Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Yoğurt bakterilerinin elektropüskürtme yöntemi ile kapsülasyonunun optimizasyonu ve kapsüle yoğurt bakterilerinin yoğurt üretiminde kullanım olanaklarının araştırılması

    No full text
    Yoğurt bakterileri olan Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus'u içeren starter kültürler kullanılarak sütün fermente edilmesiyle üretilen yoğurt, özellikle laktoz intoleranslı bireyler tarafından en çok tüketilen süt ürünlerinden bir tanesidir. Yoğurt bakterileri üretim, depolama ve tüketim sırasında karşılaştığı çeşitli stres koşullarına (sıcaklık ve pH gibi) karşı direnç gösterememektedir. Mikroorganizmaların çeşitli stres koşullarına karşı dayanımını sağlamak amacıyla çeşitli yöntemler geliştirilmektedir. Elektropüskürtme ile kapsülasyon tekniği, çevresel koşullara karşı mikroorganizma dayanımını artıran yöntemlerden biridir. Bu çalışmada kaplama çözeltisindeki peyniraltı suyu proteini izolatı/inülin oranı, iğne ucu-plaka arası uzaklık ve voltaj değeri değişkenlerinin optimizasyonu sağlanarak kapsül yükleme verimliliği en yüksek kapsüllerin, düşük pH değerindeki ortama (pH 2.5) karşı en dayanıklı kapsüllerin ve söz konusu bu iki özelliği bir arada bulunduran kapsüllerin elde edilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca bu çalışmada, elde edilen kapsüllerin yoğurt üretiminde kullanım olanakları araştırılmıştır. En yüksek yükleme verimliliğine sahip kapsülleri üretebilmek için peyniraltı suyu proteini izolatı/inülin oranı 16/8, voltaj değeri 19.60 kV ve iğne ucu-plaka arası uzaklık değeri 8.00 cm; düşük pH değerindeki ortamda en yüksek canlılıkta S. thermophilus ve L. delbrueckii subsp. bulgaricus bakterilerini içeren kapsüllerin üretilebilmesi için peyniraltı suyu proteini izolatı/inülin oranı 23.84/1.16, voltaj değeri 10.01 kV ve iğne ucu-plaka arası uzaklık değeri 16.82 cm; düşük pH değerindeki ortamda en yüksek canlılıkta S. thermophilus ve L. delbrueckii subsp. bulgaricus bakterilerini içeren ve en yüksek yükleme verimliliğine sahip kapsülleri üretebilmek için peyniraltı suyu proteini izolatı/inülin oranı 16/8, voltaj değeri 22.07 kV ve iğne ucu-plaka arası uzaklık değeri 8.00 cm olarak belirlenmiştir. Yoğurt bakterilerini içeren kapsüller eklenen yoğurt örneklerinin pH ve titrasyon asitliği değerlerinin kontrol örneğine göre daha yüksek, viskozite ve sertlik değerlerinin ise daha düşük olduğu, serum ayrılması değerleri açısından yoğurt örnekleri arasında önemli farklılık olmadığı (P>0.05) tespit edilmiştir. Yoğurt örneklerinin duyusal analizi sonucunda kontrol örneklerinin görünüş ve tat puanlarının yoğurt bakterilerini içeren kapsüller eklenen yoğurt örnekler ile karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu; ancak koku ve genel beğeni puanları açısından yoğurt örnekleri arasında önemli farklılık olmadığı (P<0.05) bulunmuştur. Kapsülasyon işleminin, dinamik in vitro gastrointestinal modelden geçişi sırasında yoğurt örneklerindeki S. thermophilus ve L. delbrueckii subsp. bulgaricus'un canlılığını önemli düzeyde koruduğu saptanmıştır

    Mekanik dolaşım destek sistemi hastalarının driveline yaralarının görüntü işleme ve derin öğrenme yöntemi ile enfeksiyon açısından incelenmesi

    No full text
    Tez çalışmasında, kalp yetersizliği yaşayan hastalara tedavi olarak uygulanan mekanik dolaşım destek sisteminin implantasyonu sonrasında oluşabilecek driveline yaralarının görüntü işleme ve derin öğrenme yöntemleri ile enfeksiyon durumunun incelenmesi üzerine çalışılmıştır. Sol ventrikül destek cihazları (LVAD) implantasyonu nedeniyle meydana gelen driveline enfeksiyonu hastalarda üçüncü en yaygın ölüm nedenidir. Driveline enfeksiyonu cilt dokusunda ödem, sıcaklık, pürülan akıntı gibi semptomların ortaya çıkmasıdır. Bu semptomlar cilt dokusunda lezyonlara neden olur. Bu çalışmada, kalp yetersizliğine bağlı LVAD implantasyonu sonrası oluşabilecek aktarma organları enfeksiyonunu tespit etmek için görüntü işleme teknikleri ve derin öğrenme yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında kalp yetersizliğine bağlı olarak mekanik dolaşım destek sistemi implantasyonu uygulanan hastalardan alınan görüntüler ile enfeksiyon durumu hakkında inceleme yapılmıştır. Bu tespitler için öncelikle driveline'ın vücuttan çıkış bölgesi tespit edilmiştir. Driveline vücut çıkış bölgesi tespitinde, cilt dokusu üzerinde bölütleme işlemi yapılmıştır. Bu tespit işlemi için bölütleme işlemi olarak K-Ortalamalar algoritması tercih edilmiştir. Bölütleme işlemi sonrasında elde edilen driveline vücut çıkış bölgesi, öznitelik çıkarma işlemi ve derin öğrenme için girdi olarak kullanılmıştır. Öznitelik çıkarma kısmında üç farklı yöntem kullanılmıştır. Bu yöntemler: ayrık dalgacık dönüşümü, Shannon Entropisi ve gri seviyeli eş-oluşum matrisleridir. Bu yöntemlere bağlı olarak bazı çıkarımlarda bulunulmuştur. Öznitelik çıkarmaya ek olarak derin öğrenme yöntemi kullanılmıştır. Derin öğrenmede evrişimli sinir ağı mimarisi tercih edilmiştir. Evrişimli sinir ağı mimarisine bağlı olarak model geliştirilmiştir. Bu model ile görüntünün enfeksiyon durumu hakkında tahminde bulunulmuştur. Mevcut veri yapısı ve miktarına bağlı olarak geliştirilen modelin başarı oranı %90 olarak hesaplanmıştır

    D-Sorbitol kullanılarak nadir şekerlerden L-Sorbozun fermentasyonla üretim imkanlarının araştırılması

