Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Organik ve inorganik katlı malzemeleriyle lignoselülozik fiberlerin modifikasyonu ve iljili ürünlerin özelliklerinin iyileştirilmesi
Lignoselülozik malzemeler günümüzde en önemli sürdürülebilir hammadde kaynaklarından biri olarak önümüze çıkmaktadır. Lignoselülozik materyallerin her biri çok geniş yelpazede kendine has karakteristiğe sahip olsa da, doğal ve hoş görünüm, dokunulduğunda sıcak his verme, hafif olmalarına karşın işlemeye ve şekillendirmeye elverişli olacak kadar güçlü olma, düşük termal genleşme ve ısı ve elektrik yalıtımı sağlama gibi çeşitli ortak özellikler sergilemektedirler. Lignoselülozik fiberlerin sahip olduğu kuvvet/ağırlık oranı da mevcut çoğu fiber malzemeden daha yüksektir. Bütün bu özellikleri sayesinde endüstride birçok kullanım alanına sahip olsalar da nihai ürün açısından kritik dezavantajlara da sahiptirler. Bu malzemelerin pozitif yönlerini alarak yüksek performans sergileyecek ve belirtilen dezavantajlarını mümkün olduğunca elimine edecek, yeni ve katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi sektörün ana noktalarından biri haline gelmiştir. Tez çalışması kapsamında, lignoselülozik fiber bazlı orta yoğunluklu fiberlevha ürünleri için belirtilen dezavantajların etkisini indirgemeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir: a) mekanik etmenler karşısında kolay parçalanma ve çok küçük boyutta toz partikülleri oluşturma eğiliminin, fiberlerin kimyasal yüzey modifikasyonları yapılması vasıtasıyla minimuma indirgenmesi; b) lignoselülozik fiberlerin doğası gereği higroskopik davranış göstermesi ile levhaların su ve nem absorbe etme eğilimi parafinik emülsiyonlarla belirli sınırlar içerisinde kontrol edilse de çeşitli katkı malzemeleri ile su/nem direncinin arttırılması; c) lignoselülozik fiberlerin bağlanmasını ve mukavemetini sağlamak için kullanılan sentetik reçinelerden gelen serbest formaldehit emisyonunun derecesini indirgenmesi
Keçiboynuzu ekstraktının hyaluronik asit üretiminde karbon kaynağı olarak değerlendirilmesi ve üretim şartlarının optimizasyonu
Hyaluronik asidin insan sağlığı açısından oldukça önemli bir biyopolimer olduğu ve hayvansal kaynaklardan izole edildiği ilk günden itibaren gerçekleştirilen çalışmalarla ortaya konmuştur. Düz zincirli doğal glukozaminoglikan polimeri olan bu polisakkarit doğal üretici olan Grup A ve Grup C Streptococcus türleri tarafından biyoteknolojik yöntemlerle de üretilebilmektedir. Sahip olduğu yüksek su tutma kapasitesi, viskoelastiklik, yüksek molekül ağırlıklarına ulaşabilme gibi özellikleri nedeniyle biyoyarayışlılığı yüksek olan bu biyopolimer ortopedik rahatsızlıkların tedavisinde, göz hastalıkları ve göz cerrahisinde, estetik cerrahisinde kullanılan dolgu materyallerinde, cilt yenilenmesi ve kırışıklık giderilmesinde, kanser hücrelerinin tespiti ve tedavisinde, ilaç taşıma sistemlerinde ve kozmetik sektöründe doğrudan veya yardımcı materyal şeklinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Oldukça yüksek kullanımı olan bu biyopolimerin fermentasyon şartlarının iyileştirilmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi biyoteknolojik yollarla gerçekleştirilen hyaluronik asit üretimi için büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında, ülkemizde yüksek miktarda yetiştirilen keçiboynuzu meyvesinin karbon kaynağı olarak fermentasyon ortamında kullanılmasıyla yüksek katma değere sahip bir ürün olan hyaluronik asidin üretim potansiyeli araştırılmıştır. Tez çalışması