Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    SELÇUKLU ATABEGLERİNİN MUSUL MERKEZLİ OLARAK URFA’YI ELE GEÇİRME ÇABALARI VE HAÇLI KONTLUĞUNUN YIKILMASI

    No full text
    I.Haçlı Seferleri sonrası kurulan Urfa Haçlı Kontluğu el-Cezire bölgesi özelinde Irak ve Suriye için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Büyük Selçuklu Devleti bu devrede iç karışıklıklar içinde olmakla birlikte Berkyaruk ve Muhammed Tapar gibi sultanlar Musul merkezli olarak Urfa’ya yönelik Haçlılarla mücadele talimatları vermişlerdir. Bu bağlamda Urfa sürekli bir şekilde baskı altına alınmıştır. 1098’de Emir Kürboğa ile başlayan karşı saldırı 1144’te şehrin İmadeddin Zengi tarafından alınmasına kadar devam etmiştir. Burada dikkat çekilen hususlardan biri İbnu’l-Esir’in Urfa Haçlılarının bölgede oluşturduğu Irak-Suriye ve Anadolu bağlantısını tehdit eden varlıklarının tespitidir. Bu tehdide karşı Musul merkezli olarak Selçuklu atabegleri başta olmak üzere, Artuklular gibi bölge güçleri mücadelede ön saflarda yer almışlardır. Urfa’nın kaybedilmesi, Haçlıların sahil bölgesine sıkışıp kalmalarıyla İmadeddin Zengî’nin zaferi, Haçlılara karşı Müslüman toparlanmasının ilk önemli adımıdır. Nihayetinde İmadeddin Zengî’nin Urfa’yı fethi ve buradaki kontluğa son vermesi II. Haçlı Seferi’nin de teşkiline sebep olacaktır. İbnu’l-Esir’in işaret ettiği Haçlı tehdidine karşı Anadolu, Irak, Suriye ve el-Cezire hattının ortasında yanan bir ateş olarak görülen bu felaketin bölgeye yayılması yaklaşık elli yıllık bir çaba sonucunda önlenmiştir. Atabeyler ve onların vasıtasıyla Selçuklu Devleti’nin Musul merkezli harekâtında ve Haçlılara karşı kazanılan başarıda bu kurumun ve buna bağlı oluşan gelişmelerin rolü büyüktür. Yine Muhammed Tapar ve Irak Selçuklu sultanlarının iradesini göstermesi ve onların elinin uzanmadığı yere atabeylerin ve memlûk asıllı komutanların yetişerek bu zorlu zamanı birlik sağlayarak atlatmaları dikkat çekicidir

    Türkiye’de CO2 Emisyonlarının Belirleyicileri: Çok Katmanlı Yapay Sinir Ağları ile Bir Uygulama

    No full text
    Fosil yakıtların kullanılması sonucu doğaya salınan CO2, çevresel sorunlara neden olan en önemli sera gazlarından birisidir. Dolayısıyla CO2 emisyonlarının zaman içinde nasıl değiştiğinin araştırılması ve CO2 emisyonu üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Yapay Sinir Ağları (YSA) metodu kullanılarak CO2 emisyonu tahmini gerçekleştirilmiş ve çalışmada ele alınan bağımsız değişkenlerin bağıl önemlerini değerlendirmek amacıyla Garson Algoritması kullanılmıştır. Elde edilen tahmin sonuçları, YSA modellerinin CO2 emisyonu tahmininde kullanılabilecek başarılı bir yöntem olduklarını göstermektedir. Yapılan önem analizi sonucunda Türkiye’de CO2 emisyonunu etkileyen en önemli faktörün yenilenebilir enerji tüketimi olduğu belirlenmiştir

    CRP and LDH Levels Can Be Used for Support the COVID-19 Diagnose in Intensive Care Unit Patients

