Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Türkiye organik tarım piyasası: İlkeler ve uygulamalar
Gıdanın insan hayatı ve sağlığı için şüphesiz en temel ihtiyaçlardan biri olması ve gıda üretiminin toprak, su, hava, doğa ve tüm canlılar gibi birçok faktörle etkileşim halinde yapılan kapsamlı bir üretim biçimi oluşu tarımsal üretimi tüm dünyanın odak noktası olan bir konu haline getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gıda kıtlığı ve git gide artan dünya nüfusuna bağlı olarak dünyadaki tarıma elverişli arazilerin gıda ihtiyacına karşı yetersiz kalması tarımsal üretimde çıktıyı ve verimliliği arttırıcı yöntem ve tekniklere yönelim oluşmuştur. Bu doğrultuda tarımda; kimyasal ilaç, yapay gübre, hormonlar ve genetiği değiştirilmiş organizmaların bulunduğu girdiler kullanılmaya başlanmıştır. Zamanla üretim miktarını ve verimliliği arttıran tüm bu tekniklerin doğa ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri fark edilmeye başlanmış olup daha sürdürülebilir ve doğayla uyumlu alternatif bir üretim biçimi olan organik tarıma olan ilgi artmıştır. Bu çalışmanın amacı organik tarımın önemini, ilkelerini ve hedeflerini açıklayarak doğa, insan ve ekonomi üzerindeki etkilerini yansıtmak, dünyadaki organik üretimin ve organik gıda pazarının durumunu incelemek ve Türkiye'nin dünya pazarındaki yerini analiz ederek bu pazardaki yerinin gelişimi için yapılması gerekenleri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada literatür taraması ve vaka analizi yöntemleri kullanılmıştır. Türkiye'deki organik tarım uygulamalarının üretim aşamaları, kontrol ve sertifikasyon süreçleri, bu uygulamalarla elde edilen ürünlerin pazarlanma durumlarının incelenmesi adına Ege Bölgesi seçilerek Denizli'de bulunan S.S. İnceğiz Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Aydın'da bulunan Altın İncir, İzmir'de bulunan Tombul Piliç ve Muğla'da bulunan Olive Farm firmaları ile bire bir görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bilgiler ve üretim tesislerinden çekilen fotoğraflarla Türkiye'de organik tarımın durumunun şeffaf bir şekilde yansıtılması hedeflenmiştir. Literatür taraması ve yapılan uygulamanın sonucunda devlet desteklerinin yetersizliği, çiftçilerin yeterince bilgilendirilmemesi ve organik tarıma teşviklerinin sağlanamaması nedeniyle Türkiye'de organik tarım üretiminin beklenen miktarların altında kaldığı görülmüştür. Organik tarıma yönelik talep azlığının sebepleri ise tüketicilerin organik tarımla ilgili bilgilendirilmemesi, iç piyasaya yönelik pazar araştırmalarının geliştirilmemesi ve yüksek organik gıda fiyatları olmaktadır
Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik harita okuryazarlık becerisinin belirlenmesi
Sosyal bilgiler hayatın hemen her alanında bireyin ihtiyaç duyduğu bilgi, değer ve becerileri kazandırmayı amaçlayan bir disiplin alanıdır. Birçok disiplinin bir araya gelmesiyle oluşmuş homojen bir yapıya sahiptir. Özellikle coğrafya biliminin verileri sosyal bilgiler için önem arz etmektedir. Haritalar coğrafyanın ayrılmaz parçalarıdır. Dolayısıyla sosyal bilgiler öğretiminde harita kullanımının önemi büyüktür. Haritalardan doğru şekilde yararlanabilmek için harita okuma becerisinin edinilmesi gerekmektedir. Bu beceriler yön bulma becerisi, sembol okuma ve yorumlama becerisi, ölçek kullanma becerisi, uzaklık ölçme becerisi, harita okuma ve yorumlama becerisi, konum ve koordinat belirleme becerisi harita okuma becerileri olarak ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler dersi kapsamında coğrafya kazanımlarından olan harita okuryazarlığı becerilerini açıklamak ve ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerini belirlemektir. Harita becerileri ile sınıf, cinsiyet, okul türü değişkenlerinin arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Alanya ilçesindeki ortaokullar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu random olarak seçilen Özel Yedibilim Ortaokulu, Özel Bahçeşehir Ortaokulu, Özel Hamdullah Emin Paşa Ortaokulu, Kestel Yaylalı Ortaokulu, Kestel Akdeniz Ortaokulu, Değirmendere Ortaokulu, Demirtaş Nihal Demirel Ortaokulunda öğrenim gören 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin yer aldığı 375 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak harita becerilerini ölçmeye yönelik hazırlanan 25 sorudan oluşan başarı testi uygulanmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim dönemi içinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma tarama modelinde olup nicel araştırma yöntemleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında Sönmez (2010) tarafından hazırlanan 25 soruluk başarı testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada alt problemlerin analizinde bağımsız t- Testi ve One Way Anova (tek yönlü varyans analizi) yapılmıştır. Aritmetik ortalama, yüzdelik hesaplamalar ve frekans değerleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; özel okullarda öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeyleri, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinden daha yüksek çıkmıştır. Aynı zamanda sınıf seviyelerinin harita okuma beceri düzeylerinin detaylı analizleri sonucunda 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinin 6. sınıf öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinden yüksek çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda harita okuma becerileri ile cinsiyet değişkeni arasında da kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Tasarım temelli fen öğretiminin ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin ilgileri, motivasyonları ve akademik başarılarına etkisi: Güneş, Dünya ve Ay
Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri dersi "Güneş, Dünya ve Ay" ünitesinin Tasarım temelli fen öğretimi ile işlenmesinin ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin ilgileri, motivasyonları ve akademik başarılarına etkisini araştırmaktır. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılının 1. Döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Antalya ilinin Konyaaltı ilçesinde bulunan Ayten Çağıran Ortaokulu'nda öğrenim gören 5. sınıf öğrencilerinden iki şube seçilerek, bu öğrencilere yedi hafta süreyle uygulanmıştır. Bu çalışma 5/A sınıfında okuyan 39 öğrenci deney grubunu, 5/B sınıfında okuyan 38 öğrenci kontrol grubunu oluşturmak üzere toplam 77 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada, ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı deney grubuna Tasarım Temelli Fen Öğretimi yöntemini, kontrol grubuna ise mevcut fen öğretimi programı çerçevesinde öğretim yöntemleri uygulamıştır. Araştırma süresince kullanılan veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen "Güneş, Dünya ve Ay" Ünitesi Akademik Başarı Testi, Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği ve Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik Alanlarına İlgi Ölçeği'dir. Araştırmada elde edilen veriler, t-testi ve tek faktörlü Kovaryans Analizi (One Factor ANCOVA) kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda Tasarım Temelli Fen Öğretimi uygulaması akademik başarı, Fen Öğretimine yönelik motivasyon ve FeTeMM alanlarına ilgi düzeylerini mevcut fen programı yöntemlerine göre daha olumlu etkilemiştir
Senkron motorlu bir hibrit reaktif güç kompanzasyon sisteminin geliştirilmesi
