Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Üniversite fakültelerinde idari mali işler biriminde çalışan personelin yaşadığı iş stresine ilişkin görüşleri: durum çalışması

    No full text
    Yaşamış olduğumuz dönemde, insan yaşamı gerek teknolojik olsun gerek sosyo-kültürel olarak birçok değişime uğramıştır. Bu değişen yaşam, kişileri hem olumlu hem olumsuz olarak etkilemiştir. Olumsuz yönde etkilenen insan stresli bir yapıya bürünmüş, yaşamının her safasın da bu kaygı ile yaşayarak baş etme yöntemlerini araştırıp en az şekilde etkilenmeye çalışmıştır. İnsanların karşı karşıya kaldığı stres; kişilerin karar vermesinde büyük rol oynamakta olup, ailesiyle ve çevresiyle olan iletişimlerini etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Özellikle çalışma ortamında birçok sebepten dolayı daha fazla görülen stres, yapılan işin niteliğine göre kaygı düzeyini artırmış, psikolojik ve fizyolojik olarak kişilerin sorunlar yaşamasına sebep olmuştur. Çalışanlar arasındaki anlaşmazlıklar, çalışma ortamından kaynaklanan sebepler, çalışanların amirleri ile yaşamış oldukları anlaşmazlıklar ve en önemlisi yapılan işin sonucunda olumsuz giden bir durum söz konusu olduğunda çalışanlara yansıtılan parasal cezalar, idari ve adli soruşturmalar kişiler üzerinde baskı oluşturarak stres yaratmaktadır. Yaşanılan bu stres süresince yapılan işlerden de strese bağlı olarak verimli bir sonuç beklemek mümkün değildir. Pozitif sonuçlar elde edilebilmesi için çalışanlara psikolojik ve fizyolojik uygun ortamlar yaratılmalıdır. Nitel bir araştırma olan çalışmamız betimsel tek durum desenli yöntem kullanılarak araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 yılları içerisinde Akdeniz Üniversitesi sınırları içerisinde yer alan fakültelerin idari mali işler biriminde çalışan 12 gönüllü personellerle yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, içerik analizi yapılıp elde edilen sonuçlar betimsel bir anlatım ile doğrudan anlatımlara yer verilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda ortaya çıkan temalar araştırmanın hedefleri doğrultusunda sınıflandırılmıştır

    Afganistanda safran üretiminin ekonomik analizi

    No full text
    Diğer tarımsal bitkilerde olduğu gibi safran bitkisinin de üretimi ülke ekonomisini ve halkın yaşam standartlarını yakından ilgilendirmektedir. Ayrıca safran bitkisi haşhaşın en iyi alternatifi olarak ön plana çıkmaktadır. Dünya'da safran bitkisinin üretim ve ticaretinde İran, Hindistan, Afganistan, İspanya, İtalya, Türkiye, Fas ve Fransa gibi ülkeler başta gelmektedir. Dünya'da her sene yaklaşık 475 ton safran üretilmekte olup, üretimin yaklaşık %90'ından fazlası İran'da gerçekleşmektedir. Safran; Afganistan'da çok eski yıllardan beri üretilmekte ve istihdama, dış ticarete ve ekonomiye katkı sağlamaktadır. Safran üretiminin büyük bir kısmı Herat ilinde yoğunlaşmıştır. Herat'a ilave olarak Balkh (Mezar-i-şerif) ve Faryab illerindeki safran üretimi yapan çiftçiler çalışmanın popülasyonunu oluşturmaktadır. Bu çalışma; safran üretiminde çiftçilerin girdi kullanımı, üretim maliyeti, kârlılık ve verimliliklerinin analiz edilerek, safran üretimindeki başarılarının çeşitli ölçütler açısından değerlendirilmesi ile karşılaştıkları sorunların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma sonucunda; safran üreten üreticilerin dekara 418,57 kg/da soğan, 244,47 saat/da emek, 2,57 ton/da ortalama hayvan gübresi, 290,84 kg/da ortalama kimyasal gübre, 1254,28 gr/da ilaç kullandıkları tespit edilmiştir. Safran ortalama üretim masrafları 18537,92 Af (18537.92TL)dekara, değişen, 47129,73 Af (4712.97TL) dekara, sabit olmak üzere toplam 65667,65 Af (6566.76TL)dekara olarak hesaplanmıştır. Ortalama safran verimi 4852,85 gr/da, ortalama satış fiyatı 158,21 Af(15.82TL)gr ve gayrisafi üretim değeri 763514,28 Af(76351.42TL)dekara olarak tespit edilmiştir. Çalışmada safran üreticilerinin safran üretimiyle ilgili SWOT analizi de yapılmıştır. Safranın pahalı bir bitki olması ve hızlı bir şekilde satılabilmesi safranın güçlü yönlerindendir. Safran üretim ve pazarlama faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlar içinde devlet desteklerinin yetersiz olması ön plana çıkmaktadır