kapsamında, öncelikle keçiboynuzu meyvesi ekstraktı kullanılarak Streptococcus equi subsp. zooepidemicus ATCC 39920 bakterisi ile hyaluronik asit üretim fermentasyonunun besiyeri içeriğinin optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla kazein, maya ekstraktı, et ekstraktı ve pepton olmak üzere 4 farklı azot kaynağı ve MgSO4.7H2O, KH2PO4, NaCl, K2HPO4 ve FeSO4 gibi 5 farklı mineral kaynağı ile keçiboynuzu meyvesi ekstraktı besiyeri bileşenleri olarak belirlenmiştir. Besiyeri optimizasyonunu gerçekleştirmek üzere bu bileşenlere ek olarak inokülasyon oranını da içeren Plackett-Burman tasarımı oluşturulmuştur. Tasarımın sunduğu 15 farklı deneme için çalkalamalı inkübatörde 37°C sıcaklıkta, 150 rpm çalkalama hızında başlangıç pH 7.0 değerinde fermentasyonlar gerçekleştirilmiştir. Fermentasyonlar sonrasında tespit edilen hyaluronik asit miktarları yanıt yüzeyi olarak kullanılmış ve Plackett-Burman tasarımı ile besiyeri optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Optimum besiyeri ile çalkalamalı inkübatörde gerçekleştirilen fermentasyon sonunda hyaluronik asit miktarı 2.60 g/L olarak tespit edilmiştir. Varyans (ANOVA) analizi sonucunda; oluşturulan model, KH2PO4, NaCl ve FeSO4 istatistiksel olarak (P<0.05) olarak önemli bulunmuştur. Bu doğrultuda elde edilen optimum besiyeri bileşimi kullanılarak biyoreaktörde hyaluronik asit üretimleri gerçekleştirilmiştir. Fermentasyon parametrelerinin üretilen hyaluronik asidin molekül ağırlığı üzerine etkisi Box-Behnken cevap yüzey tasarımı kullanılarak incelenmiştir. Havalandırma miktarı, karıştırma hızı ve başlangıç biyokütle yoğunluğu olarak seçilen bağımsız değişkenler ile deneme deseni oluşturulmuş ve fermentasyonlar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca preperatif HPLC kullanılarak moleküler ayırma (size exclusion, SEC) kromatografisi ile hyaluronik asitin moleküler ağırlık aralıkları belirlenmiştir. Biyoreaktör denemeleri sonucunda oluşturulan model ve havalandırma miktarı istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). Tez çalışması sonucunda alternatif bir karbon kaynağı olan keçiboynuzu meyvesinden optimum besiyerinde çalkalamalı inkübatörde 2.60 g/L hyaluronik asit üretilmiştir. Bununla birlikte biyoreaktörde üretilen hyaluronik asidin ortalama molekül ağırlığının 500 kDa ile 1750 kDa arasında değiştiği tespit edilmiştir. Böylece keçiboynuzu meyvesinin katma değeri yüksek bir ürün olan hyaluronik asit üretiminde kullanılabileceği kanıtlanmış, bu hammaddeyi içeren besiyerinin optimum bileşimi ve fermentasyon şartları tespit edilmiştir
Alanya Halk Takvimi, takvimsel uygulamalar ve halk meteorolojisi
Takvim; zamanın yıl, ay, gün ve saate indirgenip kümelenmiş halidir. İnsanlık, ilkçağlardan bu yana her dönemde yaşamlarını daha rahat idame ettirebilmek için zaman üzerinde birtakım başlangıç ve bitiş aramış, aynı zamanda kötü hava koşullarından korunmak ve korumak için hayvan, bitki ve gök cisimlerine bakarak hava tahminlerinde bulunmuşlardır. Bu duruma bağlı başlarından geçen önemli olayları, savaşları, doğal felaketleri, farklı yollarla somut ve soyut olarak muhafaza ederek zamanı dilimlere ayırıp çeşitli dönemlerde çeşitli takvim ve hava durumu tahmin yöntemleri geliştirmişlerdir. Her toplumun zamanı dilimlere ayırmada ve hava durumu tahminlerinde farklı, belirleyici unsurları vardır. Bu unsurlar arasında o toplumun bulunduğu coğrafya ve geçim kaynakları etkilidir. Anadolu ve Türk dünyasında diğer takvimlerden farklı olarak kullanılan halk takvimi halkın yerel bilgisine dayalı bir takvimdir. "Alanya Halk Takvimi, Takvimsel Uygulamalar ve Halk Meteorolojisi" adlı bu çalışmada yöre halkının deneyimleri neticesinde elde ettiği ve nesilden nesile aktardığı takvimsel uygulamalar ile halkın yerel iklim bilgisini içeren günümüzde halen başvurulan yararlı hava durumu tahminleri derleme çalışması yöntemiyle, yörenin fiziki ve kültürel coğrafyası çerçevesinde değerlendirilmiş, elde edilen bulgular sunulmuştur
