Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
    4072 research outputs found

    The protective effects of thymoquinone against tartrazine-induced pancreatic injury and its impact on oxidative stress, caspase 3, blood glucose, insulin and cholesterol levels

    No full text
    The present study examined the effects of Tartrazine, a common industrial food colourant, on the pancreas and the protective role of Thymoquinone. Thirty-two Wistar albino male rats were randomly divided into four equal groups: Control, Tartrazine, Thymoquinone, and Tartrazine + Thymoquinone. The rats received Tartrazine and Thymoquinone treatments for 21 days. At the end of this period, pancreatic tissues and blood samples were collected for analysis. Tartrazine administration elevated malondialdehyde (MDA), total oxidant status (TOS), and oxidative stress index (OSI) levels, while decreasing glutathione (GSH), glutathione peroxidase (GSH-Px), superoxide dismutase (SOD), catalase (CAT), and total antioxidant status (TAS) in pancreatic tissue. It increased glucose, total cholesterol, triglycerides, and LDL levels, while decreasing insulin and HDL levels in blood samples. Tartrazine administration aggravated pancreatic histopathology and enhanced Caspase-3 positive immunoreactivity. Thymoquinone administration reduced the harmful effects of Tartrazine on biochemical and histopathological parameters. Tartrazine administration negatively impacted pancreatic tissue and blood samples. The increased oxidant capacity and oxidative stress led to these harmful effects. Conversely, Thymoquinone alleviated oxidative stress by increasing antioxidant capacity and could act as a protective agent

    Effect of post-acute COVID-19 on motor performance and attention in children

    No full text
    Study was conducted to investigate motor performance and attention levels of children who had experienced post-acute coronavirus disease 2019 (COVID-19) infection. The study included children aged 6-14 years who were diagnosed with post-acute COVID-19 at least four weeks prior and had no history of orthopedic or neurological conditions (Group I). A control group (Group II), composed of children in the same age range, had never been diagnosed with COVID-19 and had no familial history of the virus, nor any orthopedic or neurological disorders. Demographic information for both groups was collected using a descriptive questionnaire. Motor performance was assessed through  Timed Up and Go Test (TUG), Stair Climbing Test (SCT), while attention was measured using Conners' Parent Rating Scale-Revised, Short Form (CPRS-R:S). Difference in the CPRS-R:S scores of the participants based on their post-acute COVID-19 infection status was found statistically significant (p0.05). Accordingly, children who recover from post-acute COVID-19 would have a CPRS-R:S score 0.955 times as high as the score of those who have not had COVID-19 (OR= 0.955, 95% CI 0.919-0.993). The attention levels of children diagnosed with post-acute COVID-19 are affected negatively, considering relationship between attention and motor performance, it is needed to assess children holistically

    The effect of five factor personality traits and psychological well-being on job performance

