Tarsus University Institutional Repository
Not a member yet
344 research outputs found
Sort by
Analysis of photodetector and mechanical properties of halogen perovskite compounds produced by solid state sintering method
Son yıllarda yapılan çalışmalar, halojen perovskit bileşiklerin gösterdikleri fotodedektör performansı ile şu an ticari olarak kullanılan dedektör malzemelerinin yerine geçebileceğini göstermiştir. Halojen perovskit bileşikler, organik-inorganik ve inorganik olmak üzere iki ana gruba ayrılabilir. Organik-inorganik perovskitler ile umut vaat eden dedektörler üretilmiş olmasına rağmen, bu bileşiklerin nem, oksijen, ısı, ışık, elektrik alan gibi dış faktörlerden etkilendiği ve kararsız oldukları bilinmektedir. Bu nedenle, inorganik perovskit bileşikler kullanılarak üretilen dedektörler ön plana çıkmaktadır. İnorganik perovskitler içerisinde, çalışmalar özellikle çift perovskit olarak da adlandırılan Cs2AgBiBr6 üzerine yoğunlaşmaktadır. Çalışmaların büyük çoğunluğunun, bu malzemelerin tek kristal olarak üretimi üzerine odaklandığı görülmektedir. Böylesi bir üretim günler sürmekte ve sentezlenen numunelerin şekil, boyut ve kalınlığı üretim sırasında kontrol edilememektedir. Buna ek olarak, üretim sırasında asidik solüsyonlar veya yüksek sıcaklıklar kullanılması da bu yöntemin dezavantajları olarak düşünülebilir. Diğer taraftan ticarileşme potansiyeli yüksek olan bu malzemeleri, katı hal sinterleme yöntemi ile herhangi bir solüsyon kullanmadan istenilen şekil ve kalınlıkta, çok daha kısa sürelerde plaka formunda üretmek mümkündür. Yapılan bu tez çalışmasında, çok kristalli, kübik yapıya sahip çift perovskit Cs2AgBiBr6 bileşiği katı hal sentez yöntemi ile pelet şeklinde farklı yaklaşımlar kullanılarak üretilmiştir. Pelet formunda üretilen numunelerin fotodedektör özelliklerini (duyarlılık (R) ve dedektivite (D*)) belirlemek amacıyla karanlıkta ve 532 nm lazer ışığı altında akım-voltaj (I-V) ve akım-zaman (I-t) ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Öğütme ve tavlama adımları sonrası saf bir şekilde sentezlenen Cs2AgBiBr6 bileşiğinin tekrar öğütülerek, preslenmesi ve 20 saat 350 °C sıcaklıkta sinterlenmesi sonrası en iyi fotodedektör performansı elde edilmiştir. Ardından bu numunenin yapısal dayanımının yeterliliğini anlamak için nanoindentasyon yöntemi ile mekanik özellikleri analiz edilmiştir. Nanoindentasyon yöntemi ile malzemenin temel mekanik özellikleri olan sertlik (H) ve elastisite modülü (E) değerleri Oliver-Pharr yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Deneylerin sonucunda elde edilen değerler literatürdeki diğer perovskit malzemeler ve tek kristal Cs2AgBiBr6 örneklerinden elde edilen değerler ile kıyaslanmıştır
Exploring smart drug delivery platforms through the adsorption of chlormethine anticancer by an iron-enhanced metallofullerene
Representative iron-enhanced metallofullerenes including FeC24, FeC23, and FeC22 models were assessed for the adsorption of chlormethine (CMT) anticancer towards the development of smart drug delivery platforms. To this aim, density functional theory (DFT) calculations were performed to examine the structural and electronic features of models in the singular and conjugated states. Formations of CMT@FeC24, CMT@FeC23, and CMT@FeC22 conjugated complex systems were achieved by a major role of iron-enhanced region for making successful communications with the CMT substance. Two configurations were found for each conjugated complex system by the CMT relaxation at the metallofullerenes with meaningful results for adsorbing, retaining, and releasing processes of the adsorbed drug. The results of electronic features showed possibility of conducting a sensing function for the metallofullerenes during the adsorption of CMT substance. Consequently, the investigated conjugated complex systems were proposed towards the development of smart drug delivery platforms especially by the formation of CMT@FeC22 system.Q20012887676000012-s2.0-8520014850
