Malatya Turgut Özal University Institutional Repository
Not a member yet
4072 research outputs found
Sort by
Üniversite Öğrencilerinin Palmar Çizgi Uzunlukları ve Varyasyonlarının Meslek Seçimine Etkisi
Çalışmada güzel sanatlar bölümü (resim, müzik, sahne sanatları, tiyatro, konservatuvar ve heykeltıraş) ile diğer bölümlerde (biyoloji, yazılım mühendisliği, hemşirelik, sivil havacılık, bahçe bitkileri, tıbbi laboratuvar teknikleri) öğrenim gören toplam 209 öğrencinin palmar çizgileri ile meslek seçimi arasındaki ilişkiyi incelemek ve elde edilen bilgiler ışığında palmar çizgilerdeki varyasyonların meslek seçimine etkisi hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanmaktadır. Katılımcıların demografik bilgileri ile eğitim bilgileri ve eğitim gördüğü alan hakkındaki memnuniyet durumu araştırmacılar tarafından hazırlanan “Demografik Bilgi ve Okul Memnuniyet Formu’’ kullanılarak elde edildi. Katılımcıların el ayasında bulunan 3 adet palmar çizgi uzunlukları dijital kumpas ile ölçüldü. Distal transverse, proximal transverse ve thenar olarak adlandırılan bu çizgiler tip ve uzunluklarına göre istatistiksel olarak analiz edildi. Güzel sanatlar bölümünde okuyan öğrencilerin palmar çizgilerinde normalden farklı tip görülme oranı %64,4 olarak tespit edildi. Ayrıca güzel sanatlar bölümünde okuyan öğrenciler arasında farklılık görülmeme oranı da %1 olarak bulundu. Çalışmada güzel sanatlar bölümünde okuyan öğrencilerin palmar hatlarındaki varyasyon oranının diğer bölümlerde okuyan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlendi. Bu çalışmanın eğitimciler ve araştırmacılar için bir referans olmasını diliyoruz
Hidroponik Ortamda Yetiştirilen Tuz Stresi Altındaki Kabak Bitkilerine PGPR ve Deniz Yosunu Uygulamalarının Bitki Gelişimi Üzerine Etkileri
Amaç: Tuz stresi, tarımsal üretimin önemli bir sınırlayıcı faktörü olup, bitkisel üretimin verim ve kalitesini olumsuz etkilemektedir. Tuz stresinin olumsuz etkileri ile mücadele etmek amacıyla, alternatif yöntemlerin araştırılması ve geliştirilmesi, sürdürülebilir bitkisel üretim stratejilerinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Fizyoloji Laboratuvarında yürütülen bu çalışmada, tuz stresine orta derecede tolerans gösteren yazlık kabak (Cucurbita pepo L. cv. Sakız) bitkilerinin tuz stresine toleransını artırma amacıyla alternatif yöntemlerin etkinliği değerlendirilmiştir. Materyal ve Yöntem: Araştırma, ±23°C sıcaklık ve %60-70 nem koşullarında, 16 saat aydınlık ve 8 saat karanlık döngüsü altında kontrollü iklim odasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma iki temel aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, farklı tuz konsantrasyonlarının (100, 125 ve 150 mM NaCl) bitki üzerindeki etkileri değerlendirilmiş, 100 mM NaCl konsantrasyonunun bitkiler üzerinde orta derecede bir etki oluşturduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, seçilen 100 mM NaCl konsantrasyonuna ek olarak, yararlı bakteriler (Arthrobacter, Azospirillum lipoferum, Bacillus subtilis) ve deniz yosunu özütü içeren çeşitli yöntemlerin bitki gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Uygulamalar hem içirme hem de kök daldırma yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Hidroponik ortamda gerçekleştirilen çalışmada, bitkilerin vejetatif gelişimine ait parametreler (yaprak sayısı (adet), yaprak ağırlığı (g), kök ağırlığı (g), gövde ağırlığı (g), toplam bitki ağırlığı (g), kök uzunluğu (cm), gövde uzunluğu (cm), gövde çapı (mm) ve boğum arası uzunluk (mm)) incelenmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgular, tuz stresi koşulları altında yetiştirilen bitkilerde yararlı bakterilerin (Arthrobacter, Azospirillum lipoferum ve Bacillus subtilis) ve deniz yosunu özünün kullanılmasının, tuz stresinin olumsuz etkilerini kısmen hafiflettiğini göstermiştir. Sonuç: Yapılan çalışma tuz stresinin olumsuz etkilerinin üstesinden gelmek için yenilikçi ve etkili stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir
Investigation of the İn Vitro Effect of Vanillic Acid on Wound Healing via FN1 and COL1?1 Genes
