MAU GCRIS Standard Database (Mardin Artuklu University)
Not a member yet
7418 research outputs found
Sort by
Eta Nehayî’nin Balindeyên Li Ber Bê Romanında Postmodernist Yansımalar
Eta Nehayî, roman ve öykülerinde derin toplumsal ve bireysel konuları işleyen, dokunaklı insani durumlara yer veren bir Kürtçe yazarıdır. Nehayî’nin eserleri sadece anlamsal açıdan değil, biçimsel açıdan da derin ve çok katmanlıdır. Bu bakımdan eserlerinde modernist ve postmodernist yöntem ve teknikler bir arada bulunmaktadır. Yazarın Balindeyên li ber Bê [Rüzgarda Savrulan Kuşlar] başlıklı romanı bu açıdan en gelişkin romanıdır. Bu çalışma, bu romandaki postmodernist yasımaları incelemektedir. İncelemenin teorik arka planını üstkurgu, yazarın ölümü, ontolojik başat ve çifte kodlama oluşturmaktadır. Romanda Mîhreban adlı yazarın hikayesini yazan bir temel anlatıcı bulunmaktadır. Mîhreban da bir ressam olan Ferhad’ın hikayesini yazmaktadır. Romanda üstkurgu bağlamında üstkurgusal jestler sonucunda farklı anlatı düzeylerindeki bu eyleyenler bir araya gelmektedir. Ayrıca kurgunun kendi yaratılış süreci tematize edilmekte, edebiyat teorisi ve eleştirisinin konuları işlenmektedir. Yazarın ölümü anlayışı bağlamında Mîhreban ve yazarı arasında bilme konusundaki hiyerarşi yıkılmakta ve bilgi bu eyleyenler arasında paylaşılmaktadır. Ayrıca Ferhad’ın hikayesini yazmak için Mîhreban ve yazarı arasında bir eşyazarlık kurulmaktadır ki bunlar otoriter yazar anlayışına getirilen eleştirilerdir. Ontolojik başat bağlamında ontolojik yönü öne çıkaran mise en abyme yapısı, optik yanıltma ve paralel dünya yaratma etkisi bulunmaktadır. Roman bu teknik karmaşıklığıyla uzman okura hitap etmesinin yanı sıra barındırdığı trajik öykülerle saf okurlara da hitap etmektedir ki bu da postmodernist romanların çifte kodlama özelliğini yansıtmaktadır
Examining the Angiogenic and Antioxidant Effects of Various Paracetamol Dosages Using a Chorioallantoic Membrane Model
Introduction: Paracetamol is one of the most popular and frequently used analgesic and antipyretic medications in the world. It was aimed at investigating the effects of paracetamol on angiogenesis and oxidative stress markers in the in vivo chorioallant oic membrane model (CAM). Materials and Methods: The 40 fertilized chick eggs were used in the experiment. The four groups were as; the control group (n = 10), 10-6 M bevacizumab group (n = 10), 10-4 M paracetamol group (n = 10) and 10-5 M paracetamol group (n = 10). Stereoscopic microscopy was used to assess angiogenesis on the window that was opened on the eggshell. Total oxidant capacity (TOS), total antioxidan t capacity (TAS), and oxidative stress index (OSI) were analyzed in albumen specimens. The scoring methodology described in earlier research publications was used to determine and compare the average score values. One-way analysis of variance and the post hoc Tukey test were performed to assess oxidative stress markers between the groups. Results: The bevacizumab group demonstrated a strong anti-angiogenic effect, but the control group and both paracetamol groups showed no anti-angiogenic effect. Paracetamol increased TAS values at a 10-4 M concentration. The bevacizumab group's TOS and OSI values were significantly higher compared to the control group. Conclusion: Paracetamol is used by a lot of people; healthy blood vessel growth and the balance between oxidants and antioxidants are important. The important result of this study is that paracetamol has strong antioxidant effects and no anti-angiogenic effects. © 2025, Van Medical Journal. All rights reserved
Yeşil Enerji ve Yeşil Beşeri Sermaye Avrupa Birliği Ülkelerinde Çevre Kalitesinin Gelişmesine Katkı Sunar mı
