Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
Not a member yet
    2347 research outputs found

    The effect of activities developed using fairy tales on the development of critical literacy skills of primary school 4th grade students

    No full text
    Bu çalışma, ilkokul öğrencilerinin eleştirel okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesine yönelik hazırlanmıştır. Çalışmanın amacı, peri masalları kullanılarak geliştirilen okuma yazma etkinliklerinin 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel okuryazarlık becerilerinin gelişimine etkisini araştırmaktır. Dolaylı olarak, eleştirel okuryazarlığın gelişiminde masalların ve yazma temelli etkinliklerin rolünü tartışmaktır. Araştırmanın uygulaması, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Alanya'da bulunan bir devlet ilkokulunun sınıf mevcudu 31 olan 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir ancak metinleri tam olan 23 öğrenci katılımcı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma için 3 aşamalı modüler bir program geliştirilmiştir. Yapı söküm, yeniden yapılandırma ve dönüştürme aşamaları için hazırlanan etkinlikler sonunda öğrenciler, masalları yeniden yapılandırarak ve tamamen dönüştürerek yazmışlardır. Masal olarak Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (PP), Sindirella (S), Çizmeli Kedi (ÇK) ve Jack ve Fasulye Ağacı (JFA) seçilmiştir. Veriler, öğrencilerin yeniden yapılandırma ve dönüştürme aşamalarında yazdığı metinler, 10 öğrenciyle araştırma öncesi ve sonrası yapılan görüşmeler ve araştırmacı alan notları aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan bu verilerin analizinde içerik analizi ve sürekli karşılaştırmalı analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada elde edilen mevcut bulgular, eleştirel okuryazarlık becerilerine ilişkin değerlendirildiğinde en çok birinci boyut olan "durum ve değere meydan okuma" öne çıkmıştır. Onu dördüncü boyut olan "problemi eleştirel ve tüm karmaşıklığı ile tanımlama" takip etmiştir. Daha sonra sırasıyla üçüncü boyut olan "çoklu bakış açılarını inceleme", beşinci boyut olan "problemin çözümüne yönelik sosyal eyleme geçme" ve en az olan "kendi ön kabullerini sorgulama" boyutu gelmiştir. Her bir masal için yazılan eleştirel boyutlar değerlendirildiğinde en çok içerik olan masallar sırasıyla PP, S, ÇK ve JFA'dir. Öğrencilerin yazdığı dönüştürme metni içeriklerinde, yeniden yapılandırma metinlerine göre eleştirel okuryazarlık içeriklerinde düşüş yaşanmıştır. Bu düşüş son iki masalda daha belirgindir. Uygulama öncesi ve sonrası görüşme sorularına verilen cevaplar incelendiğinde ise uygulamaların metin katılımcısı alanındaki görüş ve düşüncelerine katkı sunmadığı görülmüştür. Metin kullanıcısı olarak öğrencilerin görüşlerinde uygulamaların etkili olduğu söylenebilir. Bir metni eleştirel olarak analiz etme konusundaki söylemlere bakıldığında değişim görülmediği gibi bazı alt başlıklar altında beklenenin tersine değişiklikler olmuştur. Çalışmanın sonuçları arasında, eleştirel okuryazarlık ile ilgili soru sorma becerisinin ve bu konudaki içeriklerin programın her kademesinde ve sürekli vurgulanması, masallar ile birlikte farklı materyal ve etkinlik içeriklerinin yer aldığı bir sürecin yürütülmesi ve metin türlerine yönelik yazma becerilerine yönelik etkinliklere yer verilmesi gerektiği bulunmaktadır.This study aimed to develop the critical literacy skills of elementary school students. The primary objective was to investigate the impact of reading and writing activities, developed using fairy tales, on the development of critical literacy skills of 4th grade students. Additionally, it sought to explore the role of fairy tales and writing-based activities in fostering critical literacy. The research was conducted with 4th grade students with a class size of 31 at a public primary school in Alanya during the 2023-2024 academic year, employing a qualitative case study methodology. 23 students were evaluated as participants due to having complete texts. A three-stage modular program was developed, comprising deconstruction, reconstruction, and transformation phases for the study. Snow White and the Seven Dwarfs, Cinderella, Puss in Boots, and Jack and the Beanstalk were chosen as fairy tales. Students rewrote selected fairy tales by reconstructing and transforming them. Data was collected through students' written texts, pre- and post-research interviews with selected 10 participants, and researcher field notes. Content analysis and constant comparative analysis were utilized for data interpretation. Findings revealed that among critical literacy skills, 'disturbing the commonplace' was most prominent, followed by 'defining the problem critically and in all its complexity,' 'examining multiple perspectives,' 'taking social action,' and lastly, 'questioning one's own presuppositions.' The fairy tales elicited varying degrees of critical content, with Snow White generating the most, followed by Cinderella, Puss in Boots, and Jack and the Beanstalk. A decrease in critical literacy content was observed in students' transformation texts compared to their reconstruction texts, particularly in the latter two fairy tales. Interview responses indicated that while the interventions did not significantly impact students' text participant perspectives, they were effective in enhancing students' views as text users. Notably, no substantial changes were observed in students' ability to critically analyze texts, with some subdomains showing unexpected shifts. The study concludes that critical literacy skills and related content should be consistently emphasized throughout the educational program. It recommends incorporating diverse materials and activities alongside fairy tales and including genre-specific writing exercises to enhance critical literacy development

