Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Olağanüstü mal rejimi
Evlilik birliğinin kurulması, eşlerin beraber yaşamaları ve ekonomik hayatı paylaşmalarına sebebiyet verir. Eşlerin beraber olduğu zaman aralığında edindikleri haklar ile borçlar mal rejiminin kapsamını oluşturur. Mal rejiminin sona ermesiyle beraber eşlerin beraber oldukları zaman dilimi boyunca edindikleri haklar ve borçların paylaşılması; yani tasfiyesi gündeme gelir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre Türk hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Yani eşler Kanun'da zikredilen seçimlik mal rejimlerinden birini seçmedikleri müddetçe aralarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Fakat bazı durumların vücut bulmasıyla beraber eşler arasında mevcut olan mal rejimi olağanüstü mal rejimi adıyla mal ayrılığına dönüşür. Bu kapsamda olağanüstü mal rejimine geçiş geniş manada evlilik birliğini koruyucu bir tedbirdir. Bu tedbirle beraber her eşin malvarlığı birbirinden ayrılır. Bu sayede eşlerden birinin içinde bulunduğu maddi değeri olan tehlike diğer eşin malvarlığına sirayet etmeyecektir. Olağanüstü mal rejimine geçiş eşin veya alacaklının talebi üzerine mahkeme kararıyla sağlanır. Ayrıca olağanüstü mal rejimine geçiş kendiliğinden, önceki rejimin tasfiyesi suretiyle de gündeme gelir
Akdeniz bölgesinde bulunan illerin eğitim göstergeleri ile panel veri analizi
Toplumların eğitim durumlarının yıllara göre değişimlerinin incelenmesinde eğitim göstergeleri her zaman önemli bir yer tutmuştur. Eğitim üzerine karar vericiler tarafından uygulanan politikaların eğitim göstergeleri üzerine etkilerinin araştırılması güncelliğini koruyan bir konudur. Model uygunluğu için Hausman testi kullanılmış ve teste uygun model, analizde değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) resmi istatistiklerinden elde edilmiştir. Elde edilen verilerden, okul öncesi eğitimde okullaşma oranı bağımlı değişken olarak alınmış ve nüfus, okuryazarlık oranı, 25-49 yaş kadın işsiz oranı, halk kütüphaneleri kullanıcı sayısı, derslik sayısı ve son olarak 5 yaş altı ölüm hızı ise bağımsız değişkenleri oluşturmuştur. Değişken türleri ile birim olarak Akdeniz bölgesi illerini, zaman olarak ise 2012-2019 yılları belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, birim ve zamana bağlı olarak değişkenlerin incelendiği istatistiksel analizde zaman kategorisinde yıllara bağlı değişkenleri, birim kategorisinde illerin etkisi ve değişkenlerin birim ve zamana göre etkisi ortaya çıkarılmaktadır. Ortaya çıkan analiz sonucunda model ile yapılan değerlendirmelere bağlı olarak tahminler yapılmıştır
Örgütsel adalet kavramı ve motivasyona ilişkin öğretmen görüşleri: bir durum çalışması
Araştırmada devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile motivasyon arasındaki ilişkinin belirlenmesi için çalışılmıştır.Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılı Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarda görev yapan 15 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan yarı -yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, katılımcıların verdiği cevaplar ses kayıt cihazına kaydedilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre katılımcılar devlet okullarında örgütsel adaletin olmadığını ve bununla ilgili birçok problemle karşı karşıya geldiklerini belirtmişlerdir. Alt temalara bakıldığı zaman katılımcı görüşlerinin konuyla ilgili farklı düşünceleri olduğu görülmektedir.Araştırma