Liselerin çoklu başarı değişkenlerine göre kümelenmesi ve bu kümelerin eğitim işgörenleri arasındaki sosyal ağlar üzerine bir araştırma
İki aşamadan oluşan bu araştırmanın birinci aşamasında, Antalya il genelinde bulunan resmi liseler 2018 yılına ait akademik, sosyal-kültürel-sanatsal ve sportif başarı değişkenlerine göre kümelenmiş ve küme yapıları incelenerek kümelerin oluşmasında etkili olan değişkenler ve etki oranları belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Antalya il genelinde bulunan ve çalışma evrenine alınan 198 liseye ulaşmak amaçlanmış, bu nedenle tüm evrene resmi kanalla "Okul Bilgi Formu (OBF)" iletilmiştir. Ancak toplanan veriler incelendiğinde, eksiklikler ve çelişkili yanıtlar saptanması nedeniyle, araştırmada kullanıma uygun görülen 80 liseden elde edilen veri ile kümeleme analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda, liseler akademik skor, sosyal-kültürel-sanatsal skor ve sportif skorlarına göre dört kümede gruplanmıştır. Kümeler "Akademik Yönden Güçlü Okullar (AYGO)", "İyileştirme Gereksinimi Olan Okullar (İGOO)", "Sosyal-Kültürel-Sanatsal Okullar (SKSO)" ve "Sportif Yönden Güçlü Okullar (SYGO)" olarak adlandırılmıştır. Antalya genelinde bulunan 80 okulun 45'inin, tüm skorlarda ortalamanın altında bir değere sahip olduğu ve İGOO kümesinde yer aldığı belirlenmiştir. Bulgulara göre, çoklu başarı durumu değişkenlerinden takdir-teşekkür belgesi skoru ile "Temel Yeterlik Testi (TYT)" ve okula giriş puanı arasında pozitif yönde; öğrenci özürsüz devamsızlık ortalaması ile takdir-teşekkür belgesi skoru ve okula giriş puanı ortalaması arasında negatif yönde korelasyon saptanmıştır. Liselerin özellikleri bakımından hangi boyutlarda temsil edildiğini belirlemek amacıyla yapılan faktör analizinde ortaya çıkan üç boyut, "fiziksel özellikler", "öğrenci yoğunluğu" ve "öğrenci niteliği ve katılımı" olarak adlandırılmıştır. Araştırmada ortaya çıkan küme yapısını belirleyen değişkenler, diskriminant analizi ile de incelenmiştir. Analiz sonucunda, elde edilen diskriminant fonksiyonunun okulun yer aldığı kümeyi yüzde 78,8'lik bir oranla doğru tahmin ettiği görülmüştür. Araştırmanın ikinci aşamasında, her kümeden ikişer lise olmak üzere toplam sekiz lisede sosyal ağ analizi uygulanarak, liselerin iş ilişkisi ve arkadaşlık ilişkisi ağları incelenmiştir. Araştırma sonucunda, tüm liselerde iş ilişkisi ile arkadaşlık ilişkisi arasında anlamlı ilişkiler olduğu ortaya konmuştur. Liselerin sosyal ağları, iç-derece, yakınlık, arasındalık, otorite ve özvektör olmak üzere beş merkezilik ölçüsüne göre de incelenmiş; ardından iş ilişkisi ile arkadaşlık ilişkisi ağlarındaki aktör örüntüleri ağ haritaları oluşturularak yorumlanmıştır. Okul başarısı ve okul özelliklerine ilişkin veriye dayalı olarak yapılan bu araştırmanın sonuçları, okul türlerine ve kümelere göre materyal ve insan kaynaklarının yönlendirilmesine katkı sağlayabilir. Oluşan küme yapılarından yola çıkılarak okulların gereksinimleri saptanabilir, böylece sorunlar daha hızlı bir şekilde çözülebilir. Araştırmanın bu yönüyle, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Vizyon Belgesi'nde öngörülen amaçları da desteklediği düşünülmektedir
