Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Bazı makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) çeşitlerinin sarı pas hastalığına karşı genotipik ve fonotipik olarak dayanıklılığının belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışma ile ülkemizde tescil edilen ve milli çeşit listesinde bulunan 54 adet makarnalık buğday (Triticum turdigum var. durum) çeşidinin Puccinia striiformis f. sp. tritici'nin neden olduğu sarı pas hastalığına karşı dayanım gösterdiği bilinen Yr5, Yr10 ve Yr15 dayanıklılık genlerinin varlığı genetik düzeyde tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışılan genetik materyallerin DNA'ları ekstrakte edilmiş ve PZR analizleri gerçekleştirilmiştir. Genetik analizler sonucunda 54 çeşidin hiçbirinde Yr5 dayanıklılık geni bulunmazken 12'sinin Yr10 ve 17'sinin Yr15 dayanıklılık genine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunlara ek olarak 7 çeşidin hem Yr10 hem de Yr15 dayanıklılık genlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Öte yandan çeşitlerin dayanımını belirlemek amacıyla 2019-2020 üretim sezonunda doğal epidemi şartlarında arazi denemesi yürütülmüştür. Sonuç olarak, moleküler belirteç destekli seleksiyon ile sarı pasa dayanım gösteren genler etkinlikle tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçların makarnalık buğdayda sarı pasa dayanıklılık için yürütülecek ıslah programlarında yararlı olacağı düşünülmektedir

    Resmi okullarda görev yapan öğretmenlerin yönetici seçme ve atamaya ilişkin görüşleri

    No full text
    Bu çalışmanın amacı; resmi devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin yönetici seçme ve atama uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Bu araştırma nitel araştırma yönteminde tasarlanmış bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemi nitel araştırma yöntemlerinden maximum çeşitlilik örneklemesi yöntemiyle belirlenmiştir. Bu araştırmanın örneklemini Antalya ili Kumluca ilçesinde görev yapmakta olan gönüllü 20 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenler farklı okul türlerinde çalışmaktadır. Demografik tablo incelendiğinde katılımcıların branşlarının da farklılık gösterdiği görülmektedir. Veriler araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış soru formu, "Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği" ve Ekleri kullanılarak 15-45 dakika arasında gerçekleştirilen derinlemesine görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Görüşme öncesinde katılımcılardan izin alınarak, yapılan görüşmeler araştırmacı tarafından kaydedilmiştir. Toplanan verilerin çözümlenmesi amacıyla analiz tekniklerinden tema analizi kullanılmıştır, tema analizi yapıldıktan sonra belirlenen temalara yönelik katılımcı görüşleri doğrudan alıntılar kullanılarak betimsel analiz ile sunulmuştur. Bulgular her alt problemin cevabı olacak şekilde oluşturulan tablolar ile gösterilmiştir. Araştırma sonuçları, konuya ilişkin Öğretmen görüşlerini yansıtan bulgular içermektedir, bu bulgular Öğretmenlerin Yönetici Seçme ve Atama Sistemiyle ilgili olarak yaşadıkları sorunları, bunların eğitim ortamına yansımalarını ve bu sorunların nasıl çözüleceğiyle alakalı ipuçlarını sunmaktadır. Öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda yönetici seçme ve atama sistemindeki en önemli problemin sözlü sınav yani mülakat olduğu görülmektedir. Öğretmenler mülakatların objektif olmadığını düşünmektedir. Bu durum okul iklimine olumsuz bir şekilde yansımakta ve öğretmen motivasyonunu düşürmektedir

    Silika bazlı nanocluster katkılı dental nano-kompozit malzemelerin hazırlanması ve karakterizasyonu

