Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Mi-1.2 geni taşıyan domateslerin Meloidogyne incognita'nın avirülent ve Mi-1 virülent izolatlarına tepkilerinin araştırılması

    No full text
    Domates, dünyada yetiştirilen en önemli sebzelerden biridir. Kök-ur nematodları, domateste ürün kayıplarına neden olmaktadır. Domatesteki Mi-1.2 geni; Meloidogyne incognita, M. javanica ve M. arenaria türlerine dayanıklılık sağlamaktadır. Bununla birlikte virulent kök-ur nematod popülasyonları bu geni aşabilmektedir. Bu çalışmada kontrollü koşullar altında M. incognita'nın avirulent G7 ve virulent V6 izolatlarına karşı Mi-1.2 geninin ifade değişimi real time PCR (qPCR) ile incelenmiştir. Bunun için dayanıklı domates fidelerine, G7 ve V6 izolatları ile kontrollü koşullar altında ayrı ayrı inokulasyon yapılmıştır. Bitkiler, inokulasyondan 48, 96 ve 192 saat sonra sökülmüştür. Her bir tekerrürü oluşturan bitkilerin köklerinden toplam RNA izolasyonu yapılmış ve bu RNA'lardan cDNA'lar oluşturulmuştur. İki SYBR Green I primeri ve iki TaqMan probu kullanılarak örneklerin qPCR analizleri gerçekleştirilmiştir. Real Time PCR analizlerinde, her bir örnek için üç biyolojik tekerrür kullanılmış ve ΔCT, ΔΔCT, 2 –ΔΔCT ve değişim katsayısı değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlar, avirülent ve virulent izolatlar ile inoküle edilen bitkilerin Mi-1.2 gen ifade düzeylerinin primer setlerine ve zamana göre değişebildiği göstermiştir. Avirülent ve virülent izolatlara karşı Mi-1.2 gen ifade değişimini daha güvenilir bir şekilde ölçmek için gelecek çalışmalarda kullanılacak materyallerin RNA seq analizleri yapılabili

    İmam Maturidi'ye nisprt edilen Risale Fi Ma La Yecuzu'l-Vakfu Aleyhi Fi'l-Kur'an başlıklı eserin iman-küfür anlayışı bağlamında tahlili

    No full text
    İmâm Mâtürîdî, akıl-vahiy dengesini gözeten, kelâm metodunu etkili bir şekilde kullanan bu sebeple de geniş bir kesim tarafından itibar edilen önemli bir mütekellimdir. Özellikle son yıllarda onun hakkında çok sayıda çalışma yapılmış, sempozyumlar düzenlenmiştir. Yapılan çalışmalarda, ona ait olduğu kesin olan ve günümüze ulaşan iki eseri Kitâbü't-Tevhîd ve Te'vilâtü'l-Kur'ân zikredilmektedir. Bu ikisinin dışında kendisine nispet edilen farklı eserlerden de söz edilmektedir. Bunlardan biri de Risâle fî mâ lâ Yecûzü'l-Vakfü Aleyhi fi'l-Kur'an isimli risâledir. Mâtürîdî'ye ait olduğunu bildiren bir ifade ile başlayan Risâle'de, Kur'ân'da elli altı yerde kasten yapılan vakf sebebiyle okuyucu tekfir edilmektedir. Eserin içeriği Mâtürîdî'nin iman-küfür konusundaki fikir ve görüşleri dikkate alınararak değerlendirilmiştir. Ayrıca Risâle'de yer alan durakların bulunduğu âyetler Te'vilâtü'l-Kur'ân'dan incelenmiş, adı geçen eserde ilgili yerlerde yapılması yasak ve yapıldığında okuyucunun tekfir edilmesi gerektiğine dair herhangi bir bilgi ve açıklama bulunamamıştır. Risâle'nin içerdiği hükümlerin Te'vilâtü'l-Kur'ân'da mevcut olmaması ve Mâtürîdî'nin iman-küfür konusundaki görüşleri dikkate alındığında Risâle'nin ona ait olma ihtimalinin geçerliliğini kaybettiği söylenebilir

    Pankreatik genlerin CRISPR yöntemi ile aktivasyonu esnasında farklı dCas9-Aktivatör komplekslerinin karşılaştırılması

