Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Tarihsel süreç içerisinde kent morfolojisinin mekan dizimi metodu ile analiz edilmesi: Edirne kent merkezi örneği
Kent, insan etkinliklerinin ve yaşam biçimlerinin şekillendiği, yapısal, fiziksel ve sosyal unsurların etkileşim içinde olduğu mekanlardır. Bu mekanlar, insanların barınma, iş, eğitim, eğlence ve sosyal etkinlikleri gerçekleştirdikleri mekânların yanı sıra yeşil alanlar, altyapı, ulaşım sistemleri gibi yapısal unsurları da içermekle birlikte kentin tarihi, kültürel, ekonomik ve politik bağlamını yansıtan karmaşık ve dinamik sistemlerdir. Kent morfolojisi ise kentsel mekânın doku ve bileşenlerinin oluşumu ve bu bileşenlerin zaman içerisinde geçirdikleri değişimleri incelemektedir. Bu çalışmanın amacı, morfolojik bir analiz yöntemi olan Mekân Dizimi (Space Syntax) ile Edirne kent merkezinin farklı tarihi dönemlerdeki sokak ağının bütünleşme değerleri üzerinden erişilebilirlik ve okunabilirliğinin analiz edilmesi ve eş zamanlı olarak kentin tarihsel arka planı bağlamında kentsel mekân değişiminin sosyal yapı ve kullanım şekillerine olan ilişkisinin ortaya konulmasıdır. Çalışma kapsamında kentsel dokunun değişimini anlamak adına ilk olarak tarihsel arka plan okuması yapılarak kentin kuruluşundan günümüze kadar olan önemli kırılma noktaları belirlenmiştir. Sonuç olarak, kentin kırılma noktaları olarak belirlenen 1855, 1918, 1947, 1975 ve 2023 yıllarına ait haritalar üzerinden mekân dizimi analizleri yapılmış olup mekânsal yapının tarihsel süreç içerisindeki değişimi yaya hareketleri ve mekân-kullanım ilişkisi bağlamında ortaya koyulmaya çalışılmıştır
Contributions to Late Period Eastern Turkish Studies:Abd? and His Work Named Farah-Al-Kalb
In this article, Abd & imacr;, one of the poets and writers of the late period Chagatai literature, on which no scientific study has been made before, and his work Farah-al-Kalb (1280/1863-64), which he wrote 160 years ago, are discussed. First of all, it is aimed to contribute to the recent Chagatai literature studies by focusing on the life, literary personality, works and manuscripts of Abd & imacr;, the author of this work, which was written in Chagatai Turkish. Secondly, the main philological features in Abd & imacr;'s Farah-al-Kalb are handled by classifying them in terms of phonetics, morphology and lexicon. Thus, new linguistic materials have been tried to be presented to the grammatical researches to be made on the Chagatai Turkish written language in the last period. In line with this scope and purpose, a manuscript copy of the aforementioned work in Arabic letters, registered in Saint Petersburg Russian Academy of Sciences Institute of Oriental Manuscripts B1015 (846a), was obtained and researches and examinations were carried out on it. Farah-al-Kalb, which has a religious-mystical content and where mystical concepts are used successfully, in this respect, is a continuation of the tradition of writing works with religious-mystical content in Central Asian Islamic Turkish writing languages. Therefore, in this tradition, in the historical geography of East Turkestan, where the work was written, it will also contribute to the studies on the history of thought of the period and the regio
Multi-dimensional analyses of the plastered skulls from Neolithic Tepecik-Çiftlik, Central Anatolia (Türkiye)
