MAU GCRIS Standard Database (Mardin Artuklu University)
Not a member yet
    7418 research outputs found

    Çevre Sorunlarına Karşı Felsefi Bir Yaklaşım: Derin Ekoloji Perspektifinden Bir İnceleme

    No full text
    Bu tez, insanın başlangıçta doğayla uyum içinde yaşadığını; ancak zamanla çevresini dönüştürmesiyle bu ilişki biçiminin bozulduğunu ileri sürmektedir. Bu dönüşümle birlikte insan merkezli yaklaşımın zamanla egemen hale gelmesi, çevresel krizlerin temelinde yatan en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu çalışma, çevre sorunlarının felsefi arka planını inceleyerek, insan merkezli anlayışın doğa ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmakta; buna karşılık olarak ekolojinin sunduğu etik ve felsefi çözüm önerilerini ela almakta ve değerlendirmektedir. Tezin birinci bölümde, çevre felsefesinin temel kavramları ve çevre sorunlarına yönelik etik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Rachel Carson'ın Sessiz Bahar adlı eseri üzerinden çevresel farkındalığın gelişimi incelenmiş, ardından Aldo Leopold'un Toprak Etiği yaklaşımıyla derin ekoloji çalışmalarına yönelik katkısı ortaya konmuştur. Arne Naess'in derin ekoloji kuramı, sekiz temel ilkesi ve 'ekosofi' kavramı çerçevesinde açıklanmış; sığ ve derin ekoloji ayrımı detaylı bir biçimde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu bölümde, Spinoza'nın doğa anlayışı ile derin ekoloji arasında kurulabilecek düşünsel paralellikler tartışılmıştır. Üçüncü bölümde insan merkezci yaklaşımın tarihsel gelişimi ele alınmış ve bu yaklaşımın çevre krizindeki rolü irdelenmiştir. Bu doğrultuda, çevre merkezli etik yaklaşıma geçişin gerekliliği vurgulanmıştır. Ayrıca, çevre sorunlarının temelinde 'kutsal'ın doğadan arındırılması düşüncesinin yer aldığı ifade edilmiş ve bu görüş Seyyid Hüseyin Nasr'ın özelinde incelenmiştir. Tezin son bölümünde ise derin ekolojiye yönelik teorik ve içeriksel eleştiriler analiz edilmiş; bu eleştirilerin dayandığı varsayımlar ile bakış açılarındaki farklılıklar ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuştur. Bu çerçevede, çalışmanın amacı, yalnızca doğaya yönelik bir duyarlılık geliştirmek değil; aynı zamanda insanın kendi varoluşsal konumunu, çevreyle olan ilişkisini ve evrendeki yerini yeniden düşünmesini sağlayacak felsefi bir zemin oluşturmaktır.This thesis argues that humanity initially lived in harmony with nature; however, this relationship deteriorated over time as human beings began to transform their environment. With this transformation, the anthropocentric approach gradually became dominant, constituting one of the fundamental causes of the current ecological crisis. The study examines the philosophical background of environmental problems, discusses the negative impacts of anthropocentric thinking on nature and the environment, and evaluates the ethical and philosophical solutions proposed by ecological thought. In the first chapter, key concepts of environmental philosophy and various approaches to environmental problems are discussed. The second chapter explores the emergence of ecological awareness through an analysis of Rachel Carson's Silent Spring and highlights the contributions of Aldo Leopold's Land Ethic to deep ecology. Arne Naess's theory of deep ecology is examined within the framework of his eight core principles and the concept of 'ecosophy,' and the distinction between shallow and deep ecology is addressed in detail. This chapter also discusses possible philosophical parallels between Spinoza's understanding of nature and the principles of deep ecology. The third chapter analyzes the historical development of the anthropocentric approach and its role in the environmental crisis, emphasizing the necessity of transitioning toward an ecocentric ethical framework. It is further asserted that at the root of environmental degradation lies the desacralization of nature, a perspective examined specifically through the thought of Seyyed Hossein Nasr. In the final chapter, theoretical and conceptual criticisms directed at deep ecology are analyzed, and the assumptions underlying these critiques are scrutinized. The thesis reveals that many of these criticisms stem from fundamental misunderstandings or differing interpretive frameworks. In this context, the aim of the study is not only to foster a sense of environmental sensitivity, but also to provide a philosophical foundation for rethinking humanity's existential position, its relationship with the environment, and its place within the universe

    Türkiye’de Üretim Yönetimi Eğitiminde Sürdürülebilir Üretimin İşlenme Düzeyinin Belirlenmesi