    No full text
    Diyabet (Diabetes mellitus) insülin hormonunun olmaması ya da etkisindeki yetersizlik sonucu oluşan, hiperglisemi ile karakterize edilen, metabolik bir hastalıktır. İnsülin bağımlı tip 1 ve insülin bağımsız tip 2 diyabet olmak üzere iki çeşittir. Her iki diyabet çeşidinde de sonuçta insülin üreten pankreatik β hücreleri hasar gördüğü için insülin yetmezliği görülmektedir. Günümüz tedavi yöntemlerine alternatif olarak farklı hücre tiplerinden β hücresi üretilmesi ve üretilen bu hücrelerin kişiye transplantasyonu sonucunda diyabet hastalığının kalıcı bir şekilde tedavi edilmesi planlanmaktadır. β hücresi olmayan hücrelerin insülin üreten hücrelere yeniden programlanması diyabetin tedavisi için potansiyel olarak yeni rejeneratif yaklaşımlar sunmaktadır. Bu kapsamda Pdx1 geniyle beraber Ngn3 ve MafA genlerinin β hücresinin oluşturulmasında ve farklılaşmasında esas transkripsiyon faktörleri olduğu gösterilmiştir. Son yıllarda gen düzenlemede kullanılmaya başlanılan CRISPR/Cas sistemiyle beraber bir genin aktivasyonunun arttırılması/azaltılması ya da genin susturulması çok daha kolay hale gelmiştir. Bir genin aktivasyonunu arttırmak için dCas9 proteini ve aktivatör domain yapıları kullanılmaktadır. VP64, VPR ve p300 bu aktivatör domainlerden en sık kullanılanlarıdır. Ancak bu aktivatörlerin aktivasyon verimleri her bir gen için farklılık göstermektedir. Aktivatörlerin yönlendirildikleri promotor bölgesinin transkripsiyon başlama noktasına uzaklığı da aktivasyon verimini etkileyen diğer bir parametredir ve yine her bir gen için farklılık göstermektedir. Bu tez çalışmasında amaç CRSIPR/dCas9 aktivasyon sisteminde Pdx1 ve Ngn3 genlerinin aktivasyonu için en ideal gRNA promotor bölgelerinin ve aktivatör domaininin (VP64, VPR ve p300) belirlenmesidir. Sonrasında en ideal gRNA ve aktivatör domain kombinasyonu ile endogenik genlerin aktivasyonu yoluyla β hücresi programlamaktır. Yapılan çalışmalar sonucunda Pdx1 ve Ngn3 geninin aktivasyonu için hedeflenmesi gereken promotor bölgeleri belirlenmiştir. Ayrıca her iki gen için aktivasyonu en çok arttıran aktivatör domainin VPR olduğu belirlenmiştir. Endogenik genlerin CRISPR-dCas9 ile aktivasyonu sonucu yoluyla insülin üretebilen β hücre benzeri hücrelerin oluştuğu görülmüştür

    Hint okyanusu ülkeleri ekonomik ve sosyal gelişiminde Türkiye'nin potansiyel rolü ve önemi