Plastered skulls were one of the most prominent phenomena in Southwest Asia during the Neolithic period. These cult objects observed in Anatolia and the Levant are of particular importance since they were produced from the remains of people who lived at that time. Although many studies have so far been conducted in different contexts, multi-model analyses of the samples with the help of advanced technologies are critical for developing new perspectives on the subject. This study combines bioarcheological, paleoradiological, and other archaeometrical methods to analyze seven plastered cranial elements from the archaeological settlement of Tepecik-ciftlik. This research aims to understand the formation process of these ritualistic objects with a focus on how these cult objects were produced. The plastered skulls and crania examined in this study belong to young male and female adults and a child. Results of analyses clearly indicate the important findings revealed by cut marks related to the preparation phase and the presence of restoration phases of the plastering processes. Also, many pigments (e.g., azurite and goethite) were found to have been used as colorants. In sum, the authors argue that the production and retention of such performative objects were generally influenced by various socio-cultural motivations in addition to specific regional resources, craftsmanship, and processes related to long-term use.Hacettepe University Scientific Research Projects Coordination Unit [20376]; Istanbul University Scientific Research Projects Unit [33699]; Atatuerk Supreme Council for Culture, Language and History [TP4-511]The author would like to thank the excavation director Erhan B & imath;cakc & imath; for allowing us to work on the material. Also, we would like to thank Marin A. Pilloud for reviewing the manuscript and sharing her invaluable suggestions, to An & imath;l Cengiz Ozguen and Songuel Murat for their support at various stages of the research, and the Governorship of Nigde, the Directorate of Nigde Museum and the Chief Physician of Nigde State Hospital for their institutional contributions. This study is supported by Hacettepe University Scientific Research Projects Coordination Unit (P. N.: 20376) , Istanbul University Scientific Research Projects Unit (P.N.: 33699) and Atatuerk Supreme Council for Culture, Language and History (P.N.: TP4-511)
Unveiling Off-Target Mutations in CRISPR Guide RNAs: Implications for Gene Region Specificity
The revolutionary CRISPR-Cas9 technology has revolutionized genetic engineering, and it holds immense potential for therapeutic interventions. However, the presence of off-target mutations and mismatch capacity poses significant challenges to its safe and precise implementation. In this study, we explore the implications of off-target effects on critical gene regions, including exons, introns, and intergenic regions. Leveraging a benchmark dataset and using innovative data preprocessing techniques, we have put forth the advantages of categorical encoding over one-hot encoding in training machine learning classifiers. Crucially, we use latent class analysis (LCA) to uncover subclasses within the off-target range, revealing distinct patterns of gene region disruption. Our comprehensive approach not only highlights the critical role of model complexity in CRISPR applications but also offers a transformative off-target scoring procedure based on ML classifiers and LCA. By bridging the gap between traditional target-off scoring and comprehensive model analysis, our study advances the understanding of off-target effects and opens new avenues for precision genome editing in diverse biological contexts. This work represents a crucial step toward ensuring the safety and efficacy of CRISPR-based therapies, underscoring the importance of responsible genetic manipulation for future therapeutic applications.This work was held by Prof. Dr. Ozan Kocadagli's Lab in Department of Statistics, Mimar Sinan University; Assistant Prof. Dr. Cihan Tastan from uskudar University, Molecular Biology and Genetics Department of Transgenic Cell Technologies, and Epigenetic Application and Research Center (TRGENMER); and Assoc. Prof. Dr. Cagdas Aktan from Molecular Biology Lab in Bandrma Onyedi Eylul University. The intellectual property rights of each author on this work are reserved
18. ve 19. yüzyıllarda batı resminde aşk teması