Reaktif güç alternatif akımlı devrelerde yer alan bazı yüklerin çekmek zorunda oldukları fakat herhangi bir işe veya enerjiye dönüştüremedikleri bir güç türüdür. Bu güç, üretim ve iletim sisteminde gerilim düşümlerine, güç kayıplarına ve gerilim karasızlıklarına neden olur. Ayrıca iletim ve dağıtım sisteminin güç taşıma kapasitesini de sınırlandırdığı için arzu edilmeyen bir güçtür. Bu yüzden bu gücün bağlı yükler tarafından şebekeden çekilmesini engellemek amacıyla reaktif güç kompanzasyonu yapılır. Reaktif güç kompanzasyonu için klasik olarak anahtarlamalı konsansatörler kullanılır. Ayrıca statik kompanzatörler (STATCOM, SSSC ve aktif güç filtreleri), SVC ve senkron makineler de kullanılabilmektedir. Sıklıkla kullanılan anahtarlamalı kondansatörler kademeli bir şekilde kompanzasyon yaptıklarından dolayı tam kompanzasyon yapabilmeleri neredeyse hiç mümkün değildir. Bu tezde bu soruna çözüm olabilmesi için senkron motor ile anahrtarlamalı kondansatörlerden oluşan bir hibrit reaktif güç kompanzasyon sisteminin tasarlanması amaçlanmıştır. Tasarlanan hibrit sistemde yükün ihtiyacı olan reaktif gücün ana kısmı anahtarlamalı kondansatörlerle karşılanırken kademeler arasında kalan gereksinim bir senkron motor tarafından karşılanmaktadır. Bu tezde önerilen sistemde ayrıca senkron motorun her bir fazının farklı miktarlarda reaktif güç verebilmesi amacıyla faz sargılarına değeri değiştirilebilen bobinler bağlanmıştır. Böylece sistemin dengesiz yüklerde de çalışabilmesi amaçlanmıştır. Önerilen reaktif güç kompanzasyon sistemi MATLAB/Simulink ortamında yapılan simülasyonlarla ve laboratuvarda yapılan deneysel çalışmalarla test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar önerilen hibrit sistemin klasik kondansatör anahtarlamalı kompanzasyon sistemlerine göre daha yüksek başarıma sahip olduğunu ve güç katsayısını neredeyse 1 yaptığını göstermiştir
Erkek egemen mesleklerde kadın: Antalya'da ulaşım (taksi, Otobüs, Tramvay) sektöründe kadın şoförler örneği
Tarih boyunca meslekler çoğunlukla cinsiyete göre ayrılmıştır. Günümüzde pek çok sektörde olduğu gibi erkek egemenliğin hüküm sürdüğü ve cinsiyet ayrımına maruz kalan bir diğer sektör de ulaşımdır. Cinsiyet eşitliğine yönelik olumlu gelişmeler çeşitli mesleklerde giderek artsa da, baskın kültürün topluma aşıladığı bu zihniyet ulaşım sektöründe hala varlığını devam ettirmektedir. Kadının otobüs şoförlüğü, vatmanlık, taksi şoförlüğü gibi mesleklerde çalışmaması gerektiğine ilişkin anlayış, gelenek ve göreneklerin yanı sıra kültürel ve dini değer yargılarıyla da temellendirilmektedir. Bu koşullar altında ulaşım sektöründe kariyer yapmayı planlayan kadınlar endişelerine yenik düşüp bu hayallerinden vazgeçebilmektedir. Tüm bunlara rağmen ulaşım sektöründe çalışan kadınların sayısında dişe dokunur bir artış gözlenmektedir. Çalışmanın amacı ulaşımda çalışmayı tercih eden kadınların mesleği seçme hikâyelerinden yola çıkarak, sektörü sevme nedenlerini araştırmak, bu süreçte yaşadıkları avantajlı ve dezavantajlı durumları ortaya koymak ve bu alanda çalışmayı düşünen kadınlara sağlıklı seçimler yapabilmeleri bakımından katılımcıların deneyimlerini aktarmalarına yardımcı olmaktır. Bu doğrultuda Antalya ilinde faaliyet gösteren 6'sı otobüs şoförü, 6'sı vatman ve 2'si taksi şoförü olmak üzere toplamda 14 kadına ulaşılarak konuyla ilgili derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki, bu alanda çalıştırılan kadın sayısı az olduğu gibi pozitif ayrımcılık uygulamaları da yetersiz kalmaktadır. Ayrıca katılımcıların iş hayatında karşılaştıkları türlü sıkıntıların yanı sıra, iş-aile dengelerini de düzgün bir şekilde kurmaya çalıştıkları görülmektedir. Fakat tüm bu olumsuz durumları kendi yöntemlerince bir çözüme kavuşturan katılımcıların, toplum nezdinde olumlu bir imaj edindiği ve mesleklerini her geçen gün daha çok severek yaptıkları anlaşılmaktadır
