Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Examination of the illuminations of Seyh Hamdullah's murakkaa manuscripts from the 16th century
Türk İslam Kitap Sanatlarında, müstesna bir yere sahip olan murakkaalar, tezhip sanatının uygulandığı alanlar olarak da sayısız örnekler sunmuştur. Ancak tezhiplerin hangi döneme ait oldukları tahmin edilmektedir. Böylelikle farklı tarihlerde yapılan yüzlerce tezhipli sayfa ilk defa bir arada incelenmiştir. Bu çalışmada, Şeyh Hamdullah murakkaalarına ait makale, kitaplar, dergiler ve tezler araştırılarak, 52 kitap, 122 albüm, 558 kıt'a incelenmiştir. Kütüphaneler ile aylarca süren yazışmalar ve resmi izinler neticesinde alınan yüksek çözünürlüklü görseller sadece bu tezde kullanılmak üzere akademik amaçla alınmıştır. Desenler hakkındaki kompozisyonlar ve tasarımlar kütüphanelerin, kaynak kitapların ve makalelerin bilgileri ışığında renkli çizimleri de yapılarak açıklanmıştır. Eserlerin büyük bir kısmı yurt içinde; Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi, İstanbul Nadir Eserler Kütüphanesi ve Arkeoloji Müzesi, Bursa Müzesi, Ankara Diyanet Yazma Eserler Kurumu, Sakıp Sabancı Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'ndan alınmıştır. Yurtdışında; Chester Beatty, Walters, Metropolitan, Michigan, British Museum ve Khalili Collection'dan temin edilmiştir. Tez toplamda altı bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler sırasıyla giriş, Şeyh Hamdullah'ın hayatı, murakkaaya genel bakış, Türkiye'de bulunan müze ve kütüphaneler, Türkiye dışında bulunan müze ve kütüphaneler ve sonuçtur. Giriş bölümünde temel olarak tez hakkında bilgi verilmiştir ve tez yazımında kullanılan yöntem anlatılmıştır. İkinci bölümde Şeyh Hamdullah'ın hayatı hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde tezin ana konusu olan murakkaanın tanımı yapılmış, tarihçesi, yapım şekli ve çeşitleri anlatılmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümde yukarıda bahsedilen müze ve kütüphanelerde bulunan kıt'alar teker teker incelenmiştir. Her bir kıt'anın görseline yer verilmiş, ardından analizi yapılması gereken tezhipler detaylı bir şekilde çizilmiş ve anlatılmıştır. Altıncı bölümde araştırmanın önemi, amacı tezhip ana sanat dalına katkısı bulgulara yer verilmiştir. Tezde incelenen murakkaa albümlerde, tezhip sanatının benzersiz örnekleri bir araya toplanmıştır. Bugünümüze kadar ulaşan yurtdışı ve yurtiçindeki bu hazinelerimiz bize tezhip sanatının kitap sanatları ile gelişip Şeyh Hamdullah murakkaaları ile de zirveye ulaştığını göstermektedir
Activist narrative in photography in the context of political ecology
Sanayi Devrimi'nden itibaren hızla artan çevresel sorunlar, küresel ısınma, ve çevresel adaletsizlik gibi konular, toplumların dikkatini çekmiş ve bu konularda farkındalık oluşturmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Politik ekoloji, çevresel sorunların politik, ekonomik ve toplumsal kökenlerini irdeleyerek bu mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, politik ekoloji perspektifinden fotoğrafın aktivist bir araç olarak nasıl rol aldığını ve bu kullanımın çevresel ve toplumsal değişime nasıl katkıda bulunduğunu incelemektedir. Fotoğraf, 19. yüzyıldan bu yana toplumsal olayları ve çevresel değişimleri belgeleyen bir araç olmuştur. İlk dönemlerde savaşlar, yoksulluk ve toplumsal olaylar fotoğrafçıların ilgisini çekerken, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çevresel sorunlar da bu belgeleme sürecine dahil olmuştur. Eugene Smith ve Sebastiao Salgado gibi fotoğrafçılar, doğanın bozulmasını ve çevresel yıkımları belgeleyerek, insanları bu konularda düşünmeye ve harekete geçmeye teşvik etmişlerdir. Fotoğraf, görsel iletişimin güçlü bir aracı olarak, toplumlarda farkındalık yaratmada ve toplumu harekete geçirmede etkili bir yöntemdir. Fotoğrafın belgeleyici ve anlatıcı gücü, çevresel adaletsizliklerin görünür kılınmasında ve bu konularda toplumsal harekete geçilmesinde önemli bir rol oynar. Fotoğrafın aktivist anlatıda kullanımını farklı fotoğraf projeleri üzerinden incelenecektir