    Balık restoranı çalışanlarının gıda güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarının değerlendirilmesi

    No full text
    Bu tez çalışmasında, balık restoranlarında çalışanların gıda güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarının değerlendirilmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma deseni tercih edilmiş ve anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Anket çalışması, Antalya'daki balık restoranlarında çalışan 223 katılımcı ile Ekim-Kasım 2020 tarihleri arasında yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçları incelendiğinde balık restoranlarında çalışanların gıda güvenliği bilgilerinin sektör tecrübelerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir (P<0,05). 10 yıldan fazla sektör tecrübesine sahip çalışanlar diğer çalışanlara göre daha yüksek gıda güvenliği bilgisine sahipken, 5 yıldan az sektör deneyimine sahip çalışanların en az gıda güvenliği bilgisine sahip oldukları görülmüştür. T testi analizine göre gıda güvenliği eğitimi alan çalışanların bilgilerinin gıda güvenliği eğitimi almayan çalışanların bilgilerinden istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek olduğu saptanmıştır (P<0,05). Restoran çalışanlarının gıda güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamaları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizine göre bilgi, tutum ve uygulama arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (P<0,05). Sonuç olarak, çalışmada öngörülen beş hipotez de kabul edilmiş olup, balık restoranlarında çalışan personelin genel olarak gıda güvenliğine yönelik bilgi, tutum ve uygulamalarının yeterli olduğu sonucuna varılmıştır