Korkuteli ekolojik koşullarında yetiştirilen çileklerin verim ve kalitesi üzerine değişik çeşit ve yetiştirme sistemlerinin etkileri
Bu çalışmada, Antalya'nın Korkuteli ilçesinde yetiştirilen çileklerin verim ve kalitesi üzerine değişik çeşit ve yetiştirme sistemlerinin etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, 2019-2021 yılları arasında yürütülen araştırmada, çeşit olarak Albion, San Andreas ve Portola çilek çeşitleri, yetiştirme teknikleri olarak ise açık ve örtüaltı yetiştiricilik sistemleri kullanılmıştır. Denemede üç farklı çilek çeşidinin (Albion, San Andreas ve Portola) frigo fideleri, denenen her iki yetiştirme sistemine (açık ve alçak tünel) 20 Mart 2019 tarihinde dikilmiş ve iki yıllık üretim gerçekleştirilmiştir. Vegetasyon süresi boyunca; bitkilerde fenolojik (ilk çiçeklenme, ilk derim, ilk stolon atma tarihi), morfo-fizyolojik (gövde çapı, yaprak sayısı, yaprak klorofil indeksi, stolon sayısı), pomolojik özellikler (meyve ağırlığı, meyve et sertliği, suda çözünebilir kuru madde, meyve dış rengi) ile birlikte bitki başına verim ve meyvelerde bazı biyokimyasal özellikler (titre edilebilir asit miktarı, C vitamini, toplam fenolik madde içeriği, toplam antosiyanin içeriği) belirlenmiştir
Lojistik organizasyonların performansını artırmada örgütsel inovasyonun rolü
Günümüzde, işletmeler arası rekabet ve ürün çeşitliliği giderek artarken ürün yaşam döngüsü kısalmaktadır. Bu karmaşık şartlarda rekabet avantajı sağlamak veya hali hazırda bulunduğu yeri korumak isteyen işletmeler sürekli değişen ürün ve pazar koşullarına uyum sağlamak zorundadır. Lojistik işletmeler de bu ürünleri müşterilere ulaştıran hizmet sektöründe yer almasından dolayı bu durumdan etkilenmektedir. Özellikle son yıllarda internet tabanlı ticaretin ve müşteri taleplerinin artması sonucu bu durum lojistik işletmeler için daha karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Lojistik işletmeler karmaşık yapılardan performansları sayesinde en faydalı şekilde yararlanabilir. Rekabet edebilmek için lojistik performanslarını ölçmeli ve sürekli geliştirmeye çalışmalıdırlar. Performansını geliştirmek isteyen işletmelerin yeniliklere açık olması gerekmektedir. Bu yenilikler sadece ürün yenilikleri ile kalmayıp organizasyonel olarak ta yapılmalıdır. Lojistik faaliyetlerin yapılma aşamasındaki süreçlerde, çalışanların ve işverenlerin davranışlarında, hedef pazarlarda yer almada ve şirket stratejilerinde sürekli gelişmeler yapmak bu konuda lojistik işletmelere büyük fayda sağlayacaktır. Bu tez çalışmasında örgütsel inovasyon ile lojistik performans arasındaki ilişki incelenmiş, örgütsel inovasyonda yaşanan değişimlerin, işletmelerin lojistik performansını nasıl yordadığı araştırılmıştır. Bu değişkenler arasındaki ilişki ve bu ilişkinin yönü literatürde az incelendiğinden bu çalışma öncü çalışmalardan olabilecektir. Çalışma kapsamında Türkiye'de yer alan ve uluslararası lojistik faaliyet gösteren lojistik işletmeleri değerlendirilmiştir. Çalışmada orta ve üst düzey yöneticilerden elde edilen veriler analiz edildiğinde örgütsel inovasyon ile lojistik performans arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonraki aşamada örgütsel inovasyonun lojistik performansı anlamlı bir şekilde yordamasına ilişkin analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda örgütsel inovasyon artışının lojistik performansı kısmen pozitif ve anlamlı yordadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç hem konunun öncü bir konu olmasından hem de işletmelerin bu sonucu rehber alarak lojistik performansını artırıcı önlemler alması bakımından önemli kabul edilebilir
