Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Antalya ili Akseki ilçesi Güzelsu kırsal yerleşmesinin bütünleşik koruma kapsamında incelenmesi
Kırsal yerleşmeler bulunduğu çevreyle uyum içinde olan, geleneksel mimari ürünleri, geleneksel üretim teknikleri ve kültür birikimi ile şekillenen, bütünleşik bir yaklaşımla korunması gereken değerlerdendir. Fakat gelişen teknoloji, kentleşme ile kırdan kente göçün artması, koruma bilincinin olmaması gibi nedenlerle kırsal yerleşmeler koruma sorunları ve yok olma ile karşı karşıyadır. Bu çalışma, kırsal yerleşmelerin mevcut koruma sorunları yanı sıra mermer ocaklarının açılması tehlikeleriyle de karşı karşıya olan, Antalya ili Akseki ilçesinde bulunan Güzelsu kırsal yerleşmesini bütünleşik koruma kapsamında incelemek üzere ele almıştır. Çalışmada yerleşimi oluşturan doğal, sosyal, kültürel çevre ve geleneksel mimari ürünleri belgeleyerek ortaya koymak ve kırsal yerleşmede koruma sorunlarının tespit edilerek bütünleşik koruma kapsamında önerilerin getirilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda yapılan alan araştırması ve analiz çalışmalarıyla yerleşmedeki mevcut doğal, mimari ve somut olmayan kültürel miras değerleri ortaya koyulmuştur. Analiz sonuçlarına göre yerleşmedeki geleneksel doku verileri dikkate alınarak çevresel, yapısal, sosyoekonomik ve sosyokültürel yapıda müdahale ve koruma kararları belirlenmiştir. Bu çalışma Güzelsu kırsal yerleşmesinde koruma sorunlarının tespit edilmesi ve bütünleşik koruma önerilerinin alınması, Güzelsu'nun doğal ve kültürel değerleriyle belgelenmesi ve koruma - yaşatma çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen özgün bir çalışmadır. Ayrıca bu çalışma ileride yapılacak olan kırsal koruma ile ilgili çalışmalara örnek altlık oluşturmaktadır
PHASELİS (ANTALYA) plaj kumlarının ağır metal içerikleri, kökeni, mekansal analizi ve kirlilik endeksleri
Çalışma alanı olan Phaselis Antik Kenti, Antalya İl'inin güney batısında, Tekirova'nın kuzeyinde yer almaktadır. Bu antik kent Antalya'nın önemli turizm merkezlerinden birisidir. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü'nün verilerine göre son dört yılda ortalama 204.122 ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır. Turizm açısından bu kadar önemli bir yere sahip Phaselis Antik Kenti'nin plaj kumlarındaki ağır metal anomalilerinin belirlenmesi ve gerekli görülürse iyileştirme amaçlı çalışmaların yapılması hem insan sağlığı hem de Antalya İli ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Çalışmanın tutarlı olabilmesi amacı ile numuneler araziden sistematik olarak alınmıştır. Alınan numuneler üzerinde kızdırma kaybı, elek analizi, XRF ve XRD analizleri uygulanmıştır. Elde edilen analiz sonuçları ve literatür çalışmaları göz önünde bulundurularak ağır metal içeriği tespit edilmeye çalışılmıştır. Numunede belirlenen elementler ile zenginleşme faktörü, jeo-birikim indeksi ve kirlenme faktörü hesaplanmıştır. Yapılan bütün analiz ve incelemeler sonucunda elde edilen veriler ile Phaselis Antik Kent'i sahili hakkındaki görüşler, haritalar ve hesaplamalar ile desteklenerek açıklanmıştır
Tahtacılar üzerine sosyolojik bir araştırma (Antalya ili örneği)
