Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
Not a member yet
9810 research outputs found
Sort by
Bir anlatı ögesi olarak toplumsal cinsiyetin video sanatında temsili
Bu eser metini çalışmasında performatif video aracılığıyla cinsiyet ve kimlik kavramlarını irdeleyen ve sorunsallaştıran, ötekileştirme politikalarının altını oymayı deneyen, bedene ve cinsiyete atanan ön kabulleri kırmaya çalışan, bu perspektif dahilinde ayrımcılığa karşı mücadelenin yanında yer alan sanatçıların eserlerine yer verilmiş, feminizm ve kuirin nasıl bir strateji oluşturduğu ve bu stratejinin sanat alanında açtığı imkanların nasıl bir değişime sebep olduğu kavramsallaştırılmaya çalışılmıştır. Toplumsal cinsiyetin sınırladığı normatif olanın ne şekilde kurulduğuna dair tespitlerde bulunan bu eleştirel düşünce sistemleri beden ile ilgili her türlü meseleyi bünyesinde barındırmaktadır. Irk, etnisite, kimlik, cinsellik, cinsiyet gibi gündemlerin yanı sıra, toplumsal standartlar, iktidar ve güç ilişkileri de bu kapsamda ele alınmaktadır. Sanatçıların bu kuramlar eşliğinde görsel temsil sistemlerindeki gelenekleri bozan, ikili ve sabit varsayılan olguların sınırlarını esneten, atanmış-biyolojik cinsiyete dair inançları silikleştiren, beden hakkında 'gerçek' veya 'doğal' kabul edilen her tür kurguyu açığa çıkarmayı amaç edinen sanat pratikleri; toplumsal algıyı sorgulama ve dönüştürme potansiyeline sahiptir. Bu yüzden tarihsel, toplumsal ve kültürel inşanın eleştirisini yaparken bu sanatçıların yöntemleri aktivist bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Eser metni boyunca özellikle performatif içeriği olan örnekler sunulmuştur ve performatif videonun feminist ve kuir bağlamda; kategorileştirici, sınırlandırıcı, marjinalleştirici, dışlayıcı, merkezileşmiş, baskıcı düşünce yapıları karşında yeni ihtimallere nasıl kapı araladığı, bedenin sınırlarını araştıran sanatçıların kendi deneyimlerini aktarırken nasıl bir evrensel söyleme işaret ettikleri ve yok sayan, inkâr eden, ötekileştiren siyasetin içinde nasıl bir görünürlük alanına olanak sağladıkları vurgulanmıştır. Bu bağlamlar göz önüne alınarak, sanatçıların yaptıkları sorgulamaların üretim biçimlerine etkileri ile paralel bir doğrultuda, beden ve kuir kavramları etrafında şekillenen Serap 2024 (Mirage) isimli video çalışması üretilmiştir
Deniz Yükselince İstanbul Kıyıları: Kentsel Tasarımda Senaryolaştırma Deneyimi
Bu kitap, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Kentsel Tasarım Uygulama Merkezi (KENTTAM) ve
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire
Başkanlığı arasında 01/03/2022 tarihinde imzalanan
işbirliği çerçevesinde ve Ideathon atölye çalışması
kapsamında hazırlanmıştır. Kitap, Ideathon çalışmasında
üretilen fikir projelerini, süreç yöntem ve
değerlendirmeler ile çerçeve sunumları içermektedir.
Atölye Çalışması Başlığı
Ideathon, “İstanbul Kıyılarını İklim Değişikliğiyle Birlikte
Yeniden Düşünüyoruz”
Etkinlik Tarihi
25, 26, 27, 28 Mart 2022Bu kitapta, senaryo geliştirme yönteminin kentsel tasarım sürecinde nasıl kullanılabileceği ele alınmaktadır. Bu amaçla, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kentsel Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Akıllı Şehir Şube Müdürlüğü Girişimcilik ve Teknoloji Merkezinin ortaklığında 2022 yılında gerçekleştirilen “İstanbul Kıyılarını İklim Değişikliğiyle Birlikte Yeniden Düşünüyoruz” temalı atölye çalışması süreci ve çıktıları değerlendirilmektedir. “Ideathon” formatında hazırlanan atölye çalışması kentsel mekânla ilgili farklı uzmanlık alanlarını buluşturmakta, uzak geleceğin kentsel bağlamını tartışmaya açarak geleceğin kötücül sorunlarını düşünmeye ve çözüm üretmeye yönelik bütüncül bir yöntem önerisi sunmaktadır.
