgili Performans Gereklilikleri'', ''Güvenlik ile İlgili Performans Gereklilikleri'', ''Enerji ile İlgili Performans Gereklilikleri'' olarak üç bölümde ele alınmıştır. Karşılanması gereken performans gereklilikleri herhangi bir montaj ya da bağlantı biçimine göre yapılan sınıflandırmaya göre yapılmamıştır. Ele alınan performans gereklilikleri genel olarak bir giydirme cephe sisteminin sağlaması gereken koşullar doğrultusunda değerlendirilmiştir. Dördüncü Bölüm 'de Üçüncü Bölüm 'de genel şekilde belirtilen performans gereklilikleri, panel ve stick sistem özelinde olacak şekilde, belirlenen uzman odak gruplarınca değerlendirilmesi istenmiştir. Belirlenen değerlendirme kriterleri bir değerlendirme formu aracılığıyla uzman odak grubuna yöneltilmiştir. Bu bölümde, uzman odak gruplarının seçimi, değerlendirme içeriklerinin oluşturması ve gelen yanıtlar doğrultusunda ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesini içermektedir. Beşinci Bölüm'de Dördüncü Bölüm 'deki değerlendirme sonuçlarının analiz edilmesi ile ortaya çıkan ısı performans değerleri hakkındaki yetersiz bilgileri ortadan kaldırabilmek adına ''Flixo'' ısı programı aracılığıyla panel ve stick sistemlerin ısı performans kıyaslamalarını içermektedir.

    Roman Period rock tombs in Kahramanmaras province

    No full text
    Kahramanmaraş, Taurus Dağları, Amanus Dağları ve Pyramos Nehri gibi coğrafi oluşumlar tarafından şekillendirilmiştir. Yüzey şekillerinin farklılığı değişik iklimlerin görülmesine neden olmuştur. Buradaki coğrafi oluşum antik dönemde farklı siyasi bölgelerin oluşmasına olanak vermiştir. Pyramos Nehri'nin batısında kuzey-güney doğrultulu Taurus Dağları uzantıları ile kentin kuzey ilçelerinin bulunduğu Kataonia Ovası'nın güneyinde uzanan doğu-batı doğrultulu Taurus Dağları üç farklı antik bölgenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kentin kuzeyindeki toprakları Kappadokia Kataonia Bölgesi'nde, batısında kalan toprakları Kilikia Pedias Bölgesi'nde ve doğusunda kalan toprakları ise Kommagene Bölgesi'ndedir. Farklı antik bölgeler farklı kültürler ortaya çıkarmıştır. Buna göre bölge düzeyinde farklı tercihlerin olduğu gözlenmektedir. Kahramanmaraş ilindeki kaya mezarlarının tipolojisinin belirlenmesi amacıyla yüzey araştırması yapılarak, antik bölgelere göre bir envanter çıkarılmıştır. Mezarların bölgelere göre dağılımı, inşa yerleri, inşa biçimleri, cephe ve iç düzenlemeleri, antik kent /yerleşme ile ilişkileri ele alınmıştır. Ayrıca askeri ve ticari yollar ile savunma yapıları bakımından ilişkilerine değinilmiştir. Bunun yanında kültürel etkileşim açısından incelenerek kaya mezarların yerel özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Coğrafi şekiller ile bölgeler arasındaki kültürel farklılıklar kaya mezarlarının inşa yerlerini ve biçimlerini de etkilemiştir. Kommagene Bölgesi mezarları yüksek kayalıkların olmaması nedeniyle ve ayrıca kültürel farklılıktan dolayı yeraltına inşa edilmişlerdir. Ayrıca bölgenin karakteristik özelliği olarak nekropolisler oluşturulmuştur. Basit ve kemer cepheli mezarların iç düzenlemelerinde arcosoliumlu gömü yerleri bulunmaktadır. Kappadokia Kataonia Bölgesi ve Kilikia Pedias Bölgesi mezarları ise yüksek kayalıklara tekil olarak inşa edilmişlerdir. Her iki bölgede de basit ve kemer cepheli kaya mezarları yanında tonoz cepheli anıtsal mezarlar vardır. Kilikia Pedias Bölgesi kaya mezar çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Burada ayrıca kaya lahitleri ve khamosorion mezarlar da saptanmıştır. Kaya mezarlarının tarihlendirilmesi amacıyla mezarların inşa biçimleri, yazıtları, mimari süslemeleri, heykeltıraşlık kabartmaları gibi özellikleri incelenmiştir. Kommagene Bölgesi mezarları, Dolikhe, Samosata, Edessa gibi kentlerindeki kaya mezarları yardımıyla; Kappadokia Kataonia ve Kilikia Pedias Bölgesi mezarları ise Korykos, Eleuissa Sebaste, Anazarbos gibi kentlerdeki mezarların yardımıyla tarihlendirilmiştir. Bahsi geçen kentlerdeki mezarlar ile analoji yöntimi yardımıyla Kahramanmaraş ilindeki kaya mezarları M.S. 2-3. yy arasına tarihilendirilmiştir

