Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
4072 research outputs found
Sort by
Theoretical Investigation of the Chemical Reactivity of Acrylic Acid Molecules: A DFT Study with UV-Vis, NMR, and FT-IR Spectroscopy Using STO-3G Basis Set
In this paper, quantum computational chemistry methods were employed to calculate the molecular characteristics of acrylic acid. Density Functional Theory (DFT) was used to optimize the molecule at the STO-3G basis set to calculate the highest occupied molecular orbital (HOMO) and lowest unoccupied molecular orbital (LUMO) energy levels of the frontier orbitals of acrylic acid. The energy gap between HOMO-LUMO orbitals was calculated to be 5.545 eV. This demonstrated that the energy gap reflects the chemical activity of the molecule. The compound was characterized by UV-Visible, Nuclear Magnetic Resonance (NMR), and Fourier Transform Infrared (FT-IR) spectroscopy methods
Perception and Attitude of Turkish Gastroenterologists Toward Obesity: A Nationwide Survey Conducted by the Obesity Study Group of the Turkish Gastroenterology Association
Background/Aims: Gastroenterologists have an important role in the treatment and management of comorbidities related to obesity. Assessment of gastroenterologists’ perception and attitude toward obesity was aimed in this study. Materials and Methods: Survey questions were determined for the study. An online questionnaire was prepared afterward. Participants were invited via e-mail by providing them with information about the study. It was ensured that those who accepted the study could access the questionnaire form with the relevant link. Participants who answered all questions were included in the study. Results: Totally 117 gastroenterologists were included in the study. The proportion of gastroenterologists who thought that obesity complicates the management of gastroenterological diseases and those who thought obesity as a factor that negatively affects the prognosis of gastroenterological diseases was determined as 88.9% and 95.7%, respectively. Among the obese patients, the propor- tion of those who applied diet therapy, exercise, pharmacotherapy, and endoscopic methods was 94%, 91.5%, 35%, and 37.6%, respectively. The rates of intragastric balloon therapy and intragastric botulinum toxin A injection were 30% and 21.4%, respectively. The proportion of those who agreed that obese patients lost a significant amount of weight with the treatment methods applied was 47.2%. The proportion of participants who agreed that long-term maintenance of weight loss was impossible for most obese patients was 59.8%. Conclusion: To our knowledge, this is the first study that evaluates the perception and attitude of gastroenterologists toward obesity. Our study results show that gastroenterologists think that obesity is a chronic disease and that gastroenterologists should be involved in management of obesity
Memlûk Dönemi Sebeb-i Telif Eseri: “er-Ravzatu'z-Zahir fî Sîreti'l-Melikü’z-Zâhir Tatar”
BAP-24-FEF-4902-02Sebeb-i telif bir kavram olarak kitabın müellif tarafından hangi gaye ve plan dâhilinde kaleme alındığıyla ilgili bir durumdur. Bir telif çalışmasının ardından yazar, eserinin toplum nezdinde kabul görmesi için birtakım yöntemler izler. Kitabın kabul görmesi ve yaygınlaşması için yapılan yöntemlerden biri de kitabı itibarlı bir makamda olana ithaf etmektir. Sebeb-i telifi sultan gibi yüksek konumdaki birine olan ithaf eserlerin yayılması ve toplum tarafından kabul görmesi eserin gayesi için arzu edilen bir sonuçtur. Müelliflerin sultanlara ithaf ettikleri eserlerinde kendilerinden lütuf, para veya mevki beklemek gibi birçok gayeleri olabilmektedir. İthaf geleneği içerisinde yönetici kişiye sunulan eserler farklı disiplinlerden