İnsanlık tarihi boyunca toplumsal ilişkileri anlamada önemli hususlardan olan kültürel ve dini miras, günümüz modern dünyasında farklılaşan görünümleri ile karşımıza çıkmaktadır. Tez çalışmasında ele alınan Tahtacılar, taşıdıkları kültürel özellikler ile uzun yıllar ormanlarda tahtacılık işi yaptıktan sonra günümüzde yerleşik hayata geçerek yeni bir yaşam görünümüne sahip olmuştur. Çalışmanın amacı Tahtacıların günümüzde yaşayış biçimlerini, geleneklerini ve kültürlerini ne ölçüde gerçekleştirebildiklerini, yaşadıkları sorunları ve beklentilerini ortaya çıkarmaktır. Bu temelden hareketle Antalya İlinde Tahtacı nüfusunu barındıran Elmalı Akçaeniş Köyü ve Manavgat Gültepe Mahallesi çalışma sahası olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma deseniyle tasarlanan çalışmada, veriler 30 kişi ile gerçekleştirilen mülakatlar ve katılımcı gözlem tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler kimlik, din, sosyal ilişkiler, ekonomik özellikler ve mekânsal bağlamda karşılaştırmalı bir şekilde yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Tahtacıların kapalı toplum yapısı özelliğini büyük ölçüde kaybettiği, toplumsal bağlarının zayıfladığı, sosyo-ekonomik koşulları ile birlikte gelenek, görenek ve yaşam biçimlerinin değiştiği bulgulanmıştır. Bireylerin kendilerini Tahtacı kimliği ile tanımlamalarına karşın modernleşmenin ve yerleşik yaşama geçmenin etkisi ile kültürel ve dini pratiklerini tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri saptanmıştır. Bu anlamda tarihsel bir perspektiften hareketle incelenen çalışma sahasındaki Tahtacıların yeni görünümleri ve farklılaşmaların nedenleri sosyolojik olarak ortaya koyulmuştur
Halide Edip Adıvar'ın romanlarının sinema uyarlamalarında eğitsel unsurlar
Sinema tarihinde sinemanın edebiyattan yararlandığı pek çok kez görülmüştür. Sinemanın hem yaşadığı senaryo sıkıntısı hem de okuyucu tarafından ilgi gören romanların beyaz perdede başarılı olacağının düşünülmesi ile sinema tarihinde romandan sinemaya çok kez uyarlama yapılmıştır. Türkiye'de romanların sinemaya uyarlanmaya başladığı ve film uyarlamaların yaygınlaştığı tarihler 1950 ve sonrası olarak bilinmektedir. Filmler de romanlar gibi, önemli bir kitleye hitap etmektedir. Bu noktada sinemaya uyarlanan eserin, aslına yazınsal değerine ne kadar bağlı kaldığı ya da yazarın okuyucuya vermek istediği mesaja ne kadar bağlı kaldığı ilk günden bu yana uyarlamaların en önemli sorunu olmuştur. Roman, sinemaya göre dil ve anlatım anlamında çok zengindir, süre veya sayfa kısıtlaması bulunmamaktadır. Sinema ise sunduğu görsellik ile edebiyatın önüne geçmekte, fakat süresi sorunu bulunmaktadır. Dolayısıyla bu noktada sinema, romanda yer alan tüm ögeleri tam manasıyla veremeyeceği için uyarlamalar romandan bazı noktalarda eksik kalmaktadır. Uyarlamalardaki esas mesele, yazarın romanda anlatmak istediği, vurguladığı fikir, olay ve düşüncelerin sinemaya ne oranda ve ne derinlikte yansıtıldığıdır. Halide Edip Adıvar, bilindiği gibi Milli Mücadele döneminin içinde etkin bir şekilde yer almıştır. Aynı zamanda Halide Edip Adıvar'ın hayatının çeşitli dönemlerinde öğretmen, akademisyen, müfettiş, gibi görevlerde bulunmuş ve hayatının sonuna kadar eğitimle sürekli iç içe olmuş bir yazardır. Halide Edip Adıvar'ın ortaya koyduğu eserlerde Milli Mücadele ruhunun yanında eğitimci kişiliğinin yansımaları da etkin bir şekilde görülmektedir. Bu çalışmada Halide Edip Adıvar'ın romanlarının sinema uyarlamalarında ele aldığı eğitsel ögeleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu çalışmada Halide Edip Adıvar'ın romanlarının sinema uyarlamalarının eğitsel ögeleri; karakterler, olaylar, çatışmalar, bakış açıları üzerinden tüm boyutları ile incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Halide Edip Adıvar'ın Sinekli Bakkal, Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Döner Ayna ve Yol Palas Cinayeti romanları oluşturmaktadır. Öncelikle romanlar okunmuş, ardından filmler izlenerek karakterler, ögeler ve roman ile filmin arasındaki farklılıklar analiz edilmiştir. Halide