    Prediction of Damping Capacity Demand in Seismic Base Isolators via Machine Learning

    No full text
    Base isolators used in buildings provide both a good acceleration reduction and structural vibration control structures. The base isolators may lose their damping capacity over time due to environmental or dynamic effects. This deterioration of them requires the determination of the maintenance and repair needs and is important for the long-term isolator life. In this study, an artificial intelligence prediction model has been developed to determine the damage and maintenance-repair requirements of isolators as a result of environmental effects and dynamic factors over time. With the developed model, the required damping capacity of the isolator structure was estimated and compared with the previously placed isolator capacity, and the decrease in the damping property was tried to be determined. For this purpose, a data set was created by collecting the behavior of structures with single degrees of freedom (SDOF), different stiffness, damping ratio and natural period isolated from the foundation under far fault earthquakes. The data is divided into 5 different damping classes varying between 10% and 50%. Machine learning model was trained in damping classes with the data on the structure's response to random seismic vibrations. As a result of the isolator behavior under randomly selected earthquakes, the recorded motion and structural acceleration of the structure against any seismic vibration were examined, and the decrease in the damping capacity was estimated on a class basis. The performance loss of the isolators, which are separated according to their damping properties, has been tried to be determined, and the reductions in the amounts to be taken into account have been determined by class. In the developed prediction model, using various supervised machine learning classification algorithms, the classification algorithm providing the highest precision for the model has been decided. When the results are examined, it has been determined that the damping of the isolator structure with the machine learning method is predicted successfully at a level exceeding 96%, and it is an effective method in deciding whether there is a decrease in the damping capacity.National Research Foundation of Korea (NRF) - Korea government (MSIT) [2020R1A2C1A01011131]; Energy Cloud RAMP;D Program through the National Research Foundation of Korea (NRF) - Ministry of Science, ICT [2019M3F2A1073164]This work was supported by the National Research Foundation of Korea (NRF) grant funded by the Korea government (MSIT) (2020R1A2C1A01011131) . This research was also supported by the Energy Cloud R&D Program through the National Research Foundation of Korea (NRF) funded by the Ministry of Science, ICT (2019M3F2A1073164)

    Sergi alanlarının tasarım aşamasında yapı bilgi modeli tabanlı yangın simülasyonları

    No full text
    Yapı Bilgi Modellemesinin, yapı endüstrisi tarafından kullanılan bina yaşam döngüsü dışında kendisinden faydalanılan farklı alanları bulunmaktadır. Bir yapının dijital ikizi olma özelliği taşıması, Yapı Bilgi Modellerinin farklı dijital alanlarda da kullanılmasına olanak tanır. Bu kullanım alanlarından biri de yapılarda çeşitli amaçlarla oluşturulan simülasyon çalışmalarıdır. Yangın acil durumları, özellikle sergi alanları gibi toplu kullanım amaçlı binalarda ciddi riskler taşımaktadır. Bu riskleri minimize etmek amacıyla, yapıların tasarımında çeşitli önlemler alınması, oluşabilecek acil durumlarda can ve mal kayıplarının önüne geçecektir. Yapılan çalışma, sergi alanlarında oluşabilecek bir yangının hangi tasarım kriterleri ile ilişkili olduğunu incelemektedir. Bu amaçla, Yapı Bilgi Modeli ve yangın simülatörü yazılımları entegre edilerek yangın simülasyonları oluşturulmuştur. Oluşturulan bu simülasyonlar ile, yaygın olarak kullanılan sergi alanı tasarımlarında yangın sonucunda oluşan duman yayılımları irdelenmiştir. Çalışmada plan tipi, tavan yüksekliği ve seperatör yükseklikleri kriterlerinin farklılık gösterdiği altı sergi alanı tasarımının Yapı Bilgi Modelleri detay seviyesi LOD 300 olarak oluşturulmuştur. Hazırlanan bu modeller IFC formatı aracılığıyla tüm geometrik verileri ile yangın simülatörü yazılımı olan Pyrosim'e aktarılmıştır. Akışkanlar dinamiği hesaplaması kullanarak gerçekleştirilen simülasyonlar ile oluşturulan yangın reaksiyonları sonucunda ortaya çıkan duman yayılımı incelenmiştir. Farklı tasarım kriterlerinin sergi alanlarındaki duman yayılımlarını etkilediği belirlenmiştir