    No full text
    Dolgu maddelerinin miktarı ve türü, dental reçine kompozitlerinin özellikleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu çalışmada, silika nanocluster sentezlenmiş ve bu nanoclusterların UDMA / BisGMA / TEGDMA bazlı dental kompozitlerin özellikleri üzerindeki etkilerini değerlendirilmiştir. Nanoclusterler, yüzeyi modifiye edilmiş ticari silika nanoparçacıkların (Aerosil OX50 ve Aerosil R709) TEGDMA monomeri ile polimerizasyon ile hazırlanmıştır. Polimerizasyon sonunda elde edilen kompozit bilyeli değirmen ile toz haline getirildikten sonra bir mikro elek (75 µm) ile elenmiş ve böylece elde edilen nanocluster daha sonra diş kompozitlerin hazırlamak için dolgu maddesi olarak kullanılmıştır. Kompozitlerde, UDMA /BisGMA /TEGDMA monomer oranı 55:25:20 (ağırlıkça) ve dolgu yük oranı ağırlıkça %40-70 olacak biçimde hazırlanmıştır. Hazırlanan nanocluster yapıları ve kompozitler, SEM, TGA ve FTIR ile karakterize edilmiştir. Sentezlenen silika nanoclusterlerin katkılamasıyla elde edilen kompozitlerin su emilimi, çözünürlüğü ve eğilme direnci değerini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, nanocluster, dolgu yükündeki artış, polimerizasyon büzülmesinde azalışa ve eğilme direncinde artışa neden olmuştur. Dolgu malzemesi olarak nanoclusterlar ile nanoparçacıklar kıyaslandığında dolgu yükü artışı kompozitlerin hem su emilimi hem de çözünürlük değerlerinin azalmasına neden olmuştur. Eğilme direnci ise, belirli bir kritik dolgu yüküne ulaşılana kadar artmış; daha sonra azalmaya başlamıştır. %50'lik dolgu yükünde, nanoclusterlar katkılı kompozitlerin, eğilme direnci nanoparçacık katkılı kompozitlerden daha iyi performans göstermiştir. Dolgu malzemesi olarak nanoparçacık ve nanoclusterler birlikte kullanıldığında elde edilen kompozitin en düşük hacimsel büzülme (%2,2) ve en yüksek eğilme direncine 113,91 MPa değerine sahip olduğu bulunmuştur

    Kadın okul yöneticilerinin yönetici olma süreçlerine ilişkin görüşleri

    No full text
    Bu çalışmanın amacı okullarda çalışan kadın yöneticilerin yönetici olma süreçlerinde yaşadıkları olumlu ya da olumsuz tecrübelerini ve bu sürece dair görüşlerini analiz etmek ve çözümlemektir. Çalışmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması yapılmıştır. Araştırmanın katılımcı grubunu Antalya'da kamu okullarında görev yapan 15 kadın yönetici oluşturmaktadır. Veriler yüz yüze görüşme yoluyla toplanmış ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara 10 tane yarı yapılandırılmış görüşme sorusu yöneltilmiştir. Verilerin analizinde bilgisayar destekli nitel veri analiz süreci yürütülmüştür. Araştırma süresince elde edilen verilerden, kadın okul yöneticilerinin yönetici olma süreçlerinde cinsiyet ayırımcılığıyla, toplumsal statünün oluşturduğu engellerle, hemcinslerinin yarattığı engellerle ve aile içi engellerle karşılaştıkları görülmüştür. Bunun yanında bu süreci aile desteği görerek, olumsuz bir toplumsal bakış açıcına maruz kalmadan geçiren yöneticilerinde bulunduğu görülmüştür. Araştırma süresince elde edilen verilerden kadın yöneticiler için yöneticiliğin; lider olma, örnek rol model olma, kararlı ve temkinli davranma, çalışanlarına destek olma ve problemlere karşı çözüm odaklı olma anlamlarını içerdiği ortaya çıkmaktadır. Kadının toplumsal statüsü açısından evliliğin getirdiği iş yükünün kadın ve erkek tarafından paylaşılmaması kadın yöneticileri kariyer yapma sürecinde olumsuz etkilediği ortaya çıkmaktadır. Çalıştıkları kurumda hemcinslerinin desteğini alamayan ve olumsuz tutumları ile karşılaşan kadın yöneticilerin olması kadınların cinsiyet içi bir engellemeye maruz kaldıklarını ve bu durumunda yöneticilik süreçlerini olumsuz etkilediği ortaya çıkmaktadır. Kadınların yöneticilik yapamayacaklarına dair gördükleri çevresel baskının kadınların yöneticilik süreçlerinde engel oluşturduğu ve kadın yöneticilerin kariyer hayatlarını olumsuz etkilediği sonucuna varılmaktadır