Atölye çalışmasının kavramsal çerçevesi ve yöntem önerisinin temelini oluşturan; parça bütün ilişkisinde gelecek kurgusu, kıyılar üzerinden geleceğin kenti, kentsel mekânlarda adaptasyon, hikayeleştirmede senaryo yaratma sürecini ele alan seminerler bölüm başlıkları içerisinde aktarılmıştır. İklim krizi karşısında uzak geleceğin belirsiz kentsel bağlamlarını bütüncül olarak öngören, denizin yükseldiği gelecek senaryolarında yaşamı ve yaşam mekânlarını hayal eden, yeni alternatif kentsel bağlamlara göre geliştirilen özgün fikir projeleri ve bu projelerin değerlendirme yöntemleri açıklanmaktadır.
Sonuç olarak, senaryo geliştirme ve hikayeleştirerek aktarma yöntem ve araçlarının tasarım fikrinin geliştirilmesindeki olumlu katkıları ile farklı disiplinlerin bir arada çalışmasına imkân sağlayan bir platform olarak geliştirilmesi ve tasarım eğitimi alanında kullanımına yönelik potansiyeller ortaya konulmaktadır.TABLEOFCONTENTS: ONSOZ / Ideathon’a Başlarken - Eylem Durmuş: sayfa 8, Yeni Fikirler Yeni Bakış Açıları - Dr. Ebru Fridin: sayfa 9. / IDEATHON DENİZİN YÜKSELDİĞİ İSTANBUL’DA YAŞAM VE KIYI ALANLARI ÜZERİNE FİKİR MARATONU AMAÇ YÖNTEM VE BEKLENTİLER / Amaç Yöntem ve Beklentiler: sayfa 11, Çalışma Süreci: sayfa 14, Tartışma ve Sonuç Değerlendirmeleri: sayfa 22. /CERCEVE SUNUMLAR/ Parça Bütün İlişkisinde Gelecek Kurgusu Senaryolar ve Hikayeleştirme - Dr. Melih Birik: sayfa 26, Kıyılar Üzerinden Geleceğin Kentini Düşünmek Denizler Yükseldiğinde İstanbul Kıyıları - Dr. Bahar Aksel: sayfa 40, Kentsel Mekanlarda Adaptasyon Üzerine - Dr. Ahmetcan Alpan: sayfa 54, Hikayeleştirmede Senaryo Yaratma Süreci İyi hikayeler bir yılanla başlar - Kerem Hünal: sayfa 66. /EŞDEĞER ÖDÜL ALAN FİKİR PROJELERİ/ DUVAR DER WAND - Hilal Çepni, Hasibe Çepni, Emirkan Cörüt, Ahmet Yıldız, LİMİNAL - Bedirhan Önder, Ece İrgin, Irmak Su Ezber: sayfa 78, /H20/ Berk Kılıçoğlu, Murat Zabun, Deniz Kaya, Melike Şengül: sayfa 88. /DİĞER FİKİR PROJELERİ/ DUO DUO - Ebru Hanna Balık, Gupse Demirağ, Haticenur Gümüş, Kamer Babatutmaz: sayfa 110, KIRMIZI BALIK - Merve Kavi, Ümmügülsüm Şen, Özgenur Baydemir, Halil Sarıkaya: sayfa 114, LİTORA NOVİS - Zehra Pamuk, Onur Tahmaz, Batuhan Edem, Kübra Türk: sayfa 118, CELLS, HÜCRELER - Cemil Ersoy, Gea Kalkhof: sayfa 122, KATMANLAR KENTİ - Asena Gürpınar, Umut Kapdağ: sayfa 126
Giovanni Bottesini'nin Gran Duo Concertant adlı eserinin incelenmesi
Bu çalışmada, yarattığı virtüözik eserler ile kontrbasın solo bir enstrüman olarak yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlayan Giovanni Bottesini'nin Gran Duo Concertant'ının yerli ve yabancı kaynaklardan faydalanarak incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan inceleme, analiz ve önerilerin bu eseri seslendirmeyi hedefleyen icracıların yoluna ışık tutması hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Bottesini'nin hayatı, yaşamında yer alan olaylar ve etkenler romantik dönem çatısı altında ayrıntılı bir biçimde incelenmiş, Gran Duo Concertante'ın bestelenme süreci ve icrasında yer alan önemli isimler detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde eserin müzikal analizi dönemin hakim sanat akımı üzerinden detaylı bir şekilde yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde eserde fazlası ile teknik ve müzikal zorluk barındıran pasajların, çalışırken icracıya kolaylık sağlayabilmesi açısından egzersiz önerilerine, alternatif yay ve parmak kullanımlarına yer verilip, eserin öneminden bahsedilmiştir
Ferry port-centered transportation model trial for improvement of urban sea public transportation: Bostancı Ferry port sample