sonuçlarına göre katılımcılar, öğretmenlerin örgütsel adalet algısı ile alakalı olumsuz anlayışa sahip olduğu, öğretmenlerin adalet denildiğinde akıllarına ilk gelen şeyin eşitlik ve paylaşımcılık olduğu, yöneticilerin en esası liderlik vasfına sahip olması ve örgüt mevzuatının olması gerektiği, MEB' in örgütsel adalet uygulamalarının öğretmenlerin verimliliğine üzerine etkisinde bir uygulamanın olmadığı, örgütte adalet olduğu zaman öğretmenlerin motivasyonunun da yükselebileceği, öğretmenlerin hem motivasyonunun hem de örgütsel adaletin sağlanmasında performansa dayalı değerlendirmenin olması gibi düşüncelerini belirtmişlerdir
Antalya ili'nde eğitim gören yurt dışı türkler ve akraba topluluklara ait öğrencilerin yaşadıkları sorunlar
Dünyada meydana gelen önemli gelişmeler insanların göç etmesine sebep olmaktadır. 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşanan büyük toprak kayıpları ve sınırların değişmesi ile Anadolu'ya tersine göç hareketi başlamıştır. Anadolu'ya yapılan göçler, Cumhuriyet devrinde de devam etmiştir. İki kutuplu yenidünya düzeninin, 1991 yılında SSCB'nin dağılması ve Doğu Bloğunun çözülmesi sonucunda Orta Asya'da yaşayan Türkler için, Türkiye'nin önemi artmış ve siyasi, askeri, ekonomik vb. konularda yol gösterici konuma gelmiştir. Arap ülkelerinde 2011'de başlayan Arap Baharı ile Ortadoğu'da siyasi kargaşa meydana gelmiş ve Arap ülkelerinden Türkiye'ye doğru büyük bir mülteci akını gerçekleşmiştir. Çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan mülteci göçünde, Türkiye, sığınmacılara kapılarını açmıştır. Bu yeni dünya düzeni içinde ABD başat olurken Avrupa ve Uzakdoğu ülkeleri Yurt Dışı Türkler ve Akraba toplulukları için her ne kadar alternatif olarak görülse de tarihten gelen dil, tarih, kültür, din gibi bağlar nedeniyle Türkiye daha çok tercih edilmiştir. Türkiye'nin önemli bir şehri olan Antalya birçok yabancı ziyaretçinin akınına uğramaktadır. Antalya'ya gelip bu coğrafyayı ve kültürü tanıma imkânı bulan yabancıların bir kısmı, şehrin sunduğu imkânlardan faydalanabilmek amacıyla burada yerleşme kararı almaktadır. Antalya, dünyanın birçok yerinden gelip yerleşen yabancılar gibi Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar tarafından da tercih edilmektedir. Buna bağlı olarak da Antalya'da yaşayan Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklardan oluşan bir nüfus bulunmakta ve bu insanların ortaokul çağında bulunan çocukları eğitim görmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın problem durumu "Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklara ait öğrencilerin'' karşılaştıkları sorunların okul yöneticileri, öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri doğrultusunda tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi ile oluşturulmuştur. Bu amaçla Antalya'nın merkez ilçelerinde (Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa) görev yapan 15 Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 6 Okul İdaresi ile ve bu ilçelerdeki okullarda öğrenci olan Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklara ait 20 öğrenci ve öğrenci velisi ile görüşülmüştür. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış olup, elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda ise, öğrenci, veli, öğretmen ve idarecilere göre Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklara ait öğrencilerin yaşadıkları sorunların başında dil sorunu ve dile bağlı akademik başarısızlık yaşadığı belirtilirken öğrencilerin pek fazla uyum sorunu yaşamadıkları tespit edilmiştir
