Hacettepe University Reserach Information System
Not a member yet
    118745 research outputs found

    Göz Tembelliği Tedavisinde Dikoptik Uyarım Temelli Binoküler Yaklaşımlar

    No full text
    Göz tembelliğinin ortaya çıkmasında binoküler işlev bozukluğunun kritik bir rol oynayabileceğinin keşfi, kontrast farkını dengeleyen her iki gözün eş zamanlı uyarım koşullarına dayanan yeni bir dikoptik uyarım yaklaşımının geliştirilmesine yol açmıştır. Bu yaklaşım, göz tembelliği tedavisinde her iki gözün birlikte çalışmasını sağlayarak göz tembelliğinin tedavisini mümkün kılmaktadır. Dikoptik tedavi yaklaşımları, göz tembelliğinde binoküler ve monoküler kayıplarda binoküler dengesizliğin önemli bir rol oynayabileceğini kabul ederken, binoküler işlev kapasitesinin korunması gerektiğini savunan bir teorik temele dayanmaktadır. Bu nedenle, bu yaklaşımlar gözlerin birlikte çalışmasını sağlamak, derinlik algısını geliştirmek ve binoküler tek görmeyi iyileştirmek amacıyla tasarlanmıştır. Bu derleme, göz tembelliği tedavisinde binoküler işlevi iyileştirmeyi hedefleyen dikoptik uyarım tekniklerinin mevcut literatürünü sistematik bir şekilde incelemekte ve sentezlemektedir. Literatürdeki çeşitli çalışmalara dayanarak, bu tedavi yöntemlerinin temel ilkeleri açıklanmış ve geleneksel monoküler tedavi yöntemleriyle karşılaştırıldığında elde edilen sonuçlar vurgulanmıştır. Dikoptik tedavi tekniklerinin klinik etkinliği, göz tembelliği tedavisinde binoküler işlevin iyileştirilmesine olan katkıları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu tedavi yaklaşımlarının farklı hasta gruplarındaki uygulama sonuçları, tedavi süreleri, etkinlik düzeyleri ve olası yan etkiler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Derleme, dikoptik tedavi yaklaşımlarının klinik uygulamalara entegrasyonuna yönelik kapsamlı bir değerlendirme sunarak, bu yöntemlerin avantaj ve dezavantajlı yönlerine de dikkat çekmekte ve gelecekteki kullanımına dair yol gösterici bir bakış açısı geliştirmeyi amaçlamaktadır.The discovery that binocular dysfunction may play a critical role in the development of amblyopia has led to the development of a novel approach based on contrast-rebalanced binocular stimulation of both eyes. This approach, known as dichoptic stimulation, enables the treatment of amblyopia by facilitating the cooperation of both eyes. Dichoptic treatment approaches are founded on the theoretical premise that binocular imbalance plays a significant role in both monocular and binocular impairments in amblyopia, and that preserving binocular function capacity is essential. Therefore, these approaches are designed to promote the collaborative functioning of the eyes, enhance stereopsis, and improve binocular fusion. This review systematically examines and synthesizes the existing literature on dichoptic stimulation techniques aimed at improving binocular function in the treatment of amblyopia. Based on various studies in the literature, the fundamental principles of these treatment methods are outlined, and the results obtained in comparison to traditional monocular treatments are highlighted. The clinical efficacy of dichoptic treatment methods is evaluated in terms of their contribution to enhancing binocular function in amblyopia. Additionally, information is provided regarding the outcomes, treatment durations, efficacy levels, and potential side effects of these treatment approaches in different patient groups. This review offers a comprehensive assessment of the integration of dichoptic treatment approaches into clinical practice, highlighting both their advantages and disadvantages, and aims to provide a guiding perspective on their future use