    Science teachers' opinions, teaching practices, and evaluations regarding the teaching of socio-scientific issues

    No full text
    Sosyobilimsel konular bilimsel bilginin sınırları içinde yer alan, uzman anlaşmazlıkları içeren, toplumu ilgilendirip tartışmalara neden olduğu için sıklıkla medyada yer alan, çoklu bakış açılarına ve çözümlerine sebep olan yapısıyla bilimdeki diğer konulardan farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin sosyobilimsel konuların öğretimindeki rolü önemlidir. Öğretmenlerin sosyobilimsel konular hakkındaki farkındalıklarını tespit etmek ve bu farkındalıklarını öğretimlerine nasıl yansıttıklarını belirlemek aynı zamanda sosyobilimsel konuların öğretimindeki deneyimlerine yönelik değerlendirmelerini anlayabilmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konular ve öğretimine yönelik görüşlerinin, öğretim sürecindeki deneyimlerinin ve deneyimlerine yönelik değerlendirmelerinin derinlemesine incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca öğretmenlerin görüşleri, öğretim sürecindeki deneyimleri ve deneyimlerine yönelik değerlendirmeleri karşılaştırılarak görüş ile uygulamaları arasındaki benzerlik ve farklılıkların kıyaslanması hedeflenmektedir. Araştırmada nitel araştırma deseni olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Antalya ilinin Alanya ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı devlet ortaokullarında görev yapan yedi fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Katılımcıların sosyobilimsel konular ve öğretimine yönelik görüşleri ile sosyobilimsel konular öğretim sürecindeki deneyimlerine ilişkin değerlendirmelerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğretim sürecindeki deneyimlerini doğal ortamında ve derinlemesine incelemek amacıyla yarı-yapılandırılmış gözlem v yapılmıştır. Verilerin tümdengelimci analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular anlamlı şekilde birbiriyle ilişkilendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcılar sosyobilimsel konuların temel özelliklerini açıklayabilmiş, sınıf düzeyine uygun kazanımı sağlayan sosyobilimsel konular seçerek öğretim yapmışlardır. Öğretmenlerin sosyobilimsel konuların öğretiminin öğrencilere kazandırdıkları hakkında farkındalıkları mevcuttur. Öğretim öncesi hazırlık çalışması yapılmasında hemfikir olan öğretmenler, hazırlamış oldukları materyali belli amaca yönelik kullanmışlardır. Sosyobilimsel konuların öğretiminde düz anlatım soru, cevap ve tartışma yöntemi kullandığını belirten öğretmenler, uygulama sürecinde bu yöntemlerin yanı sıra tartışma yöntemini de yer vermişlerdir. Ancak tartışma yöntemini uygulamakta zorlanmışlardır. Katılımcılar sosyobilimsel konuların öğretiminde öğrenci, öğretmen ve müfredat düzeyinde zorluklar yaşayabileceklerini belirtmişlerdir. Öğretim sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaşan öğretmenler değerlendirmelerinde konu ile ilgili araştırma yapmanın önemine değinmişlerdir. Sosyobilimsel konuların öğretiminde dikkat edilmesi gereken hususları yaşadıkları zorluklara paralel olarak belirlemiş ve öğretim sürecinde düşündüklerinden daha az zorlukla karşılaşmışlardır. Öğretim sürecinde çoğunlukla katılımcı rol üstlenen öğretmenler, görüşlerini açıklamada genellikle seçtikleri pozisyonda davranış göstermelerine rağmen pozisyon değiştiren öğretmenler de olmuştur. Öğretmenler, öğrencilerden konuyla ilgili fikirlerini ifade etmelerini beklemişlerdir. Öğrenciler konu ile ilgili farklı görüşlerini sınıf ortamında rahatlıkla paylaşmışlardır. Öğretmenler sosyobilimsel konuların öğretimini yapmanın öğrencilerin dikkatini arttırarak derse katılımlarını arttırdığını düşünmektedir. Katılımcıların sosyobilimsel konular ve öğretimine yönelik farkındalıkları mevcuttur. Ancak bu konuların öğretimine dair bilgilerinin yüzeysel olduğu söylenebilir. Sahip oldukları alan ve alan öğretimi bilgilerini kullanarak bu konuların öğretimini gerçekleştirmektedirler. Sosyobilimsel konuların öğretim modelleri, uygun öğretim yöntem/teknikleri ve materyaller hakkında derinlemesine bilgilere ihtiyaç duydukları düşünülmektedir. Araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak öğretmenlere, öğretmen eğitimcilerine ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.This study aims to thoroughly examine science teachers' perspectives on socioscientific issues (SSI) and their teaching, their experiences during the teaching process, and their evaluations of these experiences. Additionally, by comparing teachers' perspectives, their teaching experiences, and their evaluations of these experiences, the study seeks to identify and analyze the similarities and differences between their views and practices. A qualitative case study design was employed in the research. The study group consisted of seven science teachers working in public middle schools affiliated with the District Directorate of National Education in Alanya, Antalya, during the 2022-2023 academic year. Participants were selected using a convenience sampling method. Semistructured interviews were conducted to determine the participants' views on SSI and its teaching, as well as their evaluations of their experiences in the SSI teaching process, and semi-structured observations were conducted to examine their teaching experiences indepth and in a natural environment. A deductive analysis of the data was performed, and the findings were meaningfully correlated. According to the results, participants could explain the fundamental characteristics of SSI and chose SSI topics that promoted age-appropriate learning outcomes in their teaching. Teachers demonstrated awareness of the benefits of SSI teaching for students. They agreed on the importance of conducting preparatory work before teaching and used the materials they prepared for specific purposes. Teachers stated that they employed lecture, question-and-answer, and discussion methods in SSI teaching and integrated the discussion method into the application process. The vii participants indicated that they might encounter challenges in SSI teaching at the student, teacher, and curriculum levels. Teachers who faced various difficulties during the teaching process emphasized the importance of conducting research on the topic. They identified critical points to consider in SSI teaching in parallel with the difficulties they experienced, and they faced fewer challenges than anticipated during the teaching process. Most of the teachers took on a participatory role during the teaching process and generally acted in line with the positions they selected when expressing their views. Based on the study's findings, recommendations were made for teachers, teacher educators, and researchers

