Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Antalya ilinin Finike-Kaş ilçelerindeki seraların yapısal yönden incelenmesi
Tarım sektörü bir ülkede yaşayan insanların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından hayati bir öneme sahiptir. Ülke nüfusunun yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmesi ancak düzenli bir tarımsal üretimin yapılmasıyla sağlanacaktır. Ülkemizde arazi ve su kaynaklarının dikkatsiz ve bilinçsiz kullanımı, yaşanan küresel ısınma ve değişen iklim şartları gibi olumsuz koşullar, toprak ve su kaynaklarımızın azalmasına ve dolayısıyla da tarımsal üretimin önemli boyutlarda olumsuz bir şekilde etkilenmesine neden olmuştur. Bu nedenle artan nüfusun yeterli ve düzenli beslenebilmesi ancak tarımsal üretimde kontrollü ve bilinçli sürdürülebilir bir tarımla sağlanabilir. Antalya'nın 365248 hektar olan tarım arazisinde 50667 hektarında açık ve örtü altı sebze, 551 hektarında süs bitkileri 74787 hektarında meyvecilik, 184867 hektarında ise tarla bitkileri tarımı yapılmaktadır. Türkiye'deki toplam 78960 hektar olan örtü altı tarım alanlarının 28328 hektarı (%37) Antalya'dadır. Antalya'nın örtü altı üretiminde ülkedeki en büyük paya sahip olmakla birlikte mevcut örtü altı yapıların büyük bir bölümünün yapısal yönden dayanıksız / yetersizdir. Ayrıca, Antalya coğrafi konumu ve iklim yapısı gereği doğal afetlere açık bir ildir. Son yıllarda yaşanan şiddetli rüzgâr, fırtına, kasırga, sağanak yağış ve dolu yağışı il genelinde seralarda büyük hasarlara neden olmaktadır. Her yıl yaşanan bu iklimsel olaylar özellikle seracılığın yoğun yapıldığı ilçelerde büyük oranda ürün ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu kayıplar, özellikle Antalya'nın batısında bulunan ve seracılık faaliyetlerinin yaygın olarak yapıldığı Kumluca, Finike Demre ve Kaş ilçelerinde daha fazla yaşanmaktadır. Bu çalışmada Antalya ilinin Finike-Demre-Kaş ilçelerinde bulunan seraların mevcut durumları teknik ve yapısal yönden incelenerek sorunlarının belirlenmesi bu sorunlara ilişkin uygun çözüm önerilerinin ve yöntemlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için ilçelere gidilerek işletme sahiplerine birebir anketler uygulanmış ve mevcut seralarda gözlem ve ölçümler yapılmıştır. Uygulanan anketler, yapılan gözlem ve ölçümler sonucunda, ilçelerdeki seraların büyüklükleri, teknik ve yapısal özellikleri, otomasyon düzeyleri, devlet tarafından verilen destek, kredi ve hibeden yararlanma durumları, tarım sigortası yaptırma düzeyleri ve yapısal ya da üretime ait sorunları belirlenmiştir. Mevcut seraların yarısından fazlasının (%56) 10 yaş ve üzeri olduğu ve seraların neredeyse tamamının (%98.4) demirci ustası tarafından yapıldığı belirlenmiştir. İşletme sahiplerinin yarısına yakınının (%44) seralarını kendi parasıyla, çoğunun ise (%56) kredi hibe ve destekten faydalanarak yaptırdıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte seraların büyük bir kısmının (%70.4) sigortalı olmadığı, çok az kısmının (%29.6) tarım sigortalı ve özel sigortalı olduğu belirlenmiştir. Seraların bir kısmında ise (%4) temel betonunun, yarısından fazlasında ise (%60) subasman betonunun olmadığı belirlenmiştir. Mevcut seraların çok büyük bir kısmında (%96) gölgeleme perdesinin ve yine büyük bir kısmında da (%88.8) havalandırma pencerelerinde böcek tülünün olmadığı belirlenmiştir
Muhasebe eğitiminde etik ve etik algısı: bir uygulama örneği
