Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
    9810 research outputs found

    Kentsel dönüşümde kıyı tasarımı ve düzenlemelerinde kullanıcı odaklı yaklaşımların araştırılması

    No full text
    Bu tez çalışması, kentleşme sürecinin bir parçası olarak kentsel kıyı alanlarının dönüşümünü ve bu dönüşüm süreçlerinde kullanıcı odaklı yaklaşımların önemini bilimsel araştırmalar ve dünyadan örnekler üzerinden incelemektedir. Kentsel kıyı alanları, kentlerin hem doğal hem de kültürel peyzajını belirleyen önemli unsurlar olarak dikkat çekmektedir. Bu alanların dönüşümü, sadece fiziksel yapıların yenilenmesi anlamına gelmemekte, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan sürdürülebilir stratejilerin benimsenmesini gerektirmektedir. Çalışma, kentsel mekanların dönüşümünde fiziksel, sosyal, ekonomik ve çevresel dinamiklerin etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Modern kentlerde hızla değişen bu dinamikler, sürdürülebilir ve yaşanabilir kentsel alanların oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle kıyı alanlarının dönüşümünde, çevresel hassasiyetlerin gözetilmesi ve toplumsal ihtiyaçların karşılanması önemli bir yer tutmaktadır. Araştırma, öncelikle kentsel dönüşüm kavramını ve bu sürecin tarihsel gelişimini ele almıştır. Kentsel dönüşüm projelerinin tarihsel süreç içinde nasıl evrildiği ve farklı dönemlerde hangi amaçlara hizmet ettiği incelenmiştir. Bu bağlamda, kentsel dönüşümün sadece fiziksel yenilenmeyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda sosyal eşitsizliklerin azaltılması ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi gibi çok boyutlu hedefleri olduğu vurgulanmıştır. Özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşam kalitesinin artırılması, sosyal adaletin sağlanması ve ekonomik canlılığın desteklenmesi bu projelerin temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın ana problematiği, kentsel dönüşüm projelerinde kıyı alanlarının tasarımı ve düzenlemelerinde kullanıcı odaklı yaklaşımların nasıl daha etkili ve sürdürülebilir hale getirilebileceği ile bu süreçlerin toplumsal, ekonomik ve çevresel açıdan hangi avantajlar ve zorlukları içerdiğidir. Katılımcı planlama süreçlerinin, yerel halkın ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmesi ve projelerin ve mekanın sürdürülebilirliğini artırması açısından kritik bir rol oynadığı belirtilmiştir. Çalışmanın yöntemi, kentsel kıyı dönüşüm projelerinin farklı boyutlarını belirli bir çerçevede kapsamlı bir şekilde incelemeyi içermektedir. Yurt içinde İstanbul örnekleri ve yurt dışından çeşitli örnekler üzerinden yapılan karşılaştırmalı analizler, çağdaş kentsel tasarım ölçütleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. İstanbul'daki tamamlanmış ve kentlinin kullanımına açık Galata Port, tez yazarının da altı sene boyunca mimari ekibinde yer aldığı büyük tartışmalara yol açan ve inşaat ve projelendirmeleri devam eden Haliç Tersane dönüşüm projeleri ile bilimsel incelemelere konu olmuş Hamburg şehrindeki HafenCity, Rotterdam şehrindeki ve Anvers şehrindeki büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleri üzerinden yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkan analizlerde belki de dönüşüm bağlamında süreç olarak başında olan ve emsallerine nazaran daha durağan bir dönüşüm geçiren İstanbul Kıyı köylerinden Kireçburnu'nda gerçekleşen dönüşümler tarihsel sürecinden başlayarak literatür tarayarak incelenmiştir. Bu örnekler, dayanıklılık, sürdürülebilirlik, katılımcılık, erişilebilirlik ve kapsayıcılık gibi kriterler açısından objektif bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu tezde incelenen ve analizleri yapılan İstanbul örnekleri de İstanbul'daki kıyı dönüşümünü anlamak isteyenler için bir referans noktası oluşturacaktır. Yüksek lisans tez kapsamında yapılan detaylı incelemeler sonrası çalışmada kentsel dönüşüm projelerinin başarılı olabilmesi için kullanıcı katılımının ve toplumsal ihtiyaçların göz önünde bulundurulmasının kritik olduğunu göstermektedir. Kullanıcı katılımının gerçekleştiği kentsel dönüşüm projelerinde görece başarı sağlanmış olduğu çalışmalar sonucu ortaya koyulmuştur. Kentsel kıyı alanlarının dönüşümünde, tarihi dokunun korunması, modern yapılarla entegrasyonu ve kamusal erişimin sağlanması gibi unsurlar da öne çıkmaktadır. Projelerde ortak akıl ile hareket edilmesi sonucu elde edilen ekonomik katkıları ve turistik değerleri, kentlerin uluslararası konumunu güçlendirdiği açıktır. Kentsel kıyı dönüşüm projelerinin, kentlerin sürdürülebilir, yaşanabilir ve kapsayıcı mekanlar haline gelmesi açısından büyük bir öneme sahiptir ve bu projelerin planlanmasında ve uygulanmasında kullanıcı odaklı yaklaşımların benimsenmesi, mevcut sorunların çözülmesine ve gelecekteki kentsel zorlukların önlenmesine katkı sağlamaktadır