Sermaye birikim sürecinde devletin rolü: Türkiye örneği (2002-2018)
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de 2002-2018 döneminde sermaye birikim sürecinde devletin rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Bob Jessop'un kuramsal yaklaşımından hareket edilmektedir. Çalışma sahip olduğu yöntem itibariyle ana akım iktisadi analizlerin dışında radikal eleştirel bir anlayışa sahiptir. Çalışmanın önemi 2002-2018 arası dönemde Türkiye ekonomisini ekonomik ve siyasal ilişkiler etrafından radikal eleştirel bir perspektifle açıklama çabasıdır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sermaye birikim sürecinde devletin rolü teorik olarak ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise bu teorik çerçeveden hareketle Türkiye için kavramsal çerçeve ve araç seti tanımlanmaktadır. Son bölümde ise 2002-2018 yılları arasında Türkiye'de sermaye birikimi sürecinde devletin rolü ikinci bölümde geliştirilen kavramsal çerçeve ve araç seti etrafında açıklanmaktadır. Neoliberal düşüncelerin aksine devlet, 2002-2018 arası dönemde ekonomik, hukuki ve siyasi düzenlemelerle sermaye birikiminin seyrini büyük ölçüde etkilemiştir
Antalya havzasında yer alan Düden, kuyu ve su kaynaklarının hidrojeoloji ve hidrojeokimyasal incelenmesi
Antalya önemli turizm ve tarım kentlerimizin başında gelmektedir ve hızlı bir büyümeye sahiptir. Nüfusla birlikte temiz su kaynaklarına olan gereksinimin artması sonucunda hem mevcut suların korunması hem de çok daha akıllı su politikalarının izlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle 632 km2'lik alana sahip traverten ve çevresindeki düden, kuyu ve su kaynaklarının hidrojeoloji ve hidrojeokimyasal incelemesi amaçlanmıştır. Bunun için söz konusu lokasyonlardan 25 adet su örneği alınmış; bu suların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin yanısıra ağır metal içerikleri de araştırılmıştır. Yapılan bu çalışma ile bölgedeki suların genel olarak standartlara uygun olduğu ancak yersel olarak kirleticilere maruz kaldığı görülmüştür. Traverten başta olmak üzere, bölgedeki litolojik birimlerin geçirimliliği ve iletimliliği göz önüne alındığında, kaynaklara yakın noktalardaki kirliliğin sonuçları ağır olabilir. Bu nedenle mevcut su kaynaklarının korunmasının yanısıra akılcı kullanımı üzerinde de çalışılması gerekmektedir. Çünkü "önlem, iyileştirmeden daha mühendisçe bir yaklaşımdır
Sıcaklık ve pH duyarlı polimerzomlarının hazırlanması
Polimerzomlar ilaç taşıma sistemleri, nano reaktörler, nano motorlar gibi biyomedikal alanlarda kullanılabilen polimerik veziküllerdir. Son yıllarda özellikle uyarıcı duyarlı polimerzomlar araştırmacılar için oldukça ilgi çekici hale gelmiştir. Bunlar arasında sıcaklık ve pH duyarlı polimerzomlar ilaç taşıma sitemlerinde en yaygın olarak çalışılan polimerzom türüdür. Bu tez kapsamında ilk kez PEG-b-PDMAEMA blok kopolimeri kullanılarak hem sıcaklığa hem de pH'a duyarlı polimerzomlar oluşturulmuştur. Bu amaçla farklı molekül ağırlıklarında PEG-b-PDMAEMA blok kopolimerleri ATRP yöntemiyle sentezlenmiş ve yapıları FTIR ve 1H NMR spektroskopisi ölçümleriyle karakterize edilmiştir. Sulu çözeltideki PEG-b-PDMAEMA blok kopolimerlerinin sıcaklık (LCST) ve pH duyarlılıkları UV-Vis spektrofotometresi ve dinamik ışık saçılımı (DLS) ölçümleriyle belirlenmiştir. Polimerzom oluşumu üzerine, polimer zincir uzunluğu, sıcaklık, pH ve derişimin etkisi