A Strategic Formation in the 1787-1792 Ottoman-Russian and Austrian War: Kuban Khanate
As a result of the Russian Tsardom’s plan to expand into the Caucasus and the Balkans, an independent Crimean Khanate was established after the Treaty of Küçük Kaynarca in 1774. Russia’s efforts to expand against the Ottoman Empire were carefully monitored by the Babıali. In 1783, Russia’s annexation of Crimea increased the tension between the two states considerably. Four years after the occupation of Crimea, the last war of the 18th century broke out between the Ottoman Empire and the Russian Tsardom in 1787. After the independence of Crimea, the Ottoman Empire was working to strengthen the defense line in its territory in the Northeastern Black Sea. When the 1787-1792 Ottoman-Russian and Austrian War began, the Empire developed a new strategy to prevent the tribes here from crossing over to the Russian side and to mount a strong defense. In line with this strategy, the Empire created the Kuban Khanate and appointed the Crimean Girays as the head of this khanate. Our study explores the roles of the Crimean Girays as Kuban Khans in the Ottoman Empire, focusing on their last service as “Sultans” in the Ottoman army. In the context of knowing the strategic move made by the Ottoman Empire to strengthen its military power, it is aimed to understand the roles of the communities living in the region in this struggle. In our article, the pre-war situation of the region and the Nogais forming the Kuban Khanate were briefly introduced. Then the activities of the Kuban Khans Şahbaz Giray Sultan and Baht Giray Sultan during the Ottoman-Russian and Austrian War of 1787-1792 were described. The services of the Crimean Girays in the Ottoman army were discussed by utilizing archival documents, Ottoman chronicles and research works. © 2024, Abidin Temizer. All rights reserved
Design and Technical Analysis of Turkish Fabrics in the Kenan Özbel Catalogs in the Rare Works Collection of Mimar Sinan Fine Arts University Academy Library
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Akademi Kütüphanesi'ne bağlı olan Nadir Eserler Koleksiyonu'nda, içlerinde birbirinden farklı sanat dallarına ait eserlerin olduğu değerli koleksiyonlar yer almaktadır. Bu koleksiyonların bir kısmını İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü mezunu ve akademisyen Kenan Özbel'in bağışladığı etnografik tekstil eserleri oluşturmaktadır. 1972 yılında "Eski Türk Kumaşları I, II, III, IV" adları ile akademiye teslim ettiği katalogların içinde 110 adet kumaş parçası yer almaktadır. "Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Akademi Kütüphanesi Nadir Eserler Koleksiyonu'nda Yer Alan Kenan Özbel Kataloglarındaki Türk Kumaşlarının Tasarım ve Teknik Açıdan İncelenmesi" adlı tez; içlerinde kemha, sevaî, selimiye, şip, canfes, çitari, alaca, futa, Halep-Şam abanîleri, ustufa ve altıparmak gibi Osmanlı kumaş dokumacılığına ait örneklerin olduğu kumaş örneklerinin incelenmesini kapsamaktadır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde; çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve sınırlılıkları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde; Osmanlı dönemi kumaş dokumacılığı tarihi, sarayın desen anlayışı, kullanılan motifler, üretim teknikleri, kullanılan hammadde, tezgâhlar ve