Kontrol günü süt verimlerinin Bayesian zaman serisi yöntemi ile modellenmesi
Bu çalışmanın amacı zaman serisi modelleri ile kontrol günü süt verimleri kullanılarak laktasyon eğrisi modelleme çalışmalarına Bayesian yaklaşım ile yeni bir alternatif geliştirmek ve Frekanscı zaman serisi modeli ile karşılaştırmaktır. Çalışmada 1.070 hayvana ait 10'ar laktasyon süt verimi kaydı kullanılmış ve hayvanlar rastgele sıralanarak veri seti oluşturulmuştur. Oluşan veri seti eşit sayıda hayvan içerecek şekilde ikiye ayrılarak ilk grup veri analiz için, ikinci grup veri, öngörü başarısının incelenmesi için 535'er gözleme sahip olacak şekilde oluşturulmuştur. Veri oluşturma yönteminden kaynaklı mevsimsel bileşenin deterministik yapısı gereği çarpımsal olarak klasik ayrıştırma ile modelden ayrıştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda (1,0,1) modeline karar verilerek, modelim parametreleri her iki yaklaşım içinde tahmin edilerek karşılaştırılmış ve Bayesian yaklaşım ile tahmin edilen modelin küçük farklarla veri seti için daha uygun olduğuna karar verilmiştir. Bayesian zaman serisi modeli ile yapılan tahmin değerlerinin gerçek değerler ile korelasyon katsayıları literatürden daha yüksek bulunmuştur. Laktasyon eğrisinin tahmin edilmesi için ideal kontrol günü sayısına 5 olarak karar verilmiştir. Böylece Bayesian zaman serisi modelinin laktasyon eğrisi tahmininde alternatif bir yaklaşım olarak kullanılabileceği sunulmuştur
Yoğunlaştırıcı fotovoltaik modüller için atmosferde normal şartlar altında oksitlenmeye bağlı verimlilik analizi ve hücre alıcısı geliştirilmesi
Bu çalışmada, GaInP/GaAs/Ge üç eklemli güneş hücreleri kullanılarak yoğunlaştırıcı fotovoltaik (CPV) panel geliştirilmiştir. CPV panel, her birinin yüzey çapı 2 mm olan 144 adet hücreden ve her bir hücre için birer adet Polydimetilsiloksan (PDMS) polimeriyle oluşturulan Fresnel merceklerden oluşmaktadır. Hücreler, panele alıcılar sayesinde monte edilmiştir. 9 adet hücre 1 alıcı üzerine yerleştirilmiştir. Toplam 16 adet hücre alıcısı bulunmaktadır. Mercekler, güneş ışınlarını hücre üzerine yoğunlaştırdığı için hücre yüzeyinde yüksek sıcaklıklara neden olur. Sıcaklık, güneş hücrelerinin çalışma performansını düşüren bir etkendir. Hücre alıcılarının diğer bir özelliği de hücrelere gelen ısıyı alt katmanlara iletmektir. Bu sayede hücreler verimli çalışabilirler. Bu etkiyi araştırmak ve analiz etmek amacıyla oluşturulan deney düzeneği, bir adet alıcı, bu alıcının üzerine yerleştirilmiş 9 adet hücre ve 9 adet mercekten oluşmaktadır. Solar simulatör ile 1 Güneş altında sıcaklık ölçümleri alındığında, alıcının, hücre yüzeyine düşen ısıyı alt katmanlara ilettiği ve sıcaklığı düşürdüğü gözlenmiştir. Fotovoltaik bir sistemin en değerli malzemesi Güneş hücreleri olsa da, hücrelerin verimli çalışması için kullanılan alıcıların önemi açıktır. Bu sebeple CPV panel tasarımı kadar alıcı tasarımı da geliştirilmeye açıktır. İletkenliği artırıcı malzemeler alıcıları daha da kullanışlı hale getirebilir. Bu amaçla, alıcı yüzeyi, farklı iletken malzemeler ile kaplanmıştır. Malzeme seçimi yapılırken oksitlenme de düşünülmelidir. Olağan atmosfer koşullarında, metal malzemelerin yüzeyinde zamanla oluşabilecek bir oksit tabaka, malzemenin ısı ve elektriksel iletkenliğini bozar. Bu durumda fotovoltaik sistemin verimi düşer. Bu nedenle kullanılan kaplama malzemelerinin ve metal parçaların