    Exploration of transient space " a case study of James Turrell "

    No full text
    Bir an için, sonsuza dek; mekanda genleşerek; tüm benliğiniz ile sarmaladığınızı, zamanı moleküllerine ayırarak; hemhal olduğunuzu, biricik, yalın ve sonsuz içsel mekanınızı keşfettiğinizde; kalbinizin ve zihninizin, evrendeki tüm mekanlar ve zamanlar ile aynı ritimi paylaşarak çarptığını hayal edebilir misiniz? Günümüzde, gerçek dünya ve sanal evren arasında kendine yer edinmeye çabalayan toplum, sınırsız ve sonsuz olarak; gerçek dünyadaki varlığına kanalize olacak kadar yalıtılmış olmadığı gibi, çağın izinde dönüşen ihtiyaçları ve ona ayak uyduran teknolojinin pozitif katkıları dahilinde, bütünüyle sanal evrende var olmak dürtüsünde değildir. Diğer yandan ise insanlığın, kâr ve zarar dengesinin ötesinde; yaşamının devam etmesi amacıyla, içgüdüsel olarak, çağa ayak uydurma gayesinin olduğu çıkarımı yapılabilmektedir.Gelecek mekana içkin gündelik yaşam senaryolarının algısal yoksunluğu, mekansızlığın yarattığı duyusal aşinalık özlemi, bireysel yok oluş korkusu, ruh ve bedenin ayrışması, duyusal olanın reddi ve gerçek dünyanın kaçınılmaz rasyonalitesi, mekan ve zaman karşısındaki sıkışmışlık ve bunlara rağmen insan bedenine içkin duyusal baskınlık hali arasında birey, bugün nasıl var olmaktadır ve yarın nasıl var olacaktır? Araştırmanın amacı, sıralanan sorular eşliğinde yol alarak; insanlığın ilk tohumlarından bugüne dek süren, devinimsel mekan arayışı sorunsalının; bugünün zamansallığı içerisinde izinde; gelecek öngörüsü üzerinden üretilen mekansal varoluşa ait tasarım girdisi olarak ortaya atılan "Geçişken Mekan" kavramının avcılığını yapmaktadır. Kümülatif ilerleyen dört ana başlıkta bir araya gelen araştırmanın izleği; mimarlık, psikoloji, sinema, edebiyat, plastik sanatlar gibi farklı araştırma alanlarında köklenilerek oluşturulmuştur. Bahsi geçen tutum, okuyucunun araştırma dürtüsünü aktif kılarak; eleştirel bakış açısını bırakmaksızın bilgi verilmesine olanak tanımaktadır. Böylelikle araştırmanın sürdürülebilirliğinin, okuyucu ilişkisi sayesinde zamansız hale gelmesi kurgulanmaktadır. Bahsi geçen araştırma alanlarına ilişkin yapılan seçki, araştırmanın omurgasını besleyecek şekilde oluşturulmaktadır. Araştırma, duyu, duyum ve duyumsama kavramları ile algı fenomeni ve ona içkin algılama hali üzerinden açtığı tartışma üzerinden başlangıç noktasını tanımlamaktadır. Yeryüzüne içkin sonsuz çeperdeki varoluş, deneyimleyicinin algılama hali kadar var olacaktır. Bu bağlamda, deneyimleyicinin duyunun ilk iletiminden algılama sürecinin sonuna dek geçirdiği başkalaşım üzerinden türettikleri fenomenolojik yaklaşımlar ve kendilerine içkin kavram şemaları nedeniyle Psikiyatrist Carl Gustav Jung ve Psikolog Doğan Cüceloğlu karşılaştırmalı örneklem düşünürleri olarak ele alınarak; bahsi geçen kavram ve oluşlar eleştirel bakış açısı ile ortaya konulmaktadır. Öncül kavramların ardışığı olarak; algısal manipülasyon, algı bozumu ve yaratımı kavramları irdelenmekte; James Turrell eserleri üzerinde sorgulamayı mümkün kılacak ölçüde konuya ilişkin içgörü sağlanmaktadır. Mekan algısının, bireyin varoluşuna içkin varlık algısını temellendirme amacıyla kullandığı ilk dayanak olması görüşünün savunulması sebebiyle mekan ve ilişikleri araştırması; duyu, duyumsama ve algı üzerinden açılan tartışmanın tamamlayıcısı olarak yerini almaktadır. Mimarlıktan türeyen bir fenomen veya mimarlığı oluşturan bir fenomen olarak irdelenen mimari mekan kavramı, Bülent Özer ve Bruno Zevi gibi mimarlık tarihi eleştirmenlerinin görüşleri etrafında tartışmacı tutum ile ele alınmaktadır. Mimarlığın, meydana geldiği toplumun çeşitli faaliyetlerine ek olarak duygusal dürtü ve arayışlarına yanıt veren, imkan tanıyan ve öyle ki, bahsi geçen sorguyu ortaya koyan mekan oluşturma becerisi olduğu kabulü üzerinden; mimari mekan kavramını oluşturan etmenlerin irdelenerek; ilgili kavramın özümsenmesinin ardından karşılaştırmalı yapı anlatısına içkin Mimarlık Tarihi üslup dönüşümleri gözetilerek yapı örneklemi seçkisi ortaya konmuştur. Bahsi