Son yıllarda büyük işletmelerin muhasebe kayıtlarını olduğundan farklı göstermesi, muhasebe hileleri, kötü yönetim ve yaşanan muhasebe skandalları gibi durumlar kamunun dikkatini çeken ve üzerine yoğunlaşılan konular arasındadır. Gerçekleşen bu olayların çoğunluğu, sermaye piyasaları ve muhasebe sistemleri ile örnek olarak kabul edilen ABD'de ortaya çıkmıştır. Özellikle 2000'li yıllarda ABD'de meydana gelen Enron ve WorldCom skandalları ile birlikte finansal raporlara, sermaye kuruluşlarına, bağımsız denetim kuruluşlarına ve şirket yönetimlerine olan güven zedelenmiştir. Gerçekleşen bu durum Amerikan ekonomisini etkilemekle birlikte, gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkilemiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı etik konusu, muhasebe ve finans alanında en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Muhasebe mesleğini icra edenlerin topluma karşı olan sorumlulukları, diğer meslek gruplarına göre daha fazladır. Bu nedenle toplumun güvenini kazanmak, muhasebe mesleği açısından önemlidir. Her meslekte olduğu gibi muhasebecilik mesleğinde de ikilemler yaşanmaktadır. Bu ikilemlerin nasıl çözüme kavuşturulacağı meslek mensuplarının yaşadığı sorunlar arasındadır. Yaşanan bu ikilemler karşısından nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda meslek örgütleri uyulması gereken etik kuralları oluşturmuşlardır. Meslek örgütlerinin, meslek mensuplarına etik kuralları benimsetme konusunda ortaya koymuş oldukları çalışmaları olumlu olsa da muhasebe meslek etiği eğitiminin ilk olarak yükseköğretim kurumlarında verilmesi gerekmektedir. Yetişecek muhasebe meslek mensubunun mesleki yeterliliği için, almış olduğu muhasebe eğitimi çerçevesinde muhasebe meslek etiği eğitimini de alması ileride karşılaşabileceği belirsizlikleri çözmede yol gösterici olacaktır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı, gelecekte muhasebe mesleğini icra etmeyi düşünen meslek mensubu adayı öğrencilerin, etik algılarını ve etik davranma niyetlerini yaş, cinsiyet, öğrenim düzeyi, etik dersi almış olma gibi bazı değişkenler çerçevesinde inceleyerek aralarında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmektir. Çalışmada etik algısı ve etik davranma niyetinin ölçüldüğü toplam üç boyutlu bir anket kullanılmıştır. Son olarak elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirilmiş ve gerekli açıklamalar yapılmıştır
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri genel hükümler ile sona erebileceği gibi, kendisine özgü tahsis edilmiş hükümler ile de sona erebilmektedir. Bu doğrultuda öncelikle, hangi yapıların konut veya çatılı işyeri olarak nitelendirilebileceğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu sayede, mevcut kira sözleşmesinin bir konut veya çatılı işyeri kira sözleşmesi olup olmadığı anlaşılabilir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin varlığı halinde ise Türk Borçlar Kanunu 339-356 maddeleri arasında yer alan özel hükümler uygulama alanı bulabilecektir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesi, kiraya verenden kaynaklanan nedenlerle sona erebildiği gibi kiracıdan kaynaklanan nedenlerle de sona erebilir. Sona erme, bildirim yoluyla ya da dava yoluyla gerçekleşebilecektir. Bu çalışmada, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin varlığı halinde, kiracının veya kiraya verenin hangi hallerde, hangi şartlarda, hangi usul doğrultusunda kira sözleşmesini sona erdirebileceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır
Aile işletmelerinde vekilharçlık ilişkileri üzerine nitel bir araştırma
Özgün bir bağlam olan aile işletmelerindeki davranış ve ilişki örüntülerinin daha detaylı araştırılması gerektiği alanyazında yaygın bir görüştür. Aile üyeleri arasında veya aile üyeleri ile aileden olmayan çalışanlar arasındaki ilişkiler çok sayıda olguyu içermekte ve vekâlet ilişkileri için özgün bir bağlam sunmaktadır. Vekilharçlık kuramı (stewardship theory), özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde aile ve çalışanlar arasındaki ilişkileri açıklama potansiyeli nedeniyle geliştirilmeye devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, aile işletmelerinde vekilharçlık ilişkisinin temel dinamiklerini ve bu dinamikleri üreten bağlamsal koşulların neler olduğunu açıklayabilmektedir. Araştırma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim yaklaşımı benimsenmiştir. Veri toplama aşaması yarı-yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleştirilmiş ve gözlem notları ile desteklenmiştir. Araştırmanın örneklemini 14 aile işletmesinden, 18 yönetici aile üyesi ve işletmede en az iki kuşaktır görev yapan 17 emektar çalışan ve ilişkiyi dışarıdan gözleme imkânı olan 4 tanık katılımcı olmak üzere toplam 39 kişi oluşturmuştur. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak, yönetici aile üyeleri ile emektar çalışanlar arasındaki vekilharçlık ilişkisinin dinamiklerini açıklayan ana ve alt temalara ulaşılmıştır. Alanyazında vekilharçlık ilişkisi üzerine yapılan önceki araştırmalarla uyumlu sonuçlara ulaşılmakla birlikte, bulgular Türkiye'deki aile işletmelerine özgü bir vekilharç profiline işaret etmektedir. Ayrıca aile işletmeleri bağlamının, makro ve mikro düzeyde örgütsel olguların araştırılmasına ve kuramsal tartışmalara oldukça uygun bir araştırma alanı sunduğu anlaşılmaktadır
Dijital reklamcılık ve doğal reklamlar: tüketicilerin doğal reklamlar konusundaki görüşlerinin belirlenmesine ilişkin nitel bir araştırma
Dijital platformlarda yaşanan yenilikler iletişim çalışmalarına da etki etmiş, bilhassa Web 2.0 ile birlikte internet reklamcılığı alanında yaşanan gelişmeler, markaların klasik reklamlara olan bağlılığı, zaman içerisinde tüketicilerin bu çeşit reklamlara olumsuz tutum takınmalarına yol açmıştır. Tüketicilerin online platformlarda harcadıkları uzun vakitlerin ve online platformların iletişim süreci içerisinde sunduğu avantajların farkına varan markalar, hedef kitlelerine bu ortamlarda ulaşabilmek için yoğun bir reklam yarışı içerisine girmişlerdir. Bunun neticesinde bannerların ve görüntülü (display) reklamlar tüketicilerin online platformda izinleri olmaksızın kesintiye sebebiyet vermiştir. Ek olarak buna benzer online reklamlar, reklam engelleme uygulamaları ile engellenebilmektedir ve bu durum markaların online platformlarda farklı reklam formatlarına yönelmelerine neden olmuştur. Doğal reklamlar, tüketicinin online deneyimini kesintiye uğratmaksızın bütünüyle yayınlandığı platformun niteliklerine uyum sağlayarak tüketicilere medya platformuyla uyumlu bir okuma ya da izleme deneyimi sağlaması bakımından farklı internet reklamcılığı çeşitlerinden farklı bir modeldir. Doğal reklamlarla tüketici satın alma eylemine yönlendirirken aynı zamanda tüketicilerin dikkatini çekebilecek konularla ilgili marka farkındalığı oluşturmak hedeflenmektedir. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde dijital reklamcılık kavramı, dijital reklam türleri, avantaj ve dezavantajlarıyla birlikte dijital pazarlamanın gelişimi incelenmektedir. Tezin ikinci bölümünde doğal reklam kavramı, doğal reklam türleri, avantaj ve dezavantajları, doğal reklamların ve advertorial reklamların arasındaki fark ile beraber doğal reklamlar tüketim ve pazarlama açısından incelenmektedir. Tezin üçüncü bölümünde ise gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan doğal reklamların Y ve Z kuşağı üzerinde ki etkileri incelenmektedir
Şehirleşmenin tarım analizlerinin değerine etkisi : Antalya ili örneği
Bu çalışma, Antalya il merkezi, imar alanlarına uzaklık ve nüfus yoğunluğunun seçilen bölgelerdeki tarım arazisi fiyatlarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bunun için değişkenlere ait elde edilen veriler, Hedonik Fiyat Modeli kurularak analiz edilmiştir. Çalışma alanı, Antalya'nın doğusunda yer alan Muratpaşa, Aksu, Serik ilçelerini kapsamaktadır. Çalışmadaki alan bulguları, hazırlanan anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. Bunun için 134 arazi sahibi ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Antalya ili geçmiş yıllara ait imar plan haritaları karşılaştırılmış, şehirleşme olgusu karşısında arazi sahiplerinin ne yönde bir tutum ve beklenti geliştirdiği, bunu arazi fiyatlarına nasıl yansıttıkları da incelenmiştir. Araştırma sonucunda; nüfus yoğunluğu ile arazinin fiyatı arasında pozitif yönde ilişki tespit edilmiş, yerleşim yerindeki nüfus yoğunluğu %1 arttığında arazi fiyatının %0,24 arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, tarımsal arazinin il merkezine uzaklığının tarımsal arazilerin satış fiyatı üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu ve istatistiksel olarak %1 önem düzeyinde anlamlı olduğu belirlenmiştir. Buna göre; arazinin il merkezine uzaklığı, %1 arttığında tarımsal arazi fiyatı %0,99 azalmaktadır. Dolayısıyla alıcılar tarafından satış fiyatı sunulurken tarımsal arazinin şehir merkezine yakınlığını önemsedikleri belirlenmiştir. Bir diğer sonuca göre; imar alanlarına uzaklık tarımsal arazi fiyatları üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiş ve istatiksel olarak %1 önem düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Arazinin imar alanlarına uzaklığı, %1 arttığında tarımsal arazi fiyatı %0.09 azalmaktadır. Dolayısıyla tarım arazileri fiyatları ile imar alanlarına uzaklık arasında önemli bir bağlantı olduğu belirlenmiştir
Tek katmanlı uzay kafes kubbelerde berkitleme elemanı kullanımının tasarıma etkisinin belirlenmesi
Geniş açıklıkların hem estetik hem de ekonomik olarak örtülebilmesi sebebiyle en eski yapı tiplerinden olan kubbeler, malzeme biliminin gelişmesiyle daha büyük açıklıkları daha küçük kesitlerle örtebilmiştir. Daha küçük kesitler ile daha hafif kubbeler oluşmuş, bu sayede daha az deprem kuvvetine maruz kalmış, ana taşıyıcı elemanlara daha az yük gelmiştir. Ancak eleman kesitlerinin küçülmesi aynı zamanda stabilite problemlerini doğurmuştur. Yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmada, tek katmanlı uzay kafes kubbeler kısaca incelendikten sonra stabilite problemleri ele alınmıştır. Tek katmanlı uzay kafes kubbelerde stabilite kaybının önemli etkeni olan yapı düzleminde kayma rijitliğinin artırılması ve düğüm noktalarının güvenliği için berkitme eleman kullanımı araştırılmıştır. Rijit birleşimli nervürlü kubbe ile düğümler civarında berkitilmiş mafsallı birleşimli kubbe doğrusallaştırılmış burkulma analizi ile tespit edilen burkulma katsayısı değeri (λ > 10) esas alınarak incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Bu inceleme sırasında, modellenen kubbelere güncel yönetmeliklere uygun kar, rüzgar, deprem yüklemeleri ile birlikte kubbelerde burkulmaya sebebiyet verebilecek asimetrik yüklemeler uygulanmış ve kombine edilmiştir. Aynı şartlar altında, 2 kubbenin bilgisayar destekli analizi SAP2000 programı ile yapılmış, boyutlandırılmış ve karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada tek katmanlı uzay kafes kubbenin düğümler civarında berkitilmesiyle yapı ağırlığında %20 gibi ciddi bir azalma tespit edilmiştir. Aynı zamanda sehim miktarı açısından da modeller arasında büyük fark oluşmamıştır. Lineer analiz ile yapılan tasarımlara göre daha ağır olmasına rağmen, λ > 10 sınırlaması sayesinde yapı güvenliği istisnasız bir şekilde sağlanmaktadır
On the use of quantum cryptography in financial it systems
Günümüzde veri kullanımının artmasıyla yüksek korumalı daha gelişmiş iletişim kanalları gerekmektedir. En güvenilir yazılımda bile güvenlik açıkları mevcutken biz bilginin güvenilir bir şekilde korunmasını nasıl sağlayabiliriz? Şimdilik klasik kriptografi sayesinde bu görevlerin oldukça başarılı bir şekilde yerine getirildiğini söyleyebiliriz. Günümüzde klasik kriptografiye yönelik en önemli tehdit hesaplamada kullanılan kuantum mekaniği ilkeleridir. Birçok uzmana göre, teknolojinin şu anki aşamasında kuantum kriptografi yardımı ile bilgileri güvenilir bir şekilde korumak mümkündür. Kuantum biliminin deneysel olarak en gelişmiş alanı kuantum kriptografidir. Kuantum kriptografi, kuantum mekaniğinin temel ilkelerine dayanarak bilgi güvenliğini sağlamaktadır. Teknolojinin aktif gelişimi yaşamın her alanına yayılıyor. Dünya'da modern bilgi teknolojilerinin finansal sistemdeki rolü sürekli artmaktadır bu nedenle bu tür sistemlerin güvenliği büyük önem arz etmektedir. Bugün finansal teknoloji pazarı çok aktif bir şekilde büyümektedir. Finansal bilgi teknolojilerindeki karmaşıklığın artması, bilişim sistemlerinde oluşabilecek güvenlik risk faktörlerinde önemli bir artışa yol açmaktadır. Bu çalışmada, bugüne kadar geliştirilmiş olan kuantum bilgi yöntemlerinin kısa bir özetini ve analizini sunmaktayız. Burada finansal sistemlerin bilgi güvenliğinde kuantum teknolojilerinin kullanımını analiz ediyoruz. Kuantum kriptografisinin en iyi bilinen yapı taşlarını ve protokollerini inceliyoruz. Ticari olarak temin edilebilen kuantum anahtar dağıtım sistemleri ile teorik ve laboratuvar araştırması aşamasında olan çalışmaları tanımlıyoruz. Kuantum ve klasik kriptosistemlerinin özelliklerini karşılaştırıyoruz ve buna dayanarak avantajlarını ve dezavantajlarını araştırıyoruz. Benzer şekilde, kuantum kriptografi çerçevesinde veriyi korumaya yönelik bazı yaklaşımları inceliyoruz. Son olarak finansal sistemlerde ortaya çıkan kriptografik problemleri ve literatürde bu problemler için önerilen bazı çözümleri derliyoruz
Uydu görüntüleri ile kıyılarda batimetrik ölçüm
Batimetri, deniz ve okyanus derinlik ölçümleri olarak tanımlanmakta ve birçok yöntemle yapılmaktadır. Geçmişten günümüze kadar hala kullanılan geleneksel yöntemler, teknolojinin gelişmesiyle yerini modern yöntemlere bırakmıştır. Sonar sistemler, LIDAR ve uzaktan algılama sistemleri bu modern yöntemlere örnek olarak verilebilir. Akustik sistemlerin veya LIDAR'ın kullanımı hem zaman hem de maliyet açısından ekonomik değildir. Bu çalışmada zaman ve maliyeti en aza indirmek için uzaktan algılama yöntemleri araştırılmıştır. Batimetri ile ilgili bilgilerin açık kaynak uydu görüntüleri kullanılarak çıkarılması amaçlanmaktadır. Kullanılan yöntem verileri, farklı dalga boylarında alınan Sentinel-2 uydu görüntülerini ve referans batimetri değerlerini içermektedir. Daha sonra bu veriler bant oran yöntemi uygulanarak regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen regresyon katsayıları ile derinliği bilinmeyen alanlarda batimetri analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen batimetri haritaları referans batimetri veriler ile değerlendirilmiş, anlamlı sonuçlar sergilediği tespit edilmiştir. Ayrıca OTSU eşikleme algoritmasını kullanarak kıyı çizgisi tespit edilmiştir. Hesaplanan batimetrik veriler ile tespit edilen kıyı çizgisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu analizler ardışık dört ay için ayrı ayrı uygulanmış ve türetilen batimetri verilerinin aylık ortalamalarının değişimlerinin, aylık kıyı çizgisi değişimleri ile anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır
Tunus-Türkiye ilişkilerinde bir uluslararası halkla ilişkiler uygulaması olarak kamu diplomasisi (TİKA Tunus örneği)
Bu çalışmanın amacı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tunus'taki kamu diplomasisini, Tunus-Türkiye ilişkilerinde uluslararası bir halkla ilişkiler uygulaması olarak (örneğin TİKA Tunus) kamu diplomasisi çerçevesinde incelemektir. Bu bağlamda, çalışmada kamu diplomasisinin kavramsal çerçevesi ve ilgili alanları incelenmiş, Türkiye ve Tunus'ta kamu diplomasisinin aktörleri tartışılmıştır. Çalışmada, TİKA'nın Tunus'taki faaliyetlerini ve iki ülke arasındaki kamu diplomatik ilişkileri ve aralarındaki ilişkinin sağlamlaştırılmasına ve güçlendirilmesine katkılarını incelemiştir. Tunus'un ihtiyaçları doğrultusunda eğitim, sağlık ve ekonomik kalkınma alanlarında TIKA faaliyetleri, Türkiye'nin kültür ve dış yardım, diplomatik, akademik değişim ve kültürel gibi çeşitli alanlarda tanıtım faaliyetleri yürütmektedir. Çalışma, Tikka'nın Tunus'taki faaliyetlerini ve iki ülke arasındaki genel diplomatik ilişkileri ve aralarındaki ilişkinin sağlamlaştırılmasına ve güçlendirilmesine katkılarını inceledi. Tikka, Tunus'un ihtiyaçları doğrultusunda eğitim, sağlık ve ekonomik kalkınma, kültürel ve dış yardım, diplomatik ve akademik değişim ve kültür gibi çeşitli alanlarda tanıtım faaliyetleri yürütmektedir. Katılımcılardan elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların bilgi düzeyleri, sosyal ve mesleki grupları açısından bir fark olmadığı görülmüştür. TIKA, organizasyonun tüm topluluk grupları tarafından aynı şekilde tanındığını, çünkü p değerinin 0.05'ten büyük olduğunu göstermektedir. Araştırma sırasında yapılan analizler sayesinde Tunusluların TIKA etkinliklerine katıldıkları ve bu etkinliklere katılarak ekipman bağışlarından yararlananların çoğunun TIKA'dan çok memnun oldukları gözlemlenmiştir. TIKA'nın yardım eli verme çabaları, TIKA etkinliklerinin kalbinde yer alan önemli konulardan olduğunu kanıtlamaktadır. Bu nedenle katılımcılar, organizasyon için memnuniyetlerini ifade etmektedir. TIKA'nın Tunus'taki aktif rolü ve iki ülke arasındaki ulusalararası ilişkilerin istikrarındaki etkinliği, TIKA faaliyetlerinin tanımlanmasından önce ve sonra Tunus'un Türkiye'ye bakışını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Tunus ile Türkiye arasındaki uluslararası ilişkilerin güçlendirilmesi ve korunması çerçevesinde yürütülen çalışmaların etkinliğine ek olarak, eski zamanlardan beri iki ülkeyi birbirine bağlayan tarihi ve politik mirası güçlendirmektedir. Bu çalışma, TIKA gibi sivil toplum kuruluşların devletler arasındaki diplomatik ilişkilerin itibarını, imajını ve istikrarını korumada ne kadar etkili olduğunu göstermektedir