hem havada oksitlenmeye dirençli hem de pahalı olmayan malzemelerden seçilmesi önem kazanmaktadır. Kullanılan metal malzemeler genellikle Au, Ag, Ni'dir. Geliştirilen CPV panelin solar simulatörle ve Güneş altındaki ölçümleri verimlilikte, dört yıllık bir sürede % 0.1 civarında, ihmal edilebilir bir kayıp olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, Ni'in kaplama malzemesi olarak kullanılması, düşük maliyette yüksek verimlilik elde etme yönünden avantajlıdır. Enerji ihtiyacının önemi ve gelişen teknoloji, Güneş hücrelerinin geliştirilmesi çalışmalarını da hızlandırmaktadır. Bu tez çalışmasında gösterildiği gibi, tasarlanan CPV panel, verimlilikteki üstünlüğü ile oldukça ümit vericidir. Ayrıca, standart Si Güneş hücreleri ile oluşturulan panellere göre daha az yer kaplar. Bu avantajları, CPV panellerin geliştirilmesinin önemini göstermektedir
Pitaya (Hylocereus spp.)'da yabancı tozlanmanın verim ve kalite üzerine etkisi
Pitaya, ülkemiz için henüz yeni bir tür olmasına rağmen, dikimden bir yıl sonra meyveye yatması, görünüşünün ilgi çekici olması, yüksek fiyatla satılması, üretim fazlasının olmaması ve ihracat şansının olması, bu türde kapama bahçe sayısını arttırmıştır. Kapama bahçe sayısının artması ile birlikte, bahçe tesisi, döllenme biyolojisi, kültürel uygulamalar ve muhafaza konularında bilimsel eksiklikler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle planlanan bu araştırmada, Türkiye koşullarına adapte olmuş, kendine kısır bir çeşit olan 'Bloody Mary' (Hylocereus polyrhizus) çeşidi için en uygun tozlayıcı çeşit/çeşitler ile tozlama zamanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Buna ilave olarak, gelecekte yapılacak ıslah çalışmalarına bir temel oluşturması açısından, her bir tozlama kombinasyonunda tohumların çimlenme durumları da ortaya konmuştur. Araştırmada tozlayıcı çeşit olarak 'Cosmic Charlie' (Hylocereus undatus), 'Red Jaina' (Hylocereus polyrhizus) ve 'White Jaina' (Hylocereus undatus) pitaya çeşitleri kullanılmıştır. Tozlama zamanı olarak ise saat 22.00, 24.00 ve 06.00 olmak üzere üç farklı tozlama zamanı seçilmiştir. Araştırmada; meyve tutum oranı, meyve gelişme süresi, meyve fiziksel özellikleri (meyve ağırlığı, eni, boyu, kabuk kalınlığı, meyve eti sertliği), tohum sayısı, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), meyve kabuk ve meyve et rengi parametreleri incelenmiştir. Meyvelerin deriminden sonra ise her bir tozlama kombinasyonunda, tohum ekiminden sonra çimlenme oranı, ortalama çimlenme süresi, çimlenme enerjisi ve çimlenme indeksi belirlenmiştir. Araştırma bulguları, meyve tutum oranının tozlayıcı çeşitlere göre değiştiğini göstermiştir. 'Red Jaina' ve 'White Jaina' çeşitlerinde tüm tozlama saatlerinde meyve tutum oranı %100 ve 'Cosmic Charlie' çeşidinde ise %42 olarak belirlenmiştir. Meyve tutumu açısından en uygun tozlama saati, 24.00 olarak belirlenmiş ve bunu 06.00 izlemiştir. Meyve ağırlığı tozlayıcı çeşitlere göre farklılık gösterirken, tozlama saatlerinden etkilenmemiştir. En yüksek meyve ağırlığı, saat 22.00'da 'Red Jaina' çeşidi ile yapılan tozlamada ve en düşük meyve ağırlığı ise saat 22.00'da 'Cosmic Charlie' çeşidi ile yapılan tozlamada kaydedilmiştir. Tozlayıcı çeşitler, meyve fiziksel özelliklerini etkilerken, tozlama saati meyve fiziksel özelliklerinde bir farklılık yaratmamıştır. En yüksek meyve eni ve boyu değerleri 'Red Jaina' çeşidi ile saat 22.00'da yapılan tozlamadan elde edilmiştir. Meyve iriliği ile tohum sayısı arasında bir ilişkinin olduğu ve en yüksek