araştırılmıştır. Polimer çözeltilerindeki polimerzom oluşumu DLS, optik mikroskopi ve transmission elektron mikroskopi (TEM) ölçümleriyle aydınlatılmıştır. Sentezlenen iki diblok kopolimerin (PEG48-b-PDMAEMA77 ve PEG48-b-PDMAEMA125) %1(a/h) sulu çözeltilerinde iyi tanımlanmış polimerzomların oluştuğu belirlenmiştir. Oluşan polimerzomlar TEM ölçümleriyle karakterize edilmiş ve boyutları, sırasıyla, 362±69 ve 165±7 nm olarak belirlenmiştir. PEG48-b-PDMAEMA77 kopolimerinin polimerzom oluşturma kabiliyetine pH'ın etkisi incelenmiş ve pH=9'da kararlı polimerzomların oluştuğu boyutlarının da 235±83 nm olduğu belirlenmiştir
Heteroatom katkılanmış grafen temelli elektrotların üretilmesi ve Lityum iyon pillerde anot performanslarının incelenmesi
Gün geçtikçe artan enerji ihtiyacı, hareketlilik ve buna bağlı olarak artan çevresel sorunlar, enerjinin verimli kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarmış ve şarj edilebilir pil ve bataryalara olan talebin hızla artmasına neden olmuştur. Li-iyon piller yüksek kapasite ve döngü ömürleri nedeniyle şarj edilebilir piller arasında en çok tercih edilen pillerdir. Grafen, sahip olduğu sıra dışı özellikleri ile elektrokimyasal enerji depolama cihazlarında elektroaktif madde olarak umut vadetmektedir. Bu çalışma kapsamında, solvotermal yöntemle azot katkılanmış grafen (N-GN) ve silisyum-azot katkılanmış grafen (Si-N-GN) sentezlenmiş ve Li-iyon pillerde anot performansları test edilmiştir. Ürünlerin morfolojik yapıları enerji dağılımlı taramalı elektron mikroskobu (SEM-EDX) ve N2 adsorpsiyonu yöntemi ile kristal yapıları X-ışını kırınımı (XRD) ve Raman spektrometresi ile elementel bileşimi ve elementlerin bağlanma konfigürasyonları ise X-ışınları fotoelektron spektrometresi (XPS) ile karakterize edilmiştir. Buna göre, N-GN'nin sık istiflenmiş grafen tabakalarının birbirine bağlandığı, dairesel şekilli düzenli mikro- ve mezo-gözneklerden oluştuğu, Si-N-GN'nin ise dağınık halde çoklu grafen plakalarından oluşan bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. N-GN ve Si-N-GN için spesifik yüzey alanları (SBET) sırasıyla 1350 m2/g ve 680 m2/g olarak hesaplanmıştır. XPS sonuçlarına göre N-GN'nin %5,4 (at.) oranında N, Si-N-GN'nin ise %2,5 (at.) N ve %5,5 (at.) Si içerdiği bulunmuştur. Ürünlerin Li-iyon pillerde anot olarak kullanılabilirliği çalışmaları kapsamında uygun kaplama yöntemi ve ayırıcının belirlenmesi ve elektrolitin geliştirilmesi çalışmaları yapılmıştır. Belirlenen optimum parametre ve hücre bileşenlerinde N-GN için 980 mAh/g, Si-N-GN için ise 815 mAh/g gibi grafenin teorik değerinin üstünde anot deşarj kapasitelerine ulaşılmıştır
Farklı yetiştirme ortamlarının ve IBA konsantrasyonlarının Kum Kekiği (Thymus revolutus C.) çeliklerinin köklenme özellikleri üzerine olan etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Antalya İli Konyaaltı İlçesi Akdamlar Mevkii'nde doğal olarak yetişen, endemik Thymus revolutus'un çeliklerinin köklenme özellikleri üzerine farklı yetiştirme ortamlarının ve farklı IBA konsantrasyonlarının etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tek dönemde gerçekleştirilen denemede, farklı yetiştirme ortamları [Torf+Perlit (1:1 hacimsel), Torf+Kum (2:1 hacimsel), Perlit+Kum (1:1 hacimsel)] ana parselleri; farklı dozlardaki IBA uygulamaları (0 (kontrol), 500 ppm ve 1000 ppm) ise alt parselleri oluşturmuştur. Deneme bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 yinelemeli olarak kurulmuş ve her tekerrürde 