    Back to Anemurium in Rough Cilicia: Revisiting Legacy Data

    No full text
    [Abstract Not Available

    Innovative approaches in producing original design elements with three-dimensional printers: Evaluation in terms of sustainability

    No full text
    İç mekân tasarımı, estetik, işlevsellik, kullanılabilirlik gibi faktörlerin bir araya geldiği, yaşam alanlarını şekillendiren önemli bir sanat ve bilim dalıdır. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte her alanda olduğu gibi iç mekân tasarımında da birçok değişim meydana gelmiştir. Bu değişimlerden biri de üç boyutlu yazıcı teknolojisinin gelişimidir. Üç boyutlu yazıcılar, dijital modellemeleri fiziksel nesnelere dönüştürebilme kabiliyeti sunmaktadır. İç mekân tasarımında üç boyutlu yazıcıların kullanımı, bu disiplini temelden dönüştüren yenilikçi bir yaklaşım olarak ön plana çıkmaktadır. İç mekanların ihtiyaçlara uygun tasarlanması ve kişiselleştirilmesi önemli bir önceliktir. Üç boyutlu yazıcılar, iç mekân tasarımında sınırsız yaratıcılığı ve kişiye özel tasarımları destekleyerek sürdürülebilirlik prensiplerine de uygun bir şekilde kullanılabilmektedir. Araştırmalara göre insanlığı ayak izi 20. yüzyıldan beri giderek artmaktadır. Atıkların neden olduğu kirlilik, günümüz dünyasına zarar verirken geleceğimizi de tehdit etmektedir. Bu sebeple sürdürülebilirlik artık tüm alanlarda zorunlu hale gelmiştir. Üç boyutlu yazıcılarda gelinen noktada, çalışma prensibi ve biyobozunur malzemelerin kullanımına imkân vermesi sayesinde %90'ın üzerinde çevresel verimlilik sağlanmakta ve bu durum sürdürülebilir tasarımlara büyük katkı sağlamaktadır. Özellikle PLA gibi biyobozunur hammaddelerin kullanımı ile atık miktarı önemli ölçüde azaltılmakta, karbon ayak izi düşürülmekte ve doğaya zarar vermeyen sürdürülebilir üretim süreçleri desteklenmektedir. Ayrıca bu teknoloji iç mekânda daha hızlı, özelleştirilebilir ve tasarruflu çözümler sunma fırsatı vermektedir. Tasarımcılar, klasik tasarım sınırlamalarını aşarak her türlü özgün, karmaşık veya benzersiz tasarımları kalıplara bağlı kalmadan hayata geçirebilmektedir. Bu tezde konu detaylı olarak beş bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde araştırmanın amacı, hipotezi, kapsamı ve yöntemi belirtilmiştir. İkinci bölümde üç boyutlu yazıcı teknolojisinin tarihsel gelişimi, kullanım alanları, yazıcı çeşitleri, kullanılan malzemeler ve ekonomik etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde sürdürülebilirlik kavramı ve üç boyutlu yazıcıların sürdürülebilirliğe katkıları örnek tasarımlarla birlikte ele alınmıştır. Dördüncü bölümde özgün tasarım örnekleri geleneksel üretim yöntemleri ile karşılaştırılmış ve mobilya sektörüne etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise üç boyutlu yazıcıların iç mekân ve tasarım öğelerinde sağladığı avantajlar, özelleştirme olanakları ve gelecekteki potansiyelleri üzerine öneriler sunulmuştur