tohum sayısının meyve iriliğinde olduğu gibi 'Red Jaina' çeşidi ile yapılan tozlamadan elde edildiği saptanmıştır. Suda çözünebilir kuru madde miktarı, meyve ağırlığında olduğu gibi %17.14 ile 'Red Jaina' çeşidinde saat 22.00'da yapılan tozlamada ve en düşük ise %12.73 ile 06.00'da 'Cosmic Charlie' ile yapılan tozlamada kaydedilmiştir. Meyve kabuk rengi kroma (C*) değerine tozlayıcı çeşit ve tozlama saatlerinin etki ettiği kaydedilmiştir. Meyve kabuk renginin Hue (h) açı değerlerini ise tozlayıcı çeşitlerin etkilemediği, sadece tozlama saatlerinin etkilediği saptanmıştır. Meyve et renginin kroma (C*) değerini, meyve kabuk renginde olduğu gibi tozlayıcı çeşitler ve tozlama saatleri etkilemiştir. En koyu meyve et rengine sahip meyveler, Cosmic Charlie' çeşidi ile yapılan tozlamada saptanmış ve bunu Red Jaina' ve 'White Jaina' çeşitleri izlemiştir. Farklı tozlayıcı çeşit ve tozlama saatlerine ait tüm kombinasyonlarda çimlenme oranı %100 olarak kaydedilmiştir. Buna karşılık çimlenme süresi, enerjisi ve indeksi tozlayıcı çeşit ve tozlama saatlerine göre farklılık göstermiştir. Araştırma bulguları sonucunda, Bloody Mary çeşidi için en uygun tozlayıcılar 'Red Jaina' ve 'White Jaina' olarak belirlenmiştir. Meyve tutumu, iriliği ve kalitesi açısından en uygun tozlama zamanı saatleri 22.00 ve 24.00 olarak kaydedilmiştir. Tozlayıcı çeşitlerden, 'Cosmic Charlie' ve 'White Jaina' ana çeşit ile farklı alt tür içerisinde yer almasına rağmen, alt türler arası tozlama tohum çimlenmesi açısından bir sorun yaratmamıştır. Bu durum, pitayada gelecekte yapılacak melezleme ıslahı çalışmaları açısından ümitvar bulunmuştur
Rusya Federasyonu-Almanya ekonomik ilişkilerinde enerji faktörü (1991-2018)
Dünya enerji piyasasının en etkili aktörlerinden biri olan Rusya Federasyonu ile Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomisine sahip, uluslararası sistemin geçmiş yüzyıllardan beri ana oyuncularından biri olan Almanya arasındaki ilişkide mihenk taşını "enerji sektörü" oluşturmaktadır. Küreselleşen dünya sisteminde, enerji talebine olan artış her geçen gün Rusya'nın elini güçlendirmektedir. Alman ekonomisinin büyüme hızının sanayi üretimine bağlı olduğu düşünülürse Moskova ile olan partnerliği kaçınılmaz bir bağımlılık doğurmuştur. Enerji diplomasisinin yaratmış olduğu karşılıklı bağımlılık beraberinde yeni projeler, işbirliği ve sorunlar getirmiştir. Bu noktada, birçok aktörün söz sahibi olduğu uluslararası arenada, Almanya'ya çıkarları ekseninde Avrupa Birliği içerisinde yeni bir rol atfedilmiştir. Bu minvalde, küresel gelişmeler ışığında Moskova- Berlin ilişkileri enerji ve enerji güvenliği ekseninde şekillenmeye devam etmektedir. 2018 yılında Almanya'nın Rusya ile olan ticaret hacmi %9 artarak 62 milyar Euro'ya ulaşmıştır. Buna karşılık, Rusya'nın aylık ortalama dış ticaret hacminin yaklaşık %70'i Almanya ile gerçekleşmektedir. İki ülke arasındaki ekonomik dinamiklerin bu denli yoğun olması Moskova ve Berlin'i yakınlaştırmaktadır. Bu minvalde çalışmada, iki ülke arasında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin enerji sektörüne nasıl yansıdığı ve Almanya'nın Avrupa Birliği çatısı dışında benimsediği politikalar ele alınacaktır
Tanzimat'tan günümüze yerleşik yabancıların Türk yerel yönetim teşkilatı içerisindeki yeri: Alanya Belediyesi Yabancılar Meclisi örneği
