Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
Not a member yet
2347 research outputs found
Sort by
The effect of synchronous andasynchronous methods used in distanceeducation on high school students' attitude, achievement and motivation in mathematics lesson
Bu araştırmanın amacı, asenkron (eş zamanlı olmayan) ve senkron (eş zamanlı) yöntemle eğitim uygulanan lise öğrencilerinin matematik dersindeki tutum, başarı ve motivasyonları üzerine olan etkilerini belirlemektir. Araştırmada zayıf deneysel desen çeşitlerinden statik grup öntest-sontest araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmada rastlantısal olmayan önceden belirlenmiş asenkron ve senkron yöntemle eğitim uygulanan gruplardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Senkron ve asenkron eğitimin uygulandığı gruplardaki öğrencilere farklı uzaktan eğitim yöntemleri uygulanmış ve test sonuçları karşılaştırılmıştır. Araştırmadaki senkron yöntemle eğitim uygulanan ve asenkron yöntemle eğitim uygulanan gruplarda 15'er öğrenci ile çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formunda Matematik Motivasyon Ölçeği, Matematik Tutum Ölçeği ve Başarı Testi bulunmaktadır. Veri analizleri SPSS 21 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda senkron yöntemle eğitim uygulanan matematik dersinde öğrencilerin derse yönelik motivasyonlarının ve başarılarının yükseldiği belirlenmiştir. Bununla beraber asenkron yöntemle eğitim uygulanan matematik dersinde öğrencilerin derse yönelik tutum seviyelerinin yükseldiği gözlemlenmiştir.The aim of this study is to determine the effects of asynchronous and synchronousdistance education on high school students' attitudes, success and motivation in mathematics lessons. In the research, quasi-experimental research design was used. The data obtained from the non-random predetermined experimental and control groups were used in the study. Different teaching methods were used for the experimental and control groups and the test results were compared. In the research, 15 students were studied for each of the experimental and control groups. A questionnaire form was used to collect data. The questionnaire form includes Mathematics Motivation Scale, Mathematics Attitude Scale and Achievement Test. Data analysis was done in SPSS 21 package program. As a result of the research, it was determined that the motivation and success of the students increased in the mathematics courseheld with synchronous distance education methods. In addition, students' perceptions of attitudes to wards the lesson increase in mathematics lessons with asynchronous distance education methods
A new entropy function to analyze isentropic processes of ideal gases with variable specific heats
A new entropy function s + is defined in terms of the existing entropy function s ? and temperature as s + = s ? ? R lnT to facilitate the analysis of isentropic processes of ideal gases with variable specific heats. The function s+ also makes it possible to calculate the entropy changes of ideal gases during processes when volume information is available instead of pressure information and the variation of specific heats with temperature is to be accounted for. The introduction of the function s + eliminates the need to use the dimensionless isentropic functions relative pressure Pr and relative specific volume vr of ideal gases and to tabulate their values. The Pr and vr data are often confused with pressure and specific volume, with an adverse effect on the study of the second law of thermodynamics. The new s + function nicely complements the existing s ? function in entropy change calculations: the former is conveniently used when volume information is given while the latter is used when pressure information is available. Therefore, the introduction of the new entropy function s + is expected to make a significant contribution to the thermodynamics education and research by streamlining entropy analysis of ideal gases
14. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiri Kitabı
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi olarak, 20-22 Ekim 2022 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz “14. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu” nu bilimsel ve sosyal programların bütünlüğünde başarı ile tamamladık. Dünya dili Türkçenin, ana dili ve yabancı dil olarak eğitimi ve öğretimi, dil bilimi, iki dillilik, dil politikaları çalışmaları ile dünya dili Türkçeye ve Türkolojiye hizmet etmiş değerli bilim insanlarını konu alan çalışmalar, Türk dili ve Türk kültürünün zenginliğini ortaya koyan Türk sanatı ve Türk edebiyatı eksenli çalışmalar olmak üzere her yönüyle ele alındığı sempozyumda, yüz yüze oturumlar ve eş zamanlı olarak çevrim içi oturumlar da gerçeklemiştir. Sempozyum süresince gerçekleşen 51 oturumda, 278 bildiri sunulmuştur. Bilimsel programların yanı sıra sempozyumun kimliğine uygun, nitelikli sosyal programlar ile katılımcılarımız, üniversitemizde ve şehrimizde misafir edilmiştir. Sempozyum sosyal programı dâhilinde açılış günü Türk Halk Müziği sanatçısı Azerin tarafından Türk dünyası ezgileri konseri, katılımcılarımız ve misafirlerimizle buluşmuştur. İkinci gün, üniversitemiz Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı ve Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğretim elemanlarının birlikteliğiyle Türk Halk Müziği konseri düzenlenmiştir. Adını, şehrinden ve fatihinden alan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi için bir yayınevine sahip olmak son derece önem arz etmekteydi. Ne mutlu ki bu amacımıza ulaştık ve bilim dünyasına hizmet eden nitelikli eserler yayınladık. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Yayınları’nın (ALKUY) elinizdeki 005 numaralı elektronik kitabıyla da Türk diline ve Alanya’ya yakışır nitelikte güzide bir eser bırakmanın haklı gururunu ve mutluluğunu yaşamaktayız. 14. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiri Kitabı birçok farklı üniversite ve kurumdan 106 akademisyen ve araştırmacının 154 bildirisinden oluşmaktadır. Değerli çalışmalarını bizlerle paylaşan bilim insanlarına hassaten teşekkürümü sunuyorum. Sempozyumun gerçekleşmesinde desteklerini eksik etmeyen T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığına, Antalya Valiliğine, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansına, Türk Devletleri Teşkilatına, UNESCO Türkiye Millî Komisyonuna, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatına (TÜRKSOY), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna, Türk Dil Kurumuna, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına, Alanya Belediyesine, Alanya Turistik İşletmeciler Derneğine teşekkürlerimi sunuyor, kitabımızın bilim dünyasına yararlı olmasını temenni ediyorum. Prof. Dr. Ekrem KALAN Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektör
Farklı Karışım Özelliklerine Sahip Betonların Sülfat Dirençlerinin Belirlenmesi
Betonun durabilitesi, kalitesine bağlı olup, performansta ise bileşen malzemeler, karışım oranları, üretim yöntemi, betonun bakım ve kürü gibi süreçler ile çevre koşulları da etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, farklı dayanım sınıflarında hazırlanan beton örneklerin, kontrollü olarak karışım suyundaki azalma ve artmanın betonun sülfat direncindeki değişimi belirlemektir. Bu amaçla C20/25, C30/37 ve C40/50 dayanım sınıflarında hazırlanan beton karışım tasarımlarındaki karışım suyu oranları kontrollü olarak %10, %20, %40, %70 ve %100 oranında artırılıp %10 ve %20 oranında azaltılmıştır. Beton örneklerin sülfat direncini belirlemek amacıyla, beton örnekler ıslanma kuruma çevrimine maruz bırakılmıştır. 105oC' de 2 gün bekletildikten sonra Na2SO4 içeriği %5 olan solüsyon içerisinde 2 gün bekletilmiş ve çevrim tamamlanmıştır. Bu şekilde bir ıslanma-kuruma çevrimi yapılmıştır. Islanma kuruma çevrimi tamamlandıktan sonra beton örneklerdeki kütle kayıpları belirlenmiştir. Sonuç olarak, dayanım sınıfı ve karışım hesabında belirlenen karışım su miktarının azaltılması veya arttırılması betonun sülfat direncini önemli ölçüde etkilemektedir
Meslek Perspektifinden Muhasebe ve Denetim: Seçilen Ülkeler Üzerinde Bir Araştırma
Dünyada yaşanan muhasebe skandalları ile birlikte muhasebe ve denetim daha da fazla önem kazanmıştır. İşletmelerin muhasebe meslek mensuplarınca hazırlanan finansal verilerindeki hile ya da hatalar bilgi kullanıcılarının işletmeye yönelik sağlıklı kararlar almalarını engellemektedir. Söz konusu verileri içeren finansal raporların denetlenmesiyle bilgilerin doğruluk ve güvenilirliğinin artırılması sağlanmaya çalışılmaktadır. Böylece işletme ilgilileri işletmeye yönelik daha sağlıklı kararlar alabileceklerdir. Çalışmanın amacı muhasebe meslek mensubu ve denetçilik süreçlerinin ülkelere göre incelenerek benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulmasıdır. Çalışma sonucunda incelenen ülkelerde çoğunlukla meslek mensubu olabilmek için muhasebe ile bağlantılı bölümlerden lisans mezunu olarak belirli bir süre deneyim kazanma şartları ve denetçi olabilmek için de muhasebe eğitimi veren bölümlerden lisans mezunu olma ve mali müşavir olma şartlarının ortak olduğu görülmüştür. İç denetçi olma şartlarının bağımsız denetçilik şartlarına göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Bağımsız denetçilik için bazı ülkelerde yeminli mali müşavir olma şartının olduğu görülmüştür
Sezaryen Yöntemi ile Doğum Yapan Kadınların Sezaryen Sonrası Vajinal Doğuma Bakış Açılarının İncelenmesi
Amaç: Bu çalışma ilk doğumunu sezaryen yöntemiyle yapmış kadınların sezaryen sonrası vajinal doğum hakkında bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve sezaryen sonrası vajinal doğuma bakış açılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, kesitsel tipte olup, Alanyada bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde 15 Mart 2016- 31 Mayıs 2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden 260 gebe kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış veri toplama formu kullanılmıştır Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Verilerin dökümünde sayı, yüzde, ortalamalar ve ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %38.5’inin sezaryen sonrası vajinal doğum yapabileceğini bilmediği ve %61.5’inin bu konu hakkında bilgisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların %5.8’inin sezaryen sonrası vajinal doğum yapmanın anne ve bebek için herhangi bir riski olmadığı yönünde görüş bildirirken, %75.4’ünün ise risk vardır cevabını vermiştir. Kadınların % 90.8’inin mevcut gebeliklerinde sezaryen doğumu ve % 9.2’sinin ise vajinal doğumu tercih ettiği saptanmıştır. Sonuç: Sonuçlardan da açıkça görüldüğü gibi kadınların çoğu sezaryen sonrası doğuma konusuna çok sıcak bakmamaktadırlar
14. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitabı
20-22 Ekim 2022 Alanya / ANTALY
Fatura Düzenleme Süresi ile İlgili Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Verilen Yetkinin Anayasal Açıdan Değerlendirilmesi
Vergi hukukunun en önemli temel ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesi gereği vergilendirmenin asli unsurlarının kanun yoluyla düzenlenmesi şarttır. Bu unsurlardan biri de Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ve doktrinde genel kabul gördüğü üzere “süreler”dir. Vergi hukukunda belge düzeni ile ilgili de pek çok süre belirlenmiştir. Bunların başında gelen fatura düzenleme süresi ile ilgili yakın zamanda yapılan kanuni değişiklikle, yedi günlük standart sürenin çeşitli kriterler çerçevesinde kısaltılabilmesine yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı’na kanun koyucu tarafından yetki verilmiştir. Bu çalışmada fatura düzenleme süresi ile ilgili olarak bahsi geçen Bakanlığa verilen yetki anayasal ilkeler olan hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından literatürdeki görüşler ve yargı kararları çerçevesinde irdelenmektedir. Söz konusu yetki detaylıca incelendiğinde sonuçları itibariyle hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından tartışmaları durumlara mahal verebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında hukuki belirlilik ve eşitlik ilkesi açısından verilen yetkinin tartışmalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Banka Çağrı Merkezi Hizmet Kalitesinin Tüketici Temelli Banka Marka Değerine Etkisi: Ampirik Bir Araştırma
Amaç – Çağrı merkezleri, işletme ile tüketiciler arasındaki iletişimin çok önemli ve bazı durumlarda tek aracıdır. Banka çağrı merkezi hizmet kalitesi, tüketicilerin işletmeyle ilgili algılarını önemli derecede etkilemektedir. Bankacılık sektörü, çağrı merkezi hizmet kanallarını en etkin kullanan sektörlerden biridir. Bu çalışmanın amacı, banka çağrı merkezi hizmet kalitesinin tüketici temelli banka marka değerine etkisini incelemektir. Yöntem – Tanımlayıcı araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada Banka Çağrı Merkezi Hizmet Kalitesi Ölçeği ile Tüketici Temelli Banka Marka Değeri Ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde IBM SPSS ve AMOS, kaynak yönetiminde ise Zotero programlarından yararlanılmıştır. Bulgular – Yapısal eşitlik modeli analiz sonuçlarına göre banka çağrı merkezi hizmet kalitesi ve alt boyutlarının, tüketici temelli banka marka değeri üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu bulunmuştur. Tartışma – Çağrı merkezi hizmet kalitesinin tüketici temelli marka değeri üzerindeki pozitif yönlü etkisi, literatürdeki çalışmalarla örtüşmektedir. Ancak çağrı merkezi hizmet kalitesinin ölçümünde beşerî faktörler ile teknik faktörleri birlikte ve daha dengeli biçimde ölçmeye dönük çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır
Microleakage beneath orthodontic brackets in high field magnetic resonance imaging (MRI) AT 1.5 & 3 Tesla
Objectives: The aim of the present study was to evaluate the effects of 1.5T and 3T MRI on the adhesion between the orthodontic brackets and the teeth by evaluating the microleakage between the enamel, adhesive and brackets interfaces. Methods: 58 extracted human premolars which were received a standard bracket bonding procedure were randomly divided into three groups; control group (n = 20; no MRI), 1.5T MRI group (n = 19; 20min MRI exposure of 1.5T) and 3T MRI group (n = 19; 20min MRI exposure of 3T). The teeth were kept in distiled water for 2 weeks, and thereafter subjected to 500 thermal cycles. Then, specimens were sealed with nail varnish, stained with 0.5% basic fuchsin for 24h, sectioned and photographed under a stereomicroscope. Microleakage was scored with regard to the adhesive–enamel and bracket–adhesive interfaces at the occlusal and gingival levels. Statistical analysis was accomplished by Kruskal–Wallis and Bonferroni–Dunn tests. Results: All of the groups exhibited statistically similar microleakage scores in the adhesive– enamel interface along occlusal margins (p>0.05, p = 0.331). The mean microleakage scores along gingival margins in the 3T MRI group was significantly higher compared to the control group both in the adhesive–enamel and bracket–adhesive interfaces (p<0.05, p = 0.019 and p = 0.020 respectively). The microleakage scores along the gingival margins were also significantly higher than the occlusal margins in the 3T MRI group (p<0.05, p = 0.029). Conclusions: 3T MRI may weaken the adhesion between the enamel and the stainless steel orthodontic brack