İleri kışlık yemlik arpa hatlarının seleksiyonunda farklı seleksiyon indeksi ve stabilite yöntemlerinin kullanılması
Bu çalışma ile yemlik arpa genotiplerinin seçiminde kullanılacak alternatif ve daha etkili istatistiksel yöntemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2017-2018 ve 2018-2019 yıllarında toplam 15 çevrede 4 çeşit ve 20 ileri hat kullanılarak tesadüf blokları deneme deseninde 4 tekrarlamalı olarak denemeler yürütülmüştür. Dane verimine ek olarak bazı verim unsurları ile fiziksel ve ileri yem kalite unsurları dahil 14 özelliğin incelendiği bu çalışmada çeşitlerden sırasıyla Larende 10, Burakbey ve Tosunpaşa 8 özellik bakımından üstün bulunurken ileri hatlar arasından H3 ve H6 verim öğeleri bakımından, H13 ve H14 kalite özellikleri bakımından H10 ise hem kalite özellikleri hem de verim öğeleri bakımından daha üstün olduğu belirlenmiştir. Dane verimi ve kalite değerlerine göre genotiplerin kararlılıkları parametrik ve parametrik olmayan farklı yöntemlerle değerlendirildiğinde Tarm 92, Tosunpaşa ve Burakbey çeşitleri ile 9 hat (H2, H3, H7, H10, H11, H12, H13, H14 ve H15) birçok özellik bakımından kararlı bulunmuştur. Bunların içerisinden 5 hat (H2, H3, H7, H10, H13) verim bakımından üstün olup aynı zamanda kararlı durumdadır. Kararlılığın ayrıntılı ve görsel olarak açıklanmasına olanak veren GGE biplot ve AMMI biplot grafikleri ile genotiplerin kararlılık durumları görsel olarak da ortaya konulmuştur. Araştırmada ayrıca ele alınan 14 değişkenin birlikte kullanıldığı 6 farklı seleksiyon indeksi karşılaştırmalı olarak irdelendiğinde; toplam değer bakımından genotiplerin sıralamasında bazı genotipler için farklı yöntemler sıralamada değişikliğe yol açmaz iken bazı genotiplerin sıralamalarında önemli değişiklik görülmüştür. Burakbey ve Tosunpaşa çeşitleri sıralamalarda üst sıralarda iken, Larende çeşidi ise bazı indeks yöntemlere göre üst sıralarda, Tarm 92 çeşidinin ise orta sıralarda yer aldığı saptanmıştır. H3, H1 ve H10 numaralı ileri hatlar ise birçok indeks yöntemine göre sıralamada üst sıralarda yer almıştır. Son olarak, bu araştırmada verim ve kalite unsurları için seleksiyon indekslerinin oluşturulmasında gerekli olan kalıtım dereceleri, özellikler arasındaki genetik ilerlemeler ile genetik ve fenotipik değişim katsayıları gibi bazı genetik parametreler de tahmin edilmiştir. Bu bağlamda geniş anlamlı kalıtım dereceleri 0.33 (tane verimi) ile 0.02 (hektolitre ağırlığı) arasında değişmiştir. Genel olarak tane verimi dışındaki özelliklerde kalıtım dereceleri oldukça düşük bulunurken % genetik ilerleme değerleri % 14.34 (tane verimi) ile % 0.12 (metrekarede başak sayısı) arasında değişmiştir
İnşaat sektöründe iş kazalarının çok kriterli karar verme yöntemleriyle bütünleşik Garret sıralama tekniği ile değerlendirilmesi
İş kazaları; insan, yönetim, çalışma ortamı ve iş makineleri kaynaklı birçok faktör sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Evrensel ve çok disiplinli yapısı nedeniyle iş kazaları, gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de de önemli bir sorun haline gelmiştir. İş kazaları ve ölümlü iş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerden biri olan inşaat sektörünün kendine has dinamikleri, yapılan projelerin karmaşık olması ve seri üretim olmaması, inşaat aktivitelerinin saha çalışmalarında uygulama zorunluluğu gibi sebepler sektörün iş kazası ve ölümlü iş kazasına