Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
Not a member yet
    65114 research outputs found

    *Ö-/*Ü- Fiillerinin Türevleri Üzerine

    No full text
    Sondan eklemeli dillerin temel özelliklerinden birisi, kelime türetmek ya da kelimeyi çekime sokmak için bir kelimenin sonuna yapım ve çekim eklerinin eklenmesidir. Bu dillerin önde gelen temsilcilerinden olan Türkçede bazı kelimelerin kökenine dair muhtelif görüşler söz konusu olabilmektedir. Bu çalışmada *ö-/*ü- fiillerinden türediği düşünülen bazı kelimeler ele alınmıştır. Bu kelimelerden yola çıkılarak söz konusu köklere birincil anlam olarak “yükselmek, yukarı çıkmak, çıkmak”, ikincil anlam olarak da “örmek, dokumak” ve “biriktirmek, toplamak, yığılmak” anlamları verilmiştir. Bunlardan birincil anlamlarla ikincil anlamların yakın bir ilişki içerisinde olduğu çalışmada yeri geldikçe vurgulanmıştır. Üst kelimesi *ü-s+t şeklinde ek köklerine ayrılmış ve*ü- köküne “yükselmek, yukarı çıkmak, çıkmak” anlamı verilmiştir. Ör- “örmek” fiili *ö-r- şeklinde etimolojik çözümlemeye tabi tutulmuş, *ö- köküne “örmek, dokumak” anlamı yüklenmiştir. Yine *ö-/*ü-y-ü-k şeklinde çözümlenen öyük/üyük kelimesindeki *ö-/*ü- kök fiile de “toplamak, yığmak, biriktirmek” gibi anlamlar verilmiştir. Çalışmada ayrıca hörgüç, üze “üzerine, üzerinde” ve öv- “övmek, methetmek” gibi daha birçok kelimenin kökenine dair öneriler getirilmiştir. Ele alınan her kelimenin Tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki bazı kullanımlarına kısaca değinilmiş, ardından bu kelimenin etimolojisine dair varsa araştırmacıların görüşlerine yer verilmiş, son olarak da kendi etimolojik önerimize geçilmiştir.One of the main features of suffixal languages is the addition of constructional and inflectional suffixes to the end of a word in order to derive or inflect the word. In Turkish, one of the leading representatives of these languages, there may be various opinions about the origin of some words. In this study, some words that are thought to derive from *ö-/*ü- verbs are discussed. Based on these words, these roots are given the primary meaning of “to rise, to go up, to ascend”, and the secondary meanings of “to knit, to weave” and “to accumulate, to collect, to pile up”. It is emphasized in the study that the primary and secondary meanings are in a close relationship. The word “top” is divided into additional roots as *ü-s+t and the root *ü- is given the meaning of “to rise, to go up, to go up”. The verb Ör- “to knit” was subjected to etymological analysis as *ö-r-, and the root *ö- was given the meaning of “to knit, weave”. Again, the root verb *ö-/*ü- in the word öyük/üyük, which is analyzed as *ö-/*ü-y-ü-k, is given meanings such as “to collect, pile up, accumulate”. The study also suggests the origin of many other words such as hörgüç, üze “on, on” and öv- “to praise, to praise”. For each word, some of its usages in historical and contemporary Turkic dialects are briefly mentioned, followed by the views of researchers, if any, on the etymology of this word, and finally, our own etymological proposal

    Integration of Artificial Intelligence (AI) into Primary School Students’ Writing Skills: The Impact of ChatGPT on Creative Writing and Writing Self-Efficacy

    No full text
    Rapid developments in artificial intelligence can impact numerous individuals, fields, and sectors in diverse ways. ChatGPT, developed by OpenAI, is one of the prominent models of artificial intelligence. The current study aims to examine the effect of ChatGPT on the creative writing skills and writing self-efficacy of fourth-grade primary school students. ChatGPT’s feedback mechanism was used with students at the primary education level under teacher guidance. This research adopted a quasi-experimental design with pre-test and post-test control groups, conducted within a quantitative research method framework. The participants included 10-year-old students in the experimental group (n = 31) and the control group (n = 31). Data were collected using the Creative Writing Self-Efficacy Scale and a Creative Writing Product Evaluation Scale. According to the results of a study conducted in Van, Türkiye, in early 2025, ChatGPT is effective in developing creative writing and writing self-efficacy skills with its feedback feature. Based on these results, it is recommended that ChatGPT be integrated into primary school teaching practices and curricula