Ekonomik büyüme temel makroekonomik hedeflerin başında gelir ve dünya çapındaki ekonomistlerin odak noktalarından birini oluşturur. Diğer yandan ekonomik büyüme için gerekli kaynakların neredeyse tamamı çevre kirliliğine neden olmaktadır. Bu nedenle küresel ekonominin gelişmesiyle birlikte çevre sorunları ciddi boyutlara ulaşmış ve çeşitli uluslararası kuruluşları ve ülkeleri endişelendirmiştir. Her geçen gün artan çevre kirliliği ve neden olduğu olumsuzluklar ülkeleri bu soruna çözümler bulmaya mecbur bırakmaktadır. Dolayısıyla çevre kalitesine katkı yapacak faktörlerin belirlenmesi sürdürülebilir büyüme için kritik öneme sahiptir. Bu çalışma yeşil enerji ve yeşil beşeri sermayenin çevre kalitesi üzerindeki etkilerini Avrupa Birliği örneğinde incelemiştir. Analizlerde ikinci nesil panel veri testleri kullanılmıştır. Eşbütünleşme testi bulgularına göre değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkinin belirlenmesinin ardından, eşbütünleşme katsayılarını tahmin etmek için FMOLS ve DOLS tahmincilerine başvurulmuştur. İlgili tahmincilerin bulgularına göre AB ülkelerinde yeşil beşeri sermaye ve yeşil enerji çevresel kaliteyi iyileştirirken, doğal kaynaklar çevresel kirliliği artırmaktadır. Son olarak Dumitrescu-Hurlin nedensellik bulguları değişkenler arasında çeşitli nedensellik ilişkisini doğrulamıştır
Ekonomik Kriz Dönemi Stratejik Yönetim ve Firma Performansı İlişkisi: Uluslararası İşletmeler Üzerine İnceleme
Türkiye'de son yıllarda uygulanan para politikası uygulamaları döviz kurundaki ani yükselmelere ve enflasyonun sürekli artmasına yol açarak tüketicileri ve işletmeleri etkileyen ekonomik krizin yaşanmasına zemin hazırlamıştır. 'Kriz nedeniyle işletmeler çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmış ve üretim süreçleri kısmen ya da tamamen durma noktasına gelmiştir.' Bu çalışmanın amacı, Mardin ilinde faaliyette bulunan uluslararası işletmelerin ekonomik krizden nasıl etkilendiklerini, bu süreçte ne tür stratejiler uyguladıklarını ve bu uygulanan stratejilerin işletmelerin performanslarına ne tür katkıları olduğunu anlamaya çalışmaktır. Çalışma kapsamında, Mardin ilinde faaliyette bulunan farklı sektörlerden 13 uluslararası firma ile yarı yapılandırılmış mülakatlar vasıtasıyla veriler toplanmış ve analizler yapılmıştır. Analizler neticesinde elde edilen verilere göre yaşanan krizin firmalarda; üretimin azalmasına ve durmasına, maliyetlerde artış yaşanmasına, istihdamda azalmaya, yeni yatırım ve planlarda belirsizliğe, talebin azalmasına, finansal erişimde engellere ve finansal zorluklar çekilmesine ve hammadde alımında zorluk yaşanmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Krizden etkilenen firmaların, mevcut durumu korumaya yönelik stratejiler geliştirdikleri; bu kapsamda tasarruf, çeşitlendirme, yenilik/inovasyon ve finansal stratejilere yöneldikleri, ayrıca çalışan desteği, motivasyon ve kalite odaklı stratejiler benimsedikleri tespit edilmiştir. Firmalar tarafından uygulanan başarılı stratejilerin firmaların mevcut durumu koruyarak hayatta kalmalarına, verimlilik sağlayarak başarılı olmalarına ve rekabet avantajı sağlayarak büyümelerine katkı sağladığı tespit edilmiştir.The monetary policy practices implemented in Turkey in recent years have led to sudden increases in the exchange rate and a continuous increase in inflation, paving the way for the economic crisis affecting consumers and businesses. With the crisis, businesses have experienced various difficulties and their production has come to a partial or complete halt. This study aims to understand how international businesses operating in Mardin province were affected by the economic crisis, what kind of strategies they applied in this process and what kind of contributions these strategies made to their business performance. Within the scope of the study, data were collected and analyzed through semi-structured interviews with 13 international firms from different sectors operating in Mardin province. The data obtained from the analyses demonstrate that the crisis has caused a decline in production, an increase in costs, a decrease in employment, uncertainty regarding new investments and plans, a decrease in demand, obstacles in financial access and financial difficulties, and difficulties in purchasing raw materials. In order to manage this process, it has been determined that the firms affected by the crisis have developed strategies to maintain the current situation, savings, diversification, innovation and financial strategies, as well as employee support and motivation and quality-oriented strategies. It is acknowledged that the effective strategies employed by these firms contribute to their survival by preserving the status quo, their success by enhancing efficiency, and their growth by providing a competitive advantage