Kent içi hareketlilik, birbirine alternatif olan birçok ulaşım türüyle gerçekleşmektedir. Özellikle belli bir nüfusu aşan kentler incelendiğinde raylı sistemlerin, lastik tekerlekli ulaşım türlerinin ve özel otomobillerin öne çıktığı görülmektedir. Suya kıyısı olan kentlerde deniz yolu toplu taşımacılığı bu türlere dahil edilmektedir. Yaya, bisiklet, skuter gibi hareketlilik türleri de aktif ulaşım seçenekleri arasında görülmektedir. Özel otomobillere dayalı ulaşım yaklaşımları, hareketlilik ve erişebilirliğin kısıtlanması, trafik sıkışıklığının yaşamsal kaliteyi düşürmesi, enerji bağımlılığının artması ve karbon salımı gibi nedenlerle eleştiri konusu olmakta ve alternatif ulaşım stratejileri geliştirilmektedir. Toplu ulaşımı teşvik eden, sürdürülebilirliğe vurgu yapan, yaya hareketliliğini ulaşım piramidinin en üstüne yerleştiren, insan merkezli olma iddiasındaki ulaşım yaklaşımları bu kapsamdadır. Diğer yandan suya kıyısı olan kentlerde kent içi deniz yolu yolcu taşımacılığının, insan merkezli ulaşım stratejilerine dahil edilmesi yönündeki eksiklikler dikkat çekmektedir. Bu çalışma, kenti içi deniz yolu toplu taşımacılığının diğer toplu ulaşım türleri ve aktif hareketlilik seçenekleri ile entegrasyonunun geliştirilmesi için idari, ekonomik ve mekansal düzenlemeler içeren bir strateji modeli önermektedir. Bu modelin literatüre ve dünya örneklerine dayanan teorik altyapısını toplu ulaşımın kent içindeki payını artırmaya dönük olarak geliştirilen Toplu Ulaşım Odaklı Gelişim stratejisi, İlk-Son Mil yaklaşımı, organik ulaşım prensipleri ile yürünebilirlik üzerine yapılan çalışmalar oluşturmaktadır. Bu yaklaşımların temel felsefeleri, ilkesel kararları, literatüre kazandırdıkları kriterler, uygulama safhaları ve uygulamada yaşanan zorluklar incelenmiştir. Kent içi deniz yolu toplu taşımacılığı, Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı ve Toplumsal Yolculuk Beklentileri bağlamında tartışılmış, avantajları ve eksiklikleri araştırılmıştır. Ayrıca, Dünya ve Türkiye'deki kent içi deniz yolu ulaşımı pratikleri de incelenmiştir. Kent içi deniz yolu toplu taşımacılığının entegrasyonunun hedeflendiği strateji modeli, teorik çerçevesi ve uygulama aşamaları açısından hibrit (karma) bir çalışmadır. Oluşturulan analiz kriterleri ücretlendirme politikası gibi genel konuları, entegrasyon ağı gibi mühendislik çalışmalarını, işlev, konfor ve güvenlik gibi mekânsal kararları ve bellek ve odak noktaları gibi bilişsel beklentileri içermektedir. Bu yönüyle önerilen model, yalnızca ulaşım mühendisliğine dayanan yaklaşımların aksine, mimarlık, şehir planlama, kentsel tasarım ve sosyoloji alanlarının da dahil olduğu disiplinlerarası bir içeriğe sahiptir. Modelin test edildiği alan Bostancı vapur iskelesi olarak seçilmiştir. Bu seçimin başlıca gerekçesi, alanın ulaşımdaki rolünün eski tarihlere dayanması, hali hazırda birçok ulaşım türünü barındıran bir aktarma merkezi olması, bunlara karşılık deniz yolu toplu taşımacılığının hat ve sefer sayısı olarak sınırlı kalmasıdır. Literatüre dayanarak oluşturulan yedi başlık altındaki 27 kriter, deniz yolu ulaşımının kendine özgü karakteristik özelliklerine uyarlanmış, bu kriterler doğrultusunda çalışma sahasında analizler yapılmıştır. Analiz ve çıkarımlar literatür, haritalar, saha gözlemi ve kullanıcı anketine dayandığı için uygulama aşamasında da hibrit bir yöntemin kullanıldığından söz edilebilir. Yazılı kaynakların ve haritaların incelenmesiyle Bostancı vapur iskelesinin mevcuttaki genel durumu ve toplu ulaşım bağlantıları incelenmiştir. Saha gözlemi ile bu incelemeler derinleştirilerek yürünebilirlik analizi yapılmıştır. Anket aşamasında ise, analiz kriterleri ile ilgili memnuniyet ve bu kriterlerin deniz yolu ulaşımı talebine etkisi kullanıcılara sorulmuştur. Memnuniyet puanı ve etki derecesi üzerinden geliştirilen kriter değerlendirme puanı ve araştırmacının gözlem sonuçları bir arada değerlendirilerek, kent içi deniz yolu toplu taşımacılığının Bostancı vapur iskelesi çevresindeki entegrasyonunu artırmak için idari, ekonomik ve mekansal öneriler sunulmuştur