    Frequency of Intestinal Protozoa in Patients Receiving Treatment at Van Special Physioactive Special Education and Rehabilitation Center

    No full text
    Objective: The aim of this study is to determine the frequency of intestinal protozoa in disabled patients attending a rehabilitation center, thereby highlighting the significance of intestinal protozoa in individuals with disabilities. Methods: The study included a total of 300 individuals, comprising 200 disabled patients and 100 non-disabled individuals. Stool samples were collected from all participants and examined using the native-Lugol and modified acid-fast methods. Results: In the study, intestinal protozoa were detected in 41% of disabled individuals and in 9% of individuals in the control group (p=0.001). Blastocystis was detected in 18% of patients, Cryptosporidium spp. in 15%, Giardia intestinalis in 9%, Cyclospora cayetanensis in 5%, and Entamoeba coli in 4%. Among the subgroups, spina bifida patients had a protozoan infection rate of 83.3%, while the rates in other groups were lower. A significant relationship was detected between the presence of parasites and diarrhea, constipation, and loss of appetite (p<0.05). Conclusion: Disabled individuals, especially those with spina bifida, are at risk for intestinal protozoa, and regular screening for opportunistic protozoa is essential for these patients. Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir rehabilitasyon merkezine devam eden engelli hastalarda intestinal protozoonlarınsıklığını belirleyerek intestinal protozoonların engelli bireylerdeki önemini ortaya koymaktır. Yöntemler: Çalışmaya, 200 engelli hasta ve 100 engelsiz birey olmak üzere toplam 300 kişi dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen tüm bireylerden dışkı örnekleri alınarak, nativ-Lugol ve modifiye asit fast yöntemleriyle incelendi. Bulgular: Çalışmada, engelli bireylerin %41’inde ve kontrol grubundaki bireylerin %9’unda bir ya da daha fazla intestinal protozoon saptandı (p=0,001). Hastaların %18’inde Blastocystis, %15’inde Cryptosporidium spp., %9’unda Giardia intestinalis, %5’inde Cyclospora cayetanensis ve %4’ünde Entamoeba coli saptandı. Hasta alt gruplarından spina bifida hastalarının %83,3’ünde intestinal protozoon bulunurken diğer gruplardaki oranlar daha düşük bulundu. Ayrıca engelli bireylerde protozoon varlığı ile ishal, kabızlık ve iştahsızlık arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç: Engelli bireylerin, özellikle de spina bifida hastalarının intestinal protozoonlar açısından risk altında olduğu ve bu hastaların özellikle fırsatçı protozoonlar yönünden düzenli olarak taranması gerektiği kanaatine varıldı

    Bir Kemiklik (Ossuary) Yapısının Mekânsal Açıdan İncelenmesi: Cebeci Asri Mezarlığı Örneği

    No full text
    Kemiklik yapıları, geçmişten günümüze insan kalıntılarının bir araya toplandığı mekânlar olarak, farklı coğrafyalarda çeşitli kullanım amaçlarıyla şekillenmiş önemli kültürel öğelerdir. Bu yapılar, genellikle mezar alanlarının dolması sonucu yeni definler için alan açma ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Ancak kolektif anma, sosyal statü sergileme, ölüleri ve toplumsal olayları anma gibi durumlarda; ayrıca salgın hastalıklar ve savaşlar sırasında da işlevsellik kazanmıştır. Avrupa’da, özellikle Fransa ve İtalya gibi ülkelerde, kemiklik yapıları süsleme unsurlarıyla birleşerek zengin bir ölü kültü oluşturmuş ve bu yapılar önemli tarihsel mekânlar haline gelmiştir. Ancak, Türkiye’de bu yapılar az sayıda bulunmakta ve mekânsal kullanım potansiyeli yeterince değerlendirilememektedir. Bu çalışma, Türkiye’de nadir örneklerinden biri olan ve Cebeci Asri Mezarlığı’nda bulunan modern bir kemiklik yapısını ele almaktadır. Atıl durumda bulunan bu yapının tabanında sayısı belirlenemeyen insan kemikleri mevcuttur. Çalışma kapsamında, söz konusu yapının tüm cephelerden fotoğrafları çekilmiş, rölöve krokisi hazırlanmış; plan, kesit ve görünüş çizimleri yapılmıştır. Mevcut durum analizi detaylı bir şekilde gerçekleştirilmiş ve yapının kültürel ve toplumsal bir değer olarak yeniden işlevlendirilmesi için bir öneri geliştirilmiştir. Ayrıca, yapının anlatımını ve yeniden kullanım önerisini destekleyecek üç boyutlu modeller tasarlanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Cebeci Asri Mezarlığı kemiklik yapısını belgeleyerek, yapının tarihsel ve kültürel önemini vurgulamak ve toplum için değer taşıyan bir işlev kazandırmak amacıyla bir model sunmaktadır. Türkiye’de kemiklik yapıları üzerine yapılan sınırlı akademik çalışmalar göz önüne alındığında, bu araştırma hem alandaki boşluğu doldurmayı hem de yapının kente ve ülkeye katkı sağlayarak yeniden kullanımını önermeyi hedeflemektedir.</p

