Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Türk dili ve edebiyatı eğitimiyle ilgili çalışmaların analizi: bir meta-sentez çalışması

    No full text
    Bu çalışmanın amacı Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (2018) uygulamaya geçtikten sonra yapılan lisansüstü tezlerinin (doktora) programın amaçlarına yönelik edebiyat öğretimine ne yönden hizmet ettiğini ortaya koymaktır. Araştırma da bu amaca uygun meta-sentez yöntemine göre gerçekleştirilmiş ve doktora tezlerinin Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programına uygunluğunu araştırmak için bu yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken Ulusal (YÖK) Tez Merkezi veri tabanından Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Anabilim Dalı ve Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı'nda tarama yapılmıştır. Detaylı tarama izinli verilen, durumu onaylanan, 2015-2018 yılları arasında yazılan doktora tezleri şeklinde yapılmış ve 5 doktora tezine ulaşılmıştır. Bu çalışmada doküman olarak Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (2018) 5 tane doktora tezi incelenmiştir. Doktora tezlerinin Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (2018) uygunluğuna bakılmıştır. Veri toplama tekniği olarak doküman incelenmesinden yararlanılmıştır. Araştırma amacıyla ilgili yazılı materyallerin incelenmesi için bu teknik kullanılmıştır. Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (2018) ve 5 tane doktora tezi araştırma dokümanlarıdır. Verilerden hareketle bir sentez bulunmaya çalışılmış bunun için de dokümanlar incelenmiştir. Araştırmanın bulgularını genel bir çerçevede toplarsak bulgularımız Murathan Mungan romanlarında eğitsel unsurlar, Nazariyyât-ı Edebiyye adlı ders kitabı, akademik yazma, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, Türk dili ve edebiyatı öğretmen adaylarının yetiştirilmesidir. Yapılan çalışmada doktora tezlerinin genelinde öğretim programını merkeze alıp çalışılmadığı sonucuna varılmıştır

    Toplumsal cinsiyet rolleri açısından erken yaşta evlilikler: Antalya ili kadın konukevleri örneği

    Get PDF
    Biyolojik cinsiyet kavramı kadın ve erkek arasında görülen biyolojik farklılıkların altını çizerken, toplumsal cinsiyet kavramı bu iki cins arasındaki toplumsal farklılıkları içerir. Kadın ve erkeğe toplumsal yapı tarafından öğretilen rol ve konumlar üzerinde duran toplumsal cinsiyet tartışmaları, bireylerin kadın ve erkek olmaları sebebiyle karşı karşıya kaldıkları farklı davranışları ve uygulamaları inceler. Zamana ve görüldüğü topluma göre farklılık gösteren bu tür uygulamaların gündelik yaşama pek çok yansıması bulunmaktadır. Dünya genelinde hemen hemen her toplumda hâkim olan ataerkil yapının toplum yaşamında görülme şekillerinden biri de toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıktır. Kadına yönelik şiddet başta gelmek üzere, farklı tür ve şekillerde ki cinsiyetçi uygulamaların varlığını yoğun bir şekilde sürdürdüğü bilinmektedir. Bu çalışmada, cinsiyetler arası ayrımcılık türlerinden biri olan kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi konusu incelenmektedir. Çalışma öncelikle toplumsal cinsiyet konusunu farklı yönleriyle analiz edecek, evlilik, aile kavramları ve Türk aile yapısı üzerinde durulacak, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının bir yansıması olarak şiddet ve kadına yönelik aile içi şiddet üzerinde durulacak ve ardından çocuk gelin sorunu ele alınacaktır. Çalışma ayrıntılandırılırken konuya dair istatistiki bilgiler verilmiş ve çocuk yaşta evliliğin sebep ve sonuçlarına değinilmiştir. Kız çocukların evlendirilmesi sorununa yönelik genel bir çerçeve sunmayı amaçlayan bu çalışma ile erken evlenen kadınların yaşam deneyimlerinden yola çıkılarak içinde yer aldıkları ataerkil toplum düzeni ile erken evlilikler arasındaki bağlantılar Antalya İli merkez ilçelerinde bulunan Kadın Konukevlerinde kalmakta olan kadınlar özelinde keşfedilmeye çalışılacaktır