    No full text
    Bu araştırma liberalizm teorisi çerçevesinde Türkiye ile Hint Okyanusu ülkeleri arasındaki ekonomik işbirliğini incelemektedir. Fransa, İngiltere, Çin gibi ülkelerle karşılaştırırsak, iki bölge arasındaki ilişkinin oldukça yeni olduğu görülmektedir. Bu araştırma, Hint Okyanusu ülkeleri ekonomik ve sosyal gelişiminde Türkiye'nin potansiyel rolü ve önemi hakkında bilgi sunmakta ve iki bölge arasında ilişkilerin geliştirilmesini tavsiye etmektedir. Bu çalışmanın ilgi alanını oluşturan Hint Okyanusu ülkeleri (Madagaskar, Mauritius, Komor Adaları ve Seyşeller ) ile Türkiye'nin ilişkileri uzun süredir devam etmektedir. Türkiye'nin Afrika ve Hint Okyanusu ülkeleri ile olan ilişkisi özellikle Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle hızlanmıştır. Genel olarak, Türkiye'nin dış politikasında Afrika açılımı 2003'ten beri hızla ilerlemektedir. Türkiye'nin 2005 yılından bu yana Türkiye-Afrika ilişkilerinde katetmiş olduğu en büyük başarı, tartışma ve araştırma konularından biri haline gelmiştir. Hint Okyanusu ülkeleriyle ilişkilerin gelişmesi yönünde Madagaskar'da 2010 yılında açılan Türkiye büyükelçiliği önem taşımaktadır. Afrika'da yaşanan gerçekler şunlardır; küresel barış, ekonomik gelişmenin sağlanması ve yoksullukla mücadele, kıtanın büyük zorlukları üstesinden gelmek için dünyanın birçok ülkesinin Afrika ve Hint Okyanusu Bölgesi ile işbirliği kurmasıdır. Fakat Hint Okyanusu ülkelerinin Gayri safı Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ve Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) büyümesi birbirinden farklı ve yavaş gelişmektedir. Bölgenin güçlü bir ekonomik potansiyeli vardır ve bu bölge Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası ve diğer aktörler ile yakın işbirliği içerisindedir. Ancak tüm güçlü yanlarına rağmen, bu bölge ekonomik ve sosyal açıdan savunmasız kalmaktadır. Dünya ekonomileri sıralamasına bakıldığında, Madagaskar 113. ve Komor adaları 121. sırada bulunmaktaydı. 1950'li yıllarda aynı sırada yer alan Türkiye şu an dünya ekonomisinde 17. sırada bulunmaktadır. Türkiye, Hint Okyanusu bölgesinden uzak bir ekonomik atılım yapmıştır. Bu çerçevede, Afrika'da Türk dış ekonomik politikasını dikkate alarak bölgedeki ülkelerin ekonomik politikası ve çevresi konusundaki bilgiler göz önünde bulundurarak, bu çalışmada Hint Okyanusu bölgesinin ekonomik gelişiminde Türkiye'nin önemi üzerinde durukacaktır

    1960 sonrası Türk resminde anlamın örüntüsü

    No full text
    Bu çalışmada, 1960 sonrası Türk resminde gelişim süreçleri, gerileme sürecinde etkin olan unsurlar ve bu unsurlardan çıkış yolları çerçevesinde oluşan anlam örüntüsünün yansımalarından hareketle araştırmacı tarafından oluşturulan çalışmalarla bu etkinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan çalışmalarda yaşanan ıslahatlar, Avrupa'dan alınan örnekler ve düşünürlerin örüntü hakkındaki söylemlerine istinaden sanata olan etkileri incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümünde, Gerileme Dönemi'ndeki Türk sanatının gelişim süreci, Cumhuriyet dönemi sonrası oluşan grup olgusunun ve Batı sanatından etkileşimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise anlam ve kavram üzerine oluşturulan söylem dilinin sanatla olan ilişkisi, Türk sanatında pragmatizm ve bilinçli düşünme gibi kavramlar literatür taraması yapılarak irdelenmiş tanımları vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlam örüntüsü, modern sanat, Türk resim sanatı Araştırmanın sonunda ise (paradigmalara göre) hazırlanmış olan resimlerde 1960 sonrası Türk resim sanatında belli bir çerçevede ele alınan Türk sanatçıların anlam örüntüsü bağlamında resimleri incelenmiş ve açıklanmıştır

    Eğitim yöneticilerinin liderlik becerilerine ilişkin öğretmen görüşleri: bir durum çalışması

    No full text
    Bu çalışma, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Antalya ili Alanya ilçesi Barbaros Azakoğlu Ortaokulunda görev yapan öğretmenlerin eğitim yöneticilerinin iletişim becerilerine ilişkin görüşlerini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olup, bütüncül tekli durum desenindedir. Örneklem olarak, yine nitel araştırmalarda kullanılan amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Antalya İli Alanya ilçesinde bulunan Barbaros Azakoğlu Ortaokulunda görev yapmakta olan öğretmenlerden çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 18 öğretmen örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada veriler metafor, doküman analizi ve bireysel görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları 15-25 dakika süresince yapılan görüşmeler kaydedilip betimsel analize tabi tutulmuş ve görüşler üst ve alt temalar altında kategorileştirilmiştir. Araştırma sonucunda eğitim yöneticilerinin liderlik becerilerini akademik bilgiler, kıdem, tecrübe ve ikili ilişkiler olumlu etkilerken, cinsiyet faktörü ise liderlik becerilerini etkilememektedir. Yöneticilerin uzmanlık gücünün ve liderlik becerilerinin yeterli olduğu anlaşılırken yöneticilerin sorun çözme becerilerinde eksiklikler olduğu ve fazla duygusal davrandıkları anlaşılmıştır. Yöneticiler, seminerlere, kişisel gelişim kurslarına ve hizmet içi eğitimlere katılarak eksikliklerini giderebilirler önerisinde bulunulmuştur

