Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Fen bilimleri dersinde argümantasyon yöntemi kullanılmasının 7. sınıf öğrencilerinin fen öğrenme becerisi ve bilimsel süreç becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, argümantasyon temelli fen etkinliklerinin ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin bilimsel süreç becerileri ve fen öğrenme becerileri üzerine etkisini araştırmaktır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Antalya ilinde bulunan bir devlet okulunda yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini deney grubunda 18, kontrol grubunda 17 olmak üzere toplam 35 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen yöntemi ile yapılmış olup, toplam 10 hafta sürmüştür. Bu süre içinde dersler; deney grubunda argümantasyon temelli etkinliklerle, kontrol grubu öğrencilerinde ise 2018 MEB müfredatına uygun olarak yapılmıştır. Deney grubuna uygulanan etkinlikler araştırmacı tarafından hazırlanmış olup, öğrencilerden etkinlikler üzerinden bilimsel tartışma yapmaları ve bilimsel bir sonuca varmaları istenmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için Aydoğdu, Tatar, Yıldız ve Buldur (2012) tarafından geliştirilen "Bilimsel Süreç Beceriler Testi (BSBT)" ve Şenler tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Fen Öğrenme Becerisi Ölçeği (FÖBÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizi Mann- Whitney U Testi ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular ışığında argümantasyon temelli etkinliklerle işlenen fen bilimleri dersinin deney grubu öğrencilerinde bilimsel süreç becerilerini ve fen öğrenme becerilerini olumlu olarak etkilediği tespit edilmiştir
Yükseköğretimde alınan din eğitiminin öğrencilerin dindarlıklarına etkisine ilişkin algıları (Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi örneği)
Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin İlahiyat Fakültesi'ndeki aldıkları eğitimin kendi dindarlıklarına etkisine ilişkin algılarını belli değişkenler açısından ölçmektir. Bu amaçla Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 682 öğrenciye "Dini Yönelim Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin fakültede aldıkları eğitimin kendi dindarlıklarına nasıl etki ettiğine dair algıları, cinsiyet, baba eğitim seviyesi, anne eğitim seviyesi, mezun olduğu lise, sınıf, akademik ortalama, bölge ve yerleşim birimi gibi değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ölçeklerin çözümlenmesi aşamasında SPSS 22.0 istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde; öğrencilerin normatif dini yönelim alt ölçeği puanlarında; cinsiyet, lise, akademik ortalama, coğrafi bölge ve yerleşim birimi değişkenleri, dini yönelim popüler alt ölçeği puanlarında ise anne eğitim seviyesi, lise ve sınıf değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında öğrencilerin normatif dini yönelim alt ölçeği puanlarında; baba ve anne eğitim seviyesi değişkenleri, popüler dini yönelim popüler alt ölçeği puanlarında ise baba eğitim seviyesi, akademik ortalama, coğrafi bölge ve yerleşim yeri değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı bulgulanmıştır
Küreselleşme ekseninde kitle iletişim araçları ve toplumsal olaylara etkisi
Gelişen teknolojiyle birlikte küreselleşme sürecinde çağ atlayan kitle iletişim araçları dünya üzerinde kuşatıcı bir etkiye sahip olmuştur. Tek merkezden yapılan yayınlar ve üretilen içerikler dünyanın herhangi bir yerindeki alıcıya rahatlıkla ulaştırılabilmektedir. Bu da büyük kitlelerle aynı anda iletişim kurulabilmesini sağlamaktadır. Küreselleşen dünyada ortak bir bilinç üretme ve kültürel değerlerin tek tipleşmesini sağlama etkisine erişen iletişim araçları, toplumu yönlendirme ve yönetme imkânı sunmaktadır. Kitle iletişim araçları vasıtasıyla üretilen bilgi tüketici kitlenin kullanımına sunulmakta, nihai tüketicinin büyük bir bilgi bombardımanı altında kalması sağlanmaktadır. Bu durum bireyleri kısa zamanda karşılaştığı binlerce bilgi arasından en doğruyu seçmek gibi neredeyse imkânsız bir alanın içinde kaybolmaya itmekte, birey giderek yalnızlaşmakta ve savunmasızlaşmaktadır. Böylelikle bireyler, belli odaklar tarafından kurgusallaştırılan, hipergerçeklik ve tüketim metası haline getirilen bilgi ile çeşitli ideolojilerin hedefi haline gelmektedir. Bu durum kitle iletişim araçlarının bir müdahale aracına dönüştürülmesini olanaklı kılmaktadır. İletişimin dijitalleşmesi, iletişim araçlarının etkileşim alanını, etkinliğini ve yönünü çok boyutlu olarak değiştirmiştir. Sosyal ağlar geleneksel kitle iletişim araçlarında var olan yayınsal sürecin bürokrasisinden bağımsız, doğrudan haber veren ve içerik üreten kaynaklara dönüşmüştür. Bu teknik imkanlar sosyal medyayı toplumsal hareketlere etki eden faktörler arasında üst sıralara yükseltmiş, etkili bir silah olarak kullanımının önünü açmıştır. Çıkış noktası İstanbul-Taksim olsa da Gezi Parkı Eylemleri, bir muhalefet ve yıkım hareketine dönüşerek kısa sürede ülke çapına yayılmış ve hatta küresel bir boyuta ulaşarak bir toplumsal hareket statüsü kazanmıştır. Gezi olaylarında sanatçılar, siyasetçiler, gazeteciler, meslek odaları, sendikalar, taraftar grupları gibi birçok yapı aktif olarak yer almıştır. Bu çalışmada Gezi Parkı Eylemlerinin başlangıcından bitişine kadar yaşanan olayların nesnel olarak ele alınmasına gayret edilmiştir. Gezi Parkı Eylemleri dikkatlice incelenerek, örgütlenme şekilleri, bunları etkileyen siyasi, ekonomik ve sosyal faktörler, amaç, eylem yöntemleri, katılımcı profili, etkileşim şekilleri, kullanılan çeşitli yol ve yöntemler açıklanmaya gayret edilmiştir. Teknolojinin toplumsal hareketlerde ne kadar etkili olduğu anlaşılmaya çalışılmış, eylemci profilleri ve sokakları savaş alanına çeviren yapı arasında nasıl bir geçiş yaşandığı, olayların bu noktaya nasıl geldiği analiz edilmeye çalışılmıştır
2000 sonrası Türkiye sineması'nda özel mülkiyet sorunu
Özel mülkiyet en basit anlamıyla bir insanın sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malları ifade etmekte ve konunun geçmişi ise insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. Ancak konunun bu kadar uzak geçmişe dayanıyor oluşu kavramsal boyutta mülkiyet üzerine herhangi bir uzlaşı sağlandığı anlamına gelmemektedir. Egemen ideoloji ve en yaygın paradigma olan liberal-paradigmada bir devletin tüm yurttaşlarının mülk edinme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu önermede ileri sürülen herkesin mülk edinme hakkına sahip olması, gerçekten de herkesin mülk edilebileceği anlamına gelmekte midir, yoksa bu hak herkese tanınmış olmakla birlikte sadece toplumun ayrıcalıklı üst-orta ve üst sınıfına mı hitap etmektedir? Bu sorular ışığında bu tezin çıkış noktasını, herkesin mülkiyet hakkına sahip olmasının toplumsal yaşamdaki geçerliliği, geçersizliği ya da aksayan yanlarının sorgulanması oluşturmaktadır. Bu doğrultuda incelenen filmlerden elde edilen veriler göre ise, her yurttaşın mülkiyet edinme hakkına sahip olmasının bu haktan herkesin eşit oranda faydalanamadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle bu tezde toplumda sıkça karşılaşılan evsiz kalma, sokağa atılma, barınma ihtiyacını karşılayabilmek adına suça yönelme ya da intihar gibi ciddi sorunların arkasında yatan temel nedeni bulabilmek adına; öncelikle özel mülkiyet kavramının hem evrensel hem de Türkiye'deki gelişim çizgisinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda özel mülkiyet olgusunun Türkiye'de özellikle 2000 sonrası dönemde ne gibi sorunlar yarattığını bulabilmek adına toplumsal yaşamın bir yansıması olan sinema filmleri analiz edilmiştir. Bir diğer ifade ile bu tezde özel mülkiyet sorununun toplumsal yaşamdaki yansımalarının sinema filmleri aracılığıyla açığa çıkartılması amaçlanmıştır. Toplumsal bir veri aracı olarak sinema filmleri ise bizlere mülkiyet olgusunun tartışılabilmesi için olanak sağlamaktadır. Bu nedenle tezin üçüncü bölümünde örneklem olarak seçilen filmler, verilerin günümüze yönelik bir değerlendirme imkânı sunması bakımından 2000 sonrası Türkiye sineması ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda özel mülkiyet temasını belirgin bir şekilde içeren Rıza (2007), Şimdiki Zaman (2012), Zerre (2012), Kış Uykusu (2014), Toz Bezi (2015), Nefesim Kesilene Kadar (2015), Babamın Kanatları (2016) olmak üzere yedi film amaca yönelik örneklem seçimi tekniği ile seçilmiştir. Mülkiyet kavramının tarihsel gelişimi ve kavram üzerine yürütülen tartışmalardan elde edilen veriler kapsamında; filmlerdeki mülkiyet sorunları niteliksel içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir
Giritli göçmenlerin sosyolojik görünümü: Antalya ili örneği
Toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinde etken rol oynayan göç olgusu sosyoloji disiplini içerisinde önemli araştırma alanlardan birisi olmuştur. Birey veya topluluklar çeşitli nedenlerden dolayı içerisinde yaşadıkları coğrafi mekândan ayrılmak durumunda kalmışlardır. Söz konusu eylemin temelinde çeşitli nedenler yer almış ve buna istinaden göçün çok boyutlu bir olgu olmasına sebebiyet vermiştir. Bu durum göçün disiplinlerarası çalışmalara konu olmasında etkili olmuştur. Anadolu coğrafyasının tarihi de birçok göç olayına tanıklık etmiştir. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar gerçekleşen göçler Türkiye'nin toplumsal görünümünün şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Söz konusu göçlerden bir tanesi de Girit Adası'ndan Anadolu'ya gerçekleşen göçlerdir. Bu göçler özellikle batı ve güney kıyılarındaki yerleşim bölgelerinde yoğunluk göstermiştir. Göç edilen yerlerden birisi de Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya ilidir. Antalya'nın demografik görünümünü önemli ölçüde belirleyen 1896-1912 yıllarında gerçekleşen Girit göçmenlerin iskânı ile göçmenler ve yerliler arasında gerilimler meydana gelmiştir. Bu süreç aynı zamanda Girit göçmen topluluğunun 120 yıllık bir zaman içerisinde Giritlilik kimliğini önemli ölçüde etkilemiş olup, göçmenlerin günümüzdeki kimlik algıları, gündelik yaşam pratikleri ve kültürel birikimlerin kuşaklararası aktarımına ve yansımasına da ışık tutmaktadır. Nitel araştırma deseni ile tasarlanan ve derinlemesine görüşme tekniği ile gerçekleştirilen bu çalışma, ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak Girit göçmen topluluğunun göç sürecini anlamayı ve açıklamayı amaç edinmiştir. Bu bağlamda Antalya'da yaşayan Girit göçmenlerinin günümüz dünyasındaki yaşantıları, sosyo-kültürel kimlikleri ve sosyalizasyon sürecindeki yaşanılan bir takım problemler saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaç ile belirlenen Ahmediye Mahallesi ve Üçgen Mahallesi'nde toplamda 20 katılımcı ile kartopu örneklemi kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırma yapısına uygun olarak anlamacı yaklaşım ile analiz edilmiş, göç süreci ve göçmenlere yönelik bir takım anlatılar belirlenerek analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların beklentileri saptanıp çözüm önerileri sunulmuştur
Antalya merkez ilçelerinde bulunan su ürünleri satım yerlerinde çalışanların sanitasyon konusundaki bilgi düzeylerinin tespiti
Bu araştırmada, Antalya ili merkez ilçelerinde üç farklı noktada kurulan semt pazarlarında (Altınova Sinan Pazarı, Çarşamba Pazarı, Uncalı Pazarı) bulunan su ürünleri satım yerlerinde çalışanların hijyen ve sanitasyon konusundaki bilgi düzeyi tespiti amaçlanmıştır. Bu araştırmada, seçilmiş olan semt pazarları, Antalya merkez ilçelerinde olmakla birlikte gerek sosyo-kültürel gerek ise ekonomi dağılımı olarak birbirinden farklı noktalardadır. Her semt pazarda 30 su ürünleri çalışanı olmakla birlikte toplamda 90 personele sosyo-demografik özellikleri, mikroorganizmalarla ilgili bilgi tespiti, besinlerin satıldığı ortam ve çevre hijyeni bilgi tespitine yönelik sorular yöneltilmiş, çalışanların kıyafet ve tezgah görünümleri ile ilgili izlenimler değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucu alınan anket cevapları SPSS-2017 program yardımı ile istatistikleri yapılmıştır. Her pazarın kendi içinde farklı formlarda karşılaştırılmaları yapılmıştır. Bu araştırmada, temel olarak su ürünleri satım tezgahlarında çalışan toplamda 89 personelin, sosyo-demografik özelliklerine bakıldığı zaman %28,90'ı 18-25 yaş, %32,20'si 26-35 yaş aralığında, %25,60'ı 26-45 yaş aralığında ve %13,30'u ise 46 yaş üzerinde olduğu %85,60'ı erkek, %14,40'ının kadın olmasının yanı sıra %72,20'si evli ve %27,80'i bekardır. Çalışanların %8,90'ı ilkokul, %34,40'ı ortaokul, %47,80'i lise, %8,90'ı üniversite mezunu, %40'ı 1-5 yıl, %32,20'si 6-11 yıl, %14,40'ı 12-15 yıl ve %13,30'u 16 yıl ve üzeri olarak aynı işi devam ettirdiği saptanmıştır. Çalışanların eğitim durumuna göre hijyen ve sanitasyon bilgi düzeyi değerlendirildiğinde, mikroorganizmalar için gerekli ortam şartlarının tamamını bilenler %31,10 iken besin zehirlenmelerinin tamamını cevaplayanların oranı da %36,70 olarak belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda, ele alınan semt pazarlarındaki çalışanlardan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; su ürünleri çalışanlarının farklı sorulara verdiği cevaplar ile sanitasyon hakkındaki bilgi düzeyleri belirlenmiştir. Çalışanların eğitim durumu ve meslek sürelerinin verilmiş olan cevaplarla karşılaştırıldığında olumlu yönde katkı sağlamakla birlikte satım alanlarının açık ve ortak satım alanı içinde bulunması da dış faktörlerin satılan ürünün hijyen ve sanitasyonunu olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buradan elde edilen sonuçların ileride yapılacak olan sanitasyon alanındaki çalışmalara kaynak olacağı düşünülmektedir
Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin örgütsel bağlılık ve liderlik yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin örgütsel bağlılık ve liderlik yönelimlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenim gören ve aynı zaman da spor işletmelerinde çalışan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubunu kadın ve erkek toplam da 240 çalışan ve Akdeniz Üniversitesi spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören gören öğrencinin örneklemi oluşturmaktadır. Araştırma amacı kapsamında elde edilen verilerin analizi için verilerin dağılımı incelenmiş ve normal dağılım tespit edilmiştir. Farklılıkların tespit edilebilmesi için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve ilişki incelemesi için korelasyon analizi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 25.0 paket program kullanılarak yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, cinsiyet değişkeni ve sınıf değişkenine göre ortalama farklılıkları incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bölüm ve yaş değişkenine göre ise anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. İlişki incelemesi için yapılan korelasyon analizi sonuçlarında ise alt boyutlar arasında orta ve düşük düzey ilişkiler olduğu tespit edilmiştir
Örtüaltında yaygın olarak yetiştirilen bitkilerin su tüketimlerinin enerji dengesi yöntemi ile belirlenmesi
Bu çalışmada Akdeniz Bölgesinde düşük teknolojiye sahip polietilen kaplı seralarda üretim ve ticari potansiyeli en yüksek olan domates, patlıcan, biber ve hıyar bitkilerinin bitki su tüketimlerinin (ET) enerji dengesi yöntemiyle tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla enerji dengesi eşitliğinin en önemli parametresi olan aerodinamik direnç değeri literatürde önerilen farklı yöntemlerle hesaplanmasının yanında sera içi rüzgar hızı, bitki boyu ve taç örtüsü-hava sıcaklığı farkına dayalı olarak geliştirilen yeni model ile tahmin edilerek belirlenmiştir. Farklı yöntemlerle belirlenen aerodinamik direnç değerlerinin enerji dengesi eşitliğinde kullanılmasıyla tahmin edilen ET değerleri, lizimetrelerden doğrudan ölçülen ET değerleri ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar literatürde önerilen aerodinamik direnç eşitliklerinin kullanılmasıyla tahmin edilen ET değerlerinin düşük teknolojiye sahip Akdeniz tipi PE seralarda ölçülen değerlerle uyumlu olmadığını göstermiştir. Bu çalışmada geliştirilen aerodinamik dirence ilişkin yaklaşım kullanılarak elde edilen ET değerleri ile gerçek ET değerleri karşılaştırıldığında domates bitkisinde R2, 0.96; RMSE, 12.11; RE, 0.15; MBE, -3.19; dw, 0.99 patlıcan bitkisinde R2, 0.95; RMSE, 12.09; RE, 0.19; MBE, -5.04; dw, 0.98 biber bitkisinde R2, 0.93; RMSE, 10.90, RE, 0.20, MBE, -4.95; dw, 0.97 ve hıyar bitkisinde R2, 0.94; RMSE, 13.25; RE, 0.20; MBE, -4.95; dw, 0.97 performans kriterleri elde edilerek çok kuvvetli ilişki belirlenmiştir. Elde edilen yöntemin çiftçi koşullarında uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla, enerji dengesi eşitliğinin net radyasyon (Rn) ve toprak ısı akısı (G) parametrelerinin tahmini ve ihmal edilmesini içeren çeşitli senaryolara dayalı olarak ET değerleri belirlenmiş ve ölçülen değerlerle karşılaştırılmıştır. Akdeniz tipi sera koşullarında yürütülen bu çalışmada elde edilen sonuçlar sera içi bitki su kullanımının optimizasyonu, sulama otomasyonu ve bununla ilgili bilgisayar yazılımlarına entegre edilerek kullanılabileceği gibi daha sonra yürütülecek çalışmalara da temel oluşturacaktır
Mirasta denkleştirme
Bu çalışmada, uygulamada sıklıkla karşılaşılan, pek çok tartışmalı hususu olan, miras hukukunun en karmaşık konularından biri olan mirasta denkleştirme kurumunu inceleyeceğiz. İlk bölümde, mirasta denkleştirme kavramını, mirasta denkleştirmenin hukuki niteliğini, benzer kurumlardan farkını, şartlarını ve konusunu; ikinci bölümde ise denkleştirme davasını inceleyeceğiz
Türkiye'nin E7 ülkeleri ile gerçekleştirdiği dış ticaretin çekim modeli yaklaşımıyla analizi
E7, sermaye piyasaları hızla büyüyen ve ekonomik büyüklük açısından son zamanlarda önem arz eden "Gelişmekte Olan Yedi Ülke" kavramını temsil etmektedir. Bu ülkeler Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Endonezya ve Türkiye'dir. 2015 yılında G7 ülkeleri ile aynı ekonomik büyüklüğe ulaşan E7 ülkelerinin gelecek yıllarda G7'nin iki katı büyüklüğüne ulaşacağı beklenmektedir. Çalışmanın temel amacı Türkiye'nin E7 ülkeleri ile ticaretinin Çekim Modeli ile açıklanmaya uygun olup olmadığını analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak Basit/İlkesel Çekim Modeli ile dış ticaret hacmi analiz edilmiş daha sonra modele Linder ve nüfus değişkenleri eklenerek iki farklı model kurulmuştur. Bu tezde ilk olarak E7 ülkeleri, genel yapısı ve temel ekonomik göstergeleri açısından ele alınmıştır. Daha sonra 2000-2018 yılları arası E7 ülkelerinin Türkiye ile gerçekleştirdikleri dış ticaret rakamları veriler doğrultusunda yorumlanmıştır. Tezin ilerleyen bölümlerinde uluslararası ticaret akımlarını nitelik ve kapsam açısından etkin bir biçimde analiz eden Çekim Modeli detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Uygulama bölümünde ise Panel Çekim Modeli yöntemi kullanılarak Türkiye'nin E7 ülkeleri ile 2000-2018 yılları arası gerçekleştirdiği dış ticaret hacmi analiz edilmiştir. Panel veri analiz sonuçlarına göre Türkiye'nin dış ticaret hacmi, Türkiye'nin GSYİH'si, E7 ülkelerinin GSYİH'leri ve E7 ülkelerinin nüfusu ile pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki göstermiştir. Mesafe değişkeni ise ticaret hacmini negatif yönde ve anlamlı etkilemiştir. Ayrıca Türkiye'nin nüfus değişkeni ve Linder değişkenin ticaret hacmi ile arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır