Tarsus University Institutional Repository
Not a member yet
344 research outputs found
Sort by
Numerical investigation of the effects of innovative obstacle configurations on thermohydraulic performance in mini channel heat sink
Bu çalışmada, yenilikçi yarı ve çeyrek küresel engel konfigürasyonların bir mini kanallı ısı alıcının termohidrolik performansa etkileri sayısal olarak incelenmiştir. Bu amaçla 0.0025 kg/s ile 0.0045 kg/s arasında 5 farklı soğutucu akışkan debi 4 farklı geometri için sayısal çalışmalar gerçekleştirilmiştir.Sayısal çalışmalar ANSYS Fluent 2021 R2 yazılımı ile gerçekleştirilmiştir.Yapılan çalışmalarda farklı konfigürasyonların hız ve sıcaklık alanlarına,ortalama Nusselt Sayısına,ısı alıcının performans katsayısına olan etkileri incelenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde debi değeri arttıkça ısı alıcının soğutma performansının arttığı,kanal içindeki engellerin ısı transferi karakteristlerinde önemli etkisinin olduğu belirlenmiştir
The effect of adding porous fin under the absorber surface on the performance of a solar air collector with energy storage unit
Bu çalışmada, havalı bir güneş kollektörüne PCM ünitesi eklenerek kullanım süresi
arttırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, tek geçişli bir havalı güneş kollektörüne PCM ünitesi
eklenmiştir. Ek olarak, PCM ünitesinin içine gözenekli kanatçıklar eklenerek PCM erime
süresi kısaltılmaya çalışılmıştır. Böylelikle, kollektöre depolama ünitesi ve kanatçıklar
eklenerek altı farklı güneş kollektörü tasarlanmış ve sayısal olarak analiz edilmiştir. Sayısal
analizlerde, ANSYS Fluent programı kullanılmıştır. Çalışma neticesinde, analiz edilen havalı
kollektöre PCM ünitesinin eklenmesi, kollektörün kullanım süresinin artmasına neden
olmuştur. PCM ünitesinin içine gözenekli kanatçıkların eklenmesi sistemin performansının
ciddi şekilde artmasına neden olmuştur. Ek olarak, gözenekli kanatçıkların sayısının artması
da parafinin erime süresini hızlandırmıştır. Gözenekli kanatçıkların sayısının artması ortalama
enerji verimliliğinin ciddi bir oranda artmasına neden olmuştur. Genel olarak, altı farklı
sistemin sayısal olarak analiz edilmesi neticesinde, PCM ünitesinin havalı güneş kollektörüne
eklenmesiyle kullanım süresi arttırılmıştır. Ek olarak PCM ünitesinin içine gözenekli
kanatçıkların yerleştirilmesi, parafinin erimesini hızlandırarak sistemin performansını
arttırmıştır.
Anahtar kel
Analysis of household cooking fuel preference in Türkiye: Evidence from the micro dataset
Bu çalışmanın amacı Türkiye’de hanehalklarının evlerinde yemek pişirmek için kullanmayı
tercih ettikleri yakıt türlerini ve bu yakıt türünü kullanmaya karar vermelerinde etkili olan
sosyo-demografik ve sosyo-ekonomik faktörlerin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda
TÜİK’e ait 2019 yılının Hanehalkı Bütçe Anketi verileri kullanılmıştır. Çalışmada
hanehalklarının pişirme yakıtı ilkel ve modern yakıt türleri olarak ikiye ayrılmış ve bu
nedenle analizde lojistik regresyon yöntemi tercih edilmiştir. Modelde kullanılan yaş,
cinsiyet, toplam gelir, hanehalkı büyüklüğü, eğitim seviyesi, medeni durum, iş durumu,
konutun yapım yılı, ısınmada kullanılan yakıt türleri, sıcak su elde etmek için kullanılan yakıt
türleri ve konutun mülkiyet durumu bağımsız değişkenler olarak analize dahil edilmiştir.