    Explainable machine learning-based prediction of CO2 emissions from passenger vessels

    No full text
    Accurate prediction of CO2 emissions from maritime transportation is critically important for environmental sustainability and effective regulatory action. In this study, hourly CO2 emissions were estimated using Random Forest and Extreme Gradient Boosting algorithms, trained on structural and operational data from approximately 2000 passenger ships—including Gross Tonnage, Speed, Length, Beam, Net Tonnage, Draft, and Deadweight Tonnage. Both models demonstrated high predictive accuracy (R2 = 0.92), with Extreme Gradient Boosting achieving lower Root Mean Square Error and Mean Absolute Error values. To enhance transparency, SHapley Additive Explanations analysis was applied, identifying Gross Tonnage, Speed, and Length as the most influential features. A simplified model using only these three variables achieved comparable performance to the full model, offering a more efficient alternative. Furthermore, the ability to predict emissions using only structural ship data provides a practical and cost-effective solution for shipowners and regulators to comply with the European Union’s Monitoring, Reporting and Verification System and the International Maritime Organization’s Data Collection System. It also supports strategic planning for carbon pricing schemes and Emission Control Areas, where stricter environmental regulations apply. These findings enhance the practical and policy relevance of explainable artificial intelligence-based emission models in the maritime sector.</p

    Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı (CMDP) Kapsamında Van Tekstil Sektörünün Mevcut Durumu ve Potansiyeli

    No full text
    Büyüme kutupları teorisi, ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı bölgelerde yatırımların çevreye fayda sağladığını ve özel ekonomik bölgeler kurarak yerel ekonomileri canlandırdığını savunmaktadır. Türkiye’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen Cazibe Merkezleri Destekleme Programı (CMDP), 9. Kalkınma Planı'nda büyüme kutupları teorisi referans alınarak geliştirilmiş ve tanımlanmıştır. 10. ve 11. Kalkınma Planları kapsamında ise ulusal düzeyde uygulanarak somutlaştırılmıştır. CMDP, az gelişmiş bölgelerde sanayi, altyapı, turizm, eğitim ve yenilenebilir enerji gibi alanlardaki yatırımlarla bölgesel kalkınmayı ve istihdamı artırmayı hedeflemektedir. TRB2 Düzey 2 Bölgesi'nde yer alan Van ili, CMDP kapsamında bir çekim merkezi olarak belirlenmiş ve özellikle tekstil sektörüne yatırımlar yapılmıştır. Günümüzde, CMDP kapsamında desteklenen 22 firma dahil olmak üzere, Van'da toplam 57 tekstil ve hazır giyim firması faaliyet göstermektedir. Bu çalışma, 11 Ocak 2023-28 Ocak 2024 tarihleri arasında CMDP kapsamında desteklenen 22 tekstil firmasıyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanarak; firmaların ürün ve işgücü durumu, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri, üretim organizasyonu, tedarik ve pazarlama süreçleri, çevresel sürdürülebilirlik, yer seçimi, strateji ve rekabet açısından mevcut durumunu ve potansiyelini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, firmalarla yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular, firma lokasyonlarına göre çapraz tablo frekans dağılımı yöntemiyle analiz edilmiştir. Ayrıca, ilgili kurum ve kuruluşlarla yapılan görüşmelerden de elde edilen veriler ışığında, CMDP kapsamındaki tekstil firmalarının güçlü ve zayıf yönleri ile sektöre dair fırsat ve tehditleri belirlemek amacıyla GZFT analizi uygulanmıştır. Son olarak, TRB2 Düzey 2 Bölgesi'ndeki iller ve Van ilinin tekstil sektöründeki uzmanlaşma düzeyi, yer seçimi katsayısı (LQ) analiziyle ölçülmüştür. Yapılan analizler, bölgenin genç nüfusu ve emek yoğun sektörel avantajlarına rağmen, nitelikli işgücü eksikliği, Ar-Ge ve inovasyon yetersizliği, markalaşma sorunları ve yeni yatırımların yetersizliğinin sektördeki büyümeyi ve dolayısıyla çarpan etkisini sınırladığını göstermektedir. Sonuç olarak, Van tekstil sektörü beklenen büyümeyi sağlayamamış ve ekonomik bir çekim merkezi haline gelememiştir. Bu durum, büyüme kutupları teorisinin Türkiye bağlamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p