imparatorluk tarafından kurulan fabrikalar ile ilgili genel bir araştırmaya yer verilmiştir. Tezin ana konusundan uzaklaşmamak adına, verilen bilgiler kataloglarda yer alan eserlerin kumaş cinsini ilgilendiren konuları ve tarih aralığını kapsayacak şekilde sınırlandırılmıştır. Üçüncü bölümde; etnografik eserlerin günümüze ulaşmasında büyük emeği olan Kenan Özbel'in hayatına ve çalışmalarına yer verilmiştir. Birçok önemli müze ve kurumda koleksiyonları bulunan Özbel'in etnografik eserlerlerin günümüze ulaşmasındaki önemi konusundaki bölüm, kendisinin çalışmalarına şahitlik ederek yardımcı olan kızı Tangül Özbel Sınav ve 1978-80 yılları arasında asistanlığını yapmış Mehmet Latif Taraşlı ile gerçekleştirilen kişisel görüşmeler, İ.B.B. Taksim Atatürk Kitaplığı Süreli Yayınlar Koleksiyonu'ndaki gazetelerin taranması, Yaşar Kemal ve Malik Aksel'in kendisi ile yaptığı röportajlar ve kendisinin, kendisi ile ilgili yazdığı yazıların derlenmesi neticesinde oluşturulmuştur. Bu bölüm ile literatürdeki açığın kapatılacağı düşünülmektedir. Dördüncü bölümde, toplamda 110 adet etnografik dokuma barındıran 4 adet katalog incelenmiştir. Kumaşların bu tez çalışması ile teşhir edilmesi ve literatüre girmesi hedeflenmiştir. Parçalı olan kumaşların her biri fotoğraflanmış, dokuma teknikleri incelenmiş, desen özellikleri yorumlanmış, ulaşılabilen diğer devlet ve özel koleksiyonlardaki aynı kumaşlara ait parçalar kaydedilmiştir. Aynı parçalarına Saraylar Hereke Halı ve İpekli Dokuma Fabrikası (eski adı ile Hereke Fabrika-i Hümayûn), Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Prof. Ülker Muncuk Müzesi, Konya Müzesi, Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kütüphanesi ve Enderun Sanat Yusuf İyilik özel koleksiyonlarında da rastlanan kumaşların, motif ve yapısal özellikleri üzerinde çalışılmıştır. Koleksiyonlarda bilgileri ya da künyeleri olan ve olmayan aynı kumaşlar fotoğraflanmış, büyüteç özellikli bir tekstil lupu ile kumaş yapıları incelenmiştir. Sözlük başlığında, kataloglar içinde geçen kumaş adlarını tanımlayıcı bilgilere yer verilmiştir. Bu sözlük, kumaş adlarının varsa etimolojik anlamlarını, kumaşın tanımlanmasını ve motif özelliklerini kapsamaktadır. Bu çalışma ile günümüze kadar tüm kumaşlarının bir arada teşhir edilmediği ve yayımlanmadığı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Nadir Eserler Koleksiyonu'nun önemli kumaş koleksiyonu gün yüzüne çıkarılmıştır. Yanı sıra arşivleme amacı taşıyan bu çalışmanın; farklı koleksiyonlarda da ulaşılan aynı kumaşlara ait örneklerinin birbirleri ile aynı adla mı farklı adla mı kaydedildiğinin de karşılaştırılması sayesinde; malzeme, renk, desen ve/veya dokuma tekniği bilinen kumaş isimlerinin literatürde doğru adlandırılmasına ışık tutması amaçlanmıştır. Emin olunmayan veya yanlış adlandırıldığı düşünülen kumaşlar ile ilgili karşılaştırmalı araştırmalar neticesinde, iddia taşımayan varsayımlarda bulunulmuştur. Bu varsayımların; ileriki dönemlerde, kumaş adları ile ilgili yapılacak yorumlamaların güvenilirliğine zemin hazırlaması hedeflenmiştir
Türk çini sanatında tavus kuşu figürü ve çini pano uygulamaları
Türk sanat tarihinde birbirinden farklı kültürel etkenler çerçevesinde ortaya konulan yapıtlar incelendiğinde tabiata veya mistisizme dair pek çok olgunun sanatsal ya da mitolojik söylem olarak ortak bir anlatım dili kullanıldığı görülür. Bu dilin oluşumunda kültürlerin içinde bulundukları sosyal çevre (kültürel yapı), inanç sistemleri ve coğrafyanın çok önemli etkenler olduğu görülmektedir. Toplumlar içinde yaşadıkları kültürel yapılar ve bu yapıların oluşmasında etken olan din- inanç sistemleri ve coğrafik- iklimsel özelliklerle kendilerini, yaratılışlarını ve varlıklarını