Edip Adıvar, eğitim açısından tercihini yüksek tahsil veren programlı, dil öğreten okullardan yana kullansa da onun için eğitim, yaşam boyu ve her ortamda olabilir. Buradan hareketle Halide Edip Adıvar'ın romanlarının sinema uyarlamalarının karakterleri üzerinden eğitim ögeleri ele alınmış, film uyarlaması karakterler üzerinden analiz edilmiştir. Analiz edilen bu karakterlerin sinema uyarlamasında karşımıza nasıl çıktığı, yazarın vermek istediği mesajı verip vermediği araştırmacı tarafından tespit edilmiştir. Araştırmada ele alınan Halide Edip Adıvar'ın romanları ile sinema uyarlamaları arasında bazı farklılıklar görülmüştür. Vurun Kahpeye ve Ateşten Gömlek romanlarının ana karakterlerinin romanda anlatılan çocuklukluk dönemlerinin filme romandaki derinlikte aktarılamadığı tespit edilmiştir. Sinekli Bakkal romanında ise Rabia karakterinin çocukluk döneminde aldığı katı din eğitiminin filme yansıtılmamasının film açısından eksiklik oluşturduğu görülmektedir. Vurun Kahpeye film uyarlamasında ilk sahnede Aliye karakterinin kasabaya öğretmen olarak geldiği görülmektedir. Romanda aktarılan Aliye karakterinin Darulmuallimat'ta aldığı eğitimin filme yansıtılmamış olması film açısından eksiklik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ateşten Gömlek romanında yer alan karakter ve olayların filmde iyi işlendiği ve bariz bir farklılık bulunmadığı, Döner Ayna romanında yer alan bazı karakterlerin filme hiç yansıtılmadığı, bazı karakterlerin de isimleri değiştirildiği ve geçmişte yaşadıklarından bahsedilmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla Döner Ayna romanının film uyarlamasında büyük farklılıklar ve eksiklikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yol Palas Cinayeti romanında yer alan karakter ve olayların filme başarılı bir şekilde aktarıldığı görülmüştür
Helal turizmin dünyada ve Türkiye'de gelişimi: Antalya ili açısından Fütz analizi
Araştırmanın temel amacını helal turizmin dünya ve Türkiye'deki gelişiminin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Antalya ilinin mevcut helal turizm potansiyelinin araştırılması ve fütz (fırsatlar, üstünlükler, tehditler, zayıflıklar) analizi ile değerlendirilmesinin yapılması ise araştırmanın alt amacıdır. Araştırma turizmle ilişki içerisinde bulunan akademisyenler ve yöneticilerin fikirleri esasında helal turizmin gelişimini etkileyen etkenlerin fütz analiziyle verilmesi ve helal turizmiyle ilgili yeni strateji ve kararların alınmasında dikkat edilmesi gereken faktörlerin belirlenmesi açısından önemlidir. Tezin uygulaması "Helal Konsepte" hizmet sunan 11 otel işletmesinin yöneticileri ve Antalya ilindeki turizm fakülteleri akademisyenlerinin katılımıyla yapılmıştır. Veriler 74 yönetici ve 51 akademisyen'e toplamda ise 125 kişi olmak üzere anket uygulanarak toplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS ve SAS version 9.4 programları kullanılmıştır. Araştırmada Antalya ilinin mevcut helal turizm potansiyelinin fütz analizi ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Öncelikle Antalya'nın helal turizm açısından fırsatları, üstünlükleri, tehditleri ve zayıflıkları açık uçlu soruyla sorulmuş ve alınan cevaplar toplanarak sınıflandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Antalya ilinde helal turizmin gelişimini etkileyen fırsatlar; devletin helal turizm alanına olan ilgisinin artması ve helal turizmin 2023 stratejisine dahil edilmesi, turistlerin helal sertifikalı ürünlere ulaşımının kolay olması, Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması ve batıda artan İslamafobi ile birlikte Müslümanların tatil için Türkiye'yi tercih