Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    ORTAÇAĞ'DA KADIN

    No full text
    Bu sözlerle 13. yüzyılın isimsiz bir şairi, en azından toplum açısından kadının tüm görevi olarak gördüğü şeyi açıkça ortaya koyuyor. O uygarlaştıran, düzelten, görgü öğretmeni olacaktı ve şair, onun misyonunu iyi bir şekilde ifa ettiğini ima ediyor. Gerçekten de Ortaçağ kadını, esas olarak önümüze bu sıfatlarla gelmekte ve Anglo-Sakson şairleri , “Anlaşmazlıkları Düzenleyen”, “Toplumun Barışçıl Bağları” ya da “Barışın Dokumacıları” gibi lakapları onlara takmayı severlerdi

    The relationship between dietary antioxidant capacity and serum oxidative stress index of hemodialysis patients

    No full text
    Purpose: Oxidative stress increases in uremic conditions such as kidney failure and during hemodialysis. In this study, it was aimed to examine the relationship between the total antioxidant capacity of the diet and the serum oxidative stress (sOSI) index in hemodialysis patients. Materials and Methods: In this study conducted with 82 individuals (41 patients and 41 controls). Demographic characteristics and anthropometric measurements of the individuals were taken by researchers. In order to determine the nutritional status of the individuals, 3-day food consumption records were taken and the total antioxidant capacity of the diet was calculated. Results: The mean age of the individuals participating in the study was found to be 54.01±2.24 years. Hemodialysis treatment mean for 4.8±3.12 years. While 41.46% of hemodialysis patients were moderately malnourished. Dietary Oxygen Radical Absorption Capacity (dORAC) (?mol) measurement result was found to be 2415.3±1073.45, 5468.4±2393.85 in the hemodialysis and control groups, respectively. In the multiple logistic regression analysis performed, the decrease in body mass index (OR 2.21 95% CI 1.050-2.317) and triceps skinfold thickness values (OR 3.22 95% CI 1.722-4.001) in hemodialysis patients led to an increase in the sOSI value. It has been observed that when dietary protein (OR 1.23 95% CI 1.003-3.189), vitamin C (OR 2.88 95% CI 1.004-3.106) and dTAC (OR 2.04 95% CI 1.967-2.001) increase, the sOSI value decreases in hemodialysis patients. Conclusion: There is a positive relationship between diet total antioxidant capacity and serum antioxidant level, and it was determined that the dietary antioxidant capacity of hemodialysis patients was significantly lower than that of healthy individuals. According to the results of the study, it is recommended to monitor the food consumption status of hemodialysis patients in order to increase the dietary antioxidant capacity

    Kadınların Tarihi Ortaçağın Sessizliği- Cilt II

    No full text
    Ortaçağda kadın ve kadın algısını detaylı bir şekilde bizlere sunan bu çalışma 5 ciltten oluşmaktadır. Dönemsel olarak her cildi farklı dönemlerdeki kadını anlatmaktadır. II. cilt ise Ortaçağ Avrupası’nda yaşan kadını ele almaktadır. II. cilt olan eser, 4. ve 15. yüzyılları arasında Avrupa toplumundaki kadın algısını sunmaktadır. Editörleri tarafından da izah edildiği gibi bir feminist çalışma olarak çok fazla değinilmeyen “Kadın” teması üzerinden erkek cinsini, Ortaçağ toplumundaki kadın algısını, manipüle edilme gerekçeleri, var olan algının gizli aktörleri, kadının toplumdaki değişken olan pozisyonu, kadın algısını yönlendiren kadın örnekleri, dönemin edebi eserleri gibi konular hakkında bizlere geniş bilgiler sunmaktadır

    Synthesis of TiO2 Nanotubes and Photodiode Performance

    No full text
    In this study, titanium dioxide (TiO2) nanotubes were produced by anodization method using glycerol-based electrolyte. Structural characterization was investigated with SEM images and XRD pattern. The rectifying properties of n-type semiconductor TiO2 nanotubes were investigated. Current-voltage (I-V) measurements of the Pt/TiO2 nanotubes/Ti device were made at room temperature, in the dark and under different illumination conditions. The basic diode parameters were calculated by using thermionic emission (TE), Cheung and Norde functions from the I-V measurements of the devices in dark conditions. The ideality factors and barrier height of the Pt/TiO2 nanotubes/Ti device were calculated 1.25 and 0.91 eV, respectively by the TE method. According to the results obtained, the Pt/TiO2 nanotubes contact has a rectifying feature. In addition, the photovoltaic properties of the devices were examined by making I-V measurements at illumination intensities between 30 and 100 mW/cm2. As a result, it has been evaluated that the device can also be used as a photodiode

    The Effect of Computer Usage Time on Radial and Ulnar Deviation in University Students