Yapılan analiz sonucuna göre eğitim seviyesinin ve toplam gelirin artması ile oturulan
konutun 2000 yılından sonra inşa edilmiş olması, hanehalklarının pişirme yakıtı olarak
modern yakıt türünü ilkel yakıt türünden daha fazla tercih edildiği bulgusuna ulaşılmıştı
Carbonaceous Nanofillers in Medicine Technology
Nanofillers (NFs) constitute a remarkable group of nanomaterials that have been used in many different application areas from biomedical to energy systems. They are used to endow favorable mechanical, physical, chemical, and conductivity properties to the different matrices but especially polymeric matrices. NFs are favored fillers over microfillers due to their promising physical and mechanical properties, such as large surface areas, high aspect ratio, high surface energy, scratch resistance, superior barrier properties, enhanced fire-resistant properties, improved heat distortion performance, and less structural defects. They can be classified as organic or inorganic and organic nanofillers and especially carbon nanofillers (CNFs) (e.g., zero-dimensional (0D: fullerenes, carbon dots, carbon nano onions, carbon nanohorns), one-dimensional (1D: nanotubes, nanofibers), two-dimensional (2D: graphene, graphene oxides (GO) and their sheet-like derivatives), and three-dimensional (3D: spherical and cubical nanoparticles, multi-layered GO, graphite, and diamond)). This chapter aimed at providing an overview of carbon nanofillers and their biomedical applications. CNFs are used to form hybrid nanocomposites with various materials in the field of medical technology such as cancer therapy, biosensor applications, neurotransmitter detection, disease and toxicity biomarker detection, tissue engineering, osteogenic applications, antimicrobial activity, drug delivery, and theranostic applications together with a light to their future biomedical applications
Evaluating the impact of unmanned aerial vehicles (UAVs) on air quality management in smart cities: A comprehensive analysis of transportation-related pollution
Urban environments face significant air pollution challenges affecting health and sustainability. Using unmanned aerial vehicles for air quality monitoring offers a promising solution. This research aims to improve these vehicles' ability to identify pollution sources and develop strategies, with a focus on transportation-related pollution. Detailed air pollution tests revealed that pollutant concentrations surged during morning rush hours, especially in high-traffic coastal areas, while areas away from traffic had much lower levels. Evening tests showed that pollutants from daytime traffic had dispersed throughout the urban area. The consistent northward shift in pollutant concentrations underscored the link between traffic patterns and pollutant distribution. Quantitative analyses and the resulting air pollutant maps showed average increases in pollutant concentrations between morning and evening hours in high-traffic areas: 12.1% for NO2, 5.3% for CO, 9.8% for PM10, and 11.4% for PM2.5. In contrast, the increases in pollutant concentrations in less trafficked urban regions were 45.9%, 48.2%, 32.7%, and 29.5%, respectively. This demonstrates how air pollution originating from areas with heavy traffic impacts other regions through environmental and geographical factors. The findings underscore the need for comprehensive air quality management strategies at the city level, targeting emissions in high-traffic areas and adapting to temporal fluctuations in pollutant levels.Q12-s2.0-8520096213
Energy poverty and health in Turkey: Evidence from Longitudinal data
