Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Covid-19 salgın döneminde okul psikolojik danışmanlarında travma sonrası büyüme: bilinçli farkındalık ve acının dönüştürücü gücünün rolü

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı COVID-19 salgın döneminde okul psikolojik danışmanlarının travma sonrası büyüme düzeylerini incelemek ve bilinçli farkındalık ile acının dönüştürücü gücü puanlarının travma sonrası büyümenin anlamlı yordayıcıları olup olmadığını ortaya koymaktır. Ayrıca okul psikolojik danışmanlarının travma sonrası büyüme puanları cinsiyet, hizmet yılı, çocukluk döneminde travma yaşama durumu, daha önce psikolojik destek veya psikiyatrik tedavi almış olma salgın döneminde psikolojik destek almaya ihtiyaç duyma değişkenlerine göre incelenmiştir. Yapılan araştırma betimsel bir araştırma olma özelliği taşımasının yanı sıra araştırmanın örneklemini araştırmacının hazırladığı online ölçek formlarını dolduran Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde görev yapan 415 okul psikolojik danışmanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; araştırmacı tarafından hazırlanan katılımcı bilgi formu ile birlikte Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Acının Dönüştürücü Gücü Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte bilgisayar ortamında yapılan ön analizlerde dağılımlarının her bir bağımsız değişkenin kategorisine göre normal dağılım özelliği gösterip göstermediği değerlendirilmiştir. Merkezi eğilim ölçüleri, basıklık ve çarpıklık katsayıları, kolmogrov smirnov ve shapiro wilk testleri ile dağılımlara ait histogramlar incelenmiş ve çoklu bir bakış açısıyla normallik değerlendirmeleri yapılmıştır. Normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için parametrik testler, normal dağılım özelliği göstermeyen dağılımlar için ise parametrik testlerin parametrik olmayan alternatifleri kullanılmıştır. Son olarak yapılan hesaplamalarda çoklu regresyon analizi, pearson momentler çarpımı korelasyon analizi bağımsız örneklem t testi ve kruskal wallis h testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde okul psikolojik danışmanlarının bilinçli farkındalık puanlarının travma sonrası büyümeyi anlamlı düzeyde yordamadığı ancak acının dönüştürücü gücü puanlarının travma sonrası büyümenin üçte ikisini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak acının dönüştürücü gücü ve bilinçli farkındalık puanlarının ile travma sonrası büyümenin alt boyutları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, okul psikolojik danışmanlarının travma sonrası büyümelerinin çocukluk travmasına sahip olma durumuna göre, pandemi döneminde psikiyatrik tedavi ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre, hizmet yılına göre farklılaşırken; cinsiyet, hizmet verdikleri kademeye göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. Ortaya çıkan sonuçlar bulgular ve literatür bağlamında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlarla ilintili olarak önerilerde bulunulmuştur

    Özel eğitim okulunda çalışan öğretmenlerin öz yeterlilik ve tükenmişlik düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

    No full text
    Araştırmanın amacı, özel eğitim okulunda çalışan öğretmenlerin genel öz yeterlilikleri ile tükenmişlik düzeylerinin, yaş, medeni durum, gelir, cinsiyet, görev yaptığı yer, çalışma süresi, haftalık egzersiz yapma durumu, lisanslı sporcu olma durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş olan Antalya'nın Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerine bağlı özel eğitim okullarında ki öğrencilerle çalışan öğretmenler oluşturacaktır. Araştırmanın örneklemini Antalya ilinin Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinde ki özel eğitim okullarında görev yapan öğretmeler oluşturmaktadır. Yaptığımız çalışmada, araştırma sahibi tarafından oluşturulmuş kişisel bilgi formuna ek olarak Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlanması 1992 yılında Ergin tarafından yapılan "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ile Sherer ve arkadaşları (1982) tarafından hazırlanan 2010 yılında Yıldırım ve İlhan tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan öğretmenlerin engellilere yönelik genel öz yeterlilik düzeyleri ile duygusal tükenmişlik düzeylerinin arasında negatif ve orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu, öğretmenlerin engellilere yönelik genel öz yeterlilik düzeyleri ile duyarsızlaşma düzeylerinin arasında negatif ve orta düzeyin altında anlamlı ilişki olduğu, öğretmenlerin engellilere yönelik genel öz yeterlilik düzeyleri ile kişisel başarı tükenmişlik düzeylerinin arasında ise pozitif ve orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu görülmektedir