Objective: Wound healing is characterized by the removal of dead/damaged tissue, the formation of new tissue, and finally, the restoration of the damaged tissue to its original function, starting from the moment of tissue injury. Vanillic acid (VA) is an important component of wheat bran and can heal wounds thanks to its antioxidant potential. This work aimed to investigate the dose-dependent effects of VA (1-2-4-8-16 and 32 ?g/ml) in an in vitro way using a wound healing pattern in fibroblast cells. Methods: The MTT test was performed to determine cell viability 48 hours after VA application to the cells in which the wound model was created (except for the control and wound groups). The cells were examined morphologically with an inverted microscope. ELISA and Real-Time PCR analyses were performed to determine changes in oxidative stress parameters and FN1 and COL1?1 gene expressions. Results: The highest percentage closure rate of fibroblast cells in the in vitro wound pattern analysis and the highest percentage of cell viability by MTT analysis were determined in the VA-32 treated group. Morphological images showed that the evaluated gene expressions increased in fibroblast cells in a VA dose-dependent manner. Conclusion: Our findings demonstrated for the first time that VA promotes cell migration and proliferation by regulating oxidative stress and FN1A and COL1?1 genes. The results of this work are thought to pioneer the use of VA in in vivo wound healing studies
The effect of the human development index on the stock exchanges of countries: a review on G-20 countries
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Muhasebe ve Finansman Ana Bilim DalıBu çalışmada, G-20 ülkelerinin insani gelişme endeksinin seçilmiş borsa endeksleri üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla 1994 ve 2022 yılları arasındaki G-20 ülkelerinin insani gelişme endeksi ve bu ülkelerin en yüksek işlem hacmine sahip olan borsa endeksleri seçilmiştir. Investing.com, Tradingview.com, UNDP ve Finance.yahoo.com adreslerinden alınan yıllık veriler ile oluşturulan veri setine en uygun yöntem olan panel veri analizi uygulanmıştır. Uygulanan analiz neticesinde insani gelişme endeksleri ile borsa endekslerinin arasında anlamlı bir ilişki olup insani gelişme endekslerindeki değişimlerin borsa endekslerine neden olduğu sonucuna varılmıştır. İnsani gelişme endeksleri geliştikçe bireylerin borsa endekslerine yatırım yaptığı ve borsa endekslerinin geliştiği görülmektedir.In this study aims to examine the impact of the human development index of the G-20 countries on selected stock market indices. For this purpose, the human development index of the G-20 countries between 1994 and 2022 and the stock market indices with the highest trading volume of these countries were selected. Panel data analysis, which is the most appropriate method, was applied to the data set created with annual data obtained from Investing.com, Tradingview.com, UNDP and Finance.yahoo.com. As a result of the applied analysis, it was concluded that there was a significant relationship between human development indices and stock market indices and that changes in human development indices caused stock market indices. It is observed that as human development indices improve, individuals invest in stock market indices and stock market indices improve
Ethical Behaviour in Search and Rescue: A Scale Development Research
Objective: The aim of this study was to develop a measurement tool with proven validity and reliability to measure ethical behavior in search and rescue. Materials and Methods: The exploratory sequential mixed method was preferred in the study. The first stage started with a qualitative study to create the item pool. Interviews with 16 search and rescue personnel were conducted through semi-structured forms. 38 Items were created. The content validity of the item pool was evaluated through expert opinion. The Lawshe technique was used to evaluate expert responses. Afterwards, the item pool, which was subjected to language and spelling checks, was piloted with 10 participants. After necessary adjustments were made, the draft scale was administered to 330 personnel. Results: As a result of the analysis, the scale showed a unidimensional structure consisting of 10 items. The obtained scale was confirmed by confirmatory factor analysis. The reliability of the scale of ethical behavior in search and rescue was evaluated by Cronbach's Alpha and it was determined that the scale had high reliability and internal consistency with 0.95. Conclusion: The developed “Ethical Behavior in Search and Rescue Scale” can be applied to all individuals operating in the field of search and rescue