    SAĞLIK SEKTÖRÜNDE BÜYÜK VERİ ÜZERİNE BİBLİYOMETRİK ANALİZ VE SİSTEMATİK LİTERATÜR TARAMASI

    No full text
    Dijital dönüşüm sürecinin hız kazanmasıyla birlikte, bu dönüşümde büyük veriden yararlanan teknolojilerin önemi giderek artmıştır. Büyük veri, özellikle Covid-19 gibi küresel salgınların etkisiyle sağlık sektöründe daha fazla kullanılmaya başlanmıştır ve bu alanda geniş bir literatür oluşmuştur. Literatürdeki diğer çalışmadan farklı olarak, bu çalışmada konu sadece bibliyometrik analiz ile değil, aynı zamanda sistematik literatür taraması ile detaylı olarak incelenmiştir. Bibliyometrik analiz kapsamında, Web of Science veri tabanından elde edilen yayınlar VOSViewer ve Bibliometrix yazılımları aracılığıyla değerlendirilmiş; ortak yazarlar analizi, ortak kelime analizi, kaynakça eşleşme analizi ve tematik evrim haritaları oluşturulmuştur. Bu analizler sonucunda en üretken ülkeler, kurumlar, yazarlar ve dergiler belirlenmiş; araştırma alanlarının hangi temalarda yoğunlaştığı ortaya konmuştur. Sistematik literatür taramasında ise, Web of Science, Ulakbim ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarından elde edilen derleme ve araştırma makaleleri analiz edilmiştir. 2013–2023 yıllarını kapsayan toplam 357 çalışma, VOSviewer ve Bibliometrix yazılımları kullanılarak bibliyometrik analizle değerlendirilmiş; ayrıca literatür taramasında 46 derleme, 132 araştırma makalesi ve 7 tez detaylı şekilde incelenmiştir. İki yöntemden elde edilen bulgular arasında tematik düzlemde örtüşmeler saptanmış; özellikle teknik odaklı anahtar kelimelerin, içerik olarak etik ve yönetsel boyutlarla kesiştiği anlaşılmıştır. Bu çalışma, sağlık sektöründe büyük veri konusundaki araştırmaları bibliyometrik analiz ve sistematik literatür taraması yöntemleri ile analiz ederek ele almakta; böylece hem yayın eğilimlerini, hem de araştırma temalarını birlikte değerlendirmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca, Türkiye merkezli ulusal yayınlar ile uluslararası literatürün birlikte analiz edilmesiyle, karşılaştırmalı bir bakış açısı sunulmaktadır. Bu yönüyle çalışma, sağlıkta büyük veri alanındaki mevcut bilgi birikiminin daha kapsamlı ve çok yönlü değerlendirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.With the acceleration of digital transformation processes, technologies that utilize big data have become increasingly important. Particularly under the impact of global health crises such as the Covid-19 pandemic, big data had been adopted more extensively in the healthcare sector, resulting in a rapidly expanding body of literature. Unlike many previous studies, this research investigates the subject not only through bibliometric analysis, but also through a systematic literature review for a more comprehensive approach. The bibliometric analysis was conducted by publications retrieved from the Web of Science database using VOSviewer and Bibliometrix software, through which co-author analysis, keyword co-occurrence mapping, bibliographic coupling, and thematic evolution maps were generated. As a result, the most productive countries, institutions, authors, and journals were identified, and the thematic distribution of research areas was revealed. The systematic literature review included articles and reviews obtained from Web of Science, Ulakbim, and the Turkish Council of Higher Education Thesis Center. While a total of 357 studies from 2013 to 2023 were evaluated through bibliometric analysis, the review examined 46 review articles, 132 research papers, and 7 theses in detail. The findings of both methods demonstrated thematic overlaps; in particular, technically oriented keywords were found to overlap with content themes related to ethics and administrative dimensions. This study analyzes research on big data in the healthcare sector by using bibliometric analysis and systematic review methods, thus enabling the evaluation of both publication trends and research themes together. Additionally, by integrating the international literature with Turkish-based national studies, the study presents a comparative perspective. In this regard, it aims to contribute to a more comprehensive and multidimensional understanding of the extensive knowledge in the field of big data in healthcare

    Usability assessments in clinical decision support systems

    No full text
    Clinical decision support (CDS) tools play a crucial role in assisting healthcare professionals in making informed decisions. However, the full potential of CDS systems has not been realized due to various usability issues. This paper provides an overview of usability issues identified in CDS tools, including graphical user interface issues, user experience problems, terminology clarity, and user control problems. Several usability assessment methods, such as heuristic evaluation, think-aloud testing, cognitive walk-through, and surveys, are employed to evaluate CDS tool usability. These methods reveal strengths and weaknesses in CDS tool design, guiding improvements to enhance usability. The findings of this review emphasize the importance of incorporating user feedback, employing iterative processes, and addressing interface design challenges to optimize the usability and acceptance of CDS tools in healthcare settings. By addressing these usability issues, healthcare professionals can leverage CDS tools effectively to improve patient outcomes

