Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    Investigation of the adaptation of some local and international grapes to the ecological conditions of Malatya

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Ana Bilim DalıBu çalışma; Malatya ili Akçadağ ilçesi Kırlangıç mahallesindeki iki farklı parselden oluşan çiftçi bağında yürütülmüştür. Çalışma materyalini 15 farklı üzüm, (Haçova Dede Üzümü, Horoz Karası, Kureyş, Hekimhan Ayı Üzümü, Köhnü, İzmir Çekirdeksiz, Yalova İncisi, Alphonse Lavallee , Ata Sarısı, Elazığ Siyahı, Trakya İlkeren, Şam, Pembe Üzüm, Ağın Beyazı, Fransız Karası) oluşturmaktadır. Çalışmada üzümlerin fenolojik özellikleri ile salkım boyu-eni, salkım ağırlığı, tane boyu-eni, şıra randımanı, renk değerleri, suda çözünür kuru madde, titrasyon asitliği, pH, toplam monomerik antosiyanin içerikleri, toplam fenol içerikleri, antioksidan içerikleri, şeker profilleri ile organik asit içerikleri belirlenmiştir. Salkım ağırlığı bakımından Trakya İlkeren çeşidi 588.76 g ile en yüksek değeri vermiştir. En düşük asit içeriği Ağın Beyazı çeşidinden alınırken, en yüksek SÇKM içeriği Trakya İlkeren çeşidinde elde edilmiştir. Üzümlerde en parlak meyveler İzmir Çekirdeksiz çeşidinde (L*=49.11) belirlenirken, renk yoğunluğu bakımından en yüksek yoğunluk Horoz Karası çeşidinde (C=3.82) saptanmıştır. Toplam monomerik antosiyanin içeriği bakımından en yüksek içerik Köhnü çeşidinden elde edilirken, toplam fenolik madde içeriği en yüksek Hekimhan Ayı Üzümü genotipinden (417.57 mgGAE/100g) elde edilmiştir. En yüksek antioksidan içerikleri her iki yöntemde de Hekimhan Ayı Üzümü genotipinden elde edilmiştir. Bireysel şeker içerikleri bakımından en yüksek glikoz içeriği 11.94 g /100g ile İzmir Çekirdeksiz fruktoz içeriği bakımında ise 12.01 g /100g Trakya İlkeren çeşidinden alınmıştır. Tartarik asit içeriği en düşük 0.50 g /100g ile Elazığ Siyahı, 1.10 g /100g ile en yüksek Horoz Karası üzümlerinde saptanmıştır. Üzümlerden, antioksidan ve fenolik madde açısından Hekimhan Ayı Üzümü, toplam monomerik antosiyanin içeriği açısından Köhnü ve şeker içerikleri bakımından da İzmir Çekirdeksiz ve Trakya İlkeren'in ön plana çıktığı belirlenmiştir.This study was conducted in a farmer's vineyard consisting of two different plots in Kırlangıç neighborhood of Akçadağ district of Malatya province. The study material consisted of 15 different grapes (Haçova Dede Üzümü, Horoz Karası, Kureyş, Hekimhan Ayı Üzümü, Köhnü, İzmir Çekirdeksiz, Yalova İncisi, Alphonse Lavallee, Ata Sarısı, Elazığ Siyahı, Trakya İlkeren, Şam, Pembe Üzüm, Ağın Beyazı, Fransız Karası). In the study, phenological characteristics of the grapes, cluster length-width, cluster weight, berry length-width, must yield, color values, total soluble solid, titratable acidity, pH, total monomeric anthocyanin contents, total phenol contents, antioxidant contents, sugar profiles and organic acid contents were determined. In terms of cluster weight, Trakya İlkeren cultivar gave the highest value with 588.76 g. The lowest acid content was obtained from the Ağın Beyazı cultivar, while the highest TSS content was obtained from the Trakya İlkeren cultivar. Among the grapes, the brightest fruits were determined in İzmir Çekirdeksiz cultivar (L*=49.11), while the highest intensity in terms of color intensity was determined in Horoz Karası cultivar (C=3.82). The highest total monomeric anthocyanin content was obtained from the Köhnü cultivar, while the highest total phenolic content was obtained from the Hekimhan Ayı Üzümü genotype (417.57 mgGAE/100g). The highest antioxidant contents were obtained from Hekimhan Ayı Üzümü genotype in both methods. In terms of individual sugar contents, the highest glucose content was obtained from İzmir Çekirdeksiz with 11.94 g /100g and fructose content was obtained from Trakya İlkeren cultivar with 12.01 g /100g. The lowest tartaric acid content was found in Elazığ Siyahı with 0.50 g /100g and the highest in Horoz Karası cultivar with 1.10 g /100g. Among the grapes, Hekimhan Ayı Üzümü in terms of antioxidant and phenolic substances, Köhnü in terms of total monomeric anthocyanin content and İzmir Çekirdeksiz and Trakya İlkeren in terms of sugar content were determined to be prominent

    SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYETİN DÖNÜŞÜMÜ BAĞLAMINDA KADIN

    No full text
    İçerisinde yaşıyor olduğumuz çağda insan hayatı, özellikle teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin ortaya çıkardığı geniş kapsamlı dönüştürücü etkilerle karşı karşıyadır. Böyle bir dünyada dönüştürücü faktörler toplumsal hayatın tamamına etki etmekte ve yeni bir insan, yeni bir toplum vücuda getirmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve buna bağlı olarak yeni sosyal medya araçlarının oluşması sonucunda bireylere; duygu, düşünce ve eserlerini paylaşacakları çeşitli alanlar sunulmuş, bu alanlarla beraber paylaşım ve tartışmanın yer aldığı, dönütlerin esas olduğu bir medya ortamı ortaya çıkmıştır. Oluşan bu medya ortamı özel hayatımıza dahil olarak mahremiyet algısını değiştirmiştir. Bireylerin kendilerine ait bilgileri sosyal medyada paylaşmaları mahremiyet algısını değiştirdiği gibi mahremiyet ihlalini de artırmıştır Mahrem olarak kabul edilen özel alanların sınırları sosyal medya aracılığıyla ihlal edilerek sanal ortamda görünür hale getirilmektedir. Mahremiyet de tüm bu süreç içerisinde yeniden değerlendirilmesi gereken önemli bir kavramsal çerçeve olarak karşımıza çıkmaktadır. Mahremiyet ile ilgili bireysel ve toplumsal algı, zamana ve topluma bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik alanlarda yaşanan değişme ve gelişmeler mahremiyete ilişkin algıların ve davranışların değişmesine de yol açmaktadır. Tek yönlü medya olarak kabul edilen gazete, radyo, televizyon vb. geleneksel medya dışında alternatif bir medya olarak kabul edilen sosyal medya, günümüz toplumlarının mahremiyet algısını ve bireylerin buna ilişkin davranışlarını neredeyse köklü bir şekilde değiştirmektedir. Bu çalışmada sosyal medyanın kadın mahremiyetini nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekilmiştir. Mahremiyet ve sosyal medya kavramları hakkında bilgi verilerek, sosyal medyanın kadının mahremiyetini nasıl değiştirdiği anlatılmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminin doküman analizi inceleme tekniği ile; “sosyal medya, mahremiyet, mahremiyet ve sosyal medya arasında ilişki, kadın ve mahremiyet, sosyal medyada kadın mahremiyetinin dönüşümü” konuları izah edilmiştir

    Dinamik talep cevabı içeren zaman gecikmeli iki bölgeli yük frekans kontrol sistemlerinin kararlılık bölgelerinin hesaplanması