anlatma çabası içine girmektedirler. Türk kültürel hayatı içerisinde yer alan mitler, efsaneler ve bunların anlatım dili olan simgecilik-sembolizm dönüşümündeki ikonografik motifler de Türk dilli halkların içinde bulundukları bu kültürel ve çevresel yapılarla şekillendirilmişlerdir. Tavus kuşu motifinin Türk İslam sanatındaki yerini anlamak için, öncelikle ilgili literatür taranmıştır. İkonografik çalışmalar, sanat tarihi metinleri ve çeşitli sanat eserleri incelenerek, motifin sembolik ve estetik anlamları üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, bir tasarım ve uygulama odaklı araştırma olarak kurgulanmıştır. Tavus kuşu motifinin farklı ikonografik örnekleri incelenerek, bunların İznik çini panosuna nasıl uyarlanabileceği üzerinde durulmuştur. Tasarım süreci, görsel araçlar ve sanat tarihi bilgisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma da Türk-İslam sanatının önemli bir sembolü olan tavus kuşu motifinin İznik çini panosuna nasıl aktarılabileceği gösterilmektedir. Tasarım süreci, motifin zenginlik ve çeşitliliğini vurgulayarak, sanatseverlere ve araştırmacılara yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışma, Türk İslam sanatının canlılığını ve sürekliliğini korumak için yapılan çabaların bir örneğidir
Scrutinising community-held knowledge transfer into world heritage site management plans: a multidisciplinary method
Purpose The UNESCO World Heritage Committee requires management plans for world heritage site (WHS) nominations including the evidence of involvement of all stakeholders. Many studies report different engagement methods to ensure the participation of the local communities in these plans. However, this study aims to assess and gauge the community-held knowledge transfer and the quality of their contribution to heritage management plans by proposing an interdisciplinary method. Design/methodology/approach The method had been developed to scrutinise community-held knowledge transfer in WHS management plans, combining the domains of knowledge representation with qualitative social research. Findings Local knowledge transferred into WHS management plans is poor. The proposed method gauged three levels of community knowledge transfer to WHS. The method enables results to be quantified and the process to be reproducible. The method can be used to quality control the design of WHS management plans. The method can be used to inform evaluation protocols to be developed by UNESCO. Practical implications The proposed method can be used to inform evaluation protocols to be developed by ICOMOS and IUCN, which safeguard holistic aspects of heritage in WHS management plans. Originality/value The method provides reproducible, quantifiable results from clear premises. Despite being applied to a case study in Turkey, it can be adjusted to any context as WHS management plans tend to follow a standard format. It, therefore, provides a tool to quality control the design of these plans
Evrendeki izler: Uzay mimarisi tarihi ve evriminden mimari perspektifler
Uzay mimarisi kavramı, insanlığın evreni keşfetme sürecinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır ve uzayda yaşama, çalışma ve uzayı keşfetme ihtiyacına yönelik bir tasarım disiplinini betimlemektedir. Uzay mimarisi, uzay koşullarında sürdürülebilir insan varlığını desteklemek ve uzay keşif misyonlarını mümkün kılmak amacıyla günden güne gelişmektedir. Bu alandaki çalışmalar, genellikle disiplinler arası bir yaklaşım benimsemekte ve uzay ortamında yaşam ve seyahat için uygun ve verimli yapılar geliştirmeyi hedeflemektedir. İnsanlık tarihi boyunca çeşitli alanlarda karşımıza çıkan uzay kavramı, önceleri sadece edebiyat ve sinema ile var olurken 20. Yüzyılda uzay yarışı ile birlikte gündelik hayattaki her alanda kendini göstermeye başlamıştır. Bu dönemde mimarlık üzerinde de oldukça etkili olan uzay temasının izlerine Fütürizm, Archigram ve Googie gibi dönemin öne çıkan mimari fikir ve akımlarında rastlamak mümkündür. 