    Dijital İkiz Üretiminde Filtreleme, Obje Tespiti ve 3B Modelleme

    No full text
    Bu çalışma, iç mekânların dijital ikiz modellerinin oluşturulmasında karşılaşılan temel zorlukları ele almakta ve bu zorluklara yönelik sistematik bir çözüm yaklaşımı sunmaktadır. İç mekân haritalama süreçlerinde, dış ortamlara kıyasla daha yoğun gürültü barındıran nokta bulutu verileri, doğru alan hesaplamaları ve nesne tanımlama için önemli engeller oluşturmaktadır. Bu araştırmada, el tipi GeoSLAM ZEB LiDAR cihazı ile toplanan nokta bulutu verilerinin işlenmesi için çok aşamalı bir yöntem geliştirilmiştir. Gürültü azaltımı için z-score analizi ve yoğunluk tabanlı HDBSCAN (Hierarchical Density-Based Spatial Clustering of Applications with Noise) algoritmaları birlikte kullanılarak hibrit bir filtreleme yaklaşımı uygulanmış ve veri kalitesinde %42,96 oranında iyileşme sağlanmıştır. Alan hesaplamalarında, Delaunay üçgenleme ve Shapely kütüphanesi karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş; Delaunay üçgenleme yöntemiyle %96,31 doğruluk oranına ulaşılırken, Shapely ile bu oran %62,05'te kalmıştır. Çalışma ayrıca iç mekân yüzeylerinin tespiti ve oda sınırlarının otomatik belirlenmesi için konumsal kümeleme yöntemlerini de içermektedir. Önerilen DBSCAN tabanlı nesne tanımlama yaklaşımı, masa gibi belirgin nesnelerin tespitinde başarılı sonuçlar verirken, pencere gibi karmaşık geometrik yapıların tanımlanmasında yetersiz kalmıştır. Bu çalışma, özellikle bina yönetimi, iç mekân navigasyonu ve enerji verimliliği uygulamaları için güvenilir dijital ikiz modellerinin oluşturulmasında önemli bir katkı sunmaktadır. Araştırma sürecinde geliştirilen algoritmalar ve iş akışı, iç mekân dijital ikiz üretiminde manuel müdahale gereksinimini azaltarak, daha hızlı ve ölçeklenebilir çözümler sunmaktadır.This study addresses key challenges in creating digital twin models of indoor spaces and presents a systematic approach to overcome these obstacles. In indoor mapping processes, point cloud data containing higher noise levels compared to outdoor environments poses significant barriers to accurate area calculations and object identification. In this research, a multi-phase methodology was developed for processing point cloud data collected with a handheld GeoSLAM ZEB LiDAR device. A hybrid filtering approach was implemented by combining z-score analysis and density-based HDBSCAN (Hierarchical Density-Based Spatial Clustering of Applications with Noise) algorithms for noise reduction, resulting in a 42.96% improvement in data quality. For area calculations, Delaunay triangulation and the Shapely library were comparatively evaluated; the Delaunay triangulation method achieved 96.31% accuracy, while Shapely remained at 62.05%. The study also incorporates spatial clustering methods for detecting indoor surfaces and automatically determining room boundaries. The proposed DBSCAN-based object identification approach yielded successful results in detecting distinct objects like tables but proved insufficient in identifying complex geometric structures such as windows. This research makes a significant contribution to creating reliable digital twin models particularly for building management, indoor navigation, and energy efficiency applications. The algorithms and workflow developed during the research process provide faster and more scalable solutions by reducing the need for manual intervention in indoor digital twin production.</p

