Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
Not a member yet
    2347 research outputs found

    Analysis of Gökhan Akçiçek's poem books in the context of appropriateness to children

    No full text
    Çocuk edebiyatı, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayan edebî eserlerin bir araya geldiği önemli bir alan olarak kabul edilir. Bu tür eserler, çocukların dil becerilerini geliştirirken onların hayal gücünü zenginleştirme, estetik duygularını besleme ve dünya görüşlerini şekillendirme gibi işlevler üstlenir. Çocuk edebiyatı türleri arasında şiir, çocuğun duygu dünyasına hitap eden özel bir yere sahiptir. Yapısal özellikleri, dilin etkili kullanımı ve duygusal yoğunluğu ile şiir, çocukların dil bilincini artırmanın yanı sıra sosyal, duygusal ve düşünsel gelişimlerine katkıda bulunan önemli bir araçtır. Bu bağlamda, çocuğa görelik ilkesi, çocuk edebiyatında içerik ve tasarımın çocukların gelişim düzeylerine uygun olmasını ifade eder. Çocuk kitaplarının bu ilke doğrultusunda incelenmesi, içeriklerin eğitsel açıdan değerliliğini ve dış yapı özelliklerinin çocukların algısına uygun olup olmadığını belirleme açısından önem taşır. Böyle bir inceleme, çocuk edebiyatı eserlerinin çocuğun gelişim ihtiyaçlarına ne derece cevap verdiğini ortaya koyar. Bu tez çalışmasında, Gökhan Akçiçek'in çocuklara yönelik yazdığı Bulutlar Örtmese Güneşi (1995), Bülbül Deresi Şiirleri (1996), Çocuklara Ölüm Yakışmaz (2001), Denizlere Söylenen Şarkı (2007), Alfabesiz Kuşlar (2018), Kalbinden Öpülen Nilüfer (2022), Neşeli Çiçekler Mevsimi (2022) ve Kardeşim Sakız Ağacı (2023) adlı şiir kitapları, çocuğa görelik ilkesi bağlamında doküman incelemesi yöntemiyle ele alınmıştır. Bu inceleme, eserlerin iç ve dış yapı unsurlarını kapsamaktadır. Dış yapı unsurları, kitapların kapak tasarımı, ciltleme, kâğıt kalitesi, görsellik ve resim kullanımı, sayfa düzeni, harf karakteri ve yazı büyüklüğü gibi fiziksel özelliklerini içermektedir. İç yapı unsurları ise konu ve tema, dil kullanımı, anlatım tarzı ve iletilerin pedagojik özellikleri gibi edebî unsurlara odaklanmıştır. Şiirlerde işlenen temaların çocuk dünyasına hitap etmesi, kullanılan dilin sade ve anlaşılır olması, iletilerin pedagojik yönden katkı sunacak şekilde aktarılması detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, Gökhan Akçiçek'in şiir kitaplarının genel olarak çocuğa görelik ilkesine uygun bir şekilde yazıldığı tespit edilmiştir. Örneğin dış yapı unsurları açısından bazı eserlerde görselliğin yetersiz ve sayıcı az olduğu görülse de kitapların görsel bütünlük ve tasarım bakımından çocuklara hitap ettiği belirlenmiştir. Bununla birlikte iç yap unsurları açısından ölüm gibi çocuğa uygun olmayabilecek temalara rastlanmasına rağmen eserlerde ele alınan konuların çocukların duygusal ve bilişsel gelişimin destekleyici nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Children's Literature is regarded as a significant field that brings together literary works contributing to children's cognitive, emotional, and social development. Such works play roles such as enriching children's imagination, nurturing their aesthetic sense, and shaping their worldview, while also enhancing their language skills. Among the genres of children's literature, poetry holds a special place as it appeals to the emotional world of children. With its structural features, effective use of language, and emotional intensity, poetry is a vital tool that not only increases children's language awareness but also supports their social, emotional, and intellectual development. In this context, the principle of child-appropriateness refers to the suitability of the content and design of children's literature to the developmental levels of children. Examining children's books in line with this principle is important in determining the educational value of their content and whether their formal features are suitable for children's perception. Such an analysis reveals the extent to which children's literature meets the developmental needs of children. This thesis study examines Gökhan Akçiçek's poetry books written for children, including Bulutlar Örtmese Güneşi (1995), Bülbül Deresi Şiirleri (1996), Çocuklara Ölüm Yakışmaz (2001), Denizlere Söylenen Şarkı (2007), Alfabesiz Kuşlar (2018), Kalbinden Öpülen Nilüfer (2022), Neşeli Çiçekler Mevsimi (2022), and Kardeşim Sakız Ağacı (2023), using the document analysis method within the framework of the principle of child-appropriateness. This analysis covers the internal and external structural elements of the works. External structural elements include the physical features of the books, such as cover design, binding, paper quality, use of visuals and illustrations, page layout, font type, and text size. Internal structural elements focus on literary aspects such as topic and theme, language usage, narrative style, and the pedagogical characteristics of the messages conveyed. Themes addressed in the poems are carefully examined to ensure their appeal to the world of children, the simplicity and clarity of the language used, and the transmission of messages in a pedagogically beneficial manner. According to the research findings, Gökhan Akçiçek's poetry books were generally found to be written in accordance with the principle of child-appropriateness. For example, although some works were found to have insufficient and limited visuals in terms of external structural elements, the books were determined to appeal to children in terms of visual integrity and design. On the other hand, despite encountering themes such as death, which may not be entirely appropriate for children, it was concluded that the subjects addressed in the works support the emotional and cognitive development of children

    Fabrication of alginate/ zinc oxide/ turmaline composite films and investigation of their antibacterial and photocatalytic properties