    Çocuklara ve yetişkinlerle felsefece düşünme yöntemlerinin incelenmesi

    No full text
    Matthew Lipman'ın Çocuklar için Felsefe yöntemiyle ortaya çıkan felsefece düşünme etkinliği, yıllar içerisinde değişim ve çeşitlilik göstererek bir alan olarak gelişme göstermiştir. Çocuklarla felsefe yapma fikri, çocukların eğitim hayatlarında daha başarılı olabilecekleri ve mantıksal akıl yürütmeler yapabilmelerinin gerekliliği düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreç içerisinde alanın gelişim aşamalarından birisi, yetişkinler ile de felsefe yapılabileceği yönünde gelişen fikirdir. Hayatın sorunlarıyla felsefece düşünmeyi unutan yetişkinlerin kendini tanıyabilmesi, değerleri, varoluşsal düşünceleri, iş hayatında yaşanılan etik problemleri ve benzeri durumların değerlendirilmesini hedefleyen bu fikir, alanın yönünü ikiye ayırmıştır. Çocuklarla ve yetişkinlerle yapılan felsefece düşünme etkinliklerinde amaç, felsefenin doğasına geri dönmektir. Felsefece düşünme etkinliğinde bir şey öğretmekten veya ezberletmekten ziyade felsefe yapmanın yolu gösterilir. Günlük hayatta kullanılan kavramların neliği sorgulanırken sunulan varsayımların veya argümanların gerekçelendirilip, temellendirilmesi gerekir. Bu nedenle etkinlik içerisinde sürekli düşünme isteği yaratacak, zihinsel açlığı doyurabilecek soruların sorulması önemlidir. Kümülatif bir şekilde ilerleyen ve gelişen Çocuklarla ve Yetişkinlerle Felsefe alanının özenli ve etkili bir biçimde uygulamasını yapabilmek; tarihsel süreçte farklı ülkelerden yöntemlerinin incelenerek gelişim evrelerinin bilinmesine bağlıdır. Bir diğer ölçütü ise uygulayıcının felsefeye hâkim bir biçimde felsefece düşünebiliyor olması gerekir. Oturumlar sırasında sorulacak sorular belirlenen probleme yönelik felsefece sorulan sorular olmalıdır. Çocuklarla ve Yetişkinlerle Felsefe alanında yöntemler çeşitlenerek, gelişme gösterdikçe oturumlarda kullanılan materyaller de değişim göstermektedir. Çalışmada, materyallerin değişimlerine ve çeşitliliğine yer verilmiştir. Matthew Lipman'ın yönteminde kullanmak üzere yazmış olduğu Harry Stottlemeier's Discovery kitabının bir bölümüne ait çeviri sunulmuştur. Çalışmanın sonunda etkinlik kartı örneği verilmiştir. Etkinlik kartında tartışılan konunun felsefi alt yapısıyla beraber sorulacak sorular yazılmıştır. Türkiye'de yeni gelişen bir alan olan Çocuklarla ve Yetişkinlerle Felsefe'nin doğru bir şekilde yapılabilmesi için yöntem incelemeleri, materyaller örnekleri ve bu materyallerin çevirileri alana katkı sağlamak adına sunulmuştur

    Apiterapi karışımlarında kullanılan arı sütünde 10-HDA'nın termal degradasyonunun belirlenmesi ve arı sütünün fonksiyonel gıda üretiminde kullanımı