    Pediatrik Göz İçi Yabancı Cisimler

    No full text
    Pediatrik arka segment göz içi yabancı cisimler (GİYC), çocuklarda ciddi komplikasyonlara yol açabilecek ve dikkatle yönetilmesi gereken klinik durumlardır. Çocuklar, dikkatsizlikleri ve belirli nesnelerin tehlikeleri konusunda farkındalıklarının olmaması nedeniyle oküler travmaya karşı daha savunmasızdır. Bu tür yaralanmalar, çocukluk çağı görme kaybının önemli bir nedeni olup, travmaya bağlı olarak gözün hassas dokularında mekanik hasar, kimyasal reaksiyonlar ve enfeksiyonlar gibi çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Derlememizde, pediatrik hastalarda GİYC vakalarının tanı, görüntüleme, tedavi ve izlem süreçleri ele alınmıştır. Yapılan çalışmalarda, GİYC’lerin erken tanısının ve uygun tedavi stratejilerinin görsel prognozu iyileştirdiği gösterilmiştir. Çalışmamızda, bu gibi olgularda cerrahi zamanlamanın vaka özelinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, GİYC olgularında gelişebilecek retina dekolmanı, proliferatif vitreoretinopati (PVR) ve endoftalmi gibi komplikasyonlar üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, pediatrik arka segment GİYC’leri, yaralanmanın türüne ve GİYC’nin bileşimine bağlı olarak benzersiz klinik özelliklere sahiptir. Erken müdahale ve diğer gözün korunması, başarılı bir tedavi süreci için esastır. Her ne kadar genel olarak görsel prognoz olumlu olsa da komplikasyonların yönetimi ve izlenmesi büyük önem taşımaktadır.Pediatric posterior segment intraocular foreign bodies (IOFB) are clinical conditions that can lead to serious complications in children and should be carefully managed. Children are more vulnerable to ocular trauma due to their carelessness and lack of awareness of the dangers of certain objects. Such injuries are an important cause of childhood vision loss and can lead to various complications such as mechanical damage, chemical reactions and infections in the delicate tissues of the eye due to trauma. In this review, the diagnosis, imaging, treatment and follow-up of IOFB cases in pediatric patients are discussed. Studies have shown that early diagnosis and appropriate treatment strategies improve visual prognosis. In our study, it was emphasized that the timing of surgery in such cases should be determined on a case- specific basis. In addition, complications such as retinal detachment, proliferative vitreoretinopathy (PVR) and endophthalmitis were emphasized. In conclusion, pediatric posterior segment IOFBs have unique clinical features depending on the type of injury and the composition of the IOFB. Early intervention and protection of the fellow eye are essential for a successful treatment course. Although the overall visual prognosis is favorable, management and monitoring of complications is of paramount importance

    Coal quality and palynology of the Tefenni coals (Burdur, SW Türkiye)