etmesi, turizm alanında kalifiye ve tecrübeli çalışanların ve yöneticilerin olması, üstünlükler; İslam ülkelerine sosyo-kültürel-coğrafi yakınlık, Antalya'nın ulaşım alt yapısının gelişmiş olması, Antalya'nın marka değeri, çok bilinen ve güvenilir bir destinasyonu olması, tehditler; Müslüman ülkelerin yanı sıra Gayrimüslim ülkelerin de bu alana olan ilgisinin artması, şehir içinde helal konsepte hizmet veren otellerin sayısının azlığı, Rus ve Alman pazarının Müslüman turistlerden etkilenme ihtimalinin olması ve zayıflıklar; kış aylarında Arap ülkelerinden Antalya'ya direk uçuşların az olması, helal turizm alanına yatırım yapan yatırımcıların az olması, üniversite ve meslek yüksek okullarında helal turizmle ilgili eğitim yetersizliği şeklinde sıralanabilir
Ekolojik akıllı kent bağlamında kentsel dokuların değerlendirilmesi: Antalya-Konyaaltı örneği
Küreselleşme sürecinin etkisiyle hızlı ve düzensiz kentleşme beraberinde birçok çevresel sorunu getirmiştir. Bu sorunlara çözüm arayışında, akıllı kentlerin teknolojik sistemlerle kentlere uygulanabileceği öngörülmüştür. Ancak mevcut kent dokusunun bu teknolojik sistemlere genelde uyum sağlayamadığı belirtilmektedir. Bu çalışmada, mevcut kentlerin akıllı teknolojik sistemleri taşıyabilmesi için öncelikle hangi kriterlere odaklanması gerektiği sorusuna cevap aranmıştır. Akıllı kentlerin taşıması gereken özellikler ve akıllı kent örnekleri üzerinde detaylı bir literatür taraması yapılarak entegre bir şekilde incelenmiştir. Mevcut kent dokusunda ve yeniden inşa edilmiş kentlerde akıllı kent çözümleri ve uygulamaları, kentlerin vizyon ve potansiyellerine göre farklılık gösterse de kentlerin asıl amaçladığı noktaların kesiştiği görülmüştür. Bu bağlamda söylemler ve örnekler derlendiğinde, akıllı kent çözümleri uygulanırken; emisyon azaltma, enerji verimliliği ve yeşil altyapı olarak üç önemli ekolojik akıllı kent öncülleri ön plana çıkmıştır. Diğer çalışmalardan farklı olarak yeşil altyapının hem mevcut kentlerde hem de yeni akıllı kentlerde önemli bir yere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Bu öncüller ve içeriğinde barındırdığı çözümler dikkate alınarak çalışmanın ana materyali olan, akıllı kent çözümlerinin etkin bir şekilde kentte sürdürülebilmesini amaçlayan Konyaaltı kenti özelinde bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Konyaaltı için geleceğe yönelik, ekolojik akıllı kent öncülleri ile bir öneri sunmak için akıllı çözümler doğrultusunda çeşitli ölçeklerde analizler ve değerlendirmeler getirilmiştir. Akıllı kent statüsü kazanmak için altyapı geliştirme, teknolojik yatırımlar, güvenlik, enerji ve ulaşım konularına öncelik olarak yoğunlaşılsa da, mevcut kentsel dokuda bazı eksiklikler ya da yetersizlikler olduğu, buna karşın kentin sürüdürülebilirliğine katkı sağlayabilecek avantajlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan tespitler kapsamında, akıllı kentleri mevcut kent dokusuna entegre ederken ekolojik akıllı kent çözümleri dikkate alınarak, eksikliklerin bu çözümler ile düzeltilerek, potansiyellerin korunarak sürdürülmesi gerektiği buna ek olarak teknolojik çözümlerin bu sistemlerle entegrasyonu sağlanarak uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Teknolojik çözümler her ne kadar akıllı kentlerin temelini oluşturuyor olsa da ekolojik çözümler ile desteklenen bir kent sürdürülebilirliğini kuvvetlendirecektir
Etnocoğrafya bakımından Antalya'da yaşayan romanların mekansal analizi