    No full text
    Arı sütü ilaç ve gıda endüstrisinden kozmetik ve imalat endüstrisine kadar birçok sektörde kullanılmaktadır. Ancak bu ürün ülkemizde yeterince tüketilmemekte ve değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla, değişik fonksiyonel ürünlerin üretiminde kullanılması farklı yaş gruplarındaki tüketicilerin tüketim düzeyini ve ürüne olan talebi artıracaktır. Arı sütünün saf halde tüketiminde veya apiterapi ürünlerinin üretiminde geleneksel işleme yöntemleri kullanıldığı görülmektedir. Uygulanan bu yöntemler de arı sütünün fiziksel ve kimyasal özelliklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle arı sütünün saf olarak piyasaya sunulması esnasında depolama koşullarının (sıcaklık, ışık) arı sütünün kimyasal kompozisyonunun bozulmasına yol açacak durumda olduğu gözlenmektedir. Yıllar boyunca arı sütünün çeşitli farmakolojik özelliklerine ait birçok çalışma yapılmıştır. Arı sütünün gerçeklik ve saflığının rutin testinde 10-HDA en yaygın kullanılan indikatör bileşiktir. Apiterapi karışımlarında kullanılan arı sütü ve farklı arı ürünlerinin içerdiği 10-HDA'nın termal degradasyon kinetiği ve arı sütünün fonksiyonel gıda üretiminde kullanımının incelendiği bu çalışmada ısıl işlem örneklerinde 10-HDA değişimi dikkate alınarak reaksiyon derecesi, linear regresyon denklemleri, reaksiyon hız sabitleri, aktivasyon enerjisi, Q10 değerlerinin hesaplanması ve elde ürünlerde in vitro biyoerişilebilirlik özellikleri (ağız, mide ve bağırsak koşullarında) incelenmiştir. Saf arı sütüne bal, polen, propolis katkılanması ile elde edilen fonksiyonel gıda karışımlarında fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Saf arı sütü ve karışımlarının nem içerikleri % 12,4536 ile % 62,9208 arasında değişmiştir. Buna ek olarak elde edilen karışımların pH değerleri 3,88 ile 5,85 arasında değişmiştir ve bu değerlerin tüketim açısından uygun olduğu saptanmıştır. Elde edilen karışımların asitlik değerlerinin sitrik asit cinsinden % 3,4848 ile % 42,1344 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Saf arı sütünün ve elde edilen karışımların sakkaroz içerikleri 3,8 ile 13,14 g/100g, glukoz içerikleri 8,87 ile 32,57 g/100g, fruktoz içerikleri 10,06 ile 40,56 g/100g arasında toplam şeker içerikleri ise 22,56 ile 85,04 g/100g arasında değişmiştir. Viskozite değerleri ise 1944,4444-21466,6667 mPa.sn arasında değişmektedir. Viskozite değerleri incelendiğinde ise polen içeriğinin viskozite değerini artırdığı ve arı sütü+bal+polen+propolis karışımının dilatant akışkan özelliği gösterdiği saptanmıştır. Ürünlerin renk değerleri incelendiğinde ise L değerlerinin 25,9475-55,3275, a değerlerinin -4,2725-4,8650, b değerlerinin 0,5375-11,72 ve kroma değerlerinin de 1,01-12,47 arasında değiştiği görülmüştür. Bu değerlerin ürün tüketimi ve literatür açısından uygun olduğu saptanmıştır. Ürünlerin protein içerikleri ise 9,2591-37,5082 g/L arasında değişmiştir ve en fazla protein içeriği saf arı sütünden elde edilmiştir. Ürünlerin 10-HDA içerikleri %0,0851-1,9429 arasında tespit edilmiştir ve çalışmada kullanılan saf arı sütünün 10-HDA içeriğinin TSE arı sütü standardına uygun olduğu görülmüştür. Elde edilen ürünlere uygulanan ısıl işlem testlerinde ise tüm değişimlerin birinci dereceden reaksiyon kinetiğine uyduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak 10-HDA içeriğinin zamana ve sıcaklığa bağlı olarak logaritmik olarak azaldığı görülmüştür. Saf arı sütünün ve elde edilen karışımların aktivasyon enerjilerinin 7,77-29,27 kj/mol arasında, k değerlerinin 0,0031-0,0966 1/dk arasında ve Q10 değerlerinin ise 0,74-1,58 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ürünlerin 10-HDA içeriklerinin gastrointestinal sistemdeki değişimlerine bakıldığında ağızdaki azalmanın % 51,43-53,62 arasında, midedeki azalmanın % 12,07-26,58 arasında, bağırsaktaki azalmanın ise % 17,39-57,14 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Duyusal analiz sonuçları değerlendirildiğinde görünüş-renk, kıvam, aroma-koku, lezzet ve ağızda bıraktığı his bakımından en çok arı sütü+propolis içeren pastilin beğenildiği görülmüştür. Satın alma tercihi açısından ise en çok tercih edilenin arı sütü+propolis içeren pastil, en az tercih edilenin ise arı sütü+propolis+polen içeren yumuşak şekerleme olduğu belirlenmiştir. Elde edilen verilerin apiterapi alanında yapılan Ar-Ge çalışmalarına referans olması bakımından literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir

    TIMSS 2019 Türkiye örneklemine göre 4. ve 8. sınıf öğrencilerin matematik başarı durumlarının çeşitli değişkenlere göre Chaid analizi ile incelenmesi

