Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Bilim ve sanat merkezi (BİLSEM) sosyal bilgiler öğretmenlerinin atölye geliştirme sürecine yönelik deneyimleri
Bu araştırmanın amacı; Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) sosyal bilgiler dersini yürüten öğretmenlerin atölye deneyimlerine yönelik görüşlerini ve öğretim sürecine yönelik uygulamalarını ortaya koymak ve bu atölye etkinliklerinin sosyal bilgiler öğretiminde etkisini incelemektir. Temel nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmada çalışma grubunun belirlenmesinde ölçüt örnekleme esas alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları Türkiye genelinde, BİLSEM'lerde sosyal bilgiler dersine giren 66 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yetenek geliştirme atölyelerinin farklılaştırma ve zenginleştirme eğitimine yönelik etkinlikler içerdiği ifade edilebilir. Atölyelerin planlama sürecinin esnek olması öğretmenler tarafından olumlu karşılanmakla birlikte sürecin öğretmenin inisiyatifine bırakılmasına katılımcıların bazıları olumsuz yaklaşmaktadır. Atölye uygulama sürecinin öğrencinin zihinsel ve sosyal gelişimini desteklediğine yönelik ifadeler öne çıkmıştır. Atölye uygulama sürecinde, fiziksel imkân ve teknolojik altyapının yetersiz olduğu söylenebilir. Atölye etkinliklerinin değerlendirilmesinde, öğretmenlerin hazır atölye değerlendirme kriterlerini kullandığı, bazı öğretmenlerin kendi değerlendirme kriterlerini geliştirdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte bazı öğretmenler atölyeler için doğru değerlendirme kriterlerinin oluşturulamadığı görüşünü paylaşmıştır. BİLSEM öğretmenlerinin kendilerini geliştirme noktasında ise, gayret gösterdiklerini söylemek mümkündür
Üniversite öğrencilerinin bilinçli tüketime bakış açıları ve bir uygulama
Tüketici ihtiyaçları sınırsızken kaynakların sınırlı olduğu bilinen bir gerçektir. Tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılarken mantıklı ve bilinçli olmaları beklenmektedir. Bu anlamda ''Üniversite öğrencileri bilinçli bir tüketici midir?'' Sorusuna yanıt bulmak için bu araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacına hizmet etmesi amacıyla Kuru (2014) tarafından geliştirilen ''Rasyonel Tüketim'' ölçeği kullanılmıştır. Bilinçli tüketim kavramının birçok alt boyutu vardır ve bunlardan birisi de mantığa dayalı rasyonel tüketimdir. Bu araştırmanın verileri Akdeniz, Antalya Bilim ve Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerden anket yoluyla elde edilmiştir. Öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerinin, tüketici olarak haklarını bilip bilmediklerini ve bilinçli tüketici olup olmadıklarını etkileyip etkilemediği keşfedilmeye çalışılmıştır. Anketin verileri paket program kullanılarak kodlanmış ve analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilinçli tüketici olmanın ve tüketici olarak haklarını bilmenin eğitim seviyesi, gelir ve üniversite ile ilgisi bulunmamaktadır. Sosyo-demografik özelliklerden birisi olan eğitim seviyesi açısından incelendiğinde, yüksek lisans öğrencilerinin lisans öğrencilerine göre sadece daha bilinçli tüketici oldukları bulunmuştur
Okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarının okul öncesi dönemde yaratıcılığın önemine ve geliştirilmesine yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde yaratıcılığın önemi ve yaratıcı düşüncenin geliştirilmesine yönelik okul öncesi öğretmenlerinin ve okul öncesi öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Okul öncesi dönemde yaratıcılığın ve yaratıcı düşüncenin geliştirilmesine yönelik yöntemler belirlemek ve çözüm önerileri üretmek amacıyla yapılan bu araştırmanın yönteminin desenlenmesinde, nitel araştırma desenlerinden, bütüncül çoklu durum desenli betimsel durum çalışması deseni kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin ve okul öncesi öğretmen adaylarının görüşlerinin