    Yarı sürekli beslemeli tam karışımlı reaktörde enerji bitkisi dallı darıdan biyogaz üretimi

    No full text
    Bu tez çalışmasının amacı, dallı darıdan metan üretimi amacıyla kullanılan kesikli proses (Biyokimyasal Metan Potansiyeli - BMP) ve yarı-sürekli beslemeli prosese organik madde yükleme hızının etkisinin ve proses parametrelerine ait cevaplarının incelenmesidir. Yüksek lisans tezi kapsamında dallı darı bitkisinin karakterizasyon analizleri yapılmıştır. Dallı darının %41.95 karbon (C) içerdiği belirlenmiştir. Hemiselüloz ve selüloz miktarının sırasıyla %36.24 ve %35.94 olarak bulunmuştur. Yüksek karbon, yüksek selüloz ve hemiselüloz miktarı (%72.18) dallı darının anaerobik fermantasyonu ile biyogaz üretiminde tercih edilebilirliğini göstermektedir. Genişletilmiş kimyasal formülü C140H244O109N1 olan dallı darının teorik metan potansiyeli (TBMP) 439.5 mLCH4/gUKM olarak bulunmuştur. Dallı darının spesifik biyokimyasal metan potansiyeli (BMP) testi, farklı organik madde yükleme hızlarında (0.75, 1.0 ve 1.5 gUKMdallı darı/L.Gün) ve substrat/aşı oranlarında (1.1, 1.5 ve 2.2 gUKMdallı darı/gUKMaşı) yapılmıştır. 60 gün sonunda elde edilen spesifik metan üretim miktarları sırası ile 203.9, 190.5 ve 181.0 mLCH4/gUKM olarak bulunmuştur. Organik madde yükleme miktarı arttıkça elde edilen spesifik metan üretim miktarının azaldığı gözlenmiştir. Bu değerler dallı darı TBMP değerinin sırasıyla %46, %43 ve %41'ine karşılık gelmektedir. 0.75 OLR'de üretilen 203.9 mLCH4/gUKM miktarının %80'lik bölümü ilk 24 gün süresinde elde edilmiştir. Kesikli BMP testi 60 gün sürdürülmesine rağmen bu bulgu, dallı darıdan ekonomik metan üretimi açısından alıkonma süresinin 24-25 gün alınabileceğini de ortaya koymaktadır. Kinetik katsayılarının tahmin edilebilmesi için farklı organik madde yükleme hızlarında çalıştırılan kesikli BMP testi metan üretim verileri Modifiye Gompertz, Cone, Reaction Curve ve Birinci Derece Kinetik model ile modellenmiştir. Tüm modellerde regrasyon katsayıları (R2) 0.992 ile 0.999 arasında hesaplanmıştır. Organik madde yükleme hızı arttıkça, hidroliz hız sabitleri (k) ve metan üretim hızı değerlerinin (Rm) azaldığı ve lag fazı (λ) süresinin uzadığı tespit edilmiştir. Dallı darının yarı-sürekli beslemeli sistemde anaerobik fermantasyonu, BMP ile birebir aynı şartlar altında (besleme miktarı, SRT ve sıcaklık) gerçekleştirilerek substrat yükleme hızının yarı-sürekli anaerobik prosesteki spesifik metan üretimine olan etkisi incelenmiştir. 0.75, 1.0 ve 1.5 gUKM/L.gün organik madde yükleme hızlarında, dallı darı'nın spesifik metan üretim değerleri sırasıyla 147.6, 156.9 ve 60.11 mLCH4/gUKM olarak hesaplanmıştır. Organik madde yükleme hızı 1.5 gUKM/L.gün'e çıkarıldığında, spesifik metan üretimi kritik bir şekilde düşmüştür. Bunun sebebinin, lignoselülozik yapıya sahip dallı darının hidrolizinin yavaş olması ve çok yüksek uçucu organik asit konsantrasyonları ölçülmese bile asidogenesis aşamasında sistemi tamponlayacak alkalite kaynağının olmaması nedeniyle anaerobik fermantasyonun bozulmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anaerobik proseste görev alan mikroorganizma türlerinin tespit edilebilmesi amacıyla yarı sürekli anaerobik reaktörden alınan numunelerde DNA izolasyonu, polimeraz zincir reaksiyonu, denature gradian jel elektroforezi ve dizileme işlemleri uygulanarak anaerobik proseste görev alan mikrobiyal türlerin moleküler genetik tanımlama çalışmaları yapılmıştır. Yarı sürekli anaerobik reaktörün 270 gün süren işletiminde Methanosarcina, Methanosaeta, Methanothrix ve Metanometilovorans arkeaları ve Chloroflexi, Firmicutes, Spirochaetes ve Actinobacteria bakterileri tespit edilmiştir. 1.0 gUKM/L.gün organik madde yükleme hızında elde edilen metan üretimi, 0.75 gUKM/L.gün organik madde yükleme hızında elde edilen metan üretiminden %6 fazla olmasına rağmen, dallı darının bir atık olmadığı ve enerji üretimi için yetiştirilen bir bitki olmasından dolayı toplam ekonomik fayda göz önüne alındığında elde edilen spesifik metan verimi sonuçlarına göre düşük organik madde yükleme hızı (0.75 gUKM/L.gün) değerinin hem kesikli reaktörde hem de yarı-sürekli beslemeli anaerobik reaktörde çalıştırılmasının daha verimli olacağı sonucuna ulaşılmıştır