Süleymaniye ve Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi Sancak Kur’an-ı Kerim ciltlerinin incelenmesi
Bu çalışmada Türk cilt sanatının araştırılması bağlamında Süleymaniye ve Köprülü Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan Sancak Kur'an-ı Kerimlerinin cilt özelliklerini mercek altına almakta ve Sancak Kur'an-ı Kerimlerini inceleyerek bu sanatın zenginliğine katkı sağlamaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan literatür taraması ile Sancak Kur'an-ı Kerimlerinin tarihsel süreçte hangi amaç ve alanlarda kullanıldığı incelenmiştir. Bununla birlikte kaç farklı şekilde hazırlandıkları, kullanılan malzeme çeşitlilikleri, süsleme teknikleri ve mahfazaları bakımından da farklı boyutlarda irdelenmiştir. Süleymaniye ve Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi koleksiyonlarında toplamda 12 adet Sancak Kur'an-ı Kerimine ulaşılmıştır. İncelenen ciltlerin iki adedi sekizgen formda diğer on adedi ise dikdörtgen formdadır. Sancak Kur'an-ı Kerimi ciltlerinin iki adedi kalıp, bir adedi lake, iki adedi yazma, dört adedi zerbahar, bir adedi yekşah, iki adedi ise düz deri ile kaplıdır. Bu çalışmanın bir parçası olarak; Süleymaniye ve Köprülü Yazma Eser Kütüphanelerindeki Sancak Kur'an-ı Kerimleri koleksiyonu katalog haline getirilmiş, resim ve çizimler eklenmiş, dört adet Sancak Kur'an-ı Keriminin cilt uygulamaları yapılarak özellikleri ele alınmıştır. Çalışma sonunda Türk cilt sanatının çeşitliliği ve özellikle Sancak Kur'an-ı Kerimlerinin özgünlüğü vurgulanmakla birlikte, literatüre kaynak kazandırılmaya çalışılmıştır
An ecological dilemma, novel sustainable ideas for Istanbul examining zoning regulation for green-areas and housing
This research delves into the evolution of Istanbul’s urban agenda, which has become increasingly intricate due to recent challenges. The city's planning paradigm has undergone a discernible shift, with heightened attention concerns like seismic resilience, sustainability, and the climate-change. The planning projections for the city have experienced significant changes, by the earthquakes 1999 and 2023, climate-change, and the pandemic in 2020. Although the pandemic is considered temporary, it has significant in bringing sustainable matters like living airier, greener areas, back to the city planning. In response to the latest challenges, particularly the earthquake, the city confronted an ecological dilemma, prompting proposal to relocate new housing areas to the Northern-forest. The city's northern development axis, planned a century ago by the French architect-urbanist Henri Prost, is being questioned today end to its limits for green-areas. Based on ongoing global discussion, on academical circles on the imperative, the historic city of Istanbul grapples with the contemporary problems sustainability and seismic considerations in its future planning endeavors. This study engages in discursive analyses while concurrently offering practical recommendations to address sustainability through the development of specific zoning arrangements focuses on dual research axis urban-based, and housing-based, laws, and