örneğin; şiir, felsefe, mantık, tıp, din, edebiyat gibi sıklıkla sultanlara ithaf edilen kitap türleridir. Bu bilimlerden farklı olarak bir de topluma yönelik propaganda amacı güden, Sultanın hükümdarlık meşruiyetine dair var olan meşruiyet sorunlarını aşmaya yönelik çözüm odaklı eserlerin varlığı oldukça ilginçtir. Sözgelimi el-Ayni, telif ettiği eserinde Tatar’ın meşru bir hükümdar olduğunun ispatı için oldukça mahir olduğunu gördüğümüz gizli ilimlerden deliller getirerek halka yönelik bir yönetim propagandası yapmaktadır. Halka yönelik yazıldığı olduğu açıkça belli olan çalışmada el-Ayni, Sultan Tatar ile ilgili her şeyi meşru hükümdar portesi için bir delil olarak kabul eder ve bu kabuliyeti kesin bir dil ile belirtir. Ayrıca eserde gerek Tatar’ın yaratıcı tarafından seçilmiş olduğu gerek ise sultanlığı kendi döneminde hak eden yegâne kişi olduğuna kadar birçok argümanı başta dini metinler olmak üzere gizli ilimlerden de istifade ederek temellendirmeye çalışmıştır. Bu durum aynı zamanda el-Ayni ve Tatar arasında var olan Hamilik ilişkisinden dolayı eserin bir patronaj çalışması olduğunun belirtisidir.[TR] Muş Alparslan Üniversites
Difüzyon yolu ile moleküler haberleşme modelinin birikimli dağılım fonksiyonları ile analizi
Nano boyutlu cihazlar (nano makineler) arasında yeni bir iletişim yöntemi olan Moleküler Haberleşme (MOH), son donemde literatürde artarak ilgi görmektedir. Alıcıya ulaşan moleküllerin sayısı ve molekül girişim oranı gibi faktörleri analiz etmek için çok sayıda MOH modeli kullanılmıştır. Bununla birlikte, mevcut MOH modellerinde gözlemlenen ortak bir eğilim, taşıyıcı moleküllerin difüzyon ortamı içindeki hareketini açıklamak için Normal dağılım fonksiyonunun baskın olarak kullanılmasıdır. Mevcut literatürün aksine, bu çalışma optimum performansa sahip MOH modelini belirlemek için alınan molekül sayısını dikkate alarak moleküllerin difüzyon ortamındaki hareketi için alternatif dağılım fonksiyonlarını kapsamlı bir şekilde araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, literatürde kapsamlı bir şekilde araştırılan sistem ve çevresel parametrelerin iyileştirilmesine odaklanarak MOH sisteminin performansının önemli ölçüde artırılabileceğini öngörmektedir. Sonuç olarak, bu araştırma mevcut bilgi birikimine değerli iç görüler katmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada, uç değer dağılımı (EVRND), normal dağılım (NRND), t-dağılım (TRND), genelleştirilmiş uç değer dağılım (GEVRND) ve genelleştirilmiş Pareto (GPRND) rastgele dağılım fonksiyonları, haberleşme sisteminin performansını önemli ölçüde etkileyen farklı sistem parametreleri ile karşılaştırılarak en iyi MOH modeli bulunmaya çalışılmıştır. Analizler, GPRND dağılımının en yüksek performansı, NRND dağılımının ise en kötü performansı gösterdiğini ortaya koymuştur. Literatürdeki MOH modellerinin analizinde NRND dağılımının yaygın kullanımı göz önüne alındığında, bu çalışmanın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır
Parents' attitudes and refusal towards childhood vaccinations and associated factors
The aim of this study is to determine the demographic characteristics of vaccine refusals in Malatya province, identify reasons for vaccine hesitancy, and guide future intervention efforts. Data for this descriptive study were collected through face-to-face interviews using a socio-demographic form developed by researchers, reasons for non-vaccination, and the short form of the \"Turkish Vaccine Hesitancy Scale\" and \"Parental Attitudes towards Childhood Vaccinations\" (PACV) scales. Statistical analysis included chi-square test, Mann-Whitney U test, and Spearman correlation test. Vaccine hesitancy was found in 86.0% of parents who did not vaccinate their children. The most common reasons for