Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Türkiye-Suriye ilişkilerinin Türk gazetelerinde temsili: Yeni Şafak ve Sözcü örneği
Türkiye'nin Ortadoğu'daki politikaları dönemin konjonktür ve politikacılarına göre sık sık farklılaşmıştır. Türkiye'nin 2011 yılındaki Suriye İç Savaşı'na kadarki süreçte görece kontrollü ve istikrarla yürüttüğü dış politikada, bu süreçten sonra farklı yönelimler ve strateji değişimleri gözlemlenmiştir. Dönemin Türkiye Başbakanı'nın iç savaş öncesi Suriye Devlet Başkanı Beşşar Hafız el-Esad'la kurduğu yakın ve dostane ilişkiler, bölge halkına uygulanan şiddetin artması ve Esad'ın Türk Hükümeti ile çakışan çıkarları sebebiyle bozulmaya uğramıştır. İktidarlarına zarar verdiğini düşündükleri çok sesliliği bastırmak veya bir yöne kanalize ederek tektipleştirmek isteyen iktidar sahipleri, aldığı kararlar küreselleşen dünyadaki konumlarını sarsacak olsa dahi iç politikadaki menfaatleri doğrultusunda davranabilmektedir. Medya da iktidarların bu emellerini gerçekleştirmede kullandıkları en önemli araçlardan biridir. Bu çalışmada Türkiye ve Suriye arasındaki siyasi ilişkiler bağlamında farklı ideolojilere sahip iki gazetenin ilk sayfada yayınlanmış haberlerinin eleştirel söylem çözümlemesini yapılmıştır. Çalışmada söylem analizi yöntemi kullanılarak, 2012 ve 2018 tarihleri arasında, Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin Suriye iç savaşını ve bu savaş sürecinde Türkiye ve Suriye ilişkilerini konu alan ilk sayfa haberleri incelenmiştir. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde ideoloji kavramı kuramsal olarak incelenmiş, tarihsel süreç kapsamında düşünürlerin kavram üzerine getirdikleri öğretiler ele alınmıştır. İkinci bölümde, ideolojinin söyleme etkisi, dil, sosyal yapı ve medya ile olan ilişkisi açıklanmıştır. Bu bölümde ayrıca çalışmanın araştırma bölümündeki haber çözümlemelerinde kullanılan eleştirel söylem çözümlemesi yöntemi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Suriye'de protestolar şeklinde başlayıp iç savaşa dönüşen karışıklıklar ve süreç içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisinin dış politikadaki söylem değişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise Teun A. Van Dijk'ın söylem analizi yöntemi açıklanarak, aynı yöntemle Suriye İç Savaşı'na dair Yeni Şafak ve Sözcü gazetelerinde yer verilen haberlerin incelemesi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, gazetelerin sahip oldukları ideolojik farklılıkların haber metinlerinin inşası sürecine etki ettiği net bir biçimde görülmüştür. Farklı ideolojideki bu iki gazete Suriye İç Savaş'ını ve bölgedeki aktörlerin tutumlarını değerlendirirken farklı gerçeklikler tasarlamış, mevcut durum, olay ve ifadeleri kendi ideolojileri doğrultusunda ele almışlardır
Kahramanmaraş ili atmosferik fungus sporlarının belirlenmesi ve volümetrik analizleri
Bu çalışmada, Kahramanmaraş atmosferinde yer alan fungus sporları Ocak 2014-Aralık 2015 tarihleri arasında Hirst tipi örnekleyici ile toplanmıştır. 2014-2015 yılı içerisinde atmosferde yer alan sporların ait oldukları taksonlar ve konsantrasyonları saptanmıştır. Ayrıca tespit edilen fungus sporlarının meteorolojik faktörler (sıcaklık, yağış, nem ve rüzgâr) ile ilişkileri belirlenmiştir. 