    No full text
    Sağlık, kaliteli bir insan yaşamı için birincil önceliğe sahiptir. Yaralanmalarda ise yara iyileşme sürecinin konforlu geçmesi yaşam kalitesini etkilemektedir. Bu çalışmada, aljinat polimerine turmalin ve çinko oksit partikülleri takviye edilerek film yüzeyler üretilmiş ve üretilen yüzeylerin özellikleri incelenmiştir. Turmalin ve çinko oksitin etkisini tespit edebilmek için malzemeler hem tek başlarına aljinat içerine katkılandırılarak film üretilmiş hem de ikisinin bir arada ancak farklı oranda bulunduğu aljinat film yüzeyler üretilmiştir. Kontrol numunesi olarak kullanılmak üzere %100 aljinat film üretilmiştir. Film yüzeylerin daha hızlı katılaşması için koagülasyon çözeltisi kullanılmıştır. Üretilen kompozit filmlerin yara örtüsü uygulamalarından kullanımının öngörülmesi nedeniyle mukavemetleri, şişme davranışları, su buharı geçirgenliği, antibakteriyel özellikleri ve fotokatalitik etkileri incelenmiş olup morfolojik, elemental ve yapısal incelemeler için SEM-EDS, FTIR, XRD analizleri yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Tez kapsamında üretilen yüzeylerin yara örtüsü uygulamalarında kullanımı öngörülmüş olup ana amaç Aljinat/Çinko Oksit/Turmalin içeren kompozit yapının in vitro incelemelerini yapmak şeklinde sınırlaHealth is a top priority for a quality human life. In case of injuries, a comfortable wound healing process affects the quality of life. In this study, tourmaline and zinc oxide particles were added to alginate polymer to produce film surfaces and the properties of the produced surfaces were investigated. In order to determine the effect of tourmaline and zinc oxide, both materials were doped into alginate alone to produce films and alginate film surfaces with both of them together but in different ratios were produced. A 100% alginate film was produced to be used as a control sample. Coagulation solution was used for faster solidification of the film surfaces. Since the produced composite films are expected to be used in wound dressing applications, their strength, swelling behavior, water vapor permeability, antibacterial properties and photocatalytic effects were investigated and the results were evaluated by SEM-EDS, FTIR, XRD analysis for morphological, elemental and structural investigations. The surfaces produced within the scope of the thesis are envisaged to be used in wound dressing applications and the main purpose is limited to in vitro investigations of the composite structure containing Alginate / Zinc Oxide / Tourmaline. Clinical tests and applications are excluded from the scope of this study

    Analysis of tales in the context of educational messages: The case of Alanya fairy tales

    No full text
    İnsanlık; varoluşundan itibaren çevresiyle sürekli bir etkileşim içinde olmuş ve bu etkileşim sayesinde kültür, gelenek ve değerlerin taşıyıcısı olan dili kullanma yetisini geliştirmiştir. Geçmişten günümüze kadar uzanan süreçte, insanların yaşadıkları coğrafyalar, bu coğrafyalarda hüküm süren topluluklar ve meydana gelen olaylar, dilin evriminde önemli izler bırakmıştır. Dilin gelişim süreçlerini ve bu süreçlerin toplumsal yansımalarını bünyesinde barındıran edebî ve kültürel eserler, dil ve kültür öğretimi ile bu değerlerin sonraki nesillere aktarılmasında son derece önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda masallar sadece birer edebî eser olmanın ötesinde yaşadıkları döneme ışık tutan, toplumların tarihî ve kültürel birikimlerini geleceğe taşıyan önemli araçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, Alanya Masalları'nın eğitsel iletiler bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Alanya Masalları adlı kitap, yaklaşık 30 yıl süren derleme çalışmaları sonucunda Sedat Çolak tarafından yazıya geçirilmiştir. Kitapta yer alan 99 masal, dört farklı kategoride verilmiş olup kitabın editörlüğü Doç. Dr. Yavuz Uysal tarafından yapılmıştır. Eserde yer alan masallar, beş ana başlık ve 98 alt başlık altında incelenmiştir. Nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesinin tercih edildiği bu çalışmada, verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Masallar; kişisel gelişimi destekleyen 55, toplumsal gelişimi destekleyen 23, ulusal düşüncenin gelişimini destekleyen 9, çevre bilinci gelişimini destekleyen 8, evrensel düşüncenin gelişimini destekleyen 3 eğitsel ileti başlığı altında doğrudan ve dolaylı olarak incelenmiştir. İncelenen 48 masalda en çok kişisel gelişimi destekleyen iletilere yer verilirken toplumsal gelişimi destekleyen iletiler, çevre bilinci gelişimini destekleyen iletiler, evrensel ve ulusal bilinci destekleyen iletiler sıklık sırasına göre verilmiştir. İncelenen masallarda en çok inanç sahibi olmak iletisine yer verilirken yardımsever olmak ikinci sırada, adaletli olmak üçüncü sırada yer almıştır. Alanya yöresinin zengin kültürel mirasını tanıtmak ve bu mirasın eğitimdeki önemini vurgulamak adına yapılan çalışmada Alanya Masalları'nın eğitsel iletiler bağlamında zengin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Humanity has been in constant interaction with its surroundings since its existence, and through this interaction, it has developed the ability to use language, which serves as the carrier of culture, traditions, and values. Throughout history, the geographies inhabited by humans, the communities that thrived in these areas, and the events that occurred have left significant marks on the evolution of language. Literary and cultural works, which encompass the developmental processes of language and their societal reflections, play a crucial role in teaching language and culture and in transmitting these values to future generations. In this context, fairy tales emerge as important tools that not only serve as literary works but also shed light on the era in which they were created, carrying the historical and cultural heritage of societies into the future. This study aims to examine the Alanya Tales in the context of educational messages. The book Alanya Tales was transcribed by Sedat Çolak following approximately 30 years of compilation efforts. The book contains 99 tales, categorized into four distinct groups, and was edited by Associate Professor Yavuz Uysal. The tales in the book are analyzed under five main headings and 98 subheadings. In this study, which adopts the document analysis method as one of the qualitative research designs, content analysis was utilized to analyze the data. The tales were examined under five categories of educational messages: 55 messages supporting personal development, 23 messages supporting societal development, 9 messages promoting national consciousness, 8 messages encouraging environmental awareness, and 3 messages fostering universal thinking. Among the 48 analyzed tales, messages supporting personal development were the most frequently observed, followed by messages supporting societal development, environmental awareness, and universal and national consciousness, in descending order of frequency. The most commonly addressed educational message in the tales was "having faith," followed by "being charitable" in second place and "being just" in third place. This study, conducted to highlight the rich cultural heritage of the Alanya region and its significance in education, concludes that the Alanya Tales are rich in educational messages