    The problems and solitions of avocado manufacturers : The sample of Alanya

    No full text
    Avokado; Antalya Alanya ilçesinde yaklaşık 2700 üretici tarafından üretimi yapılmakta yüksek verimi ile kârlı, besleyici ve gün geçtikçe popülerliği artan bir meyvedir. Bu tropik meyve üretiminin artmasının yanında üreticiler, çeşitli problemler ve zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Avokado üreticilerinin sorunları ve bunların çözüm önerileri hakkında literatürde çalışmalar yetersiz olarak görülmektedir. Bu çalışmada, avokado üreticilerinin sorunları ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla bölge tarımında avokado konulu SWOT analizi ile veri toplamak amacıyla Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 134. Bölge Müdürlüğü Sulama Birliği Başkanlığı, Ziraat Odası Başkanlığı, Avokado Birliği Başkanlığı ve bölgede önde gelen avokado firmaları ile bire bir görüşmeler yapılmıştır. SWOT analizi sonuçları değerlendirildiğinde Alanya’nın iklim koşullarının uygunluğu, avokadoya olan talebin hızla artması, düşük üretim maliyetleri, sertifikalı fidan kullanımı gibi güçlü yönlere sahip olduğu belirlenirken ilgili konularda eğitim alma, avokadonun yüksek verimi diğer olumlu özellikleri olarak görülmektedir. Ancak örgütlenmenin olmaması avokado üreticilerinin ortak hareket edememesine neden olurken erken hasat, hızlı kentleşme, sertifikasız fidancılık, hırsızlık, tarımsal analizlerin yapılmaması, sulama suyu fiyatlandırma problemleri gibi faktörlerin Alanya avokado üreticilerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Fırsatlar incelendiğinde özellikle Avrupa ve Rusya pazarına olan yakınlık, iç piyasanın genişlemesi, avokadonun endüstriyel kullanım olanakları ön plana çıkarken; iklim değişikliği, artan hırsızlık, su kalitesinin düşmesi, pandemi dönemindeki kontrolsüz üretim artışı ve onun bugüne olan etkileri, eğitimsizlik gibi konular ise tehditler olarak karşımıza çıkmaktadır.Avocado; It is a fruit that is produced by approximately 2700 producers in the Alanya district of Antalya, is profitable, nutritious and increasingly popular with its high yield. In addition to the increase in the production of this tropical fruit, producers are faced with various problems and difficulties. Studies on the problems of avocado producers and their solution suggestions are seen as insufficient in the literature. In this study, in order to determine the problems of avocado producers and their solution suggestions, one-on-one interviews were conducted with the Western Mediterranean Agricultural Research Institute, Alanya District Agriculture Directorate, State Hydraulic Works 134th Regional Directorate Water User Association Presidency, Chamber of Agriculture Presidency, Avocado Union Presidency and leading avocado companies in the region in order to collect data with SWOT analysis on avocado in regional agriculture. When the SWOT analysis results were evaluated, it was determined that Alanya has strengths such as suitable climatic conditions, rapidly increasing demand for avocado, low production costs, and use of certified saplings, while receiving training on related subjects and high yield of avocado are seen as other positive features. However, the lack of organization prevents avocado producers from acting together, while it has been determined that factors such as early harvest, rapid urbanization, uncertified saplings, theft, lack of agricultural analysis, and irrigation water pricing problems negatively affect Alanya avocado producers. On the other hand, opportunities are examined, proximity to the European and Russian markets, the expansion of the domestic market, and the industrial use of avocados come to the fore; while climate change, increasing theft, declining water quality, uncontrolled production growth during the pandemic period and its effects today, and issues such as lack of education appear as threats

