Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Lykia kültleri ışığında kültürel süreklilikler ve değişiklikler
Anadolu'nun güneybatı kısmında yer alan Teke Yarımadası, kabaca antik dönem içerisinde "Lykia Bölgesi" olarak adlandırılan bölgenin sınırlarını oluşturmaktadır. Lykia konumu itibariyle önemli bir noktada yer almaktadır. Bu bölgede insan hayatına ilişkin ilk veriler Neolitik Dönem'e kadar inerken, bizim Lykia'ya atfedildiğimiz ilk somut veriler MÖ 7.yy. civarına tarihlenmektedir. Bu verilerin hemen ardından gelen dönemde yani MÖ 6.yy.da Lykia Bölgesi Pers egemenliği altına girmiştir. Pers İmparatorluğu yönetimi altında bölge, olasılıkla yerli ve Ksanthos merkezli bir hanedanlığın yönetimine bırakılmıştır. Bu dönemde Pers yönetiminin özellikle kültürel konular noktasında bir miktar esneklik sunduğu birtakım buluntular vasıtasıyla kanıtlanabilir niteliktedir. MÖ 5.yy. içinde Lykia, bir süreliğine Attika-Delos Deniz Birliği'nin vergi listelerinden göründüğü üzere sembolik bir miktar ödeme yapmış yani bu birliğe katılmışsa da kısa bir süre sonra tekrar Pers egemenliği altına girmiş ve bu durum MÖ 4.yy.a kadar devam etmiştir. MÖ 4.yy.ın ilk yarısında Ksanthos merkezli Dynastlık gücünü Perikles yönetimindeki Limyra kentine kaptırmıştır. Perikles yönetiminde Lykia, MÖ 360 yılı civarında Pers Kralı Artaxerxes II Mnemon karşı geçekleşen Satrap Ayaklanması'na katılması ve isyanın bastırılması sonucunda Karia satraplığına bırakılmış ve İskender'in fethine kadar Karia satraplığının bir parçası olarak kalmıştır. Lykia Bölgesi'nin Klasik Dönem'ini kapsayan bu kültürel ve siyasal karmaşa dönemi ve bu döneme ait veriler, yerel kültlere ilişkin ilk buluntuları vermesi ve temas halinde bulunduğu kültürlerin etkilerinin de yavaş bir biçimde görünür olmaya başlaması noktasında "Lykia Kültleri Işığında Kültürel Süreklilikler ve Değişiklikler" başlıklı çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Gerekli görüldüğü yerlerde Hellenistik ve Roma Dönem'lerine ait veriler de bu değişim ve süreklilikler noktasında konuya dâhil edilmiştir. Bu dönemde bölge kültlerini ilişkin veriler bir takım sikke, kabartma ve yontunun dışında genel olarak ana dilde yazılmış yazıtlardan gelmektedir. Bu yazıtlar ise kısmen adak yazıtları ve az sayıda kararname dışında ağırlıkla mezar yazıtlarıdır. Likçe olarak değerlendirdiğimiz bu dil bugün hala tam çözülebilmiş değildir. Ancak bu dilin, Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Bronz Çağ'ı Anadolu topluklarından Luvilerin dili olan Luvice dilinden gelmiş olduğu bugün kanıtlanmış bir gerçektir. Ayrıca bu yazıtların bir kısmı Likçe-Hellence olmak üzere çift dilli yazılmıştır. Dolayısıyla Lykia kültlerinin kapsam, nitelik ve kökeni hususunda oldukça kısıtlı bir görünüm sunmaktadır. Bu yazıtlardan yola çıkarak belgelenebilen en önemli hususlardan biri, yerel dilde verilmiş tanrı ve tanrıça isimleri incelenerek, MÖ 2. binyıl kaynaklı Hitit-Luvi inanç sisteminden gelmiş olduğu anlaşılan Tanrılar ile yazıtların Hellence karşılıkları sayesinde tespit edilebilen Hellen mitolojisinden bilindik karşılıkları ve özdeşleri olan Tanrı ve Tanrıçaların tanımlanmasıdır. Bu çalışmada bunlar arasından seçilen ve kültleri incelerken ilk başlıklar Trqqas, Eni Mahanahi, Maliya ve sırasıyla bunların Hellen karşılıkları Zeus, Leto, Athena kültleridir. Bölge kültlerinin incelendiği diğer başlıkları ise Hellen kökenli tanrı ve tanrıçalar olan Apollon, Artemis, Aphrodite oluşturmaktadır. Karia tanrılarının bölge inançları içerisindeki yeriyle ilgili değerlendirmelerinin incelendiği başlıkları ise Bunlar Likçe Χñtawati xbidêñni ile Arkazuma, Hellence olarak ise Basileus Kaunios ile Arkesimas olarak geçen tanrılar oluşturmaktadır. Çalışma içerisinde incelenen son başlığı ise kökenlerinin olasılıkla Bronz Çağ Anadolu'suna dayandığı iki adet kült oluşturmaktadır. Bu kültlerden birisi On iki Tanrı diğeri ise Kakasbos'a aittir
İtme-çekme paradigması bağlamında X ve Y kuşağı turistlerin motivasyonları ve davranışları üzerine bir araştırma
Sosyo-psikolojik deneyimleri içeren turizm sektöründe, bir destinasyonu ziyaret eden turistlerin özelliklerinin belirlenmesi, destinasyonlara yönelmelerinin altında yatan motivasyonel faktörleri ve tatil kararı alma süreçlerini etkileyen unsurların keşfedilmesi, tüketici davranışlarını anlamada yol göstermektedir. Literatürde turistlerin genel motivasyonlarına ilişkin çok sayıda mevcut çalışma bulunurken, motivasyon teorilerini kuşaklar arası farklılıkları gözeterek ele alan çalışmalar yetersizdir. Bu araştırmada, itme ve çekme faktörleri bağlamında X ve Y kuşağı turistlerinin seyahat motivasyonlarının belirlenmesi, itici ve çekici faktörlerin tatmin ve sadakat ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Motivasyon teorilerinden itme ve çekme motivasyon paradigmasının seçilmesinin nedeni ise turistlerin içsel motivasyonları ve destinasyonların karakteristik özelliklerini geniş bir bakış açısı ile ele alarak kıyaslama yapabilmektir. Bu çalışmada literatür taraması ile çizilen kavramsal araştırma modelinin test edilmesi için nicel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma evreni olarak Türkiye'nin popüler turizm destinasyonu olan Antalya ili seçilmiş, araştırma örneklemi ise Antalya'yı turizm amaçlı ziyaret eden Rus turistlerden oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklem grubu X kuşağında yer alan 153 turist ile Y kuşağında yer alan 234 turist olmak üzere toplam 387 Rus turistten meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklem grubunda yer alan turistler evren içerisinden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veriler, Regresyon Analizi ve Independent Samples t test kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıları turistik seyahate iten faktörlerin başında sosyal etkileşim ve deneyim kazanma, yenilik arayışı, eğlence ve yeni aktiviteler, rutinden kaçış ve rahatlama, prestij ve sosyal statünün geldiği, turistleri seyahate sevk eden çekme faktörlerinin başında ise tarih, kültür, sanat ve aktiviteler, destinasyon karakteristikleri, ekonomi ve kalite, eğlence ve gece hayatı, plajlar ve iklim faktörlerinin geldiği tespit edilmiştir. Araştırmada itme ve çekme faktörlerinin turistlerin tatmin düzeyleri üzerinde önemli birer belirleyici olduğu tespit edilmiş, X ve Y kuşağında yer alan turistlerde tatmin düzeyinin sadakat üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, söz konusu etkinin istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde olduğu bulunmuştur. Söz konusu araştırmanın bulgularının teorik katkısının yanı sıra sektörel uygulamalara da katkı sağlayacağı öngörülmektedir
Kriptopara birimlerinin volatilite yapılarının karşılaştırılmalı analizi
Bitcoin ve blok zinciri teknolojisinin ortaya çıkmasıyla birlikte kripto para birimleri oluşmaya başlamıştır. Kripto para birimleri kullandığı blok zinciri teknolojisi ile hızlı ve güvenli işlem yapabilmesi, aracı kurumları ortadan kaldırması ve düşük maliyetli olmasından dolayı giderek popüler hale gelmektedir. 3 Mayıs 2021 itibariyle 9527 adet kripto para birimi bulunmaktadır ve piyasa değerleri toplamı 2 trilyon doları aşmıştır. Kripto para birimlerinin fiyatları sabit kalmamakta ve dönem dönem dalgalanmalar meydana gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, kripto para birimlerinin volatilitesinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda, teorik bölümde bahsedilen ARCH, GARCH, ARCH-M, GARCH-M, IGARCH, EGARCH, TGARCH, APARCH ve ACGARCH modelleri kullanılarak piyasa değeri yüksek olan BTC, ETH, XRP, ADA, LTC, BCH, XLM, LINK, TRX ve DOGE kripto para birimleri seçilerek getiri serileri oluşturulmuş ve volatiliteleri analiz edilmiştir. Bu çalışmada BTC, ETH, XRP, LTC için 01.01.2017-16.01.2021 dönemi; ADA için 01.01.2018-16.01.2021, BCH için 04.08.2017-16.01.2021, LINK için 03.02.2018-16.01.2021, XLM için 23.02.2017-16.01.2021, TRX için 15.11.2017-16.01.2021, DOGE için 04.06.2017-16.01.2021 dönemi verilerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda BTC, ADA, LINK getiri serilerinde meydana gelen olumsuz şokların volatilite üzerinde olumlu şoklara göre daha fazla etkisi bulunduğu; ETH, XRP, LTC, BCH, XLM, TRX, DOGE getiri serilerinde meydana gelen olumlu şokların volatilite üzerinde olumsuz şoklara göre daha fazla etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veriler için asimetrik koşullu değişen varyans modellerinin, simetrik koşullu değişen varyans modellerine göre daha anlamlı sonuçlar verdiği görülmüştür
Güney Orta Etiyopya'nın sosyo-politik tarihi (1870-1974)
Bölünmenin arifesi olan 1880'lerde, Avrupa'nın Afrika'ya, Afrika devletlerine ve halklarına nüfuz etmesi çeşitli yeni biçimler almıştı. Çoğunlukla kuzeydeki bazı yöneticiler, Avrupalı alacaklılara derinden borçlanmışlardı. Diğerleri, demiryolu hatları, limanlar, telgraf sistemleri inşa etmek ve komşularına boyun eğdirmek için ateşli silah ticareti yapmak ve ithal etmek için taviz arayanların avı haline geldi. Pek çok Afrikalı yönetici, Avrupalıları devletlerine modern idari veya askeri yöntemler getirmek ve belki de komşuları üzerinde güç kurmalarına yardımcı olmak için kullanmaya karar vermişti. Bu, örneğin, İmparator Menelik'in günümüz Etiyopya'sının güney orta bölgesindeki insanları işgal etmek için komşu Avrupa güçleriyle bağlantılar kurduğu Etiyopya'da doğruydu. Bu tez, Etiyopya'nın stratejik ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarını birbirine bağlayan merkezi bir bölge olan güney-orta Etiyopya'nın tarihini incelemektedir. 19. yüzyılın sonlarında Etiyopya imparatorluğu devletini ele geçirmesinden bu yana, merkezi ve Oromo kırsal ve yarı tarımsal nüfusu, yerel halkın işgali ve asimilasyonu da dahil olmak üzere büyük siyasi, kültürel, ekonomik ve ekolojik değişiklikler yaşadı. Güney orta kesimde devlet oluşumuna şiddetli savaşlar ve Etiyopya imparatorluğuna zorla ilhak edilmesine karşı direniş eşlik etti. Bu tez, bu önemli siyasi, kültürel ve ekonomik olaylar ile süreçlerin Oromo ve diğerlerinin hayatını nasıl değiştirdiğini, yerel halkın bu zorluklara hangi yollarla tepki verdiğini anlamaya çalışmaktadır. Analiz, ikincil kaynaklar tarafından desteklenen kolektif hafıza analizine dayanan bilgi verenlerin anlatılarının sözlü görüşmelerine dayanmaktadır. Tez, güney merkez Etiyopya'nın, 1870'lerden 1974'e kadar Etiyopya imparatorluğuna girmeden önce, kendi tarihi, kültürü ve ekonomik kaynaklarıyla bağımsız insanların evi olduğunu savunuyor. 1908 öncesi dönemde, Shawan yöneticileri komşu Avrupalı ülkeler ile ittifak kurdu. Sömürge güçleri, komşu bağımsız devletlerin sömürgeleştirilmesine katıldı. Hükümet sistemini kolaylaştırmak için Shawan yöneticiler, 1941 yılına kadar doğrudan ve dolaylı idari sistemler kullandılar. Yerliler siyasi sistemlerini, tarihlerini ve kültürlerini kaybederek yöneticilerin kültürünü kabul etmeye zorlandılar. Yerel halkın bir kısmı Shawan'ın yönetimini kabul ederken, diğerleri reddedip silahlı mücadeleye başvurdu ve bu Shawan ordusu ile yerel liderler arasında en sert direnişlere yol açtı. 1941 sonrası Etiyopya yönetiminin marjinalleştirme politikası devam etti. Bu bölgede büyük silahlı mücadelelerin patlak vermesine yol açtı. Etiyopya devletinin güney merkez halkına yönelik politikası, yerli halkları ekonomi, tarih ve kültür açısından önemli ölçüde etkiledi. Bu çalışma, Afrika bağlamında ve dünyanın başka yerlerinde Etiyopya'nın güney-orta bölgelerinde ulus inşası sorunsalını aydınlattığı için daha geniş bir karşılaştırmalı değere sahiptir
Çok kriterli karar verme yöntemi ile üstyapı yönetim sisteminin kurulması: Antalya örneği
1950'li yıllarda başlayan hızlı kentleşme sonucunda şehirlerde yol ağlarının ihtiyacı giderek artmıştır. Bu durum yol ağlarından sorumlu olan belediyeler kaynaklarının büyük bir kısmını yol ağlarının bakım onarımı, yenilenmesi ve yeni yol açılması gibi faaliyetler için harcanmasına neden olmuştur. Yol ağının kabul edilebilir bir konfor seviyesinde ve ekonomik bir şekilde hizmet verebilmesini sağlamak amacıyla 1960'lı yıllarda üstyapı yönetim kavramı ortaya çıkmıştır. Günümüzde kurum ve kuruluşların mevcut kaynakları ile en verimli şekilde yol ağlarının yönetimini gerçekleştirmek amacıyla üstyapı yönetim sistemleri kullanmaktadır. Üstyapı yönetim sistemi (ÜYS), belirlenen güvenlik, konfor ve maliyet kıstaslarına göre yol ağını en verimli şekilde yönetmeyi amaçlayan ve bu amaçla yapılan saha ölçümleri, analiz, veri tabanı yönetimi gibi işlerin koordinasyonlu bir şekilde yürütülmesini ifade eden bir tanımdır. Bu çalışmada, öncelikle ÜYS kavramını, ÜYS için gerekli olan veri tiplerini ve bu veri tiplerinin birbirleriyle olan etkileşimleri açıklanmıştır. Örneklem olarak Antalya ilinde 18 cadde ve bulvardan oluşan örnek bir yol ağı oluşturulmuş olup, bu yol ağı 33 kesime ayrılmıştır. Bu kesimlerde yapılan saha ölçümleri ile yol üstyapısındaki yüzey bozulmaları tespit edilmiştir. Tespit edilen yüzey bozulmaları yol ağının bakım onarımından sorumlu teknik personellerle beraber, çeşit çok kriterli karar verme metodu olan MACBETH yöntemi kullanarak oluşturulan analiz programıyla değerlendirilmesi sonucunda yol ağında yapılması gereken bakım onarım ve yenileme işleri belirlenmiştir. Yenilenmesi kararlaştırılan yolların yol işlev sınıflarına göre önceliklendirilmesi ile iş programı oluşturulmuş olup, oluşturulan iş programına göre gerekli bütçe hazırlanmıştır. Çalışma sonucunda kurulan ÜYS ile yol ağında gerçekleştirilecek bakım onarım çalışmalarının daha verimli yürütülmesinin sağlanması hedeflenmiştir
Türk idare hukukunda idarenin özel hastaneler üzerindeki denetim yetkisi ve sorumluluğu
Sağlık hizmetleri esas itibariyle bir kamu görevi olması sebebiyle idareye ait bir görevdir ve idarenin sorumluluğundadır. Ancak günümüzde sağlık hizmetlerinin özel tüzel veya gerçek kişilikler eliyle gördürülmesi yaygınlık kazanmıştır. İdarenin özel kişiliklerin her türlü faaliyetleri konusunda çeşitli kıstaslarla denetimi mevcut olmakla birliktex konu sağlık hizmetlerine geldiğinde hizmetin niteliğinin kamu hizmeti olması, bu hizmeti sağlayan özel kişiliklerin denetim ve sorumluluğunda daha özel kıstasları gerektirmektedir. Bu çalışmanın içeriğini de özel hastaneler eliyle verilecek sağlık hizmetlerinin idari denetimi ve özel hastanelerin hizmet faaliyetlerinden, sağlık hizmetlerinin asli yetkilisi olan özel hastaneleri bu hizmetlerde yetki sahibi yapan idarenin, idari sorumluluk boyutu oluşturacak; özel hastaneler söz konusu özel kıstaslar bakımından idari denetim ve idarenin sorumluluğu yönleriyle incelenecektir
Kültürel miras turizmi açısından Sillyon Antik Kenti'nin değerlendirilmesi
Türkiye, dünyanın önde gelen turizm bölgelerinden biri olarak bilinmekte ve burada birçok turizm türünün uygulanmasına olanak sağlamaktadır. Bunlardan biri de kültürel turizmdir. Kültürel turizmin başlıca kaynağı antik kentlerdir. Bu açıdan oldukça zengin olan ülkemizde araştırmalar ile ortaya çıkarılmış antik kentler çok sayıdadır. Ancak bu alanların turizme kazandırılması her zaman bilinçli bir yaklaşımla gerçekleştirilmemektedir. Bu çalışmanın amacı, canlı bir turizm bölgesi olan Antalya'nın bulunduğu antik Pamphylia bölgesinin kentlerinden bakir kent olan Sillyon kentinin kültürel miras turizmi açısından irdelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda veriler, nitel araştırma yaklaşımlarından yüz yüze görüşme tekniği ile bir araya getirilmiştir. Elde edilen veriler, kültürel miras turizmi kapsamında dört adım modeli çerçevesinde değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, sahip olduğu köklü tarihi ile kentin turistik açıdan çekiciliğin bulunduğu ve yerel halkın turizmin gelişmesine karşı olumlu bir yaklaşım sergilediği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, mirasın korunması, aktarılması ve sürdürülebilirliği konusunda fikirler beyan edilmiştir
Dijital reklamcılık ve Z Kuşağı: Z kuşağının online davranışsal reklamcılık ile ilgili görüşlerinin analizi
Son yıllarda reklam sektörünün dijitalleşmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni reklam alanlarından biri de online davranışsal reklam uygulamalarıdır. Tezin amacı, Z kuşağının online davranışsal reklam uygulamalarına yönelik yaklaşımlarını analiz etmektir. Tezde online davranışsal reklamcılığın farklı yönleri tartışılmıştır ve araştırma bulguları bölümünde Z kuşağının online davranışsal reklamcılık hakkındaki görüşlerinin ortaya konulmasına odaklanılmıştır ve nitel analiz tercih edilmiştir. Bu çerçevede, Z kuşağının online davranışsal reklamcılık hakkındaki görüşlerinin ortaya konulması için katılımcılar ile odak grup görüşmeleri ve mülakat yapılmıştır. Z kuşağında yer alan katılımcıların görüşleri incelendiğinde katılımcıların online davranışsal reklamcılığın ne olduğunu ana hatlarıyla dile getirdikleri ve online davranışsal reklamcılığın ne anlama geldiğinin farkında oldukları görülmektedir. Z kuşağındaki katılımcılar, ilgi alanlarına giren reklamlar gösterildiği, aranılan ürünleri kolaylıkla ve hızla bulunulabildiği için online davranışsal reklamcılık uygulamalarını olumlu olarak değerlendirilmektedir. Katılımcılarının büyük çoğunluğu online davranışsal reklamların onları harekete geçirerek satın almaya teşvik etmekte başarılı olduğunu dile getirmiştir. Bununla birlikte, Z kuşağındaki katılımcılar, reklam sıklığı, mahremiyetlerine dikkat edilmememesi ve ihtiyacı olmayan ürünleri almaya teşvik etmesi ve takip edildiklerini hissetmeleri nedeniyle online davranışsal reklamları eleştirmektedir. Z kuşağında yer alan katılımcıların online davranışsal reklamlara ilişkin endişelerindeki odak noktaları, kişisel veriler, güvenlik ve mahremiyettir. Araştırma bulguları, mahremiyetine önem veren kullanıcıların online davranışsal reklamcılığa ilişkin olumsuz bir yaklaşım gösterebileceklerine işaret etmektedir. Katılımcılar sektörde çalışan uygulamacılara reklam sıklığını azaltılmasını ve Z kuşağı katılımcılarının arzına göre reklam verilmesini önermektedir