How much do we know about testicular cancer and testicular self-examination? The case of police officers in Türkiye
Aim: To assess police officers’ health beliefs about testicular cancer and their level of knowledge about testicular self-examination (TSE). Materials and Methods: The data for the study were collected from 120 volunteer police officers using a questionnaire asking for their introductory information and the Champion’s Health Belief Model Scale on Testicular Cancer and Screening. Results: 84.2% of the participants were married, 14.2% had a family history of cancer, 36.7% had never heard of testicular cancer, 81.7% had never heard of TSE and 87.5% had never performed TSE. The rate of those who do not know how to perform TSE is 80.8%. While 40.8% of police officers said that a palpable mass in the testicle was a sign of testicular cancer, 51.7% said that pain in the testicle, 29.1% swelling in the testicle, 47.5% pain or tenderness in the groin, 23.3% redness in the testicle and 20% weight loss would be signs of testicular cancer. Smokers had higher perceptions of the seriousness, benefits and barriers of TSE (p=0.048, p=0.002, p=0.031, respectively). Those with a family history of cancer and those with testicular problems had higher perceptions of sensitivity (p=0.010, p=0.003, respectively). Conclusion: It was found that there was a lack of knowledge about testicular cancer and TSE among police officers. It is recommended that health training is planned to provide information and to put the acquired knowledge into practice, and that qualitative public health studies are carried out on larger samples to identify the factors that prevent the implementation of TSE
Fındık İşletmelerinin Ekonomik Sürdürülebilirliğine Etki Eden Faktörlerin Belirlenmesi
Bu çalışma, fındık tarım işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliğini ve sürdürülebilirliği etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ana materyalini 2021 yılında, 380 fındık üreticisi ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Fındık tarım işletmelerinin sosyo- ekonomik özelliklerinin karşılaştırılmasında tek yönlü Varyans analizi ve Kruskal Wallis testi analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ekonomik sürdürülebilirliği etkileyen faktörlerin belirlenmesinde çoklu doğrusal regresyon modelinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda fındık tarım işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirlik endeksi ortalaması 0,48 olarak hesaplanmıştır. Trabzon (0,37), Giresun (0,43) ve Ordu (0,46) illerindeki işletmeler ortalamanın altında ekonomik sürdürülebilirliğe; Samsun (0,58), Sakarya (0,61) ve Düzce (0,64) illerindeki fındık işletmeleri ise ortalamanın üstünde ekonomik sürdürülebilirliğe sahiptirler. İşletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğini çiftçinin yaşı negatif; eğitim süresi, hanehalkı büyüklüğü, köyde ikamet etme, tarımsal örgütlere üyelik, fındık verimi ve satış fiyatı pozitif etkilemektedir. Çiftçilerin bilgi düzeylerinin artırılmasına yönelik eğitim çalışmaları yapılması, kırsal göçü önleyici politikaların uygulanması ve verim artışına yönelik yayım çalışmalarının gerçekleştirilmesi ekonomik sürdürülebilirliğe katkı sağlayacaktır
ENVIRONMENTAL CHIMNEY DESIGN TO REDUCE EMISSIONS; CASE STUDY ON BULANIK DISTRICT
Binalar tükettikleri enerji oranı düşünüldüğünde yüksek oranda çevresel kirliliğe sebep olan yapılardır. Özellikle küçük veya büyük sanayi işletmeleri olarak tasarlanan binalardan doğaya salınan emisyonlar düşünüldüğünde atmosferi ciddi ölçüde kirletici etkiye sahiplerdir. Binalarda ısıtma amaçlı kullanılan kazanlar, yakıtta bulunan kimyasal enerjiyi yanma etkisiyle ısı enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Isı enerjisinin taşıyıcı akışkana iletilmesi amacıyla belli basınçlarda çalışabilen kapalı sistemler olarak çalışırlar. Kazan sistemleri ile emisyonların atmosfere taşınmasını sağlayan baca sistemi arasındaki performans parametreleri dikkate alınarak yapılan optimum baca tasarımı yanmanın sonucu ortaya çıkan emisyon miktarını direk etkilemektedir. Bu çalışmada, 175 000 kcal/h kapasitesinde doğal gaz ile çalışan bir ısıtma kazanına sahip küçük bir şekerleme atölyesi Muş iline bağlı Bulanık ilçesinde bölgenin iklim şartlarına göre tasarlamıştır. Atölye bünyesindeki kazan sistemine ait bacanın paslanmaz çelik olması durumunda formları oval ve dairesel olarak belirlenmiştir. Tasarlanan baca sisteminde dirsek sayısının değişmesi (1 dirsekli, 2 dirsekli, 3 dirsekli) durumunda çevre kirliliğine olan etkileri baca performans parametreleri (baca ağzı kesiti, baca akım hızı, baca atık gaz yoğunluğu, baca akım sesi, -15ºC rüzgar hızı karşılaştırması, +15ºC rüzgar hızı karşılaştırması, bacadaki durgun basınç, atık gaz hızı, azami negatif basınç, atık gaz sıcaklığı, bina içi ve bina dışı bacanın iç cidar sıcaklıkları, baca malzemesi sıcaklığı, baca havasının doğru akım sıcaklığı, baca yanak (R12) sıcaklığı karşılaştırması) ile birlikte araştırılmıştır. Çevre kirliliğine etki eden baca gazı değerlerinin belirlenmesi amacıyla KesaAladin simülasyon programı kullanılmıştır. Muş iline bağlı Bulanık ilçesi için araştırılan tasarım parametreleri hep birlikte değerlendirilerek minimum çevre kirliliği açısından ilçeye en uygun tasarım belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarının ilçedeki çevre yönetimi ile ilgili karar vericilere ve baca tasarımcılarına, rehberlik etmesi amaçlanmıştır.Considering the energy consumption of buildings, they are structures that cause high levels of environmental pollution. Especially considering the emissions released into nature from buildings designed as small or large industrial enterprises, they have a serious polluting effect on the atmosphere. Boilers used for heating purposes in buildings are systems that convert the chemical energy in the fuel into heat energy through combustion. They operate as closed systems that can operate at certain pressures in order to transmit heat energy to the carrier fluid. The optimum chimney design, which is made by considering the performance parameters between the boiler systems and the chimney system that allows the emissions to be carried to the atmosphere, directly affects the amount of emissions resulting from combustion. In this study, a small confectionery workshop with a natural gas-powered heating boiler of 175,000 kcal/h capacity was designed in Bulanık district of Muş province according to the climatic conditions of the region. In case the chimney of the boiler system in the workshop is made of stainless steel, its forms were determined as oval and circular. In case of changing the number of elbows in the designed chimney system (1 elbow, 2 elbows, 3 elbows), the effects on environmental pollution were investigated together with the chimney performance parameters (chimney mouth section, chimney flow velocity, chimney exhaust gas density, chimney flow sound, -15ºC wind speed comparison, +15ºC wind speed comparison, stagnant pressure in the chimney, exhaust gas velocity, maximum negative pressure, exhaust gas temperature, internal wall temperatures of the chimney inside and outside the building, chimney material temperature, direct current temperature of chimney air, chimney sidewall (R12) temperature comparison). KesaAladin simulation program was used to determine the flue gas values ??affecting environmental pollution. The design parameters investigated for the Bulanık district of Muş province were evaluated together and the most suitable design for the district in terms of minimum environmental pollution was determined. The study results are intended to guide decision makers and chimney designers regarding environmental management in the district
Mezâkî’yi Mahlas Beyitlerindeki Poetikasından Okumak
Belli bir gelenek dâhilinde gelişen divan şiirinde sanatlı söyleyiş esastır. Şairler, hudutları gelenek dahilinde belirlenen divan şiirinde standart kalıpları yıkarak farklı bir sanat biçimi icra etme gayesi gütmemişlerdir. Gelenek, şairlere kalıplaşmış bir muhteva ve biçim sunmuştur ki şairler için bu kalıpların dışında düşünme ve yazmanın yolu yoktur. Mezâkî de divan şiiri geleneği kapsamında eserlere sahip önemli bir şairdir. Divan şiiri evreni içerisinde sade bir tarzı benimseyerek kolay bir söyleyiş oluşturmuştur. Klişe ve süslü söylemlere mesafeli duran Mezâkî; mahallî unsurları, dış dünyayı, aşkı, yaşam sevincini şiirlerine ekseriyetle yansıtmıştır. Bu minvalde Mezâkî, mahlas beyitlerinde muhataplarına sanat anlayışı hakkında mühim bilgiler vermektedir. Şair, Dîvân’ında bilhassa kendine seslendiği beyitlerde kendi poetikasına yer vermiş ve genel olarak sanatıyla övünmüştür. Bu çalışma ile Mezâkî Dîvânı’ndaki mahlas beyitlerinden hareketle şairin kendi şiiri hakkındaki poetik düşüncelerine ve şiirinin özelliklerine ulaşmaya çalışıldı. Çalışmada öncelikle divan şiirinde poetika ve Mezâkî hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Ardından şairin şiirini teşbih ettiği unsurlar ve şiirinin nitelikleri, mahlas beyitlerinden hareketle sunulmuştur
Volumetric examination of brain lobes, cerebellum and ventricle structures in individuals diagnosed with epilepsy
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Anatomi Ana Bilim DalıBu tez kapsamında epilepsi tanısı alan 45 hastanın beyin lobları, substantia alba, substantia grisea, cerebellum ve ventriculus cerebri hacimlerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamız retrospektif olarak gerçekleştirildi. Araştırmamız Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı'na başvuran, 20-82 yaş aralığında bulunan, epilepsi tanısı almış 45 hasta ile 45 sağlıklı kişi olmak üzere toplam 90 kişinin MR görüntüsünü kapsamaktadır. Hastaların t1 sekanslı MR görüntüleri VolBrain çevrimiçi web sitesine yüklendi ve yükleme tamamlandı. VolBrain programı hacimsel ölçümleri otomatik olarak gerçekleştirdi. Çalışmamızın epilepsi grubunda, sol lobus occipitalis, ventriculus quartus ve substantia alba hacimlerinde meydana gelen değişimlerin anlamsız bulunduğu (sırasıyla; p=0,121, p=121, p=0,981) substantia grisea, lobus frontalis, lobus temporalis lobus parietalis, sağ lobus occipitalis, lobus limbicus ve sol lobus insularis hacimlerinde meydana gelen değişimlerin kontrol grubuna göre anlamlı olarak azaldığı (p?0.01), sağ lobus insularis hacminde meydana gelen değişimin ise anlamlı olarak arttığı görüldü (p=009). Çalışmamızdan elde edilen veriler sonraki çalışmalar için destekleyici olacaktır. Ayrıca epilepsi'li hastalarda meydana gelen atrofilerin, hastalığın klinik sürecine de ışık tutacağını düşünmekteyiz.Within the scope of this thesis, it was aimed to evaluate the brain lobes, substantia alba, substantia grisea, cerebellum and ventricles volumes of 45 patients diagnosed with epilepsy. Our study was conducted retrospectively. Our research covers the MRI images of a total of 90 people, 45 patients diagnosed with epilepsy and 45 healthy people, aged between 20-82, who applied to Malatya Training and Research Hospital, Department of Neurology. T1 sequence MRI images of the patients were uploaded to the VolBrain online website and the upload was completed. The VolBrain program performed the volumetric measurements automatically. In the epilepsy group of our study, the changes in the volumes of the left occipital lobe, fourth ventricule and white matter were found to be insignificant (p = 0.121, p = 121, p = 0.981, respectively). It was observed that the changes in the volumes of grey matter, frontal lobe, temporal lobe, parietal lobe, right occipital lobe and left insular lobe decreased significantly compared to the control group (p?0.01), while the change in the volume of the right insular lobe increased significantly (p=009). The data obtained from our study will be supportive for subsequent studies. We also think that the atrophy occurring in patients with epilepsy will shed light on the clinical process of the disease