    Full text link
    Bu araştırmada TIMSS 2019 Türkiye örnekleminde dördüncü ve sekizinci sınıf öğrencilerinin öğrenci anketlerine verdikleri cevaplarla matematik başarısını açıklayan değişkenleri incelemek amaçlanmıştır. TIMSS 2019'a 64 ülke ve 8 karşılaştırma birimi "kıyaslama katılımcıları" (örneğin, eyaletler ve beledi¬yeler gibi bölgesel birimler), 580 000 öğrenci, 310 000 veli, 19 000 okul yöneticisi ve 52 000 öğretmen katılmıştır. Dördüncü sınıf düzeyinde 58 ülke ve 6 kıyaslama katılımcısı, sekizinci sınıf düzeyinde ise 39 ülke ve 7 kıyaslama katılımcısı katılmıştır. Araştırma tarama modellerinden ilişkisel tarama deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın Türkiye örneklemi dördüncü sınıfta 4028, sekizinci sınıfta ise 4077 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada TIMSS ortalaması olan 500 puan baz alınarak 500 puan altındaki öğrenciler başarısız, üzerindeki öğrenciler başarılı olarak sınıflandırılmış ve analizler yapılmıştır. Araştırmada veri madenciliği karar ağaçları algoritmalarından olan CHAID (Otomatik Ki-Kare Etkileşim Belirleme) analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda TIMSS 2019 Türkiye örnekleminde dördüncü sınıflarda matematik başarısını en iyi açıklayan değişkenin "fen başarısı" olduğu görülmüştür. Matematik başarısını açıklayan diğer değişkenler de incelenmiş ve matematik diğer derslerden zordur, okul eğlencelidir, matematikte iyiyim, matematik favori dersimdir, matematik zor bir derstir, matematik öğrenmek keyiflidir, matematiği seviyorum algıları ve çalışma masasının varlığının etkili olduğu görülmüştür. TIMSS 2019 Türkiye örnekleminde sekizinci sınıflarda da matematik başarısını en iyi açıklayan değişkenin "fen başarısı" olduğu görülmüştür. Matematik başarısını açıklayan diğer değişkenler de incelenmiş ve matematik favori dersimdir, matematikte iyiyim, matematik benim için zordur, problemleri seviyorum algılarının, internetten ders kitaplarına erişimin durumunun, matematik ödevlerine ayrılan sürenin, odasının varlığının, bilgisayar-tabletinin varlığının, ne kadar eğitim almayı planladığının etkili olduğu görülmüştür. Yapılan araştırmada öğrencileri ayırmadaki en etkili düğümü belirlemek adına kazanç değerleri incelenmiştir. Dördüncü sınıfta en etkili düğümün fen başarı puanı 600,432 üzerinde olan öğrencilerden oluşan düğüm olduğu görülmüştür. Analizdeki en etkili ikinci düğümün ise fen başarı puanı 557,693 ile 600,432 arasında yer alan öğrencilerden "matematikte iyiyim" maddesine "biraz katılıyorum", "çok katılıyorum" şeklinde cevap veren ve cevap vermeyen öğrencilerden "matematiği seviyorum" maddesine "çok katılıyorum" şeklinde cevap verenler ve cevap vermeyen öğrencilerden oluşan düğümdür. Bununla beraber öğrencilerin matematik başarılarını ayırt etmede en az bilgi veren düğüm fen başarı puanı 405,139'dan düşük olan öğrencilerden oluşan düğümdür. Sekizinci sınıfta en etkili düğümün fen başarı puanı 592,723 üzerinde olan öğrencilerden "Problemleri seviyorum." maddesine "biraz katılmıyorum", "biraz katılıyorum", "çok katılıyorum" şeklinde cevap verenler ve bu maddeye cevap vermeyen öğrencilerden, "Bilgisayar-Tabletin var mı?" sorusuna "evet" diyen ve bu soruya cevap vermeyen öğrencilerden oluşmaktadır. Analizdeki en etkili ikinci düğümü ise fen başarı puanı 592,723 üzerinde olan öğrencilerden "Problemleri seviyorum." maddesine "biraz katılmıyorum", "biraz katılıyorum", "çok katılıyorum" şeklinde cevap verenler ve bu maddeye cevap vermeyen öğrencilerden, "Bilgisayar-Tabletin var mı?" sorusuna "hayır" diyen öğrenciler oluşturmaktadır. Bununla beraber öğrencilerin matematik başarılarını ayırt etmede en az bilgi veren düğümün fen başarı puanı 431,333'ten düşük olan öğrencilerden oluşan düğüm olduğu belirlenmiştir