    No full text
    Bu çalışmada, dinamik talep cevabı (DTC) ve haberleşme zaman gecikmesi içeren iki bölgeli yük frekans kontrol (YFK-DTC) sisteminin kararlılık sınır eğrisi yöntemi kullanılarak denetleyici parametre düzleminde kararlılık bölgeleri hesaplanmıştır. DTC kontrol, kontrol edilebilir yük gruplarını frekans kontrol servisine dahil ederek, üretim ve puant yük talebi arasında dengenin daha kısa sürede sağlanması ve yenilenebilir enerji kaynaklarında güç dengesizlikleri problemlerine karşı önemli bir çözüm sunmaktadır. DTC kontrol mekanizmasının yük frekans kontrol sistemlerinde kullanımı, sistemin güvenliği ve güvenilirliğini sağlamasına rağmen, haberleşme ağlarından kaynaklanan zaman gecikmeleri, denetleyici performansını ve sistemin kararlılığını olumsuz etkileyebilmektedir. Dolayısıyla, bu çalışma zaman gecikmesi içeren iki bölgeli YFK-DTC sisteminin kararlılığını garanti edecek tüm oransal-integral (PI) denetleyici kazanç değerlerini elde etmektedir. Bu amaçla, zaman gecikmeli YFK-DTC sisteminin denetleyici parametre düzleminde kararlılık bölgelerini oluşturan kompleks kök sınır (Complex Root Boundary, CRB) eğrisini ve reel kök sınır (Real Root Boundary, RRB) eğrisini bulmak için kararlılık sınır eğrsi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen teorik sonuçların doğruluğu, quasi-polynomial mapping root (QPmR) algoritması ve zaman düzleminde yapılan benzetim çalışmaları ile gösterilmiştir. Sonuçlar, DTC kontrol çevriminin katkısı ile zaman gecikmeli YFK sisteminin kararlılık bölgelerinin ve kararlılık payının arttığını göstermektedir

    ŞAMOT ÇAMURU YÜZEYİNDE DOKU DENEMELERİ İLE KİTAP FORMU OLUŞTURMA FİKRİ

    No full text
    Texture can be expressed as the pattern covering the inner or outer surface of all living and inanimate objects and substances existing in nature. The idea of resurfacing, called texture, is the touches created by human beings on the surface of materials, depending on the workability and application ability of each material's own qualitative structure. Just as every object and living thing in nature has its own texture, the material called chamotte clay also has its own texture. The re-use of this texture surface in the form of artistic expression is due to the many positive attitudes of the material, such as its workability, plasticity and reshaping ability. Due to the plastic structure of the inorganic material called chamotte, it is used as the main material in this study in the idea of creating a book form from clay. It is also used as a ceramic clay, a common mixture that is frequently preferred as the artistic expression language of artists. Based on this point, the idea of creating a book form, creating different visual and tactile diversity on the chamotte surface, is an indication that positive results were obtained after the applications.Doku tabiatta var olan tüm canlı ve cansız nesne ve maddelerin iç veya dış yüzeyini kaplayan örüntü olarak ifade edilebilinir. Doku denilen yeniden yüzey oluşturma fikri ise her malzemenin kendine ait olan niteliksel yapısının işlenebilirliğine ve uygulama yetisine bağlı olarak malzemelerin yüzeyinde insanoğlunun oluşturduğu dokunuşlardır. Tabiatta her nesnenin ve canlının kendine has dokusu olduğu gibi şamot çamuru diye adlandırılan malzemenin de kendine ait bir dokusu vardır. Bu doku yüzeyinin yeniden sanatsal ifade biçiminde kullanılması malzemenin işlenebilirliği, plastikliği, yeniden şekil alabilme özelliği gibi birçok pozitif tavrından kaynaklanmaktadır. Şamot denilen inorganik malzemenin plastik yapısından dolayı bu çalışmada, çamurdan kitap formu oluşturma fikrinde ana malzeme olarak kullanılmaktadır. Seramik çamuru olarak sanatçıların sanatsal ifade dili olarak sıklıkla tercih edilen alışıla gelmiş bir karışım olarak da kullanılmaktadır. Bu noktadan yola çıkılarak kitap formu oluşturulma fikrinin şamot yüzeyinde farklı görsel ve dokunsal çeşitlilik, oluşturulması, uygulamalar sonrasında olumlu sonuçlar çıkarıldığının göstergesidir.[TR] Turgut Özal üniversites