Impact of conjugation of whey protein concentrate with different carbohydrates: Monitoring structural and technofunctional variations
This study utilized whey protein concentrate (WPC) as the primary protein source, employing the Maillard reaction to link it with three distinct carbohydrates: lactose, maltodextrin, and gum Arabic. Mixtures were prepared with a 1:4 protein-to-carbohydrate ratio, and conjugation was performed using dry heating at a temperature of 60 degrees C, 50% relative humidity for 8 h processing time. Under the same conditions, native WPC was heated as a control group. The formation of conjugates was tracked by monitoring absorbance changes, browning index (BI), and reduction in free amino groups (FAG). All conjugates exhibited significant loss of FAG, correlating with an increase in BI. Shifts in protein fingerprint bands observed via Fourier Transform Infrared Spectroscopy suggested potential protein-carbohydrate interactions, while X-ray diffraction showed increased sample crystallinity post-conjugation. Solubility assessments across pH levels (3.0-8.0) indicated a 10-13% rise in solubility for conjugated samples compared to mixtures, broadening their potential applications. Moreover, the emulsion stability index demonstrated improved stability after conjugation. Overall, the Maillard reaction-mediated conjugation enhanced the solubility and stability of emulsions.Q20012856786000012-s2.0-85199886951
From traditional state to digital state: A review of the digital transformation office
Her şeyin sürekli bir devinim ve dönüşüm içerisinde olduğu bu dünyada, hiçbir şeyin
sabit ve durağan kalması mümkün değildir. Teknolojik gelişmelerin sonucunda internetin
ortaya çıkması ve gün geçtikçe daha da gelişmesi tüm insanlığı ve sistemleri sarıp
sarmalayan hayali bir ağ yapılanmasına sebebiyet vermiştir. İnternet teknolojilerindeki
bu gelişmeler kitle iletişim araçlarının gelişip çeşitlenmesine olanak sağlarken, buna
paralel olarak insanların dolayısı ile devletlerin bu dijital ortamlara entegre olma
zorunluluğunu doğurmuştur. Çalışmada bu zorunluluğun bir sonucu olarak dönüşen
devletin dijitalleşmesi ve Türkiye perspektifinde bu dijitalleşme sürecinin nasıl
gerçekleştiği, Dijital dönüşüm ofisinin dijital dönüşüme dair uygulamalarının neler
olduğu, devletin dijitalleşmesinin yöneten-yönetilen ilişkisine sirayetinin ne yönde
olduğu ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığı ve böylesi bir dönüşüm yaşayan devletin
niteliğinin nasıl bir boyut aldığı gibi sorulara cevap bulunmaya çalışılmıştır. Bu sorulara
cevaplanırken nitel bir yöntemle Dijital Dönüşüm Ofisi projelerinden elde edilen temalar
ile betimsel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma sonucunda geleneksel devletten dijital
devlete geçiş sürecinde devlet aygıtının kullanım aracı olarak merkezi iktidarın önemli
bir rol üstlendiği ve geleneksel devlet yapısında mevcut sorunların dijital devlet sürecinde
de farklı boyutta devam ettiği sonucuna varılmıştır
The Syntheses of Chromium Aluminum Carbide (Cr2AlC) MAX Phase and Cr2CTx MXene and Investigation of Their Antimicrobial Properties
Chromium aluminum carbide (Cr2AlC) MAX phase and Cr2CTx (MXene-Cr) were synthesized by the pressureless sintering method and hydrothermal method, respectively. In addition to this, the free radical scavenging activities (FRSA) of MAX-Cr phase and MXene-Cr compounds were tested and compared with ascorbic acid and trolox as standard compounds. The obtained FRSA results of MAX-Cr phase and MXene-Cr were 42.82 and 59.64%, respectively, at 100 mg/L concentration. MXene-Cr showed a 66.90% inhibitory effect on α-amylase at 200 mg/L. The DNA nuclease activity of compounds was determined to be extremely satisfactory at 50, 100, and 200 mg/L concentrations. Moreover, the prepared MAX-Cr phase and MXene-Cr were investigated for antimicrobial activity against six bacterial and two fungal strains by the broth microdilution method. Compounds provided more significant inhibition against Gram-positive bacteria than Gram-negative bacteria and fungi. MAX-Cr phase and MXene-Cr almost completely inhibited microbial cell viability at a 25 mg/L concentration. Additionally, MXene-Cr showed 89.86% and 87.01% antibiofilm activity against S. aureus and P. aeruginosa, respectively, while the antibiofilm activity of the MAX-Cr phase was over 90%.Q2WOS:0011947634000022-s2.0-851888208273853887