alınmasında, nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizi birlikte kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; 2020-2021 öğretim yılında Antalya ilinin Alanya ilçesinde anaokullarında ve anasınıflarında görev yapan 25 okul öncesi öğretmeni ve Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü 25 öğretmen adayı oluşturmuştur. Elde edilen bulgulara göre, okul öncesi eğitimde yaratıcılık ve yaratıcı düşüncenin önemine ilişkin görüşler arasında en çok; hayal gücü ve yaratıcılığın ilişkisi, çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade etmesini sağlaması ve iletişim becerisi kazanmasına yardımcı olması, çocuğun problem çözme becerilerini geliştirmesi ve neden sonuç ilişkisi kurmasına yardımcı olması, çocuğun farklı bakış açısı geliştirmesini sağlaması, çocuğun yaşamını etkilemesi ifade edilmiştir. Okul öncesi eğitimde çocukların yaratıcılıklarını ve yaratıcı düşüncelerini geliştirmek için neler yapmamız gerektiğine ilişkin görüşler arasında en çok; çocuğun soru sorabileceği ve kendini ifade edebileceği ortamların oluşturulması, yaratıcı ortamlar sunulması ve yapılandırılmamış etkinliklere yer verilmesi, çocukların merak duygularını artıracak farklı ortamlar, etkinlikler ve oyunlar tasarlanması, farklı materyaller sunulması ve çocuklardan yeni bir şeyler üretmelerinin istenmesi, kendilerini ve çevrelerini keşfetmelerine olanak tanınması, çocukların özgür bırakılması, çocuklara farklı materyaller ve ortamlar sunulması, çocukların özgün kendilerinin yapabilecekleri farklı etkinliklerin hazırlanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Okul öncesi dönemde yaratıcılık ve yaratıcı düşüncenin geliştirilmesi için sınıf içinde ve sınıf dışında yapılan etkinlikler arasından en çok; sınıf dışı etkinliklere yer verilmesi, çocukların geziye götürülmesi, sanat etkinliği yapılması, drama etkinlikleri yapılması, matematik ve fen etkinlikleri yapılması, çocukların evde aileleri ile yapılacakları etkinliklere önem verilmesi, farklı materyallerle çocukların özgün ürünler üretmelerinin sağlanması, Türkçe etkinliklerinde çocukların duygu ve düşüncelerini özgün bir şekilde ifade edebilmesinin sağlanması, yapılandırılmamış ve yarı yapılandırılmış etkinliklere yer verilmesi, etkinliklerde farklı yöntem ve tekniklerin kullanılması, drama ve oyun etkinlikleriyle çocukların kendini ifade edebilmesinin sağlanması gerektiğini ifade etmişlerdir. 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nın genel olarak çocukların yaratıcılıklarını ve yaratıcı düşüncelerinin geliştirilmesinde olumlu katkı sunduğu ifade edilmiştir
Arap Baharı'nın bazı mena ülkelerindeki işsizlik oranı üzerine etkisi
MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) Bölgesi'ndeki genç işsizlik dünyada tüm bölgeleri de içine alan en yüksek işsizlik oranına sahiptir. Arap Baharı, işsizlikle ilgili şikayetler ve mevcut rejimlerden duyulan memnuniyetsizlikten kaynaklanan bir gençlik isyanı olarak tanımlanırken, halkın beklediğinin aksine MENA Bölgesi, Arap Baharı'nın ardından işgücü piyasasının olumsuz şekilde etkilenmesine tanıklık etmiştir. Bu makale kuşkusuz Arap Baharı'nın ardından, kitlesel protesto dizisinin ve krizin en çok yaşandığı bölge ülkelerinden olan Mısır, Yemen, Tunus ve Libya'daki genç işsizliğin ve toplam işsizliğin makroekonomik belirleyicilerini ve Arap Baharı'ndan ne ölçüde etkilendiğini incelemektedir. Çalışmanın birincil amacı, işsizliğin Arap Baharı Krizi'nden ne ölçüde etkilendiğini araştırmaktır. İkincil olarak ise makroekonomik belirleyiciler olan kişi başına düşen milli gelir, enflasyon, ortalama eğitim yılı, DYY (doğrudan yabancı yatırım), nüfus, net ihracat gibi değişkenlerle beraber dünya yönetişim göstergelerinin ve 2008 küresel mali krizin genç işsizlik ve toplam işsizlik oranları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla çalışmada ele alınan ülkelerin 