This study critically examines the effect of energy poverty on health in Turkey between 2018 and 2021 using the Income and Living Conditions Survey Longitudinal Micro Data Set. It considers the multidimensional structure of household energy poverty and its individual effects on health, resulting in several significant findings. Firstly, the multidimensional energy poverty index at the household level is obtained as a continuous variable using principal component analysis, considering subjective and objective indicators of energy poverty. Secondly, the impact of energy poverty on health at the individual level and the effect of several socioeconomic variables, including unobserved heterogeneity, are estimated with the random effects ordered logit model. Finally, commonly used measures of energy poverty in the literature and their health impacts are compared. The robustness analysis results show that the model's goodness of fit is highest when the multidimensional energy poverty index is constructed using principal component analysis. In addition, the analysis results show that unobserved heterogeneity across individuals significantly impacts health. These results indicate that decentralized policies should be implemented to increase policy effectiveness in combating energy poverty.Q10012778519000012-s2.0-8519920917
Design of an ankle tele-rehabilitation device for use in daily life
Ayak bileği rehabilitasyon cihazları, bir ayak bileği yaralanmasından sonra fiziksel
bozuklukları iyileştirmek ve normal işlevi geri kazandırmak için fizik tedavi müdahalesi
sağlayarak ayak bileği hareketini ve kas gücünü etkili bir şekilde iyileştirilmesine, kas
atrofisini önlenmesine ve daha hızlı iyileşme sürelerine ve daha iyi tedavi sonuçlarına
katkıda bulunabilmektedir. Bu tez çalışması, düşük maliyetli, kolay taşınabilir, katlanabilir,
dorsal fleksiyon, plantar fleksiyon, inversiyon ve eversiyon hareketlerini
gerçekleştirebilecek iki serbestlik derecesine sahip, aktif terapötik egzersizleri (eklem
hareket açıklığı egzersizi, kuvvetlendirme egzersizi, izotonik egzersizleri) gerçekleştirecek
ev temelli bir telerehabilitasyon cihazını tasarlamayı amaçlanmıştır. Cihazın ayak
platformunda, dorsal fleksiyon, plantar fleksiyon, inversiyon ve eversiyon hareketleri
sırasında oluşan kuvvetleri ölçmek için dört adet kuvvet sensörü kullanılmıştır. Cihaza
konulan ivme ve jiroskop sensörü ile X, Y, Z eksenlerinde oluşan açı bilgileri ölçülmüş ve
ölçülen değerler toplanmıştır. Ayağın uyguladığı kuvvete karşı direnç kuvvet uygulayıcısı
için yaylı sistem kullanılmış ve direnç kuvvetlerinin manuel olarak 3 kademeli zorluk
derecesine göre kolaylıkla ayarlanması sağlanmıştır. Tasarlanan cihazda kullanılan
sensörlerden elde edilen verilerin oluşturulan kullanıcı dostu ara yüzde işlenmesi için
kablosuz haberleşmeye olanak sağlayan ATMega 2560 MCU Kart kullanılarak bluetooth
üzerinden iletişim sağlanmıştır. Cihazın tüm mekanizma işlevselliği, gerçek zamanlı sensör
ölçümleri, arayüz işlevselliği ve ölçüm analizlerine dayalı geri bildirim sonuçları 10 sağlıklı
katılımcı üzerinde test edilmiştir. Elde edilen ümit verici sonuçlar, düşük maliyetli, kolay
taşınabilir ve çok yönlü ev tabanlı bu tele-rehabilitasyon cihazının geliştirilmesi yoluyla ayak
bileği rehabilitasyonu alanında önemli bir katkı sunma potaensiyeline sahiptir. Sonuç olarak
ayak bileği eklemlerinin rehabilitasyonuna yardımcı olmak ve ayak bileği yaralanmaları
veya nörolojik hastalıkları olan hastalarda hareket ve kas gücünü artırmak için düşük
maliyetli, kolay taşınabilir, katlanabilir, iki serbestlik derecesine sahip bir ayak bileği
rehabilitayson cihazı önerilmiştir
Long-life (Co, Al, Mg)-doped LiMn1.5Ni0.5O4 cathodes prepared by co-precipitation method
The spinel cathode LiMn1.5Ni0.5O4 (LMN) is garnering significant interest in the realm of lithium-ion batteries owing to its economical nature, elevated operating voltage, high theoretical energy density, and commendable thermal stability at a charged state. Various doping elements have been suggested to enhance the discharge capacity and prolong the lifetime of the LMN cathode. In this study, three doping elements (cobalt, aluminum, and magnesium) are investigated and compared using different characterization techniques. All three elements proved to be effective in extending the cycle life. Among all three elements, cobalt exhibits the highest threshold for dopant concentration beyond which performance degradation initiates. The cathode material with the highest performance, LiMn1.5Ni0.4Co0.1O4, is projected to have a cycle life of 900 cycles, contrasting with the 500 cycles of the undoped sample.Q20012082395000022-s2.0-8519153452