regulations, also housing model, and typologies as missing part of the previous research. This study principally examines this problematic via zoning practices of Istanbul in the Henri Prost period from housing areas to the housing models and typologies. Also, globally, along with the new zoning, the old zoning laws, and regulations can be bring the agenda again in the context of sustainability to promote a balanced relationship between human, nature and sustainability goals. In conclusion, amid the recent challenges in the city, innovative suggestions for advanced zoning applications in pursuit of sustainability reveal a notable gap in the protection of green-areas, planning new settlements. Henri Prost’s master plans stand out for employing distinctive zoning techniques for each district, also offering specific housing models and typologies. Extending this methodology to green-areas presents a bridge the existing void. By presented potential case scenarios at the end of the study emphasizing the merits of integrating historical zoning practices into contemporary planning, it aims to stimulate discussions on holistic and forward-looking urban development strategies
Kısıtlı konut mekanlarının tasarımı üzerine bir inceleme: fonksiyonların erimesi
Konut mekanları, kullanıcının barınma ihtiyacına cevap verebilmek için tarih boyunca var olmuş ve kullanıcı ihtiyaçlarının değişime uğramasıyla zaman içerisinde farklı biçimler kazanmıştır. Özellikle son yıllarda toplumsal yaşantının büyük ölçüde değişime uğramasıyla aile topluluklarına karşı bireyselliğin ön plana çıkması, iş ve eğitim için büyük şehirlere yapılan göçler, öğrenci evi gibi özelleştirilmiş kullanımların gelişmesi ve büyük şehir merkezlerindeki alan kısıtlılığı sebebiyle artan metrekare fiyatları, alışılagelmiş geleneksel konutların tekrar değerlendirilmesini gerektirmiş ve daha sürdürülebilir, değişen ihtiyaçlara cevap verebilen kısıtlı konut mekanlarını akla getirmiştir. Kısıtlı konut mekanlarının alternatif bir çözüm olarak değerlendirilmesi öncelikle sürdürülebilir, kolay erişilebilir ve maliyet açısından uygun olması nedeniyle olsa da son yıllarda yükselişe geçen küçük yaşam tarzı için iyi bir model olması sebebiyle popüler hale gelmiştir. Küçük yaşam tarzını benimseyen minimalizm etkisindeki kullanıcılar, 'ne kadar büyük o kadar iyi' yaklaşımının aksine 'az çoktur' yaklaşımını temel alarak, özgürleşme ve ağırlıklardan kurtulma kapsamında öne sürülen yaşam biçimine uygun olan kısıtlı konut mekanlarını 21.yüzyılda sıklıkla tercih etmektedir. Alışılmışın dışındaki standartlarda yaşam deneyimi sunan kısıtlı konut mekanlarında, tüm yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için iyi bir planlama gerekmektedir. Kısıtlı konut mekanının kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilmesi, iç mekan kurgusunun yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olmaktadır. Yeniden planlama ile tasarımcılar, yükseklik faktörünün etkili bir şekilde kullanılarak zemin alanına dahil edildiği, çeşitli fonksiyonları içerisinde barındırabilen esnek mekanların sıklıkla tercih edildiği, depolama için farklı alanların değerlendirildiği, çok fonksiyonlu mobilya ve yapı elemanlarının kullanıldığı konutlarda farklı bir yaşam deneyimini kullanıcılara sunmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında 'fonksiyonların erimesi' şeklinde ifade edilen, sınırlı alanda birbiri içine geçmiş veya birbiriyle yakın ilişkide olan fonksiyonlarıyla kısıtlı konut mekanları, erişilebilir, sürdürülebilir, popüler ve güncel olmasının yanı sıra özellikle iç mekan