    No full text
    L-sorboz, C6H12O6 kapalı formülüne sahip ketoz bir monosakkarittir. Doğada nadir bir şeker olarak doğal kaynaklarda oldukça düşük miktarda bulunan L-sorboz yaygın olarak Gluconobacter veya Acetobacter türleri kullanılarak D-sorbitolün mikrobiyal oksidasyonu yoluyla üretilmektedir. L-sorbozun gıda endüstrisinde en önemli kullanım alanı C vitamini sentezinde başlangıç veya ara materyal olarak kullanımı olup, dünya genelinde üretilen L-sorbozun çoğunluğu C vitamini üretiminde kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, Gluconobacter oxydans ATCC 621 suşu kullanılarak D-sorbitolden fermantasyon ile L-sorboz üretimi üzerine etkili olan fermantasyon koşullarının optimize edilmesi amaçlanmış ve optimizasyon işlemi çalkalamalı inkübatör ve biyoreaktör ölçeğinde olmak üzere iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında; çalkalamalı inkübatörde L-sorboz üretimi üzerine etkili olan D-sorbitol konsantrasyonu, besiyeri başlangıç pH değeri, sıcaklık ve çalkalama hızı parametrelerinin yanıt yüzey metodu kullanılarak optimize edilmesi amaçlanmıştır. Fermantasyon koşullarının optimizasyonu için bağımsız değişkenlerin sınır değerleri; D-sorbitol konsantrasyonu için 90 ila 170 g/L, başlangıç pH değeri için 6 ila 8, sıcaklık için 25 ila 35°C ve çalkalama hızı için 150 ila 250 rpm olarak belirlenmiştir. Belirlenen parametreler ile merkezi kompozit tasarım istatistik yöntemi ile orta noktanın 3 kere tekrarlandığı toplam 27 üretimlik bir deneme deseni kullanılmıştır. Fermantasyon süresince yapılan örneklemeler ile optik yoğunluk, D-sorbitol ve L-sorboz miktar analizleri yapılmıştır. Çalkalamalı inkübatörde gerçekleştirilen tüm fermantasyon denemeleri sonunda L-sorboz üretim miktarı üzerine; D-sorbitol konsantrasyonunun, başlangıç pH değerinin, sıcaklığın, D-sorbitol konsantrasyonu-sıcaklık, pH-sıcaklık ve sıcaklık-çalkalama hızı interaksiyonlarının ve D-sorbitol konsantrasyonu, pH değeri ve çalkalama hızı karelerinin önemli (p<0.01; 0.010.05) bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Çalkalamalı inkübatör denemeleri sonucunda L-sorboz üretimi için optimum fermantasyon koşulları 127.58 g/L D-sorbitol konsantrasyonu, 7.20 besiyeri başlangıç pH değeri, 35°C sıcaklık ve 224 rpm çalkalama hızı olarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum koşullarda gerçekleştirilen 168 saatlik doğrulama fermantasyonuyla %89.95 dönüşüm oranı ile L-sorboz üretimi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında; çalkalamalı inkübatörde gerçekleştirilen fermantasyon denemeleri sonucu elde edilen optimum koşullar kullanılarak, 1.5 L çalışma hacminde ve 700 rpm karıştırma hızında biyoreaktörde 0.5, 1.0 ve 1.5 vvm hava akım koşullarında 1x3 faktöriyellik yeni bir deneme gerçekleştirilmiş ve 118 saat süren fermantasyonlar boyunca elde edilen örneklemeler ile belirlenen optik yoğunluk, biyokütle, D-sorbitol ve L-sorboz miktar verileri ile fermantasyonlara ait kinetik parametreler hesaplanmıştır. Farklı hava akım hızlarında gerçekleştirilen denemeler sonucunda, L-sorboz üretim miktarı üzerine hava akım hızının önemli (p<0.01) seviyede etkili olduğu tespit edilmiştir. Biyoreaktör denemeleri sonucunda optimum hava akım hızı %98.33 verim ile en yüksek miktarda L-sorboz üretiminin gerçekleştirildiği 1.5 vvm hava akım hızı olarak belirlenmiştir. Gerçekleştirilen tüm biyoreaktör denemelerinde ortamın pH değeri takip edilmiş ve fermantasyon ortamının pH değeri 5 değerinin altına düşmeden L-sorboz üretiminin başlamadığı ve L-sorboz üretiminin ancak 72 ila 95 saat kadar sonra başladığı tespit edilmiştir. Fermantasyon süresi üzerine besiyeri başlangıç pH değerinin etkisi göz önünde bulundurularak belirlenen optimum koşullar, besiyeri başlangıç pH değeri 7.2 ve 5.0 olan iki farklı üretim ile doğrulanmıştır. Doğrulama fermantasyonları sonucunda her iki pH değerinde L-sorboz üretim veriminin neredeyse eşit ve ortalama %99.36 olduğu ancak başlangıç pH değeri 7.2 olan üretim 118 saat sürerken, başlangıç pH değeri 5.0 olan üretimin 56 saat gibi kısa bir sürede tamamlandığı belirlenmiştir. Tüm sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde ise biyoreaktörde 700 rpm karıştırma hızında D-sorbitolden L-sorboz üretimi için optimum koşulların; 127.58 g/L besiyeri başlangıç D-sorbitol konsantrasyonu, 5 başlangıç pH değeri, 35°C fermantasyon sıcaklığı ve 1.5 vvm hava akım hızı olduğu ve bu optimum koşullarda 56 saatte, %99.21 verim ile L-sorboz üretilebildiği tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de ilk kez C vitamini üretim amaçlı L-sorboz üretimi de gerçekleştirilmiştir

    Nohutta (Cicer arietinum L.) dane iriliği ve çift baklalık özelliklerinin birleştirilmesi

