Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Endüstriyel uygulamaların derin öğrenme ile yüksek hızlarda gerekçelenmesi için optimize edilmiş ağ yapılarının geliştirilmesi

    No full text
    Derin öğrenmenin son yıllardaki hızlı yükselişi ile birlikte birçok endüstriyel problem derin öğrenme ile yapılabilir hale gelmiştir. Endüstrinin her alanında olduğu gibi tarım alanında da bitki hastalığı sınıflandırma, meyve sınıflandırma, tohum sınıflandırma ve tohum ayıklama gibi endüstriyel problemler bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında tohum sınıflandırma ve tohum ayıklama problemi evrişimli sinir ağ yapıları ile gerçeklenmiştir. Tohum sınıflandırma işleminde veri seti olarak sarı buğday, pirinç, kırmızı mercimek ve yeşil mercimek tohumları kullanılmış ve sınıflandırma işlemi bu tohumlar arasında yapılmıştır. Tohum ayıklama problemi için gerekli veri seti kara buğday tohumları ve bu tohumların içinden çıkan istenmeyen nesnelerden üretilmiştir. Tüm bu veri setlerini üretebilmek için probleme özgü endüstriyel bir deney düzeneği kurulmuştur. Yine önerilen algoritma sayesinde farklı türlerde (doğrudan ölçekleme ve şablona uygun şekilde ölçekleme) ve boyutlarda veri setlerinin otomatik bir şekilde oluşturulması sağlanmıştır. Bu tez çalışmasında tohum ayıklama problemi için 227x227, 157x157, 77x77 ve 37x37 boyutlarında ve farklı iki türde veri seti (doğrudan ölçekleme ve şablona uygun şekilde ölçekleme) olmak üzere toplamda sekiz farklı veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan bu sınıflandırma ve ayıklama veri setleri literatürdeki AlexNet ve MobileNet-V2 ağ yapıları ile test edilmiş ve en yüksek test doğruluğu tohum sınıflandırma için %100 (AlexNet ile) tohum ayıklama için %99 (MobileNet-V2 ile) olarak hesaplanmıştır. Tohum ayıklama işlemi endüstride yüksek hızlarda görüntü işleme yöntemleri ile yapılmaktadır. Ayıklama işleminin derin öğrenme ile yüksek hızlarda yapılabilmesi için iki evrişim katmanından oluşan (ilk evrişim katmanındaki filtre sayısı 64, ikinci evrişim katmanındaki filtre sayısı 96), işlem yükü düşük özel bir evrişimli sinir ağı yapısı (giriş data boyutu 227x227) önerilmiştir. Önerilen bu özel evrişimli sinir ağı yapısı 227x227 boyutundaki veri seti ile test edildikten sonra en yüksek test doğruluğu %99 olarak hesaplanmıştır. Doğruluktan ödün vermeden (minimum %98 doğruluk) önerilen bu ağ yapısındaki işlem yükünü daha da azaltmak için iki aşamalı ölçekle ve budama yöntemi önerilmiştir. Önerilen yöntemin özel evrişimli sinir ağı üzerinde denenmesi sonucu giriş data boyutu 77x77, birinci evrişim katmanındaki filtre sayısı 16 ve ikinci evrişim katmanındaki filtre sayısı 24 olan özel ağ yapısı en optimum ağ yapısı olarak hesaplanmıştır. Bu optimum ağ yapısına ait toplam kayan nokta işlem sayısının (FLOPs), ilk önerilen ağ yapısına (giriş veri boyutu 227x227) oranla 46.072.682 / 863.530 = 53,35 kat daha küçük olduğu yine MobileNet-V2 ağ yapısına göre 1.690 kat daha küçük olduğu hesaplanmıştır. Önerilen ağ yapıları üzerindeki optimizasyon işlemleri genetik algoritma ile de denenmiş ve genetik algoritma ile elde optimum (minimum FLOPs) ağ yapısının FLOPs değerinin, özel ağ yapısına (giriş data boyutu 227x227) oranla 46.072.682/715.453 = 64,39 kat daha küçük olduğu hesaplanmıştır. Genetik algoritma ve önerilen ölçekle ve budama yöntemi ile yapılan optimizasyon sonuçları detaylı bir şekilde karşılaştırılmış; tüm sonuçlar gerçek zamanlı sistemler ve gömülü sistemler açısından detaylı bir şekilde tartışılmıştır. Ölçekle ve budama yöntemi ile yapılan optimizasyonda elde edilen özel ağ yapısının (giriş data boyutu 77x77) hafızada kapladığı alan 0,96MB olarak hesaplanmıştır. Bu değer MobileNet-V2 ağ yapısına göre 12,9MB/0,96MB = 13,43 kat ve AlexNet yapısına göre 236MB/0,96MB = 245,83 kat daha küçüktür. Aynı oranlar toplam parametre sayısı için de geçerli olup; bu açıdan bakıldığında optimize edilmiş ağ yapılarının, literatürde yaygın olarak bilinen mimarilere kıyasla daha donanım dostu olduğu söylenebilir. Sonuç olarak probleme-özel evrişimli sinir ağ modellerinin önerilmesi ve optimize edilmesi alanında literatürde geliştirilmeye açık konuların olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar göstermektedir ki yüksek hız gerektiren uygulamalarda literatürdeki bilinen ağ yapılarını kullanmak yerine probleme özgü ağ yapılarının önerilmesi işlem yükünü azaltmakta ve sistemi hızlandırmaktadır

