Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
H3BO3 ve TiO2 kullanarak TiB2-Al2O3 takviyeli NiAl matrisli kompozitlerin üretimi ve karakterizasyonu
Tez projesinin amacı, başlangıç malzemesi olarak H3BO3, TiO2, Ni ve Al tozları kullanılarak yanma sentezi ile TiB2, Al2O3 takviye partikülleri içeren NiAl matrisi kompozitlerin üretimi ve karakterizasyon işlemlerinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, hacimce %5-40 aralığında TiB2, Al2O3 takviye partikülleri içeren NiAl matrisli kompozitler üretilmiştir ve farklı oranlarda TiB2, Al2O3 takviyesinin mikroyapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Numuneler 3 farklı grupta üretilmiştir. Birinci grupta, kendiliğinden ilerleyen yüksek sıcaklık sentezi (KİYSS) ile TiB2, Al2O3 takviyeli NiAl tozları üretilmiştir. İkinci grupta, hacim yanma sentezi (HYS) ile üretilmiş olan %40, 25, 10 TiB2, Al2O3 takviyeli NiAl tozlarına düşük bir oranda (%5-10) Ni ve Al tozları eklenmiştir. Üçüncü grupta ise HYS ile üretilen %100-90 TiB2, Al2O3 takviyeli NiAl tozlarına yüksek bir oranda (%80-90) Ni ve Al tozları eklenmiştir. İkinci ve üçüncü grupta üretilen tozlara 2 saat boyunca öğütme işlemi uygulanmıştır. Bu üç grupta üretilen tozlarla presleme sonrasında sırasıyla 1375 oC, 1375 oC ve 1100 oC'de 1 saat sinterleme işlemi uygulanmıştır. 3. grup parçaların ısıtılması sırasında esasen HYS meydana geldiği öngörülmüştür. Üretilen numuneler için XRD analizleri, mikrosertlik ölçümleri, optik ve taramalı elektron mikroskobu incelemeleri, EDS analizleri ve 3-nokta eğme testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda üçüncü gruptaki numunelerin daha başarılı olduğu söylenebilmektedir. Birinci ve ikinci gruptaki numunelerin mikroyapısı incelendiğinde, genellikle TiB2 partiküllerinin NiAl matrisi içerisinde oluşurken, Al2O3 partiküllerinin NiAl tane sınırlarında ve gözeneklerde bulunduğu görülmüştür. Üçüncü gruptaki %10 TiB2, Al2O3 takviyeli NiAl matrisli kompozitlerde en iyi mikrosertlik değeri 371,3 ± 32,8 HV0,2 olarak ve en iyi eğme dayanımı ise 329,5 MPa olarak bulunmuştur
Kurumsallaşma sürecindeki yüklenici inşaat firmalarında risk yönetim uygulamalarının maaliyet performansı üzerine etkisinin araştırılması
İnşaat sektörü, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere; ülke ekonomileri için öncü sektör olma özelliğine sahiptir. Ülke ve dünya ekonomilerinin kalkınmasında büyük payı olan inşaat sektöründe gerçekleştirilen projelerin özgün, tek seferlik, dinamik ve karmaşık yapısı nedeniyle fazla sayıda riski bünyesinde barındırmaktadır. Projelerde karşılaşılabilecek bu riskler, inşaat projelerinin istenilen kalitede, belirlenen bütçe ve süre içerisinde başarı ile sonuçlandırılmasına engel olmaktadır. İnşaat projelerinin belirlenen bütçe ve sürelerde ve istenilen kalitede tamamlanamaması, mikro düzeyde proje sahibi yüklenici firmalara, makro düzeyde ise ülke ekonomisine ciddi zararlar vermektedir. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren yüklenici firmaların, sürdürülebilirliklerini sağlamak ve sektör içerisindeki yüksek rekabete ortak olabilmek adına projelerini proaktif bir yaklaşımla yönetmeleri gerekmektedir. Bu durum inşaat projeleri için sistematik bir risk yönetimini kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu tez çalışmasında; Türk İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların, risk yönetimi uygulamalarının inşaat projelerinin maliyet performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren üç ayrı inşaat firmasına ait projeler vaka çalışması olarak seçilmiş ve projelerde maliyet ve süre aşımına sebep olan riskler proje yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda belirlenerek, her bir proje için nitel ve nicel risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, projelerde yaşanan gerçek maliyet ve süre aşımları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, firmaların risk algısı ve alınan risk önlemlerinin maliyete etkisi incelenmiş ve başarılı bir risk yönetimi için