    No full text
    'Kabuli' nohutlarda dane iriliği; piyasadaki diğer nohutlara göre yüksek fiyata sahip olmasından değil aynı zamanda çimlenme sırasındaki üstün çimlenme gücüne sahip olmasından dolayı önemlidir. Çift baklalı nohutlar, tek baklalılardan daha fazla verim ve uyum (stabilite) avantajına sahiptir. Bu çalışmada, (i) ekstra iri danelilik ve çift baklalılık özelliklerinin 'kabuli' tip nohutta birleştirilmesi, (ii) transgresif açılma yoluyla varyasyonun arttırılması ve (iii) önemli tarımsal-morfolojik özellikler ile birlikte 100-dane ağırlığının kalıtım derecesinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda, tek baklalı ve basit yaprağa sahip olan iri daneli nohut 'Sierra' (49.9 g 100-dane ağırlığı) ile çift baklalı ve bileşik yaprağa sahip, küçük daneli 'CA 2969' (31 g 100-dane ağırlığı) melezlenmiştir. Tek baklalı ve bileşik yapraklı F1 bitkileri gerçek melez bitki döllerini belirtirken, F2 bitkileri, bileşik yapraklı ve tek baklalı, bileşik yapraklı ve çift baklalı, basit yapraklı ve tek baklalı ve basit yapraklı ve çift baklalı olarak dört gruba ayrılmıştır. Ekstra iri danelilik özelliğinin kalıtım şeklinin, çok genle kontrol edilen dominant alleller tarafından idare edildiği görülmüştür. F2'deki transgresif açılımlar sadece 100-dane ağırlığı için değil, aynı zamanda, nohutta dane iriliği gibi tarımsal-morfolojik özelliklerin de tür içi melezlemeler ile geliştirilebileceğini ortaya koymuştur. Dane iriliği için seleksiyon bitki başına dane verimine bağlı olabilir. Çünkü dane veriminin, 100-dane ağırlığı üzerinde en yüksek doğrudan etkiye sahip olabileceği düşünülmektedir. F2'de çift baklalı ve ≥ 55 g'lık 100-dane ağırlığına sahip bazı döller, en iyi ebeveyninkinden (49.9 g) daha iri dane boyutuna sahiptir. Ekstra iri daneli ve çift baklalılık özellikler, 'kabuli' nohutta uygun tür içi melezlemeleri ile birleştirilebilir

    Milliyetçi Çalışma Partisi (1985-1993)

    No full text
    Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin (CKMP) Adana Kongresinde doğan Milliyetçi Çalışma Partisi (MHP), Alparslan Türkeş'in liderliğinde "Dokuz Işık Doktrini" çerçevesinde siyasi faaliyetlerini icra etmiştir. 1970'li yılların buhranlı Türkiyesi'nde yaşanan şiddet olayları sonucu gerçekleşen 12 Eylül 1980 Darbesi'ne şahit olan MHP tıpkı diğer partiler gibi meydana gelen şiddet olayları ve darbeden büyük yara almıştır. Darbe sonrasında açılan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası Türkiye'de en uzun süren siyasi davalar arasına girmiş; bu uzun yargılama süreci MHP ve ülkücüleri dağılma tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir. 24 Nisan 1983 tarihinde başlayan yeniden demokratikleşme sürecinde ülkücü kesimde yaşanan şok ve ülke koşulları birtakım eski MHP'lilerin dağılmasına ve dönemin diğer sağ eğilimli partilerine kaymalarına sebebiyet vermiştir. Muhafazakar Parti (MP) (1983–1985) daha çok ülkücü görüşü benimsemiş bir grup eski MHP'li tarafından bu koşullar altında kurulmuştur. MHP ve dağılan ülkücülerin yeniden tek bayrak altında toplanması amacıyla kurulan MP uygulanan kısıtlı demokrasi koşulları ve merkezi otoritenin tam olarak sağlanamaması nedeni ile kısa zamanda birçok genel başkan değiştirilmiştir. İstikrarın sağlanması ve ülke çapında eski ülkücülerce daha iyi tanınmak gayesi ile 30 Kasım1985 MP I. Olağan Kongresi gerçekleştirilmiştir. Kongrede partinin isim ve amblemi değiştirilerek çalışmanın ana konusu olan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) (1985–1993) doğmuştur. Milliyetçi Çalışma Partisinde de merkezi otorite ve genel başkanlık sorunları devam etmiştir. Ancak 27 Kasım 1988 II. Olağan Kongresinde partinin doğal lideri Alparslan Türkeş'in genel başkanlığa gelmesi ile bu sorun giderilmiştir. Parti gerçekleştirdiği kongrelerle Türkiye genelinde teşkilatlanma çalışmalarını devam ettirmiş, MYK üye sayısı devamlı olarak arttırılarak içe kapalı bir yapı olmanın dışına çıkılmaya uğraşılmıştır. Gerçekleştirilen bu teşkilatlanma ve toparlanma çalışmaları sonucunda milliyetçi ve ülkücü görüş 11 yıl aradan sonra yeniden ideolojisini TBMM'de Refah Partisi (RP) listelerinden girdiği 1991 seçimleri ile temsil etmeye hak kazanmıştır. MÇP, darbe öncesi kapatılan siyasi partilere yeniden kurulma hakkının verilmesi üzerine MHP'nin son Genel İdare Kurulu (GİK) üyelerinin yaptığı toplantıda, MHP'nin isim ve amblem haklarını almıştır. 24 Ocak 1993 tarihinden itibaren Alparslan Türkeş'in önderliğinde Milliyetçi Hareket Partisi siyasi arenadaki varlığını devam ettirmiştir