    Bazı dejenere özel sayılar ve polinomlar

    No full text
    Bu çalışmada, son yıllarda önemli çalışma konuları olan 2. tip Bernoulli, Euler, Genocchi polinomlarının, Cauchy polinomlarının ve Hermite-tabanlı polinomlarının çeşitli genelleştirmeleri verildi ve bu polinomların dejenere durumları incelendi. Dejenere durumda bazı temel teoremler ile kanıtları, çeşitli özdeşlikler ve bağıntılar verildi. Dejenere durumlarının özel halleri, literatürde yer alan mevcut sonuçları verdi

    Antalya'nın Aksu Fettahlı bölgesindeki sera topraklarında poliklorlu bifenil seviyelerinin belirlenmesi

    No full text
    Poliklorlu bifeniller (PCB'ler), uzun yarılanma ömrüne sahip, toksik, biyobirikimli, kanserojen olmaları, çevre, insan ve hayvan sağlığı üzerine olumsuz sağlık etkilerinden dolayı yıllardır birçok anabilim dalı için araştırma konusu olmaktadır. Tarım toprakları gıda tedariki ve cilt teması yoluyla insan sağlığıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu bileşiklerin topraktaki konsantrasyonlarını, kaynaklarını anlamak insan sağlığı ve çevresel açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada kapsamında sera tarımının merkezi olan Antalya ilinin Aksu-Fettahlı bölgesinde yer alan domates üretimi yapan cam ve plastik örtü türlerine sahip seralardan toplam 50 toprak numunesi hem kış ve hem de sonbahar aylarında alınmış ve PCB seviyeleri incelenmiştir. Çalışmada sera topraklarında mevsimsel değişimin ve örtü türlerinin PCB konsantrasyonlarına etkisini belirlemek hedeflenmiş ve Pozitif Matris Faktörizasyon (PMF) modeli ile kaynak belirleme çalışması yapılmıştır. Sonbahar ve kış dönemlerinde tespit edilen ortalama PCB konsantrasyonları 9,83±13,47 ng/g ve 9,58±9,31 ng/g'dır. Analizi yapılan numunelerde toplam PCB konsantrasyonunun, cam seralar için sonbahar döneminde, plastik seralar içinse kış döneminde yüksek olduğu belirlenmiştir. Plastik ve cam sera toprakları PCB konsantrasyonlarında hem sonbahar hem de kış aylarında hekza-CB'ler hâkim olmuştur. PMF ile yapılan kaynak belirleme çalışması ile sera toprağındaki en önemli PCB kaynağın karışık bir kaynak olduğu (%60); diğer kaynakların ise kullanılmış motor yağı kullanımı, atık yağ yakma ve araç egzozundan (%21) ve ısınma amaçlı odun ve kömür yakma emisyonlarından (%19) olduğu belirlenmiştir

    Karaiğdemir baraj gölü (Tekirdağ) çevresindeki kömürlü birimlerin ana-eser element zenginleşmeleri ve bunların çevre sağlığı açısından etkileri