    Dijital çağda inovasyon yeteneği üzerine nitel bir araştırma: Tekstil boya apre fabrikası akıllı süreç örneği

    No full text
    İşletmelerin rekabet ortamında aktif rol alabilmeleri için akıllı sistemleri etkin bir şekilde kullanmaları ve yönetmeleri gerekmektedir. Bu süreçte yöneticilerin stratejik kararlar alması ve işletme ortamında bu kararları uygulaması önemlidir. İşletmelerde yapılan inovasyon uygulamalarını kontrol altında tutabilmek ve gözlemleyebilmek için yöneticilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu bağlamda dijital çağda inovasyon uygulamalarına neden ihtiyaç duyulduğu, işletmelerin inovasyon uygulamalarını nasıl yönettiği ve küresel rekabet ortamında yapılan inovasyon uygulamalarının işletmelere ne tür geribildirimler sunduğu belirlenmelidir. Bu çalışmada, dijital çağda işletmelerin inovasyon yönetim yeteneğini belirleyen faktörlerin açığa çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmada nitel paradigma çerçevesinde betimsel durum çalışması gerçekleştirilmiştir. Veriler, altı kişilik katılımcı grubundan yarı yapılandırılmış mülakat tekniği aracılığı ile sağlanmıştır. Çalışmada elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular, araştırmanın gerçekleştirildiği işletmede dijital çağda teknolojik süreç inovasyonu ve organizasyonel inovasyonun öne çıktığını göstermiştir. Dijital çağda inovasyonu tetikleyen faktörlerin; enerji tasarrufu sağlama ihtiyacı, çevresel sosyal sorumluluk anlayışı ile çalışan sağlığının korunması ve iş güvenliğinin sağlanması sorumluluğu olduğu tespit edilmiştir. Katılımcı görüşleri temelinde; öğrenme yeteneği, araştırma-geliştirme yeteneği, üretim yeteneği, pazarlama yeteneği, organizasyonel yetenek, kaynak tahsis yeteneği ve stratejik planlama yeteneği, dijital çağda inovasyon yönetim yeteneğini belirleyen faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Son olarak; dijital çağda etkili inovasyon yönetimine ilişkin bulgularda, dijital çağda etkili inovasyon yönetiminin işletmelere katkıları ve dijital çağda etkili inovasyon yönetiminin önündeki engeller olarak iki alt temaya dikkat çekildiği saptanmıştır. Dijital çağın öne çıkan üretim teknolojileriyle bütünleştirilmiş bir inovasyon yönetim sürecini derinlemesine bir irdelemeyle ortaya koyan bu çalışmanın, elde edilen kapsamlı sonuçlarıyla daha sonra yapılacak olan araştırmalara temel sağlayarak ilgili alan yazına katkıda bulunması beklenmektedir

    Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin söz varlığı unsurlarının anlamını bulma ve türünü belirleme durumları üzerine bir inceleme