tasarımları ve plan çözümlemeleri bakımından da iç mimari alanda önem arz etmektedir. Bu bağlamda tez içerisinde verilen örnekler üzerinden incelenen fonksiyon erimesi olgusu, planlar üzerinden oluşturulan diyagramlar ile açıklanmıştır. Ele alınan örnekler, öncelikle plan ve iç mekan görselleri üzerinden açıklanmış, sonrasında oluşturulan diyagramlar ile fonksiyonların iç içe olma durumuna vurgu yapılmıştır. Fonksiyonların iç içe olma durumunun, kısıtlı konut mekanlarının sınırlarından doğduğu ve tasarım kararlarının bir sonucu olarak karşımıza çıkan kaçınılmaz bir olgu olduğu tespit edilmiştir
Alçı Heykellerin Üç Boyutlu Ortama Aktarılması
Bu proje, MSGSÜ Heykel Bölümü’ndeki alçı heykellerin optik 3B tarama ve 3B yazıcı teknolojileri kullanılarak ne ölçüde doğru, güvenilir ve yeniden üretilebilir biçimde dijitalleştirilebileceğini incelemiştir. Elde edilen veriler, kurumsal dijital arşiv ile eğitim ve araştırma amaçlı kullanıma uygunluk açısından değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda Breuckmann optik 3B tarayıcı ve Stratasys 3B yazıcı kalibre edilmiş; seçilen on alçı heykel farklı açılardan sistematik biçimde taranmıştır. Elde edilen nokta bulutları yazılım ortamında birleştirilmiş, temizlenmiş, eksik bölgeler ağ tamamlama yöntemleriyle giderilmiş ve ölçeklendirilmiş prototipler üretilerek dijital–fiziksel karşılaştırmalar yapılmıştır.
Bulgular, optik taramanın farklı boyut ve karmaşıklıktaki heykellerin yüzey ve form bilgisini büyük ölçüde doğru yakaladığını; ancak derin girinti, gölgeli ve erişimi zor bölgelerde yer yer veri kayıpları oluştuğunu göstermiştir. 3B yazıcı çıktıları biçim, oran ve yüzey dokusu bakımından orijinale yüksek benzerlik sunmuş; buna karşın sınırlı baskı hacmi, düşük hız ve nozul tıkanmaları üretkenliği olumsuz etkilemiştir. Süreç performansı ayrıca eski bilgisayar donanımı nedeniyle veri işleme aşamalarında yaşanan yavaşlama ve kilitlenmelerden etkilenmiştir.
Değerlendirme sonuçları, kültürel miras nesnelerinin belgelenmesi ve yeniden üretimi açısından optik 3B taramanın güçlü bir yöntem olduğunu; kaliteyi belirleyen başlıca etkenlerin yüzey özellikleri, ışık koşulları, erişim açıları ve düzenli kalibrasyon olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca sürdürülebilir bir dijital arşiv için yalnızca cihaz temini değil; yazılım lisansları, yetkin insan kaynağı, standartlaştırılmış belgeleme iş akışları ile telif ve veri güvenliği protokollerinin (ör. dijital parmak izi, erişim yetkilendirme) birlikte tasarlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, on heykelin 3B dijitalleştirilmesi başarıyla tamamlanmış, pilot fiziksel üretimle yöntemin uygulanabilirliği doğrulanmış, elde edilen verilerin koruma, araştırma ve eğitim amaçlı yeniden kullanım için yeterli kaliteye sahip olduğu gösterilmiştir. Proje, MSGSÜ için ölçeklenebilir bir dijital kültürel miras arşiv modeli sunmakta; kurum genelinde bütüncül arşiv politikası, altyapı yenileme ve periyodik kalibrasyon takvimi ile ulusal ve uluslararası fon programlarına entegrasyonun yaygınlaştırma ve kurumsal kapasiteyi güçlendirme açısından kritik olduğunu önermektedir
A new perspective on urban services for metropolitan governments: the case of İstanbul Metropolitan Municipality and its companies