    No full text
    Background: The use of technological devices for more than a certain number of hours in daily life causes some anatomical changes in the human body. The aim of this study was to determine the changes that may occur in the range of motion in the wrist depending on the duration of computer use and to perform exami- nations on the wrist. Materials and Methods: In the study conducted on university students, a questionnaire was used to obtain demographic information, a tape measure, a manual muscle test, and a universal goniometer with a sensitivity of 1 degree, and measurements were made with 198 volunteer participants. The data and analysis of the study were performed and evaluated with SPSS (Statistical Program in Social Sciences) 25 program. Results: In this study conducted on university students, an increase in radial and ulnar deviation degrees due to computer use was found (p0.05). Conclusions: We believe that knowing the radial and ulnar goniometric angles of the wrist will guide clinicians in wrist fractures and wrist analysis

    GIDA GÜVENLİĞİNİN HUKUKİ BOYUTU VE KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU

    No full text
    İnsanların temel hak ve özgürlüklerinden birisi beslenme hakkıdır. İnsanların bu hakkını kullanabilmesi için yeterli, kaliteli ve güvenilir gıdaya ulaşabilmeleri gerekir. Bu nedenle yeterli, kaliteli ve güvenilir gıdaya ulaşabilme durumu olarak adlandırılan gıda güvenliği çok önemlidir. Çalışmada gıda güvenliğinin hukuki boyutu ele alınmaktadır. Gıda güvenliği anayasal / yasal düzenlemeler ve çeşitli uluslararası anlaşmalarda hukuki güvence altına alınmıştır. Bu durum, beslenme / gıda güvenliği hakkının yasal olarak korunduğu, ihlalinin yasaklandığı ve ihlal durumunda sorumlulara müeyyide uygulanabileceği anlamına gelmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak da hakkı ihlal edilen kişilerin hak arama ve sorumluların cezalandırılmasını isteme hakkının bulunması gerekir. Anayasal ya da yasal bütün hukuki düzenlemeler, yapılan düzenlemenin uygulanmasında çeşitli kurum ve kişilere görev, yetki ve sorumluluk vermektedir. Bunun bir gereği olarak sorumluların mevzuatça verilen görevlerini yerine getirmeleri beklenmektedir. Sorumluların görevlerini yerine getirmemesi halinde ise, çeşitli müeyyideler öngörülmektedir. Bu müeyyideler, idari, hukuki ve cezai müeyyideler şeklinde üçe ayrılabilir. Çalışmanın konusu, hukuki ve cezai sorumluluklar ile müeyyideleri sınırlandırılmıştır. Bu nedenle idari sorumluluk ve müeyyidelere değinilmemektedir. Çalışmada dolaylı araştırma yöntemlerin kullanılmış olup bu çerçevede ikincil veri, içerik ve mevzuat analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda gıda güvenliğinin temel insan hakkı olduğu, bu hakkın hukuki olarak güvence altına alındığı ve bu hakkın ihlali durumunda oluşan zarardan idarenin ve kamu görevlilerinin sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır

    Muhasebe Fenomenlerinin Teleolojik Ve Deterministik Yapısı

    No full text
    Belirli bir alanda felsefe yapmak, doğru bilgiye ulaşmak için çok inatçı bir çabadan doğar. Gerçek bilgiye ulaşan alan ise felsefeden kopup apayrı bir bilim alanı olarak özgürlüğünü ilan eder. Bu düşünce bağlamında ve muhasebe alanının gerçek bilgiye ulaşma gayreti çerçevesinde ele alınan bu çalışmanın amacı; muhasebe bilgi felsefesini teleolojik ve deterministik bir kökene oturtmak ve böylelikle muhasebe alanını, bilimsel yolculuğunda, özgürlüğe bir adım daha yaklaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle; nedensellik, fenomen, teleoloji ve determinizm terimleri kavramsal çerçevede ele alınmış ve muhasebe fenomenleri çerçevesinde muhasebenin temel kavramlarının teleolojik ve deterministik yapıları tartışılarak analiz edilmiştir. Daha sonra muhasebe biliminin varlık nedeni teleolojik ve deterministik açıdan irdelenmiştir. Deterministik yapıların teleolojik ilkelerden kaynaklanması, temel muhasebe kavramlarının teleolojik ve deterministik ayrımında da kendini göstermiştir. Başka bir ifade ile muhasebenin deterministik fenomenlerinin muhasebenin teleolojisini yaşatmak için kurgulandığını söylemek mümkündür. Çalışma sonucunda gelinen noktada, muhasebenin; teleolojik olarak doğan, fenomenlerle deterministik olarak işleyen ve nihai bir amaca hizmet eden aksiyolojik ve teleolojik bir bilim olduğu kanaatine varılmıştır

    HULEFÂ-YI RÂŞİDİN VE EMEVÎLER DÖNEMİNDE HİNDİSTAN BÖLGESİNE YAPILAN AKIN VE FETİHLER

    No full text
    VII. yüzyıl ikinci yarısından sonra Hulefâ-yı Râşidîn döneminde başlayan Arap-İslâm fetihleri Emevî döneminde daha belirgin bir hal almıştı. Müslüman-Arapların Hindistan bölgesine yaptıkları akın ve fetihlerin başarılı olmasında mevcut durumun oynadığı rol azımsanmayacak derecede önemliydi. Hz. Ömer ile başlayan fetihler Emevî döneminde daha geniş alana yayılmış pek çok bölge İslâmiyet ile tanışmıştı. Bu dönemde Hindistan’ın kuzey bölgelerine devamlı fetih hareketlerinde bulunan Arap-İslâm orduları Kuzey Hindistan’ın neredeyse bütün bölgelerini fethettiler. Müslüman-Araplar, fetihlerinin kalıcı bir mahiyet kazanması için İslâm dinini fethettikleri bölgelere yayıp yaşatmayı hedeflemişlerdi. Kalıcı Hâkimiyet kurma maksadıyla fethettikleri bölgelere şehirler inşa edip, camiler yaptırıldık-tan sonra bu şehirlere Müslüman nüfus iskân ettirildi. Başarılı bir şekilde fetih hareketlerini devam ettiren Emevîler aynı ba-şarıyı uyguladıkları kabile ve ırk asabiyeti politikasının idari ve askeri alanlar-daki olumsuz sonuçları nedeniyle başaramadılar. Fethettikleri bölgelerde sık sık isyanların çıkması, fetihlerin akabinde İslâmiyeti kabul edenlerin tekrar dinden çıkması otoritelerini bu bölgelerde kalıcı olarak sağlayamadıklarının adeta delili niteliğindedir

    Hastaların Elektronik Sağlık Kayıt (ESK) Sistemleri için Güvenli Blok Zincir Destekli Bulut Sistemi

    No full text
    Dünyada birçok işlemler artık dijitalleştiğinden dolayı veri güvenliliği, veri paylaşımı, veriye hızlı erişim, verilerin bütünlüğünü korunmak önemli görülmüştür. Her geçen gün, günlük yaşantımızda bilgisayara bağımlılığımız ve bu bağlılığa paralel olarak verilerin oluşması tamamen doğal bütünün bir parçasıdır. Oluşan bu büyük veri topluluğu beraberinde veri güvenliğinin önemini de arttırmıştır. Veri güvenli konusunda son zamanlarda en çok duyulan kelime blok zinciri kelimesidir. Blok zincir, güvenli veri paylaşımını sağlamak ve merkezi olmayan veri işlem bütünlüğünü korumak amacıyla tasarlanmış birçok bilgisayardaki işlemleri kaydeden ve daha sonra hiçbir şekilde geriye dönük olarak değiştirilemeyen halka açık dijital defterlerdir. Son yıllarda bulut tabanlı Elektronik Sağlık Kayıtları (ESK), hasta verilerine uzaktan erişim için birçok araştırmacının ilgi odağı haline gelmiştir. Hasta verilerinin doğruluğu ve gizliliği, sağlık sektöründe önemli bir endişe kaynağıdır. Bu çalışmada, ESK kayıtları için veri erişim kontrolü ve denetimi sağlarken bulut servis sağlayıcıları arasında sağlık verilerinin paylaşılması için blok zincir destekli yeni bir çözüm önerilmiştir. Önerilen yöntemle, hastanın elektronik sağlık kayıtlarının sağlık sektörü tarafından yönetilmesinden ve kontrol edilmesinden, hastaların verilerinin kontrolünde olduğu hasta merkezli bir uygulamaya geçiş hedeflenmektedir

    Yaşlılıkta Yaşam Kalitesi

    No full text
    Yaşlılık bireylerin başta anatomik yapı, fizyolojik işlevleri olmak üzere sosyal ilişkilerinde, zihinsel yeteneklerinde ve psikolojik durumlarında değişimlere neden olan olağan bir süreçtir. 20. yüzyıldan itibaren sağlık ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, doğum hızının azalması, temel halk sağlığı hizmetlerinin yaygınlaşması, beslenme koşullarının iyileşmesi, birçok bulaşıcı hastalığın kontrol altına alınması gibi etkenler doğuştan beklenen yaşam süresinin artmasına neden olmuştur. Bu artış özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere bütün dünyanın en önemli toplumsal sorunlarından birisi olarak önem kazanmaktadır. Ancak yaşlılık ile ilgili deneyimler kişiden kişiye değiştiğinden dolayı bu dönem kimileri için iyi kimileri için ise kötü bir dönem olarak değerlendirilebilmektedir. Yaşlılığın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine etki eden en önemli faktörlerden birisi yaşlı bireylerin içinde bulundukları durumu kendi bakış açılarına göre yorumlamalarıdır. Bu çalışmada yaşama kalitesi ve özellikle yaşlılıkta yaşam kalitesinin göstergeleri, boyutları ve ölçümüne ilişkin literatürde yer alan farklı çalışmalar ve görüşlere yer verilmiştir. Ayrıca yaşlıların yaşlılığa ilişkin algılarını etkileyen faktörler ve yaşlılığa ilişkin bireysel perspektif bakış açısı ele alınmıştır

    214

    full texts

    4,072

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