geçen yapı seçkisi, ışık fenomenine dayalı algı yaratımı süzgecinde bir araya getirilmiştir. Araştırmanın devamlılığını sağlayacak konulara içkin izdüşümlerin yakalanması, ilgili eleğin ortaya konmasının nirengi noktasını oluşturmaktadır. Ardışık olarak kuramsal altyapı ile irdelenen mekan kavramı; eleştirel bakış açısı sunmak amacıyla yaşadıkları dönem ve sonrasına ürettikleri kuramsal metinler ile iz bırakan Henri Lefebvre, David Harvey, Karl Marx, Michel Foucault...gibi düşünür ve filozofların görüşleri çeperinde sorgulanarak; Gaston Bachelard özelinde temellendirilmektedir. Mekan kavramının tüm ilişiklerinden arınarak salt varoluşa erişmesi ile içsel mekana epriyen dönüşümü ile derinleştirilen araştırma; içsel mekanın, bahsi geçen görüş göz önüne alındığında ise kapsayıcı tekil bir kavram olarak mekanın; tüm sınırlardan bağımsızlaşarak genleşen, kucaklayan ve böylelikle dönüşken olan algısal fenomen olması savı ile devam etmektedir. Mekan kavramının içsel bir fenomen olması doğrultusunda uzanan araştırma; benzerlik ilkesi ile sanal mekan kavramına ulaşmaktadır. Bir diğer deyiş ile mekan kavramının sonsuz ve bireye içkin bir fenomen olduğu kanısının, sanal mekanın uçsuz bucaksızlığı ile yakaladığı izdüşümün peşine düşülmektedir. Bu bağlamda, geçmiş sorgusu ve eşzamanlılık arayışı üzerinde derinleştirilerek; sanal mekana varana dek rasyonel mekan deneyiminin dönüşümü gözler önüne serilmektedir. Araştırmada ortaya atılan "Geçişken Mekan" kavramı; içsel mekan, özümseyen bakış açısıyla, bir mekan metaforudur. Gerçek mekan ve sanal mekan arasında köprü tanımlamaktadır. Bu ara mekanın, bireyin içsel mekan keşfini sağlayacak ve böylelikle sanal mekan pratiğinin gerçek evren ile ilişkisini sağlamlaştıracak misyona sahip olması önerilmektedir. Bu bağlamda bahsi geçen kurmaca mekan ile bireyi kendine içkin mekansal anlayışın farkındalığını sağlayacak deneyim nasıl olmalıdır sorusu ortaya atılmaktadır. Amerikalı ışık ve mekan sanatçısı James Turrell, eserlerinin kuramsal ve kavramsal alt metinleri ve önerdiği bireysel ve dolayısıyla biricik deneyim temelli performans sebebiyle örneklem olarak araştırmada yerini almaktadır. James Turrell'ın yaşam öyküsü, eserleri ile kurulan nedensellik ilişkisi bağlamında incelenerek rafine bir derleme olarak sunulmaktadır. Sanatçının düşünsel altyapısı ve esin kaynakları, mimarlık ve sanat tarihi, toplum tarihi, astronomi, tıp bilimleri gibi pek çok farklı alanın kapsayıcılığı eşliğinde izdüşümler yakalanarak gözler önüne serilmektedir. Algı yaratımı ve manipülasyonu üzerinden saptanan başlangıç ve varış noktaları, geçişken mekan arayışına ışık tutması amacıyla notlandırılmaktadır. James Turrell retrospektifinin düşünsel geçmişi üzerine söylemler ile irdelenmesinin ardından açık, kapalı ve yarı kapalı mekanın sunulan deneyimleri örnekleyecek şekilde üç esere ilişkin seçki yapılarak detaylandırılmaktadır. Eser anlatılarında, içsel mekan fenomeni ve uçsuz bucaksızlık hali üzerine yapılan gönderme ve işaretler yakalanmakta; algı yaratım ve manipülasyonu üzerinden sorgu açılmaktadır. Mekanın yarattığı öğretilerin, deneyim sunma hali olmasına dikkat çekilerek önerilen geçişken mekanın ortaya koyacağı etmenler masaya yatırılmaktadır. Geçişken mekan fenomeninin, James Turrell eserleri örneklemi üzerinden tanımlanmasına ilişkin bağı güçlendirmek amacıyla gelecek mekan senaryoları ve James Turrell etkisindeki geçişken mekan olma hali irdelenmektedir. İlgili deneyim mekanının, çeşitlendirilmesi sayesinde insanlığın, dayatılan sanal mekan ve kaçınılamaz gerçek mekan var oluşu arasında algısal bütünlüğünü sağlayabileceği ve mekan türetimi yapılabileceği yer haline gelmesi önerilmektedir.Sonuç bölümünde, araştırmanın amacı bölümüne dönülerek; yapılan karşılaştırmalı araştırma kapsamında geçişken mekan kavramına içkin neden ve sonuç ilişkisi bütüncül olarak gözler önüne serilmekte; önerilen tasarım girdisine yoğunlaşılmaktadır. Geçişken Mekan kavramı ve ortaya atılan gelecek öngörüsüne ilişkin sav ve önerinin çerçevesi netleştirilerek tartışma sonlandırılmaktadır