Bu çalışmada Antalya ilinde yer alan Roman (Çingene) etnosunun Antalya sınırları içerisindeki coğrafi dağılışı, sosyo-kültürel özellikleri, demografik yapıları, eğitim durumları, tarihsel serüvenleri, ekonomik düzeyleri ve bu süreçte Antalya ilinde mekâna dair yaşadıkları sorunların nasıl çözümlenmesinin coğrafik bakış açısıyla yorumlanması amaçlanmıştır. Bu etno grubun Antalya halkı tarafından nasıl karşılandığı, Antalya halkının etnik algıları yorumlanıp tartışılacaktır. Ayrıca Roman etnosunun eğitim, sağlık, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda karşılaşmış oldukları sorunların ve yanı sıra bu sorunların nasıl oluştuğuna ışık tutulacak ve nasıl çözüm önerisi geliştirilebileceği tartışılacaktır. Romanların Antalya ili ve ilçeleri açısından avantaj ve dezavantajları irdelenip bunlara yanıt aranacaktır. Antalya ilinde bulunan Romanlar belirli mahalle ve ilçe merkezlerinde toplanmış olup sosyal yaşamlarında kapalı bir yaşam tarzı benimsemişlerdir. Genel itibari ile kendi kimliklerini (Roman) reddetmektedirler. Bulundukları mekanda yaşayan etnik gruba dahil olmakta ya da çoğunluk olarak bulunulan mekanda yerleşim gösteren gruplara uyum sağlamaktadırlar. Yaşadıkları mekanlarda kendi etnik grubundan olmayan kişiler bulunmamaktadır ve kendi etnik grubuna dahil olmayan insanlarla iletişimleri çok kuvvetli değildir. Antalya merkez ilçelerde belirli alanlarda yerleşmelerini devam ettirdikleri tespit edilmiştir. Fakat Antalya iline bağlı bulunan ilçelerde dağınık bir yerleşme söz konusudur. Bu süreçte elde edilen veriler analiz edilerek Arcgis programına aktarılacak ve gerekli haritaların oluşması için altlık veri tabanları üretilmiştir. Böylece mekâna dair bilgilerin analiz edilmesi ve yorumlanması sağlanacaktır
Hanefi ve Şafii mezhepleri örnekliğinde nehyin delaleti ve furu fıkha yansımaları
Müslüman bir mükellefin dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebilmesi için bilmesi gereken "emirler" ve "nehiyler", fıkıh usûlü eserlerinde gerek dünya ve gerekse ahiret hayatı açısından ele alınmaktadır. Zira bu konular, kişinin hem bireysel davranışlarını, hem de diğer insanlarla ilişkilerini düzenlemesi bakımından dünya hayatını ilişkindir. Aynı zamanda kişinin mükâfatı elde etmesi/cezayı hak etmesi bakımından da ahiret hayatını ilgilendirmektedir. Bu çalışmamız, söz konusu iki kavramdan biri olan "nehy"in delâleti ve furû fıkha dair yansımalarını, Hanefî ve Şâfiî mezhepleri örnekliğinde konu edinmektedir. Nehyin delâleti meselesi, İslam'ın ilk dönemlerinden itibaren işlenen konu olması nedeniyle, çalışmamızda, bu konu, fıkıh usûlü alanında tedvin edilmiş ilk eserlerden itibaren ele alınmaktadır. Ayrıca mezheplerin temel görüşlerini yansıtması bakımından, söz konusu mezheplerde önemli yere sahip İslam hukukçularının konuya ilişkin görüşleri incelenmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde nehiy kavramı tanımlanmakta ve nehiyle ilgili bazı meseleler kısaca ele alınmaktadır. İkinci bölümde Hanefî ve Şâfiî mezheplerine mensup İslam hukukçularının nehyin delâleti konusundaki görüşleri sunulmaktadır. Üçüncü bölümde ise, çalışmamız furû fıkıh alanından verilen örnekler bağlamında, Hanefî ve Şâfiî mezhebine mensup İslam hukukçularının benimsedikleri görüşler ile tatbik edilen furû fıkıh arasında uyumun var olup olmadığını konu edinmektedir
Cumhuriyet sonrası Türk resim sanatında "Cinsellik"