Aşk tüm medeniyetler ve çağlarda benzer hisler uyandıran bir kavram olsa da sanat eserlerinde, kültürlere ve medeniyetlere göre biçim ve içerik olarak ele alınışı bakımından farklılıklar göstermiştir. Bir tema olarak kimi zaman mitolojik, kimi zaman edebi referanslarla ele alınmıştır. Antik Yunan'dan başlayarak Orta Çağ, Rönesans, Romantizm ve 19. yüzyıla kadar uzanan bu çalışmada, aşkın hem bireysel hem de kolektif duygu durumları üzerindeki etkilerinin ve bu duyguların figüratif sanat eserlerine nasıl yansıdığının incelenmesi amaçlanmıştır. Rönesans döneminde, idealize edilmiş form anlayışıyla sanat eserlerine yansıyan aşk teması, sadece dinsel bir tema olmanın ötesine geçerek, insanın doğasını ve duygularını keşfetme aracı olarak kullanılmıştır. İnsan merkezli bir dünya görüşüne doğru yönelim ve kilisenin dogmatik sınırlarının ötesine geçiş, aşkın daha özgür bir şekilde ifade edilmesini sağlamıştır. Barok dönemde, daha dramatik ve hareketli kompozisyonlarla, ışık ve gölge kullanımının güçlü etkileriyle resmedilmiştir. Aşk temasının bu dönemdeki işlenişi sayesinde, toplumsal normlar ve cinsiyet rolleri hakkında da yeniden düşünülerek, kadın ve erkek figürlerin sanat içindeki temsilleri ve rolleri de dönüşüme uğramıştır. 18. yüzyıl ve Romantizm'le birlikte aşk, daha bireysel ve subjektif bir tema olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bu dönemde aşk tasvirleri, sanatçının iç dünyasının bir yansıması olarak, edebi ve poetik unsurlarla zenginleştirilmiş; hüzün, özlem, tutku gibi duyguların daha derinlemesine işlenmesine olanak tanınmıştır. Resim sanatında aşk temasının işlenişindeki tüm bu dönüşümler, tarihsel süreçte toplumsal normatif yapının dönüşümüyle paralel ilerlemiştir
Erken Cumhuriyet Devri Türk Romancılarının Kolektif Kütüphanesi
Bu çalışmada, "Erken Cumhuriyet Devri Türk Romanlarında
İstanbul" Bilimsel Ara~tırma Projesi kapsamında ele alınan 146
roman incelenerek eserlerde anılan yazarlar, romanlar ve önemli
isimleri üzerinden dönemin "kolektif kütüphanesi" oluşturulmuştur.
Pierre Bayard'ın "kolektif kütüphane" ve Maurice
Halbwachs'ın "kolektif hafıza" kavramlarından yola çıkılarak
hazırlanan yazıda; Erken Cumhuriyet Devri romanlarında atıf
yapılan eserler Türk ve Dünya edebiyatı başlığı altında ele alınmış,
Türk edebiyatı başlığında incelenen eserler Modern, Klasik
ve Halk edebiyatına dahil olmaları bakımından ayrıca tasnif edilmiştir.
Erken Cumhuriyet Devri Kolektif Kütüphanesi'ni oluşturan
yazarların Türk edebiyatında ağırlıklı olarak Modern Türk
edebiyatının kurucuları olarak nitelendirilen bir önceki kuşağa,
çoğunlukla da siyasi bağlamda atıf yaptıkları; Dünya edebiyatında
ise kanonik eserleri tercih ettikleri ve bu metinleri durum ve
kişi tasvirlerinde kullandıkları tespit edilmiştir
2024 Yılı Performans Programı
2020-2024 Stratejik Planı doğrultusunda ortaya koyduğumuz 2024 yılı Performans Programı,
Üniversitemizin köklü birikimini Ülkemizin gelişme hedefleri doğrultusunda güncellemek,
geliştirmek ve ileriye taşımak amacıyla hazırlanmıştır.
1882’den bu yana mimari, sanat, tasarım ve kültürde ülkemizin öncü isimleri yetiştiren
Üniversitemiz, stratejik planlamalarında ve performans programlarında bu alanlardaki
birikimini somut, gerçekleştirilebilir ve ölçülebilir hedeflere yöneltmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda yer alan stratejik plana dayalı ve
performans esaslı bütçeleme anlayışı doğrultusunda oluşturduğumuz programımızda bütçeler
sonuçları ve çıktılarıyla birlikte tasarlanmış ve izlenmeyi mümkün kılacak şekilde sunulmuştur.
Kurum olarak malî yönetimimizin şeffaflığı, kaynaklarımızın verimli kullanılması ve hesap
verebilir olması hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konudur.
Üniversitemizin ilgili birimleriyle hazırladığımız 2024 Performans Programındaki
hedeflerimize yine el birliğiyle çalışarak ulaşacağımıza inanıyorum.
Emek veren çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür eder, kamuoyuna saygıyla sunarım.