    Full text link
    Ülkemizde Trakya Bölgesi, kömür ve doğalgaz açısından önemli rezerve sahip olması nedeniyle birçok araştırmanın odağı olmuştur. Bu çalışmanın inceleme alanı da Trakya Havzası'nda yer alan, Tekirdağ ili Malkara ilçesi Karaiğdemir Baraj Gölü dolaylarıdır. Bu bölgede Oligosen yaşlı, gri-yeşil renkli kiltaşı, kumtaşı, çakıltaşı, tüf ardalanmasından oluşan ve bunlar arasında linyit barındıran Danişmen Formasyonu mostra vermektedir. Kömürlerin yapısında organik içeriğin yanısıra inorganik elementler de bulunmaktadır. Bu elementlerden bazılarının çok az miktarları bile çevre ve insan sağlığı üzerinde onarılamaz sorunlara yol açabilmektedir. Bu çalışmada, inceleme alanındaki kömür ve kömürlü birimlerden alınan örneklerinin ana-eser element analizleri yaptırılarak ana-eser element zenginleşmeleri belirlenmiştir. Her bir örnek için elde edilen ortalama element konsantrasyonları Üst Kıtasal Kabuk, Türkiye, ABD, Çin ve Dünya kömürlerinin ortalama değerleriyle karşılaştırılıp Dünya Kömür ortalamalarına göre sınır değerler üzerinde bulunan elementlerin tespiti yapılarak bunların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortaya konmuştur. Ayrıca istatistiksel analizler yardımıyla pearson korelasyon katsayısı hesaplanarak korelasyon matrisleri oluşturularak elementlerin birbiriyle olan ilişkileri ortaya konmuş ve XRD tüm kaya ve detay kil analizleri yardımıyla ortamsal kökeni hakkında çıkarımlar yapılmıştır. Ana-eser element analizlerine göre çalışma alanındaki kömür ve kömürlü birimlerden alınan örneklerde Dünya kömür ortalamaları baz alındığında sınır değerler üzerinde kalan ana elementler Al, Fe, Mg, Ca, Na, K, Ti, Mn; eser elementler ise Ba, Ni, Sc, Be, Co, Cs, Ga, Hf, Nb, Rb, Sn, Sr, Ta, Th, V, W, Zr, Y, La, Ce, Pr, Nd, Sm, Eu, Gd, Tb, Dy, Ho, Er, Yb, Lu, Cu, Pb, Zn, Ni olarak gözlemlenmiştir. Bu elementler çevresel açıdan değerlendirildiğinde Mn, Ni, Pb, Be, V, Cu, Th, Zn, Ba, Co, Sn, Ti elementlerinin çevre ve canlı sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. XRD tüm kaya ve kil analizleri sonucunda tespit edilen mineraller kuvars, kalsit, dolomit, feldispat, pirit, mika, klorit ve kil mineralleridir. Kil analizlerine bakıldığında ise smektit, illit, kaolinit ve klorit minerallerinin varlığı tespit edilmiştir. Baskın kil minerallerinin smektit, illit ve klorit olduğu tespit edilmiştir. Smektitin diğer kil minerallerine göre daha bol bulunması kömürlerin olgunlaşmasının tam olarak gerçekleşmediğini göstermektedir. Kaolinit mineralinin sadece bir örnekte bulunması ise muhtemelen taşınma sonucunda geldiğinin göstergesidir

    Eye segmentation using deep neural networks

    Full text link
    Gözler insanlık tarihinin başından beri insanların odaklandığı noktalardan birisi olmuştur. Görsel girdilerden sorumlu olmasının yanı sıra, kişinin sağlığı hakkında bilgi taşıması, insanların duygusal durumunu anlama yönünde yardımcı olması gibi özelliklerinden dolayı pek çok araştırmada kullanılmaktadır. Bu çalışmada göz fotoğrafları sklera, iris, göz ve arkaplan olarak bölütlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca hizmet etmesi için derin sinir ağları kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında, derin sinir ağlarını eğitebilmek için bir veri seti oluşturulmuştur ve bu veri seti araştırmacıların faydalanması için yayınlanmıştır. Veri setinde bulunan fotoğraflar farklı ışık, renk, mesefe ve yansıma özellikleri göstermektedir. Bu çalışmada derin sinir ağları göz bölütleme konusu üzerinden kıyaslanmıştır. İlk olarak temel derin sinir ağları parametrelerini belirlemek için deneyler yapılmış ve elde edilen parametreler doğrultusunda derin sinir ağlarının performansları kıyaslanmıştır. Bu sinir ağları VGGNet, UNet, PSPNet, DeeplabV3+ ve HRNetV2 yapılarını içermektedir. Bu ağların genelleme yeteneği eğitim ve test setindeki başarıları ölçülmüştür. Veri setinin bir kısmını oluşturan sentetik datanın ve data çoğaltma tekniklerinin etkisi incelenmiştir, birbirlerine göre avantajları ve dezavantajları sıralanmıştır