    Çağdaş Türk resim sanatında kent imgesinin göstergebilim açısından incelenmesi

    No full text
    Çağdaş Türk resminde kent imgesi, başlangıcından beri kendine yer bulan, sanatçıların üzerinde düşünmeyi ve eser üretmeyi tercih ettikleri çok yönlü bir kavram olmuştur. Asker ressamların kent dokusunu tuvale aktardıkları manzara resimlerinden, 1980'li yılların sosyo-kültürel değişimlerinden etkilenen ve alışılmış kalıpların dışına çıkarak eleştirel bir söylem de taşıyan resimlere kadar, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu değişim ve dönüşümlerden etkilenen sanatçılar, kenti ve kent yaşamını çeşitli yönlerden irdeleyerek eserlerine taşımışlardır. 1950'lerde Türkiye'deki kentleşme ile başlayan gelişim ve değişim, özellikle 1980'lerden sonra hayatın tüm alanlarında büyük farklılıklara sebep olarak, birçok sanatçının, sanatsal üretimlerini oluşturma sürecinde beslendiği kaynak olmuştur. Sanatçıların yaşam alanları olan kentlerde, sorunların giderek büyüdüğü ve içerisinden çıkılmaz hale gelindiği noktada sanatçılar da bu durumun tanıkları olarak sessiz kalamamışlar ve eserlerinde varolan uyumsuzlukları ve çarpıklıkları yansıtmaya çalışmışlardır. Gerçekliğin temsil edilmesinde büyük öneme sahip bu resimlerin anlamının, doğru olarak ortaya çıkartılması için göstergebilimsel yöntem kullanılmıştır. Dilsel göstergeler kadar görsel göstergeler üzerinde de çalışmalar yapılan göstergebilimciler, göstergebilim yöntemleri ile sanat eserlerinin analiz edilerek çözümlenebileceğini kanıtlamışlardır. Sadece görünen değil, altta yatan anlamın da ortaya çıkarılmasına yardımcı olan göstergebilimsel yöntemde, Çağdaş Türk resmine ait eser örnekleri üzerinde tutarlı ve nesnel çözümlemeler yapılarak, kent resimleri üzerinden dönemin Türkiye'sine bakılmıştır. Tez çalışmasında yer alan eser çözümlemeleri, Roland Barthes'ın 'Göstergebilim İlkeleri' kitabında yer alan "düzanlam/yananlam" öncülüğünde ele alınmıştır