    Dünya Toplumunun Yapısal Fenomeni: Düzensiz Göç

    No full text
    Düzensiz göç, küreselleşme ile hız kazanan uluslararası göç hareketlerinin en tartışmalı boyutlarından birini oluşturmaktadır. Devletlerin vatandaş-yabancı ayrımına dayalı sınır politikaları, bireylerin daha iyi yaşam koşullarına ulaşma çabasıyla çelişmekte ve bu durum düzensiz göç olgusunu ortaya çıkarmaktadır. Ulus-devletlerin sınır güvenliği ve egemenlik anlayışı ile ekonomik ve toplumsal işlev sistemlerinin kapsayıcı yapısı arasındaki çelişki, düzensiz göçü modern dünya toplumunun kaçınılmaz bir fenomeni haline getirmektedir. Düzensiz göç, bu iki farklı ve zıt mantığın etkileşime girdiği bir senaryoda ortaya çıkmaktadır. Bu paradoks çerçevesinde sosyal yapılar insanların dünya çapında daha fazla hareketliliğini zorlarken, siyasi güçler bunları düzenlemeye ya da durdurmaya çalışmaktadır. İlki tarafından yaratılan akışlar ile ikincisi tarafından kabul edilen ve meşrulaştırılanlar arasındaki uyumsuzluk, sürekli sayıda göçmenin düzensiz bir şekilde harekete katıldığını, ikamet ettiğini ve çalıştığını belirlemektedir.Bu çalışma, düzensiz göçün ortaya çıkış koşullarını, tarihsel gelişimini ve devlet-göçmen ilişkileri bağlamında kazandığı sosyolojik boyutları ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmada, düzensiz göç yalnızca bir yasallık sorunu olarak değil, farklı toplumsal sistemlerin etkileşimi sonucunda şekillenen dinamik bir olgu olarak ele alınmaktadır. Devletlerin sınır politikaları ve göç yönetimi yaklaşımlarının, küresel ekonomi, hukuk, eğitim ve sosyal sistemlerle nasıl bir etkileşim içerisinde olduğu analiz edilmektedir. Çalışma, göçmenlerin sosyal hareketliliğe erişim stratejileri ile devletlerin bu hareketliliği sınırlama çabaları arasındaki gerilimi gözler önüne sermektedir. Düzensiz göçün yalnızca güvenlik ve yasa ihlali perspektifiyle ele alınmasının yetersiz olduğu, bunun yerine olgunun toplumsal farklılaşma süreçleri, uluslararası politikalar ve bireysel stratejiler bağlamında çok boyutlu bir şekilde incelenmesi ve ampirik çalışmaların artırılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.Irregular migration constitutes one of the most debated dimensions of international migration movements, which have accelerated with globalization. State border policies, based on the distinction between citizens and non-citizens, contradict individuals' efforts to achieve better living conditions, thereby giving rise to the phenomenon of irregular migration. The contradiction between nation-states' approaches to border security and sovereignty and the inclusive nature of economic and social function systems renders irregular migration an inevitable phenomenon in the modern world society. Irregular migration emerges within a scenario where these two opposing logics interact. Within this paradox, while social structures push individuals toward increased global mobility, political powers attempt to regulate or restrict such movements. The mismatch between the flows generated by the former and those accepted and legitimized by the latter determines that a constant number of migrants engage in irregular mobility, residence, and employment.This study aims to examine the conditions under which irregular migration emerges, its historical evolution, and its sociological dimensions within the context of state-migrant relations. Rather than merely viewing irregular migration as a legal issue, this study conceptualizes it as a dynamic phenomenon shaped by the interaction of various social systems. It analyzes how state border policies and migration governance approaches interact with global economic, legal, educational, and social systems. The study highlights the tension between migrants' strategies for achieving social mobility and states' efforts to restrict such mobility. It concludes that understanding irregular migration solely from a security or legal violation perspective is insufficient; instead, it must be examined through a multidimensional framework encompassing social differentiation processes, international policies, and individual strategies. Moreover, it underscores the need for further empirical research on this complex phenomenon.</p

    0

    full texts

    65,114

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Van Yüzüncü Yıl University Research Information System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