    Kosova'daki Osmanlı dönemi camileri

    No full text
    Bu çalışmada, günümüz Kosova topraklarından 1389 Kosova Savaşı ile Osmanlı hâkimiyetine girdiği ve 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile hâkimiyetinin son bulduğu süreç içerisinde, Osmanlı'nın Kosova'da inşa ettirdiği ve özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmemiş camilerin tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Tez konusunun belirlenmesi aşamasında Kosova'da Osmanlı Dönemi'nde inşa edilmiş tüm camilerin tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Ancak arazi çalışması esnasında özellikle son 22 yılda eserlerin birçoğunun yok olduğu ya da yerlerinde yenilerinin inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte arşiv kaynakları detaylı incelendiğinde Kosova'da Osmanlı Dönemi'nde inşa edilen yapı sayısının, bilinen yapı sayısından çok daha fazla olduğu, ancak bölgenin sürekli istila, savaş, göç gibi olaylara maruz kalması ya da doğal afetler sebebiyle yok oldukları anlaşılmaktadır. Çalışmamız esnasında Kosova'da Osmanlı Dönemi'nde inşa edildiği belirtilen 350'den fazla cami ismine ulaşılmıştır. Ancak arazi çalışmamız esnasında maalesef bu yapılardan yalnızca 88 adedinin özgün hallerini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaştığı tespit edilmiştir. Kosova'da yer alan camilerin tamamını tüm yönleriyle değerlendirerek ele alan bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bu çalışmanın diğer bir önemi ise günümüze ulaşan eserlerimizin 1389-1913 tarihleri arasındaki süreçte inşa edilen camilerin geçirdiği gelişim ve değişiminin kronolojik olarak ortaya konularak yapıların tüm yönleriyle detaylı incelemeleri yapılmış olmasıdır. Bu sayede günümüze ulaşan eserlerin bugünkü özellikleri incelenerek ortaya konulan verilerin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacağını ümit etmekteyiz

    Türkiye'den toplanan yerel bamya (Abelmoschus Esculentus L.) genotiplerinde morfolojik varyasyonun incelenmesi ve karakterizasyonu

    Full text link
    Bu çalışma Türkiye'nin faklı bölgelerinden toplanılan 26 yerel bamya çeşit ve genotipi (BLK-1, MGL-2, MGL-3, MGL-4, MGL-5, MGL-6, MGL-7, MGL-8, MGL-9, MGL-10, AYD-11, AYD-12, AYD-13, MGL-14, UIS-15, UIS-16, USK-17, AYD-18, GAN-19, STD-20, GAN-21, DZL-22, DZL-23, Akköy-11, Kabaklı-11, Marmara-1) içinde morfolojik ve fenolojik özellikler açısında varyasyonun incelenmesi amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi seralarında yürütülmüştür. Çalışmada yerel bamya genotipleri sera şartlarında ekilmiş ve UPOV kriterleri dahil 34 morfolojik ve fenotipik açısından gözlem ve ölçümler yapılmıştır. Elde edilen veriler istatistiki olarak analiz edilerek yerel bamya gen kaynakları içinde varyasyon araştırılmış, genotiplerin yakınlık dereceleri incelenmiş ve %50 çiçeklenme ve meyve hasat zamanı için toplam sıcaklık istekleri hesaplanmıştır. İncelenen morfolojik ve fenolojik karakterlerde varyasyon gözlemlenmiştir. İncelenen karakter arasında en büyük varyasyon sırasıyla parsel başına tohum verimi, %50 bakla bağlama için toplam sıcaklık isteği, %50 çiçeklenme için toplam sıcaklık isteği, bitki boyu, bitki başına tohum verimi, yaprak sapı uzunluğu, ilk meyvenin çapı, meyve: olgunlaşmış meyvenin uzunluğu meyve: olgunlaşmış meyvenin çapı, çiçeklenme zamanı, bitki başına meyve sayısı ve ticari hasat zamanı değerlerinde bulunmuştur. İncelenen özellikler bakımından genotipler arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Agromorfolojik özellikler kullanılarak genotiplerin yakınlık dereceleri hesaplanmış ve ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılmak erkenci, morfolojik özellikleri ve bakla özellikleri açısından öne çıkan genotipler belirlenmiştir

    Cumhuriyet döneminde Burdur merkez kazasının idari, ekonomik ve sosyal durumu (1923-1960)