Türkiye'de yerel düzeydeki mikro etkileşim alanları ile uluslararası düzeydeki makro etkileşim alanları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, toplumsal dinamiklerdeki çeşitliliği arttırarak, değişimler meydana getirmiştir. Böylece yerel düzeydeki uluslararası ilişkilerin kuvvetlendirildiği alanlarda "yerleşik olarak bulunan yabancıların" varlığı, toplum dinamizmi içinde kendini hissettirmeye başlamıştır. Toplumda kısmi kabul görmüş ve yeni dinamizm alanlarını şekillendiren yerleşik yabancı kesimler, zamanla yönetsel alanda da varlık gösterme çabasına girmiştir. Bu durum dünyada ve Türkiye'de, yerleşik yabancıların yerel yönetimlere katılımı üzerine tartışmaları ve çalışmaları arttırmıştır. Çalışma kapsamında; yerleşik yabancıların Türk yerel yönetim teşkilatındaki etkileri ve konumu, Tanzimat döneminden başlayarak ele alınmıştır. Böylece yerleşik yabancıların yerel düzeydeki yönetim yapılarına dahil olmasının tarihsel arka planı ve güncel kazanımları, Tanzimat'tan günümüze aktarılmıştır. Yerleşik yabancıların günümüz yerel yönetim teşkilatı içindeki konumu, Türkiye'de köklü bir yapılanma oluşturan Alanya Belediyesi Yabancılar Meclisi ile örneklendirilmiş ve çalışmaya yansıtılmıştır. Çalışma ile yerleşik yabancıların; Türk yerel yönetim teşkilatına etkilerinin ortaya konulması ve böylece yerleşik yabancıların Türk yerel yönetim teşkilatı içindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca oluşturulabilecek yerel yönetim teşkilatlanmaları üzerine öngörü sağlayacak çıktıların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında belirtilen amaçlara ulaşmak için çalışmanın kavramsal çerçevesi ve tarihsel teorik kısmı, literatür taraması yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışmanın (uygulama kısmı) son bölümü; literatür üzerinden elde edilen verilerle desteklenerek, Alanya Belediyesi Yabancılar Meclisi ve Alanya'daki yerel yönetim kademelerinin yöneticileriyle mülakat yapılarak alan araştırması yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışma literatür taraması ve alan araştırması ile ulaşılan çıktılar değerlendirilerek tamamlanmıştır
Ters yüz eğitim modeliyle stem etkinliklerinin fen bilgisi öğretmen adaylarının öz yeterlilik inançlarına ve stem eğitim yaklaşımına yönelik etkisi
Bu araştırma da ters yüz eğitim modeliyle uygulanan STEM etkinliklerinin öğretmen adayların öz yeterlilik inançları ve STEM eğitimi yönelimine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılı güz döneminde Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında tarafsız bir şekilde deney ve kontrol grubu oluşturularak deneysel bir çalışma yapılmıştır. Kontrol grubunda 35 öğretmen adayı, deney grubunda ise 39 öğretmen adayı yer almaktadır. Deneysel çalışma her iki gruba da 10 hafta devam etmiştir. Deney grubunda öğretmen adaylarına Tersyüz eğitim modeli ile STEM etkinlikleri yaptırılırken, kontrol grubunda geleneksel sınıf yaklaşımı ile STEM etkinlikleri yaptırılmıştır. Araştırma verileri 'Öğretmen Öz yeterlik İnanç Ölçeği' ve 'Entegre STEM Eğitimi Yönelim Ölçeği' ön test son test olarak uygulanmıştır. Son olarak uygulama boyunca tüm öğretmen adayları STEM etkinlik raporlarının yer aldığı dosyaları oluşturmuşlardır. Çalışmada ortaya çıkan bulgulara göre ters yüz eğitim modeli ile işlenen STEM etkinliklerinin deney grubu öğrencilerinde öz yeterlik inançları ve STEM öğretimi yönelimlerini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Araştırma da ters yüz eğitim ile uygulanan STEM etkinliklerini öğretmen adayları ilgi çekici ve merak uyandırıcı bulmuşlardır. Tüm öğretmen branşlarına hizmet içi eğitim de ters yüz eğitim modeli anlatılarak mesleki hayatlarında kullanılması kolaylaştırılabilir