    Alanya'da su yönetimi problemleri ve çözüm önerileri

    No full text
    Su kaynaklarının etkin yönetimi sürdürülebilir bir yaşam için büyük öneme sahiptir. Ancak iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle su kaynakları azalmaktadır. Bu konuda başta suyun en büyük kullanıcısı olan tarım sektörünün yanında içe-kullanma suyu ve sanayi sektörleri suyun daha tasarruflu kullanılması için gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Bu çalışmada Antalya’nın Alanya İlçesinde su yönetimi problemleri ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla SWOT analizi kullanılmıştır. Veriler, ilçede su yönetiminden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan karar vericiler ve yöneticilerle (Tarım İlçe Müdürlüğü, belediye, Devlet Su İşleri İlçe Müdürlüğü vb.) yüz yüze görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Alanya’nın mevcut problemleri arasından en önemlileri yağışların yetersiz ve düzensiz olması, kontrolsüz yeraltı sularının kullanımı, artan nüfus ve turizm (kişi başı su tüketiminin yüksek olması), kentleşme, bitki su tüketimi yüksek olan bitkilerin yetiştirilmesi, açık kanallarla sulama yapılması olarak belirlenmiştir. Alanya’nın mevcut problemlerine kamu kurum ve kuruluşlarının SWOT analizine göre olası çözüm önerileri ise modern sulama sistemlerinin kullanılması, bitki su tüketimi düşük tropik meyvelerin yetiştirilmesi, atık suların yeniden kullanımı, yeraltı su kaynaklarının kullanımının geliştirilmesi, su kullanımı konusunda bilinçlendirme ve eğitimlerin yapılması olarak belirlenmiştir.The efficient management of water resources is of great importance for sustainable living. However, water resources are diminishing due to climate change and drought. In this regard, necessary measures must be taken to use water more efficiently, particularly in the agriculture sector, which is the largest consumer of water, as well as in the domestic and industrial sectors. This study utilizes a SWOT analysis to identify the water management problems and propose solutions in the Alanya district of Antalya. Data were collected through face-to-face interviews with decision-makers and managers working in public institutions and organizations responsible for water management in the district (e.g., the District Directorate of Agriculture, municipality, the District Directorate of State Hydraulic Works). The analyses revealed that the most significant problems in Alanya include insufficient and irregular rainfall, uncontrolled use of groundwater, increasing population and tourism (resulting in high per capita water consumption), urbanization, cultivation of plants with high water consumption, and irrigation with open channels. According to the SWOT analysis of public institutions and organizations, possible solutions to Alanya's existing problems include the use of modern irrigation systems, cultivation of tropical fruits with low water consumption, reuse of wastewater, development of groundwater resource usage, and raising awareness and providing education on water use