    Bioresonance Applications Within the Scope of Health Tourism

    No full text
    Geçtiğimiz yüzyılın en önemli bilim insanlarından, mucitlerinden ve dâhilerinden biri olan Nikola Tesla'nın "Eğer evrenin sırlarını bulmayı arzuluyorsanız enerji, frekans ve titreşimler üzerinden düşünün." sözü ışığında yola çıkılan ve yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma sağlık turizmi alanında yeni bir dal olma potansiyeli yüksek, insan sağlığı için farklı bir teşhis ve tedavi yaklaşımı, kimi bilim insanları tarafından geleceğin tıbbı olarak görülen biorezonansın, çalışma mekanizması, klinik uygulama alanları, temel prensipleri, etkinliği ve gelecekteki potansiyeli, ülkemizde, dünyada uygulama alanları, sağlık turizmine uyarlanması konuları ele alınmıştır. Bu tez aynı zamanda biorezonansın bilimsel temellerini, klinik etkinliğini daha iyi anlamak ve bu tamamlayıcı teşhis ve tedavi yönteminin, sağlık ve sağlık turizmi sektörlerindeki rolünü değerlendirmek için tasarlanmış olup çeşitli ülkelerde sağlık turizmi alanında biorezonansın kullanım alanları ile ilgili literatür taraması ve derleme çalışması yapılarak sonuçlandırılmıştır.Nikola Tesla, one of the most important scientists, inventors and geniuses of the last century, said: "If you want to find the secrets of the universe, think in terms of energy, frequency and vibrations." This study, which was prepared in the light of the statement and prepared as a master's thesis, has a high potential to be a new branch in the field of health tourism, a different diagnosis and treatment approach for human health, the working mechanism, clinical application areas, basic principles of bioresonance, which is seen as the medicine of the future by some scientists. Topics such as its principles, effectiveness and future potential, application areas in our country and in the world, and adaptation to health tourism are discussed. This thesis was also designed to better understand the scientific foundations and clinical effectiveness of bioresonance and to evaluate the role of this complementary diagnosis and treatment method in the health and health tourism sectors. It was concluded by conducting a literature review and compilation study on the usage areas of bioresonance in the field of health tourism in various countries

    Content marketing strategy of brands on social media platforms: The example of Disney+