    Antalya ilinde genç çiftçi projesinden yararlanan ve yararlanmayan kadınların girişimcilik eğilimlerinin araştırılması

    Get PDF
    Türkiye'de uzun yıllar tarım sektörü farklı politikalarla desteklenmiştir. Ancak bu desteklerin hedef kitleye ulaştırılma şekli, zamanı ve miktarı hususunda zaman zaman sorunlar yaşanmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2016 yılında kırsal alanda yaşayan ve tarımsal faaliyetlere işgücü olarak katılan 18-40 yaş arasındaki genç nüfusu kırsal alanda tutmak ve tarımsal faaliyetlerini desteklemek amacıyla "Genç Çiftçi Projesi" başlatılmıştır. Antalya ilinde projeden yararlanan çiftçilerin %60.7'sinin kadın olduğu tespit edilmiştir. Projeden yararlanan kadın çiftçilerin yoğunlukta olduğu Konyaaltı, Aksu, Serik, Kepez, Döşemealtı, Korkuteli ve Elmalı olmak üzere toplam 7 ilçe araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu kapsamda 2016-2017 yılları arasında Genç Çiftçi Projesi'nden yararlanan ve yararlanmayan toplam 100 kadın çiftçi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Araştırma kapsamında kadınların demografik özellikleri, bitkisel ve hayvansal üretim desenleri, girişimcilik eğilimleri ve proje hakkındaki görüş ve düşünceleri ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler kadınların projeden yararlanma ve yararlanmama durumuna göre gruplandırılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, frekans, yüzde dağılımlar, çapraz tablolar ve istatistik analizler kullanılmıştır. Buna göre kadınların ortalama yaşı 31.2, evlenme yaşı 19.9, çocuk sayısı 2.2 ve %51'i ilköğretimden sonra eğitimine devam etmemiştir. Projeden yararlanan kadınların %60'ı, projeden yararlanmayan kadınların ise %82'si girişimciliğin ne demek olduğunu tanımlayamamıştır. Ancak bir kadının girişimci olmasını engelleyen en önemli faktörlerin sermaye yetersizliği, deneyimsizlik, başarısız olma korkusu ve işletmecilik konusunda bilgi eksikliği olduğunu ifade etmiştir. Projeden yararlanan kadınların %80'i projenin beklentilerini karşıladığını, %20'si ise karşılamadığını belirtmiştir

    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre eğitimine yönelik tutum ve görüşleri

    No full text
    Ağırlık olarak vatandaşlık eğitimini içeren sosyal bilgiler sayesinde çevreye karşı duyarlı ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirilebilir. Çevreye karşı olumlu tutum ve davranış geliştirilmesi ise verilen eğitimler sayesinde gerçekleşebilir. Geleceğin öğretmenleri olacak ve etkin yurttaş yetiştirecek olan öğretmen adaylarının çevre hakkında sahip olduğu tutumlar ve görüşler çevre eğitimi yetkinliği açısından basamak oluşturmaktadır. Araştırma nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden birisi olan yakınsayan paralel desen yöntemi ile oluşturulmuştur. Nicel veriler için araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 225 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Nitel veriler için araştırmanın çalışma grubunu ise, Akdeniz Üniversitesi 2019-2020 eğitim öğretim yılında Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören, her sınıf düzeyinden bir kadın ve bir erkek olmak üzere gönüllülük esasına göre seçilen toplam 8 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel bölümünde verilerin elde edilmesinde çevreye yönelik duyuşsal eğilimler ölçeği; nitel bölümde ise öğretmen adaylarının çevre eğitimi hakkında görüşlerini ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 22.00 paket programı ile nitel verilerin analizi ise içerik analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevreye yönelik duyuşsal eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu; öğretmen adaylarının duyuşsal eğilimlerinin kadın öğretmen adaylarının ve çevreye ilgi duyan öğretmen adaylarının lehine bir fark gösterdiği tespit edilmiştir