1961 yılından itibaren, uzayda insanlı görevler gerçekleştirilebilmesi için uzay araçları ve uzay istasyonları tasarlanmış ve böylece uzay mimarisinin ilk somut örnekleri verilmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle ekstrem koşullarda mimarlık, robotik mimarlık, sürdürülebilirlik ve hareketlilik devreye girmiş ve uzay mimarisi; sınırlı kaynak kullanımı, enerji verimliliği, kendini dönüştürebilme, çevresel koşullardan bağımsızlık gibi etkenlere çözüm ararken bu yeni kaynakları kullanmaya başlamıştır. Uzay yarışı döneminden sonra durağanlaşan ve son yıllarda yeniden hız kazanan uzay araştırmaları, yeni potansiyel tasarımlar aramaktadır. Bu çalışmada uzay mimarisi kavramının tarihsel perspektifi, onu besleyen ve ondan beslenen edebiyat ve sinema gibi sanat üretimleri, mimari fikir ve akımlar üzerinden ele alınmış olup, ilerleyen yıllarda gerçekleştirilmesi planlanan uzay mimarisi tasarım örnekleri incelenmiş, uzay mimarisi evriminin bu örnekler üzerindeki etkileri gösterilmiş ve insanlığın sürdürülebilir bir gelecek ve yeni yaşam alanları oluşturma hedefleri doğrultusunda, uzaydaki diğer gök cisimlerinde mimari üretimlerin önemi ortaya koyulmuştur
Ancient mitogenomes from Pre-Pottery Neolithic Central Anatolia and the effects of a Late Neolithic bottleneck in sheep (Ovis aries)
Occupied between similar to 10,300 and 9300 years ago, the Pre-Pottery Neolithic site of Asikli Hoyuk in Central Anatolia went through early phases of sheep domestication. Analysis of 629 mitochondrial genomes from this and numerous sites in Anatolia, southwest Asia, Europe, and Africa produced a phylogenetic tree with excessive coalescences (nodes) around the Neolithic, a potential signature of a domestication bottleneck. This is consistent with archeological evidence of sheep management at Asikli Hoyuk which transitioned from residential stabling to open pasturing over a millennium of site occupation. However, unexpectedly, we detected high genetic diversity throughout Asikli Hoyuk's occupation rather than a bottleneck. Instead, we detected a tenfold demographic bottleneck later in the Neolithic, which caused the fixation of mitochondrial haplogroup B in southwestern Anatolia. The mitochondrial genetic makeup that emerged was carried from the core region of early Neolithic sheep management into Europe and dominates the matrilineal diversity of both its ancient and the billion-strong modern sheep populations.Deutsche Forschungsgemeinschaft (DFG) [165831460]; European Research Council under the European Union's Horizon 2020 research and innovation program [885729, 295729]; Science Foundation Ireland [21/PATH-S/9515]; Government of Ireland Postdoctoral Fellowship [GOIPD/2020/605]; U.S. NSF Division of Ocean Sciences Postdoctoral Fellowship NSF-OCE-PRF [2126500]; European Research Council (ERC) [885729, 295729] Funding Source: European Research Council (ERC)This work was supported by the Deutsche Forschungsgemeinschaft (DFG), project no. 165831460 (to J.P.); European Research Council under the European Union's Horizon 2020 research and innovation program, grant agreement 885729-AncestralWeave and 295729-CodeX (to D.G.B.); Science Foundation Ireland grant number 21/PATH-S/9515 (to K.G.D.); Government of Ireland Postdoctoral Fellowship GOIPD/2020/605 (to V.E.M.); and U.S. NSF Division of Ocean Sciences Postdoctoral Fellowship NSF-OCE-PRF #2126500 (to J.T.A.)