The role of women leaders in fighting the pandemic: A comparative analysis on Finland, Germany and New Zealand
İnsanlar var olduğundan beri toplumsal alanda kadın erkek ayrımını gözetmek
mümkündür. Yapılan ayrımların bireylerde rollerinin belirlenmesinde, belirlenen rollere
göre davranışların biçimlenmesinde önemli etkileri mevcuttur. Toplumsal cinsiyet
algısıyla birlikte bireylere cinsiyetlerine göre roller verilmiş ve o rollere göre
davranışlar sergilenmesi istenmiştir. Toplumsal cinsiyet davranış kalıplarına uymayan
bireyler ise dışlanmışlardır. Bu ayrımcılık bağlamında kadınların işlerinin özel alan
tanımıyla ilintili olarak iş tanımının sadece hane içinde çocuk bakmak, yemek yapmak
gibi görevlerden oluştuğu, erkeklerin ise özel alandan ziyade kamusal alanı temsil eden
para kazanma, siyasete katılım ve ticaret yapma gibi görevlerinin olduğu
vurgulanmıştır. Kamusal alanla ilintilendirilen siyasetin varlığı insanların var oluşuyla
eş değer görülmektedir. Çünkü yöneten ve yönetilen olgusu toplumlar nezninde her
zaman hakim bir görüş olagelmiştir. Siyasetin de erkeklerin elinde olduğu, kadınların
önceden oy bile kullanamadığı, daha sonra ise oy kullandıkları zamanda aile içindeki
erkek egemen yapıların isteği doğrultusunda oy kullandıkları görülmektedir. Bu tez
çalışmasında ise özel alanda toplumun kadına biçmiş olduğu rollerden ve kadınların
toplumsal cinsiyet algısı bağlamında özel alandan kamusal alana belirlenen kalıpların
dışına çıkılarak, siyasete katılım yapmış olmalarına vurgu yapılmıştır. Tezin çalışma
alanı ise COVID-19 pandemisiyle mücadele eden kadın liderleri Finlandiya, Almanya
ve Yeni Zelanda ülkeleri örneğiyle karşılaştırmalı incelemek ve pandemi döneminde
kadın liderlerin sergilemiş oldukları tutum ve politikaların, siyaset ve toplumsal cinsiyet
bağlamında analizini yapmaktır. Çalışmada aynı zamanda pandemiyi başarıyla yöneten
Hollanda, Avustralya ve Güney Kore ülkelerinin erkek liderlerinin uygulamış oldukları
politikalara yer verilmiş ve kadın liderlerle karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır. Bu tez
çalışmasının amacı toplumsal cinsiyetle kadına atfedilen roller bağlamında pandemiyle
başarıyla mücadele eden kadın liderlerin, siyasi tutum ve davranışlarını toplumsal
cinsiyet kavramları bağlamında açıklamaktır
Smed methodology: Improvement of overall equipment efficiency in a mechanic company
Zaman içerisinde imalat sanayilerinin sayısının artması ve dünya çapındaki şirketlerin hayatta kalma mücadelesi şiddetli bir rekabetin önünü açmıştır. Bu yarışta ayakta kalabilmenin yolu büyük yatırımlar ya da tecrübeden değil, mevcut personel, malzeme, ekipman ve zamanın en verimli şekilde kullanılmasından geçmektedir. Yalın üretim sistemleri, müşteri taleplerini tam olarak karşılayacak şekilde, en az kaynakla, en kısa sürede, en az israfla, en düşük maliyetle, hatasız üretimin arayışı ile firmalara yardımcı olacak niteliktedir. Küreselleşmenin artmasıyla birlikte müşteriler artık aynı tip ürünlerden memnun kalmamakta ve ihtiyaçlarına uygun ürünleri giderek daha fazla talep etmekte ve bu ihtiyaç daha da belirgin hale gelmektedir. Teknolojideki ilerlemeler, müşterilerin istedikleri ürünleri dünyanın herhangi bir ülkesinde satın almalarına olanak sağlamakta ve bu gelişmelere yönelik rekabet de artmaktadır. Yalın Üretim yaklaşımı, üreticilerin ihtiyaçlarını karşılayan ve bu değişikliğe öncü olacak bir tekniktir. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yalın üretim çalışmalarının literatüre kazandırılması üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde temel yalın üretim teknikleri anlatılmakta ve bu tekniklerin hangi amaçlarla kullanıldığı ve faydaları hakkında bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde yalın üretim yöntemlerinden biri olan SMED yönteminin ayrıntılı bir açıklaması verilmektedir. Son bölüm ise araştırmanın uygulama aşamasıdır. SMED teknolojisi talaşlı imalat yapan bir şirketteki uygulanarak araştırma sonuçları sunulmuştur