    Filistin şirketlerinde kriz yönetiminde halkla ilişkilerin rolü

    Full text link
    Halkla ilişkiler, zor koşullar ve olağanüstü durumlarla doğrudan ilgili olan bir bilim dalıdır. Sorunlar, krizler, istikrarsızlık ve diğerleri, halkla ilişkilerin gelişmesinin ve refahının doğrudan nedenleri arasındadır. Bu nedenle halkla ilişkilerin işlevlerinden biri de krizi aşmak veya oluşumunu önlemektir ve buna kriz yönetimi denir. Çalışma, Filistinli şirketlerde halkla ilişkiler çalışanlarının bakış açısıyla Filistin şirketlerinde kriz yönetiminde halkla ilişkilerin rolünü analiz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümü, Filistin'de halkla ilişkilerin ve halkla ilişkilerin gelişim aşamalarının yanı sıra halkla ilişkilerin amaç ve özelliklerine ilişkin bir literatür taraması içermektedir. İkinci bölüm, bir bütün olarak krizin analitik bir sunumunu, kriz yönetiminin analitik bir sunumunu, kriz yönetiminin özelliklerini ve kriz yönetimi prosedürlerini içermektedir. Üçüncü bölüm araştırma sorularını, araştırma hedeflerini, araştırma sınırlamalarını ve nüfus ve örneklemeyi içerir. Bu bölüm ayrıca SPSS programı tarafından analiz edilen nicel verilere dayalı araştırma sonuçlarını içerir. Anket, Google Formlar kullanılarak Filistinli şirketlerdeki 106 halkla ilişkiler departmanı çalışanına uygulandı. Anket soruları, demografik bilgiler, şirkette halkla ilişkilerin önemi, kriz yönetiminde halkla ilişkilerin rolü ve son olarak halkla ilişkiler departmanının çalışmalarından memnuniyet derecesi olmak üzere dört bölüme ayrıldı

    Türkiye'de 2017 Anayasa değişikliği referandum kararı öncesi yazılı basında rıza üretimi

    No full text
    Bu çalışmada, medya aracılığıyla rızanın yeniden üretildiği varsayımından yola çıkılarak, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye'de yayın yapan altı gazetenin Anayasa değişikliği hakkında yaptıkları haberler Teun Adrianus Van Dijk'in "Eleştirel Söylem Analizi" kullanılarak incelenmiştir. Yazılı basında "Başkanlık Sistemi" adı altında ele alınan Anayasa değişikliğinin egemen ve muhalif söylemlere nasıl yansıdığı ve bu söylemlerin kamuoyunu etkilemek için nasıl ve ne kadar kullanıldığının da ortaya konulması çalışmanın amaçları arasındadır. Egemen ve muhalif söylemlerin farklılıkları, gazetelerinin haberleri verme şekilleri, hedef kitlelerine ulaşmada nasıl bir dil kullandıkları ve verdikleri haberlerin okuyucuları tarafından nasıl algılanmasını istedikleri, gazetelerin ideolojik çerçeveleri bağlamındaki rıza üretimi sürecine katkıları ile ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunda iktidar güçleri ya da muhalif güçleri destekleme anlamında belli bir ideolojik duruş sergileyen gazetelerin haberlerini bu doğrultuda oluşturarak rıza üretimi sürecine katkıda bulundukları ortaya konulmuştur

    Video görüntüleri üzerinde derin öğrenme tabanlı anormal durum tespiti ve derinlik tahmini