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilim DalıÖrgütlerin, büyük bir hızla değişen ve gelişen küresel dünyada kendisini sürdürebilmesi ve yaşanan değişime ayak uydurabilmesi; çalışanların iş ortamındaki performansı, çalışanların kişilik özellikleri ve psikolojik durumlarının pozitif olması ile mümkündür. Kişilik özelliklerinin bireyin iş yerindeki tutum, davranış ve motivasyonları üzerinde önemli bir rol oynadığı, dolayısıyla iş performansına doğrudan katkıda bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda, kişilik özellikleri, psikolojik iyi oluş ve iş performansı arasındaki etkileşim dinamiklerinin açıklanması, örgütsel yapılar açısından son derece değerlidir. Yapılan bu çalışmanın temel amacı, beş faktör kişilik özelliği ve psikolojik iyi oluşun iş performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Çalışmada Türkiye'de çeşitli illerden 397 öğretmenin katılım gösterdiği bir anket uygulanmıştır. Anket kapsamında demografik sorular, Beş Faktör Kişilik Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre beş faktör kişilik özellikleri (dışadönüklük, yumuşak başlılık, özdenetimlilik, deneyime açıklık) ile iş performansı arasında ve psikolojik iyi oluş ile iş performansı arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Nörotiklik boyutu ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Çalışma sonucunda araştırma bulgularına dayanarak çalışmanın literatüre katkı sağlaması ve geliştirilmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Psikolojik İyi Oluş, İş Performansı.In a rapidly changing and developing global world, organizations can sustain themselves and keep up with the changes that are experienced; It is possible with the performance of employees in the work environment, the personality traits of employees and the positive psychological states of employees. It is seen that personality traits play an important role in the attitudes, behaviors and motivations of individuals in the workplace, and therefore directly contribute to job performance. In this context, explaining the interaction dynamics between personality traits, psychological well-being and job performance is extremely valuable in terms of organizational structures. The main purpose of this study is to determine the effect of the five-factor personality trait and psychological well-being on job performance. In the study, a survey was conducted with the participation of 397 teachers from various cities in Turkey. Data were collected using demographic questions, the Five-Factor Personality Scale, the Psychological Well-being Scale and the Job Performance Scale within the scope of the survey. According to the results obtained, it was determined that there was a positive and significant relationship between the five-factor personality traits (extraversion, agreeableness, self-control, openness to experience) and job performance and between psychological well-being and job performance. No significant relationship was found with the neuroticism dimension. As a result of the study, suggestions were presented for the study to contribute to the literature and to improve it based on the research findings. Keywords: Five Factor Personality Traits, Psychological Well-being, Job Performance

    Demographic and Clinical Characteristics of Patients with Isolated Sternal Fractures: A Retrospective Study

    No full text
    Amaç: İzole sternum kırıkları, göğüs travmalarının nadir fakat önemli bir alt grubunu oluşturur. Bu çalışma, izole sternum kırığı olan hastalarda demografik ve klinik özellikleri, travma mekanizmalarını, kırık lokalizasyonlarını ve tedavi sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Materyal ve Metot: Ocak 2013- Kasım 2023 tarihleri arasında izole sternum kırığı tanısıyla takip edilen 151 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Hastalar; yaş, cinsiyet, travma nedeni, kırık lokalizasyonu, tedavi şekli ve klinik seyir açısından değerlendirildi. Kırıklar üç anatomik bölgeye göre, travma mekanizmaları ise beş gruba ayrılarak sınıflandırıldı. Veriler SPSS 23.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Hastaların %71,5’i erkekti ve yaş ortalaması 51,5±18,3 yıldı. En sık travma nedeni motorlu taşıt kazalarıydı (%74,2). En yaygın kırık lokalizasyonu korpus sterniydi (%48,3). Tüm hastalar konservatif olarak tedavi edildi, mortalite ve ciddi kardiyak komplikasyon gelişmedi. Ortalama yatış süresi 3,24±1,15 gün olarak bulundu. Sonuç: Elde edilen bulgular, izole sternum kırıklarının genellikle stabil seyirli olduğunu ve konservatif tedavi ile etkili biçimde yönetilebildiğini ortaya koymaktadırObjective: Isolated sternal fractures represent a rare yet clinically significant subgroup of chest trauma. This study aimed to evaluate the demographic and clinical characteristics, trauma mechanisms, fracture localizations, and treatment outcomes of patients with isolated sternal fractures. Materials and Methods: A retrospective analysis was conducted on 151 patients diagnosed with isolated sternal fractures and treated between January 2013 and November 2023. Patients were assessed based on age, gender, mechanism of injury, fracture localization, treatment method, and clinical course. Fractures were classified into three anatomical regions, and trauma mechanisms were categorized into five groups. Data were analyzed using SPSS version 23.0. Results: Of the patients, 71.5% were male, and the mean age was 51.5±18.3 years. The most common cause of trauma was motor vehicle accidents (74.2%). The most frequently affected fracture site was the corpus sterni (48.3%). All patients were managed conservatively, and no mortality or significant cardiac complications were observed. The mean length of hospital stay was 3.24±1.15 days. Conclusion: These findings suggest that isolated sternal fractures typically follow a stable clinical course and can be effectively managed with conservative treatment