    Yaşlısına bakım veren yaşlılar: Antalya örneği

    No full text
    Günümüzde insan ömrünün uzaması ve değişen toplumsal koşullar yaşlı bireylerin bakım alma ve bakım verme koşullarını önemli ölçüde etkilemiştir. Akademik ve sosyal politika alanında bakım konusunda genellikle ailenin yetişkin çocuklarının üstlendiği gayri resmi bakım üzerinde durulurken yaşlıların sağladığı bakım çoğunlukla göz ardı edilmiştir. Oysa nüfus yaşlandığı gibi aileler de yaşlanmaktadır ve aile içinde yaşlıların üstlendiği bakım giderek daha görünür hale gelmektedir. Yaşlı bakıcıların bakım deneyimlerine odaklanan bu çalışmada, bu deneyimlerin bütüncül değerlendirilmesi için yaşam seyri yaklaşımı benimsenmiş ve bunun için nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Yaşlısına bakım veren yirmi dört yaşlı bakıcı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, anlatı araştırması tekniği ile yüz yüze ve telefon görüşmeleriyle iki yıllık bir süreçte toplanmıştır. Yaşlı bakıcılarla farklı zamanlarda yapılan iki görüşme, bakımın bir süreç olarak ele alınmasını ve onların bakım sürecindeki deneyimlerinin değişimini görmeyi olanaklı kılmıştır. Tez çalışmasının verileri, anlatı analizi ile elde edilen her bir katılımcının biyografik yaşam seyri ve bakım vermeye ilişkin deneyimlerinin ele alındığı yeniden hikâyeleme ve tematik analiz ile elde edilen yaşlı bakım verenlerin ortak bulgularından oluşmaktadır. Çalışmada, yaşlıların bakım verme koşullarını oluşturan bakım öncesi bir dönemden, bakımın bitmesinden sonraya da taşınan bir bakım sürecinin gerçekleştiği, bakım yörüngeleri ortaya çıkmıştır. Çalışmanın bulgularına göre yaşlı bakıcıların, ebeveynlerine ve eşlerine olmak üzere hem kendi akranlarına hem de kendilerinden daha yaşlı birine bakım verdikleri anlaşılmıştır. Aynı zamanda bu bakıcıların engelli yetişkin çocukları ile torunlarının bakımından da sorumlu olabildikleri görülmüştür. Yaşlı bakıcılar, yaşamları boyunca aynı anda veya sıralı olarak birden fazla kişiye bakım vermeleri nedeniyle eşsiz bakım sağlayıcıları olarak bakım sürecinde yer almışlardır. Ebeveynlerine bakım veren yaşlılar ve eşlerine bakım veren yaşlılar bakım sürecinde benzer bakım pratikleri gerçekleştirseler de bakım koşulları ve motivasyonları değişim göstermiştir. Diğer taraftan bakım yörüngesinde birden fazla bakım bölümü yaşayan yaşlıların, tek bakım bölümü yaşayanlara göre sağlık durumu, ekonomik durum ve toplumsal ilişkileri açısından azalan ve kısıtlanan bir bakım sürecinde yer aldıkları görülmüştür. Araştırmanın önemli bir bulgusu yaşlı bakıcıların yaşlarının artması ile birlikte yaşlı erkek bakıcıların da artmasıdır. Araştırmanın sonucunda yaşlı bakıcıların azalan fiziksel ve sağlık kapasiteleri nedeniyle, bakım sürecinde zorlandıkları ve bu süreçte başkalarının desteğine oldukça ihtiyaç duymalarının yanı sıra yakınlarına bakım verdikleri için de bakıma ilişkin olumlu duygulara sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Yaşlı bakıcıların kendilerine özgü ihtiyaçları olduğunun bilinmesi ve bu konuda yapılacak erken müdahaleler, aile bakımının sürekliliğine katkı sağlayabilir