    Full text link
    Bu çalışmada, dijital yayın platformları arasında güçlü bir marka olarak gösterilen ve Türkiye pazarına 2022 yılında giriş yapan Disney+'ın X, YouTube ve Instagram platformlarındaki resmi hesaplarından toplanan içerik paylaşımları incelenmektedir. Disney+'a ait verilerin diğer dijital içerik platformları ile kıyaslanabilmesi için Netflix Türkiye, BluTV ve Exxen markalarının da X, YouTube ve Instagram platformlarındaki resmi hesaplarındaki içerik paylaşımları incelenmektedir. Toplanan bu içerik paylaşımları, marka tarafından tercih edilen pazarlama stratejilerinin incelenmesi sürecinde kullanılmaktadır. Bu veriler neticesinde ise sosyal medya pazarlamasının markalar açısından öneminin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Verilerin detaylı olarak incelenebilmesi ve değerlendirilebilmesi için nitel araştırma yöntemine bağlı olarak durum çalışması tercih edilmektedir. Elde edilen veriler, durum çalışması kapsamında derinlemesine incelenmektedir. Detaylı inceleme esnasında verilerin daha net bir şekilde anlaşılabilmesi için kategorilendirme ve sınıflandırmalara yer verilmektedir. Bu süreçte, kategorilerin ve sınıflandırmaların herkes tarafından ortak fikir ile anlaşılabilir olması için iki farklı kodlayıcı ile görüşme sağlanmaktadır. Kodlayıcılar ile hemfikir olunduktan sonra markalara ait elde edilen veriler çalışma içerisindeki tablolar ve şekiller halinde aktarılmaktadır. Genel bulgulara göre Disney+'ın diğer dijital içerik markalarına kıyasla sosyal medya platformlarında müşterileri ile etkileşim konusunda zayıf olduğu görülürken, reklam türündeki video içerik paylaşımlarında ise ünlü kullanımına %68 oranında yer verdiği görülmektedir. Marka bir yandan müşteri ilişkileri noktasında olumsuz bir izlenim ortaya koyarken, diğer yandan reklam içeriklerinde ünlü kullanımı ile dijital pazarlama yöntemleri kapsamında olumlu bir izlenim ortaya koymaktadır.This study analyzes the content shares collected from the official accounts of Disney+ on X, YouTube and Instagram platforms, which is considered as a strong brand among digital broadcasting platforms and entered the Turkish market in 2022. In order to compare the data of Disney+ with other digital content platforms, the content posts of Netflix Turkey, BluTV and Exxen brands on their official accounts on X, YouTube and Instagram platforms are also analyzed. These content posts are used in the process of analyzing the marketing strategies preferred by the brand. As a result of this data, it is aimed to reveal the importance of social media marketing for brands. In order to examine and evaluate the data in detail, a case study is preferred depending on the qualitative research method. The data obtained are examined in depth within the scope of the case study. During the detailed examination, categorization and classifications are used to understand the data more clearly. In this process, two different coders are interviewed so that the categories and classifications can be understood by everyone with a common idea. After agreeing with the coders, the data obtained from the brands are presented in tables and figures within the study. According to the general findings, it is seen that Disney+ is weak in interacting with its customers on social media platforms compared to other digital content brands, while it is seen that it includes the use of celebrities at a rate of 68% in video content sharing in the form of advertisements. While on the one hand, the brand presents a negative impression in terms of customer relations, on the other hand, it presents a positive impression within the scope of digital marketing methods with the use of celebrities in advertising content

    Analysis of perceived freedom and stress coping attitudes of individuals participating in outdoor recreation

    Full text link
    Araştırmanın Amacı: Açık alan rekreasyonuna katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ile stresle başa çıkma tutumlarının çeşitli demografik bilgilere göre karşılaştırılması ve birbirleri ile arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışma grubu Alanya ilçesinde açık alan rekreasyonu katılan 191 (Ort. yas? =28,01 ± 10,75) erkek ve 132 (Ort. yas? =23,43 ± 7,34) kadın olmak üzere toplam 323 (Ort. yas? =26,14 ± 9,75) gönüllü bireyden oluşmaktadır. Katılımcılar demografik bilgiler içeren kişisel bilgi formu, Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği (SZAÖÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tutumları Envanteri (SBTE)'ni cevaplamışlardır. Verilerin analizi için tanımlayıcı istatistikler, çarpıklık ve basıklık değerleri, Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı, Anova, Tukey HSD, bağımsız gruplarda t testi ve Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, SZAÖÖ toplam ortalama puanı "refah düzeyi", "açık alan rekreasyon etkinliklerine katılım yılı", "haftalık serbest zaman süresi" ve "serbest zamanı değerlendirmede güçlük çekme durumu"; SBTE toplam ortalama puanı ise "cinsiyet", "medeni durum" ve "eğitim durumu"; değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar (P<0,05) oluşturmuştur. SBTE'nin alt boyut ortalama puanlarında ise farklı değişkenler açısından anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Ayrıca SZAÖÖ ve SBTE ortalama puanları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çeşitli demografik değişkenlerin bireylerin serbest zamanda algılanan özgürlük ile stresle başa çıkma tutumlarının farklılığa neden olabilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir. Ayrıca serbest zamanda algılanan özgürlüğün stresle başa çıkma tutumları üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır.Aim of the Study: The aim of the study is to compare the perceived freedom and stress coping attitudes of outdoor recreation participants according to different demographic information and to examine the relationship between them. Material and Method: The study group consisted of a total of 323 (mean age = 26.14 ± 9.75) volunteers, 191 (mean age = 28.01 ± 10.75) males and 132 (mean age = 23.43 ± 7.34) females, who participated in outdoor recreation in Alanya province. Participants completed a personal questionnaire that included demographic information, the Perceived Freedom in Leisure Scale (PFLS) and the Stress Coping Attitudes Inventory (SCAI). Descriptive statistics, skewness and kurtosis values, Cronbach alpha reliability coefficient, Anova, Tukey HSD, independent samples t test and Pearson correlation tests were used to analyse the data. Findings: According to the results of the analysis, significant differences were observed in the total mean score of the PFLS in terms of 'wealth level', 'years of participation in outdoor recreation activities', 'weekly leisure time duration' and 'difficulty in using leisure time'; and in the total mean score of the SCAI in terms of 'gender', 'marital status' and 'educational status'. Significant differences were observed in the mean scores of the sub-dimensions of SCAI in relation to different variables. It was also found that there was a significant and positive correlation between the mean scores of the PFLS and the SCAI. Conclusions: It was found that different demographic variables may cause differences in individuals' perceived leisure freedom and coping attitudes towards stress. In addition, perceived leisure freedom was found to have positive effects on stress coping attitudes