Bilinçaltı Reklam Algısının Müşteri Sadakati Üzerindeki Etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, kamu ve özel bankaların kullanıcıları arasında bilinçaltı reklam algılarının müşteri sadakati üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca, araştırma, bilinçaltı reklam algılarının ve müşteri sadakati düzeylerinin, katılımcıların demografik özelliklerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Veriler, yaygın olarak kullanılan nicel bir araştırma aracı olan anket yöntemiyle 520 gönüllü banka kullanıcısından toplanmıştır. Veriler, SPSS 24.00 yazılımı kullanılarak regresyon analizi, bağımsız örneklem t-testleri ve ANOVA gibi parametrik istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Regresyon analizinden elde edilen bulgular, bilinçaltı reklam algısının müşteri sadakati üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, demografik değişkenlerin analizi, katılımcıların banka uygulama tercihleri, eğitim durumları ve banka kategorisi seçimleri ile bilinçaltı reklam algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, katılımcıların yaşı, eğitim düzeyi ve banka kategorisi tercihleri ile bankaya olan sadakatleri arasında da anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, bilinçaltı reklamların müşteri sadakatine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu ve sadakat seviyelerinin demografik faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bulgular, bankacılık sektöründe müşteri sadakati stratejilerinin geliştirilmesine yönelik değerli bilgiler sunmaktadır
Is Fabry Disease More Prevalent Than We Think? Understanding the Critical Role of Family Screening Can Make All the Difference
Yararlı Bakteriler Fırsatçı Patojenlere Dönüşürse! Probiyotik Alımı Sonrası Gelişen Alkalihalobacillus clausii Sepsisi: Türkiye’den İlk Olgu Sunumu
Akut ishal, özellikle çocukluk çağında, potansiyel olarak zararlı sonuçları olan ciddi bir hastalıktır. Probiyotikler genellikle akut ishal tedavisinde kullanılmaktadır. Burada, Bacillus clausii (Alkalihalobacillus clausii) içeren ticari preparat kullanımı sonrası sepsis gelişen 17 yaşında serebral palsili bir kadın hasta olgusu sunulmuştur. Kan kültürlerinden izole edilen koloniler Vitek-2 otomatik sistemi ile Bacillus clausii (A. clausii) olarak tanımlanmış ve MALDI TOF-MS ile doğrulanmıştır. Probiyotik preparatından üretilen A. clausii suşunun antibiyotik duyarlılık paternine göre hastamızdan izole edilen suşla yüksek ihtimalle aynı suş olduğu kanaatine varılmıştır. Hastaya teikoplanin tedavisi uygulanmıştır. Literatür araştırmamıza göre, bilindiği kadarıyla olgumuz Türkiye’de bildirilen ilk A. clausii sepsisi olgusudur. Özellikle bağışıklık sistemi çeşitli sebeplerle zayıflamış hastalarda probiyotik preparatlar dikkatli kullanılmalıdır
Assessment of the Usage of Innovative Integrated Photogrammetry Method in Structural Behavior Analysis: The Case of Mardin Melik Mahmut Mosque
The integration of photogrammetric modeling with the finite element method has emerged as a valuable approach in the practical analysis and determination of structural behavior. Photogrammetry, a technique that utilizes the analysis and processing of photographs to create 3D models of real-world objects, offers a powerful tool for capturing accurate geometric data. On the other hand, the finite element method provides a numerical framework for the mathematical modeling and analysis of complex structural systems. This article presents a methodology that integrates these two modeling techniques by comparing their performance with integrated and classical models. Classical modeling is a technique performed in a finite element software and has been applied for many years. Accordingly, this study aims to reveal the limitations of photogrammetry, develop solutions to these limitations, and provide integrated model