    Anadolu türkülerinde kader inancı

    No full text
    Kelâm ilminin toplum gündeminde en fazla yer tutan konularından birisi kader inancıdır. Söz konusu inanç ögesi Türk halkının yaşanan farklı olaylara dair değerlendirmelerine de yansımıştır. Bu durumun en açık tezahürleri Türkülerde yer bulmuştur. Türkülerde kader inancını ifade etmek üzere talih, kısmet, yazı, alın yazısı, felek ve baht gibi kavramlara yer verilmiştir. Bu kavramlar eserlerde genellikle olumsuz nitelikli olayların sebeplendirilmesi için kullanılmıştır. Türkülerde kader; mutlak belirleyiciliğe sahip, karşı konulamaz ve değişmez bir karakterdedir. Söz konusu kader düşüncesi yaşanan ve yaşanacak olaylar bağlamında bireyin irade ve sorumluluğunu gölgelemektedir. Türkülerde böylesi bir durumun teşekkülünde zamanla fatalist bir inanç ilkesi haline dönüşen cebrî tavır son derece etkili olmuştur. Türk insanı tarafından da kabul gören bu tavır, tarihî süreçte siyasî, kültürel ve dinî birtakım faktörlerin etkisiyle kronikleşmiş bir inanç haline gelmiştir. Türkülerde de yer bulan söz konusu kader inancı, Kuran'ın irade ve sorumluluk eksenli kader vurgusu ile zıt bir durum arz etmektedir

    Sosyal yardım politikası uygulama sistemini, hanehalkıyararlanma düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin araştırılması: Antalya ili kırsal alanı örneği

    Get PDF
    Son yıllarda, Türkiye'de sosyal yardım programları artan bir önem kazanmıştır. Kamu sosyal yardım harcamaları, yardım programlarının çeşidi ve yardımdan yararlananların sayısı yıllara göre artmaktadır. Bu araştırmanın ana amacı, Antalya ili örneğinde kırsal alan sosyal yardım politikası uygulamalarına, hanehalkı yararlanma düzeylerine ve etkileyen faktörlere odaklanmıştır. Özellikle araştırma kapsamında sosyal yardımların işleyiş sistemi belirlenmiş, yardımlarda yardım gelir oranı hesaplanmış, hanehalkı yararlanma düzeyleri ve yararlanma düzeylerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Konyaaltı ilçesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın yardımdan yararlanan hane listesinden gayeli olarak seçilen ve görüşmeyi kabul eden 100 hane ile anket gerçekleştirilebilmiştir. Ayrıca, Antalya İli merkez ilçelerindeki 5 belediye (Konyaltı, Muratpaşa, Kepez, Aksu ve Döşemealtı) ve 5 ilçe sosyal yardım vakfı yöneticilerinden birincil veriler toplanmıştır. Yardımdan yararlanan hanehalklarının sosyo-ekonomik özellikleri, yararlanılan sosyal yardım programlarının özellikleri ve sosyal yardım sistemlerinin ana göstergelerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Ayrıca, hanehalkı yardım gelir oranını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde çoklu regresyon analizi kullanılırken, hanehalkı sosyal yardım (muhtaçlık) düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek için çok terimli lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Konyaaltı ilçesinde kamu sosyal yardımlarından yararlanan hanehalkının %50'sinin az muhtaç, %15'inin muhtaç ve % 35'inin ise çok muhtaç düzeydeki kategoride yer aldığı ortaya konulmuştur. Hanede içinde yaşayan toplam birey sayısı, çalışan sayısı, bireylerin aylık geliri, hanehalkı reisi cinsiyeti ve hanece alınan sosyal yardım sıklılığının yardım - gelir oranını olumsuz etkilediği görülmüştür. Diğer yandan hanehalkı reisi yaşı, hanehalkı içinde yaşayan bireylerin ilk-orta okul seviyesine sahip olanların sayısı ve hanehalkı aylık yardım tutarının yardım - gelir oranını olumlu etkilediği belirlenmiştir. Az muhtaç düzeydeki hanehalkı bulgularına göre; hanehalkı reisinin yaşı, alınan sosyal yardım grubu ve hanehalkı içinde yaşayan bireylerin aylık kazanılan geliri önemli faktörlerdir. Çok muhtaç düzeyde olanlarda; hanehalkı reisi yaşı, hanede yaşayan bireylerin sayısı, alınan yardım grubu ve hanede yaşayan bireylerin aylık geliri önemli faktörlerdir. Ayrıca araştırma bulgularına göre sosyal yardımı yürüten kamu kurumları arasında bütünleşik bir ortak sosyal yardım sisteminin olmadığı, ülke düzeyinde bütünleşik bir sosyal yardım sistemine ihtiyaç bulunduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına ülke genelinde uygulanan sosyal yardım çeşitleri çok fazla olup sosyal yardım çeşitlerinin sadeleştirilmesi için, ülke genelinde tüm kamu ve ilgili diğer kurumların dâhil olduğu bütünleşik bir "sosyal yardım izleme sisteminin" oluşturulması gerekmektedir. Böylece yoksullukla mücadeleye ayrılan kaynakların etkili kullanımı sağlanabilecektir. Yine, sosyal yardım sağlayan kurum ve kuruluşların hepsinin, sosyal yardım başvurularının değerlenmesinde ortak kriterler kullanılmasının, yardıma muhtaç yoksul vatandaşların bu kurumlara güveninin artmasına olumlu etkide bulunacaktır