    No full text
    Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabildikleri yaşanabilir bir dünyanın devamı için sürdürülebilirliğin önemi her geçen gün artmaktadır. Dünya nüfusunun giderek arttığı, doğal kaynakların azaldığı ve atıkların doğal dengeyi bozduğu bir durumda sürdürülebilir üretim ve tüketimin önemi artmaya devam etmektedir. Bu konudaki bilincin oluşabilmesi temel eğitimden başlanarak yükseköğretim programlarında bu konunun ele alınmasıyla mümkündür. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki üniversitelerin işletme programlarındaki üretim yönetimi dersinde sürdürülebilir üretimin ne düzeyde ve hangi boyutlarda el alındığının belirlenmesidir. Bu amaçla, devlet ve vakıf üniversitelerinde üretim yönetimi dersini veren öğretim elemanlarından anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Literatürden derlenen anket, öğretim elemanlarına e-posta ile gönderilmiştir. Anketi yanıtlayan öğretim elemanları araştırmanın örneklemini oluşturmuş, anketlere verilen yanıtlar SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz soncunda elde edilen bulgulara göre, üretim yönetimi dersini veren öğretim elemanlarının yarıdan fazlasının (%60.5) ders kaynaklarında “sürdürülebilir üretim” ayrı bir konu/ünite olarak yer almamakta ve %59.3’ü tarafından ayrı bir konu/ünite olarak anlatılmamaktadır. Ayrıca işletme programlarının bulunduğu fakülte ve üniversitelerdeki sürdürülebilirlik uygulamalarının yeterli düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır

    Effect of Chemical and Organic Fertilizers on the Yield and Quality Attributes and Nutrient Composition in Lentil

    No full text
    The importance of lentil (Lens culinaris Medik.) as a crop with valuable nutritional content is expected to increase with the growing global population; therefore, this research was conducted in 2019-2020 and 2020-2021 to evaluate the effects of organic (vermicompost, chicken manure, and farm manure) and inorganic (S and diammonium phosphate [DAP]) fertilizers on the yield and nutrient content of the lentil ‘Çağıl’. The study used no fertilizer control, chemical fertilizer (140 kg ha-1 DAP 18-46), sulfate fertilizer (30 kg S ha-1), and organic fertilizers such as chicken manure (2 t ha-1), farm manure (20 t ha-1), and vermicompost (2 t ha-1). The experiment was designed as a randomized block with three replicates. According to results, S fertilizer was found to significantly improve plant height, 1000-grain weight, grain yield, protein ratio, S and Fe content. It was predicted that farmyard manure significantly improves the grain nutrient properties (P, Cu, K, Mg, Mn, and Zn) of lentil compared to other treatments. The S fertilizer increased plant height (55.1 cm), thousand-grain weight (33.6 g), grain yield (2065 kg ha⁻¹), and protein ratio (33.1%); additionally, farmyard manure application was found to enhance the nutrient content of lentil grains, including P (4056.7 mg kg⁻¹), Cu (16.15 mg kg⁻¹), K (8926.3 mg kg⁻¹), Mg (985.1 mg kg⁻¹), Mn (15.3 mg kg⁻¹), and Zn (35.0 mg kg⁻¹). It is recommended to use a combination of S fertilizer and organic fertilizers such as farmyard manure to enhance environmental sustainability, maintain soil fertility, and improve yield and nutrient content in lentil production. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved

    Cegerxwin'in Şiirlerinde Şiddet Çağrısı

    No full text
    Cegerxwîn'in Modern Kürt Edebiyatında özel ve özgün bir yeri vardır. Hem kalemi hem de tavrı Kürt edebiyat çevrelerine ilham kaynağı olmuştur. Bu çalışmada genel olarak Kürt şair Cegerxwîn'in şiddet diliyle yazdığı şiirlerinden bahsetmeye çalıştık. Bu araştırmaya konu olan şiddetin gündelik şiddet olmadığını belirtmek gerekir. Bu şiddet devrimci ve politik bir şiddettir ve onun döneminde birçok şair tarafından kullanılmıştır. Bu şiddet çağrısı bazen sömürgecilere, bazen toprak sahiplerine, bazen ağalara ve bazen de toplumdaki güçlü kişilere yönelik yapılmıştır. Şiirlerinden bahsetmeden önce şiddet, Marksizm, devrimci şiddet, şiddet ve edebiyat ilişkisi gibi konuların yanı sıra diğer edebiyatlardan kısaca örnekler verdik. Ayrıca genel olarak modernizimden, Modern Kürt Edebiyatından, Modern Kürt Edebiyatında şiddet konusunun nasıl işlendiğine değindik. Bu bölümde Cegerxwin'in hayatı ve eserleri kısaca ele alınacak, ardından şiddeti konu alan şiirleri üç alt başlıkta değerlendirilecektir. Cegerxwîn'in bütün eserleri incelendi ve bunların arasından şiddet ile ilgili on altı (16) şiir seçildi. Çalışmanın sonunda Cegerxwîn'in pek çok şiirinde şiddete çağrıda bulunduğu görülmektedir. Bu çalışma 106 sayfadan oluşmaktadır.Cegerxwîn has a special and independent place in modern Kurdish literature. Both his pen and his attitude have inspired Kurdish literary communities. In our study, we have tried to talk about the poems written in the language of violence by the Kurdish poet Cegerxwîn in general. It should be noted that the violence that is the subject of our research is not daily violence. This violence is revolutionary and political violence and was used by many poets in his time. This call for violence was sometimes directed at colonialists, sometimes at landowners and sometimes at powerful people in society. Before talking about his poems, we gave brief examples from other literatures as well as topics such as violence, Marxism, revolutionary violence, the relationship between violence and literature. We also mentioned on modernism in general, Modern Kurdish Literature and how the subject of violence is handled in Modern Kurdish Literature. In this section, Cegerxwin's life and works will be briefly discussed and then his poems on violence will be evaluated under three subheadings.We examined all of Cegerxwîn's works and selected sixteen (16) poems related to violence. At the end of the study, it is seen that Cegerxwîn calls for violence in many of his poems. This study consists of 106 pages