    TÜRKİYE’NİN FARKLI LOKASYONLARINDAN TEMİN EDİLEN TİCARİ BAL ÖRNEKLERİNİN MELİSSOPALİNOLOJİK ve FİZİKO-KİMYASAL ANALİZLERİ

    No full text
    Dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte, gıdaya olan ihtiyaçta artmaktadır. Sentetik katkı maddeleriyle üretilen gıdaların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı doğal ürünlere olan talep her geçen gün artmaktadır. Bal, doğal bir madde olup, bal arıları (Apis mellifera L.) tarafından bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının toplanmasıyla olgunlaştırılan tatlı bir maddedir. Bu çalışmada, Türkiye’nin farklı lokasyonlarından temin edilen 9 adet ticari bal örneğinin bazı fiziko-kimyasal özellikleri ve melissopalinolojik analizleri incelenmiştir. Bal örneklerinin ham bal, protein, balda protein ve ham balda ? 13C farkı ve ? 13C değerinden hesaplanan C4 şeker oranı, diastaz, prolin, HMF (5-hidroksimetilfurfural), su muhtevası, iletkenlik, serbest asitlik, fruktoz, glukoz, sakkaroz, maltoz, fruktoz/glukoz, fruktoz+glukoz ortalama değerleri sırasıyla -25.89±1.1‰, -26.12±0.8‰, -0.51±0.3‰, %2.22±2.5, 7.22±0.7, 1003.43±316 mg/kg, 47.18±84.7 mg/kg, %16.62±1.6, 0.55±0.2 mS/cm, 38.56±4.4 mmol/kg, %31.85±6.76, %25.84±6.98, %0.40±0.30, %0.63±0.63, 1.34±0.47 ve %57.69±5.93 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgulara göre, bazı bal örneklerinin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olmadığı tespit edilmiştir

    “Glass Sky” in Light of Glass Ceiling and Glass Cliff Phenomena: Representation Power of Women Pilots