    Obalacami köyü Alanya (Antalya) bölgesi koyu füme mermerlerinin fiziko-mekanik özellikleri ve TSE standartlarına göre değerlendirilmesi

    No full text
    Bilimsel olarak bakıldığında doğal taş olarak tanımlanan mermerler, dolomit içerikli kireçtaşları ve kireçtaşı gibi doğal oluşum kayaçlarının başkalaşımı sonucu yeniden kristalleşerek meydana gelmektedir. Ticari olarak bakıldığında ise kolay parlatılabilen, cila tutan, yüksek dayanıklılıkta, blok verebilen kayaçlar olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Antalya'nın doğusunda yer alan Alanya bölgesinde bulunan mermer ocağındaki mermerlerin kalitesini, fiziko-mekanik özelliklerini ve kimyasal özelliklerini yapılacak analizlerle belirleyerek TS standartlarına göre değerlendirmesini yapmaktır. Toplam gözeneklilik ortalaması % 1,39 olarak tespit edilmiştir. Komposite değeri % 98.61 olarak bulunmuştur. Basınç dayanımı 150 MPa eğilme dayanımı ise 12.44 MPa olarak bulunmuştur. Su emme değeri %0.30 olarak belirlenmiştir. Majör oksitler, iz element ve LOI değerleri kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda Alanya koyu füme mermer ocağının iki sınıf altında toplandığı görülmüştür