Türkiye'de belediye şirketlerinin varlığı; genelde, kamu kesiminde özelleştirme ve ticarileşme yaklaşımının bir sonucu olarak görülmektedir. Belediye şirketleri, 5393 sayılı Belediye ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunlarıyla belirlenmiş hizmet alanlarında faaliyet gösteren, kamusal ve kentsel hizmetleri sunmak üzere tasarlanan, Ticaret Hukuku'na tabi işletmelerdir. Bu nedenle yapı itibariyle kamusallık ve kamu yararı içerseler de esasında ticari amaçlar güden işletmelerdir. Çalışmada metropoliten yönetimlerin kentsel hizmet sunma biçimlerinden biri olan belediye şirketleri ele alınmıştır. Belediye şirketleri, metropoliten yönetimlerin kentlerdeki en temel ve yaygın kentsel hizmetlerini sunan yerel hizmet birimleri olmalarının yanında belediyelere esneklik sağlayan mekanizmalardır. Bunun yanında, metropoliten kentteki temel hizmetlerin bazılarının belediye şirketleri eliyle görülmesi nedeniyle, mekansal ve yönetsel olarak zengin bir inceleme olanağı sunmaktadırlar. Bu çalışma kentsel hizmetlerin sunumunu belediye şirketleri üzerinden inceleyip, belediye şirketlerinin gördüğü hizmetler ile bu hizmetin kamusallığı arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait iki belediye şirketi belirlenmiş (İstanbul Halk Ekmek Anonim Şirketi (İHE) İstanbul Konut İmar Plan Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi(KİPTAŞ), bu şirketlerin sunduğu kentsel hizmetlerin kamusallığı, belirlenen ölçütler kapsamında incelenmiştir
Kentlerin müzeleşmesi ve kamu politikalarının rolü: Beyoğlu örneği
Küresel ekonomide 1970'li yıllardan itibaren etkin hale gelen neoliberalizm, Türkiye'de 1980 sonrasında gündeme gelmiş, kamu politikalarında köklü değişimlere neden olmuştur. Ekonomide yaşanan yapısal değişikliklerin sonucu olarak 1980 sonrası kent merkezlerinin sanayisizleşmesi, üretim alanlarının tasfiyesinin ardından, kentlerin sanayi yapılarının ve liman bölgelerinin yeniden işlevlendirilmesi için hizmet sektörü ile birlikte kültür endüstrileri ön plana çıkmıştır. 1990'lı yıllarda Beyoğlu'nun kıyıları, desantralizasyon politikaları sonrası ağırlıklı olarak rekreasyon alanlarına dönüştürülmüştür. İlerleyen yıllarda ise söz konusu kıyı hattında kalan endüstri mirası ve tarihi yapılar, turizm, eğitim ve kültür-sanat fonksiyonları ile yeniden işlevlendirilmeye başlamıştır. Tez çalışması 2000 sonrasında Beyoğlu'nun müzeleşmesinde kamu politikalarının rolünü tartışmak üzere, müze ve kültür fonksiyonları ile dönüştürülmesi amaçlanan kıyı hattının bir bölümüne tekabül eden Dolmabahçe Sarayı'ndan Sütlüce'ye kadar uzanan alana odaklanmıştır. Kültürün özelleştirilmesi yönünde adımların atıldığı, piyasanın aktör olarak kültür sanat alanında etkinliğinin arttığı söz konusu dönemde Beyoğlu'nun müzeleşmesi, soylulaşma süreci ile doğrudan ilişkili görülmektedir. Son yıllarda ise Beyoğlu kıyılarında, bir kısmı neoliberal kent poltitikalarının bir parçası olan öncü projeler kapsamında kalmak üzere tarihi yapılar müzeleşmiş ya da yeni müze yapıları inşa edilmiştir. Bu doğrultuda tezin amacı, Beyoğlu'nun müzeleşmesinde gerçekleştirdikleri, planladıkları ve destekledikleri projeler üzerinden kamu aktörleri olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi'nin kültür ve kent politikalarının rolünün incelenmesidir. Çalışma kapsamında kamu politikaları doğrultusunda, Beyoğlu'nda gerek yapı ölçeğinde gerekse de yapının sınırlarını aşarak kentsel ölçekte müzeleşme, ilgili dökümanların incelenmesi ve analizi yöntemi ile tartışılmaktadır. Beyoğlu'nda Cumhuriyet döneminden itibaren kültür sanat yaşamına ve 2000 sonrası merkezi ve yerel kültür politikalarına dair yapılan detaylı okuma ile araştırma için arka plan oluşturulmuştur. Yaklaşık yirmi beş yıllık döneme odaklanan çalışmanın sonucunda Beyoğlu'nun müzeleşmesinde yerel yönetimlerin yatırımcı ve girişimci bakış açısıyla yürüttükleri kamu politikalarının önemli bir etkisi olduğu değerlendirilmektedir