The electronic and optoelectronic properties of Al/hydroxymethyl functionalized Zn(II)Pc/p-Si photonic device
In this study, the effects of illumination on the electronic and optoelectronic properties of Al/hydroxymethyl functionalized Zn(II)Pc/p-Si/Al photonic device have been investigated under dark and various lighting conditions. The diode’s electronic parameters have been extracted from the current–voltage characteristics. It is observed that the dark current value increases when the light is illuminated on the device, and thus, the photocurrent is formed, and this result has shown that the studied device exhibits a photoconductive behavior. The photoresponse properties of the fabricated device have been examined by transient photocurrent measurements under 100 mW/cm2 illumination, and they have also been analyzed using photocapacitance and photoconductivity measurements at different frequencies (100 kHz, 500 kHz, and 1 MHz). However, the capacitance data that may occur between the poles of the produced device have also been investigated, and it is thought that the device can also be developed as a capacitor. These results confirm that the hydroxymethyl functionalized Zn(II)Pc and p-silicon semiconductor-based device can be used particularly in electro-optic and photonic applications.Q
On additive codes with one-rank hulls
We study additive codes with 1-rank hulls and examine their properties for various dualities of the finite field of order 4. We give several constructions of additive and linear codes with 1-rank hulls. We also relate these codes to additive complementary dual codes (ACD). We give an interesting non-existence result for additive codes with a 1-rank hull for the duality M2 in terms of the parity of the number of generators. We conclude by giving substantive computations finding codes with one-rank hulls for small lengths using our results.Q1WOS:0012617563000022-s2.0-8519673100
The effect of risks and uncertainties on crypto asset prices
Teknolojinin hızlı ilerleyişi, üretim, sanayi,finans, bankacılık sektörlerini etkilediği gibi
yatırımcıların tercihlerini etkilemektedir. Niteliği farklı ülkeler ve uzmanlar tarafından
para, sanal para, dijital para, varlık vb. olarak isimlendirilse de kripto varlığın teknolojiye
dayalı bir yatırım aracı olarak kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Kripto varlık
piyasasının oldukça yüksek volaliteye ve spekülatif bir yapıya sahip olması kısa sürede
yüksek kazanç sağlayabildiği gibi tam tersi büyük kayıplara da sebep olabilmektedir.
Diğer taraftan kripto varlıkların bu yükseliş trendi karşısında merkezi bir yapının
olmaması nedeniyle tercih edilirliği artmaktadır. Kripto varlıkların temelini oluşturan
blokchain teknolojisi güvenilir bir yapıda olsa da kripto varlıkların yüksek risk ve
oynaklık içermesi yatırımcılar tarafından tercih edilirliğini düşürebilmektedir. Bu
çalışmada risk ve belirsizliklerin kripto varlık fiyatları üzerine etkisi araştırılmıştır. Risk
ve belirsizliği temsil eden altı endeks ile kripto piyasalarında hacimsel olarak önde gelen
altı kripto varlık arasındaki ilişki Ocak 2018 ile Kasım 2023 yılları arası
incelenmiştir.Çalışma sonucunda birim kök testleri bulguları değişkenlerin durağan
olmadığı ancak birinci farkla durağan olduğu tespit edildiği için Johansen Eşbütünleşme
testi uygulanmıştır. Altı kripto varlığın analizde kullanılan belirsizlik ve risk endeksleri
ile aralarında eşbütünleşmenin var olduğu ve uzun dönemli ilişki olduğu görülmüştür.