    Synthesis of Gum Arabic-Based Biopolymer Network and Determination of Its Toxicity Properties in In Vitro - In Vivo Model Systems

    No full text
    In this study, gum arabic based network polymers were prepared using epoxy functional PEG structures. The basic physicochemical properties of these structures, their structural characterization, thermal properties and morphological properties were investigated. Toxicity properties of constructs synthesized on zebrafish (Danio rerio (Hamilton)) offspring were determined in vivo. In addition, in vitro toxicity tests were performed on L929 fibroblast cells. When the general properties of these structures were examined. Structural and thermal properties were better with increasing cross-linker rates ratios (1%, 3%, 5%). According to the toxicity test performed on zebrafish juveniles; GA-PEG-Epox (1%) constructs are non-toxic to zebrafish juveniles. The mortality rate of GA-PEG-Epox (3%) and GA-PEG-Epox (5%) structures was observed as 12.5% and 20.8%, respectively. It was observed that the structures were not toxic to zebrafish juveniles. MTT test performed on L929 fibroblast cells, high cell viability (>90%) was observed in all synthesized structures. These results are evaluated as Grade 1 according to ISO standards

    Farklı Gölgelendirme Uygulamalarının Domates Bitkisinde Verim, Kalite ve Antioksidan Açısından Tepkisi

    No full text
    Çalışmada farklı (Kontrol (gölgelendirme olmadan), %40, %55, %75 ve %95) gölgelendirme seviyelerinin domates (Kamenta F1) bitkisinde verim ve kalite üzerindeki etkisi incelenmiştir. Deneme 2020 yılı (Nisan-Ağustos) yetiştirme mevsiminde gerçekleştirilmiştir. Denemede domates bitkisinde yaprak sıcaklığı, klorofil içeriği, yaprak oransal su içeriği, yeşil aksamda makro ve mikro besin element konsantrasyonu, domates meyve suyunda suda çözünebilir kuru madde ve ph içeriği, yeşil aksamda toplam fenolik ve flavonoid miktarı, meyve verimi ve meyve sayısına bakılmıştır. Çalışma sonucunda kontrol uygulaması altındaki bitkilerde yaprak sıcaklığında artış olmuştur. Gölgelendirme uygulamaları yaprak oransal su içeriğinde, klorofil miktarında ve meyve verimi artışında etkili olmuştur. Meyve veriminde diğer uygulamalara göre %55 gölgelendirme uygulamasının daha etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak uygulanan gölgelendirme uygulamalarının Kamenta F1 domates çeşidinde meyve verimini ve kalitesini olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır.Çalışmada farklı (%40, %55, %75 ve %95) gölgelendirme seviyelerinin domates (Kamenta F1) bitkisinde verim ve kalite üzerindeki etkisi incelenmiştir. Deneme 2020 yılı (Nisan-Ağustos) yetiştirme mevsiminde gerçekleştirilmiştir. Denemede domates bitkisinde yaprak sıcaklığı, klorofil içeriği, yaprak oransal su içeriği, yeşil aksamda makro ve mikro besin element konsantrasyonu, domates meyve suyunda suda çözünebilir kuru madde ve ph içeriği, yeşil aksamda toplam fenolik ve flavonoid miktarı, meyve verimi ve meyve sayısına bakılmıştır. Çalışma sonucunda kontrol (gölgesiz) uygulaması altındaki bitkilerde yaprak sıcaklığında artış olmuştur. Gölgelendirme uygulamaları yaprak oransal su içeriğinde, klorofil miktarında ve meyve verimi artışında etkili olmuştur. Meyve veriminde gölgelendirme uygulamasının diğer uygulamalara göre %55 daha etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak uygulanan gölgelendirme uygulamalarının Kamenta F1 domates çeşidinde meyve verimini ve kalitesini olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır

    Investigation of the efficacy of commercial plant nutrition products against Neoscytalidium dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers in vitro

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bitki Koruma Ana Bilim DalıTürkiye'de kayısı üretimi, tarımsal ekonomi için kritik bir rol oynamaktadır. Ancak Neoscytalidium dimidiatum etmeninin kayısı yetiştiriciliği üzerindeki olumsuz etkileri ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma, ruhsatlı kimyasal mücadelesi olmayan zayıflık ve yara patojeni N. dimidiatum'a karşı etkili olabilecek 25 farklı ticari bitki besleme ürününün değerlendirilmesini amaçlamıştır. BBÜ'nin (Alpha B, Altis, Aminos, Axis, Bioxzin Extra, Calbit-C, Elite, Geno Master, Gen-Tech Plus, Gro Essential Plus, GZ, İsabion, Leopower, Leos, Magical, Maxifruit, Olitra Cu, Rame, Rebecca Extra, Seanos, Star Hümik, Starter, Sulfator, Vital) farklı dozlarının (100, 200, 300 µl/100 ml) etmenin misel alanı, konidi yoğunluğu, misel en uzunluğu, konidi en boy uzunluğu ve konidi çimlenmesi (6, 12, 18 ve 24 saat) gibi fungal karakterler üzerindeki etkileri in vitroda incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, "Rame" bütün dozlarda fungal karakterleri anlamlı bir şekilde azaltarak N. dimidiatum'a karşı etkili olmuştur. "Olitra Cu" ise misel alanını, konidi yoğunluğunu, misel en uzunluğunu, konidi en boy uzunluklarını ve konidi çimlenmesini önemli ölçüde azaltmıştır. Diğer bitki besleme ürünleri de farklı biyolojik karakterleri azaltıcı veya arttırıcı etkiler göstermiştir. Bu bulgular, özellikle "Rame" ve "Olitra Cu"' bitki besleme ürünlerinin N. dimidiatum'un kontrolünde etkili olabileceğini ve kayısı yetiştiriciliğinde entegre zararlı yönetimi için önemli bir potansiyel sunduğunu göstermektedir. Araştırmanın, kayısı üretiminde sürdürülebilir çözümler geliştirmek ve hastalıklarla mücadelede verimliliği artırmak için önemli bir adım olduğu vurgulanmaktadır.However, the adverse effects of the pathogen Neoscytalidium dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers on apricot cultivation pose a serious problem. This study aimed to evaluate 25 different commercial plant nutrition products that may be effective against the weakness and injury pathogen N. dimidiatum, for which there is no licensed chemical control. The effects of different doses (100, 200, 300 µl/100 ml) of these products (Alpha B, Altis, Aminos, Axis, Bioxzin Extra, Calbit-C, Elite, Geno Master, Gen-Tech Plus, Gro Essential Plus, GZ, İsabion, Leopower, Leos, Magical, Maxifruit, Olitra Cu, Rame, Rebecca Extra, Seanos, Star Hümik, Starter, Sulfator, Vital) on fungal characteristics such as mycelial area, conidia density, mycelial length, conidia length and width, and conidia germination (at 6, 12, 18, and 24 hours) were investigated in vitro. According to the results of the study, "Rame" significantly reduced all fungal characteristics at all doses, proving to be effective against N. dimidiatum. "Olitra Cu" also significantly reduced the mycelial area, conidia density, mycelial length, conidia length and width, and conidia germination. Other plant nutrition products showed varying effects, either reducing or enhancing different biological characteristics. These findings indicate that particularly "Rame" and "Olitra Cu" have significant potential in controlling N. dimidiatum and offer an important potential for integrated pest management in apricot cultivation. The research underscores that developing sustainable solutions in apricot production and increasing efficiency in disease management is a crucial step forward