sebebiyet verme riskini arttırmaktadır. Bahsedilen bu hususlar, inşaat sektöründe iş kazası ve ölümlü iş kazası oranlarını azaltıcı yönde katkı sağlayacak çalışmaların gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı; Türkiye illerinin iş kazası yaşanma sıklığı bakımından genel sıralamasının elde edilmesi, iş kazalarının sıklıkla yaşandığı illerin ve bölgelerin tespit edilmesi, iş kazası risk haritasının hazırlanması, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleriyle bütünleşik Garrett Sıralama Tekniği (GST) yönteminin nihai sıralama elde etme amacıyla kullanılması ve elde edilen sonuçlarının inşaat sektörü üzerine genel değerlendirilmesidir. Bu tez çalışmasında; Türkiye'deki 81 il, iş kazası yaşanma sıklığı bakımından sıralanmıştır. Türkiye iş kazası risk haritası hazırlanmıştır ve Türkiye'deki iller için genel iş kazası risk sıralaması elde edilmiştir. İş kazası risk haritası 6'lı renk skalasıyla en çok riskliden en az riskliye doğru koyu kırmızıdan koyu maviye renklendirilmiştir. Hazırlanmış olan risk haritasında iş kazası riskinin doğudan batıya doğru arttığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda; Marmara bölgesi, İç Anadolu bölgesinin batı kesimleri, Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesi iş kazası riski yüksek iken Doğu Anadolu bölgesi, Güneydoğu Anadolu bölgesi ve Karadeniz bölgesinin doğu kesimleri iş kazası riski düşük olarak belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında; ÇKKV yöntemleriyle bütünleşik GST yöntemi, aynı probleme uygulanan farklı ÇKKV yöntemlerinden elde edilen farklı sıralamaların ortaya çıkardığı karmaşıklığın çözülmesi ve optimize edilmesi amacıyla kullanılmıştır. Nihai sıralama elde edilirken GST yönteminde kullanılmak üzere MAIRCA, MOORA, WASPAS, VIKOR, PROMETHEE II, GRA, OCRA, EDAS, COPRAS, TOPSIS, CoCoSo, PSI, ARAS ve ELECTRE I ÇKKV yöntemlerinden elde edilen sonuçlar kullanılmıştır. ÇKKV yöntemleriyle bütünleşik GST yöntemi sonuçlarına göre iş kazalarının yaşanma sıklığı açısından en riskli 7 il sırasıyla İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Kocaeli, Manisa ve Antalya olarak belirlenmiştir. Bu tez çalışmasının sunmuş olduğu nihai sıralama yaklaşımında kullanılan algoritmanın farklı problemlere uygulanabilir ve geliştirilebilir bir yapıda olması, kullanılan yöntemin hem inşaat sektöründeki farklı problemlere uygulanabilirliği açısından hem de diğer sektörlerdeki nihai sıralama elde edilmek istenen problemlerde kullanılabilirliği açısından özgün bir kazanım sunmaktadır
Lifli kompozit sandviç kiriş temel titreşim frekanslarının sayısal yöntemler ile belirlenmesi
Bu çalışmada materyal olarak galvanizli sac ve Wallboard marka XPS köpük malzemeleri kullanılmıştır. Malzeme yoğunlukları XPS için 23.4 kg/m3 , galvanizli sac için 7800 kg/m3 boyutları ise galvanizli sac ve XPS için 500x50x50 mm olarak hesaplamıştır. Uzunluk boyunca alt ve üst yüzü galvanizli sac olan lifli kompozit sandviç konsol kirişin titreşim deneyi yapılmıştır. Malzeme açısından liner olan lifli kompozit sandviç konsol kirişin modellenmesi için Ansys Mechanical APDL 2020 R2 programı kullanılmıştır. Programda yapılan modellemede XPS elemanı için Solid 20node 186, galvanizli sac için Shell 8node 281 eleman tipi kullanılmıştır. Malzeme özellikleri girilip 3D boyutlu olacak şekilde sonlu eleman modeli oluşturulduktan sonra modele istenilen boyutta mesh işlemi yapıldı. Modellemede analiz tipi olarak MODAL seçilip frekans değeri bulunmuştur. Ansys Mechanical APDL programı ile elde edilen sayısal sonuçlar literatürde mevcut olan analitik sonuçlar ile karşılaştırılıp yakın değerler elde edilmiştir