    Türk çayından üretilen farklı oksidasyon derecelerine sahip Oolong çayların bazı fiziksel, kimyasal ve duyusal özelliklerinin belirlenmesi

    No full text
    Çay hoşa giden lezzeti yanında içerdiği biyoaktif maddelerden ileri gelen sağlığa faydalı etkileri nedeniyle de ilgi duyulan bir içecek olmuştur. Çayın gerek lezzet üzerindeki etkili bileşenleri gerekse de fonksiyonel bileşenleri birçok faktöre bağlı olarak değişmekte olup, bu değişikliğin oluşmasındaki temel etmen ise üretimindeki işlem farklılıklarıdır. Siyah ve yeşil çaydan sonra kendine has renk, tat ve aroma özelikleriyle oolong çay tüm dünyada tanınmaya başlamış ve tüketicilerin artan ilgisi araştırıcıların da dikkatini çekmiş olup oolong çay üzerine yapılan çalışmaların son yıllarda hızla arttığı görülmüştür. Dünyada çay üretiminde ve tüketiminde önemli bir konumda bulunan ülkemizde ise daha çok siyah çay üretilmekte olup, yeşil çay ve beyaz çay üretimlerinin yapıldığı da bilinmektedir. Bu tez kapsamında Türk çaycılığındaki gelişmeler yakından takip edilerek Türk çayından oolong çay üretilmesi ve üretilen çayların bazı fiziksel, kimyasal ve duyusal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan yaş çay ürünü 2019 yılının 1. Sürgün döneminde Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü (Rize) bahçesinde bulunan Ali Rıza ERTEN klonundan hasat edilmiş ve bu çaylar enstitü bünyesinde bulunan pilot ölçekli tesiste yeşil, oolong ve siyah çaya işlenmiştir. Oolong çaylar 5 farklı oksidasyon derecesine sahip olacak şekilde iki farklı yöntem uygulanarak üretilmiştir. Elde edilen çaylarda nem ve su aktivitesi, toplam kül ve suda çözünen kül, su ekstraktı, toplam fenolik madde ve toplam flavonoid madde, toplam antioksidan aktivite (DPPH ve ABTS yöntemleri kullanılarak), polifenolik madde kompozisyonu (C, CG, GC, GCG, EC, ECG, EGC, EGCG, TF, TF33'DG), gallik asit ve kafein, renk (L*, a*, b*, ton açısı, doygunluk), theaflavin, thearubigin ve theabrownin analizleri yapılmıştır. Ayrıca örneklerde, uçucu bileşen analizi ve duyusal analiz gerçekleştirilmiştir. Çay çeşitlerinin (yeşil, 10 farklı oolong ve siyah çay) belirlenen özellikleri birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada çay çeşidinin nem miktarı, su aktivitesi ve suda çözünen kül miktarı, su ekstraktı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan aktivite (DPPH ve ABTS) değerleri üzerinde ve TKM, C, CG, GC, EC, ECG, EGC ve EGCG, GA, K, TF ve TF33'DG, L*, a*, b*, ton açısı, doygunluk, TF, TR, TB değerleri üzerinde P<0.001 seviyesinde, toplam kül, toplam flavanoid madde miktarı üzerinde P<0.01 önem seviyesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Çay çeşitlerinin toplam fenolik madde miktarları 8.81-15.40 g/GAE 100 g KM, toplam flavonoid madde miktarları 2.49-3.53 g KE/100 g KM, ABTS değerleri 8.97-20.38 mM TEAC/g KM, DPPH değerleri 16.55-33.09 g TEAA/100 g KM, L* değeri 20.81-68.99, a* değeri 11.03-43.08, b* değeri 35.59-84.93, ton açısı değeri 39.56- 82.62, doygunluk değeri 52.38-85.65 arasında değişim göstermiştir. Çay çeşitlerinin tamamında EGCG en yüksek miktarda (0.93-6.48 g/100 g KM) bulunan kateşin olarak dikkat çekmiştir. Örneklerde diğer kateşinlerden EGC 0.69-5.88, ECG 0.52-1.54, C 0.79-1.00, EC 0.53-1.57, CG 0.47-0.51, GC 0.44-0.70, GCG 0.37-0.69, GA 0.5.-0.63, K 2.67-3.37, TF 0.48- 0.67 ve TF33'DG 0.35-1.13 g/100 g KM olarak tespit edilmiştir. Analiz edilen bu üç çeşit çayda, TF %0.20-0.84 arasında, TR %4.47-7.29 arasında ve TB %4.61-9.30 arasında değişim göstermiştir. Yeşil, oolong ve siyah çay çeşitlerinin tamamında majör uçucu bileşen olarak hekzanal; furan, 2-pentil; 6-metil-5-hepten-2-on; 3,5-oktadien-2-on; (E,E) -2,4-heptadienal; heptanal tespit edilmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre iki farklı yöntem uygulanarak üretilen farklı oksidasyon derecelerine sahip oolong çay çeşitlerinin; kuru çayın görünüşü, burukluk, dolgunluk, demin aroması ve toplam beğeni üzerinde istatistiki olarak önemli bir farklılık tespit edilememekle birlikte, en yüksek toplam beğeni değerini 79.26 puan ile 1. yöntem ile üretilen 1. ve 3. çeşit oolong çaylar (O1.1 ve O1.3) almıştır, yani kısa ve orta süreli fermente olmuş ve ortodoks kıvırma ile şekil verilmiş kısmen yeşil çaya yakın özellikler taşıyan oolong çaylar daha fazla beğenilmiştir

    İslam Borçlar Hukuku'nda ihtiyat ilkesi

    No full text
    Bu çalışmada, İslâm borçlar hukuku alanındaki birçok konuda söz konusu olan hak ve sorumlulukların yerine getirilmesinde bu hak ve sorumlulukların ihtiyat prensibi ile bağlantısı ele alınmaya çalışılmıştır. Şüphe ve belirsizlik olgusunun bulunduğu birçok konuda sıkça karşımıza çıkan ihtiyat kavramı, İslâm fıkıh literâtüründe müstakil bir delil olarak ele alınmamıştır. Ancak usûl-u fıkıh'taki sedd-i zerâyi, istihsan, hilâf gibi ferî delillerle ilişkisinin olduğu hatta kimi zaman onların yerine kullanıldığı gibi görüşler usûl âlimleri tarafından ileri sürülmüştür. Zira literatürde müstakil bir delil olarak ele alınmamasına rağmen böylesi önemli bir yere sahip olması ihtiyatın hem usulde hem de furû da kayda değer bir yerinin olduğunu göstermektedir. İhtiyatın Furû'u fıkıhta yoğun kullanımı ve ifade edildiği gibi bazı ferî deliller ile güçlü irtibatı, İslâm borçlar hukuku alanındaki borç alacak ilişkileri, akidler, muhayyerlikler gibi önemli mevzularda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Özünde hak ve sorumluklardan oluşan İslâm borçlar hukuku'nda ihtiyat prensibi gerek tarafların korunması, garanti altına alınması gerekse karşılıklı yapılan akidler de bazen tek tarafın bazen her iki tarafın haklarının, mallarının yahut canlarının korunmasını sağlamaktadır. Netice itibariyle İslâm hukukunun muamelât kapsamı çerçevesinde ele alınan borçlar hukuku, gündelik hayatta karşılaşılan sorunların yoğunluğu ve vazgeçilmez bir unsur olması bakımından önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kamu düzeninin sağlanması, ihtiyaçların karşılanması ve kişiler arasında adaletin sağlanması bakımından İslâm'ın tavsiye ettiği dengenin gözetilmesi borçlar hukukunun zeminini oluşturur. Dolayısıyla İslâm'ın diğer birçok konuda olduğu gibi borçlar hukukundaki düzenlemeleri ve tavsiyeleri doğrultusunda ihtiyatın işlevselliği ve nerede nasıl kullanılması gerektiği konumuzun mevzuunu oluşturmaktadır

    Türkiye'de yerel yiyecekler ve şarap ilişkisi üzerine nitel bir araştırma

    No full text
    Çalışmanın amacı yiyecek ve şarap ilişkisi üzerinden hareketle, yerel yiyecek ve şarap arasındaki mevcut ve potansiyel bağın incelenmesidir. Bu bağlamda Türkiye'de yerel yiyecekler ile şarabın mevcut durumları üzerinden bu iki unsurun eşleşme potansiyelleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme yöntemi olarak amaçlı örnekleme yöntemi kapsamında hem yerel yiyecek hem de şarap konusunda bilgi, deneyim ve ilgisi olan 20 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda katılımcıların ayrı ayrı olarak yerel yiyecek ve yerel şarap konusunda olumlu düzeylerde benzer algılara sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte yerel yiyecek ve yerel şarap uyumunun büyük bir potansiyele sahip olduğu ancak bu potansiyelin farkında olunmadığı sonucuna varılmıştır. Yerel yiyecek ve şarap uyumunda özellikle teknik eşleştirme olarak ifade edilen duyusal eşleşme, denge ve bölge uyumunun güçlü bir etkisi olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan yerel yiyecek ve şarap eşleştirmelerini destekleyen başlıca etmenlerin sosyal medya ve paydaşlar arası işbirliği olduğu; politik, ekonomik, kültürel ve kişisel engellerin ise bu uyumu zorlaştırdığı ortaya çıkmıştır. Son olarak yerel yiyecek ve şarap uyumunun hem mikro düzeyde işletmelere hem de makro düzeyde turizm ve şarap endüstrisine, ülke imajına ve bölge ekonomisine olumlu etkilerinin olabileceği sonucuna varılmıştır

    Ahmed Efendi Bin Yahya Efendi El-Çelebi'nin "El-Kitab-ı Şerh-i Şahidname"si (Tuhfe-i Şahidi Şerhi) (Giriş-İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım)

    No full text
    Klasik Türk edebiyatının didaktik eserlerinden biri sayılan ve hacimce küçük ama içerik bakımında zengin olan manzum sözlüklerin kaleme alınışlarının temel sebebi yabancı dildeki kelimeleri öğretmektir. Bu dil hazinelerine yazılan şerhler ise bazı yanlış okumaların, bilgilerin düzeltilmesi amacıyla kaleme alınan ayrıntılı eserlerdir. Türk edebiyatında en çok şerh edilen manzum sözlük, Muğlalı Şâhidî İbrahim Dede'nin Tuhfe-i Şâhidî adlı eseridir. Ahmed Efendi bin Yahya Efendi el-Çelebî'nin el-Kitāb-ı Şerḥ-i Şāhidnāmesi, Şâhidî İbrahim Dede'nin Tuhfe-i Şâhidî adlı manzum sözlüğünü şerh etmek amacıyla kaleme alınmış bir metindir. Eser Türk şerh edebiyatının XVI. yüzyıl metinleri arasındadır. Ahmed Efendi, Tuhfe-i Şâhidî'yi kısım kısım şerh ederken, kelimelerin lügat anlamlarını vermiş, gramer özelliklerine değinmiş, edebi sanatlar hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. Tezimizin konusu olan bu çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde "Konu, Amaç, Kapsam ve Sınırlılıklar, Yöntem" başlıkları altında çalışmanın yol haritası çizilmiştir. Birinci bölümde "Sözlük ve Sözlükçülük, Manzum Sözlüğün Türk Edebiyatındaki yeri, Şâhidî ve Eserleri, Ahmed Efendi bin Yahya Efendi el-Çelebî ve el-Kitāb-ı Şerḥ-i Şāhidnāmesi" hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme bölümünde (ikinci, üçüncü, dördüncü bölümler) metin gramer açısından ele alınmış ve mensup olduğu dönemin dil özellikleri çerçevesinde incelenmiştir. Akabinde metin kısmında el-Kitāb-ı Şerḥ-i Şāhidnāme'nin transkripsiyonlu alfabeye aktarımı gerçekleştirilmiş, içerisindeki edebî ve kültürel malzeme incelenmiştir. Sözlük bölümünde, nüshada geçen hemen hemen bütün kelimelerin anlamları alfabetik dizim şeklinde açıklamalı verilerek yaklaşık 4500 kelimeden oluşan geniş çaplı bir sözlük oluşturulmuştur. Çalışmanın tıpkıbasım bölümünde ise transkripsiyonlu metin ile karşılaştırılabilmesi için 78 sayfadan oluşan nüshanın tıpkıbasımı verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde Tuhfe-i Şâhidî adlı manzum sözlüğün Ahmed Efendi bin Yahya Efendi el-Çelebî tarafından nasıl yorumlandığına, bu yüzyılda yaşamış bir şârihin beyitlerindeki kelime ve kavramları ele alış tarzına ve XVIII. yüzyılda hâkim olan sanat, kültür, tarih ve edebiyatla ilgili açıklayıcı bilgilerin yanında gramer hususiyetlerine de ulaşılacaktır

    Tavuklarda yumurta ağırlığından sorumlu majör gen varlığının Bayesçi Segregasyon analizi ile incelenmesi

    No full text
    Segregasyon analizi monogenik ve poligenik unsurları istatistiksel modeller ile tahmin eden ve majör gen tespiti yapan bir yöntemdir. Bu çalışmasının ana amacı; yumurta ağırlığının major bir gen tarafından yönlendirilip yönlendirilmediğinin bir tavuk populasyonuna ait veri seti kullanılarak bayesçi segregasyon analizi ile incelenmesidir. Bu amaçla önceden toplanmış bir veri seti kullanılmıştır 1063 adet yumurtacı tavuk hattından toplamda 7 zaman dilimine ait yumurta ağırlığı (İlk yumurta ağırlığı, 36., 56., 66., 72., 80. haftalardaki yumurta ağırlığı) ve pedigri bilgileri kullanılarak major gen varlığı incelenmiştir. Varyans unsurları Gibbs örneklemesi ile tahmin edilmiştir. Bu çalışmada segregasyon analizi ile eklemeli genetik varyans, hata varyansı, major gen varyansı, eklemeli ve baskın gen etkileri tahmin edilmiştir. Yapılan analizlerle haftalara göre yumurta ağırlığında dominant etki ( -7.30, 0.66, -2.42, -18.57, -2.94, -5.83, -2.54) eklemeli gen etkisinden (11.79, 2.00, 3.38, 9.07, 4.53, 5.67, 5.49) küçük olduğu bulunmuştur. Major gen varyansları (σG2 = 53.34, 3.33, 8.24, 60.24, 11.14, 17.72, 28.23) poligenik varyanstan (σu2=6.53, 5.68, 2.38, 6.52, 7.28, 6.11, 4.69) daha büyük bulunmuştur. Major gen frekansı ise 7 zaman dilimi için, p = 0.86 ve q = 1- p = 0.14, p = 0.58 ve q = 1 - p = 0.42, p = 0.53 ve q = 1 - p = 0.47, p = 0.84 ve q = 1 - p = 0.16, p = 0.73 ve q = 1 - p = 0.27, p = 0.63 ve q = 1 - p = 0.37 , p = 0.64 ve q = 1 - p = 0.36 bulunmuştur. Üç farklı analiz yapılmıştır: 1) haftalık yumurta ağırlıkları 2) üssel büyüme modeli analizi 3) temel bileşenler analizi. Major gen analizinde poligenik modelde kalıtım derecelerini h2= 0.31 (± 0.54), 0.51 (± 0.56), 0.54 (± 0.56), 0.32 (± 0.52) , 0.44 (± 0.54), 0.27 (± 0.50) , 0.25 (± 0.51) , ve major gen modelinde kalıtım dereceleri h2= 0.81 (± 0.94), 0.67 (± 0.81), 0.95 (± 0.88), 0.85 (± 0.98) , 0.70 (± 0.85), 0.70 (± 0.90) , 0.73 (± 0.95) olarak bulup, Üssel büyüme modeli analizinde belirlenen kalıtım derecelerini poligenik modelde ; h2= 0.99 (± 0.91), 0.46 (± 0.54), 0.85 (± 0.60), 0.87 (± 0.61) , 0.92 (± 0.60), 0.79 (± 0.59) , 0.96 (± 0.66) ve major gen modeli analizinde ; h2= 0.80 (± 0.95), 0.54 (± 0.64), 0.60 (± 0.27), 0.56 (± 0.81) , 0.75 (± 0.88), 0.72 (± 0.94) , 0.76 (± 0.94) olarak bulup temel bileşenler analizi ile poligenik model için kalıtım dereceleri h2= 0.63 (± 0.57), 0.15 (± 0.09), 0.12 (± 0.47), olup major gen modelinde kalıtım dereceleri h2= 0.71 (± 0.73), 0.20 (± 0.70), 0.50 (± 0.93) olarak belirlenip bu farklı analiz türlerinde kalıtım dereceleri arasında benzerlik sağlanamamıştır. Bununla birlikte her 3 yönteminde yüksek kalıtım derecelerini poligenik model için belirlenmesi yumurta ağırlıklarının zamana dayalı seleksiyon çalışmalarında başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir

    Sürdürülebilirlik performansının finansal performansa etkisi: BİST sürdürülebilirlik endeksindeki bankalar ve endeks-dışı bankalar arasında bir karşılaştırma

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, 2015-2020 yılları arasında BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların ve Türkiye'deki endeks dışı bankaların finansal performansını ve sürdürülebilirlik performansını değerlendirmek ve bu performanslar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada 18 bankanın finansal ve sürdürülebilirlik verileri incelenmiştir. Finansal ve sürdürülebilirlikle ilgili veriler bankaların yayımladıkları faaliyet raporlarından ve sürdürülebilirlik raporlarından derlenmiştir. Araştırmada yer alan finansal değişkenler; özsermaye karlılığı, aktif karlılığı, takipteki krediler oranı, toplam aktif ve net kardır. Sürdürülebilirlik değişkenleri; toplam sürdürülebilirlik performansı ve sürdürülebilirliğin iki boyutu olan çevresel sürdürülebilirlik performansı ile sosyal sürdürülebilirlik performansıdır. Araştırmada sürdürülebilirlik ve finansal verilerinin hepsi normal dağılıma sahip olmadığı için non-parametrik testler kullanılmıştır. İki grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. İki değişken arasındaki ilişki incelenirken ise Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Değerlendirmeler ve testler IBM SPSS Statics 21 ve MS Excel programları ile yapımıştır. BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların ve Türkiye'deki endeks dışı bankaların sürdürülebilirlik performansları hesaplanmış ve değerlendirilmiştir. İki grubun sürdürülebilirlik performansı karşılaştırılmasında Mann Whitney- U testi kullanımıştır. Sonuç olarak, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların, endeks dışı bankalara göre daha yüksek sürdürülebilirlik performansı sergilediği görülmüştür. Ardından, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların ve Türkiye'deki endeks dışı bankaların finansal performansları aynı şekilde Mann Whitney U testi ile değerlendirilmiştir. Bunun sonucunda, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların, endeks dışı bankalara göre daha toplam aktife ve net kara sahip olduğu bulunmuştur. Son olarak, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki bankaların ve Türkiye'deki endeks dışı bankaların sürdürülebilirlik performansı ve finansal performansı arasındaki ilişki incelenmiştir. Spearman korelasyon analizine göre, finansal performans ve sürdürülebilirlik performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ama toplam aktif, net kar, aktif karlılığı ile sürdürülebilirlik performansı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