kritik faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca tez çalışması kapsamında; 117M308 Nolu TÜBİTAK 1001 "Yapım Projelerinde Proaktif Yönetime Geçiş Amaçlı İç Kontrol ve Risk Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi İçin Bir Araç: Ortak Proje Yönetim Portalı" isimli proje altyapısı kullanılarak oluşturulan "Ortak Proje Yönetim Portalı" yazılımı, vaka çalışması olarak seçilen projelerde görev alan proje müdürlerine tanıtılarak, portal kullanımının proje risk yönetimindeki etkisi, simülasyon analizi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan tez çalışmasından elde edilen sayısal verilerin inşaat projelerinde risk yönetiminin önemini ortaya koyarak, risk yönetimi konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olmayan küçük ve orta ölçekli inşaat firmalarına yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Gelecekte farklı tip ve büyüklükteki inşaat projeleri üzerinde gerçekleştirilebilecek benzer çalışmalar ile, inşaat projelerinde risk yönetimini etkileyen ana faktörler arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarabileceği ve inşaat projelerinde risk yönetimi uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir
Farklı geometriye sahip karbon nanotüp takviyeli plakların burkulma analizi
Bu tez çalışmasında karbon nanotüp takviyeli plakların burkulma davranışı incelenmiştir. Burkulma analizleri farklı plak teorileri kullanılarak yapılmış olup farklı teorilerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Analiz edilen plak elemanlar farklı mesnetlenme durumları göz önüne alınarak incelenmiştir. Rombik plak, çarpık plak, trapez plak, simetrik olmayan trapez plak, eğik plak gibi farklı geometrik özelliklere sahip plaklar incelenmiştir. Farklı plak teorilerinin, mesnetlenme şekillerinin, geometrik özelliklerin, karbon nanotüp takviyesi dağılımlarının, düğün noktası sayısının burkulma davranışı üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir. Ayrıca aynı plak elemanları için titreşim ve eğilme analizleri de yapılmış olup sonuçları teze eklenmiştir
Construction of feminity and masculinity through language in Carlotte Perkins Gilman's Herland and Doris Lessing's The Cleft
Bireylerin ve toplumun cinsiyet davranışları üzerinde dilin etkisi oldukça önemlidir. Temel zıtlıklar üzerinden kurgulanan cinsiyet davranışları, dil aracılığıyla kadın ve erkek karakterlerin kadınlık ve erkeklik sınırları içerisinde kalmasını sağlar. Charlotte Perkins Gilman'ın Herland (1915) ve Doris Lessing'in The Cleft (2009) adlı eserleri, kadınlık ve erkeklik niteliklerinin toplum üyelerine dil aracılığıyla atfedildiği kadın temelli toplumları betimler. Her ne kadar bu seçili eserler farklı uygarlık dönemlerini tasvir etseler de, her iki romanda da erkek egemen anlatıcılar kadınlık ve erkeklik cinsiyet davranışlarını şekillendiren söz eylemler yoluyla kadınların hikayelerini toplumsal cinsiyet davranışlarının sınırlarına uygun olarak aktarır ve yorumlarlar. Romanların analizleri eserlerdeki karakterler cinsiyetlerini topluma uyum sağlamak adına icra ettiklerini gösterir. Bu tezin amacı, seçili eserlerinin John. L. Austin'in söz eylem teorisi ve Judith Butler'ın performatif cinsiyet üzerine olan teorisinin kuramsal çerçevesi aracılığıyla analizini yapmak ve daha sonra bu analizin bulgularını temel cinsiyet kuramlarıyla tartışmaktır. Dolayısıyla bu incelemelerin bulguları kadın ve erkek olma dinamiklerinin nasıl cinsiyetten ziyade metin dahilindeki dil aracılığıyla dikte edildiğini ortaya çıkarmak için kullanılacaktır. Bunların ışığında, seçilen edebi metinlerde cinsel kimlikle karşılaştırıldığında cinsiyet yöneliminde dilin öncül bir rol oynadığı sonucu çıkarılmıştır
Küresel değer zincirleri, ihracat, istihdam ve verimlilik
Dünya üretim, ticaret ve yatırım politikaları, uluslararası üretim ayrıştırması olarak ifade edilen küresel değer zincirleri (KDZ) katılımı aracılığıyla yürütülmektedir. Uluslararası üretim ayrıştırması; teknolojik gelişme, maliyet, kaynak ve piyasalara erişim kanalı ile gerçekleştirilmektedir. Ekonomi politikalarını etkileyen önemli bir unsur olmasına rağmen KDZ'nin ihracatı, işgücü piyasasını ve verimliliği nasıl etkilediği hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. Bu sebeple tezde, KDZ'nin; ihracat performansı, istihdam ve işgücü verimliliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz, Dünya Girdi-Çıktı Veri Tabanı (WIOD) verileri kullanılarak En Küçük Kareler Kukla Değişkeni (LSDV) yöntemi aracılığıyla 42 ülke ve 2000-2014 dönemi için yapılmıştır. Analiz bulguları, yabancı katma değerin, ileri katılım ve yerli katma değer bağlamında ihracat performansını artırdığını göstermektedir. İleri teknolojili ve rekabetçi fiyatlara sahip ithal girdi ile ihracat performansı arasında tamamlayıcı bir ilişki bulunmaktadır. Elde edilen bulgulara göre KDZ katılımı, işgücü verimliliğini ve istihdamı artırmaktadır. KDZ katılımının ücretler üzerindeki etkisinin ise negatif olduğu belirlenmiştir. Ülke düzeyinde yapılan analiz sonucunda, KDZ katılımının gelişmiş ülkelerde verimlilik ve istihdamı artırdığı bulgusu elde edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise işgücü verimliliği artışı gerçekleşmektedir. KDZ katılımı, yenilik ve teknoloji sürecine yön veren gelişmiş ülkelerin yüksek katma değerli üretim yapmasına katkıda bulunmaktadır. Düşük katma değerli üretim gerçekleştiren gelişmekte olan ülkeler, KDZ katılımı ile ucuz ithal girdi, gelişmiş bilgi ve teknoloji temin etmektedir. Çalışma bulguları, gelişmekte olan ülkelerin yüksek katma değerli üretim yapmayı sağlayacak, verimlilik ve istihdamı artıracak yeni teknoloji ve üretim tekniklerinin geliştirilmesine yönelik eğitim ve yatırım politikaları uygulamaları gerektiğini göstermektedir
Antik Yunan tragedyalarında felsefi düşüncenin izleri
Antikçağ'da felsefenin doğuşu siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik pek çok etmene bağlı olarak açıklanabilir. Tragedyalar felsefenin gelişmesinde büyük bir etkiye sahiptir. Felsefenin doğduğu Antikçağ Yunan insanının iç dünyasını tragedyalar bütün derinliğe ile sergilemişlerdir. O çağda insan yaşamına ve hayal gücüne dair ne varsa onları tragedyalarda bulmak mümkün olmaktadır. Tragedyalar bu bakımdan sadece bir milletin kendine özgü yaşam biçimini değil, genel olarak insanı konu aldığı için verdiği mesajlar tarih boyu evrenselliğini korumuştur. Tragedyalar içerdikleri konu ve bilgi açısından yaşamın tüm yönlerini gözler önüne serdiği için içlerinde felsefenin de olması gayet doğal bir durumdur. Bu yüzden antik Yunan tragedya oyunları daha iyi analiz edilmeli ve toplum ile bireye verdiği mesajlar felsefi açılardan da incelenmelidir. Tüm bu nedenlerden dolayı Antikçağ'daki pratik yaşamı bütün yönleriyle resmeden tragedyaların felsefi analizi son derece önemlidir
Seyahat motivasyonunun ziyaretçi memnuniyeti ve davranışsal niyetler üzerine etkisi: Kültür amaçlı seyahat eden yerli turistler üzerine bir araştırma
Bu araştırma yerli kültür turistlerinin seyahat motivasyonlarının, ziyaretçi memnuniyeti ve davranışsal niyetleri üzerindeki etkisini belirlemek ve demografik faktörlere göre seyahat motivasyonlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma UNESCO Dünya Miras listesine 2012 yılında dünya miras alanı olarak dahil edilen Konya Çatalhöyük Neolitik Kentini ziyaret eden yerli kültür turistleriyle Covid-19 sebebiyle online platform üzerinden 387 kişiyle yapılan anket uygulaması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ve oluşturulan hipotezler t ve ANOVA testleri ve basit doğrusal regresyon analizi ile ölçülmüştür. Araştırma sonucunda yerli kültür turistlerinin itici seyahat motivasyonları ile seyahat memnuniyetleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiş ancak çekici seyahat motivasyonları ile ziyaretçi memnuniyeti arasında herhangi bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Bunun yanında, yerli kültür turistlerinin hem seyahat motivasyonlarının hem ziyaretçi memnuniyetinin davranışsal niyetleri üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bireylerin seyahat motivasyonlarının demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçları ışığında ilgili alanda çalışan akademisyenlere, Konya Çatalhöyük kültür destinasyonu ile diğer kültür destinasyonlarının yönetim örgütlerine öneriler geliştirilmiştir
Anglo Amerikan hukuku ile karşılaştırmalı olarak medeni usul hukukunda bilirkişilik
Günümüzde birçok uyuşmazlığın sadece hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün değildir. Yargılamada karar verici konumunda olan kimselerin somut olayda doğru ve adil bir sonuca ulaşabilmeleri ve tarafların kendi iddia ve savunmalarını sağlıklı bir şekilde sunabilmeleri, çoğu zaman özel ve teknik bilgiyi ve dolayısıyla uzmanların yardımını gerektirmektedir. Bilimin ve teknolojinin mevcut ilerlemesi dikkate alındığında, bu ihtiyacın artarak devam edeceğinden şüphe etmemek gerekir. Ancak özel ve teknik bilginin, uzmanlar vasıtasıyla hukuk sahasına taşınması, birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların aşılması, özel ve teknik bilginin mümkün olduğunca yargılamada hedeflenen amaçlara uygun olarak aktarılması için ise farklı hukuk sistemleri farklı tercihlerde bulunmuştur. Çalışmamızın amacı da Kıta Avrupası hukuk sisteminin benimsendiği Türk hukukunda ve Anglo Amerikan hukuk sisteminin uygulandığı Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere hukuklarında düzenlenen bilirkişilik sürecini incelemek, Türk hukuku ile karşılaştırma yapmak ve ülkemiz için faydalı olabileceği düşünülen bazı uygulama ve kurumlar hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlamaktır
Halı sahada futbol oynayan bireylerin serbest zaman doyumları ve sakatlanma durumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, serbest zamanlarını Antalya'da bulunan bazı halı sahalarda futbol oynayarak geçiren erkek bireylerin serbest zaman doyumlarını ölçmek ve futbol oynadıkları sırada meydana gelen sakatlıkların incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, serbest zamanlarında halı sahada futbol oynayan 18 yaş üzeri 300 gönüllü erkek birey oluşturmaktadır. Katılımcılara altı alt boyutu olan Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) ve katılımcıların demografik özellikleri ile sakatlanma durumlarının belirlenmesi amacıyla anket formu uygulanmıştır. Katılımcılar arasından 200'ü (%66.6) serbest zamanlarında halı sahada futbol oynadığı sırada sakatlık yaşadığını belirtmiştir. Katılımcıların halı sahada en çok ayak-ayak bileği (%47.8), diz (%28.6) ve kasık (%20.2) bölgelerinden sakatlanma yaşadıkları saptanmıştır. Katılımcılar sakatlanmaların çoğunlukla; rakip müdahalesi (%49.3), yeterli ısınmama (%33.0), zemin-saha (%23.2) kaynaklı olduğunu düşünmektedirler. Serbest zamanlarında halı sahada futbol oynayan bireylerin serbest zaman doyumlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. SZDÖ 6 alt boyutu içerisinde en yüksek puanların; rahatlama (3.99 puan), sosyal (3.80 puan), eğitim (3.80 puan) alt boyutlarında olduğu saptanmıştır. Katılımcıların halı saha tecrübesi ile (oynama yılı) SZDÖ alt boyutları (estetik alt boyut hariç) ve toplam alt boyut ortalama puanları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur (p<0.05). Isınma yapanlar ile yapmayanlar arasında, ısınma yapanların lehine SZDÖ eğitim, rahatlama ve fizyolojik alt boyutlarında anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Halı sahada aynı sakatlığı tekrar yaşamayanların toplam ve alt boyut puanlarının, sakatlık yaşayanlara göre daha yüksek olduğu, ancak sadece estetik alt boyutta anlamlı farkın (p<0.05) olduğu saptanmıştır. Serbest zamanlarını halı sahada futbol oynayarak geçiren bireylerin, serbest zaman doyumlarının yüksek olmasına bağlı olarak sakatlanma ya da yaralanma oranlarının da yüksek olması ile günlük yaşamlarında aksaklık yaşanma olasılığının artacağı düşünülmektedir. En düşük puanın alındığı alt boyutun estetik alt boyut olduğu düşünülecek olursa çevrenin düzenlemesine ihtiyaç olabileceği söylenebilir