    No full text
    Aim: The coronavirus disease (COVID-19) has been a public health problem that causes severe acute respiratory syndrome affected all over the word since 2019. The most commonly used parameters as inflammatory response in the clinic are leukocytes, neutrophils, erythrocyte amount and serum C-reactive protein (CRP). In recent years, it has been reported that serum PCT (procalcitonin) level may be useful in the diagnosis of bacterial and viral infections. The aim of our study is to compare blood parameters that may play a supportive role to diagnose of COVID-19 in healthy control and critically COVID-19 patient groups. Material and Methods: This retrospective research was carried out in Malatya Turgut Ozal University Training and Research Hospital, Malatya, Türkiye. Total 88 critically ill patients and 90 healthy people accepted to the study and electronic medical records of patients and control group has been collected from hospital information system (HIS). COVID-19 diagnose has been confirmed by real-time polymerase chain reaction (RT-PCR) results. Results: No statistically significant difference was found between the patient and control groups according to gender in the participants included in the study. A statistically significant increase was observed in CRP, LDH, PCT, D-dimer, urea, sediment, lympocyte and neutrophil levels in COVID-19 patients. According to logistic regression analysis CRP, LDH and sediment values were found to be statistically effective in estimating the COVID-19 infection. These results also supported by ROC analysis, CRP, neutrophil, LDH, PCT and D-dimer results were determined to be distinguishing parameters for COVID-19 patients. Conclusion: We found that CRP, PCT and LDH levels higher in the COVID-19 patients and these parameters can be used to diagnose and estimate the prognose of COVID-19 infection in intensive care patients

    HZ. MEVLÂNÂ’NIN ESERLERİNDE ANADOLU KÜLTÜRÜ: GÜNLÜK YAŞAMDAN İZLER

    No full text
    Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî yaşadığı dönemden bugüne kadar uzanan süreçte her zaman gündem olmuş, ilgi çekmiş ve fikirleri ile insanları aydınlatmış toplumun mimarlarından biridir. Onun yaşadığı dönemde ortaya koymuş olduğu faaliyetleri ve kaleme aldığı eserleri yüzlerce yıl boyunca insanların dikkat ve merak duygularını etkilemiş, onun fikirlerinden hareketle birçok çalışma ortaya konulmuş ve kendisi ile alakalı birçok değerlendirme yapılmıştır. Yaşadığı döneme dini, tasavvufi, ilmi açıdan damga vuran Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Kur’an ve sünneti ön planda tutarak devrinin yaşayan en önemli insanlarından biri olmuştur. Döneme o kadar etki yapmıştır ki asırlar boyunca konuşulmuş ve günümüz dünyasında bile yaşantısı ve eserleriyle halen konuşulmakta olup üzerine çalışmalar yapılmıştır. Dini açıdan eserler kaleme almış ve bu eserlerinde çok anlamlı ve ders verici nitelikte çalışmalar ortaya koyan Mevlânâ ile ilgili günümüz de birçok çalışma yapılmış olup çalışmanın ana temasını dini bilgilerin yanı sıra Anadolu kültürü, hayat tarzı, adet ve gelenekler ile ilgili bilgiler oluşturmaktadır

    Sürdürülebilir İşletmeler İçin Yeni Bir Çözüm Olan Blok Zinciri Teknolojisi Üzerine Sistematik Bir İnceleme

    No full text
    Blok zincir teknolojisi bir veri, varlık ve ilgili işlemler defteridir ve dijital dönüşüm ile işletmelerin gündemine hızlı bir şekilde girmiştir. Blok zincir bir dijital dönüşüm, verimlilik ve rekabet aracı olarak işletmelerin dikkatini çekmiştir. Bu araştırmanın amacı, işletmelerin daha sürdürülebilir olmasında yeni bir çözüm önerisi olarak karşımıza çıkan blok zincir teknolojisini incelemektir. Blok zincir teknolojisinin işletmelerin sürdürülebilirliği noktasında ne gibi potansiyellere sahip olduğunu anlamak, örnek uygulamaları görmek, verimlilik üzerine etkilerini araştırmak ve literatüre katkı sağlamak diğer amaçlardır. Bu amaç doğrultusunda sistematik literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile ilgili alandaki yapılan önemli çalışmaları inceleyerek bir takım varsayım ve sonuçlara varmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda ilgili veri tabanlarından elde edilen araştırmalara göre analiz yapılmıştır. Sistematik inceleme sonuçlarına göre, blok zincir teknolojisi sürdürülebilir işletmeler için önemli potansiyellere sahiptir. Bu potansiyeller özellikle kaynakların etkin kullanılması ve çevrenin korunması üzerinedir. Blok zinciri, temiz enerji, temiz iklim, akıllı şehirlerin kurulması, ekonomik ve finansal işlemlerde kolaylık, akıllı üretim, akıllı tedarik zinciri gibi imkanları sağlayabilir. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine veri yönetimi, e-uygulamalar, enerji yönetimi gibi konularda destek sağlayabilir. Bunlara ilaveten, blok zincir teknolojisi, işletmelerin kaynaklarını etkin kullanmalarına, israfı azaltmalarına, işlem maliyetlerini azaltmalarına, ulusal ve uluslararası alanda finansal akışlarını hızlı ve kolay bir şekilde halletmelerine ve karbon emisyonlarını azaltmalarına katkı sağlayarak, daha yüksek sürdürülebilir bir örgütsel performansa imkan sağlayabilir