Çağdaş fotoğraf sanatında postkolonyalizm
Bu çalışma, postkolonyalizm ve çağdaş fotoğraf sanatı arasındaki ilişkileri tarihsel ve teorik bir perspektiften incelemektedir. Çalışmanın amacı, kolonyalizm ve Oryantalizm'in fotoğraf sanatı üzerindeki etkilerini analiz ederek, bu temsillerin postkolonyal dönemde nasıl yeniden yorumlandığını ve eleştirildiğini ortaya koymaktır. Tez çalışması, sömürgecilik döneminden günümüze kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsamakta ve görsel temsillerin toplumsal ve kültürel bağlamlarını derinlemesine ele almaktadır. Kültürel hegemonya, kimlik oluşumu ve güç ilişkileri gibi kavramları inceleyerek, fotoğraf sanatının kültürel temsillerdeki rolünü ve bu temsillerin nasıl inşa edildiğini araştırmaktadır. Tez çalışmasında, öncelikle sömürgecilik tarihinin izleri sürülerek, kolonyalizm, Oryantalizm ve postkolonyalizmin temel kavramları ele alınmıştır. Daha sonra kolonyalizm ve Oryantalizm bağlamında üretilen görseller incelenmiş, Oryantalist resim ve fotoğraf örnekleri üzerinde analizler yapılmıştır. Görsel antropoloji çalışmaları da araştırma kapsamında ele alınmıştır. Sömürgecilik döneminde fotoğrafın, Batılı güçlerin sömürgeleştirdikleri toprakları ve halkları belgelemek ve kategorize etmek için nasıl kullanıldığına odaklanılmıştır. Dr. Hugh Welch Diamond'ın psikiyatrik fotoğraf çalışmaları, Alphonse Bertillon'un kriminolojik sınıflandırma yöntemi, Thomas Huxley ve John Lamprey'nin antropolojik fotoğraf çalışmaları gibi örnekler üzerinden, kolonyal dönemin ideolojik ve bilimsel pratikleri analiz edilmiştir. Ayrıca, Edward Horace Man ve Maurice Vidal Portman'ın Andaman Adaları üzerine yaptıkları çalışmalar, yerli halkların nasıl temsil edildiğini ve Batılı hegemonik bakış açısını yansıtma şeklini göstermiştir. John William Lindt ve Edward Sheriff Curtis'in ürettiği görseller üzerinden "görsel yersizleştirme" kavramı ele alınmış ve Bronisław Malinowski'nin katılımcı gözlem metodu fotoğraflar üzerinden irdelenmiştir. Ardından, postkolonyal eleştirinin çağdaş sanat ve fotoğraftaki yerinin incelenmesine geçilmiştir. Bu bağlamda, tez çalışmasında yer verilen çağdaş sanatçıların eserleri üzerinden, kolonyal ve Oryantalist temsillerin nasıl yeniden yorumlandığı ve eleştirildiği analiz edilmiştir. Bu sanatçılar, tarihsel bağlamları sorgulamakta ve postkolonyal perspektiflerle yeni görsel anlatılar yaratmaktadır. Tez çalışması, kolonyal ve postkolonyal süreçlerin fotoğraf sanatı üzerindeki etkilerini detaylı şekilde ele alarak, akademik literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Sömürgeci temsil pratiklerinin tarihsel analizleri ile bunların günümüz sanat dünyasında nasıl yeniden değerlendirildiği ve eleştirildiği gösterilmekte, postkolonyal eleştirinin çağdaş sanat ve fotoğraf üzerindeki etkileri vurgulanmaktadır. Bu çalışma, postkolonyal teori ile çağdaş fotoğraf sanatı arasındaki dinamik ilişkiyi açığa çıkararak, gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel sunmayı ve görsel sanatlarda yeni perspektiflerin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır
Ayın İzi : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Aylık Bülteni
Birikim ve Yansıma Sergileri Devam Ediyor / Öğrencimiz Mirza’dan Dünya Otizm Günü’nde Konser / Geleneksel Türk Sanatları Söyleşileri / Kariyer Merkezi'nden Sektördeki Mezunlar Buluşması / “Sanatçılar İRHM’de” Serisinin Konuğu Tülin Ayta’ydı / Özlem Özkan Ve Veysel Kurucu Hocalarımıza Ödül / Depremden Etkilenen Kadın Ve Kız Çocukları İçin Yaşam Merkez