Prof. Dr. Handan İNCİ ELÇİ
REKTÖ
RESİM SANATINDA MALZEMENİN YARATIM VE YIKIM DO?NGU?SU?: NICOLA SAMORI
Yaratım ve yıkım, art arda gerçekleşerek yeni oluşları meydana getiren süreçlerdir. Sanat akımları önceki dönemin eğilimlerini reddederek ortaya çıkarken, özellikle modern sanatta yeniye ulaşma arzusuyla geleneğe yönelik yıkıcı bir tavır alınır. Bu çalışmada, bahsedilen tavır sayesinde kendini gösteren sanatsal yönelimlere değinilirken amaç; içinde yıkıcı süreçleri barındıran bir yöntemle üretimler yapan Nicola Samori’nin resim pratiğini incelemektir. Sanatçı, hayranlık ve takıntıyla beraber bugüne taşıdığı barok figür anlayışını resminin bir parçası haline getirerek, onu farklı yollarla manipüle eder. Ustalıkla boyadığı yağlıboya resimleri ona son derece ters bir hareketle yıkıma uğratarak görsel, kavramsal ve malzemeye dair karşıtlıklar yaratır. İncelikle çalışarak gösterdiği yanılsamacı imgeyi ve anlamını, malzemenin maddiliği ile keskin ve şiddetli bir şekilde bozar. Bu sayede malzeme ve anlam, biçim ve içerik bakımından katmanlı bir gösterge sunar. Samori, tekil olarak eserlerinin yanı sıra bütünsel üretim sürecinde döngüyü her zaman yapılanmaya doğru yönlendirmeye çalışır, böylece döngüyü işlevsel kılar
Çağdaş Kore fotoğraf sanatına güncel bir bakış
Çağdaş Kore fotoğraf sanatı, Kore'nin hızla değişen sosyal, kültürel ve politik yapısını yansıtan ve yorumlayan bir alan olarak dikkat çekmektedir. Koreli fotoğrafçılar hem tarihsel hem de modern temalar aracılığıyla kimlik, bellek, cinsiyet, modernleşme gibi konuları derinlemesine incelemekte ve bu konular üzerine özgün sanatsal ifadeler geliştirmektedirler. Kore'deki fotoğraf sanatı, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Batı'dan gelen etkilerle tanışmış ve bu dönemde büyük bir dönüşüm geçirmiştir. İlk fotoğraf stüdyolarının açılması, Kore fotoğrafçılığının gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Fotoğraf, kısa sürede hem sanatsal bir ifade aracı hem de toplumsal bir belge olarak kabul görmüştür. Koreli fotoğrafçılar, Batılı meslektaşlarının teknik ve estetik yeniliklerinden ilham alarak kendi ulusal kimliklerini ve estetik anlayışlarını yansıtan özgün eserler üretmeye başlamışlardır. Çağdaş Kore fotoğraf sanatının gelişiminde, toplumsal değişimlerin ve politik dönüşümlerin etkisi büyük olmuştur. Kore Savaşı'nın yarattığı tahribat, ülkedeki siyasi çalkantılar ve hızlı modernleşme süreçleri, fotoğrafçıların eserlerinde önemli temalar olarak öne çıkmıştır. Bu süreçte, fotoğrafçılar gerçekçiliği ve toplumsal eleştiriyi ön plana çıkaran çalışmalara imza atarak, Kore toplumunun farklı katmanlarını ve dinamiklerini yansıtmışlardır. Bu çalışma, çağdaş Kore fotoğraf sanatının öncülerini ve onların sanatsal yaklaşımlarını ele alarak, fotoğrafın Kore toplumundaki rolünü ve etkisini incelemektedir. Koreli fotoğrafçıların eserleri, yalnızca estetik değerleriyle değil, aynı zamanda toplumsal bellek ve kimlik üzerine yaptıkları derinlemesine analizlerle de dikkat çekmektedir. Fotoğrafın, bir sanat formu olarak nasıl evrildiği ve Kore'nin modernleşme sürecinde nasıl bir yer edindiği, bu incelemenin merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda, Kore fotoğraf sanatı, sadece bir görsel ifade aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir analiz aracı olarak da büyük bir öneme sahiptir. Fotoğrafçıların eserleri, toplumun geçmişten günümüze nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve bu dönüşümün bireyler üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Kore fotoğrafçılığının bu dinamik yapısını anlamak, fotoğrafın sanat ve toplum üzerindeki etkisini derinlemesine kavramak için kritik bir öneme sahiptir