    An investigation of tinnitus, noise sensitivity and anxiety levels in liver transplantation patients in the early and late periods: A cross-sectional study

    No full text
    This study aims to evaluate the perception of anxiety, tinnitus, and noise sensitivity in liver transplant patients according to early and late periods following transplantation. The study included 76 patients with liver transplantation. They were divided into two groups according to the duration of time after transplantation: early (1-3 years) and late (5 years or more). A demographic data form, the Tinnitus Handicap Inventory (THI), Weinstein's Noise Sensitivity Scale (WNSS), and the Beck Anxiety Inventory (BAI) were administered and used for data collection. There was a statistically significant difference between the early and late-period groups in terms of WNSS and THI scores (p0.05). Noise sensitivity and tinnitus perception of the late-period group were statistically higher than those of the early-period group (p<0.05). Correlations between BAI, WNSS, and THI scores of late-stage patients were significant (p<0.05). A multivariate regression model was performed with the WNSS and the THI as dependent variables. According to this analysis, the THI had a statistically significant positive effect on the BAI in the early period (p2=0.003) and WNSS had a statistically significant positive effect on the BAI score in the late period (p2=0.002). Both otologic and psychological effects are observed in patients with liver transplantation. The post-transplant period triggered otologic symptoms more. It is also noteworthy that psychological and otologic symptoms are in correlation. Psychological and otologic evaluations with a multidisciplinary approach should gain importance in the post-transplant period

    Asymmetric Relationship Between Environmental Protection Expenditures and Economic Growth: Panel Causality Findings From Selected OECD Countries

    No full text
    In this study, the causality relationship between environmental protection expenditures and economic growth is investigated for 13 selected OECD countries using the annual data set covering the period 1995-2019. First of all, the unit root test of the variables was carried out. The symmetric relationship for series found to be stationary at level values was investigated by Kónya (2006) bootstrap panel causality test. The asymmetrical relationship was carried out with the test applied by Yılancı and Aydın (2017) based on the tests of Granger and Yoon (2002) and Kónya (2006). According to the results of symmetric causality, a bidirectional relationship was found for Slovenia. A one-way relationship was found from environmental protection expenditures to the economic growth variable for Spain and Switzerland, and from the economic growth variable to environmental protection expenditures for Austria. It is seen that there are hidden relations for the Netherlands and Spain from the economic growth variable to the environmental protection expenditures for positive shocks, for France and Norway from the environmental protection expenditures to the economic growth variable for the negative shocks, and for the Czech Republic and Denmark from the economic growth variable to the environmental protection expenditures for the negative shock

    Evaluation of microvascular complications in patients with new diagnosis type 2 diabetes

    No full text
    OBJECTIVE: The incidence of microvascular complications such as diabetic retinopathy, diabetic nephropathy and diabetic neuropathy has increased in newly diagnosed diabetes patients. The aim of this study was to determine the factors affecting the incidence of microvascular complications in newly diagnosed patients with type 2 diabetes.PATIENTS AND METHODS: This study was conducted on 97 newly diagnosed type 2 DM patients who applied to Malatya Training and Research Hospital Endocrinology outpatient clinic between September 2021 and July 2022. The patient files were reviewed retrospectively and their age, height, weight, body mass index (BMI), fasting/postprandial blood glucose measurements, serum HDL cholesterol, LDL cholesterol, total cholesterol, triglyceride, HbA1c levels, glomerular filtration rate (GFR) and complications of retinopathy, nephropathy, and neuropathy were recorded. Mann-Whitney U, t-test, Kruskal-Wallis, Binary logistic regression analy-sis, and Chi-square analysis were used to ana-lyze the data.RESULTS: The mean age of the patients included in the study was 47.40 +/- 7.78 (min: 23 -max: 62). Non-proliferative retinopathy was ob-served in 74.2% of patients, proliferative retinopathy in 25.8%, diffuse neuropathy in 49.5% and mononeuropathy was detected in 9.3% of them. Fasting blood glucose, postprandial blood glu-cose and HbA1c values were found to be high-er in patients with proliferative retinopathy than in patients without retinopathy. Fasting blood glucose, postprandial blood glucose and HbA1c values were found to be higher in patients with neuropathy than in patients without neuropa-thy. In addition, patients with mononeuropa-thy had statistically significantly higher HbA1c values than patients with diffuse-type neurop-athy. It was found that the urine protein val-ues of patients with mononeuropathy were sig-nificantly higher than those without neuropa-thy and those with diffuse neuropathy. Each 0.677-unit increase in HbA1c increases the risk of proliferative retinopathy 1.98-fold, and every 1.018-unit increase increases the risk of neu-ropathy 2.76-fold. Proliferative retinopathy and mononeuropathy rates were discovered to be higher in patients with a family history.CONCLUSIONS: Microvascular complications are common in newly diagnosed T2DM patients and an increase in HbA1c is a significant risk factor. Every newly diagnosed T2DM patient should be screened for microvascular complications