20 adet çelik kullanılmıştır. Bu bağlamda köklenme oranı (%), kök sayısı (adet), kök uzunluğu (cm), sürgün sayısı (adet), sürgün uzunluğu (cm), sürgün çapı (mm), kök kuru ağırlığı (g) ve sürgün kuru ağırlığı (g) tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, en yüksek köklenme oranı %96,67 ile 500 ppm IBA uygulanan ve Perlit+Kum (1:1 hacimsel) ortamında köklendirilen çeliklerde belirlenmiştir. Çeliklerin köklenme özellikleri üzerine, yetiştirme ortamlarının IBA uygulamalarına göre daha fazla etkisi olduğu saptanmıştır
Muğla körfezlerinin yumuşak zemin makrobentlik Mollusca ve Crustacea türlerinin dağılımı
Gerçekleştirilen bu yüksek lisans tez çalışması kapsamında kullanılan örnekler ve çevresel parametre verileri, Muğla ilinin 5 ana körfezini (Fethiye Körfezi, Marmaris Körfezi, Hisarönü Körfezi, Gökova Körfezi ve Güllük Körfezi) kapsamaktadır. Bununla birlikte, kullanılan çevresel parametreler 2003 ve 2004 yılı yaz mevsiminde (Haziran ve Ağustos) YDABAG – 102Y058 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında elde edilmiştir. Bentik örneklemeler ise, yine bu proje çalışması sırasında, ancak proje kapsamı haricinde alınmıştır. Muğla ili, turizm aktiviteleri, ikincil konut yerleşimi ve balık yetiştiriciliği aktiviteleri için, Türkiye'de önemli bir bölgedir. Bu aktiviteler göz önünde bulundurulduğunda, sucul ortam üzerinde oluşan insan kaynaklı stres faktörlerinin izlenebilmesi ve denizel ortamın var olan ekolojik durumunun belirlenebilmesi için, makrobentik omurgasızlar biyolojik araç olarak kullanılmaktadırlar. Bunlara bağlı olarak, Muğla körfezlerindeki makrobentik omurgasız türlerinin belirlenmesi ve bölgede örnekleme yıllarında faaliyet gösteren deniz balığı yetiştiriciliği aktivitelerinin bu canlılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi önem taşımaktadır. Yapılan bentik örneklemeler kapsamında, toplamda 217 Mollusca ve Crustacea türüne ait 1008 birey tayin edilmiştir. Crustacea alt-şubesi 143 tür (5 takım) ve Mollusca şubesi 74 tür (4 sınıf) ile temsil edilmiştir. Çalışma alanında Soyer indeksine göre kalıcı tür bulunmamıştır. Bunun yanında Apseudopsis latreillii, Nucula nitidosa türleri yaygın türler olarak bulunmuştur. En fazla tür sayısı ve bolluk Güllük Körfezi'nde, en yüksek ortalama biyokütle ise Fethiye Körfezi'ndedir. Bunun yanında, Gökova Körfezi, en az tür sayısı ve bolluk değerleri sergilemiştir. Güllük Körfezi'nde ise en düşük ortalama biyokütle bulunmuştur. Gerçekleştirilen bu tez çalışmasından elde edilen sonuçlarda, çalışma sahasındaki makrobentik omurgasız türlerinin farklı körfez ve derinliklerdeki tür kompozisyonları ve çevresel parametreler ile ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, çalışma örneklemelerinin yapıldığı yıllarda, örnekleme alanlarında konumlanan balık çiftlikleri faaliyetlerinin, makrobentik omurgasızlar üzerindeki etkileri de ortaya konulmuştur. Akuakültür faaliyetlerinin çalışma sahası üzerideki etkileri, Polychaeta türlerinin (kirlilik indikatörleri) tez kapsamında değerlendirilmemesi sonucu iyimser çıkmıştır. Çok kirli bölgeler olmasa da kirlenmeye başlayan ve orta kirli bölgeler tespit edilmiştir. Bahsi geçen balık çiftlikleri, özellikle turizm sektörü ve akuakültür sektörü arasında çıkan anlaşmazlıklar sonucu, 2006 yılında kıyıdan uzaklaştırılmıştır ve daha açık sulara taşınmıştır. Bu çalışma ile birlikte, balık çiftliklerinin bentik ortam üzerindeki etkilerinin günümüz ile kıyaslanması olanağı da sağlanmıştır