Rhy+mus. Kentsel Ritim Bağlamında Kentsel Tasarım
Bu kitap, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kentsel Tasarım Yüksek Lisans
programı dersi olan KNT 503 Kentsel Tasarım Atölyesi I-II kapsamında 2021-2022 öğretim yılında atölye üyeleri
tarafından üretilen çalışmalar ile hazırlanmıştır.2019-2020 eğitim öğretim döneminde Kentsel Tasarım
Yüksek Lisans atölyesinde ilk defa ele aldığımız
“kentsel ritim” kavramını temel alan yaklaşımı bu
yıl da sürdürmeye devam ettik. Üç yıldır atölyeyle
bütünleştirmeyi hedeflediğimiz bu kavram, kentlerdeki
düzenli ve düzensiz hareketliliği, tekrarlanan faaliyetleri,
kentsel mekanı oluşturan durağan/devingen öğelerin
ilişkilerini ve etkileşimlerini, tasarımda mekan-zaman
ilişkilerini, zamansal organizasyonu bir metafor yoluyla
algılamamıza ve veri toplamamıza imkan verirken aynı
zamanda bu verilerin görselleştirilmesi için aranan
referansların bulunmasına da yardımcı oldu.
“Kentsel ritim” metaforunun kullanılması; analiz
aşamasında farklı ve değişen ritimlerin bilinmesine ve
kent yaşamının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olurken,
tasarım aşamasında da bu ritimlerin dikkate alınarak
mekansal organizasyonunun yapılması, projelere önemli
katkıda bulundu.
Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Atölyesi olarak
“kentsel ritim” metaforuna yenilerini ekleyerek
projemizi hem analiz hem tasarım sürecinde daha
fazla zenginleştirmeyi amaçladık. Dönem içerisinde
metafor konusuyla ilgili bazı katılımcılarla tartışmayı
derinleştirdik. Ritim konusunda olduğu gibi metafor
konusunda da Türkçe kaynak bulmakta oldukça
zorlandık. Atölye öğrencilerimiz yabancı kaynaklardan
okumalar yaparak bizlerle paylaştı. Özellikle
tasarım aşamasında metafor kavramını, mekanda
deneyimlemeye çalışan öğrencilerimiz, ufak da olsa bazı
ipuçları bulmaya çalıştılar.
2021-2022 eğitim ve öğretim yılında atölyede yapmış
olduğumuz tartışmaların bir sentezini oluşturmak
amacıyla aşağıdaki yazı oluşturuldu. Bu sentezde
özellikle kentsel tasarım disiplini ve metafor arasındaki
algı, bellek ve deneyim gibi ortak alanlar belirlenerek,
bu alanlar arasındaki etkileşimi anlayabilmek açısından
tartışmaya açıldı. Metaforun; tasarım alanları arasındaki
ilişki, ara yüzler ve bağlam, nesneler arasındaki
bağlantıları çözümlemek açısından bir araç olarak
kullanılması, potansiyel ve öngörülemeyen tasarım
çözümlerinin yelpazesini genişletmesi amaçlandı ve bu
bağlamda tasarım projelerinde yaratıcılığı ve çeşitliliği
arttırabileceği konularında değerlendirmeler yapıldı.Tematik Açıklama, Prof. Dr. Pelin Gökgür 8
Proje Alanları
Kadıköy, Didem İçen 18
Bakırköy, Fatma Ertürk 54
Kasımpaşa, Halide Erkin Sarıca 92
Hasanpaşa, S. Benan Kaya 122
Eminönü, T. Tacihan Çelebi 142
Beşiktaş, Cahide Nur Yılmaz 17