    The relationship between multi-disciplines performances and academic achievement of 10-14 years old children in athletics

    Full text link
    Bu çalışmanın amacı, Sporcu Eğitim Merkezleri atletizm seçme müsabakalarına katılan sporcuların üçlü yarışma sonucundaki toplam ISF (International School Federation) puanları ile akademik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışmaya 260 erkek ve 276 kız olmak üzere 536 sporcu katılmıştır. Erkeklerin yaş ortancası 12,3 yıl ve kızların yaş ortancası ise 12,0 yıldır. Normal dağılım göstermeyen verilerin korelasyon analizi için Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Analizlere göre erkek sporcuların Koşu ISF puanıyla Sosyal Bilgiler (SB); Atma ISF puanıyla Beden Eğitimi ve Spor dersi arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Kızlarda ise Koşu ISF puanıyla Görsel Sanatlar (GS) ve Teknoloji Tasarım (TT) dersi arasında; Atma ISF ile TT dersi arasında; Atlama ISF ile TT dersi arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Toplam ISF puanıyla Matematik dersi arasında negatif yönde düşük düzeyde düşük ilişki, GS ile pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki ve TT dersi arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Yaşlara göre incelendiğinde 10, 11 ve 14 yaş erkeklerde Fen Bilimleri, Yabancı Dil (YD), SB dersleri ile Koşu, Atlama ve Toplam ISF puanları arasında negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. 10 ve 11 yaş kadınlarda Fen Bilimleri, YD ve Matematik dersleri ile tüm ISF puanları arasında negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 12 ve 13 yaş kadınlarda Türkçe, SB, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, TT dersleri ile tüm ISF puanları arasında pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan sporcuların bulguları yaşa ve cinsiyete göre incelendiğinde bazı derslerin ISF puanlarıyla pozitif yönde bazı derslerin ise negatif yönde ilişkisi olduğu söylenebilir.The aim of this study is to determine the correlation between total ISF (Inetrnational School Federation) scores obtained by participating in triple competition and academic achievements of the athletes who participated in athletics selection competitions of Athletes Education Centers. In this study, there are 536 athletes, 260 boys and 276 girls, participated. The mean age of boys is 12.3 years, and the mean age of girls is 12.0 years. Spearman correlation analysis was used for the correlation analysis of the data not showing normal distribution. The analyses show that there were positive insignificant correlations between male athletes' Running ISF scores and Social Studies Lessons also between Throwing ISF score and Physical Education and Sports Lessons. In female athletes, positive correlations were found between Running ISF score and Visual Arts and Technology Design (TD) Lessons; between Throwing ISF score and TD Lessons; and between Jumping ISF score and TD Lessons. In addition, there was a negatively insignificant low correlation between the Total ISF score and the Maths, a positive and low correlation between Total ISF and the Visual Arts, and a weak positive correlation between Total ISF and the Technology and Design. In 10-, 11- and 14-year-old males a negative correlation was determined between Science, Foreign Languages and Social Studies and Running, Jumping and Total ISF. In 10 and 11 females a negative correlation was found between Science, Foreign Languages and Maths and all ISFs. Also, in 12- and 13-year-old females, a positive correlation was found between Turkish, SS, Religion Culture and Ethics, TD and all ISF scores. As a result, it can be said that ISF scores of athletes differ according to age and gender of the athletes

    Investigating mathematical creativity in the process of solving multi-solution problems among middle school students: A case study