2014 ve 2015 yıllarında Kahramanmaraş atmosferinde Ascomycota divizyosuna ait 46 takson ve tek septalı askosporlar, Basidiomycota divizyosuna ait 12 takson, Oomycota divizyosuna ait 1 takson, Myxogastria sporları ve hif parçalarına ait toplam 181209 spor/m3 belirlenmiştir. Cladosporium (% 51,56), Ustilaginales tipi sporlar (% 18,77), Alternaria (% 6,69), Pucciniales tipi sporlar (% 1,54) ve Agrocybe (% 1,32) sporları atmosferde dominant olarak saptanmıştır. Belirlenen fungus sporlarının konsantrasyonları, özellikle günlük ortalama sıcaklık ile kuvvetli pozitif ilişki gösterirken, günlük bağıl nem ve yağış miktarı ile değişen ilişkilerinin de olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca spor yoğunluğu ile rüzgâr hızı arasında önemli bir korelasyonun olmadığı tespit edilmiştir. Her taksonun 1 m3 havadaki spor miktarlarının günlük, haftalık, aylık, yıllık ve mevsimsel değerleri çizelgeler halinde verilerek, spor takvimleri çıkarılmıştır
Sosyal öğrenme teorisi bağlamında sosyal ticaret teknolojilerinin tüketicinin satın alma niyetine etkisi: Instagram örneği
Gelişen teknoloji, artan internet kullanımı ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte hepimiz giderek dijitalleşen bir dünyaya adapte olmaya başladık. Dijitalleşen iletişim ortamları nedeniyle artık birçok insan duygu, düşünce ve bilgilerini bu ortamlar aracılığıyla birbirleriyle paylaşmaya, vakitlerinin azımsanmayacak kısmını ise sosyal medyada geçirmeye başladı. Bu durum ekonomiye dolayısıyla ticari hayata da yeni bir soluk getirerek bizleri yeni bir ticaret şekli olan sosyal ticaret kavramıyla tanıştırdı. Sosyal medya ağları üzerinden yapılan bu ticarette günümüzde kullanımı oldukça yaygın olan Instagram'ın da hatırı sayılır bir yeri vardır. Kişiler bu ağ üzerinden diğer kişilerin profillerini ziyaret ederek ya da kullanmış oldukları kişi, konum, konu etiketi gibi sosyal işaretleme sistemlerinden öğrenerek bunları kendi bilişsel ve duygusal süreçlerine dâhil etmektedir. Bu süreç sonucunda tüketicinin satın alama niyeti de şekillenmektedir. Bu bilgiler ışığında, bu çalışma, sosyal ticaret teknolojilerinin bilişsel ve duygusal değerlendirme sürecini nasıl etkilediğini ve bu etkinin sonucunda tüketicinin satın alma niyetini nasıl şekillendirdiği konusunu incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla 400 Instagram kullanıcısına çevrimiçi anket uygulanmış Instagram üzerinden alışveriş deneyimi sahip olmayan 146 katılımcının anketi sonlandırılmıştır. 254 katılımcıdan elde edilen veriler yapısal modellemesi kullanılarak paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz neticesinde elde edilen bulgulara göre kullanıcı profilinden öğrenme, tüketicinin bilişsel ve duygusal değerlendirme boyutlardaki tutumunu ve bilişsel ve duygusal değerlendirmenin müşterilerin satın alma niyetini önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Son olarak sosyal işaretlerden öğrenme, müşterilerin bilişsel ve duygusal değerlendirme sürecine etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır
Türkçe dersi öğretim programı ve 6. sınıf Türkçe ders kitaplarının söz varlığı açısından incelenmesi
Söz varlığı bir dilin sahip olduğu sözcükler ile birlikte deyim, atasözü, ikileme, terim gibi ögelerin bütününü kapsamaktadır. Toplumların kültürü, yaşayışı, inanç ve değerler sistemi gibi birçok özelliğinden izler taşıyan söz varlığı, bu unsurların gelecek nesillere taşınmasının yolunu açmaktadır. Eğitim öğretim kurumlarında bireylerin yararlandığı en temel kaynakların ders kitapları olduğu düşünüldüğünde Türkçe ders kitaplarının da söz varlığı ögelerini yansıtması ve öğrencilerin söz varlığını geliştirecek şekilde düzenlenmesi beklenmektedir. Bu kapsamda araştırmada 6. sınıf Türkçe ders kitaplarında bulunan okuma metinlerindeki söz varlığı ögeleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte ders kitaplarının önemli bir bölümünü oluşturan okuma ve dinleme / izleme metinlerinden sonra verilen, öğrencilerin söz varlığını geliştirmeye yönelik etkinlikler Türkçe Dersi Öğretim Programı çerçevesinde