    Bayesçi gizli sınıf analizi ve makine öğrenimi yöntemleri ile CRISPR Cas9 gen düzenlemesinde hedef dışı skorların tahmini

    Full text link
    Son zamanlarda CRISPR (Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats- Düzenli Aralıklarla Bölünmüş Palindromik Tekrar Kümeleri), biyoloji alanında en popüler uygulamalardan biridir. CRISPR viral hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı bağışıklılık sistemini güçlendiren bir sistem olarak bilinir. Bu sistemde, hedef dizisi (DNA), DNA ve rehber RNA (gRNA) arasındaki eşleşmeyle belirlenir ve hedefteki ve hedef dışındaki konumlar tespit edilir. Hedef dışı bazların (nükleotidler) değiştirilmesiyle viral hastalıkların ve enfeksiyonların yayılması önlenir. Hedefte ve hedef dışı sonuçlar genellikle CFD/MIT skorlar ile yalnızca iki kategoriye göre değerlendirilir. Ancak bu çalışma, hedef dışı durumların alt sınıflarını belirlemeye ve hedef DNA üzerindeki bozunumlara yol açan pozisyonların ortaya çıkarmaya odaklanmaktadır. Çalışmada gizli sınıf analizi ve Bayesçi gizli sınıf analizleri kullanılarak, hedef dışı seviyelerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk amacı, gen bozulmalarını daha doğru tahmin edebilmek için hedef dışı pozisyonlardaki alt sınıfları belirlemek amacıyla Gizli Sınıf Analizi'ni (LCA) kullanmaktır. LCA, nominal ve ordinal değişkenlerle ölçülen kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi analiz eden bir yöntemdir. LCA'da maksimum olabilirlik (ML) tahmin yöntemi, Beklenti Maksimizasyon (E-M) algoritmasını kullanarak en iyi çözümü sağlar. ikinci amaç ise ML yöntemine alternatif olarak, Markov Chain Monte Carlo (MCMC) yöntemiyle Bayesçi gizli sınıf modellerinde bilinmeyen parametrelerin tahmin edilmesidir. Böylece daha iyi sonuçlara ulaşılması hedeflenmiştir. Son olarak, LCA ile belirlenen hedef dışı seviyelere etki eden konumları tahmin etmek amacıyla makine öğrenimi algoritmalarının kullanılmasıdır. Analizde iki farklı CRISPR veriseti uygulanmıştır. Bu verisetleri, CRISPR'a ilişkin veri araçları üzerinden elde edilmiş olup, hedef diziler ve gRNA'ların eşleşme pozisyonlarını içeren 5132 ve 947'lik iki örneklem boyutlarına sahiptir. DNA ve gRNA eşleşmesinde, aynı pozisyondaki iki bazın kombinasyonu bir değişken olarak kabul edilmiştir ve bu nedenle ikili (0/1) ve çoklu (4x4=16) kodlama yöntemleri kullanılarak veri setleri oluşturulmuştur. Daha sonra, her bir kodlama sistemi için gizli sınıfı analizi yapılmıştır. LCA tarafından belirlenen sınıf sayılarıyla, Bayesçi gizli sınıf analizi gerçekleştirilmiştir. İkili ve çoklu kategori veri setleri üzerinde yapılan analizlerde, Lo-Mendel-Rubin (LMR) test sonuçları her bir gizli sınıf için istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Bayes Bilgi Kriteri ve Tutarlı Akaike Bilgi Kriterlerine göre, gizli modeller ikili veri kümeleri için dört ve beş sınıfa, çoklu kategori veri kümeleri için üç sınıfta uyum sağlamıştır. Entropi değerleri 0.60'ın üzerinde olduğu için bu gizli sınıf modelleri belirgin ve güvenilir bir şekilde sınıflandırılmıştır. Sınıf sayıları belirlendikten sonra, ikili ve çoklu kategori veri setleri ile Bayesçi yaklaşımı ile gizli sınıf modelleri tahmin edilmiştir. Hedef dışı seviyelerin ve bunlara yol açan uyumsuzluk yaratan genom pozisyonlarının belirlenmesi amacıyla makine öğrenmesi modelleri geliştirilmiştir. Ancak, DNA dizisindeki baz değişikliklerinin çok fazla yapılması, bağışıklık sisteminin zayıflamasına veya yeni hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu çalışma, hedef dizi ile gRNA arasındaki uyumsuzlukların etkisini sistematik olarak inceleyerek her pozisyondaki baz değişikliklerini en aza indirmeye yönelik bir yaklaşım sunmaktadır. Çalışma, gelecekteki terapötik uygulamalar için genetik manüpulasyonun sorumlu kullanımını ve CRISPR tabanlı tedavilerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik önemli bir araştırmayı içermektedir. Tez çalışması toplam sekiz bölümden oluşmaktadır. Tezin ikinci bölümünde CRISPR-Cas9 teknolojisi ve temel kavramlar tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde gizli sınıf analizi, dördüncü bölümde ise Bayesçi gizli sınıf analizi ele alınmıştır. Beşinci bölümde, makine öğrenmesi konularına hem teorik hem de uygulamalı olarak yer verilmiştir. Altıncı bölümde ise uygulamada kullanılan veriler ve yöntemler hakkında detaylı bilgi sunulmuştur. Uygulama kısmında, elde edilen veriler doğrultusunda yapılan analizler ve kestirilmiş modeller değişken önemliliği prosedürleri dikkate alınarak açıklanmıştır. Sonuç ve tartışma bölümünde, elde edilen modeller yorumlanmış, literatürdeki bulgularla karşılaştırmalar yapılmış ve son olarak gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur

    Biçimci sanat kuramı açısından resim sanatında beyaz renk kullanımı üzerine bir araştırma

    Full text link
    Bu yüksek lisans tez çalışması Biçimci Sanat Kuramı açısından Resim sanatında beyaz rengin kullanımını kapsamaktadır. Resim sanatında kullanılan beyaz rengin kavramsal tanımı, elde edilme yöntemleri, renk teorilerindeki yeri ve Türk kültüründeki konumu biçimci sanat kuramı kapsamında incelenmektedir. Renk, ışığın nesnelere yansımasıyla göz tarafından algılanarak gözde optik ve görünür mekanizmalarla incelenmektedir. Beyaz renk, tüm dalga boylarını yansıtan bir ışık fenomeni olarak, Newton'un prizma deneyinde beyaz ışığın tüm spektrum renklerini içermesi çemberde diğer renklerle olan ilişkisini ortaya çıkarmaktadır. Goethe, beyazı ışığın en saf hali olarak kabul ederken, Wittgenstein ise beyazın farklı ışık koşullarında nesneye bağlı bir algıya sahip olduğunu savunmaktadır. Renk teorileri, RGB ve CMYK olmak üzere iki temel sisteme dayanmaktadır. RGB sistemi dijital ekranlarda, CMYK ise baskı teknolojilerinde kullanılmaktadır. Dijitalde beyaz ışık, farklı renklerin birleşiminden oluşurken, baskıda beyaz, pigmentlerin yokluğu ile elde edilmektedir. Beyaz sanat tarihinde saflık ve kutsallık gibi temel kavramlarla ilişkilendirilmiştir. Titanyum, Kurşun, Çinko ve Çin beyazı gibi beyazlar pigment özelliklerinden dolayı sanatçılar tarafından eserlerinde estetik amacı ile kullanılmıştır. Sanatın gelişim sürecinde Goethe, Newton ve Munsell gibi teorisyenlerin çalışmaları, sanatçıların renk kullanımlarını etkileyerek akımlara yön vermiştir. Bu doğrultuda beyaz rengin kullanımı, estetik fonksiyonların incelenmesinde yararlanılan sanat yaklaşım biçimleri ve sanat kuramlarını oluşturmuştur. Biçimci sanat kuramında beyaz renk, Piet Mondrian, Wassily Kandinsky, Paul Klee ve Kazimir Malevich gibi sanatçıların eserlerinde estetik ve sembolik anlamlarda kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda beyazın kullanımı, araştırma konusu doğrultusunda kişisel çalışmalarda açığa çıkmaktadır