    No full text
    Bu araştırma, havacılık sektörü üzerinden kadınların iş dünyasında karşılaştıkları yapısal engelleri anlamaya yönelik teorik ve uygulamalı çözümler geliştirmeye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda öncelikle cam tavan fenomeni ele alınmakta ve bu durumun kadınların kariyerlerinde belirli bir seviyenin ötesine geçmesini engelleyen görünmez bariyerleri ifade ettiği vurgulanmaktadır. Bu kavram, kadınların üst düzey pozisyonlara erişimindeki eşitsizlikleri ve bu eşitsizliklerin yasal düzenlemelere rağmen sürdüğünü göstermektedir. Özellikle "yapışkan zemin" gibi cam tavanla ilişkili kavramlar, düşük statülü işlerde çalışan kadınların kariyerlerinde karşılaştıkları zorluklara dikkat çekmektedir. Kadınların liderlik pozisyonlarında orantısız şekilde riskli ve güvencesiz roller üstlenmesi ise cam uçurum fenomeni kapsamında tartışılmaktadır. Bu durum, kadınların kriz dönemlerinde liderlik rollerine atanma eğilimlerinin artmasıyla ilişkilendirilmekte ve bu pozisyonların kadınlar üzerinde daha yüksek baskı ve sorumluluk yarattığı belirtilmektedir. Cam uçurumun sadece kadınlarla sınırlı olmadığı, azınlık gruplarını da etkilediği ve bağlama göre farklılık gösterdiği ifade edilmektedir. Son olarak cam gökyüzü kavramı üzerinde durulmakta, kadınların havacılık sektörü gibi belirli mesleklerde karşılaştıkları eşitsizlikler vurgulanmaktadır. Kadın kaptan pilotların düşük temsil oranı, toplumsal önyargılar ve kültürel faktörlerle açıklanmaktadır. Buna bağlı olarak, yazında kadınların söz konusu pozisyonlardaki temsil gücünün yetersizliğine dikkat çeken araştırmaların sayısı oldukça azdır. Bu durum, açık bir biçimde daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda mevcut araştırma, cam gökyüzü gibi yeni bir kavram ışığında kadınların havacılık alanındaki iş gücünde görünürlüğünün artırılması gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu alanda farkındalığın artırılmasının hem teorik hem de pratik anlamda önemli olduğu düşünülmektedir.This research aims to contribute to developing theoretical and applied solutions to understand the structural barriers that women face in the business world through the aviation sector. In this context, the glass ceiling phenomenon is first discussed, and it is emphasized that it refers to invisible barriers that prevent women from advancing beyond a certain level in their careers. This concept shows the inequalities in women's access to senior positions and that these inequalities continue despite legal regulations. In particular, concepts related to the glass ceiling, such as the "sticky floor", draw attention to the difficulties that women working in low-status jobs face in their careers. The fact that women disproportionately assume risky and insecure roles in leadership positions is discussed within the scope of the glass cliff phenomenon. This situation is associated with the increasing tendency of women to be assigned to leadership roles during times of crisis, and it is stated that these positions create higher pressure and responsibility on women. It is stated that the glass cliff is not limited to women, but also affects minority groups and varies according to the context. Finally, the concept of the glass sky is emphasized, and the inequalities that women face in certain professions such as the aviation sector are emphasized. In particular, the low representation rate of female captain pilots is explained by social prejudices and cultural factors. Accordingly, the number of studies in the literature that draw attention to the inadequacy of women's representation in these positions is quite low. This situation clearly reveals that more research is needed. In this context, the current study draws attention to the need to increase the visibility of women in the aviation workforce in the light of a new concept such as the glass sky. It is considered that raising awareness in this area is important both theoretically and practically

    Depresif Bozukluk Tanılı Hastalarda Psikolojik İyi Oluş ve Algılanan Sosyal Destek Düzeyi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma

    No full text
    Amaç: Bu araştırmada depresif bozukluk tanılı hastalarda psikolo- jik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeyi arasındaki ilişkinin incelemesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma kesitsel tasar ımda yürü- tülmüştür. Araştırma, ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir eği- tim ve ara ştırma hastanesinin psikiyatri poliklini ğinde yürütüldü. Araştırmanın evrenini Ruhsal Bozukluklar ın Tanısal ve Sayımsal Elkitabı DSM-5 [Diagnostic and Statistical Manualof Mental Disorders-5 DSM-5] tanı ve sınıflandırma sistemine göre depresif bozukluk tanısı ile ayaktan baş- vuran bireyler oluşturdu. Araştırmada; örneklem seçimine gidilmemiş, araş- tırmanın evreni içerisinden araştırmaya alınma kriterlerini taşıyan 148 hasta çalışmanın örneklemini olu şturdu. Tüm kat ılımcılara kişisel bilgi formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) ve Çok Boyutlu Alg ılanan Sosyal Des- tek Ölçeği (ÇBASDÖ) kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,52±19,89, aile alt boyut puan ortala- ması 16,83±7,57, arkadaş alt boyut puan ortalaması 16,29±8,28, özel insan alt boyut puan ortalaması 17,39±8,47; PİOÖ’den aldıkları toplam puan or- talamasının ise 34,64±12,24 olduğu belirlenmiştir. Hastaların ÇBASDÖ ve PİOÖ’nün alt boyutlar ı ve toplam puan ortalamalar ı karşılaştırıldığında; ÇBASDÖ toplam puanı ve tüm alt boyutları ile PİOÖ toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulundu (r=671; p=0,00). Sonuç: Çalışma- mızın bulguları doğrultusunda depresif bozukluk tanısı almış bireylerin al- gıladıkları sosyal destek düzeyleri artt ıkça psikolojik iyi olu şlarının da artacağını söyleyebiliriz. Hastaların psikolojik iyi olu şlarını artırmak için psikososyal destek programları düzenlenmeli ve sürece hasta yakınları dâhil edilmelidir