    No full text
    Güneybatı Anadolu’nun Geç Senozoyik sırasındaki tektonik hareketlere bağlı olarak güneybatı-kuzeydoğu uzanımlı havzalar gelmiştir. Bu havzalardan biri olan Tefenni Havzasının Neojen havza dolgusu içerisindeki Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Burdur Formasyonuna ait gölsel karbonatlarla ardalanmalı olarak ekonomik açıdan işletilebilir kömür damarları mevcuttur. Bu çalışma kapsamında havzada yapılan 4 adet kömür arama sondajından derlenen toplam 29 adet kömür örneğinin kalite parametreleri belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, kömür damarlarının hangi zamanda oluştuğunu belirlemek amacıyla havzanın güneybatısından yapılan bir sondajdan seçili kömür örneklerinde palinolojik analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen kömür örnekleri çok geniş bir aralıkta orijinal baz toplam nem (%22,3-44,0) ile havada kuru bazda kül (%18,163,8), uçucu madde (20,7-49,1), toplam %C (%12,1-47,8) ve %S (%0,8-5,4) içeriği tespit edilmiştir. Bu veriler ışığında havzanın güneybatısından incelenen kömür örnekleri kuzeydoğudan incelenen örneklere göre daha düşük toplam nem, kül ve toplam %C değerleri sunmaktadır. Havzanın iki kesimi arasındaki toplam nem farkı güneybatıdan incelenen örneklerin daha derin gömülme derinliğine sahip olması ile ilişkili olabilir. Kül ve toplam %C değerleri arasındaki fark ise havzaya turba oluşumu sırasında farklı detritik katkı girdisi sonucu gelişmiştir. Palinolojik analizlere göre incelenen kömür örneklerine ait palinomorf topluluğu içerisinde 3 cins ve 3 tür sporlara, 5 cins ve 9 tür gymnospermlere ve 12 cins ve 16 tür angiospermlere ait olduğu belirlenmiştir. Tefenni palinoflorasında sporlar sadece Polypodiaceae, Pteridophyta ve Riccia cf. soracarpa ile temsil edilmektedir. Gymnospermler, Tefenni örneklerinde en yaygın olarak gözlenen polenlerdir. Pinaceae-Pinus haploxylon tip tüm örneklerde yüksek yüzdeye sahip olarak tanımlanmıştır. Pinus diploxylon tip, Abies, Tsuga, Cathaya ve Podocarpus örnekler içerisinde düşük yüzdeli olarak belirlenmiştir. Göreceli olarak Cedrus ve Taxodioideae’nin yüzde bolluğu incelenen damarının üst kesimlerine doğru artış göstermiştir. Bu artışın tersine Cupressadece ve Cycas’ın yüzdesi azalmıştır. Odunsu Angiospermler Carya, Ulmus, Pterocarya, Olea ve Castanea ile temsil edilmektedir. Otsul Angiospermler; sucul (Sparganiaceae, Nymphaceae, Cyperaceae ve Caryophyllaceae) ve kurakçıl (Asteraceae-Tubulifloreae, -Ligulifloreae tipleri, -Centaurea ve ChenopodiaceaeAmaranthaceae) olmak üzere iki vejetasyon grup altında yer almaktadır. Bu polen birlikteliği ve paleoiklimsel değerlendirmelere göre Tefenni Havzasında kömürleri oluşturan turbaların nemli-ılıman iklim koşullarında ve Erken Pliyosen sürecinde depolandığı söylenebilir.&nbsp;&nbsp;Several southwest-northeast extending basins were developed in Southwestern Anatolia due to tectonic movements during the Late Cenozoic. Tefenni Basin, one of these basins, has economically exploitable coal seams intercalated with lacustrine carbonates belonging to the Late Miocene-Pliocene Burdur Formation within the Neogene basin infilling. This study aimed to determine the coal quality of 29 coal samples collected from four coal exploration wells in the basin. In addition, palynological analyses were performed on selected coal samples from one exploration well in the southwest of the basin to determine when the coal seams were formed.&nbsp; The examined coal samples display wide ranges of total moisture (22.3-44.0%) on as-received basis, and ash (18.1-63.8%), volatile matter (20.7-49.1), total C% (12.1-47.8%) and S% (0.8-5.4%) contents on air-dry basis. This data implies that the samples examined from the southwest of the basin presented lower total moisture, ash, and total %C values than the samples examined from the northeast. The difference in total moisture between the two parts of the basin may be related to the deeper recent burial depth of the samples examined from the southwest. The difference between the ash and total C% values developed due to the different clastic input ratios during peat formation in the basin. According to palynological analyses, the palynomorph community of the examined coal samples belonged to three genera and three species of spores, five genera and nine species of gymnosperms, and 12 genera and 16 species of angiosperms. In Tefenni palynoflora, spores are represented only by Polypodiaceae, Pteridophyta and Riccia cf. soracarpa. Gymnosperms are the most common pollen grains observed in the samples. The Pinaceae-Pinus haploxylon type was defined as having a high percentage in all samples. Pinus diploxylon type, Abies, Tsuga, Cathaya and Podocarpus were determined to have low percentage. The relative abundance of Cedrus and Taxodioideae increased towards the upper parts of the studied seam, while the percentage of Cupressadece and Cycas decreased. Woody Angiosperms are represented by Carya, Ulmus, Pterocarya, Olea, and Castanea. Herbaceous Angiosperms are divided into two vegetation groups: aquatic (Sparganiaceae, Nymphaceae, Cyperaceae, and Caryophyllaceae) and xerophytic (Asteraceae-Tubulifloreae, -Ligulifloreae types, -Centaurea and Chenopodiaceae-Amaranthaceae). Based on pollen association and paleoclimatic evaluations, the precursor peats in the Tefenni Basin were formed in humid-temperate climate conditions during the Early Pliocene.</p

    0

    full texts

    118,745

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Hacettepe University Reserach Information System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