    Sıçanlarda oluşturulan fokal serebral iskemi ve reperfüzyon modelinde insan trofoblast progenitör hücrelerinin beyindeki glukoz transport mekanızmasına etkileri

    No full text
    Amaç: Bu çalışmada amacımız, sıçanlar ile oluşturulan fokal serebral iskemi (FSİ) ve reperfüzyon modeli sonrasında insan trofoblast progenitor hücre (iTPH) enjeksiyonunun sıçanların beynindeki glukoz transport mekanizması ve glukoz metabolizmasını nasıl etkilediğini belirlemektir. Bu mekanizmalara bağlı olarak iTPH'ler ile alternatif bir hücresel tedavi yönteminin geliştirilmesi konusunda literatüre katkı sağlamaktır. Yöntem: Wistar sıçan beyinlerinde geçici orta serebral arter tıkanıklığı ile FSİ-reperfüzyon modeli oluşturulmuştur. Sıçanların kuyruk venlerinden iTPH enjekte edilip hayvanlar sakrifiye edilerek dokuları üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. GLUT1, GLUT3, GLUT4, IR ve IGF-1R protein miktarlarının FSİ durumunda ve iTPH enjeksiyonuyla birlikte nasıl değiştiği Western Blot analizleri ile incelenmiştir ve ekspresyonları immünofloresan yöntemi ile gösterilmiştir. Bulgular: GLUT1, GLUT3 ve GLUT4 protein miktarları FSİ 1. günde artış gösterirken, FSİ'nin ilerleyen günlerinde sham gruplarına benzer protein miktarına sahiptirler. FSİ-iTPH 3. günde ise FSİ 3. gün gruplarına göre azaldıkları tespit edilmiştir. GLUT1 ve GLUT4 proteinlerinin FSİ-iTPH 11. günde FSİ-11'inci gün ile benzer miktarda olduğu belirlenmiştir. GLUT3 proteini ise FSİ-iTPH 11. günde FSİ-11. güne kıyasla daha fazla miktardadır. IR protein miktarı FSİ 3. günde azalırken, FSİ 11. günde artış göstermiştir. Ancak FSİ 11. günde sham gruplarına göre düşük seviyededir. iTPH enjeksiyonu ile birlikte IR protein miktarı FSİ gruplarına göre artmıştır. IGF-1R protein miktarı FSİ 1. günde artarken, FSİ'nin ilerleyen günlerinde sham gruplarına yaklaşmıştır ve iTPH enjeksiyonu ile birlikte FSİ gruplarına kıyasla artış göstermiştir. GLUT1, GLUT3, GLUT4, IR ve IGF1R için gerçekleştirilen immünofloresan boyanmaları bu sonuçları destekler niteliktedir

    Alabaş (Brassica oleraceae L. var. gongylodes L.) bitkisi yumrusunun etanol ekstraktının HEPG2 hücreleri üzerinde sergileyeceği sitotoksik, antimetastatik ve antianjiyogenik etkilerinin araştırılması

