Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    FARKLI KÖKLENDİRME ORTAMLARININ ASMA ODUN ÇELİKLERİNDE KÖKLENMEYE ETKİSİ

    No full text
    Ülkemizde filoksera zararlısı olmayan alanlarda özellikle yerel çeşitlerle tesis edilen bağlarda, çelikle çoğaltma yöntemleriyle elde edilen fidanlar kullanılmaktadır. Yönteme katkı sağlamak bağcılığın gelişmesi açısından önemlidir. Bu nedenle farklı köklendirme ortamlarının, Öküzgözü ve Banazı Karası (Vitis vinifera L.) üzüm çeşitlerinin odun çeliklerinde köklenmeye etkisi incelenmiştir. Mart ayında alınıp, 6-8 mm kalınlığında, üç gözlü olarak hazırlanan çelikler, sera şartlarında köklendirilmek üzere, içerisinde Kum (K), Kokopit (CP) ve Kum + Kokopit (K+CP) ortamları bulunan torbalara dikilmişlerdir. 90 gün sonra çeliklerde ortalama kök gelişim seviyesi (0-4), köklenme (%), kök sayısı (adet/çelik?¹), en uzun kök uzunluğu (cm), en kalın kök çapı (mm), kök yaş ve kuru ağırlıkları (g) belirlenmiştir. Köklenmiş çeliklerde bir aylık gelişim dönemi sonunda fidana dönüşüm oranları (%) tespit edilmiştir. Köklenme, Öküzgözü (%90.47) ve Banazı Karası (%69.84) çeliklerinde en yüksek K+CP ortamında gerçekleşmiş ve istatistikî olarak %5 seviyesinde önemli bulunmuştur. Kök gelişim seviyesi, kök sayısı, kök yaş ve kuru ağırlıklarında, iki çeşidin çeliklerinde de istatistikî olarak önemli bir farklılık gözlenmemiştir. Banazı Karası çeliklerinde en uzun kök uzunluğu (28.88 cm; K+CP) ve en kalın kök çapı (1.67 mm; CP) değerleri istatistikî olarak önemli bulunmuştur. En yüksek fidana dönüşüm oranlarının, K+CP ortamında köklendirilen Öküzgözü (%93.33) ve Banazı Karası (%50.00) çeliklerinden elde edildiği tespit edilmiştir. Öküzgözü ve Banazı Karası çeliklerinin köklenmesine özgü kalite ölçütlerinde büyük oranda artışa neden olması nedeniyle, K+CP ortamının ilerde yapılacak çalışmalarda kullanımının faydalı olacağı düşünülmektedir

    İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN EKONOMİK BÜYÜME ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE ÜZERİNE AMPİRİK BİR DEĞERLENDİRME

    No full text
    Bu çalışma Türkiye için iklim değişikliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini 1990-2021 dönemi yıllık gözlemler doğrultusunda, kesirli frekans değerleri dikkate alabilen Fourier ADL eşbütünleşme testiyle araştırmayı amaçlamaktadır. Bu anlamda Cobb-Douglas üretim fonksiyonundan hareketle, iklim değişikliğinin en önemli parametrelerinden birisi olan sıcaklık düzeyi ile temel ekonomik parametreler (sermaye stoku, işgücü miktarı ve kentleşme) analizlere dâhil edilmiştir. Fourier ADL eşbütünleşme sonuçları seriler arasında uzun dönemli ilişkinin varlığını ortaya koymaktadır. Elde edilen uzun dönem katsayılar ise Türkiye için sıcaklık düzeyi ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde negatif bir ilişkinin bulunduğuna işaret etmektedir. Bu durum küresel ısınmanın neden olduğu iklim krizinin Türkiye’nin ekonomik büyüme performansını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltacak yönde küresel işbirliklerine dâhil olunması ve ayrıca özellikle üretim süreçlerinin uyum ve sınırlama politikaları ile desteklenmesi, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından oldukça kritik bir önem arz etmektedir. Son olarak sıcaklık parametresi dışında kalan sermaye stoku, işgücü miktarı ve kentleşme değişkenlerinin ise Türkiye’nin ekonomik büyüme performansı üzerinde pozitif etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir

    Some biochemical tips in the etiopathogenesis of Pectus Excavatum

    No full text
    Pectus excavatum (PE) is the most common deformity among anterior chest wall abnormalities. Although many theories on the pathogenesis of PE have been described, the uncertainty is still going on whether it is a result of developmental, biochemical, or biomechanical reasons or their combination. The aim of this study was to evaluate the biochemical parameters that may cause or be associated with the development of PE between children with PE and their healthy peers. A total of 33 patients' medical records were retrospectively analyzed who followed up because of pectus excavatum between 2019 and 2021. A control group was formed from 32 healthy children from the hospital records with similar age and gender profiles as the patient group. The data from both groups were collected and statistically analyzed in terms of gender, age, and laboratory tests, including hemogram, Vit B12, Parathormone (PTH), Vit.D, Alkaline phosphatase (ALP), and serum Calcium (Ca) and Phosphor (P) levels. Compared to the control group, statistically, significantly higher serum ALP, P, and PTH levels with low Vit.B12 levels were detected. The significant difference in the levels of ALP, PTH, P, and Vit B12, which have an important place in the construction and development of osteochondral structures, may impair the remodeling capacity of the costosternal structure with the contribution of thoracic biomechanics. When PE deformity is noticed, if appropriate medical treatment such as vitamin and mineral supplements and diet regulation is applied to children in the follow-up process, the process can be slowed down, and the deformity can be alleviated

    EVALUATION OF HEAVY METALS CONCENTRATIONS OF Verbascum diversifolium AND Alcea calvertii PLANTS

    No full text
    Depending on atmospheric and industrial pollution, heavy metals can accumulate in the soil and affect the ecosystem. Plants are important biological controllers of environmental pollution. Elemental analysis in plants is among the alternative effective methods used for ecological research. In this study, the usability of plant species such as Verbascum diversifolium and Alcea calvertii, whose heavy metal content was determined, as biomonitors was investigated. The mineral content measurements of the extracts prepared from the leaves and flowers of the examined plant species were made with an Inductively Coupled Plasma Optical Emission Spectrophotometer (ICP-OES). Heavy metal (Cd, Pb, Cr, As, Zn, Ni) concentrations in plant extracts were determined. In our study, it was determined that the heavy metal tolerance of these two plant species was high. It is thought that it will be important to determine plant species resistant to heavy metals, to clean nature and to prevent human-induced heavy metal pollution from becoming a major problem for all living things in the future

    TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NIN MAZLUM MİLLETLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    No full text
    XX. yüzyılda yeryüzü nüfusunun büyük çoğunluğunun kabaca dörtte üçü Doğu’da yaşamaktaydı. XVI. yüzyıldan beri sömürge yarışı içerisinde olan Batılı devletler, bu yüzyılda Doğu’nun tamamını sömürgeleştirdikten sonra Doğu ile Batı’nın kesiştiği noktada bulunan, I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılan ve daha önce çeşitli gizli antlaşmalarla paylaşılan Osmanlı Devleti’nin topraklarını da işgal ettiler. Bu işgallerle beraber Batı ve Doğu, tam olarak ikiye ayrılırken, emperyalist düzenin hâkimiyeti pekişmekteydi. İtilaf Devletleri başka bir deyişle Batılı Devletler I. Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsız yaşama hakkını Türk Milleti’nden esirgemiştir. Dolayısıyla Türkler ve Mazlum Milletler aynı yazgıyı ve kaderi paylaşmıştır. Tarihsel kırılmanın yaşandığı ve Doğu ile Batı’nın kavşağındaki Anadolu’da, Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı bütün Mazlum Milletlerin umudu olmuştur. Anadolu’daki Emperyalist devletlere karşı mücadele sadece Türk Milleti’nin değil, aynı zamanda bütün Mazlum Milletlerin geleceğini belirleyecekti. Kurtuluş Savaşı süresince ulusal ve uluslararası bütün aktörlerden faydalanılmaya çalışılmıştır. Örneğin Batı emperyalizmle ideolojik savaş hâlinde olan Sovyet Rusya ile en geniş anlamda işbirliği ve ittifak yapılmıştır. Anadolu Hükümeti ile Türk Dünyası arasındaki yakın işbirliği ve dayanışma başka bir yardımlaşmanın örneği olmuştur. Yine Irak, Suriye ve Arap ülkeleriyle ilişkilerin gelişmesi ve birliktelik halinde olunması emperyalist cepheye karşı mesaj taşımıştır. Kurtuluş Savaşı tüm imkânsızlıklarına karşın bu mücadeleyi yürütmeye kararlı olan Mustafa Kemal Paşa, Mazlum Milletlere imkân ve olanaklar ölçüsünde yardım etmiştir. Diğer taraftan onların da Anadolu Hükümeti’ne destek ve katkıları az olmamıştır. Bu süreçte Mazlum Milletler kendi bağımsızlık davalarını Türk Kurtuluş Savaşı ile ilişkilendirdi. Kurtuluş Savaşı üçüncü dünya ülkesi olarak adlandırılan Mazlum Milletlere ilham ve esin kaynağı oldu. Söz konusu çalışma, bahsedilen bu mücadele boyutunun etkilerini ele almaktadır