2000-2019 yılları arasındaki mevcut verilerinin panel niteliğinden faydalanılmıştır. Çalışmanın temel sonucu, Arap Baharı Krizi'nin işgücü piyasaları üzerinde olumsuz bir etkisinin olması ve genç işsizlere kıyasla genel çalışan nüfus üzerindeki etkisinin daha büyük olarak tespit edilmesidir. Arap Baharı değişkeni toplam işsizlik oranı için istatistiksel olarak anlamlı sonuçlanırken genç işsizlik oranının belirlenmesinde anlamlı bulunmamıştır. İşsizliğin ana açıklayıcı değişkenlerinden olan kişi başına düşen milli gelir ile küresel mali kriz değişkeni ele alınan ülkelerin genç ve toplam işsizlik oranlarının belirlenmesinde önemli bir rol oynamamıştır. Bununla birlikte, DYY ve enflasyon değişkeni sadece toplam işsizlik oranı için istatistiksel olarak anlamlı tespit edilirken, nüfus ve ortalama eğitim yılı değişkenlerinin etkisi her iki tablo için de anlamlı bulunmuştur. Yönetişim göstergelerinden yolsuzluk kontrolü, hukukun üstünlüğü, siyasi istikrar ve şiddetsizlik değişkenleri her iki tablo için istatistiksel olarak anlamlı sonuçlanmakla birlikte diğer göstergelerin sonuçları her iki tablo için farklılık göstermiştir. Özet olarak, ele alınan ülkelerin işsizlik oranları üzerinde yönetişim göstergelerinin de etkin faktörler olduğu istatistiksel olarak tespit edilmiştir
Koloit parçacıkların etkileşim potansiyel enerjilerinin video mikroskop yöntemiyle ölçülmesi
Koloitler, teknoloji ve endüstride birçok uygulama alanına sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda bilimsel açıdan da önemli bir role sahiptirler. Örneğin, ışık mikroskobu ile mikrometre büyüklükteki küresel koloit parçacıklar, maddeyi oluşturan atom sistemlerine benzetilebilir ve faz geçişi mekanizması gibi istatistiksel mekaniğin temel problemlerini incelemek için bir model sistem olarak kullanılabilir. Küresel koloit parçacıkların yapıları atomik yapılar ile örtüşmektedir ve ışık mikroskobu sayesinde koloit parçacıkların konumları büyük bir hassasiyetle ölçülebilir. Böylelikle atom sistemlerinde teknolojik olarak mümkün olmayan eşzamanlı lokal ve dinamik ölçümler, koloit parçacıklar ve ışık mikroskobu kullanılarak eşzamanlı olarak yerine getirilebilir ve koloit sistemlerdeki yeni bulgular atom sistemlerindeki cevaplanamamış sorulara ışık tutabilir. Sıvı içerisindeki koloit parçacıklar arasındaki etkileşimler, bir asırdan fazladır çalışılmasına rağmen, tam olarak anlaşılamamıştır. Koloit parçacıklar genellikle, çözücü moleküller, moleküler ölçekli iyonlar ve diğer yüklü yüzeyler ile birlikte karmaşık bir ortamda bulunur. Koloit parçacıkların dinamiği incelenmeden önce bunların hepsi dikkate alınmalıdır. Bu bileşenler arasındaki etkileşimler; oldukça güçlü itme, van der Waals etkileşimi, makro iyonlar (koloit küreler), sudaki iyonlar ve hidrodinamik çapraz bağlama ajanları arasındaki Coulomb etkileşimlerini içerir. Bu çalışmada, seçilen uygun polimerler Poli(N-izopropilakrilamid) (PNIPAM) kullanılarak hazırlanan koloit süspansiyonlarda parçacıklar arası etkileşim potansiyel enerjilerini ölçmek için dijital video mikroskop yöntemi ve sıvı yapı teorisi kullanılmıştır. Optik mikroskop ile doğrudan gözlemlenebilen, suda yayılan mikrometre boyutundaki koloit parçacıkların dinamiği incelenmiştir. Dijital görüntü analizi sayesinde koloit süspansiyonların incelenmesi anlık ve gözlemlenebilir olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda mikron boyutunda PNIPAM hidrojel parçacıkları kullanılmıştır. Sentezlenen koloit parçacıkların ısıya duyarlılığını ve büyüklüklerini kontrol ederek, bir optik mikroskop ile hareketleri kısıtlanmış geometriler içinde ve farklı sıcaklıklar altında etkileşimleri "eşzamanlı" olarak gözlemlenerek, fiziksel özellikleri ölçülmüştür. Çalışma sonucunda, video mikroskop yöntemi ile alınan veriler, görüntü işleme programı yardımıyla bir araya getirilerek koloit parçacıkların, etkileşim potansiyel enerjilerinin doğrudan hesaplanmıştır