    Myra ve Andriake'de ele geçen takılar

    No full text
    Bu tez içerisinde, Myra ve limanı Andriake kazılarında, mezarlardan ve çeşitli yapılardan ele geçen 130 takı ve takı ögesi kataloglanmıştır. Bu takılar tipolojik, stilistik, ikonografik ve teknik açılardan incelenmiştir. Tez kapsamında, küpe, yüzük, takı taşları, kolye sarkaçları, bilezikler ve boncuklar gibi takı türleri bulunmaktadır. Bu örneklerden bazıları takım oldukları için ya da birbirleri ile ilişkili görüldükleri için bağlamlarından kopmamaları amacıyla tek katalog numarası altında değerlendirilmiştir. Bu çalışma içerisinde incelenen takılar, tipolojik gruplara ayrılmıştır. Her grubun, objelerin form ve bezeme özelliklerine göre oluşturulmuş alt grupları bulunmaktadır. Özellikle küpe buluntuları Roma Dönemi'nin ana küpe tipolojisiyle paralellik göstermektedir. Büyük bir çoğunluğu döneminin ana tipolojisini takip eden takı buluntularında çok çeşitli malzemeler kullanılmıştır. Myra ve Andriake takıları oldukça zengin tipolojik ve ikonografik özellikler taşımaktadır. Mezarlardan ve çeşitli yapılardan ele geçen takıların neredeyse tamamında kullanım izlerinin gözlemlenmesi bu takıların sadece mezar armağanı olmadıklarını aynı zamanda günlük hayatta da kullanılmış olan ölü eşyaları olduklarını göstermesi açısından önemlidir. Bu durum, Myra ve Andriake takılarının ölü armağanı ya da adak için özel olarak üretilmediklerini gösterir. Takılar, birey tarafından yaşarken kullanılmış ve ölüm sonrası yaşamında da ona eşlik etmeye devam etmişlerdir. Andriake'deki ÇA-5/B açma numaralı mezar ile Demre Çayı'nda bulunan altı lahit, antik dönemde soyulmamış oldukları için daha doğru değerlendirme yapmamıza olanak sağlamaktadır. Mezarlardan ele geçen örnekler M.S. 2.-3. yüzyıl takı geleneğinin izlerini taşır. Kataloğumuzdaki en erken takı örneği olan 29 katalog numaralı Hermes betimli gemme M.S. 1.-2. yüzyıl aralığına tarihlendirilmiştir. Buluntular arasındaki en geç tarihli örnek ise İslami Dönem'e tarihlendirilen içte opak mavi cam ipliği bezemeli 93 katalog numaralı burgulu bilezik parçasıdır. Myra ve Andriake takılarının büyük çoğunluğu M.S. 2.-3. yüzyıllara aittir. Altın ve süs taşlarının yoğun olarak kullanıldığı bu zaman aralığına ait takıların neredeyse tamamı mezarlardan ele geçmiştir. M.S. 5. yüzyıldan sonra ise Hristiyanlık sembolleri ve anlatıları ile bezenmiş bronz takıların kullanımı artmıştır. Andriake'de bulunan takılarda hem doğu hem de batı ikonografisinin kullanılması kentin kültürel dokusunu açıkça yansıtmaktadır. Roma ile Mısır arasında ticari ilişkilerin bulunması ve Andriake'nin bu noktada önemli bir liman olması göz önünde bulundurulduğunda uluslarası nesne trafiğine sahne olması şaşırtıcı değildir

    Yardıma muhtaç yaban hayvanlarının rehabilitasyonu ve doğaya salınması: Antalya örneği