    The Diagnostic Efficacy of and Requirement for Postnatal Ultrasonography Screening for Congenital Anomalies of the Kidney and Urinary Tract

    No full text
    Background: We aimed to investigate the efficacy of postnatal ultrasonography in detecting congenital anomalies of the kidneys and urinary tract in term infants without prenatal history of congenital anomalies of the kidneys and urinary tract. Methods: In this retrospective cohort study, we reviewed the records of term infants between six weeks and three months of age who underwent urinary tract ultrasonography during routine pediatric care. Results: Congenital anomalies of the kidneys and urinary tract were detected on prenatal ultrasonography in 75 of the 2620 patients included in the study. Congenital anomalies of the kidneys and urinary tract were detected via postnatal USG in 46 (1.8%) of 2554 patients without anomalies on prenatal USG screening. The most common anomaly was hydronephrosis (69.6%). Thirty-two cases of hydronephrosis, three cases of renal agenesis, four cases of horseshoe kidney, one case of MCDK, and two cases of duplex systems which were not detected on prenatal USG were detected on postnatal USG. On the other hand, 29 (1.1%) cases with mild or moderate hydronephrosis on prenatal ultrasonography did not have hydronephrosis on postnatal ultrasonography. Conclusions: In our study, approximately one-third of the cases of hydronephrosis, unilateral renal agenesis, duplex systems, horseshoe kidney, and ectopic kidney were not detected in prenatal ultrasonography screening. Therefore, we believe that in addition to prenatal ultrasonography screening, postnatal ultrasonography screening of all children for urinary tract anomalies would be beneficial.The authors wish to thank radiologist Cumali Ozay.The authors wish to thank radiologist Cumali Ozay

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara Romanı Üzerinden Başkent’te Cumhuriyet Dönemi Konut Mimarisini Okumak

    No full text
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Ankara” romanı, Cumhuriyet Dönemi Ankarasını anlatmak bakımından kaynak niteliğindedir. Çünkü romanlar, anlattıkları döneme dair izler taşırlar. Yazarın gözlemleri, anıları ve öngörüleri üzerinden şekillenen bu yapıt; mekânı kendi disiplininden taşırarak ona mimari bir perspektif ile bakılmasına yardımcı olurken dönemin mimari mekânları hakkındaki betimlemeler ile o günün koşullarını yansıtmaktadır. Bu bağlamda çalışma; dönemin sosyal, siyasi ve ekonomik gelişmelerini mimarlık alanından bir bakışla sunmaktadır. Ankara’da Cumhuriyet Dönemi Mimarisi, Ankara’nın başkent olarak seçilmesi ile başladığından; döneme ait mimari tespitlerin malzeme ölçeğinden kent ölçeğine kadar çok geniş bir ölçüde ele alındığı ifade edilebilir. Kentsel planlama ve kamusal yapılanma ile başlayan sürecin önemli bir parçasını da konutlar oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, dönemin konut mimarisinin anlaşılması için bir edebi kaynağa başvurarak kent ve dönem mimarisine dair bilgi edinmektir. Romandaki dönemlerin tarih yazımındaki eşzamanlı karşılıkları, literatürdeki veriler aracılığı ile doğrulanmıştır. Bu sayede “kurmaca” bir metin olan “roman”, tarihsel anlamda bir kaynak olma özelliği kazanmıştır

    214

    full texts

    4,072

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