incelenmiştir. Tarama modelinde nitel bir araştırma olarak yürütülen çalışmada veriler, doküman analizi yöntemi ile toplanmış ve elde edilen bu veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Verilerin toplanması ve verilerin çözümlenmesinde uzman görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda okuma metinlerinde en sık tekrar eden söz varlığı ögeleri, her bir söz varlığı ögesinin (deyimler, atasözleri, ikilemeler, terimler, özdeyişler, kalıp sözler / ilişki sözleri yabancı sözcükler, yerel söylemler ve özel isimler) metinlerde ne sıklıkla kullanıldığı belirlenmiş ve bunlarla ilgili listeler oluşturulmuştur. Araştırmada özel yayınevi tarafından hazırlanan 6. sınıf Türkçe ders kitabında 3101 farklı söz olmak üzere toplamda 12896 söz varlığı ögesi; MEB Yayınları tarafından hazırlanan 6. sınıf Türkçe ders kitabında ise 2888 farklı söz olmak üzere toplamda 10517 söz varlığı ögesi bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca incelenen her iki ders kitabında da en sık kullanılan söz varlığı ögesinin özel isimler olduğu belirlenmiştir. Araştırmada okuma ve dinleme / izleme metinlerinden sonra verilen etkinlikler ise Türkçe Dersi Öğretim Programı çerçevesinde incelenmiştir. Bu bağlamda özel yayınevi tarafından hazırlanan 6. sınıf Türkçe ders kitabında 125, MEB Yayınları tarafından hazırlanan 6. sınıf Türkçe ders kitabında ise 78 söz varlığı etkinliği tespit edilmiştir. Bu söz varlığı etkinliklerinde en fazla okuma becerisine yönelik etkinliğe yer verildiği, diğer dil becerisi alanları ile ilgili ise daha az etkinliğe yer verildiği ve bu kapsamda etkinliklerin beceri alanlarına dağılımında dengeli bir dağılım olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca etkinliklerin nicelik olarak yeterli gibi görünse de büyük bir bölümü birbirine benzer olduğu için nitelik olarak yeterli olmadığı düşünülmektedir. Araştırmanın sonuçlarından hareketle ders kitaplarında içerisinde daha fazla atasözü ve özdeyiş bulunan okuma metinleri tercih edilebileceği, ders kitaplarında yer alan etkinliklerin çeşitliliği sağlanarak öğrencilerin dikkati çekilebileceği, sonraki yapılacak olan çalışmalarda ders kitaplarındaki okuma metinleri ile birlikte etkinliklerin de incelenebileceği gibi öneriler sunulmuştur
Sporcuların liderlik özellikleri ile duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın temel amacı, sporcuların liderlik özellikleri ve duygusal zeka düzeylerinin incelenmesidir. Ayrıca sporcuların bazı demografik özelliklerine göre duygusal zeka ve liderlik yönelimlerinde anlamlı farklılıkların olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu bağlamda araştırma amacına yönelik olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Liderlik yönelimlerinin tespit edilebilmesi için Bolman ve Deal (1990) tarafından geliştirilmiş Türk kültürüne uyarlaması Dereli (2003) tarafından yapılmış olan Liderlik Yönelimleri Ölçeği kullanılmıştır. Duygusal zeka düzeylerinin belirlenmesi için ise Shutte ve diğ. (1998) tarafından geliştirilmiş Lane ve diğ (2009) tarafından revize edilmiş ve Adiloğulları ve Görgülü (2015) tarafından Türk kültürüne uyarlanmış Duygusal Zeka Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya örneklem grubu gönüllü olarak katılım göstermiş 278 erkek 209 kadın toplam 487 sporcudan oluşmaktadır. Araştırma bulguları incelendiğinde, cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve aile gelir düzeyine göre liderlik yönelimi ve duygusal zeka düzeylerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmemiştir. Sporcuların eğitim düzeyi, branşı, baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve spor yılı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca liderlik yönelimleri alt boyutları ve duygusal zeka düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır
Kültürel miras bağlamında dijital interaktif öyküleme yöntemlerinin kullanımı
Bu çalışma uluslararası alan yazında bulunan ve kültürel miras alanlarında kullanılmakta olan dijital interaktif öyküleme yöntemlerinin incelenip değerlendirilmesi ve Türkiye'deki kullanımı üzerine öneriler sunulması amacı ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle öykülerin ve öyküleme yöntemlerinin kültürel miras açısından önemi irdelenmiş ve mevcut örnekler değerlendirilmiştir. Müzelerde, ören yerlerinde ve diğer kültürel miras alanlarında öyküleme kullanımı çoğu kez uluslararası araştırmalara konu olmuşken, Türkiye'de bu konuyla ilgili çalışmalar bulunmakla beraber kültürel miras bağlamında üretilmiş çalışmalar alan yazında kısıtlıdır. Çalışmada dijital interaktif öyküleme yöntemlerinin kültürel miras ve turizm açısından katkılarının keşfedilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan ve kültürel miras bağlamında dijital interaktif öykülemeyi konu edinen projelere ait dokümanlar incelenerek analiz ve değerlendirmelere yer verilmektedir. Böylece dijital interaktif öyküleme yöntemlerinin kültürel miras bağlamında kullanımına ve turizme katkısına dair bütünsel anlamlar keşfedileceği düşünülmektedir. Katkılara dair değerlendirmelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda bu yöntemlerin kültürel miras ve turizm bağlamında kullanımına yönelik öneriler sunulmaktadır
Sosyal medya kullanımı, sosyal medya kullanım motivasyonları, yaşam doyumu ve boş zaman doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi: Akdeniz Üniversitesi örneği
Geçmişten günümüzde hızlı bir şekilde gelişen ve değişen teknolojinin etkisiyle iletişim araçları da izleyiciyi pasif unsur olarak öngören tek yönlü ve doğrusal geleneksel yaklaşımlardan izleyiciyi merkeze alan ve aktif olarak öngören çok yönlü modern yaklaşımlara doğru evrilmiştir. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında bireyin kendi medya içeriğini oluşturabilmesine, aynı anda çok yönlü olarak çok kişiyle iletişim kurabilmesine ve kendi sosyal çevre ve iletişim ağını oluşturabilmesine imkân sağlayan sosyal medya bireye küresel bir alan yaratmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanımını, kullanım alışkanlıkları, kullanım motivasyonlarını, boş zaman doyumlarını, yaşam doyumlarını ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan bu nicel verilere dayalı araştırma genel ve ilişkisel tarama modelinde kurgulanmıştır. Araştırma evreni, Akdeniz Üniversitesi 2019-2020 eğitim-öğretim yılında fakültelerde öğrenim gören öğrenciler olarak belirlenmiştir. Akdeniz Üniversitesi'ne bağlı fakültelerde öğrenim gören öğrencilerin sayısı Akdeniz Üniversitesi Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığı'ndan alınmıştır. Araştırmada Akdeniz Üniversitesi'ne bağlı fakültelerde öğrenim gören öğrencileri temsil eden öğrenciler (α=582) evrenden kolayda örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada öğrencilerin sosyal medya kullanımı, sosyal medya kullanım motivasyonu, boş zaman doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Yapılan çalışmada sosyal medya kullanım motivasyonu ile boş zaman doyumu arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu, bununla birlikte yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Bulgular ve sonuç değerlendirme başlığı altında, tüm değişkenler ile ilgili yapılan analizlerin sonucunda elde edilen verilere yer verilmiştir
Pichia pastoris'te rekombinant bakteriyel alfa milaz üretimi