    Determination of demographic factors affecting financial literacy level: A study on Malatya Turgut Özal University personnel

    No full text
    Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilim DalıBu çalışma ile Malatya Turgut Özal Üniversitesi personelinin finansal okuryazarlık düzeyine etki eden demografik özellikler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Malatya Turgut Özal Üniversitesi'nde görev yapan 280 akademik ve idari personel örneklem olarak belirlenmiştir. Anket yapılan kişi sayısı 280'den 320'ye çıkarılmıştır. Elde edilen verilen Bağımsız Örneklem T-testi ve Kruskall Wallis ve Mann Whitney U testine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda finansal okuryazarlık ile cinsiyet arasında anlamlı bir farlılık olmadığı, yaş ile finansal bilgi, finansal davranış, finansal tutum ve finansal okuryazarlık anlamlı bir farklılık olmadığı, cinsiyet ile finansal bilgi, finansal davranış, finansal tutum ve finansal okuryazarlık anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitim düzeyi ile finansal okuryazarlık arasında anlamlı bir farklılık olduğu, kadro türü ile finansal okuryazarlık arasında anlamlı bir farklılık olduğu, gelir durumu ile finansal davranış arasında anlamlı bir farklılık olduğu, medeni durum ile finansal davranış arasında anlamlı bir farklılık olduğu, görülmüştür.This study aimed to determine the demographic factors affecting the financial literacy levels of Malatya Turgut Özal University personnel. The study sampled 280 academic and administrative staff at Malatya Turgut Özal University. The number of survey participants was increased from 280 to 320. The resulting data were subjected to the Independent Samples T-test, Kruskall Wallis, and Mann Whitney U tests. The analyses revealed no significant difference between financial literacy and gender. There were no significant differences between age and financial knowledge, financial behavior, financial attitude, or financial literacy. There were also no significant differences between gender and financial knowledge, financial behavior, financial attitude, or financial literacy. Furthermore, there were significant differences between education level and financial literacy, between job type and financial literacy, between income status and financial behavior, and between marital status and financial behavior

    Buğday Üreticilerinin Zirai Mücadele Bilinç Düzeylerinin Belirlenmesi: Diyarbakır İli Sur İlçesi Örneği, Türkiye

    No full text
    Bu araştırmanın temel amacı, buğday üreticilerinin zirai mücadele bilinç düzeylerinin tespit edilmesidir. Çalışmada buğday üreticilerinin hastalık ve zararlılara karşı tercih ettikleri zirai mücadele yöntemleri ve zirai mücadele bilinç düzeylerinin uygulama öncesi, uygulama aşaması ve uygulama sonrası olmak üzere üç aşamada tespit edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler Diyarbakır ili Sur İlçesinde 66 buğday üreticisinden yüz yüze yapılan anketler ile elde edilmiştir. Buğday üreticilerinin sosyoekonomik ve işletme karakteristiklerinin analizinde ortalama, frekans ve oran gibi tanımlayıcı istatistiklerden, üreticilerin uygulama öncesi, uygulama esnası ve uygulama sonrasına ait bilinç düzeyi değerleri arasındaki farklılığın analizinde Eşleştirilmiş T testinden yararlanılmıştır. Buğday üreticilerine göre tarım ilaçlarının etkilediği faktörlerin analizinde Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) tercih edilmiştir. Araştırma sonuçları, buğday üreticilerinin tarım ilaçlarının etkileri konusundaki farkındalıklarının insan sağlığına etkileri, biyoçeşitliliğe etkileri, ekosisteme etkileri, cilt hastalıkları ve insanda kalıtsal hasarlar faktörleri altında toplanabileceğini göstermektedir. Ayrıca buğday üreticilerinin zirai mücadele bilinç düzeyleri uygulama öncesi, uygulama esnası ve uygulama sonrası aşamalarında farklılık göstermektedir. Buğday üreticilerinin zirai mücadele bilinç düzeyinin uygulama esnasında en düşük, uygulama öncesinde en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Etkin zirai mücadele yapılması konusunda yapılacak yayım çalışmalarında zirai mücadele esnası ve sonrasında uygulanması gereken yöntemler ve bu konuda çiftçilerin bilinç düzeylerini artırıcı faaliyetlere öncelik verilmesi yararlı olabilir