    No full text
    Burdur, Güneybatı Anadolu'da, Göller Yöresi olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. Antik Pisidia Bölgesi'nde yer alan Burdur çevresinde ilk yerleşim Üst Paleolitik dönemde gerçekleşmiştir. Son Tunç Çağı'nda Hitit egemenliğine giren Burdur ve çevresi daha sonra Frigya, Lidya, Pers İmparatorluğu, Makedonya, Pergamon Krallıkları, Doğu Roma/Bizans İmparatorlukları egemenliğine girmiştir. 1182 yılında Türkiye Selçuklu Devleti tarafından fethedilen Burdur kısa süre Moğol tahakkümünde kalmış, daha sonra Hamidoğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti tarafından idare edilmiştir. Osmanlı idaresinde Kütahya'da bulunan Anadolu Beylerbeyliği'ne bağlanan Burdur, 1856 yılında yapılan idari değişiklikle Karaman Eyaleti'ne bağlı bir liva olmuştur. 1864 Vilayet Nizamnamesi ile Konya Vilayeti'nin Hamit Sancağına bağlı bir kaza, 1872 yılında Konya Vilayeti'ne bağlı liva haline gelmiştir. Burdur, 3 Ekim 1914 tarihinde meydana gelen 6.9'luk depremle yıkıma uğramıştır. Depremin yaralarını saramadan 28 Haziran 1919 tarihinde İtalyan işgaline uğramıştır. İki yıl kadar İtalyan işgali altında kalan Burdur, Millî Mücadele'ye maddi, manevi, askeri her türlü desteğini sağlamıştır. 1920 yılında müstakil liva olan Burdur, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vilayeti olmuştur. Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanan Burdur'da dokumacılık, halıcılık, kunduracılık, bakırcılık, marangozluk, dericilik gibi el sanatları önem taşımaktaydı. 1929 yılında yaşanan ekonomik kriz Burdur'da tüm üretim faaliyetlerini olumsuz etkilemiş ve ürünlerin fiyatlarını düşürmüştür. Atölye tarzı üretime sahip olan Burdur, modern anlamda ilk fabrikayla 1955 yılında açılan Burdur Şeker Fabrikası ile tanışmıştır. Şeker Fabrikası'nın açılmasıyla Burdur merkez kazasının nüfusunda artış yaşanmış, şehir büyümeye başlamış ve fabrikadan çıkan küspenin yem olarak kullanılmasıyla büyükbaş hayvancılık da gelişim göstermiştir. 1940'lı yıllardan başlayarak eğitim ve sağlık alanlarında da gelişmeler yaşanmıştır. 1957 seçimlerinde Türkiye genelinden farklı bir tablo çizmiş, Hürriyet Partisi'nin milletvekili çıkardığı tek vilayet olmuştur. 1960 yılına gelindiğinde Burdur merkez kazası iki nahiyeye, 66 köye, 63.713 nüfusa, stratejik bir kurum sayılan Burdur Şeker Fabrikası'na, eğitim ve sağlık kurumlarına sahip, kendi kendine yetebilen bir şehir halini almıştır

    İki boyutlu fotonik koloit kristal yapıların oluşturulması ve incelenmesi

    No full text
    Fotonik kristaller, ışığı yönlendiren yapılardır. Mikrometre büyüklüğündeki koloit parçacıklarından oluşan altıgen dizilimli, 2-boyutlu koloit kristaller, lazer ışığı altında Bragg saçılımı yapar ve belirgin bir biçimde gözlenebilen Debye halkası meydana getirirler. Debye halkasının büyüklüğü, koloit parçacıklar arası mesafeyi gösteren bir ölçüttür. Bu tezde, 2-boyutlu altıgen dizilime sahip fotonik koloit kristaller üzerinde ısıya duyarlı NIPAM (N-isopropilakrilamid) monomerleri polimerleştirerek 2-boyutlu ısıya duyarlı fotonik kristaller sistemi oluşturulmuştur. Koloit kristal ve ısıya duyarlı jelden oluşan bu hibrit yapı, belirli bir sıcaklık üzerinde büzülerek 2-boyutlu koloit fotonik kristal parçacıkları arasındaki mesafede bir azalmaya sebep olacaktır. Bu tezde, farklı NIPAM, akrilikasit, akrililamid ve çapraz bağlayıcı miktarları kullanılarak sıcaklığa bağlı parçacıklar arası mesafedeki değişim ilk defa 2-boyutlu altıgen dizilime sahip koloit fotonik kristaller kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Parçacıklar arası mesafeyi ölçmek için basit bir Bragg kırınım deney sistemi kurulmuş, bir kamera aracılığı ile sıcaklığa bağlı hacim faz geçişi öncesi ve sonrası Debye halkasındaki değişimler kaydedilip parçacıklar arası mesafe ölçümü gerçekleştirilmiştir. Teori ve daha önceki çalışmalara uygun olarak, sıcaklığa bağlı hacim faz geçişi sonrası jelin büzülmesi ile parçacıklar arası mesafenin azalması gözlemlenmiş ve farklı konsantrasyonlara sahip hidrojellerin analizleri ilk defa detaylı bir şekilde gerçekleştirilmiştir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