    TÜKETİCİ SATIN ALMA NİYETİNDE İŞLETMELERİN SÜRDÜRÜLEBİLİR PAZARLAMA FAALİYETLERİNİN ETKİSİ: BİR ALAN ARAŞTIRMASI

    No full text
    The main purpose of this study; It is to determine whether the sustainable marketing activities carried out by the enterprises are effective in the purchase intentions of the consumers. For this purpose, a questionnaire form, which is one of the quantitative research data collection techniques, was prepared. The ethics committee permission required for the application of the prepared questionnaire form to the participants was obtained with the decision of "Adıyaman University Social and Human Sciences Ethics Committee dated 30.06.2022 - numbered 295". First of all, a pilot study was carried out with 40 academic staff working at Adıyaman University in order to determine the validity and reliability of the questionnaire. Afterwards, a total of 307 valid questionnaires, 155 online and 152 face-to-face, were obtained to be evaluated in the final study. SPSS 25.0 package program was used in the analysis of the obtained data. As a result of the analyzes, no significant difference was found between gender and marital status, and the sub-dimensions of sustainable marketing practices and purchase intention of the enterprises. However, a significant difference was found between the title and age variable and the sub-dimensions of sustainable marketing practices and purchase intention. However, it was concluded that the environmental and social sub-dimensions had a positive and significant effect on the purchase intention, while the economic sub-dimension had no effect on the purchase intention. In this context, it can be said that the sustainable marketing practices of the enterprises have a partially significant effect on the purchase intention of the consumers.Bu çalışmanın temel amacı; işletmelerin yürüttüğü sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerinin, tüketicilerin satın alma niyetlerinde etkili olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amaçla nicel araştırma veri toplama tekniklerinden biri olan anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formunun katılımcılara uygulanabilmesi için gerekli olan etik kurul izni “Adıyaman Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Etik Kurulu’nun 30.06.2022 tarih- 295 sayılı kararı” ile alınmıştır. Öncelikle anket formunun geçerlilik ve güvenilirliğinin tespit edilmesi amacıyla Adıyaman Üniversitesinde görev yapan 40 akademik personel ile pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Sonrasında nihai çalışmada değerlendirilmek üzere 155’i online ve 152’si yüz yüze olmak üzere toplamda 307 geçerli anket formu elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizlerinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde cinsiyet ve medeni durum ile işletmelerin sürdürülebilir pazarlama uygulamaları alt boyutları ve satın alma niyeti boyutu arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Ancak unvan ve yaş değişkeni ile işletmelerin sürdürülebilir pazarlama uygulamaları alt boyutları ve satın alma niyeti arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Bununla birlikte çevresel ve toplumsal alt boyutlarının satın alma niyeti üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu, ekonomik alt boyutunun ise satın alma niyeti üzerinde etkisinin olmadığı sonucu elde edilmiştir. Bu kapsamda, işletmelerin sürdürülebilir pazarlama uygulamalarının tüketicilerin satın alma niyeti üzerinde kısmen anlamlı bir etkisinin olduğu söylenebilir.[TR] Adıyaman Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilimi Dalı, Üretim Yönetim ve Pazarlama Bilim Dalı, Yüksek Lisans Programında, Dr. Öğr. Üyesi Arif YILDIZ danışmanlığında, Aysel KELEPÇE KARACIL tarafından tamamlanan yüksek lisans tezinden türetilmiştir