CPU endeksi ile ADA, BTC ETH, DOGE ve XRP pozitif ilişki tespit edilmiştir. LTC ile
herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. EMV-ID endeksi ile ADA, BTC, DOGE, ETH, LTC
arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. XRP ile herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. EPU
endeksi ile LTC arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. Diğer ilgili kripto varlıklarla
herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. GPR endeksi ile ETH arasında pozitif ilişki tespit
edilmiştir. Diğer ilgili kripto varlıklarla herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. TEU
endeksi ile ADA, BTC, ETH ve XRP arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. DOGE ve
LTC ile herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. VIX endeksi ile ilgili kripto varlıklar
arasında herhangi bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır
Comparison of parliamentary system and Presidential Government System in Turkey in terms of parliamentary efficiency
16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının bir kısmı değiştirilmiş parlamenter sistem yerini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine bırakmıştır. Sistem değişikliği sonrası anayasal sistemin kurumlarının görev ve yetkilerinde birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişikliklerin bir bölümü yürütme ile ilgili iken bir bölümü ise yasama ile ilgili olmuştur. Sistem değişikliği sonrası özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin etkinliğinde meydana gelen değişim özellikle önemlidir. Zira parlamenter sistem geleneği içinde yerleşen demokratik teamüller ve toplumun alışkanlıkları sistem değişikliği sonrası başkanlık sistemlerine özgü olan bazı yeniliklerin kabul edilmesiyle birlikte tartışma konusu olmuştur. Klasik parlamenter sistemlerde parlamento, başkanlık sistemlerindeki parlamento ile karşılaştırıldığında parlamento etkinliği açısından daha etkin olduğu kuşkusuzdur. Zira parlamenter sistemin merkezinde parlamento vardır, yürütme parlamento içinden çıkmaktadır ve yürütme parlamento tarafından görevden alınabilmektedir. Buna karşın başkanlık sisteminde ise yürütme ve yasama birbirinden bağımsızdır ve çok daha katı bir kuvvetler ayrılığı ayrım söz konusudur. Bu katı ayrım parlamentonun yürütmeyi denetlemesi önünde engel teşkil etmese de yürütmenin parlamentonun güvenoyuna ihtiyaç duymaması, parlamentonun yürütme organı başında yer alan başkanı görevden alamaması ve yürütmenin de meşruiyetini doğrudan halktan almak suretiyle parlamento içinden çıkmaması bu sistemde yürütmeye daha özel ve güçlü bir rol biçmektedir. Yapılan Anayasa değişikliği ile parlamento yetkilerinde meydana gelen değişiklik, parlamentoda görev alan milletvekillerinin verdikleri kanun teklifi sayıları, parlamentonun yaptığı soruşturma sayıları ve parlamentonun kamuoyunda yer alan görünürlüğü birlikte değerlendirildiğinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası parlamento etkinliğinde azalma meydana gelmiştir. Bu durumun, farklılıklar arz etse de asıl olarak başkanlık sisteminin bir varyantı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş nedeniyle yaşanan sistem değişikliği olduğu görülmektedir. Yeni sistemle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme organı olarak cumhurbaşkanlığı makamının gölgesinde kalmış, eski sisteme nazaran parlamento etkinliğinde aşınma meydana gelmiştir
Investigation of the treatment and antibacterial properties of pollutant-containing water using black phosphorus blended polyethersulfone membranes
The most important problem of membrane processes is clogging and therefore the reduction of their useful life. In order to eliminate such problems, the production of composite membranes is an option in membrane treatment systems. In this study, the usability of black phosphorus (BP) in membrane treatment systems, and its effect on antibacterial and treatment performance were studied. BP blended PES membranes (BP@PES) produced by loading BP into the polyethersulfone (PES) membranes were used for the treatment of bovine serum albumin (BSA) and Escherichia coli (E. coli). For this purpose, BP was added at three different amounts (0.5 %, 1.0 %, and 2.0 %) into PES membranes. Membranes with different BP amounts produced were named as 0.5%BP@PES, 1.0%BP@PES, and 2.0%BP@PES. After the production of these composite membranes, they were used in the dead-end filtration system and compared with the PES membrane without BP (bare PES). The removal effectiveness of bare PES was found to be 53.40 % in the BSA rejection results, and it was discovered to be 60.90 %, 97.15 %, and 100 % for 0.5%BP@PES, 1.0%BP@PES, and 2.0%BP@PES, respectively. The antioxidant activity of BP was 70.86% at 100 mg/L. Newly prepared BP caused single-strand DNA nuclease abilities at 50, 100, and 200 mg/L. BP showed the effective antimicrobial activity. The most antimicrobial activity was determined as a minimum inhibitory concentration (MIC) value of 8 mg/L against E. hirae and 100 % E. coli viability inhibition activity was achieved at 50 and 100 mg/L after 90 min exposure. BP also inhibited the biofilm formation of P. aeruginosa at 87.19 % and S. aureus at 90.28 % at 50 mg/L. Thus, both the effect of BP on membrane performance and its antibacterial properties were investigated. Pure water fluxes, BSA and E.coli rejection performances, and antibacterial properties of all membranes used in the membrane filtration system were investigated in detail. It is recommended to further investigate BP-containing membranes with different production techniques.Q1WOS:0011341850000012-s2.0-8517948231