    The effect of health anxiety on cyberchondria levels in diabetes patients

    No full text
    Bu çalışma, diyabet hastalarında sağlık kaygısının siberkondri düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Analitik kesitsel tipte yapılan araştırma Ağustos 2022 - Ocak 2023 tarihleri arasında Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniklerine başvuran ve servislerinde yatarak tedavi gören Diabetes Mellitus tanılı 250 birey ile gerçekleştirildi. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Sağlık Kaygısı Envanteri" ve "Siberkondri Ciddiyet Ölçeği" ile toplandı. Araştırmaya katılan diyabetli bireylerin Sağlık Kaygısı Envanteri puan ortalamaları 17.84±11.62 ve Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puan ortalamaları 79.2±27.42 olarak bulundu. Araştırmada katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, sağlıkla ilgili yayın takibi, çalışma durumu, internette geçirilen süre, sosyal ağ sitelerine üyelik, hastalıkları ile ilgili bilgi arama, hastalığı ile ilgili eğitim alma, komplikasyon yaşama, egzersiz yapma ve diyetine uyma davranışları ile siberkondri düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptandı (p<0.05). Kadın, sağlıkla ilgili yayın takip eden, sosyal ağ sitelerine üyeliği olan, hastalıkla ilgili internette arama yapan, Tip I diyabeti olan, komplikasyon yaşayan ve insülin kullanan diyabetli bireylerin daha fazla sağlık kaygısı yaşadığı bulundu (p<0.05). Sağlık kaygısı ve siberkondri düzeyleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı korelasyon saptandı (p<0.001, r=0.567). Diyabetli bireylerde, Sağlık Kaygısı Envanteri toplam puanı, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği toplam puanındaki değişimin %30'unu açıklamaktadır. Sağlık profesyonelleri ve özellikle diyabet eğitim hemşirelerinin, sağlık kaygısı yaşayan ve yaşamayan tüm diyabetli bireylere, teknolojiden nasıl faydalanmaları gerektiği, internette güvenilir bilgilere nasıl ulaşacakları, internet ve sosyal medyada verilen bilgiler ile teşhis, tedavi ve bakım yapılamayacağı, sağlık ile ilgili tüm konularda alanında uzman kişilerden destek almaları gerektiği hakkında eğitim vermeleri önerilmektedir.Bu çalışma, diyabet hastalarında sağlık kaygısının siberkondri düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Analitik kesitsel tipte yapılan araştırma Ağustos 2022 - Ocak 2023 tarihleri arasında Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniklerine başvuran ve servislerinde yatarak tedavi gören Diabetes Mellitus tanılı 250 birey ile gerçekleştirildi. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Sağlık Kaygısı Envanteri" ve "Siberkondri Ciddiyet Ölçeği" ile toplandı. Araştırmaya katılan diyabetli bireylerin Sağlık Kaygısı Envanteri puan ortalamaları 17.84±11.62 ve Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puan ortalamaları 79.2±27.42 olarak bulundu. Araştırmada katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, sağlıkla ilgili yayın takibi, çalışma durumu, internette geçirilen süre, sosyal ağ sitelerine üyelik, hastalıkları ile ilgili bilgi arama, hastalığı ile ilgili eğitim alma, komplikasyon yaşama, egzersiz yapma ve diyetine uyma davranışları ile siberkondri düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptandı (p<0.05). Kadın, sağlıkla ilgili yayın takip eden, sosyal ağ sitelerine üyeliği olan, hastalıkla ilgili internette arama yapan, Tip I diyabeti olan, komplikasyon yaşayan ve insülin kullanan diyabetli bireylerin daha fazla sağlık kaygısı yaşadığı bulundu (p<0.05). Sağlık kaygısı ve siberkondri düzeyleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı korelasyon saptandı (p<0.001, r=0.567). Diyabetli bireylerde, Sağlık Kaygısı Envanteri toplam puanı, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği toplam puanındaki değişimin %30'unu açıklamaktadır. Sağlık profesyonelleri ve özellikle diyabet eğitim hemşirelerinin, sağlık kaygısı yaşayan ve yaşamayan tüm diyabetli bireylere, teknolojiden nasıl faydalanmaları gerektiği, internette güvenilir bilgilere nasıl ulaşacakları, internet ve sosyal medyada verilen bilgiler ile teşhis, tedavi ve bakım yapılamayacağı, sağlık ile ilgili tüm konularda alanında uzman kişilerden destek almaları gerektiği hakkında eğitim vermeleri önerilmektedir

    An analysis of bilateral trade of belt and road initiative countries using the gravity model