    Değişim ve Dönüşümüyle Hassa Baş Mimarlarının İmza Geleneği

    No full text
    Osmanlı sanatı ve mimarisi, dünya sanatı ve tarihi içerisinde özel ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Öncülü olan Türk devletlerinin sanatından beslenen Osmanlı mimarisi halifelik makamının gereği olarak İslâm dünyasına önderlik etmiş, farklı kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırmasının etkisiyle de güçlü bir kültür ve sanat ortamına erişmiştir. Türk-İslam sanatının ekonomik, sosyo-politik vb. alanlarda zirvede olduğu Osmanlı klasik dönemi sanatta da büyük atılımların gerçekleştiği, kendine has üslûp özelliklerinin şekillenmesi bakımından gerek İslam gerekse de dünya sanat tarihi için oldukça önemli bir süreçtir. İmar faaliyetleri ‘‘Hassa Mimarlar Teşkilatı’’ tarafından muazzam bir disiplin ve sanat anlayışı ile meydana getirilmiştir. Bu çalışmada baş mimarların inşa ettikleri eserlere imza koyma gelenekleri ile bu gelenekteki değişim ve dönüşüm ele alınacaktır. İncelenen imzalar hem erken hem de geç dönem Osmanlı mimarisi ile karşılaştırılarak değerlendirilecektir. Ayrıca sanatkârların, eserleri üzerindeki varlığı olan imzalar yapıdaki yeri, imzadaki unvanlar, yazının türü gibi esaslar itibariyle incelenecektir

    First Report of Neoscytalidium Dimidiatum Causing Dieback and Canker on Leyland Cypress in Türkiye

    No full text

    The Effect of Tartrazine on Angiogenesis and Oxidative Stress in the Chorioallantoic Membrane Model

    No full text
    Tartrazine is commonly preferred as a coloring agent in non-alcoholic beverages, fruit juices, jellies, cereals, and soups. This study aims to investigate the effects of tartrazine exposure on anti-angiogenesis and the oxidant-antioxidant balance. Three different tartrazine dose, a bevacizumab, and an empty pellet used to evaluate anti-angiogenic effects on the chorioallantoic membrane (CAM) model. Fluid samples were collected for measurements of total antioxidant capacity (TAC) and total oxidant status (TOS), from which the oxidative stress index (OSI) was calculated. The control group and 10-6 M tartrazine group had no anti-angiogenic impact, but the bevacizumab group had a strong anti-angiogenic effect. Furthermore, the 10-4 M and 10-5 M tartrazine groups had a weak anti-angiogenic effect. The levels of TOS increase with tartrazine consumption. TAC values were highest in the 10-6 M tartrazine group and lowest in the 10-5 M tartrazine group. Moreover, OSI values have increased in the 10-4 M tartrazine group, 10-5 M tartrazine group, and 10-6 M tartrazine group compared to control group. This study demonstrates that tartrazine exposure leads to dose-dependent increases in oxidative stress and, in parallel, exhibits dose-dependent anti-angiogenic effects. For this reason, it is recommended to be careful when consuming products containing tartrazine