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin çok çözümlü problemlere ürettikleri farklı çözüm yollarının incelenmesi ve matematiksel yaratıcılığın çok çözümlü problemler aracılığıyla değerlendirilmesidir. Bu çalışmada, nitel araştırma deseni olarak durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, 2023-2024 akademik yılında, Antalya'da MEB'e bağlı bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, bu devlet ortaokulunun 7. sınıflarından 5 öğrenci ve 8. sınıflarından 5 öğrenci olmak üzere toplam 10 öğrenci yer almıştır. Her bir öğrenciye araştırmacı tarafından 5 adet açık uçlu çok çözümlü problem verilmiştir. Öğrencilerden çok çözümlü problemlere farklı yollardan çözümler üretmeleri istenmiştir. Öğrencilerle bir ders saati süresinde klinik görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın bulguları betimsel analiz yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın verileri, Wallas (1926)'ın hazırlık, kuluçka aydınlanma ve doğrulama aşamalarından oluşan yaratıcılık modelinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin genel olarak açık uçlu çok çözümlü problemlere fazla çözüm yolu üretemedikleri görülmüştür. Ancak öğrencilerin problemin türüne göre bazı problemlerde matematiksel yaratıcılıklarını daha etkili bir şekilde sergileyebildikleri gözlemlenmiştir. 8 sınıfa devam eden öğrenciler, 7. sınıflara kıyasla genel olarak, problemlere daha fazla çözüm yolu üretebildikleri gözlemlenmiştir. Yaratıcılık aşamaları açısından yapılan incelemelerde ise 8. sınıf öğrencilerinin aydınlanma ve doğrulama aşamalarını tam ve etkili bir şekilde gerçekleştirdikleri görülmüştür. 7. sınıf öğrencileri ise hazırlık ve kuluçka aşamalarını genel olarak tamamlamış fakat aydınlanma ve doğrulama aşamalarını yeterli ölçüde gerçekleştirememişlerdir.The aim of this study is to examine the different solution methods generated by 7th and 8th grade middle school students for multi-solution problems and to evaluate mathematical creativity through these multi-solution problems. In this study, a case study was used as the qualitative research design. The research was conducted in a middle school affiliated with the Ministry of National Education in Antalya during the 2023-2024 academic year. A total of 10 students participated in the study, including 5 students from the 7th grade and 5 students from the 8th grade of this public middle school. Each student was given 5 open-ended multi-solution problems by the researcher. Students were asked to generate solutions to the multi-solution problems in different ways. Data were collected through clinical interviews conducted with students during a class period. The findings of the research were analyzed through descriptive analysis. The data of the study were analyzed using Wallas's (1926) creativity model, which consists of the stages of preparation, incubation, illumination, and verification. When the results of the study were examined, it was seen that 7th grade students generally could not generate many solutions to the open-ended multi-solution problems. However, it was observed that students could exhibit their mathematical creativity more effectively in some problems depending on the type of problem. 8th grade students, compared to 7th graders, were generally observed to be able to generate more solutions to the problems. In terms of the stages of creativity, it was found that 8th grade students completed the illumination and verification stages fully and effectively. On the other hand, 7th grade students generally completed the preparation and incubation stages but did not adequately fulfill the illumination and verification stages

    Effects of the use of blue covering material and bumbus bees on plant development: tomato (Solanum lycopersium) example

    No full text
    Bu tez çalışması Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi kampüsünde bulunan taban alanı 36 m2 yan yüksekliği 2 m olan 3 adet yay çatılı plastik serada gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mavi renk örtü malzemesi ve bombus arısının kullanımının domates bitkisinin yetiştirilmesi esnasında bitki büyüme parametreleri ve verim değerlerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda şeffaf plastik örtü malzemeli kontrol serası (K), mavi renkle boyanmış plastik örtü malzemeli sera (M), mavi renkle boyanmış içinde bombus arıları bulunan sera (MB) kullanılmıştır. Yapılan denemede domates (Solanum Lycopersium) bitkisi kullanılmıştır. Çalışma Eylül 2023- Mart 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Gelişim süreci boyunca sera içinde sıcaklık nem ve radyasyon değerleri ölçülmüştür. Yetiştirilme sezonu boyunca bitkilerden alınan gelişim parametre değerleri incelenmiştir. Toplam 3 serada ışınım, sıcaklık ve nem değerleri saat 10.00 ve 16.00 arasında bir dakikalık ölçüm aralıkları ile alınmıştır. Bütün yetiştirme dönemi boyunca elde edilen tüm veriler değerlendirildiğinde genel ortalama sera içi sıcaklık değeri 18,85 °C (K), 17,39 °C (MB), 18,36 °C (M) olarak ölçülmüştür. Işınım değerleri 295,73 W/m2 (K), 254,96 W/m2 (MB), 248,59 W/m2 (M) olarak ölçülmüştür. Nem değerleri ise %61,32 (K), %64,42 (MB), %63,35 (M) olarak ölçülmüştür. Mavi renkli seralarda kullanılan mavi boya uygulaması gölgeleme etkisinde bulunduğu için ışınım ve sıcaklık değerleri kontrol serasında göre daha düşük bulunmuştur. Nem değerlerinin yüksekliğinin sebebinin sera içinde bitkilerin büyümüş olması ve yeşil aksam artışından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ölçülen SPAD, boy ölçümleri, bitki gövde çapı, bitki eşdeğer çapı, toplam verim ve sertlik değerleri incelendiğinde MB serasında alınan toplam verimin diğer seralara oranla daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin serada hem renk olarak mavi rengin seçilmesi ile fotosentezin artması hem de sera içerisinde arıların varlığı ile v tozlaşmanın hızlanması olarak düşünülmektedir. M uygulamasında kontrol serasına göre yaklaşık %12 verim artışı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Mavi renk örtü malzemesi ve bombus arıları kullanılarak hem bitki boyu hem bitki yüksekliklerinde hem de verim değerlerinde daha iyi sonuçlar alınacağı ve gelişimi olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Elde edilen sonuçlara göre MB uygulamasının bitki yetiştiriciliğini destekleyeceği sonucuna varılmıştır.This thesis study was conducted in three arch-roofed plastic greenhouses located on the campus of Alanya Alaaddin Keykubat University, each with a base area of 36 m² and a height of 2 m. The aim of the research was to investigate the effects of blue-colored covering material and the use of bumblebees on the growth parameters and yield values of tomato plants during cultivation. In this context, a control greenhouse with transparent plastic covering material (K), a greenhouse with blue-painted plastic covering material (M), and a greenhouse containing bumblebees with blue-painted covering material (MB) were utilized. The tomato plant (Solanum Lycopersicum) was used in the experiment. The study was carried out from September 2023 to March 2024. Throughout the development process, temperature, humidity, and radiation values within the greenhouse were measured. Radiation, temperature, and humidity values in all three greenhouses were recorded at one-minute intervals between 10:00 and 16:00. When evaluating all data obtained during the cultivation period, the general average temperature values inside the greenhouses were measured as 18,85 °C (K), 17,39 °C (MB), and 18,36 °C (M). The radiation values were found to be 295.73 W/m² (K), 254.96 W/m² (MB) and 248.59 W/m² (M). The humidity values were 61.32% (K), 64.42% (MB), and 63.35% (M). The application of blue paint in the blue-covered greenhouses had a shading effect, resulting in lower radiation and temperature values compared to the control greenhouse. The elevated humidity levels were attributed to the growth of plants within the greenhouse and the excess green biomass. When examining measurements of SPAD (Soil Plant Analysis Development), plant height, stem diameter, equivalent plant diameter, total yield, and firmness values, it was observed that the total yield in the MB greenhouse was higher compared to the other greenhouses. This was believed to be due to the selection of blue color, which enhances vii photosynthesis, as well as the presence of bees that accelerates pollination within the greenhouse. The M application yielded higher results compared to the control greenhouse as well. Additionally, approximately a 12% increase in yield was observed in the greenhouse without bees. In conclusion, it is believed that the use of blue covering material and bumblebees will result in better outcomes in terms of plant height, growth, and yield values, positively influencing development. According to the results obtained, it was concluded that MB application will support plant growth