    İSTİSMARCI YÖNETİMİN NEGATİF İŞYERİ DEDİKODUSUNA ETKİSİNDE DUYGUSAL ÖZ YETERLİLİĞİN ROLÜ

    No full text
    Örgütsel yaşamda çalışan davranışlarını olumsuz etkileyen konulardan biri olan istismarcı yönetim, fiziksel temas haricinde yöneticiler tarafından astlara karşı sürekli olarak sergilenen sözlü ya da sözsüz düşmanca davranışlar hakkında çalışanların öznel değerlendirmelerini ifade etmektedir. Bu araştırmada istismarcı yönetim tarzının negatif işyeri dedikodusu üzerindeki etkisi ve bu iki değişken arasındaki ilişkide duygusal öz yeterliliğin aracı rolünün ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi için nicel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Veri toplamak amacıyla anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın ana kütlesini Malatya ilinde sağlık sektöründe görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi ile 369 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için ikinci nesil bir istatistik analiz yöntemi olan yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, doğrudan etki analizleri sonucunda istismarcı yönetimin negatif işyeri dedikodusu üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, istismarcı yönetimin duygusal öz yeterliliği negatif olarak etkilediği ve öz yeterlilik algısının ise negatif işyeri dedikodusunu negatif olarak etkilediği belirlenmiştir. Yapılan dolaylı etki analizi sonucuna göre çalışanların duygusal öz yeterlilik algısının istismarcı yönetim ile negatif işyeri dedikodusu arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarının istismarcı yönetim, negatif işyeri dedikodusu ve duygusal öz yeterlilik kavramları ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı ve gelecekte bu kavramlarla ilgili yapılacak çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir

    Performance Comparison of Biology based Metaheuristics Optimization Algorithms using Unimodal and Multimodal Benchmark Functions

    No full text
    Optimization is used in almost every aspect of our lives today and makes our lives easier. Optimization is generally studied as classical and heuristic optimization techniques. Classical optimization methods are not effective in real-world engineering problems. These methods, by their nature, require a mathematical model. Metaheuristic optimization methods have started to be used frequently today in the solution of these problems when a mathematical model cannot be created or a solution cannot be produced in an effective time even if it is created. These methods, by their nature, cannot produce effective results in all engineering problems. Therefore, new metaheuristic optimization methods are constantly being researched. In this study, quality test functions have been used to compare the performances of five algorithms that have been developed in recent years and produce effective results. The results obtained from these functions are shared in this study. It has been observed that the Artificial Hummingbird Optimization Algorithm (AHA) gives better results than other metaheuristic algorithms

    The effects of essential oils obtained from two differentsatureja hortensis genotypes harvested at different times on thegermination of weed seeds

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bitki Koruma Ana Bilim Dalı, Fitopatoloji Bilim DalıUçucu yağların allelopatik özellikleri farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi bitki tohumlarının çimlenmesini engellemesidir. Lamiaceae familyasına ait Satureja hortensis L. (Dağ kekiği) bitkisi uçucu yağ bakımından zengindir. Çalışmada, Satureja hortensis bitkisinin 2 genotipine ait uçucu yağlarının farklı biçim dönemlerinden (Çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonu) elde edilen uçucu yağlarının farklı dozları (0.5, 1, 2, 4, 8 ve 16 ?l/petri) elde edilmiştir. Bu çalışmada, elde edilen bu uçucu yağlar yabancı otlardan dev horozibiği (Amaranthus palmeri L.), yabani yulaf (Avena fatua L.), semizotu (Portulaca oleracea L.) ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.) ve kültür bitkilerinden ise tere (Lepidium sativum L.), makarnalık buğday (Triticum durum L.) ve biber (Capsicum annuum L.) tohumlarının çimlenmesine olan etkisi araştırılmıştır. Denemede uçucu yağ dozlarının çimlenmeyi olumsuz yönde etkilemesinde A. palmeri ve P. oleracea tohumlarında en yüksek etki 2 ?l/petri, A. fatua tohumlarında 4 ?l/petri ve S. arvensis'te ise 8 ?l/petri olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının etkilerinde ise A. palmeri, P. oleracea, A. fatua ve S. arvensis tohumları üzerinde en yüksek LD50 değerleri sırasıyla 0.159 belirlenirken, en yüksek LD90 değerleri ise yine sırasıyla 0.547 olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının kültür bitkisi ve yabancı ot tohumlarında doz artışına bağlı olarak çimlenmeyi engellediği görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Satureja hortensis, biyo-herbisit, uçucu yağ, kültür bitkisi, yabancı ot tohumlarıThe allelopathic properties of essential oils appear in different ways. The most important of these is that it inhibits the germination of plant seeds. The Satureja hortensis plant belonging to the Lamiaceae family is rich in essential oil. In the study, essential oils at different doses (0.5, 1, 2, 4, 8 and 16 ?l/petri) obtained from different cutting periods (beginning of blooming, mid-blooming and end of blooming) of 2 genotypes of Satureja hortensis L. were used. In this study, the effects of these obtained essential oils on the germination of giant amaranth (Amaranthus palmeri L.), wild oat (Avena fatua L.), purslane (Portulaca oleracea L.) and wild mustard (Sinapis arvensis L.) seeds from weeds and cress (Lepidium sativum L.), durum wheat (Triticum durum L.) and pepper (Capsicum annuum L.) seeds from crops were investigated. In the experiment, the highest negative effect of essential oil doses on germination was determined as 2 ?l/petri in A. palmeri and P. oleracea seeds, 4 ?l/petri in A. fatua seeds and 8 ?l/petri in S. arvensis. In the effects of essential oil doses, the highest LD50 values on A. palmeri, P. oleracea, A. fatua and S. arvensis seeds were determined as 0.159, respectively, while the highest LD90 values were determined as 0.547, respectively. It was determined that the doses of essential oil had negative effects on germination depending on the dose increase in cultivated plants and weed seeds. KEYWORDS: Satureja hortensis, bio- oil, crops, weed seed