    Chios Island and İts Place in the Economy of Western Anatolia During the Ottoman Period

    No full text
    Sakız Adası, İzmir’e 6-7 deniz mili uzaklıkta bir ada parçasıdır. Ada, jeolojik olarak Anadolu yarım adasının Adalar Denizi’ndeki uzantısı konumundadır. Onun Anadolu’ya olan jeolojik ve coğrafi bağlılığına iklim, kültür ve ekonomik yönden bu iki yer arasındaki benzerlikler eşlik eder. Bu ada, tarihsel süreç boyunca özellikle Bizans ve Ceneviz hakimiyetinden sonra 1566’da Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Burada Türkler tarafından yapılan düzenlemeler sonucunda ada ekonomik ve ticari yönden gelişerek önemini artırmış ve Batı Anadolu’nun Avrupa’ya açılan bir penceresi haline gelmiştir. 17.yüzyıl ortalarından sonra ise adanın ticari ağırlığı güvenlik, elverişlilik, uygunluk ve verimlilik gibi nedenlerle İzmir limanına kaymıştır. Ancak bu tarihten sonra da adanın Batı Anadolu ekonomisi içindeki yeri belli bir düzeyde devam etmiştir. Adanın 347 yılı bulan Batı Anadolu’ya olan ekonomik bağlılığı, demografik ve lojistik bağlılıkla daha da güçlenmiştir. Öyle ki Sakız Adasında yaşayan insanların akrabaları İzmir, Aydın, Çeşme ve İstanbul’da yaşarken ada sakinlerinin ihtiyaç duyduğu yiyecek malzemeleri belli dönemlerde Batı Anadolu’dan karşılanmıştır. Adada yaşayan Rumlar, Türkler ve Latinler ile Yahudilerin uzun yüzyıllar boyunca birkaç istisna dışında barış ve istikrar içinde yaşamalarının sırrı gerek kendi aralarında ve gerekse Batı Anadolu ile kurdukları güçlü ekonomik ve kültürel bağlarda yatıyor. Bu çalışmada bu bağlara atıf yapılmakla birlikte işaret edilen ekonomik bağlara mercek tutulmaya çalışılacaktır.Chios is an island 6-7 nautical miles from Izmir. Geologically, the island is the extension of the Anatolian peninsula in the Sea of Islands. Its geological and geographical connection to Anatolia is accompanied by the similarities between these two places in terms of climate, culture and economy. After the Byzantine and Genoese domination, the island came under Ottoman rule in 1566. As a result of the arrangements made here by the Turks, the island developed economically and commercially and increased its importance and became a window of Western Anatolia to Europe. After the mid-17th century, the commercial weight of the island shifted to the port of Izmir for reasons such as security, convenience, suitability and efficiency. However, after this date, the place of the island in the economy of Western Anatolia continued at a certain level.The economic attachment of the island to Western Anatolia, which lasted for 347 years, was further strengthened by demographic and logistical attachment. So much so that while the relatives of the inhabitants of Chios lived in İzmir, Aydın, Çeşme and İstanbul, the food supplies needed by the inhabitants of the island were supplied from Western Anatolia in certain periods. The secret of the long centuries of peace and stability of the Greeks, Turks, Latins and Jews living on the island, with few exceptions, lies in the strong economic and cultural ties they established among themselves and with Western Anatolia. In this study, while referring to these ties, the economic ties will be scrutinised

    0

    full texts

    0

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