    Herbicidal effects of Mentha spicata L. essential oils grownunder added carbon dioxide and temperature on thegermination of weed seeds

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bitki Koruma Ana Bilim DalıTarımsal üretimde verim ve kaliteyi artırmak amacıyla yabancı ot mücadelesinde herbisitlerden yoğun bir şekilde yararlanılmaktadır. Fakat kullanılan herbisitlerin çevreye ve insan sağlığına olan potansiyel zararı büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca son zamanlarda önemi giderek artan organik tarımda herbisitlerin kullanılmaması yabancı ot mücadelesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle yabancı otlarla mücadelede kimyasal mücadeleye alternatif olabilecek, çevre dostu mücadele yöntemlerinin bulunması önemli hale gelmiştir Gelişen teknoloji, bitkiler için zararlı olan kimyasalların kullanımı yerine doğal bitkisel materyallerin kullanımı üzerine araştırmaları arttırmaktadır. Bu çalışmada önemli tıbbi ve aromatik bitki içerinde yer alan M.spicata (bahçe nanesi Antep nanesi) ve M.canadensis bitkileri farklı sıcaklık (26 0C ve 29 0C) ve karbondioksit (CO2) ortamında yetiştirilerek uçucuyağları kullanılmıştır. Çalışmada M. spicata ve M.canadenesis bitkileri tam otomasyonlu karbondioksit uygulama serasında 2020 -2021 yıllarında yetiştirilmiş ve daha sonra bu bitkilerden elde edilen uçucu yağlarının değişik dozlarının (0.5, 1, 2, 4 ve 8 ?l/petri) dört adet yabancı ot yabani yulaf (Avena fatua L.), dev horoz ibiği (Amaranthus palmeri L.), nadas turpu (Hirschfeldia incana L.), semizotu (Portulaca oleracea L.) ve üç adet kültür bitkisi tere (Lepidium sativum L.), makarnalık buğday (Triticum durum L.) domates (Solanum lycopersicum L.) tohumlarının çimlenmesine olan etkileri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda farklı sıcaklık ve karbondioksit ortamlarında yetiştirilen M. spicata ve M. canadensis uçucu yağlarının artan dozlarının yabancı otlara ve kültür bitkilerine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda uçucu yağ dozlarının yabancı ot tohumlarının çimlenmesinde doz artışına bağlı olarak çimlenmeyi engellediği görülmüştür. Çalışmada uçucu yağ dozlarının kültür bitkilerinde etkisinin olmadığı yabancı otlarda ise çimlenmeyi negatif yönde etkilemesinde en yüksek etki 4 ?l/petri ve 8 ?l/petri doz (%100) olarak belirlenmiştir.Herbicides are used extensively in the fight against weeds in order to increase efficiency and quality in agricultural production. However, the potential harm of the herbicides used to the environment and human health is a major problem. In addition, not using herbicides in organic agriculture, which has become increasingly important lately, makes weed control difficult. For this reason, it has become important to find environmentally friendly control methods that can be an alternative to chemical control in the fight against weeds. Developing technology increases research on the use of natural plant materials instead of the use of chemicals that are harmful to plants. In this study, M.spicata (garden mint, Antep mint) and M.canadensis plants, which are important medicinal and aromatic plants, were grown in different temperature (26 0C and 29 0C) and carbon dioxide (CO2) environments and their essential oils were used. In the study, M. spicata and M.canadenesis plants were grown in a fully automated carbon dioxide application greenhouse in 2020 - 2021, and then different doses of the essential oils obtained from these plants (0.5, 1, 2, 4 and 8 ?l/petri) were applied to four weeds of wild oats. (Avena fatua L.), giant amaranth (Amaranthus palmeri L.), fallow radish (Hirschfeldia incana L.), purslane (Portulaca oleracea L.) and three cultivated plants, cress (Lepidium sativum L.), durum wheat (Triticum). Durum L.) on the germination of tomato (Solanum lycopersicum L.) seeds were investigated. As a result of the study, the effects of increasing doses of M. spicata and M. canadensis essential oils grown in different temperature and carbon dioxide environments on weeds and cultivated plants were examined. As a result of the study, it was seen that essential oil doses prevented the germination of weed seeds depending on the dose increase. In the study, the doses of essential oils had no effect on cultivated plants, but the highest effects on negative germination in weeds were determined to be 4 ?l/petri and 8 ?l/petri