    Uluslararası metinlerde yardımcı üreme tekniklerinin feminist kuram çerçevesinde eleştirisi

    No full text
    Yardımcı üreme teknikleri, bilimsel ilerlemelerin etkisiyle son kırk yılda hızla gelişmekle kalmamış, küreselleşme, sosyal düzen ve toplumsal cinsiyetteki dönüşümler aracılığıyla sınır ötesi boyuta ulaşmıştır. Yardımcı üreme tekniklerine ilişkin devlet politikaları genel olarak yasaklama ve eylemsizlik üzerine olup; bu teknikleri meşru olarak kabul edilen devletlerde ise ebeveynliğin statüsünün düzenlenmesi şeklindedir. Üreme ve ailevi ilişkilerin düzenlenmesi konusu, devletlerin ulus inşası ve sosyal politikalarının izlerini taşımaktadır. Zira yardımcı üreme teknikleri birçok ülkede anayasal ilkeleri işaret eden ve dahası, aile ilişkileri, soybağı, milliyet ve vatandaşlık bağları gibi, genel olarak devletlerin iç yargı yetkisi olarak kabul edilen konuların hedefindedir. Ancak farklı ülkelerdeki farklı uygulamalar üreme teknolojileri için uluslararası bir boşluk yaratmıştır. Bu nedenle uygulamaların yeknesaklığı için uluslararası koordinasyon gereklidir. Bu bağlamda çalışmada, ilk olarak yardımcı üreme tekniklerine ilişkin genel bilgilere yer verilmiş; ikinci olarak devletlerin birbiri ile çatışan yasal düzenlemeleri karşısında doğan hukuksal problemlerin çözümü için uluslararası metinler incelenmiştir. Son olarak üreme yeteneklerinin varlığı bakımından yardımcı üreme tekniklerinde özne konumunda olan kadınların, bu uluslararası boşluktaki durumu, mevcut ve muhtemel sorunları feminist kuram çerçevesinde tartışılmıştır

    Sovyet sonrası Kazakistan Cumhuriyeti'nde kültür ve kimliğin dönüşümü

    No full text
    Modern Kazakistan toplumu hayatının çeşitli alanlarında önemli dönüşümler geçiriyor. Devam eden siyasi ve ekonomik dönüşümlerin yanı sıra, Kazakistan toplumu kültürel alanda somut niteliksel değişiklikler yaşamaktadır. Herhangi bir ülkede, güçlü duygular uyandıran ve bir ülkenin veya ulusun kimliğinin sembolleri olan tarih, dil, kültür ve din gibi siyasi yapı unsurları vardır, eğer bu unsurlar dışarıdan müdahaleye maruz kalırsa, nüfusun önemli bir kısmının değer yönelimleri değişecektir. Şu anda, Kazakistan'da bir yandan Sovyet supra-etnik kimliğinden ulusal kimliğe, diğer yandan yabancı devletlerin (Rusya, ABD, Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti ve Güney Kore) etkisinin hem iç hem de dış faktörlerinin neden olduğu yeni bir melez kimlik modeline dönüşüm sürecini gözlemlemekteyiz. Kazakistan nüfusunun kimliğinin tutumlarının yapısındaki değişikliklerin nedeni, büyük ölçüde bu bölgedeki kültürel küreselleşme süreçlerinin etkisidir, bunun sonucunda yeni kimlik modelleri ve yeni sosyal ilişki biçimleri ortaya çıkmaktadır

    Değişik oranlarda metalik karakterde agrega içeren harçların özelliklerinin araştırılması

    No full text
    Bulgular ışığında atıkların, harçların özelliklerine ne ölçüde katkıda bulunduğu saptanmış ve mikroyapı incelemelerinin de katkısıyla sebepleri araştırılmıştır. Silis dumanının ince ve özgül yüzey alanı büyük olduğu için çimentoya göre boşluklu yapıları doldurmada daha etkin bir davranış sergilemiştir. Dayanımda iyileşme yönünden silis dumanının etkisi gözle görülür bir şekilde vuku bulmuştur. Literatürde atık malzemeler ile birçok çimento esaslı kompozitler üretilmiştir ve etkileri deneyler ile saptanmıştır. Bu çalışmanın özgünlüğü ise, aynı yerden temin edilen farklı kimyasal içeriğe sahip olan cürufların harç üzerindeki fiziksel ve mekanik etkilerinin incelenmesidir. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek, yeni kullanım alanlarının meydana gelmesi ve üretimde maliyetleri düşürmesi endüstrinin desteklemesi yönünden umut vaat etmektedir