    Determination of weed species in apricot orchards in different ecological locations in kale district of Malatya province

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bitki Koruma Ana Bilim Dalı, Bitki Koruma Bilim DalıKayısı, Malatya ilinde tarımsal üretim ve ekonomik açıdan çok büyük bir öneme sahiptir. Yabancı otlar ise diğer bitkisel yetiştiriciliklerde olduğu gibi kayısı yetiştiriciliğinde de mücadele edilen en büyük sorunlardan bir tanesidir. Malatya ili Kale ilçesinde Temmuz 2020-Haziran 2022 yılları arasında yürütülen bu çalışmada kayısı bahçelerinde sorunlara neden olan yabancı ot türlerini, bunların genel kaplama alanlarını, rastlama sıklıklarını ve gelişim dönemlerini tespit ederek kayısı yetiştiriciliği yapan çiftçilerin yabancı ot mücadelesinde doğru yöntem ve uygulama zamanını belirlemesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma kapsamında Malatya ili Kale ilçesinde farklı rakım ve lokasyonlarda yer alan 6 farklı kayısı bahçesinde sürvey yapılmıştır. Her kayısı bahçesine rastlantısal olarak dört adet bir m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde 30 familyaya ait 32 tanesi monokotiledon, 74 tanesi ise dikotiledon olmak üzere toplam 106 tane yabancı ot türü tespit edilmiştir. Tespit edilen bu yabancı ot türleri arasında yoğunluk bakımından en fazla rastlananlar Ranunculus repens L., Ranunculus bulbosus L., Poa bulbosa L., Sanguisorba minor Scop., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Senecio vulgaris L., Xeranthemum cylindraceum Sm. iken yoğunluk bakımından en çok rastlananlar Bromus tectorum L., Medicago sativa L., Chenopodium album L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Setaria viridis (L.) P.Beauv. ve Poa trivialis L. olmuştur. Benzerlik indeksleri bakımından en yüksek benzerlik oranına sahip bahçeler ise 2020-2021 yaz döneminde Bent (908 m) ve Çanakçı (1330 m) mahallerinde bulunan kayısı bahçeleri olurken, benzerlik 0,703 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca yükselti azaldıkça yabancı ot türlerinin yoğunluklarının, yükselti arttıkça ise yabancı ot türlerinin çeşitliliğinin arttığı saptanmıştır.Apricot has a very important importance in terms of agricultural production and economy in Malatya province. Weeds are one of the biggest problem in apricot cultivation as in other herbal cultivations. In this study, which was carried out in Kale district of Malatya province between July 2020 and June 2022, by determining the weed types that cause problems in apricot orchards, their general covering areas, their frequency of occurrence and development periods, it contributes to the determination of the right method and application time for apricot farming farmers. Within the scope of this study, a survey was conducted in 6 different apricot orchards located at different altitudes and locations in the Kale district of Malatya province. Four one-m2 frames were randomly placed in each apricot orchard and the weed species in the frames were counted and the covering areas were determined. As a result of the studies, a total of 106 weed species, 32 of which are monocotyledons and 74 of which are dicotyledons, belonging to 30 families have been identified. Ranunculus repens L., Ranunculus bulbosus L., Poa bulbosa L., Sanguisorba minor Scop., Cynodon dactylon(L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Senecio vulgaris L., Xeranthemum cylindraceum Sm. The most common in terms of density while Bromus tectorum L., Medicago sativa L., Chenopodium album L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Setaria viridis (L.) P.Beauv. ve Poa trivialis L.. The similarity in the orchards with the highest similarity index in terms of similarity indices was 0.703 in the apricot orchards located in Bent (908 m) and Çanakçı (1330 m) areas in the summer period of 2020-2021. In addition, it was observed that the density of weed species increased as the elevation decreased, and the diversity of weed species increased as the elevation increased

    214

    full texts

    4,072

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