Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
Not a member yet
    65114 research outputs found

    MODERN TÜRK ŞİİRİNDE VAN GÖLÜ

    No full text
    Anadolu’nun edebî metinlere konu olması Osmanlı Devleti’nin sondönemlerinde kısmi olarak başlamıştır. Klasik şiir geleneğinin soyut, tasviriçermeyen kalıp söyleyişleri mekân ve insanı belirgin bir şekilde metne dâhiletmez. Modern edebi türlerde ise realist yaklaşım ve tasvir yakın dönemlerekadar önemli unsurlar olmuştur. Millî bir edebi geleneğin oluşturulması çabasıAnadolu’nun tanınması ve tanıttırılmasını da beraberinde getirir. Şair veyazarlar Anadolu’yu mekân, insan ve toplum olarak anlamaya ve anlatmayabaşlar. Bu makale, bir taşra şehrinin ulusal düzeyde tanınan ve okunanşairlerin şiirlerine yansımasını incelemektedir. Antolojilerde yer alan şair veşiirler, antolojilere girmemiş ve literatür taraması ile tespit edilen şair ve şiirlerincelenmiştir. İsim ve metinler, inceleme bağlamı olan Van ve Van Gölüunsuruna göre değerlendirilmiştir. İçerik analizi, şiir çözümlemesi temelinceleme yöntemidir. Van Gölü ve Van, ulusal kanona şairlerin kısa ve uzunziyaretleri sonucu eklenmiştir. İncelemeye konu edilen şairlerden yalnızca birisim Van’a yerleşmiş ve Van’da yaşamıştır. Van Gölü ve Van şairlerinmetinlerine tasvirden çok temsille yansımıştır.&nbsp;</p

    Yeni Nesil Pazarlama Anlayışları Davranışsal, Dijital ve Sürdürülebilir Yönelimler

    No full text
    İşletmelerin kullandığı çok sayıda pazarlama stratejisi bulunmaktadır. İşletmeler bu stratejileri kullanmaya karar vermeden önce işletmenin mali gücü, pazar payı, marka değeri, imajı, hedef kitlesinin özellikleri, rakiplerin tutundurma stratejileri, hukuki düzenlemeler gibi çok sayıda faktörü göz önünde bulundurarak harekete geçmelidir. Doğru pazarlama stratejileriyle çok büyük kazanımlar elde edilebilir ancak işletme için uygun olmayacak stratejilerin uygulanması işletmeye faydası olmayacağı gibi ciddi zararlar da verebilir.Değişen koşullara bağlı olarak diğer birçok şey gibi pazarlama stratejilerinin de statik bir yapıda olması beklenemez. Gelişen teknoloji, değişen tüketici beklentileri, artan rekabet her zaman yeni pazarlama stratejilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir ve bu yeni stratejilerin de yine değişen koşullara bağlı olarak yenilenmesi, revize edilmesi gerekebilir. Gerilla pazarlama da ortaya atılan stratejilerden biridir. Gerilla pazarlama kavramı ilginç, beklenmedik, şaşırtıcı, dikkat çekici bir pazarlama stratejisi olarak küçük ölçekli işletmeler için ortaya atılsa da bu stratejinin özellikleri tüm işletmelerin pazarlama faaliyetlerinde olmasını istediği özellikler olmasından dolayı bu stratejiyi uygulamak sadece küçük ölçekli işletmelerle sınırlı kalmamıştır. Ayrıca insanların çok beğendikleri gerilla pazarlama uygulamalarının fotoğraflarını, videolarını paylaşması işletmelerin tam da istedikleri şekilde bu eğlenceli tutundurma faaliyetlerini dünyanın dört bir yanına ulaşmasını sağlamıştır. Gerilla pazarlama uygulamaları literatüre girdiği 1984 yılından önce kullanılmasına ve kırk yılı aşkın bir şekilde literatürde çok sayıda çalışmaya ilham kaynağı olmasına rağmen popülerliğini yitirmemiş ve günümüzde hem literatürde kendine yer bulmaya hem de işletmeler tarafından çokça kullanılan bir strateji olmaya devam etmiştir. Bu çalışmada gerilla pazarlama kavramı temel hatlarıyla ele alınmıştır.</p