    20. yüzyıldan seçilmiş örneklerle sanatçı takıları

    No full text
    20. yüzyıl sanatçıları yapıtlarını tasarım alanına taşıyarak endüstriyel üretime karşı bireysel yaratıcılık imkânlarının araştırılmasına neden olmuştur. Bedende taşınan küçük heykel olarak da tanımlayabileceğimiz takı özellikle heykeltıraşların üretim alanlarından biri haline gelmiştir. 20. yüzyılın en yaratıcı ve ilham veren heykeltıraşlarından olan Calder, ardında çok sayıda takı bırakmıştır. Heykel çalışmalarının devamı olarak görebileceğimiz takılarını heykelleri ile aynı yöntemlerle üretmiştir. Heykelleri ve desenleri ile bilinen Giacometti takı alanında çok az yapıt bıraksa da heykellerindeki formları doğrudan tasarımlarına taşımıştır. Malzemeyi eline alarak takılarını yaratan bir diğer sanatçı Falkenstein'dır. Sonraki bölümlerde yer alan Pomodoro ve Basaldella kardeşler yine sanat üretimleri ile tasarımları arasında yakın geçişler sergilemiştir. Ancak üretimleri kimi zaman zanaatçının elinde takıya uygulanmıştır. Jean Arp'ın tasarımları da yine zanaatçı yardımıyla takıya aktarılırken, heykellerindeki doğa yorumunu andıran, akışkan formlarla özgün, neşeli tasarımlara dönüşmüştür

    918

    full texts

    9,810

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