    İsmail Nihat Erin'in hayatı ve siyasi faaliyetleri (1912-1980)

    No full text
    İsmail Nihat Erim (1912-1980), 1945 yılında CHP'den siyasete girerek Türkiye'de çok partili düzenin yerleşmesi için İnönü'nün yanında mücadele etmiştir. Çeşitli yeteneklere ve bilgi birikimine sahip olan Nihat Erim, 29 yaşında kamu hukuku profesörü olmuştur. 1948 yılında Bayındırlık Bakanlığı, 1949 yılında da Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunmuştur. 1950 Seçimleri sonucunda milletvekili seçilemeyen Nihat Erim, CHP'nin yayın organı Ulus Gazetesi'ni yönetmeye başlayacak ve 1953 yılına kadar Ulus Gazetesi'nde yazdığı yazılarla DP'yi çok ağır bir dille eleştirecektir. Ulus Gazetesi'nin kapanmasının ardından 1955 yılının ortalarına kadar sırasıyla Yeni Ulus ve Halkçı Gazetelerini çıkartmıştır. 1954 seçimlerinden sonra uzlaşmacı bir kişilikle partiler arası işbirliğini savunmaya başlamıştır. Demokrat Parti'nin kendisine verdiği görevle 1956-1960 yılları arasında Kıbrıs Meselesi'nde etkin görevler yürütmüştür. 1961 yılında CHP'den Kocaeli milletvekili seçilerek parlamentoya geri dönmüştür. 1955-1964 yılları arasında İnönü ile küs olan Erim, 1964 yılında Kıbrıs Meselesi'nde İnönü'nün yanında yer alınca bu küslük sona ermiştir. 1964-1965 yılları arasında yine Kıbrıs Meselesi'nde etkin görevler yerine getirmiştir. 12 Mart 1971 Muhtırası sonuna kadar CHP içerisinde yer almış olan Erim, 12 Mart Muhtırası'nın verilmesinden sonra CHP'den istifa ettirilerek bağımsız başbakan yapılmıştır. Yaklaşık 13 aylık başbakanlık görevinden sonra 1977 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı Kontenjan Grubu Cumhuriyet Senatörü olarak görev yapmıştır. 1977 yılından sonra siyasetten emekli olan Erim, 12 Mart Dönemi'nde yaşanan sert uygulamalar nedeniyle sol örgütler tarafından tehdit edilmeye başlanmıştır. 19 Temmuz 1980 tarihinde, Dev-Sol terör örgütü tarafından öldürülmüştür

    Hatay Arkeoloji Müzesi mozaik örneklerinden hazırlanan mekikli dokuma koleksiyonu