İnsanlık tarihine baktığımızda cinsellik insan için önemini hiç bir zaman yitirmemekle birlikte daima günceliğini korumuştur. Bu çalışmada ise geçmişten günümüze cinsellik temasının sanat tarihinde gelişim sürecinden kısaca bahsedilmiştir. Antik Yunan ve Roma' da açık bir şekilde cinsellik göze çarparken Hristiyanlığın kabulü ile birlikte üstü kapatılmış ve sadece dini konuları anlatan resimler yapılmıştır. Avrupa'nın Rönesans'ı yaşaması ile birlikte dine olan güven azalmış ve insan vücudu tekrardan resmin konusu olmuştur. Modern sanat ile birlikte tamamen özgürleşen sanatçı belirgin bir şekilde cinsellik temalı eserler üretmiştir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk Resim Sanatında cinsellik teması, sosyo-kültürel yapı içerisinde geçen süreci ele almıştır. İslam ile gelen tasvir yasağıyla birlikte Türkler resim sanatından uzak kalmışlardır. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet'in tahtta olduğu süreçte minyatür sanatı önem kazanmıştır. Tasvir yasağının kırıldığı minyatür sanatında başta Âdem ile Havva olmak üzere birçok minyatürde çıplaklık teması görülmeye başlanmıştır. Önceleri saray sanatı olan minyatür; Osmanlının zayıflamaya başlanması sonucu sıradan halk yaşantısını konu almaya başlamış ve gündelik yaşamın müstehcen eğlence anlayışını konu edinmiştir. Osmanlı'nın çöküş sürecine girmesiyle birlikte Batılaşma eğilimi sanat alanında da kendini göstermeye başlamıştır. Bu sayede Osmanlı batılı anlamda resim sanatıyla tanışmıştır. Cumhuriyet öncesi Türk Resim Sanatında çıplak konulu resimlerin yapılması pek mümkün sayılmazken Cumhuriyet' in ilanından sonra sanatçılar özgür bir alan bulmuş ve çıplak resimler üretmeye başlamıştır. İlk dönem nü resimlerinde cinsellikten daha çok anatomik kaygılar güdülmüş, ilerleyen süreçlerde ise cinsellik temasını belirgin bir şekilde kullanmışlardır
Yerel taze fasulye genotiplerinin karakterizasyonu ve ısıtmasız sera şartlarında performanslarının araştırılması
Bu çalışmada daha önce yürütülen çalışmalar kapsamında seçilen 8 saf hat ve 4 genotip olmak üzere toplam 12 yerel sarılıcı taze fasülye (Phaselous vulgaris L.) genotipi için ısıtmasız sera şartlarında ticari çeşit Helda ile kıyaslamalı olarak bitki performansının ve soğuk toleransının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca 4 genotip için UPOV ve TTSM Fasulye Özellik Belgesi kuralları doğrultusunda 41 özellik bakımından fenolojik ve morfolojik gözlemler gerçekleştirilmiştir. Çalışma materyali daha önce yapılan çalışmalar kapsamında ülkemizin farklı lokasyonlarından temin edilmiştir. Yerel genotipler için çiçeklenme süresi, bakla genişliği, kalınlığı, uzunluğu ve ağırlığı, bitki başına bakla sayısı ve verimi, bitki başına tohum sayısı ve verimi, parsel tohum verimi üzerine araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Soğuk toleransının araştırılması amacıyla hücre elektrolit sızıntısı ve klorofil floresans ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda bakla uzunluğu açısından BN-23 ve HK-38 sırasıyla 21.30 ve 20.53 cm ile yerel genotipler arasında en uzun bakla boyuna sahip genotipler olarak belirlenmiştir. GV-41 ve HK-38 bakla genişliği açısından sırasıyla 27.9 ve 26.42 mm ile ticari çeşit Helda'dan daha üstün bulunmuştur. Bakla ağırlığı yerel genotipler için 9.05 g ile 28.33 g arasında değişiklik gösterirken, GV-41 28.33 g bakla ağırlığı ile en iyi sonuç veren genotip olarak belirlenmiştir. Verim açısından GV-41, ANTO ve BN-23 ön plana çıkmıştır. Soğuk toleransı açısından yapılan inceleme sonucunda önemli derece değişim tespit edilmemiştir. Bunun sebebini yüksek hava sıcaklıkları ile ilişkilendirmek mümkündür. Fenolojik ve morfolojik açıdan karşılaştırılan 4 yerel genotip için ticari çeşit Helda ile kıyaslamalı olarak yapılan gözlemler sonucunda BN-23, HK-38 ve VN-16 sahip olduğu özellikler bakımından yapılacak sarılıcı taze fasülye ıslah çalışmalarında kullanılması öngörülürken, VN-50 için daha çok barbunya tipi olduğu ve yapılacak barbunya ıslah çalışmaları için kullanılabileceği öngörülmüştür