generation. The material definitions and load assignments were kept consistent across both modeling techniques for observing the differences in analysis. The study used SAP2000, and modal analysis was conducted to analyze the behavior and to compare the geometrical properties of the models independent of region and time. The obtained results reveal a high level of similarity, with the natural vibration periods of the models demonstrating 98%, the stress values exhibiting 90%, and deformation values 90% similarity, a result of the dynamic loads applied in the X-Y direction. Consequently, this study highlights the potential for further improvement in the integrated model generation process by identifying the advantages and disadvantages of each modeling technique
Characterization and Investigation of Antifungal Activity of Endophytic Bacteria Isolated From Lavender (Lavandula Angustifolia) Plant
Bu çalışmada, lavanta bitkisinin kök ve kök boğazından 70 endofitik bakteri izole edilmiştir. Bu izolatların morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal aktiviteleri incelenmiştir. Endofitik izolatların patojenlere karşı % inhibisyon oranları Neoscytalidium dimidiatum'a karşı %89 ile %3,7 arasında Fusarium culmorum'a karşı ise %88 ile %8 arasında ve Fusarium oxysporum'a karşı %71,8 ile %36,1 arasında farklılık göstermiştir. İzolatların fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri, antagonistik aktiviteleri, enzim aktiviteleri, siderofor üretimleri dikkate alınarak etkili 5 izolat seçilmiştir. İn-vitro koşullarda etkili bulunan 5 izolatın 16S rRNA gen tabanlı sekans analizi sonucuna göre LA 24, LA25, LA32, LA58 ve LA62 kodlu izolatların Bacillus spp. olduğu tespit edilmiştir. İn-vivo serada yapılan saksı denemesi çalışmaları sonucunda, kök daldırma ve toprağa inokule edilen Bacillus spp. (LA24+LA62) karışımları ile inokule edilmiş lavanta bitkilerinde diğer endofitik bakteri izolatlarına ve kontrole göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Bu uygulamanın lavanta bitkisinin bitki boyu, yaş ağırlık, kuru ağırlık, kök yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı ve kök uzunluğu ve hastalıklara karşı en etkili sonuçlar verdiğini göstermiştir. Bunu takip eden diğer etkili uygulama ise lavanta bitkilerine inokule edilmiş Bacillus sp. (LA25) bakteri uygulaması olmuştur. Çalışmadan elde edilecek sonuçlar ile endofitik bakterilerin sürdürülebilir organik lavanta yetiştiriciliğinde diğer endofitik bakteri izolatlarına ve kontrole göre etkili bulunan izolatın daha sonra ticari olarak kullanılmak üzere sunulacaktır. Anahtar kelimeler: Antagonistik aktivite, tıbbı ve aromatik bitkiler, Lavandula angustifoliaIn this study, 65 endophytic bacteria were isolated from lavender plants. The morphological, physiological, and biochemical properties and enzyme activities of endophytic bacteria were investigated. In the test of tolerance of isolates to different temperature degrees, isolate LA6 was positive at 4°C, and all other isolates were negative. From the 41°C isolates, isolates LA42 and LA46 were negative, and all other isolates were positive. From endophytic bacteria, isolates LA1, LA5, LA6, LA7, LA8, LA11, LA12, LA13, LA25, LA28, LA41, LA45, LA48, LA50, LA53, and LA61 gave positive results in their tolerances at 10% NaCl concentration. In the carbohydrate test, isolates gave positive results between 71% and 91%. All isolates gave positive results in the phosphatase activity and protease activity of endophytic bacteria. Among other enzyme activities, 86% of the isolates gave positive results in cellulase activity, ACC deaminase activity, and nitrate reduction. 75% of the isolates gave positive results in siderophore production, and effective results were obtained. The % inhibition rates of endophytic isolates against pathogens varied between 3.7% and 78% against Neoscytalidium dimidiatum, between 8% and 80% against Fusarium culmorum, and between 36.1% and 61.8% against Fusarium oxysporum. As a result of this study, promising results are seen in the potential use of endophytic bacteria isolated from lavender as biofertilizer