    No full text
    Yaban hayvanları insanların doğrudan ve dolaylı etkilerine maruz kalırlar. Bunun sonucunda hayatlarını kaybedebilme riski doğar. Yaban hayvanları rehabilitasyonu üzerine yapılmış çalışmalar Antalya ve Türkiye genelinde yok denecek kadar azdır. Yapılan yaban hayatı rehabilitasyonlarının da istatistiksel analizi ve değerlendirilmesini içeren çalışma bulunmamakla beraber tutulan verilerde eksiklik ve hatalar oldukça fazladır. Bu çalışmada 2013-2019 yılları arasında Antalya ilinde çalışmanın yürütüldüğü özel kliniğe ulaştırılan yardıma muhtaç yaban hayvanlarının kayıtlarının tutulması ve rehabilitasyonlarının sağlanarak doğaya tekrar salınması hedeflenmiştir. Buna göre; gelen yardıma muhtaç hayvanların kayıtları için form belgesi oluşturulmuş, tanı, tedavi, beslenmeleri yapılmış ve rehabilitasyonu biten yaban hayvanların uygun dönemde doğaya tekrar bırakılması sağlanmıştır. Çalışma sürecinde toplamda 178 omurgalı yardıma muhtaç yaban hayvan kliniğe ulaştırılmıştır. Gelen örneklerin %96,6'sının (172) kuş, %1,7'sinin (3) memeli ve %1,7'sinin (3) ise herptil (amfibi/sürüngen) olduğu tespit edilmiştir. Gelen örneklerin mevsimlere göre dağılımına bakıldığında %25,3'ünün (45) ilkbahar, %12,9'unun (23) Kış, %26,4'ünün (47) sonbahar ve %35,4'ünün (63) yaz aylarında yardıma muhtaç hale geldiği ve kliniğe ulaştırıldığı görülmüştür. Rehabilitasyonları gerçekleştirilen yaban hayvanlarının yapılan muayenelerinde görülen semptomların %1,7'si (3) ateşli silahla yaralanma, %21,3'ü (38) öksüz, %19,1 (34) kedi saldırısı, %48,3'ü (86) travma, %0,6'sı (1) enfeksiyon ve %9'u (16) göç yorgunu olduğu belirlenmiştir. Bu etkilere maruz kalan yaban hayvanlarının %42,1'i (75) ölmüş, %57,9'u (103) ise tekrar doğaya salınmıştır. Rehabilitasyon sürecinde tanı ve tedavilerin yanısıra, gelen türlerin semptomlara bağlı olarak tedavilere verdikleri cevaplar, stres ile mücadele, türe bağlı olarak uygulanması gereken beslenme rejimi ve salınmadan önce doğada yaşayabilir kararının alınması için gerekli olan alıştırmalar ile ilgili de bilgi elde edilmiştir. Bu bilgiler ışığında benzer semptomlarla gelen türlerle ilgili nasıl bir rehabilitasyon sürecinin izlenmesi gerekliliği konusunda bir altlık oluşturulmuştur. Ayrıca bu süreçte tutulan kayıtlar ve alınacak biyolojik örnekler farklı çalışmaların yapılmasına olanak sağlayabilir. Doğal süreçte görülmesi veya izlenmesi zor olan nadir türler dahi görülmekte olup, bu türlerle ilgili örneklerin elde edilmesi, türlerin devamlılığı açısından önemli bilgiler verebilecektir. Uygun ortam ve ekip oluşturulması ve aynı zamanda toplumda farkındalık yaratılması ile insan faaliyetleri veya doğal sebeplerle yaralanan yaban hayvanlarının çoğunluğunun doğaya tekrar salınabileceği bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Yardıma muhtaç yaban hayvanlarının Türkiye'deki sorumlu kurumu olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün, rehabilitasyon amaçlı oluşturdukları sisteminin işlevsel olmadığı ve bu konuda yeni düzenlemelerin yapılması gerekliliği sonucuna varılmıştır. Bu konuda uygun altyapı ve ekibe (biyolog, veteriner, ekolog vb.) sahip rehabilitasyon merkezlerinin oluşturulması ve bu merkezlerin halka yönelik bilgilendirme çalışmaları yapmaları gereği ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de yaban hayatı rehabilitasyonu merkezlerinde sistemli bilgi birikimlerinin yapılması ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile yıllık veya uzun dönemli analizlerin yapılması önemlidir. Bu analizler sonucunda yaban hayatı bakımından önemli olan bölgelerin tespit edilmesi ve ilgili bölgelerde görülen yaralanma sıkılıklarına göre çözümler üretilmesi, Türkiye biyolojik çeşitliliğinin korunmasına önemli katkı sağlayabilecektir

    Antalya ilinde serada domates üretimi yapan üreticilerin satın alma gücünün belirlenmesi