    Get PDF
    Bu çalışma Türkçe öğretmenlerinin, ortaokul öğrencilerinin yenilenen Türkçe Dersi Öğretim Programı'na dayanarak öğrencilerin söz varlığının anlamını ve türünü bulma durumlarını incelemek, öğretmen ve öğrenci görüşlerini tespit etmek ve anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, nicel boyutta 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde bulunan 4 ortaokulda öğrenim gören 160 beşinci sınıf öğrencisi; nitel boyutta ise açık uçlu soruya cevap veren 20 Türkçe öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada karma yöntem ve nicel verileri desteklemek için gömülü desen kullanılmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen bir ölçme aracıyla; nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir. Nicel verilerin çözümlenmesinde ise SPSS 22.0 paket program ve Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Öğretmen ve öğrenci görüşmeleri kaydedilip içerik analizine tabi tutulmuş ve görüşler üst ve alt temalar altında kategorileştirilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin ölçme aracındaki söz varlığı unsurlarının anlam türünü bulma oranı % 74.8; anlamını bulma oranı %61.2 olarak tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin söz varlığı unsurlarının anlamını ve türünü belirlemede daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Özel okul öğrencilerinin söz varlığının anlamını bulma durumunun, devlet okulu öğrencilerine göre daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin söz varlığının anlam türünü tespit etmede, anlamını bulmaya oranla daha başarılı oldukları gözlenmiştir. Araştırma sonuçları, belirtilen temalar altında öğretmen ve öğrencilerin görüşlerini yansıtan bulgular nitel ve nicel verilerin harmanlanmasını içermekte olup bu bulgular, Türkçe öğretmenlerinin söz varlığı öğretimine ilişkin görüşleri ve uygulamaları konusunda ipuçları sunmaktadır

    1982 Anayasası başlangıç kısmı çerçevesinde anayasa yargısının meşruluğu sorunu

    No full text
    Bir hukuk devleti olabilmenin en temel gereği, egemenliği kullanan tüm erklerin başta Anayasa olmak üzere belirli normların sınırlamasına tabi olmasıdır. Anayasa yargısının ilk görünümleri ile hukuk aleminde somut bir varlık kazanmasından itibaren, anayasal denetim yetkisine ilişkin meşruluk tartışmaları da gündeme gelmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin sahip olduğu denetim yetkisinin belirli sınırları mevcuttur. Meşru niteliğe sahip bir denetim yetkisinden söz edebilmek için, yargılama faaliyetinin hukuk ile çizilen bu sınırlar içerisinde icra edilmesi gerekir. Anayasa yargısının meşruluğu problemi, içeriğinde yer alan pek çok soru başlığı ile hukuk ve siyaset alanını uzun yıllardır meşgul etmiş bir konudur. Tez çalışmamızın amacı bu meşruluk sorununa, 1982 Anayasası'nın Başlangıç kısmı çerçevesinde yaklaşmaktır. 1982 Anayasası'nın 176. maddesi ile Başlangıç kısmının, Anayasa metnine dahil olduğu kabul edilmiştir. Başlangıç kısmı yapısı itibariyle, Anayasa'nın diğer hükümlerinden ayrı bir karaktere sahiptir. Çalışmamızda, Başlangıç kısmı içeriğinde yer alan soyut niteliğe sahip ilkelerin anayasal denetimde kendisine ne şekilde yer bulacağı ve Anayasa Mahkemesi'nin Başlangıç kısmını kaynak olarak kullanırken sahip olduğu denetim yetkisinin sınırları, anayasa yargısının meşruluğu sorunu kapsamında irdelenmiştir. Çalışmamızda öncelikle anayasa yargısının meşruluğu sorunu ele alınarak, bu soruna yönelik temel soru başlıkları incelenmiştir. Ardından başlangıç kısımlarının genel niteliği ve ülke anayasalarından örnekler değerlendirilmiştir. 1982 Anayasası'nın Başlangıç kısmı irdelenerek, Başlangıç kısmının hukuki niteliği ve anayasal yargılamadaki yeri inceleme konusu olmuştur. Çalışmamızın son bölümünde, Anayasa Mahkemesi'nin Başlangıç kısmına ilişkin tutumu incelenmiş; Başlangıç kısmı çerçevesinde laiklik ilkesinin ele alınışı ve siyasi partilere ilişkin yargılamalar değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin Başlangıç kısmında yer alan ilkeleri, denetiminin temel kaynağı olarak kullanması gerektiği ancak meşruluk zemininden kopmaması için ilkelerin yorumunda anayasal sınırları gözeterek, denetimin özünde yer alan hukukilik niteliğini koruması gerektiği değerlendirilmiştir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