Avrupa bütünleşmesi süresincde Türkiye'de yerelleşme sorunsalı: Fransa ve Polonya ile bir karşılaştırma
20. yüzyılın ilk yarısında iki dünya savaşı deneyimleyen Avrupa, ikinci yarısında da savaşın ortaya çıkardığı siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal yıkımları en kısa zamanda telafi etmek ve bir daha yaşanmasına engel olmak amacıyla bütünleşme düşünce ve hareketlerine sahne olmuştur. Ekonomik alanda başlayan bütünleşme olgusu yüzyılın sonuna doğru siyasi bütünleşmeyi de beraberinde getirmiş ve AB gibi kendine özgü bir ulus üstü organizasyon haline gelmiştir. 1990'lı yıllarda post-Sovyet ülkelerin Birliğe üye olmak istemeleri, ortak kamu yönetimi sorununu doğurmuş Avrupa yönetsel alanı düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra üye olmak isteyen ülkeleri ekonomik alanda olduğu gibi yönetsel anlamda da Birliğe uyum sağlaması gerekmiş ve aday ülkeler uyum için yönetsel sistemlerinde bir dizi reformlar gerçekleştirmiştir. Bu reformlar arasında hiç şüphesiz yerelleşme reformları özel bir öneme sahiptir. Çalışmada AB'ye üye ve aday ülkelerin yönetsel sistemlerinde gerçekleştirilen reformlarda Birliğin etkileme kanalları ve etkileri değerlendirilmek istenmiştir. Bu kapsamda AB kurucu üyesi Fransa, sonradan üye olan Polonya'da gerçekleştirilen yerelleşme reformları ve bu reformlarda AB etkisi incelenmiş ve aday ülke olarak ülkemizde gerçekleştirilen ve gelecekte gerçekleştirilecek reformlar için çıkarımlar ortaya konmuştur. Bu amaçla çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde öncelikle AB bütünleşme süreci ve yerelleşme konularında kavramsal tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Birliğin kurucu ülkesi olan Fransa'nın AB'ye uyum sürecinde gerçekleştirdiği yerelleşme reformları ve bu reformlarda AB etkisi aranmıştır. Ardından Birliğe sonradan üye olan Polonya'nın yerelleşme süreci ve bu süreçte AB etkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Avrupa bütünleşmesi kapsamında Türkiye'deki yerelleşme reformları incelenmiş ardından Fransa, Polonya Türkiye'deki yerel yönetimlerin yapısı özerk yerel yönetimlerin temel ilkeleri kapsamında karşılaştırılmış ve ardından bu ülkelerin yerelleşme süreçleri konusunda edindikleri olumlu ve olumsuz deneyimler karşılaştırılmış çıkarımlarda bulunulmuştur
Beden eğitimi öğretmenlerinin duygusal zeka ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı; beden eğitimi öğretmenlerinde duygusal zeka ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya 123 kadın, 75 erkek; toplam 198 beden eğitimi öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik değişkenler ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın amacına ulaşmak için; Petrides ve Furnham (2000) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Deniz, Özer ve Işık (2013) tarafından yapılan "Duygusal Zeka Ölçeği Kısa Formu" ile birlikte Pines (2005) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Tümkaya, Çam ve Çavuşoğlu (2009) tarafından yapılan "Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde verilerin normal dağılım göstermesi doğrultusunda bağımsız gruplar t-testi ile korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler Microsoft Excel ve SPSS 22 paket programıyla yapılmış ve yapılan tüm değerlendirmelerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda, duygusal zekâ ile tükenmişlik arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tükenmişliğin duygusal zekâ tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ve varyansının %35'ini açıkladığı belirlenmiştir
Din-siyaset ilişkisi bağlamında islami sivil toplum kuruluşları: Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) örneği