    Urbanization history of Malatya in the last century

    No full text
    Kentler, tarih boyunca insanların sosyo ekonomik düzeylerini yansıtan yaşam alanları olmuşlardır. Tarih boyunca yaşanan değişim ve gelişmeler sonucunda insanlarla birlikte kentler de değişip gelişmeye başlamıştır. Kentleşme kavramı ise bu değişim ve gelişme noktasında karşımıza çıkmaya başlamıştır. Kentleşmeyi basit bir kavram olarak ele alırsak nüfus artışı ile karşımıza çıktığını söylemek mümkün olmaktadır. Fakat kentleşmeyi sadece nüfus üzerinden değerlendirmek kavramı bir hayli eksik bırakacaktır. Bu nedenle kentleşme kavramını, kentte bulunan halkın toplumsal, ekonomik ve sosyal değişimlere uyum sağlamasıyla birlikte kentte meydana gelen değişimlerdir şeklinde tanımlamak daha doğru olacaktır. Bu çalışmada kentleşme kavramı üzerinden Malatya’yı incelenecektir. Malatya, ön tarihi Paleolitik çağa kadar inen, tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve tarihsel süreç boyunca hem kervan yolları üzerinde yer alması hem de Mezopotamya ve İç Anadolu’yu birbirine bağlayan bir kesişim noktası niteliğinde olması sayesinde zengin bir kültüre olan sahip bir kenttir. Bu kültürel zenginlik, Malatya’nın bereketli, sulak topraklar ile birleşince karşımıza -özellikle son yüzyılda kentleşme açısından büyük yol almış bir Malatya kentinin çıkmasını sağlamıştır. Çalışma kapsamında Malatya’nın tarihi, doğal yapısı, ekonomik ve demografik özellikleri; Malatya için yapılan şehir planları, Malatya kentine yapılan yatırımlar incelenmiş; Malatya’nın kentsel gelişim süreci, Malatya kentinde zaman içerisinde gelişen kentleşme için kırılma noktaları belirlenerek makroform gelişim süreci oluşturulmuştur. Tarihi serüveni Cafer Höyük ile Paleolitik çağdan başlayan Malatya’da kentleşme, cumhuriyet sonrası kamudan büyük yatırımlar alması ve bu sayede sosyal ve kültürel açıdan gelişmesini etkilemesiyle hız kazanmış ve günümüzdeki şeklini almıştır. Malatya’nın kentsel gelişimi incelenirken 2023 Kahramanmaraş Pazarcık depremi sonrası Malatya’nın kent merkezi üzerindeki değişim de ele alınarak incelenmiştir. Kent merkezinde deprem sırasında oluşan yıkımların ve deprem sonrasında yapıların ağır hasarlı olması nedeniyle yapılmak zorunda kalınan yıkım çalışmalarının sonunda kent merkezi olan Tarihi Kent Merkezi Bölgesinin yeniden oluşturulması için Malatya Belediyesi tarafınca öneri plan ve tasarımlar oluşturulmuş. Oluşturulan öneri plan ve öneri tasarım bu çalışma kapsamında incelenmiş ve gerekli görülen noktalarda eleştiri ve öneriler sunulmuştur

    Light steel module system proposal for secondary education buildings: Nurdağı example

    No full text
    Deprem, binaların yapı bütünlüğünü tehdit eden en büyük doğal afetlerden biri olması sebebiyle, yapıların inşa süreçlerinde bu etkenin de dahil edilerek planlamalar yapılması giderek önem kazanmaktadır. 2023 yılında Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen şiddetli depremler sonrası bina yapım tasarımlarında depremin önlem alınması gereken bir gerçek olduğu farkındalığı artmıştır. Depremin etkilerinin en çok hissedildiği bölgelerden biri de Gaziantep ilinin Nurdağı ilçesi olmuş ve hasar yoğunluğu bölgedeki okullarda da belirgin şekilde hissedilmiştir. Tez çalışmasında bölgedeki ortaokullar incelenmiş ve deprem sonrasında yapılardan dolayı eğitim sisteminde meydana gelen değişimler gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda okullar; depremden sonra kendi binasında eğitime devam eden, başka okul bünyesinde eğitim veren, konteyner ve prefabrik yapım sistemleri kullanan okullar şeklinde kategorize edilmiştir. Hafif çelik modül sistemlerin sürdürülebilir, hızlı yapım sistemine sahip, taşınabilir, konfor koşullarının yüksek ve esnek olması gibi birçok avantajı vardır. Bu çalışmada hafif çelik modül sistemlerin afet sonrası ortaöğretim eğitim yapılarına uygulanabilirliği araştırılmış ve bu sistemler kullanarak inşa edilen okul örnekleri aktarılmıştır. Ayrıca, ortaokul eğitim yapısına uygun çeşitli seçenekler içeren ihtiyaç listesi hazırlanmış ve bu ihtiyaç listesi ile koordineli hafif çelik modüller tasarlanmıştır. Oluşturulan modüller birleştirilerek ortaokul yapısına uygun mekanların etüdleri yapılmıştır ve ardından kullanıcının tercihine bırakılmak üzere esnek plan şemaları oluşturulmuştur. Bölgeye uygun hafif çelik modül sistemler ile entegre olarak kalıcı çözüm önerileri getirilmesi önerilmiştir. Sonuç olarak, hafif çelik yapıların deprem riskinin fazla olduğu bölgelerdeki eğitim binalarında kullanılmasının olumlu katkılar sağlayacağı görülmüştür