    No full text
    Hatay Arkeoloji Müzesi mozaik örneklerinden hazırlanan mekikli dokuma koleksiyonunun anlatıldığı yüksek lisans tezi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hatay Arkeoloji Müzesinin kuruluş ve günümüze kadar geçirdiği gelişim süreci, müze yerleşim planı içerisinde oluşturulan tarihi dönem canlandırmaları ve bazı eserlerden oluşan bölümler anlatılmaya çalışılmıştır. 3500 metrekare mozaik sergileme alanıyla 2014'de yeni binasına taşınan Hatay Arkeoloji Müzesi dünyanın en büyük mozaik koleksiyonuna sahip müzedir. Günümüzde Harbiye olarak bilinen antik adıyla Daphne bölgesindeki dönemin Antakya toplumunun villaları içerisinde, çoğunlukla taban döşemeleri olarak yapılan Roma ve Bizans Dönemi'ne ait mozaiklerde genel olarak mitolojik konular ve günlük yaşamdan sahneler yer almaktadır. Mozaik yapım teknikleri üslup özellikleri ve tasarım için seçilen Oceanos Mozaiği, Sarhoş Dionyssos Mozaiği, Terkedilmiş Ariadne Mozaiği, Tryphe ve Bios Mozaiği, Narkissos Mozaiği, Kuşlar Mozaiği, Balıklar ve Ördekler Mozaiği, Lotus Çiçeği Demeti Mozaiği, Andromeda Perseus ve Dansçılar Mozaiği gibi mozaiklerin teknik özellikleri, mitolojik öyküleri anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde bölgede yaygın olarak halen yapılan mekikli dokumanın ne olduğu ve tarihçesi, yörede köklü bir geçmişe sahip ipek böceği yetiştiriciliğiyle gelişen Hatay ipekli dokumacılığın durumu ve gelişimi, teknik ve renk özellikleriyle birlikte anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Hatay Arkeoloji Müzesi mozaiklerinden hazırlanan mekikli dokuma tasarımları ve bu tasarımların üretimi olan mekikli dokumaların fotoğraflarına yer verilmiştir

    İş sözleşmesinin ölüm, ölüm karinesi veya gaiplik nedeniyle sona ermesi

    No full text
    Türk Borçlar Kanunu'nun 440. ve 441. maddeleri uyarınca işçinin ölümüyle iş sözleşmesi sona ererken, işverenin ölümü halinde kural olarak iş sözleşmesi işverenin mirasçılarıyla devam eder. İş sözleşmesinin ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınmak suretiyle kurulması halinde ise işverenin ölümüyle iş sözleşmesi sona erer. Tarafların ölüm karinesi nedeniyle ölü sayılmasının veya gaipliğinin iş sözleşmesine etkisi ayrıca düzenlenmemekle birlikte Türk Medeni Kanunu'nda bu durumlarda ölüme ilişkin sonuçların doğacağının düzenlenmesi nedeniyle aynı sonuçlar doğar. Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan söz konusu hükümlerde iş sözleşmesinin işçinin ölümüyle sona ermesi halinde, işçinin kanunda belirtilen yakınlarına ölüm ödemesi yapılacağı, işverenin ölümüyle sözleşmenin sona ermesi halinde ise işçinin, işverenin mirasçılarından sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep edebileceği düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun bireysel iş kanunlarına göre genel nitelikli kanun olması nedeniyle İş Kanunu'na ve Deniz İş Kanunu'na tabi işçiler için de bu hükümler uygulanır. Çünkü bu kanunlarda aynı amaçla getirilmiş, aynı şartlarda işçiye ödeme yapılmasını öngören başka hüküm bulunmamaktadır. Basın İş Kanunu'nda ise ölüm tazminatına ilişkin bir düzenleme bulunması nedeniyle bu Kanun'a tabi işçiler için Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan ölüm ödemesi yapılmaz. İş sözleşmesinin taraflardan birinin ölümüyle sona ermesi halinde kanunda belirtilen diğer şartların da sağlanması halinde işçiye kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret ve fazla çalışma ücreti de ödenir. Türk Borçlar Kanunu'nun 440. ve 441. maddelerinde düzenlenen alacaklarda İş Mahkemeleri Kanunu'nda belirlenen taraf şartının sağlanmaması nedeniyle, bu alacaklar için iş mahkemelerinde dava açılamaz. Benzer şekilde İş Kanunu'nda işçinin ölümü halinde kıdem tazminatının işçinin yasal mirasçılarına ödeneceğinin belirtilmesi nedeniyle bu alacağa ilişkin de iş mahkemelerinde dava açılamaz. Söz konusu alacaklar için asliye hukuk mahkemelerinde dava açılmalıdır. Yıllık izin ücreti, ücret ve fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin ise mirasçılar külli halefiyet ilkesi gereğince hak sahibi olacağından iş mahkemeleri görevlidir. İş Mahkemeleri Kanunu'nun üçüncü maddesi gereğince bu talepler için arabulucuya başvurulması da zorunludur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