    Temporal Focal Modulation Networks for Sleep Stage Scoring

    No full text
    Accurate sleep stage scoring is crucial for diagnosing and treating sleep disorders, yet traditional manual methods are time-consuming and susceptible to variability. While recent advancements in machine learning and deep learning have enhanced automated sleep stage detection, many approaches still rely on handcrafted features and encounter limitations when processing full-night data. In this paper, we introduce a novel many-to-many classification framework that leverages a temporal focal modulation network for efficient and accurate sleep stage scoring. Our model, SleepFocalNet, processes full-night single-channel EEG signals and predicts sleep stages for all epochs simultaneously. SleepFocalNet is composed of three key components: a convolution block for local feature extraction, a focal modulation block for long-range temporal modeling, and a classification block for final predictions. We evaluated SleepFocalNet on Sleep Heart Health Study (SHHS), SleepEDF-20, and SleepEDF-78 datasets, achieving state-of-the-art performance. On SHHS, SleepFocalNet attained an accuracy of 0.888 and an F1-score of 0.815. On SleepEDF-20, it obtained an accuracy of 0.885 and an F1-score of 0.836. On SleepEDF-78, it outperformed other models with an accuracy of 0.855 and an F1-score of 0.800. This study represents the first application of temporal focal modulation networks in sleep stage scoring. Additionally, we conducted an extensive analysis of various network configurations to assess the impact of different architectural choices on performance. The results validate the potential of our approach to enhance the reliability and scalability of automated sleep stage scoring, offering a robust alternative to existing methods.Mardin Artuklu University [1019002024]; National Center for High Performance Computing of Turkey (UHeM)Computing resources used in this work were provided by the National Center for High Performance Computing of Turkey (UHeM) under grant number 1019002024

    Lise Öğrencilerinin Siber Zorbalık ve Dijital Vatandaşlıklarının İncelenmesi

    No full text
    Çalışmanın amacı: Bu araştırma lise öğrencilerinin siber zorbalıkları ile dijital vatandaşlıkları arasındaki ilişkiyi tespit etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca siber zorbalık ile dijital vatandaşlık puanlarının çeşitli sosyodemografik değişkenlere ve teknoloji kullanım durumuna göre nasıl farklılaştığını ortaya koymaktır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmanın verileri, 2022 yılında XXX ilinde altı farklı okuldan 13-18 yaşındaki 204 lise öğrencisinden toplanmıştır. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı siber zorbalık için .94, dijital vatandaşlık için .79 olarak hesaplandı. Veriler, korelasyon analizi, t-testi ve tek yönlü ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin siber zorbalıkları ile dijital vatandaşlıkları arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin siber zorbalık puanları cinsiyete göre farklılaşmamaktır. Ancak kadın öğrencilerin dijital vatandaşlık puanlarının erkek öğrencilerden istatistiki olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Aile gelir düzeyi daha yüksek olan öğrencilerin siber zorbalık düzeyinin de daha yüksek olduğu, dijital vatandaşlığın ise gelir düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca telefon kullanan lise öğrencilerinin dijital vatandaşlık puanları kullanmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Facebook kullananların siber zorbalık puanları, kullanmayanlara göre anlamlı düzeyde daha düşük çıkmıştır. Twitter, Facebook ve Instagram kullanan öğrencilerin ise kullanmayanlara göre dijital vatandaşlık puanları anlamlı düzeyde düşük çıkmıştır. Son olarak WhatsApp kullananların dijital vatandaşlık puanları kullanmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Önemli Vurgular: Dijital vatandaşlık ile siber zorbalık arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki yoktur. Ayrıca siber zorbalık cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Ancak, kadın öğrencilerin dijital vatandaşlık puanları erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Aile geliri yüksek olan öğrencilerin siber zorbalık puanları, aile geliri düşük olanlardan daha yüksek çıkmıştır. Facebook kullanan öğrencilerin siber zorbalık puanları ise kullanmayanlardan daha yüksek çıkmıştır. Son olarak Facebook, Twitter ve Instagram kullananların dijital vatandaşlık puanlarının kullanmayanlardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir

    Effects of Ranolazine on Angiogenesis and Oxidant-Antioxidant Balance: an in Vivo Experimental Model Study

    No full text
    Ranolazine is known for its antiarrhythmic, antianginal, anti-ischemic properties, as well as its favorable effects on glycemic control. This study aimed to evaluate the effects of ranolazine on oxidative-antioxidative balance and angiogenesis using an in vivo experimental model. A total of 40 Ross 308 chick embryos were used and randomly divided into four groups (n = 10 per group). On the eighth day of incubation, vascular density was assessed. Following vascular evaluation, 4-5 mL of albumen was aspirated using a syringe to measure oxidative stress markers. The groups were as follows: Control, Bevacizumab (BC), Ranolazine 10(-4), and Ranolazine 10(-5). Total antioxidant capacity (TAC) levels were significantly higher in the bevacizumab group compared to the control group (p 0.05). This study provides the first in vivo evidence that Ranolazine enhances total antioxidant capacity but does not influence angiogenesis in the CAM model. Future research should explore the molecular mechanisms underlying this effect

    1

    full texts

    7,418

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    MAU GCRIS Standard Database (Mardin Artuklu University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