    No full text
    2013 yılında resmi olarak başlatılan Kuşak-Yol Projesi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Orta Asya'da oluşan güç boşluğunu doldurarak tarihi İpek Yolu'nu modern bir vizyonla yeniden canlandırmayı hedeflemektedir. Bu girişim, Çin'in hızla büyüyen ekonomisini Asya, Avrupa ve Afrika'daki pazarlarla daha etkin bir şekilde bağlamayı amaçlamaktadır. Kara ve deniz yolları üzerinden gelişmiş altyapı bağlantıları ile bölgesel ticareti ve ekonomik kalkınmayı teşvik eden proje, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in liderliğinde şekillenmiştir. 2013'te Kazakistan ve Endonezya'da yapılan açıklamalarla 'İpek Yolu Ekonomi Kuşağı' ve '21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu'nu içeren iki ana bileşenden oluşan BRI, dünya genelinde ekonomik işbirliğinin yeni bir modelini sunmaktadır. Çin-Moğolistan-Rusya, Yeni Avrasya Kara Köprüsü, Çin-Orta Asya-Batı Asya, Çin-Hindiçini Yarımadası, Çin-Pakistan ve Bangladeş-Çin-Hindistan-Myanmar ekonomik koridorları ile Güney Çin Denizi, Güney Pasifik ve Hint Okyanusu üzerinden Akdeniz'e ulaşan deniz rotaları, küresel ticareti dönüştürme potansiyeline sahiptir. Bu kapsamlı ağ, proje kapsamındaki ülkeler arasında ticaret dinamiklerini ve altyapı bağlantılarını temelden değiştirerek üye ülkeler için yeni ticari fırsatlar yaratmış ve küresel iktisadi entegrasyonu daha da derinleştirmiştir. Bu noktadan hareketle, çalışmamız 2002-2020 zaman periyodunda proje kapsamındaki ülkeler arasındaki ikili ticaret akımlarının temel belirleyicilerini saptayarak, üye ülke politika yapıcıları ve karar mercileri için projenin amaçlarına ulaşmada yol gösterici olmayı hedeflemektedir. Uluslararası iktisat literatüründe sıkça kullanılan yapısal çekim modelinden yola çıkarak, öncelikle logaritmik doğrusal formda kurguladığımız genişletilmiş çekim modeli panel tahmincileri ile analiz edilmiş, ardından üstel formda kurguladığımız yapısal çekim modelinin sıfır ticaret akımlarının varlığında ve hata terimlerindeki heteroskedastisiteye karşı dirençli olan Poisson pseudo maksimum olabilirlik tahmincisi ile parametre tahminleri gerçekleştirilmiştir. Ek olarak, bulguların sağlamlığını test etmek amacıyla, çalışma zaman periyodunda ikili ticaret akımlarının ticaret politikalarındaki olası değişikliklere uyumunu sağlamak için iki, üç ve dört yıl aralıklı gözlemlerden de istifade edilmiştir. Genel olarak, analiz sonuçları açıklayıcı değişkenlerin ikili ticaret akımları üzerinde topluca istatistiksel olarak anlamlı etkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Uyum iyiliği ölçütleri, çalışma kapsamında kurgulanan genişletilmiş çekim modeli ve yapısal çekim modelinin bağımlı değişken varyansının önemli bir kısmını açıkladığını göstermektedir. Hem panel veri tahmincileri hem de aralıklı ve aralıksız gözlemlerle Poisson pseudo maksimum olabilirlik tahmincisi ile yapılan analizler, çok yönlü ticaret direnç terimlerinin ihracatçı-zaman ve ithalatçı-zaman sabit etkileri ile temsil edildiği ve ülke çifti sabit etkilerinin ticaret politikası değişkenlerindeki olası içsellikleri kontrol etme amacıyla model kapsamında yer aldığı spesifikasyonlarda model kurma hatası olmadığına işaret etmektedir. Farklı tahmincilerden elde edilen bulgular, ihracatçı ve ithalatçı ülke ekonomik büyüklüklerinin, ikili ticaret akımları üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Mesafe değişkeninin ikili ticaret akımları üzerindeki etkisi tutarlı bir şekilde negatif ve istatistiksel olarak anlamlıdır; ancak ölçülen elastikiyeti tahminci seçimine oldukça duyarlıdır. Reel efektif döviz kuru endeksi değişkeni ikili ticaret akımlarını tutarlı bir şekilde negatif etkilemektedir. Ancak, bağımlı değişken üzerindeki etkisi çoğu zaman istatistiksel olarak anlamsızdır. Ticaret partnerlerinin talep yapılarındaki benzerlik, Kuşak-Yol Projesi ülkeleri ikili ticaret akımlarını negatif ve istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde etkilemekte, tercihlerde benzerlik teorisini desteklemektedir. Gözlemlenebilir ticaret maliyetlerini temsil eden sınır komşuluğu ilişkisi ve ortak bir dilin varlığı, ikili ticaret akımlarını tutarlı bir şekilde pozitif etkilemektedir. Kolonyal bağların ikili ticaret akımlarının üzerindeki etkisi ise istatistiksel olarak anlamsız, pozitif ve diğer kukla değişkenlere kıyasen görece daha azdır. Dini yakınlık, ikili ticaret akımları üzerinde çoğunlukla istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif bir etkiye sahiptir. Nihayetinde, serbest ticaret anlaşmaları, tahminci seçiminden bağımsız bir şekilde bağımlı değişken üzerinde tutarlı, anlamlı ve güçlü bir pozitif etkiye sahiptir.The Belt and Road Initiative (BRI), officially launched in 2013, aims to fill the power vacuum created in Central Asia after the dissolution of the Soviet Union by revitalizing the historic Silk Road with a modern vision. This initiative seeks to more effectively connect China's rapidly growing economy with markets in Asia, Europe, and Africa. The project, shaped under the leadership of Chinese President Xi Jinping and enhanced by land and sea routes, promotes regional trade and economic development. In 2013, announcements made in Kazakhstan and Indonesia introduced the 'Silk Road Economic Belt' and '21st Century Maritime Silk Road' as the two main components of the BRI, presenting a new model of economic cooperation worldwide. The China-Mongolia-Russia, New Eurasia, China-Central Asia-West Asia, China-Indochina Peninsula, China-Pakistan, and Bangladesh-China-India-Myanmar economic corridors, along with maritime routes through the South China Sea, South Pacific, and Indian Ocean to the Mediterranean, have the potential to transform global trade. This extensive network has fundamentally altered the trade dynamics and infrastructure connections among BRI countries, creating new commercial opportunities for member constituents and deepening global economic integration. From this standpoint, our study aims to identify the primary determinants of bilateral trade flows among the countries involved in the project from 2002 to 2020, aiming to guide policymakers and decision-makers in achieving the project's objectives. Drawing on the structural gravity model, frequently utilized in the international economics literature, we first analyzed the expanded gravity model in logarithmic linear form using panel estimators and then conducted parameter estimations with the Poisson pseudo maximum likelihood estimator, which is robust against zero trade flows and heteroscedasticity in error terms. Furthermore, to test the robustness of the findings, we utilized observations spaced at two-, three-, and four-year intervals to accommodate potential changes in trade policies during the study period. Overall, the analysis results demonstrate that the explanatory variables have collectively significant effects on bilateral trade flows. The goodness of fit measures demonstrates that the expanded gravity model and the structural gravity model employed in the study explain a substantial portion of the variance in the dependent variable. Analyses conducted with both panel estimators and continuous and interval observations using the Poisson pseudo maximum likelihood estimator show that there are no model construction errors in the specifications that proxy multilateral trade resistance terms with exporter-time and importer-time fixed effects and also include country-pair fixed effects to control for potential endogeneity in trade policy variables. Findings from various estimators unravel that the economic sizes of the exporting and importing countries bear a positive and statistically significant impact on bilateral trade flows. The effect of the distance variable on bilateral trade flows is consistently negative and statistically significant, albeit the measured elasticity is sensitive to estimator choice. The real effective exchange rate index consistently negatively affects bilateral trade flows, although its impact on the dependent variable is often statistically insignificant. The similarity in demand structures of trade partners negatively and significantly affects bilateral trade flows between BRI countries, supporting the theory of preference similarity. Observable trade costs, represented by the contiguity relationship and the presence of a common language, consistently have a positive effect on bilateral trade flows. The impact of colonial ties on bilateral trade flows is statistically insignificant, positive, and relatively less significant compared to other dummy variables. Religious proximity has a generally statistically significant and positive impact on bilateral trade flows. Ultimately, the presence of free trade agreements has a consistent, significant, and strong positive effect on the dependent variable, irrespective of estimator choice