    No full text
    Ekonomik büyüme ve kalkınma sürecinde tarım sektörü sürükleyici bir role sahiptir. Tarım sektöründe üretimin devamlılığının sağlanması üreticilerin satın alma gücünün seyrine bağlıdır. Üretimin devamlılığının sağlanabilmesi ve kırsal kesim refah indeksinin üretici lehine gelişmesi, diğer sektörlere kaynak oluşturan tarım sektörünün ekonomideki sürükleyici rolünü artıracaktır. Bu çalışmanın ana amacı, Antalya ilinde serada domates üretimi yapan üreticilerin İç Ticaret Hadleri ile satın alma gücünün seyrinin belirlenmesidir. İç ticaret hadleri, sektörler arası kaynak transferini göstermektedir ve göreli fiyatlar ile satın alma gücünü belirlemede önem arz etmektedir. Çalışmada üreticinin bir birim domates üretimi ile üretiminin devamını sağlayacak girdi miktarını belirlemek ve domates üreticisinin seçilmiş mal ve hizmet grubunu ne kadar domates miktarı ile satın alabileceğini hesaplamak amaçlanmıştır. İç ticaret hadlerinin hesaplanması ve yönünün belirlenmesi kadar iç ticaret hadlerini etkileyen değişkenlerin açıklanması da oldukça önemlidir. Bu çalışmanın özgün değeri çalışmada üreticilerin satın alma gücünün iç ticaret hadleri ile belirlenmesi, üreticilerin harcamalarına yönelik mal sepetinin oluşturulması ve iç ticaret hadlerini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesidir. Ayrıca iç ticaret hadleri ve domates üreticilerinin alım güçleri konusunda üretim masraflarına ve tüketim harcamalarına odaklı ekonomik faktörler üzerine dikkat çekilmek istenmektedir. İç ticaret hadlerinin alım gücünün ve domates üreticisi refah endeksi üzerinde önemli bir göstergesinin olması araştırmanın çıktılarının kullanılabilir olduğunu açıklamaktadır. Üreticilerin sadece %12.5'inin İç Ticaret Hadleri endeks değeri 100'ün üzerindedir. Sera alan genişliği arttıkça üreticilerin satın alma gücü de artmaktadır. Ürün fiyatı iç ticaret hadlerini en fazla etkileyen faktör olarak ortaya çıkmıştır. Ürün fiyatındaki bir birimlik artış İç Ticaret Hadlerini 34.99 birim artırmaktadır. Görüşme yapılan üretici görüşlerine göre üretimin devamlılığından daha önemli olan konu tüketim ihtiyaçlarının da devamlılığının sağlanmasıdır. Girdi maliyetlerinin yüksek ve değişken olması üreticilerin gelirlerinde aşınmalara neden olmaktadır. Sonuç olarak tarımsal politikaların amacı tarımsal fiyatlar ile mücadele ya da fiyatların düşürülmesi yerine üreticilerin refahın ve satın alma gücünün iyileştirilmesine yönelik olduğu zaman kısa ve uzun vadede daha etkili olacağı düşünülmektedir

    Karakalpak Türklerinin Er Ziyvar Destanı (İnceleme-Metin)

    No full text
    Bu araştırmada, "Karakalpak Folkloru" adlı eserin IX. cildinde yer alan ve Kiril alfabesiyle basılmış olan Karakalpak Türkler'ine ait Er Ziyvar adlı destanın üzerinde durulmuştur. Er Ziyvar destanı Kiril alfabesinden transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine, Karakalpak Türkçesi ile yazıya geçirilen destan metni ise Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Aktarım sırasında iki dil arasındaki ortak kelimelerin kullanımına ve korunmasına özen gösterilmeye çalışılmıştır. Metinde yer alan destan geleneğine ait motifler değerlendirilmiştir. Metnin Türkçe aktarması ve Karakalpak Türkçesindeki orijinal hali karşılıklı olarak verilmiş, bu sayede iki kardeş dilin kullanımını da mukayese etmek amaçlanmış, destan metninden hareketle destanın içerisinde yansıttığı sosyal ve kültürel ortam ile birlikte gelenek, görenek, yaşayış ve inanış biçimleri gibi kimi unsurları kültürel bir miras olarak ortaya çıkartmak ve tanıtmak hedeflenmiştir. Çalışmada ayrıca anonim halk edebiyatı türlerinden olan destan hakkında terminolojik bilgi, sınıflandırma, destan üzerine yapılmış önemli çalışmaların yanı sıra kimi önemli destan anlatıcıları hakkında bilgi verilmiştir. Karakalpak Türkleri'nin tarihi, coğrafyası ve nüfüsları hakkında sayısal bilgilerlerle birlikte destan geleneğinin Karakalpak folklorundaki yeri ve önemi üzerinde durulmuş, Karakalpak edebiyatı üzerine Türkiye'de yapılmış kimi çalışmalar hakkında da bilgi vermek amaçlanmıştır

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