    Çağdaş sanatta ideolojik bir ifade aracı olarak beden üzerine bir inceleme

    Full text link
    Bedeni tarihsel, kültürel, toplumsal, sosyolojik, psikolojik ve felsefi bağlamından koparıp ne sanatsal üretimlere ne de hayata bakabiliriz. Bu çalışmada "beden" üzerinden yürütülen ideolojik söylemlerin çağdaş sanata yansımaları incelenecektir. Bu bağlamda öncelikli olarak bedeni tanımla biçimlerimiz mercek altına alınacaktır. Zihin-beden ikiliği ile başlayarak bedenin arzu ve emekle ilişkisi irdelenecektir. Kapitalist sisteme geçiş sürecinden başlayarak güç-iktidar sahiplerinin bedenlerin potansiyellerini nasıl sömürüp, köleleştirdiği ve yok sayıp görmezden geldiği incelenecektir. Bu doğrultuda makineleşen, queer, hayalet ve hayvansı bedenler başlıkları altında "norm dışılık" ve "ötekilik" gibi toplumdan soyutlanmış oluş biçimleri Hannah Höch, Isa Genzken, Wangechi Mutu, Ali Abbasi, Shirin Neshat, Tony Gatlif, Chiharu Shiota ve Tania Bruguera'nın yapıtları üzerinden ele alınacaktır

    Umurbey İpek Üretim ve Tasarım Merkezinin Bursa ipekli dokumalarına katkıları ve geleneksel dokuma temelli yeni uygulama önerileri

    Full text link
    İpek, tarih boyunca farklı birçok kültür ve medeniyet tarafından büyük bir ilgiye sahip olmuştur. İpek üretiminin başlangıç tarihi kesin olarak bilinmese de bulunan belgeler incelendiğinde M.Ö. 2000'li yıllarda ipeğin dokumacılıkta kullanıldığı ve kullanıldığı bölgenin Çin ve çevresi olduğu anlaşılmaktadır. İpek, kumaşlarda hammadde olarak kullanıldığı zamandan itibaren işlenmesinin zor olması, büyük bir işçilik gerektirmesi, değerli olması ve üretiminin sınırlı olması gibi nedenler dolayı önceleri saraylarda kendine yer bulmuştur. İpek, dokumalarda kullanılmaya başlandığı Çin topraklarından ülkelerin birbirleriyle olan iletişimleri, savaşlar gibi sosyal ve ekonomik nedenlerle zaman içerisinde dünyanın farklı birçok bölgesine taşınmıştır. İpeğin Çin sınırlarından başlayarak Avrupa'ya ulaşması rotasında Anadolu önemli bir yere sahiptir. Doğu ve batı arasındaki ilişkilerde etkili olan ticaret yolunun ismi de ipekle anılmıştır. İpek Yolu'yla ipeğin taşınmasını ve dünyanın farklı birçok bölgesine taşınmasında Türk toplumlarının katkısı olmuştur. İpek ve ipekli dokumalar Türkler için de değerli kabul edilmiştir. Dokumacılık alanında gelişmiş Büyük Selçuklular zamanla Anadolu'yu yurt edinen Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar yüksek kalitede üretilmiş ipekli kumaş dokuması örnekleri sunmuşlardır. Altın, gümüş gibi kıymetli malzemelerle birlikte kullanılan ipek, saray ve halk tarafından beğeniyle kullanılmıştır. İpek Yolu'nun güzergâhındaki Bursa şehri, ipekböceği yetiştiriciliği ve ipekli dokumacılıkta önemli merkezlerdendir. Anadolu'da dokunan ipekli dokumalar, malzeme, teknik ve kompozisyon gibi özellikleriyle Seraser, Kemha, Selimiye gibi farklı kumaş çeşitlerini oluşturmuştur. Osmanlı döneminde özellikle 16. yüzyılda ipekli dokumacılık alanında üstün nitelikli kumaşlar üretilmiştir. Osmanlı, ipek üretimi ve kullanımına dair sınırlar çizmiş, kanunlarla dokunacak ipekli kumaşların özelliklerini belirlemiştir. İpekböceği yetiştiriciliği ve ipekli dokumacılığın artması için fabrikalar kurulmuştur. Ancak sanayi devrimi, çevresel faktörler gibi nedenlerden ipekböceği yetiştiriciliği ve ipekli dokumacılık etkilenmiş ve giderek azalmıştır. Tez çalışmasının konusunda yer alan Umurbey İpek Üretim ve Tasarım Merkezi, ipekli dokumacılığın günümüzde sürdürülebilirliğini sağlayabilmek adına çalışmalar yürütmektedir. Merkez, ipekli el dokumacılığın zamanla azalmasının önüne geçebilmek için yürütülen faaliyetler içerisinde yer almaktadır. Çalışmada, ipekböceği yetiştiriciliği, ipeğin üretim süreci ve dokumalarda kullanımı incelenmiştir

    20.yy. iç mimari kimliğin oluşumunda formun etkilerinin mekân üzerinden incelenmesi

    Full text link
    İç mimari geçmişten günümüze uzanan bir tarihi sürecin oluşumudur. 20.yy. dönemi ise bu oluşumun gerek ekonomik gerek teknolojik tüm gelişmeleri içinde barındıran önemli bir zaman dilimini kapsamaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte yeni üretim biçimleri ve malzemeler ortaya çıkmış, toplumsal ve sosyal yapıda değişikler görülmeye başlanmıştır. 20.yy. ile başlayan bu değişikler başlarda yapıların mimari tasarımlarında varlığını göstermeye başlasa da zamanla iç mimari tasarımlarda da ön plana çıkmaya başlamıştır. Mimari kimlik kadar iç mimari kimlikte önem kazanmış ve iç mimari tasarım üzerine dikkat çekilmeye başlanmıştır. Yapılarda iç-dış mekân bütünlüğü önemsenmiş ve mimarlar tarafından tasarım bütünsel biçimde ele alınmıştır. Üretim biçimlerinde yenilikler mimari tasarımda ve iç mimari tasarımda özgün tasarımlara ulaşılmasını, tasarımların mimari ve iç mimari kimlik ile özdeşlemesini sağlamıştır. İç mimari kimlik, kullanıcılar, tasarımda yer alan malzemeler, renk ve ışık gibi çeşitli birçok etkenler doğrultusunda oluşum göstermektedir. Tüm bu oluşumları sağlayan etkenlerle etkileşim içerisinde olan kavram ise formdur. Form yapıda kullanılan malzemeyi biçimlendirebilir, tasarımdaki renk ya da ışık algısını etkileyebilir, kullanıcı kimliği ile mimari kimlik arasında bir köprü görevi üstlenebilir. Bu bağlamda çalışmada formun iç mimari kimlik üzerinde etkileri ve iç mimari kimliği göre özgün tasarımların mümkünlüğü sorgulanmıştır. Aynı zamanda 20. yy.da formu irdelemek günümüz 21. yy.da birbirine benzer, kopyalanmış ve işlevsiz iç mekân tasarımlarından, özgün ve işlevsel tasarımlara ışık tutabilmesi bakımından araştırılması gereken bir kapsam olarak görülmüştür. Çalışmada form kavramı 20. yy. sürecinde, mekân ve mobilya tasarımları üzerinde ele alınmış ve irdelenmiştir. Elde edilen araştırma verileri, çalışma kapsamında seçilen projelerde analiz edilmiştir. İncelenmek üzere; Casa Battlo, Philips Exeter Akademi Kütüphanesi, Villa Roche projeleri seçilmiştir. Araştırma ve projelerin analizi sonucunda formun iç mimari kimliğin oluşumunu olumlu yönde etkilediği ve iç mekandaki algıyı arttırdığı gözlemlenmiştir

    918

    full texts

    9,810

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