    No full text
    Kanser hücre döngüsünde meydana gelen aksaklıklar ile ortaya çıkan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla sonuçlanan bir hastalıktır. Yıllar geçtikçe kanserin insanlar üzerinde artan insidansı sebebiyle bu hastalığa çare bulmak daha önemli bir hale gelmiştir. Günümüzde kullanılan çeşitli tedavi yöntemlerinin hastalar için oldukça fazla yan etkiye sahip olduğu açıktır. Bu zorlu tedavi süreci bilim insanlarını yeni tedaviler veya yeni kemoterapötik bileşenler bulmaya yönlendirmektedir. Tarihte bitkilerin hastalıklarda tedavi edici olarak kullanılması çok eskilere dayanmaktadır. Günümüzde de doğal bileşenlere olan ilgi gittikçe artmaktadır. Kanser ilaçlarında etken maddesi bitkisel kaynaklardan elde edilmiş birçok örnek bulunmaktadır. Sofralarımızda sıkça bulunan brassicaceae sebzeleri de içerdikleri çeşitli metabolitler sayesinde önemli antikanser etkilere sahiptir. Buradan yola çıkılarak bir brassica sebzesi olan alabaş bitkisinin antosiyanin, izotiyosiyanat, glukosinolat ve fenolik bileşen içeriğinin yüksekliği de göz önüne alınarak, kanserle mücadeleye katkıda bulunabilecek veriler elde etmek hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında alabaş (Brassica oleraceae L. var. gongylodes L.) türüne ait örneklerin yumru kısmınlarından elde edilen etanol ekstraktının sitotoksik, antimetastatik ve antianjiyogenik özellikleri araştırılmıştır. Elde edilen ekstrakt iki farklı hücre hattı üzerine uygulanmıştır. Hücreler üzerindeki sitotoksik aktivite WST-8 kiti, antimetastatik aktivite MMP-9 kiti, antianjiyogenik aktivite ise VEGF kiti uygulanarak incelenmiştir. Apoptotik bir marker olan kaspaz-3 miktarı ise kaspaz-3 kiti kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar ekstraktın hücre tipi, zaman ve konsantrasyona bağlı olarak sitotoksik etkisi olduğunu göstermiştir. Ekstrakt HepG2 hücreleri için sitotoksiktir. Elde edilen deney sonuçlarına göre, HepG2 karaciğer kanseri hücre hattı üzerine mor alabaş ekstraktlarının uygulanması sonucunda IC50 değeri 24 saat için 25.97 µg/mL ,48 saat için 23.39 µg/mL ve 72 saat için 14.52 µg/mL olarak hesaplanmıştır. 293T için IC50 değeri 24 ve 48 saat için saptanmamış fakat 72 saat için bu değer 25.73 µg/mL olarak saptanmıştır. Ekstrakt VEGF ve MMP-9 miktarları üzerinde istatiksel olarak önemli bir değişime neden olmamıştır. Kaspaz-3 miktarının ise arttığı gözlemlenmiştir. Sonuçlar alabaş ekstraktının apoptotik etki gösterdiğini fakat antianjiyogenik ve antimetastatik etkisi olmadığını işaret etmektedir

    Eser sözleşmesinde eksik ifa

    No full text
    Eser sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte yüklenici, bir eser meydana getirerek eksiksiz şekilde iş sahibine teslim etme borcu altına girer. Yüklenici bazı durumlarda eseri eksiklikleriyle birlikte iş sahibine teslim eder. Bu tezde eserde bulunan eksiklikler kategorize edilerek eserin yüklenici tarafından eksik olarak meydana getirmesi halinde teslimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusu ele alınmaktadır. Ayrıca yüklenicinin eseri eksikleriyle birlikte iş sahibine sunduğu ve teslimin gerçekleşmiş sayıldığı hallerde iş sahibinin sahip olacağı haklar ve teslimin gerçekleşmemiş sayılacağı hallerde iş sahibinin sahip olacağı haklar ele alınmıştır

    Sözleşmenin devri

    No full text
    Sözleşmede Taraf Değişikliği 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nda düzenlenmemiş iken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile "sözleşmenin devri" adıyla kanuni düzenlemeye kavuşmuştur. Söz konusu düzenleme öncesi dönemde sözleşmede tarafın değişebileceği sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde içtihatlarda ve doktrinde kabul görmekteydi. Sözleşmenin devri TBK m.205 hükmünde de düzenlendiği üzere; devreden, devralan ve sözleşmede kalan taraflar arasında yapılan üç taraflı bir işlemdir. Üç tarafın da rızası ve uygun irade beyanı gerekmektedir. Bu işlem ile devre konu sözleşmenin taraflarından biri taraf sıfatını ve bu sıfata bağlı tüm hak ve borçlarını üçüncü bir kişiye aktararak sözleşmeden çıkmakta; devralan üçüncü kişi ise taraf sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlara sahip olarak sözleşmeye dahil olmaktadır. Sözleşmenin devri doğrudan taraf değişikliğine yönelik bir işlemdir. Bu yönüyle sözleşmedeki unsurlardan yahut edimlerden bir veya birkaçında değişiklik yapan benzer müesseselerden ayrılır. Uygulama örneklerine bakıldığında sözleşmenin devri için TBK genel hükmü dışında çeşitli sözleşme tiplerinde yahut çeşitli hallerde özel hükümlere de yer verildiği görülmektedir. Çalışmamızda sözleşmede taraf değişikliği saiki üzerine kurulu olan sözleşmenin devri müessesesi; tarihsel gelişimi, mukayeseli hukuktaki örnekleri, hukuki özellikleri, benzer müesseseler ile kıyaslanması, şartları, hüküm ve sonuçları, uygulama örnekleri çerçevesinde incelenecektir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