    No full text
    Bu tez çalışmasında, değrin öğrenme metotları kullanılarak, güvenlik kameralarına yansıyan anormal durumların tespit edilmesi, anormal durumun görüntü içerisinde konumlandırılması ve derinlik tahmin modeli ile anormal durumun mesafesinin kestirimi amaçlanmıştır. Anormal durumun gerçekleştiği anda tespit edilebilmesi amacıyla 3 boyutlu evrişimsel sinir ağı ve devamında tam bağlantılı sinir ağı kullanılmıştır. Anormal durum tespit sisteminde bulunan 3 boyutlu evrişimsel sinir ağı modeli sports-1m veri seti ile önceden eğitilmiş ve eğitim sonucu elde edilen ağırlıklar anormal durum tespiti için özellik çıkartma sürecinde kullanılmıştır. 3 boyutlu evrişimsel sinir ağı modelinden elde edilen özellikler tam bağlantılı sinir ağına uygulanmıştır. Konumlandırma işlemi için bir veri seti oluşturulmuştur ve bu veriseti ile konumlandırma modeli eğitilmiştir. Girdi videosundan belirli aralıklarla elde edilen görüntüler konumlandırma tahmini için MobileNet V2 modeli ve bu modele sonradan eklenen yukarı örnekleme katmanları a uygulanmıştır, bu sayede anormal durum gerçekleştiği esnada ilgili anormal durum görüntü içerisinde konumlandırılabilmiştir. Konumlandırma modeline uygulanan girdi görüntüleri aynı zamanda derinlik tahmin modeline de uygulanmaktadır. Derinlik tahmini için kullanılan sistemde ImageNet veri seti ile önceden eğitilmiş olan DenseNet-169 modeli enkoder olarak çalışmaktadır. DenseNet169 modelinin çıkışına yukarı örnekleme yapacak olan dekoder modeli ilave edilmiştir ve 320x240 boyutunda derinlik haritası üretilmiştir. Derinlik tahmin modeli NYU-Depth V2 veri seti ile önceden eğitilmiş bir modeldir. Tez kapsamında geliştirilen sistemde, anormal durum gerçekleştiği anda konumlandırma modeli çalışarak anormal durumu konumlandırmakta ve derinlik tahmin modeli ile olayın gerçekleştiği mesafe tahmin edilmektedir. Tez çalışmasında, video görüntüleri kullanılarak anormal durum tespiti, anormal durum konumlandırma ve anormal durumun mesafesinin tahmini aynı anda gerçekleştirilmektedir, bu özelliği tez çalışmasını özgün bi çalışma yapmaktadır. Çalışmada anormal durum tespiti aşamasında farklı optimizasyon yöntemlerinin etkisi, konumlandırma aşamasında farklı filtre boyutlarının etkisi gibi sistem performansına etki eden ilgili parametrelerin belirlenmesi işlemleri de gerçekleştirilmiş ve sonuçları ilgili bölümde tartışılmıştır. Eğitim sonucu elde edilen veriler ve bu eğitim parametrelerine bağlı olarak farklı video görüntüleri üzerinde elde edilen sonuçlar da bulgular ve tartışma kısmında ele alınmıştır. Tez çalışması sonucu gerçekleştirilen sistem, otonom araçlarda seyir halinde iken gerçekleşen trafik kazası vb. anormal durumu tespit edebilecek, konumlandırabilecek ve mesafesini tahmin edebilecektir, ayrıca otobüs durakları, meydanlar, kavşaklar ve diğer asayişin sağlanması gerektiği alanlarda kullanılabilecektir

    Özel öğretim kurumlarında izlenim yönetimi: bir durum çalışması

    No full text
    Bu araştırma özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kullandıkları izlenim yönetimi taktiklerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup, durum çalışması desenlerinden bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ilindeki özel öğretim kurumlarında çalışan, zincirleme örneklem yöntemi ile seçilmiş 15 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada görüşme tekniği kullanılırken, veri toplama aracı olarak kavramsal çerçeveye ve uzman görüşlerine dayanarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuş, ardından temalar altında kategorileştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin izlenim yönetimi taktiklerini etkin bir şekilde kullanıldığı görülmüştür. Bu taktiklerin en çok kullanılma amacı işi kaybetme korkusu ve onaylanma ihtiyacıdır. Öğretmenler kendi çıkarlarını korumak amacıyla, amaçlarına ve içinde bulundukları bağlama göre izlenim yönetimi taktiklerinden yararlanmaktadır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar ve katılımcıların görüşlerinden hareketle, taktiklerin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