    The use of biofertilizer contribution to plant development and yield in greenhouse broccoli cultivation

    No full text
    In this study, the effects of chemical fertilizers and fertilizers containing microorganisms on broccoli yield were examined. It is aimed to reduce the amount of chemical fertilizer by using microorganisms. Mundo F1 Broccoli variety was used as plant material. The research was established according to the randomized block trial design with 3 treatments and 3 replications, and 20 plants were used in each replication. Applications: 1. Control: 100% chemical fertilization (U1), 2. Treatment II: 70% chemical fertilization + Microorganisms (U2), 3. Treatment II: 100% chemical fertilization + Microorganisms (U3). The aim of the study is the effects of chemical fertilizers and microorganisms on plant growth and development; To examine the effect of plant height, stem diameter, number of leaves and yield. It was concluded that the number of leaves, plant height and stem diameter generally increased in the plots where microorganisms were applied. When the results were evaluated in terms of yield compared to the control treatment, U2 treatment increased yield by 20% and U1 treatment increased yield by 15%

    "KIZ KARDEŞLER" FİLMİNDE TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ VE PATRİYARKAL YAPILAR: HABİTUS, PERFORMATİVİTE VE SOSYAL HAREKETLİLİK BAĞLAMINDA BİR SOSYOLOJİK ANALİZ

    No full text
    Bu çalışma, Emin Alper’in Kız Kardeşler filmi üzerinden toplumsal cinsiyet rolleri ve patriyarkal yapıların bireyler üzerindeki etkilerini sosyolojik bir perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'nin kırsal kesimlerinde yaşayan üç kız kardeşin yaşam mücadelesine odaklanan film, taşra hayatının getirdiği toplumsal baskılar ve patriyarkal dinamikleri açığa çıkarmaktadır. Çalışmada, içerik analizi yöntemi kullanılarak filmin tematik yapısı, Judith Butler’ın toplumsal cinsiyet performativitesi, Pierre Bourdieu’nün habitus kavramı ve Silvia Federici'nin kadın emeğinin patriyarkal kapitalist sistemde değersizleştirilmesi teorileri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Butler, toplumsal cinsiyetin biyolojik bir gerçeklikten ziyade performans yoluyla inşa edilen bir kimlik olduğunu savunurken, Bourdieu’nün habitus kavramı, sosyal yapıların bireylerin düşünce ve davranış kalıplarını nasıl şekillendirdiğini açıklar. Federici ise patriyarkal kapitalist sistemde kadın emeğinin değersizleştirilişine vurgu yapmaktadır. Filmde, Reyhan’ın evlilik yoluyla toplumsal hareketlilik çabası, Nurhan’ın hizmetçilik yaparak ekonomik katkı sağlama yükümlülüğü ve Havva’nın eğitim hayalleri, taşra toplumunun kadınlar üzerindeki yapısal baskılarını somutlaştırmaktadır. Çalışmada ayrıca, Arlie Hochschild ve Anne Machung’un \"ikinci vardiya\" kavramı kullanılarak kadın karakterlerin toplumsal cinsiyet rolleri ve patriyarkal beklentilerle nasıl başa çıktıkları incelenmiştir. Sonuç olarak, Kız Kardeşler filmi, toplumsal cinsiyetin patriyarkal sistemler içinde yeniden üretimini ve bu süreçlerin bireyler üzerindeki baskılarını sosyolojik bir bağlamda ele almak için değerli bir vaka sunmakta olup, taşra toplumunda cinsiyet eşitsizliği konusunda literatüre katkı sağlamaktadır

    214

    full texts

    4,072

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