Endüstriyel amilazların en önemli ve sık kullanılan formlarından biri olan α-amilazlar; gıda, ilaç, tekstil, deterjan, biyoyakıt üretimi ve kirli suların arıtılması gibi birçok alanda tercih edilen bir biyokatalizördür. α-amilazlar (α-1,4-glukan-glukanohidrolaz, EC 3.2.1.1), nişasta molekülündeki α-(1,4)-glikozidik bağlarının iç kısımlarına etki ederek nişastanın hidrolizini katalizler. Bunun sonucunda α-amilazlar; glikoz, maltoz, maltotrioz ve α-limit dekstrin gibi; α-konformasyonuna sahip monomerleri ve farklı uzunluktaki polimerleri oluştururlar. α-amilazlar birçok bitki, hayvan, bakteri ve mantarda yaygın olarak bulunmaktadır. Ancak kullanım alanlarında duyulan ihtiyaca bağlı olarak; yüksek verimlilikte enzim üretimi ve endüstriyel koşullarda arzu edilen özelliklere sahip α-amilazların eldesi için rekombinant suşlar tercih edilmektedir. Pichia pastoris (Komagataella phaffii) rekombinant protein üretiminde sıklıkla kullanılan metilotrofik bir mayadır. P. pastoris birçok promotora sahip olmasına rağmen, etanol metabolizmasında sorumlu olan ADH2 (alkol dehidrogenaz) promotoru, yüksek ekspresyon seviyesi nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Bacillus subtilis PY22 α-amilaz geni (AmyE); tam uzunluktaki ve olgun formunu kodlayan dizinin, sentetik ADH2 (ADH2SNT5) promotorunu içeren ekspresyon vektörüne ligasyonu gerçekleştirilmiş ve P. pastoris GS115 suşuna klonlanmıştır. Elde edilen klonlardan, gerçek zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonları (GT-PZR) analizi ile tek kopya olduğu belirlenen; P. pastoris GS115-pADH2SNT5α-α-Amilaz-Full Lenght (FL) ve P. pastoris GS115-pADH2SNT5α-α-Amilaz-Mature (MF) üretim klonları olarak seçilmiştir. FL ve MF klonları, engelli erlende, 96 saat boyunca etanol ile indüklenerek rekombinant protein üretimi gerçekleştirilmiştir. FL ve MF klonunun en yüksek α-amilaz aktiviteleri sırasıyla 74.2±0.94 U/ml ve 215±3.18 U/ml olarak hesaplanmıştır. FL ve MF klonlarının üretimi arasında yaklaşık 3 kat fark olması nedeni ile büyük ölçekli üretim için uygun olan klon MF klonu olarak seçilmiştir. MF klonu, 5 L hacimli biyoreaktörde, 28°C, pH 6.0 ve normoksik koşullarda (çözünür oksijen oranı %20), sabit µ (µ: 0.028 sa-1) stratejisine uygun şekilde etanol ile indüklenerek 90 saat süresince α-amilaz üretimi gerçekleştirilmiştir. MF klonunun büyük ölçekli üretimi sonucunda α-amilaz enzimi zamana bağlı olarak artış göstermiş ve en yüksek α-amilaz aktivitesi 90. saatte 2219±52.18 U/ml (1403 U/mg) olarak hesaplanmıştır. Engelli erlen ile biyoreaktör üretimi karşılaştırıldığında α-amilaz enziminin yaklaşık 10 kat arttığı gözlenmiştir. Rekombinant α-amilaz enziminin karakterizasyonu gerçekleştirilmiş ve SDS-PAGE analizi sonucu proteinin moleküler ağırlığının yaklaşık 80 kDa boyutlarında olduğu saptanmıştır. Enzimin optimum çalışma koşulları 60°C sıcaklık ve pH 7.0 olarak belirlenmiştir. α-amilazın, 1 saat süresince farklı sıcaklıklarda inkübe edilmesi sonucunda, 50°C'de %81 ve 60°C'de %65 aktivitenin korunduğu tespit edilmiştir. Enzim aktivitesi 1 saat sonunda pH 6.0-7.5 değerleri arasında %80'nin üzerinde stabil kalmıştır. 10 mM konsantrasyonundaki Ca2+ ve Mg2+ iyonları enzim aktivitesini artırırken, aynı konsantrasyondaki Fe2+, Zn2+ ve Cu2+ iyonları aktiviteyi düşürmüştür. Bu çalışma sonucunda, rekombinant bakteriyel kaynaklı α-amilaz enziminin, P. pastoris ekspresyon sisteminde güçlü ve alternatif olarak kullanılabilecek ADH2 promotorunun kontrolünde, büyük ölçekli üretimde, başarıyla ifade edildiği saptanmıştır
Yeşil alg Chlamydomonas reinhardtii 'de SEC23B insersiyonel mutantlarının genetik bağlantı ve fenotipik analizleri