non-vaccination were \"lack of confidence in vaccine content\" (65.1%), \"observation of side effects in others after vaccination\" (19.8%), and \"exposure to negative statements about vaccines on social media\". As the educational level of both parents increased, nonvaccination due to a lack of confidence in vaccine content was more common. There was no relationship found between the presence of vaccine hesitancy and socio-demographic characteristics. Parents who do not vaccinate have low confidence in vaccines, and the influence of media, particularly press and social media, is significant in vaccination decision-making. Efforts should be made by both healthcare professionals and policymakers to increase confidence in vaccines and prevent access to misinformation about vaccines, thus minimizing vaccine hesitancy
Current Situation of Viticulture in Our Country and Viticulture in Elazığ Region
Bu çalışmada ülkemiz bağcılığının dünya bağcılığı içerisindeki yeri ve mevcut durumu ele alınmış, Elazığ ilinde bağcılığın mevcut durumu, merkez ve ilçelerde bağcılığın potansiyeli yetiştirilen üzüm çeşitleri, ürünün değerlendirme şekilleri, pazarlama yöntemleri, bağ alanı varlığı, verim ve potansiyeli irdelenmiş ve çalışma sonunda elde edilen veriler ışığında ilde modern bağcılığın yaygınlaştırılmasına, gen kaynaklarının korunmasına, pazarlama kanallarının geliştirilmesine ve ürünün ekonomik anlamda değerlendirilmesine yönelik alınabilecek önlemler ve önerilerin tespit edilmesi amaçlanmıştırIn this study, the place and current situation of our country's viticulture in world viticulture is discussed. The current situation of viticulture in Elazığ province, the potential of viticulture in the districts, grape varieties grown, ways of evaluating the product, marketing methods, presence of vineyard area, yield and potential were examined. According to the data obtained at the end of the study, it was aimed to determine the measures and suggestions that can be taken to popularize modern viticulture in Elazığ province
Ani ve Sürekli Edimli Sözleşme Ayrımı Bakımından Eser Sözleşmesi
Özel borç ilişkilerini düzenleyen birçok yasa arasında temel nitelikte olan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun özel borç ilişkilerini düzenleyen ikinci kısmında, çeşitli sözleşme türleri hüküm altına alınmıştır. Bu anlamda, bir yasal düzenlemede ismi anılarak tanımı yapılan ve esasları açıklanan sözleşmeler isimli sözleşmelerdir. İsimli sözleşmeler, konuları gözetilerek onlardan beklenen amaçlar doğrultusunda bir sınıflandırmaya tabi tutulur. İşgörme sözleşmeleri de bu kapsamda ortaya çıkan sözleşme türlerinden bir tanesidir. İşgörme sözleşmeleri içinde bir edim sonucunun üstlenildiği eser sözleşmesinde, yüklenicinin bir eser meydana getirmesi karşılığında işsahibi bedel ödemekle yükümlüdür. Öte yandan, özel borç ilişkileri çeşitli yönlerden birtakım ayrımlara tabi tutulur. Ani ve sürekli edimli sözleşme ayrımı bu açıdan, edim süresi gözetilerek yapılmaktadır. Ani edimli sözleşmelerde ifa zamana yayılmadan bir anda yapılırken; sürekli edimli sözleşmelerde belirli yahut belirsiz bir süreye yayılan ve devamlılık arz eden bir ifadan bahsedilir. Çalışma ile amaçlanan, ani ve sürekli edimli sözleşme ayrımı için esas alınması gereken kriterlerin belirlenmesi ve eser sözleşmesinin bu sözleşme gruplarından hangisi içerisine gireceğinin tespit edilmesidir
Isotherm and kinetic studies of amoxicillin adsorption from aqueous solutions with activated carbons obtained from biowastes
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Biyomedikal Mühendisliği Ana Bilim DalıSon yıllarda, antibiyotikler, tıptaki kullanımlarının yanı sıra tarım ve hayvancılıkta da sıklıkla kullanılmaktadır. Özellikle amoksisilin (AMX), geniş spektrumlu bir ?-laktam antibiyotik olarak, birçok Gram-pozitif organizma ve sınırlı sayıda Gram-negatif organizmaya karşı etkili bir antibiyotiktir. AMX stabil ve suda kolayca bozulmadığından atık sular, toprak ve sedimanlarda yaygın bir şekilde bulunmaktadır. Antibiyotik bu içeren suların, insan ve çevre sağlığının korunması için etkin bir işlemle arıtılması gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında; domates, biber ve patlıcan gibi bol miktarda bulunan lignoselülozik tarımsal atıklardan sentezlenen aktif karbonların morfolojik, yapısal, kimyasal ve adsorpsiyon özellikleri araştırılmıştır. İki aşamalı kimyasal aktivasyon yöntemi, N2 atmosferi altında yapılmıştır. İlk olarak, biyokütlelerin 500°C'de 1 saat süreyle karbonizasyonu, ardından, farklı KOH emprenye oranlarında (1:1, 1:2, 1:3) 800°C'de 1 saat süresince aktivasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Gözenekli aktif karbon malzemelerin karakterizasyonu elementel analiz (C, H, N, S), X-Ray Difraktometre (XRD), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR), Brunauer-Emmett-Teller (BET) ve Tarama Elektron Mikroskobu (SEM) teknikleriyle yapılmıştır. Aktif karbonların adsorban özelliklerinin belirlenmesi için amacıyla farklı konsantrasyonlardaki sulu çözeltilerden amoksisilin giderimi batch adsorpsiyon yöntemiyle araştırılmıştır. 1:3 biyokütle/KOH ağırlık oranına sahip aktif karbonlar en yüksek yüzey alanlarına (2070-2254 m²/g) sahip olduğundan adsorpsiyon deneylerinde bu örnekler kullanılmıştır. Adsorpsiyon mekanizması, Langmuir ve Freundlich izotermleriyle; kinetikler analizi ise, Partikül İçi Difüzyon, Yalancı Birinci Derece ve Yalancı İkinci Derece modelleriyle aydınlatılmıştır. Adsorpsiyon mekanizması için en uygun model Langmuir izotermi, adsorpsiyon kinetiği için en uygun model ise Yalancı İkinci Derece model olarak belirlenmiştir. Amoksisilinin sulu çözdeltilerden uzaklaştırılması %96.4 başarıyla gerçekleşmiş olup, 50 ppm başlangıç konsantrasyonunda ve 75 dakika temas süresinde maksimum Langmuir adsorpsiyon kapasitesi 330.60 mg/g olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, tarımsal atıklardan elde edilen aktif karbonun, çevresel sürdürülebilirlik ve su kalitesinin korunması açısından stratejik olarak önemli olduğuna karar verilmiştir.In recent years, antibiotics have been increasingly used not only in medicine but also in agriculture and animal production. Specifically, amoxicillin (AMX), a broad-spectrum ?-lactam antibiotic, is effective against many Gram-positive organisms and a limited number of Gram-negative organisms. Since AMX is stable and does not easily decompose in water, it is commonly found in wastewater, soil, and sediments. Water containing antibiotics needs to be treated with an effective process to protect human and environmental health. In this thesis, the morphological, structural, chemical, and adsorption properties of activated carbons synthesized from abundant lignocellulosic agricultural wastes such as tomato, pepper, and eggplant have been investigated. A two-step chemical activation method was applied under a N2 atmosphere. First, the biomasses were carbonized at 500°C for 1 hour, followed by activation at 800°C for 1 hour with different KOH impregnation ratios (1:1, 1:2, 1:3). The characterization of the porous activated carbon materials was performed using elemental analysis (C, H, N, S), X-Ray Diffraction (XRD), Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR), Brunauer-Emmett-Teller (BET) surface area analysis, and Scanning Electron Microscopy (SEM) techniques. The adsorption properties of the activated carbons were investigated by batch adsorption method for the removal of amoxicillin from aqueous solutions at different concentrations. Since the activated carbons with a 1:3 biomass/KOH weight ratio exhibited the highest surface areas (2070-2254 m²/g), these samples were used in the adsorption experiments. The adsorption mechanism was elucidated using Langmuir and Freundlich isotherms, while the kinetic analysis was conducted using the Intra-Particle Diffusion, Pseudo-First-Order, and Pseudo-Second-Order models. The most suitable model for the adsorption mechanism was the Langmuir isotherm, while the Pseudo-Second-Order model was found to be the most appropriate for adsorption kinetics. The removal of amoxicillin from aqueous solutions was successfully achieved with an efficiency of 96.4%, and the maximum Langmuir adsorption capacity was calculated to be 330.60 mg/g at an initial concentration of 50 ppm and a contact time of 75 minutes. In conclusion, it has been determined that activated carbon derived from agricultural waste is strategically important for environmental sustainability and the protection of water quality
PTZ KINDLING MODEL: EVALUATION OF EEG FACTOR AND BIOCHEMISTRY PARAMETERS UNDER THE INFLUENCE OF RAMELTEON
Many selective synthetic melatonin receptor agonists have anticonvulsant/anti-epileptogenic properties. These agonists bind to melatonin receptor 1 (MT1) and receptor 2 (MT2), causing their activation. Therefore, we evaluated the anticonvulsant effect of Ramelteon (RMLT) as a melatonin agonist in the PTZ (Pentylenetetrazol)-kindling model. In the study, 36 male Wistar Albino rats were assessed in 6 groups (Sham, PTZ, dimethylsulphoxide (DMSO), Valproic acid (VPA) (150 mg/kg) + PTZ, RMLT (30 mg/kg)+PTZ, VPA+RMLT+PTZ). Cortical electroencephalography (EEG) data were recorded for all groups. Seizures were scored according to the Racine scale. Seizure scores and onset times of the first myoclonic movements were compared in EEG traces. Total antioxidant status (TAS), total oxidant status (TOS), catalase, myeloperoxidase (MPO), and Thiol levels were measured in serum samples. Also, Calcineurin (CaN), Neuropeptide-Y (NPY), Neuron Specific Enolase (NSE), and S100B levels were measured in brain tissue samples. There was a significant difference between the PTZ and PTZ+Valproic acid+RMLT groups for the onset of the first myoclonic movements and the rate of spikes in the EEG traces in Racine's convulsion stages (P 0.05). RMLT has anticonvulsant properties. Additionally, the receptor preference of RMLT can be investigated
Evli Çiftlerin Birbirlerini Aldatma Durumlarına Yönelik Fenomenolojik Bir Çalışma: Türkiye Örneği
Günümüzde evlenme oranlarında yaşanan düşüşün tersine boşanma oranlarına artış yaşanmaktadır. İnsanların birbirlerine karşı güven ve sadakat duygularında ciddi azalmalar yaşanmaktadır. Bu araştırmada evli kadın ve erkeklerin eşlerine olan sadakat düzeyleri incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji metodolojisinde tasarlanmıştır. Çalışmaya 7 erkek 5 kadın toplam 12 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaşadıkları iller İstanbul, Ankara, Bursa, Mersin, Hatay ve Van’dır. Elde edilen bulgular betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Tüm katılımcılar erkek veya kadın farketmeksizin eşlerini aldatmaktadır. Sonuç olarak 7 fenomen belirlenmiştir. Bu fenomenler: cinsel ve ruhsal tatminsizlik, macera arayışı, ilgisizlik, sevgisizlik, tutku arayışı, bağlanma/sadakat duygusunun olmaması, zevk ve farklı deneyimlerden hoşlanmadır. Eşlerini aldatmış bireylerin çoğunluğu sürekli aldatmakta ve hepsi pişman değildir. Evlilik türleri görücü, aşk, mantık ve akraba evliliğidir. Eşleri ile ilişkilerini çoğunluk orta şeklinde tanımlarken aşk evliliği yapan erkek katılımcı çok kötü, akraba evliliği yapan erkek katılımcı ise çok iyi olduğunu ifade etmiştir. Bir kadın katılımcı eşini yalnızca lezbiyenlerle aldattığını belirtmiştir