    The effect of digital safe usage on customer satisfaction in the retail industry

    No full text
    Günden güne globalleşen dünyamızda teknolojik gelişmelerin sağladığı faydalardan yaralanmak işletmeleri mutlaka ileriye götürecektir. Bu sebeple de perakende sektörü sürekli değişen ve gelişen teknolojik gelişmelerden hep faydalanmayı amaç edinmiştir. Bu amaç doğrultusunda perakende sektöründe faaliyet gösteren işletmeler teknolojik gelişmeler üzerine yatırımlar yapmış ve bu yatırımlarla iç müşteri memnuniyetini en yüksek seviyeye taşımayı amaç edinmiştir. Müşteriler artan rekabet ortamında her zaman kendi ihtiyaçlarını hızlı bulabildikleri ve zaman mekan açısından avantaj sağladığını düşündükleri işletmelerden alışverişlerini yapmaktadırlar. İşte bu sebeple zamanı etkin ve en verimli şekilde kullanmak isteyen iç müşteriler alışveriş yaptıkları noktaların ödeme noktalarında zaman kaybetmeyi hiç istememektedirler. Bu durumun farkında olan perakende işletmeleri de iç müşterilerine zaman kazandırmak için self servis ve dijital kasa teknolojilerine yatırım yaparak iç müşterilerin tercih noktası olmayı hedeflemişlerdir. Sürekli artan rekabet ortamında bu teknolojik yatırımları, işletmesinde arttırmayı hedefleyen perakende firmaları her zaman bir adım öne geçmektedir. Özellikle zaman bakımından iç müşterilere avantaj sağlayan dijital kasalar dış müşterilerin alışverişlerini hızlıca bitirmelerini ve ödemelerini kolayca yaparak zamanlarını verimli kullanmalarını sağlamaktadır. Dijital kasa kullanımının sağladığı avantajları gören işletmeler son zamanlarda yatırımlarını bu yönde yapma noktasında eğilimde bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı perakende sektöründe dijital kasa kullanımının iç müşteriler tarafından algılanan müşteri memnuniyetini ölçümlemek ve sağladığı faydaları değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. İç müşterilerin dijital kasa kullanımına bakış açısı, güvenilirliğini ve memnuniyetini etkileyen faktörleri araştırmak için bir anket tasarlanmış ve online anket yöntemi kullanılarak 200 katılımcıya uygulanmıştır. Bölümde dijital kasa kullanımına bakış açısı ve çalışanlar açısından işletmenin durumunu belirlemek için kullanılan 5'li likert ölçeği yer almaktadır. Sonuç olarak, perakende sektöründe dijital kasa kullanımının ilk olarak iç müşterilerde kullanılmasının ölçümlenmesi ve algılanan memnuniyet seviyesinin ne derece olduğunun belirlenmesi amaç edinilmiştir. Perakende sektöründe artan rekabet ortamı dijital kasa gibi teknolojik yatırımların ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Özellikle zaman açısından büyük avantaj sağlayan bu teknolojik ürünün iç müşteri tarafından işletme unsurlarının da yer aldığı sorularla birlikte uygulanması dış müşterilere etkisi hakkında fikir edinmemizi sağlayacaktır.In today's increasingly globalized world, leveraging technological advancements is essential for businesses seeking to advance. The retail sector, in particular, strives to continually adopt and integrate these technological innovations. Companies within this sector have made significant investments in technology to enhance internal customer satisfaction to the highest level. In a highly competitive market, customers tend to patronize businesses where they can quickly find what they need and benefit from time and spatial efficiency. Consequently, internal customers are keen to avoid wasting time at checkout points during their shopping experiences. Recognizing this, retail businesses have focused on becoming the preferred choice for internal customers by investing in self-service and digital checkout technologies. Companies that prioritize such technological investments in an increasingly competitive environment are often able to maintain a competitive edge. Digital checkouts, which offer substantial time savings to internal customers, enable external customers to complete their shopping swiftly and make payments easily, thereby optimizing their time usage. Observing the advantages of digital checkouts, many businesses have recently shifted their investments towards these technologies. This study aims to evaluate the impact of digital checkout usage on customer satisfaction as perceived by internal customers in the retail sector and to examine whether these benefits vary across different variables. To explore internal customers' perspectives on digital checkout usage, including factors affecting its reliability and satisfaction, a survey was designed and administered to 200 participants through an online platform. The study employed a 5-point Likert scale to gauge perspectives on digital checkout usage and to assess the business's status from the employees' viewpoint. Ultimately, this research seeks to measure the initial implementation of digital checkouts by internal customers in the retail sector and to determine the level of perceived satisfaction. The findings underscore the significance of technological investments, such as digital checkouts, in an increasingly competitive retail environment. Implementing these technologies, which provide considerable time advantages, alongside questions addressing various business elements from the internal customer's perspective, will offer valuable insights into their impact on external customers