    Investigation of preschool children's geometric/spatial perception levels in terms of language development

    No full text
    Bu araştırmada, 60-72 ay arasındaki çocukların alıcı, ifade edici ve toplam dil becerileri ve geometri ve uzaysal algı düzeyleri arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Alanya ilçe merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden beş ve altı yaş grubuna ait toplam 120 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL), Geometri ve Uzaysal Algı Testi (GUZAL-T) yardımı ile elde edilmiştir. İlgili ölçekler 2023 yılının Kasım ayında uygulanmaya başlamış, 2024 yılının Ocak ayında tamamlanmıştır. Elde edilen verilerin birbiri ile ilişkilerinin tespiti için Pearson korelasyon katsayılarından yararlanılmıştır. İlgili çalışmada, okul öncesi dönem çocuklarının dil gelişim düzeylerinin görsel/uzaysal becerilerini anlamlı şekilde yordayıp yordamadığının belirlenmesi için adımlı/aşamalı (stepwise) regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi dönemde 5 yaş grubu çocukların alıcı dil becerileri, ifade edici dil becerileri, toplam dil becerileri ve geometri ve uzaysal algı beceri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmektedir. Bir başka deyişle, genel dil becerileri yüksek olan çocukların, geometri ve uzaysal algı becerilerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları ilgili alanyazı kapsamında tartışılmış ve gelecekteki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.This study aimed to examine the relationship between the receptive, expressive and total language skills scores and geometry and spatial perception levels of children aged 60-72 months. The sample of the study consisted of 120 children aged five and six who attended an independent kindergarten affiliated with the Ministry of National Education in the Alanya district center in the 2023-2024 academic year. The data in the study were obtained with the help of the Turkish Early Language Development Test (TEDIL) and the Geometry and Spatial Perception Test (GUZAL-T). The relevant scales started to be applied in November 2023 and were completed in January 2024. Pearson correlation coefficients were used to determine the relationships between the obtained data. In the relevant study, stepwise regression analysis was used to determine whether the language development levels of preschool children significantly predicted their visual/spatial skills. According to the results obtained from the research data, it is seen that there is a positive significant relationship between the receptive language skills, expressive language skills, total language skills and geometry and spatial perception skills of 5-year-old children in the preschool period. In other words, it is seen that children with high general language skills have higher geometry and spatial perception skill scores. The research results are discussed within the scope of the relevant literature and suggestions for future research are presented

    515

    full texts

    2,347

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Alanya Alaaddin Keykubat University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