Kolan ve Çarpana dokuma örneklerinin incelenmesi : Antalya Müzesi örneği
Neolitik Çağdan itibaren insanlığın gelişim sürecine eşlik ettiği bulgulanan dokumanın insan hayatında önemli bir yer kapladığı barınmadan örtünmeye kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğu bir gerçektir. Kullanım alanının genişliğine, üretim tekniklerindeki çeşitlilik ve yöresel farklılıklar da eklenince ortaya geniş bir inceleme alanı çıkmaktadır. Her biri ayrıntılı araştırmalara konu olmuş dokuma türlerinden biri mekiksiz dokumalar olup bu tür kolan ve çarpana dokuma olarak iki alt türe ayrılmaktadır (Akpınarlı vd., 2012). Aralarında sadece dokuma tekniğinin farklı olmasının fark yarattığı bu dokuma türleri pek çok çalışmaya konu olmuştur. Ancak zengin bir eser çeşitliliğine sahip olan Antalya Müzesi'nde bulunan kolan ve çarpana dokumaların hiçbir araştırma kapsamında incelenmediği görülmüştür. Bu ilhamdan hareketle bu çalışma kapsamında, Antalya Müzesi'nde bulunan tüm kolan ve çarpana dokumalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bağlamı Antalya Müzesi olup bu müzede yer alan 65 adet kolan ve çarpana dokuma, doküman analizine dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Söz konusu çalışmanın Antalya Müzesinde bulunan kolan ve çarpana dokumalara ait doküman numarası, müzeye geliş tarihi, müzeye geliş şekli, müzedeki yeri, dokuma malzemesi, dokuma boyutu, dokuma tekniği ve dokumanın tamamlayıcı özelliklerini ayrıntılı bir şekilde sunulması ile ilgili alanyazına önemli ve anlamlı bir katkı sağladığı değerlendirilmektedir
Lüks pazarlama ve reklam: Lüks markaların geleneksel mecrada yayınlanan reklamları ile sosyal medya kullanımlarının karşılaştırmalı çözümlemesi
Geleneklerine ve alışkınlıklarına bağlı olan lüks markalar pazarlama stratejilerinde uzun süre değişikliklere gitmemiş, marka imajlarına zarar vermemek için geleneksel pazarlama araçlarını kullanmışlar. Reklam kampanyalarında sıklıkla geleneksel mecraları kullanan lüks markalar, enderlik özelliklerini pazarlama stratejilerinde ön plana koyarak, tüketicilere kolay erişim fırsatı sunan mecralardan uzak durmuşlar. Zamanla gerçekleşen küreselleşme süreci, teknolojik ve tüketici gelir düzeyindeki değişimler lüks markaları bağlı kaldıkları pazarlama kalıplarından çıkmalarına zorlamıştır. Yeniliklere ayak uydurmaya çalışan lüks markalar, son yıllarda markalar tarafında sıklıkla kullanılan influencer stratejisine başvurmakta, hedef kitlelerine ulaşmak için Instagram fenomenlerini kullanmaktadırlar. Çalışma, lüks markaların geleneksel reklam örnekleri ile sosyal medya reklam örneklerinin kıyaslanabilmesi adına yapılmış olup, lüks marka ve sosyal medya reklamları detaylı incelenmiştir. Çalışmada lüks markaların yayınladıkları reklamlar ele alınarak sosyal medyaya ve geleneksel reklam mecrası olan dergilere olan yaklaşımları araştırılmıştır. Literatürde lüks marka ile ilgili konular detaylı şekilde araştırılsa da lüks markaların geleneksel ve dijital reklamlarının kıyaslanması gibi çalışmalara sıklıkla rastlanmamaktadır. Araştırmada 2020 yılında Brand Finance Luxury & Premium 50 raporunda yayınlanmış 'en değerli lüks markalar' listesinde yer alan ilk 5 lüks hazır giyim markasının dergi reklamları ve sosyal medya reklamları çözümlenmiştir. Araştırmadaki bulgular, Instagram marka reklamları ile lüks marka dergi reklamları arasında birtakım farklılıklar olduğunu gösterse de lüks markaların hem geleneksel hem sosyal medya reklamlarında simgesel çağrışımlarınının aynı olduğu görülmektedir