Tüm ökaryotik organizmalarda, homeostazı korumak için protein trafiği gereklidir. Salgı yolu, çok çeşitli hücresel proteinlerin sentezinden, katlanmasından ve gerekli hedef bölgelerine gönderilmesinden sorumludur. Salgı yolağında yeni sentezlenen tüm salgı proteinleri, nihai hedeflerine teslim edilmeden önce endoplazmik retikulumdan (ER) Golgi'ye nakledilir. Birçok canlıda ve model organizma Chlamydomonas reinhardtii genomunda bulunan SEC23B geni, salgı proteinlerini ER'dan Golgi aparatına taşıyan ve örtü protein kompleksi II (COPII) veziküllerinin oluşumunda rol aldığı tahmin edilen bir gendir. Gerçekleştirilen tez çalışmasında CLIP kütüphanesinden (University of Minnesota) alınan SEC23B insersiyonel mutantının, karakterizasyonu yapılmıştır. sec23b mutantının doğrulanması için PCR, mRNA seviyelerinin tespiti için RT-PCR ve genetik bağlantı analizleri için de projeni testi yapılmış ve tetratlar analiz edilmiştir. Ayrıca fenotipik analizler için; enzim aktivitesi, hücre sayımı ve zigot oluşturma testleri yapılmıştır. Enzim aktivitesi testleri sec23b mutantında sekresyon işlevinin olup olmadığının belirlenmesi için yapılmıştır ve arilsülfataz, fosfataz aktivitelerine bakılmıştır. Bu tez çalışmasında, SEC23B geninin mutasyonu sonucu, hüçre içi trafikte herhangi bir aksama olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Tamamlanan çalışmanın sonuçlarına göre, özellikle projeni testleri yapılan tetratlarda gözlemlenen renk ve morfolojik farklılıklar dikkat çekmektedir. Literatürde bu konu hakkında daha önce çalışılmaması, daha fazla moleküler çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir
Alman dizilerinde göçmen temsili: Dogs of Berlin örneği
Temsil kavramı bir anlamlandırma sürecidir. Dilin düşünceyle kurduğu dolaylı ilişkinin sergilendiği bir pratiktir. Bu pratik medya metinlerine uygulandığında, anlam kimliklerin oluşturulması ile sağlanmaktadır. Özellikle televizyon dizileri görüntünün ve sesin bir arada kullanılması, geniş bir kitleye hitap etmesi, karakterlerin ve olayların istenildiği gibi kurgulanması açısından etkili medya metinleri olmakla beraber temsil pratiğinin sıklıkla sergilendiği alanlardır. Araştırmanın problemi, Netflix'de yayınlanan Dogs of Berlin dizisinde göçmenlerin olumsuz bir biçimde sunulmasıdır. Araştırma sahası olarak Alman yapımı, Dogs of Berlin dizisi seçilmiştir. Çalışmanın amacı, Netflix'de yayınlanan Dogs of Berlin dizisinde, göçmenlerin hangi değer ve yargılarla temsil edildiğini ortaya koymak ve medya metinlerinin insanların anlamları olan kimlikleri nasıl inşa ettiği veya inşa edilmiş kimlikleri yeniden nasıl sunduğunu açıklayan çalışmalara kültürler arası iletişim perspektifinden katkı sağlamaktır. Bu çerçevede araştırmanın kapsamı Dogs of Berlin dizisi ve dizide yer alan otuz sekiz göçmen karakterdir. Araştırmanın yöntemi nitel bir desene sahiptir. Verilerin analizi için betimsel analiz tekniği kullanılmıştır ve dizideki temsil kodları oluşturulan kategoriler bağlamında değerlendirilmiştir. Buna göre dizide yer alan otuz sekiz göçmen karakter suç, toplumsal uyum, ruh hali, meslek, aile ilişkileri, mekân, sınıf, diğer kategorileri oluşturularak, bu kategorilerdeki olumlu ve olumsuz durumları incelenmiştir. Elde edilen bulgular göçmen temsili bağlamında tartışılmış, Stuart Hall'un temsil ve Edward Said'in oryantalizm kavramlarından yararlanılmıştır. Sonuç bölümünde, dizide yer alan göçmen karakterlerin temsil edildiği değerlere yer verilmiştir. Buna göre göçmen karakter, esmer, bıyıklı, kirli sakallı, toplumsal kurallara uymayan, topluma faydası olmayan mesleklerle uğraşan, suç işleyen, öfkeli bir ruh haline sahip, gettoda yaşayan ve alt sınıfa ait bir birey olarak temsil edilmiştir