    Gender perception of health tourism employees: The case of Antalya province

    Full text link
    Bu çalışma Antalya'daki Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sağlık tesislerinde (hastaneler, tıp merkezleri, muayenehaneler ve diğer sağlık tesisleri) çalışan kişilerin toplumsal cinsiyet algısını ölçmeyi hedeflemektedir. Çalışma; sağlık turizmi, toplumsal cinsiyet, yöntem, bulgular, tartışma, sonuç ve öneriler olmak üzere bölümlerden oluşmaktadır. Çalışma nicel bir araştırmadır ve verilerinin toplanma aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Kullanılan anket "Sosyo-Demografik Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın katılımcılarını Antalya'daki sağlık turizmi tesislerinde çalışan kadın ve erkek olmak üzere toplam 417 kişi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, IBM SPSS Statistics 22, Jamovi 2.3 paket programları ve Microsoft Excel programı yardımıyla yapılmış ve sonuçlar tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda cinsiyet, görev, toplumsal cinsiyet kavramını duyma, toplumsal cinsiyet kavramının anlamını bilme, işyerinde cinsiyete dayalı ayrımcılık yapıldığını düşünme değişkenleri ve toplumsal cinsiyet algısı puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Medeni durum, eğitim, meslek, çocuk sahibi olma, gelir, gelir memnuniyeti, kıdem, işyeri seçim tercihleri, işyerinde maaşta cinsiyete dayalı ayrımcılık yapıldığını düşünme değişkenleri ve toplumsal cinsiyet algısı puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın tartışma, sonuç ve öneriler bölümünde ise yapılan araştırmanın sonuçlarından bahsedilmiş ve konuyla ilgili öneriler sunulmuştur.This study aims to measure the gender perception of people working in health facilities (hospitals, medical centers, clinics and other health facilities) authorized by the Ministry of Health in Antalya. Study; It consists of sections: health tourism, gender, method, findings, discussion, results and recommendations. The study is a quantitative research and the survey method was used as the data collection tool. The survey used consists of two parts: "Socio-Demographic Information Form" and "Gender Perception Scale". The participants of the study consist of a total of 417 people, men and women, working in health tourism facilities in Antalya. The data was analyzed with the help of IBM SPSS Statistics 22, Jamovi 2.3 package programs and Microsoft Excel program, and the results were tabulated and interpreted. As a result of the research, it was concluded that there is a significant relationship between the variables of gender, duty, hearing about the concept of gender, knowing the meaning of the concept of gender, thinking that there is gender-based discrimination in the workplace, and the gender perception score. It was concluded that there is no significant relationship between the variables of marital status, education, profession, having children, income, income satisfaction, seniority, workplace selection preferences, thinking that there is gender-based discrimination in salary at work, and the gender perception score. In the discussion, conclusion and suggestions section of the study, the results of the research were mentioned and suggestions on the subject were presented

    The effect of teaching using web 2.0 tools on academic achievement, rapid content development self-effi?cacy belief and awareness: Peri?odi?c system topic

    Full text link
    Bu çalışmada, Web 2.0 araçları kullanılarak gerçekleştirilen öğretimin fen bilgisi öğretmen adaylarının akademik başarılarına, hızlı içerik geliştirme öz-yeterlik inançlarına ve farkındalıklarına etkisini incelemek ayrıca öğretmen adaylarının Web 2.0 araçlarına yönelik görüşlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan deneysel desen modeli deney öncesi desenler sınıflamasında olan zayıf deneysel desenlerden tek gruplu ön test- son test modelidir. Çalışma 2023-2024 öğretim yılı güz döneminde Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 2. sınıfında öğrenim gören ve Web 2.0 araçları seçmeli dersini alan 33 kız ve 14 erkek olmak üzere toplam 47 fen bilgisi öğretmen adayı ile yapılmıştır. 8 haftalık bir süreçte tamamlanan çalışmada ilk hafta öğrencilere ilgili ders kapsamında yapılacak araştırma ile ilgili bilgiler verilmiş ve ön testleri doldurmaları istenmiştir. Sonra ki 6 haftada öğrencilere Web 2.0 araçlarının kullanımı ile ilgili eğitimler verilmiştir. Çalışmada kullanılan Web 2.0 araçları; Canva tasarım programında; zihin haritaları, kavram karikatürleri, anlama çözümleme tablosu ve eşleştirme tablosu, Wordwal uygulamasında; eğlenceli oyun tabanlı sorular, Mindmeister uygulamasında; kavram haritaları ve Padlet uygulamasında; dijital panolar olmuştur. Web 2.0 araçlarının öğretilmesinde "periyodik sistem" konusu seçilmiş ve öğretmen adaylarından da her uygulama sonrasında "periyodik sistem" konusuna yönelik öğrendikleri Web 2.0 araçlarını kullanarak kendi tasarımlarını yapmaları istenmiştir. Çalışmada nicel veriler "Akademik Başarı Testi ", "Web 2.0 Araçlarına Yönelik Hızlı İçerik Geliştirme Özyeterlik İnancı Belirleme Ölçeği " ve "Web 2.0 Araçlarına Yönelik Farkındalık Ölçeği" isimli veri toplama araçları ile uygulamaya yönelik fen bilgisi öğretmen adaylarının görüşleri "Web 2.0 Araçlarının Kullanımına İlişkin Öğrenci Görüş Formu" ile toplanmıştır. Çalışmada kullanılan nicel verilerin analizi, bağımlı ve bağımsız örneklemler için t testi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada nitel olarak toplanan verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel bulgularında, akademik başarı ön test, son test puanlarında anlamlı farklılaşma görülmüştür. Web 2.0 ile hızlı içerik geliştirme öz yeterlilik inancı ölçeğinin; hazırlık, sunum ve değerlendirme alt boyutları ile ölçek toplamının ön test ve son test puanlarında son test lehine anlamlı farklılaşmalar görülmüştür. Web 2.0 araçları farkındalık ölçeğinin ön test ve son test sonuçlarında; bilme, algılama, duygu alt boyutlarında ve ölçek toplamında son test lehine anlamlı puan artışı görülmüştür. Her üç nicel ölçme aracından elde edilen sonuçlara göre uygulamaların cinsiyet üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularında, öğretmen adayları, Web 2.0 araçları ile öğrenmenin kolaylaşacağını ve daha etkili olacağını ifade etmişlerdir. Teknoloji destekli eğitimin önemi günümüzde çok önem kazanmıştır. Bu yenilikçi eğitim uygulamalarının öğretim süreçlerine dahil edilmesi, daha nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesine katkı sağlayacaktır.This study aimed to examine the effect of teaching using Web 2.0 tools on pre-service science teachers' academic achievement, their self-efficacy beliefs, and their awareness of rapid content development, and to reveal their views on Web 2.0 tools. The experimental design model used in the study is a one-group pretest-posttest model, which is one of the weak experimental designs in the classification of pre-experimental designs. The study was carried out in the fall semester of the 2023-2024 academic year with a total of 47 pre-service science teachers, 33 girls and 14 boys, who were enrolled in the 2nd grade of Alanya Alaaddin Keykubat University Science Teacher Education program and took the Web 2.0 Tools elective course. In the study, which was completed in an 8-week period, the students were informed about the research to be conducted within the scope of the related course in the first week and were asked to fill in the pre-tests. In the following six weeks, students were given training on the use of Web 2.0 tools. The Web 2.0 tools used in the study were mind maps, concept cartoons, comprehension analysis tables and matching tables in Canva design program, fun game-based questions in Wordwal application, concept maps in Mindmeister application and digital boards in Padlet application. In teaching Web 2.0 tools, the topic of "periodic system" was selected and the pre-service teachers were asked to make their own designs by using the Web 2.0 tools they learned about the topic of "periodic system" after each application. In the study, quantitative data were collected with data collection tools named "Academic Achievement Test", "Scale for Determining Self-Efficacy Belief in Rapid Content Development for Web 2.0 Tools" and "Awareness Scale for Web 2.0 Tools" and the opinions of pre-service science teachers about the application were collected with "Student Opinion Form on the Use of Web 2.0 Tools". The quantitative data used in the study were analyzed using a t-test for dependent and independent samples. Content analysis was used to analyze the qualitative data collected in the study. In the quantitative findings of the study, significant differentiation was observed in academic achievement pre-test and post-test scores. There were significant differences in the pre-test and post-test scores of the preparation, presentation and evaluation sub-dimensions of the Web 2.0 rapid content development self-efficacy belief scale and with the total scale in favor of the post-test. In the pre-test and post-test results of the Web 2.0 tools awareness scale, there was a significant increase in the scores of knowing, perceiving, and feeling sub dimensions and the total scale was in favor of the post-test. Based on the results obtained from all three quantitative measurement tools, it was determined that the applications had no effect on gender. In the qualitative findings of the study, pre-service teachers stated that learning would be easier and more effective with Web 2.0 tools. The importance of technology-supported education has become very important today. The inclusion of these innovative educational practices in teaching processes will contribute to the training of more qualified teachers

    Perceived health outcomes in recreation and life satisfaction: The case of Alanya people

    Full text link
    Çalışmada Alanya'da yerleşik olarak yaşayan bireylerin rekreasyonel etkinliklere katılımlarında algılanan sağlık çıktıları ve yaşam doyumlarına etken olan faktörlerin demografik değişkenlere göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Antalya ili Alanya ilçesinde bulunan bireyler oluştururken, çalışma grubunu ise Alanya'da serbest zaman etkinliklerine katılan kolayda örneklem metodu ile seçilen bireyler içerisinden 203 erkek ve 224 kadın olmak üzere 427 gönüllü birey oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Yaşam Doyum O?lc?eg?i", "Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları O?lc?eg?i" ve araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgiler ve rekreasyon katılımları yer alan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerine yönelik dağılımları belirmek için yüzde ve frekans, verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla çarpıklık ve basıklık katsayıları, değişkenler arasındaki farklılıkların belirlenebilmesi için t testi ve ANOVA testi, gruplar arası farklılıkların belirlenebilmesi için ise TUKEY testinden faydalanılmıştır. Ayrıca Pearson korelasyon testi ile ölçeklerin ortalama puanları arasındaki ilişki, regresyon testi ile de etki seviyesi belirlenmiştir. Ölçeklerin güvenilirliklerinin tespit edilebilmesi için Cronbach's Alpha iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak dikkate alınmıştır. Bulgular, çeşitli demografik değişkenlere göre YDÖ ve RASÇÖ'da anlamlı farklılıkların bulunduğunu ve YDÖ ve RASÇÖ arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yaşam doyumu düzeyindeki bir birimlik artış, rekreasyonda algılanan sağlık çıktısı düzeyinde 0,36'lık bir artışa neden olmaktadır.The study aims to compare the factors influencing perceived health outcomes and life satisfaction in the participation of individuals living in Alanya in recreational activities based on demographic variables. While the sample of the study consisted of individuals in Alanya district of Antalya province, the study group consisted of 427 volunteer individuals, 203 men and 224 women, among the individuals selected by convenience sampling method who participated in leisure time activities in Alanya. Data collection tools used in the study include the "Life Satisfaction Scale," the "Perceived Health Outcomes in Recreation Scale," and a personal information form developed by the researcher that includes demographic information and recreation participation details. To determine the distribution of participants' personal information, percentages and frequencies were used whereas to assess whether the data follow a normal distribution, skewness and kurtosis coefficients were analyzed. To determine the differences between variables, t-tests and ANOVA tests were employed, and to determine group differences, the TUKEY test was used. Additionally, Pearson correlation analysis was done to examine the correlation between the mean scores of the scales, and regression analysis was used to determine the impact level. Cronbach's Alpha internal consistency coefficients were calculated to assess the reliability of the scales. In statistical analysis and interpretation of the data, a significance level of 0.05 was considered. The findings indicate significant differences in Life Satisfaction Scale (LSS) and Perceived Health Outcomes in Recreation Scale (PHORS) according to various demographic variables, with a moderate positive correlation between LSS and PHORS. Furthermore, an increase of one unit in life satisfaction leads to a 0.36 increase in perceived health outcomes in recreation

    515

    full texts

    2,347

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