    Optimizing Care for Primary Glomerulonephritis: The Role of Thyroid Evaluation

    No full text
    Background: The coexistence of primary glomerulonephritis and autoimmune thyroid disease has not been investigated. Objective: This study aimed to assess thyroid morphology using sonography, determine the prevalence of autoimmune thyroid disorders, and evaluate thyroid function status in patients diagnosed with primary glomerulonephritis. Materials and Methods: This single-center cross-sectional and observational study included 58 consecutive patients with primary glomerulonephritis and 58 healthy controls (HC). All participants underwent thyroid examination through laboratory tests and thyroid ultrasonography. The findings were subsequently compared between the two groups. Results: Among the patients, 17.2% (n = 10) exhibited subclinical hypothyroidism, while 8.6% (n = 5) had overt hypothyroidism. None of the HCs showed overt hypothyroidism, whereas 3.4% (n = 2) of them exhibited subclinical hypothyroidism. Patients displayed significantly lower free triiodothyronine (FT3) levels than HCs (p < 0.001). A linear correlation was observed between patients' thyroid-stimulating hormone (TSH) levels and the degree of proteinuria (p = 0.044). Furthermore, thyroid volume (p < 0.001), hypoechogenicity (p < 0.001), heterogeneous structure (p < 0.001), pseudonodular hypoechoic infiltration (p = 0.05), and the presence of nodules (p < 0.001) were notably higher in patients compared to HCs. Conclusion: The prevalence of both overt and subclinical hypothyroidism, along with the frequency of nodular goiter, was found to be elevated in patients with primary glomerulonephritis. Considering that primary glomerulonephritis predominantly afflicts young individuals, and these patients bear the lifelong burden of chronic kidney disease, we underscore the significance of routine thyroid function tests and sonographic examinations for the early detection of thyroid disorders

    Türkiye’deki Diş Hekimlerinin Yeni Aşı Olarak Sunulan COVID-19 Aşısına Karşı Tutumları: Tanımlayıcı Araştırma

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki diş hekimlerinin ko ronavirüs hastalığı-2019 (COVID-19) aşısını kabul etmelerini teşvik eden veya engelleyen faktörleri belirlemek ve bu aşı konusundaki en dişelerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Türkiye’de çalışan diş hekimlerine çevrim içi olarak gönderilen anket, Nisan-Haziran 2021 tarihleri arasında uygulandı. Anket, demografik bilgiler, diş hekimleri nin aşı olmayı isteme nedenlerini içeren 10 soru, aşılanmaya karşı ol malarını içeren 14 soru ve aşı etkinliği konusundaki endişelerini içeren 5 sorudan oluşmaktadır. İstatistiksel analiz Pearson ki-kare, süreklilik düzeltmesi ve Fisher kesin testleri kullanılarak incelendi. Önem düzeyi p55 olanların da %100’ü aşı olmak istediklerini belirtti. Kadınlarda aşı olma isteği %89,8 iken erkeklerde %82,9 olarak belir lendi. Katılımcılardan, kendini korumak isteyenlerin %100’ü, ailesini korumak isteyenlerin %92,8’i, hastalarını korumak isteyenlerin %95,2’si, yüksek riskli tıbbi durumu olanların %96,8’i aşı olmayı kabul etti (p55 accepted vaccinated. Vaccine acceptance was 89.8% in women, 82.9% in men. 100% of participants who wanted to protect themselves, 92.8% of those wanted to protect their family, 95.2% of those who wanted to protect their patients, and 96.8% of those with high-risk medical conditions ac cepted to be vaccinated (p<0,001). A statistically significant relation ship was found between 6 of reasons to be refusal vaccine with accept vaccine (p<0,001). The majority of those who disagreed with these statements accepted vaccine. Out of concerns about the vaccine, 96.1% who disagreed with these statement “I am worried that most of the ru mors about serious side effects from the vaccine are true” and 94.4% who “I am worried that World Health Organization (WHO) underesti mates side effects of vaccine” accepted vaccination (p=0,001). Con clusion: Most of the dentists accepted to get vaccinated. Vaccine acceptance was not dependent on age or gender. Dentists were less con cerned about the vaccine

    0

    full texts

    65,114

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