Her biri bağımsız bir konu olarak ve de dönemsel içeriklerle din ve siyaset konusunun oldukça zengin bir literatürü vardır. Buna karşılık bir ilişki zemininde din-siyaset ilişkisi, problematik boyutu ve ürettiği sosyal organizasyonuyla hem kadim hem de modern bir konudur. Özellikle modernite sürecinde dinin, sosyal hayat ve yönetim erkindeki etkinliğinin zayıflamasıyla birlikte bu problematik alan, daha da girift bir hal almış gözükmektedir. Bu karşılaştırmada kadim içerik, meşrulaştırma işleviyle irtibatlandırılmaktadır. Fakat din siyaset ilişkisinin bir mesele olarak en yoğun şekilde tartışılmasının ise modernite süreciyle ilgili olduğu unutulmamalıdır. Rönesans, reform, sanayi devrimi, modernite, aydınlanma, Fransız ihtilali gibi süreçlerin en temelde yer yer dini yoğunluğa sahip sosyal hayattaki köklü değişimlerle ilgili olduğu aşikârdır. Din ve siyaset ilişkisinin en yoğun tartışıldığı kavramsal set ise devlet, laiklik, sivil toplum, hilafet ve pozitif hukuktan oluşmaktadır. Modernite süreçleriyle birlikte hem devletin sosyal hayata olan etkisi hem de dinin siyasal alana müdahalesi tartışılırken sivil toplum örgütlenmeleri örnekleminde İslamcılığın din merkezli toplumsal ve siyasal alana ilişkin talepleri ifade edilmeye çalışılmıştır. Tezimiz kültürel veya siyasal tonlu İslamcılık paradigmasına sahip İslamcı sivil toplum kuruluşları örnekleminde din ve siyaset ilişkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Antalya merkezli sivil toplum kuruluşlarından 24 farklı STK'nın bir araya gelerek oluşturdukları Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) kasti (amaçsal) örneklem olarak seçilmiştir. Platform çalışmalarına etkin katılan ve platformda karar verici pozisyonundaki üyelerinden 23 kişiyle yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle veri toplanmış ve elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. İslamcı STK'lar olarak adlandırılan bu kuruluşlarda faaliyetlerinin içeriği, kimliksel tanımlamaları, devlet tasavvurları, mali kaynak temininde devletle ilişkileri, politik süreçlere ilişkin pozisyonları, laiklik ve hilafet algıları, 28 Şubat ve cari iktidarla ilişkileri bağlamında veriler toplanmıştır. Platform üyelerinin kimliksel beyanlarında İslamcılık, muhafazakârlık ve milliyetçilik kavramları ön plana çıktığı; kendi söylemlerini oluşturmada özgür olmayı hedeflemekle birlikte toplumsal gündem ve cari siyasal iktidarla örtüşebildikleri gözlemlenmiştir
Faal hakemlerin liderlik özellikleri ile empati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, bazı spor branşlarında görev yapan faal hakemlerin liderlik özellikleri ile empati düzeyleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemektir. Çalışma, örneklemini Antalya ilinde aktif olarak görev yapmakta olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılım gösteren 220 hakem oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına ulaşmak için, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan demografik bilgi formu, Dökmen (1988) tarafından geliştirilmiş olan empatik eğilim ölçeği ve Dursun, Yenel ve Günay (2019) tarafından geliştrilmiş olan çok yönlü liderlik yönelimleri ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilen analizi SPSS paket program ile yapılmıştır. Toplanan verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri incelenerek normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda ikili gruplarda anlamlı farklılıkları tespit edebilmek amacı ile bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla gruplarda ise tek yönlü varyansa analizi kullanılmıştır. İki kavram arasındaki ilişkininin anlamlılığı ve yönünü tespit edebilmek amacı ile korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Yapılan bu araştırmada, tarama yöntemi kullanılmıştır. Tarama yöntemi betimsel bir çalışmadır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, hakemlerin medeni durum, başka mesleğe sahip olma değişkenlerine göre empatik eğilim düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Liderlik yönelimlerinde ise; cinsiyet, medeni durum, başka bir mesleğe sahip olma, kıdem yılı, klasman ve ayık gelir düzeylerine göre istatisiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan hakemlerin liderlik ve empati düzeyleri arasında pozitf yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir
Meslek liselerinde verimliliği artırmaya yönelik öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Toplumların kalkınmasında eğitimin yadsınamaz gücü ile sosyoekonomik kalkınmada mesleki eğitimin kapsamı oldukça önem arz etmektedir. Mesleki eğitim sisteminde mesleki ve teknik eğitime yönelik toplumsal algı, akademik programların yoğunluğu, iş birliği fırsat ve imkânları, teknolojik donanımlar vb. ile ilgili yaşanan sorunlar ve yapılması gereken geliştirmeler olduğu eğitim değerlendirme raporlarında belirtilmektedir. Bu araştırmada, meslek liselerinde verimliliğin artırılabilmesi amacıyla öğretmen görüşleri değerlendirilmiştir. Nitel araştırma kapsamında gerçekleştirilen çalışmada fenomenolojik desen uygulanmış olup, araştırmanın örneklemini ise 2020-2021 eğitim-öğretim yılı Antalya ili Kepez ilçesindeki devlete bağlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri (15 kişi) oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak gerçekleştirilen araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniklerine uygun olarak kodlar ve temalar belirlenerek analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında; meslek liselerinde görev yapan öğretmenlerle gerçekleştirilen bu çalışma sonucunda; mesleki eğitim sisteminin başarısı, mesleki alan-dal programlarında verimlilik, eğitim-öğretim programları geliştirmeleri, ders verimliliği, öğretim materyalleri, fiziki kullanım alanları ve donanım, staj eğitimleri, sanayici-sektör iş birlikleri, projeler ve teknik geziler, okul yönetiminin tutumu, öğretmen ve öğrenci motivasyonu, okul-aile iş birliği gibi başlıklar altında çeşitli fikir ve öneriler elde edilmiştir. Mesleki Eğitim sisteminin kendisiyle ilgili olarak; liselere yerleştirme sisteminin sonucu olarak düşük puanlı öğrencilerin istemeden meslek liselerini tercih etmeleri, sınavla alımın olmaması, mesleğe uygun, nitelikli ve bu konuda hedefi olan öğrencilerin mesleki eğitime katılımının sağlanamaması, ortaokullarda da etkili bir mesleki ve akademik rehberlik sisteminin olmaması sonuçları dikkat çekerken, eğitim öğretim programlarında ise; müfredatların öğrenci seviyesine uygun ve güncel olacak şekilde çalışmalar yapılması, teknolojinin gerisinde kalınmaması, teorik kısımların azaltılıp uygulama saatlerinin arttırılması, yaparak yaşayarak öğrenmenin özellikle mesleki eğitim için oldukça önemli olduğu; başka bir boyutta da sosyoekonomik ve toplumsal sorunların yansımasının meslek liselerinde istenmeyen öğrenci davranışları ve okul aile iş birliğinin zayıflığı şeklinde kendini gösterdiği gibi görüşler elde edilmiştir. Alan ve dalların bölgenin ve ilin şartlarına uygun olarak güncellenmesi, döner sermaye sistemi kurularak üretim döngüsünün sağlanması, fiziki yapıların, donanım ve alt yapı eksikliklerinin giderilmesi, öğretmen eğitimleri, staj eğitimlerinin daha işlevsel olması, sanayici ve sektör iş birliklerinin arttırılmasının önemi sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar irdelendiğinde; ortaöğretim mesleki eğitim sisteminin bileşenlerinin incelenerek yenilenmesi ve geliştirilmesi, gereken alanlarda güncellemeler yapılması gerekliliği görülmektedir. Nitelikli ve kaliteli mesleki eğitim ile nitelikli öğrenci yetiştirilmesi, nitelikli iş gücü oluşturulması ile sosyoekonomik ve toplumsal kalkınmanın artırılması demektir. Nitelikli mesleki eğitimin de; istekli ve hedefe yönelik öğrenciler, tam donanımlı ve teknolojiyle entegre atölyeler, kendini sürekli geliştiren motivasyonu yüksek öğretmenler, destekleyici okul yönetimleri ve okul aile iş birlikleriyle gerçekleştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır