Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Berkitme levhalarının dairesel boşluklu çelik kirişlerin yük taşıma kapasitelerine etkilerinin sonlu elemanlar yöntemiyle analizi

    No full text
    Dairesel boşluklu çelik petek kirişler başlangıçlarından beri etkin bir çelik yapı modeli olarak artan bir ilgiye sahip olmuşlardır. Bu kirişlerin en önemli özelliği, aynı profil kesitine sahip normal formdaki çelik kirişlere oranla yükseklik, atalet momenti ve kesit katsayısını artırmaktadır. Dairesel boşluklu petek kirişler geniş açıklıkları kolay geçebilmek için çatı ve döşeme kirişleri olarak da kullanılır. Eğimli çatı tasarımında da ağırlık ve maliyet düşürülmesiyle ideal sonuçlar vermektedirler. Önerilen çalışmada dairesel boşluklu petek kirişlerin optimum boyutlandırılması, yük altında taşıma kapasitelerinin belirlenmesi ve sonlu elemanlar yöntemiyle karşılaştırmalı analizleri yapılmıştır. Berkitme levhalarının bu kirişlerin yük taşıma kapasitelerine etkisi de tez kapsamında incelenmiştir. Tez araştırmasının ilk aşaması dairesel boşluklu petek kirişlerin harmoni arama ve parçacık sürü teknikleri kullanılarak optimum boyutlandırılmasına odaklanmıştır. Bu yöntemler IPN kesitleri arasından uygun profili seçerek yönetmelikte tanımlanan tasarım sınırlamalarını sağlarlar ve sistemin ağırlığı minimuma indirgerler. Çalışmanın ikinci aşaması olan deneysel süreçte ise; ilk kısımda optimizasyonu yapılan 8 adet IPN kesit dairesel boşluklu petek kirişin hidrolik güç üniteli basınç silindiri altında dayanımları test edilmiştir. Boşluk çevrelerine yerleştirilen yatay, düşey ve dairesel güçlendirici berkitme levhalarının yerel burkulma ve moment-kesme aktarımı değerlendirmelerine bağlı olarak gövde açıklıklı çelik kirişlerin nihai yük taşıma kapasitelerine etkisi de detaylı olarak incelenmiştir. Son olarak deneyleri yapılan dairesel boşluklu petek kirişlerin yük taşıma kapasitesi ve doğrusal olmayan davranışları deneysel çalışmalardan elde edilen veriler kullanarak sonlu elamanlar yöntemiyle kıyaslanarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında güçlendirilmiş kirişlerin pratik uygulamalarda kullanılabilirliği ve optimizasyon yöntemlerinin yapısal tasarımda yaygın kullanılması amaçlanmıştır

    Antalya-Aksu yöresinde yetiştirilen mısırın (Zea mays L.) tanedeki besin elementi düzeyinin toprak ve tane analizleriyle değerlendirilmesi

    No full text
    Bu çalışma, Antalya ili Aksu ilçesinde yetiştirilen mısırın (Zea mays L.) bitkisinin tanedeki besin elementi birikim düzeyinin toprak ve tane analizlerine dayanarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma amacı doğrultusunda, Aksu ilçesindeki 15 farklı arazide mısır bitkisinin yetiştiği topraktan ve yetiştirilen mısırdan tane örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinde bünye, kireç (CaCO3), organik madde, toplam azot, alınabilir fosfor, değişebilir potasyum, demir, çinko, mangan ve bakır içerikleri belirlenmiştir. Tane örneklerinde de tane içeriğindeki azot, fosfor, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, çinko, mangan ve bakır içerikleri saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre topraktaki ve mısır tanesindeki element miktarları kıyaslanmıştır. Alınan toprak örneklerindeki P2O5, K2O, Fe, Zn, Mn ve Cu kapsamlarının minimum ve maksimum değerleri sırasıyla %2,68-%1,29; %63,3-%127,0; 7,70 mg kg-1-36,4 mg kg-1; 0,17 mg kg-1-1,68 mg kg-1; 8,90 mg kg-1-19,0 mg kg-1 ve 0,88 mg kg-1-10,16 mg kg-1 arasında bulunmuştur. Mısır tarlalarından alınmış olan tane örneklerindeki N, P, K, Mg, Ca, Fe, Zn, Mn ve Cu kapsamlarının minimum ve maksimum değerleri sırasıyla %1,32-%1,89; %0,26-%0,35; %0,02-%0,29; %0,17-%0,31; %0,48-%0,81; 27,62-460,06 mg kg-1; 21,18-29,15 mg kg-1; 0,33-7,00 mg kg-1 ve 2,48-4,69 mg kg-1 arasında bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre toprakların bünyelerinin tınlı ve killi tınlı olduğu bulunmuştur. Bütün örneklerin kireç içeriği yüksek olup, organik maddece fakirdir. Alınabilir fosfor değeri düşük olmakla birlikte değişebilir potasyum değeri her örnekte yüksek olarak tespit edilmiştir. Ayrıca örneklerde demir, mangan ve bakır yeterliyken; çinkonun çoğu örnekte yeterli olsa dahi bazı örneklerde kritik ve noksan olduğu görülmüştür. Araştırma alanı topraklarının kireçli olması sebebiyle, mikro elementlerin yarayışlılıklarının azalmış olabileceği ve fosforun kalsiyum fosfat şeklinde çözünemez forma dönüşmüş olabileceği düşünülmektedir. Noksan mikro element, alınabilirliği güç olmasından dolayı yapraktan verilebilir. Organik maddenin az olması nedeniyle organik gübreleme yapılması faydalı olabilir. Ancak her bir numune ayrı ayrı değerlendirildiğinde, bir elementin toprakta yüksek değerde bulunmasına karşılık tanede az olduğu veya toprakta az olmasına karşılık tanede yüksek değerde olduğu durumlar tespit edilmiştir. Bu veriler arasında direkt doğru orantı görülmemiş olup; toprak işleme ve gübre uygulama şekli gibi farklı etmenlerin söz konusu duruma neden olabileceği düşünülmektedir

    Uluslararası seyahatlerde destinasyon ve restoran seçiminin gıda güvenliği algısı açısından incelenmesi

    No full text
    Bu tez çalışmasında, turistlerin gıda güvenliği algısı ile uluslararası seyahatlerde restoran seçimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca turistlerin gıda güvenliği algılarında belirleyici faktörler, uluslararası seyahatlerde turistlerin restoran seçimlerinde gıda güvenliği konusunda dikkat ettikleri faktörler, uluslararası destinasyon seçiminde dikkat edilen faktörler ve gıda güvenliği açısından uluslararası seyahatlerde tercih edilen ve/veya kaçınılan destinasyonlar araştırılmıştır. Çalışmada nicel araştırma deseni tercih edilmiş ve anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Anket çalışması, Antalya ilinde yaşayan ve turist olarak uluslararası seyahat deneyimi olan 332 katılımcı ile Aralık 2020-Mart 2021 tarihleri arasında yüz yüze ve online olarak gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmasından elde edilen verilerin ölçüm aralığının yapı geçerliliği ve güvenirliği test edilmiş ve normal dağılım gösterdikleri belirlenmiştir. Buna göre anket sonuçları incelendiğinde, uluslararası seyahatlerde gıda güvenliği algısı ile restoran seçimi arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizine göre pozitif, anlamlı ve düşük bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Gıda güvenliği algısı ölçeğine yapılan frekans analizi sonucunda ifadelerin genellikle "katılmıyorum" cevabı etrafında şekillendiği belirlenmiştir. Uluslararası seyahatlerde restoran seçiminde gıda güvenliği açısından en çok "Gıdanın Duyusal Algısı" boyutunun etkili olduğu saptanmıştır. Gıda güvenliği endişesi bakımından destinasyon seçiminde katılımcıların en çok "Avrupa Ülkelerini" tercih ederken, kaçındıkları destinasyonun "Afrika Ülkeleri" olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan uluslararası destinasyon seçimlerinde en çok "Sağlık/Gıda Güvenliği" faktörünün etkili olduğu saptanmıştır

    Yerel kalkınmada spor tesisleri (Hesarek kayak tesisi örneği)

    No full text
    Bingöl ili turizm anlamında önemli birçok bölgeye sahip bir şehir olmasına karşın, gelişmişlik konusunda henüz yeterli ilerleme sağlayamamıştır. Ancak Bingöl ilinin yerel kalkınmasında spor tesislerinin ve bu tesislerin faaliyetlerinin önemli bir rol oynayabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Bingöl ilinde 2016 yılında hizmete açılan Hesarek Kayak Tesisinin Bingöl ilinin yerel kalkınma sürecine etkisini irdelemektir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden Olgu Bilim (Fenomenoloji) yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubuna 4 kayak antrenörü, 4 kayak sporcusu, 2 üst düzey kamu yöneticisi, 3 kamu kuruluşu müdürü, 3 esnaf olmak üzere toplam 16 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan 28 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler Nvivo 10 programına aktarılarak içerik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine ilişkin analiz sonuçlarında, "Hesarek Kayak Tesisi" ana teması altında "Yerel Kalkınma İlişkisi" ve "Tesis Boyutu" olmak üzere iki alt tema ortaya çıkmıştır. Alt temalar değerlendirildiğinde, Hesarek Kayak Tesisinin Bingöl iline sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim ve sportif anlamda olumlu etkilerinin olduğuna dair bulgulara ulaşılmıştır. Buna karşın tesis boyutu alt temasının teknik özellikleri kategorisinde ise konaklama ve yeme içme hizmetlerinde eksikler olduğuna ilişkin bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, Bingöl ili Hesarek Kayak Tesisinin önemli bir potansiyele sahip olduğu, yerel kalkınma sürecini hızlandırıp ilin gelişmesine önemli katkılar yaptığı ve daha fazlasını da yapabileceği, dolayısıyla tesise ilişkin yatırımların artırılıp eksikliklerin giderilerek faaliyetlerin çeşitlendirilmesi gerektiği söylenebilir

    Kripto varlıklar ve kripto varlıklar ile ilgili regülasyonlar

    No full text
    Ticari ve sosyal hayatta teknolojilerin gelişmesi ile birlikte gerçekleştirilen ödemeler ve para transfer işlemleri dijital ortamda hız kazanmaya başlamıştır. Gerçekleşen bu işlemler neticesinde dijital para kavramı aktif olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu dijital paraların güvenli ve şifreli yapılar olan kriptografik yazılımlar ile birleşmesi sonucu 2009 yılında kripto para ortaya çıkmıştır. Bu paranın ilk ve öncüsü Bitcoin'dir. Kripto paralar, kripto varlık şeklinde de isimlendirilmektedir. Kripto varlıklar, dijital varlıkların alt koludur. Dijital varlık ise dijital şekilde saklanabilen materyaller olarak kabul edilmektedir. Kripto paralar, blokzincir teknolojisini kullanan, tamamı dijital ortamda meydana getirilen, merkezi bir otoriteye bağlı olmayan paralardır. Giderek artan popülerliği, değeri ve kullanım alanları neticesinde birçok kripto para meydana gelmiş ve kişilerin dikkatini çekmiştir. Böylelikle pek çok ülkede kurum veya kuruluşlar tarafından değerlendirmeye alınmış ve düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, kripto varlık piyasalarının dünya finans sistemi içerisindeki yeri, ülkelerin ve işletmelerin bu yenilik karşısında izlediği politikalar, yaklaşımlar, düzenlemeler, vergilendirmeler ve muhasebeleştirmeler ele alınmıştır. Öte yandan kripto varlıkların Türkiye ekonomisi ve devlet kurumları üzerindeki yarattığı etkileri, geniş bir ülke araştırması yelpazesi ile birlikte değerlendirilemeye çalışılmıştır. Sistemsel olarak, ülkeler için en zor konuların ilki, kripto varlıkların nasıl vergilendirileceği ve hangi kalemde muhasebeleştirileceğidir. Bu yaklaşımlar hakkında birden fazla farklı dünya görüşü olması ve genel kabul görmüş bir standart olmaması nedeniyle bu belirsizlikleri düzenlemek çok zordur. Buradaki belirsizlikler beraberinde yasadışı faaliyetler gibi bir takım riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın ortaya çıkış noktası, Türkiye ekonomisi ile ilgili kişilerin, işletmelerin, borsaların ve kurumların kripto varlık piyasalarına gösterdiği yoğun ilgiden kaynaklanmaktadır. Bu büyük ilgi, gerek ticari faaliyetler alanında gerçekleştirilmesi planlanan alışveriş odaklı ödeme yaklaşımlarından, gerekse kişilerin kolay yönden para kazanma istek ve arzularından kaynaklanmaktadır. Bu ticari faaliyetlere ise ulusal ve uluslararası kripto değişim platformları aracılığı ile katılım sağlanmaktadır

    Türkiye ve Rusya arasındaki hububat ve yaş meyve sebze ticaretinin karşılaştırmalı incelenmesi

    No full text
    Ticaret tüm piyasalarda olduğu gibi, tarım ürünleri piyasalarında da ihtiyaçların karşılanabilmesi için kaçınılmazdır. Bu çalışmada Türkiye'nin Rusya'ya gerçekleştirdiği yaş sebze meyve ihracatı ile Rusya'nın Türkiye'ye gerçekleştirdiği hububat ihracatı Keynesyen karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımından hareketle incelenmiştir. İki ülkenin ürün gruplarına göre ticaret dengeleri, ilgili ürünlerde sadece birbirleri ile ticareti yaptığı varsayımıyla, sıfır toplamlı oyun olarak kurgulanmıştır. Çalışmada 2016 – 2020 yılları arasındaki ikincil veriler kullanılmış ve dönemler arası istatistiksel interpolasyon yapılmıştır. Oyun sonucunda elde edilen mükemmel Nash dengesi denklemi model olarak kullanılarak, Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret dengesi değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye'nin, yaş sebze meyve ticareti bağlamında Rusya'ya üstün olduğu ve bir birim yaş sebze meyve ürününün ortalama 5 birim hububata eşit olduğu görülmüştür. Bu duruma sebep olarak Rusya'daki otonom yatırım değerlerinin Türkiye'ye göre yüksek düzeyi ve Türk Lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi gösterilebilir. Bu üstünlüğün artırılması ve sürdürülebilir olabilmesi için hububat ve yaş meyve sebze üretiminin artırılması, inovasyonla birlikte Ar – Ge çalışmalarına önem verilmesi ve üretimde mekanizasyonun yaygınlaştırılmasıyla iş gücünün azaltılması önemlidir

    Diffüz büyük B hücreli lenfoma hastalarında PD-1 ve CTLA-4 gen varyasyonları ile ekspresyon seviyelerinin ilişkisi

    No full text
    Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma (DBBHL) klinik, morfolojik ve sitogenetik özellikler bakımından heterojendir. Non-Hodgkin lenfomaların en sık karşılaşılan agresif seyirli tipidir. Lenfomanın tedavi stratejilerinden biri olan immünoterapi, immün kontrol noktası inhibitörlerini hedef alır. Birçok hastalıklara ilişkin PD-1, PD-L1, CTLA-4 ve CD80 genlerinin araştırılması fenomen haline gelmiştir. Bu tezin amaçları DBBHL'de i) çeşitli kanser türleriyle önemli ilişkileri olan bu dört genin polimorfizmleri incelemek, ii) gözlenen genetik varyantların mRNA ekspreyon ve protein seviyeleriyle korelasyonunu değerlendirmek, iii) bulgular doğrultusunda hastalığın patogenezine katkıda bulunmaktır. Yöntem: Bu araştırmada, 20 kişilik hasta grubuyla aynı yaş ve cinsiyette olan 20 kişilik kontrol gruplarına ait periferik kan örneklerinden DNA dizileme yöntemi kullanılarak PD-1, PD-L1, CTLA-4 ve CD80 genlerindeki ilgilenilen polimorfizmler saptandı. Gerçek Zamanlı Kantitatif PZR yöntemi kullanılarak hedef genlerin ifade seviyeleri belirlendi. Akış Sitometri yöntemiyle hedef hücrelerin ekspresyon (%) düzeyleri değerlendirildi. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics for Windows Version 22 ve R.3.3.2 yazılımlarından yararlanıldı. Bulgular: Hastalarda PD-1, PD-L1 ve CTLA-4 ekspresyon seviyesi, kontrol grubuna göre daha yüksekti. PD-1 (rs2227981), PD-L1 (rs4143815) ve CTLA-4 (rs231775) polimorfizmleri, bu genlerin ekspresyon seviyeleriyle ilişkili olabilir. Akış Sitometri sonuçlarına göre hastalarda kontrol grubuna kıyasla sadece CD4+PD-1+ ve CD4+PD-L1+ hücre ekspresyon (%) düzeyleri anlamlı bulundu. Sonuç: DBBHL'de PD-1, PD-L1 ve CTLA-4 gen polimorfizmleri ve buna bağlı PD-1, PD-L1 ve CTLA-4 ifadelerinin tespiti önemlidir. Elde ettiğimiz bulgular ışığında, bu genlerin DBBHL patogenezinin ve prognozunun anlaşılmasına katkı sağlayabileceğine inanmaktayız

    Türkçe öğretmeni adaylarının çevrim içi öğrenmeye yönelik hazırbulunuşluk düzeylerinin incelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmeni adaylarının çevrim içi öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerini incelemektir. Bu doğrultuda ayrıca çeşitli değişkenlerin öğretmen adaylarının hazırbulunuşluk düzeylerinde anlamlı farka neden olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırma, genel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmaya Türkiye'deki yedi devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan 207 Türkçe öğretmeni adayı katılmıştır. Veriler, "Çevrim İçi Öğrenme Hazırbulunuşluk Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Yapılan güvenilirlik analizi sonuçlarına göre; bilgisayar ve internet kullanım özyeterliği boyutunun cronbach alpha değeri 0.816, özgüdümlü öğrenme boyutunun cornbach alpha değeri 0.800, öğrenen kontrolü boyutunun cronbach alpha değeri 0.703, öğrenme motivasyonu ölçeğinin cronbach alpha değeri 0.831, çevrim içi iletişim özyeterliği ölçeği cronbach alpha değeri ise 0.804 olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler hem betimsel istatistik tekniklerinden ortalama, standart sapma, frekans ve yüzdelikler hem de çıkarımsal istatistik teknikleri ile incelenmiştir. Çevrim içi öğrenme hazırbulunuşluk ölçeğinin demografik özelliklere göre kıyaslanması için Bağımsız Örneklem t-test, Tek Yönlü Anova ve Pearson Korelasyon testlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular Türkçe öğretmeni adaylarının ortalamanın üstünde bir hazırbulunuşluk seviyesine sahip olduğunu göstermiştir. Diğer yandan, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerinin en yüksek olduğu boyutun "Bilgisayar/İnternet Özyeterliği" boyutunda olduğu görülürken en düşük hazırbulunuşluk boyutu ise "Çevrim İçi İletişim Özyeterliği" boyutu olmuştur. Çıkarımsal istatistik analizi sonuçları bazı demografik özellikler ve ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar olduğunu göstermiştir. Yaş ile sadece özgüdümlü öğrenme alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Katılımcıların öğrenim gördükleri üniversite ile öğrenen kontrolü, motivasyon ve çevrim içi iletişim özyeterliği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklar bulunmuştur. Daha önce uzaktan eğitimle ders alma tecrübesi ile öğrenen kontrolü, özgüdümlü öğrenme, motivasyon ve çevrim içi iletişim özyeterliği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Evde bireye ait bilgisayar olması durumu ile öğrenen kontrolü, bilgisayar/internet özyeterliği, motivasyon ve çevrim içi iletişim özyeterliği alt boyutları istatistiksel olarak anlamlı bir farklar bulunmuştur. Evde sınırsız internet bulunması durumu ile öğrenen kontrolü, bilgisayar/internet özyeterliği ve çevrim içi iletişim özyeterliği alt boyutları istatistiksel olarak anlamlı bir farklar bulunmuştur. Son olarak, cinsiyetin anlamlı bir yordayıcı olmadığı sonucuna varılmıştır

    Chlamydomonas reinhardtii arilsülfataz genlerinin ekspresyon düzeylerinin semi-kantitatif PCR ve qPCR yöntemleri ile belirlenmesi

    Get PDF
    Arilsülfatazlar, sülfatı diğer moleküllerden hidrolize eden enzimlerdir. Bu enzimler mikroorganizmalar ve hayvanlarda bulunmaktadır, fakat literatürde bitkilerde arilsülfataz enziminin bulunmadığı ve bitkilerde sülfataz aktivitesinin olmadığı savunulmaktadır. İnsanda arilsülfataz genlerindeki mutasyonlar farklı hastalıklara sebep olmaktadır. Bu veriler arilsülfatazların biyoteknoloji, tıp ve ziraat alanlarında önemli enzimler olduğunu göstermektedir. Çalışmada model organizma Chlamydomonas reinhardtii genomunda bulunan 19 adet arilsülfataz (ARS) geni Phytozome veri tabanında belirlenmiş, gen ve protein sekansları alınmıştır. Literatürde bunlardan ARS1 ve ARS2 genleri üzerine yapılmış çalışmalar bulunmaktadır; bu tez çalışması diğer 17 gen modeli üzerine yapılan ilk fonksiyonel çalışmadır. Biyoinformatik araçlarla olası protein sekanslarının domain, motif ve moleküler filogeni analizleri yapılmıştır. Biyoinformatik çalışmalar gen modellerinin arilsülfataz proteinleri olduğunu desteklemiştir. Bu genlerin sülfat eksikliğinde transkripsiyon seviyelerinde değişiklik olup olmadığını belirlemek için RT-PCR analizleri yapılmıştır. RT-PCR analizleri için C. reinhardtii hücreleri, ilk olarak normal besi yerinde (TAP) çoğaltılıp ardından sülfatsız besi yerine (TAP -S) geçirilmiş ve belirli zaman aralıklarında kültürlerden örnekler alınmıştır. Alınan örneklerden RNA izolasyonu yapılmış, ardından RNA'lar cDNA'ya çevrilmiş ve cDNA'lar ile PCR reaksiyonları kurulmuştur. Sonuçlar, 17 ARS geninden ARS6, ARS7, ARS11, ARS12, ARS13, ARS17 ve ARS19'da sülfatsız ortamda transkripsiyonda artış olduğunu göstermiştir; fakat bu artış pozitif kontrol genindeki (ARS2) artış kadar yüksek değildir. İlginç olarak, diğer genlerdeki artış 5. saat sülfat açlığında görülürken, ARS17 genindeki artış 24. saatte görülmüştür. C. reinhardtii ve diğer organizmalardaki ARS protein dizileri kullanılarak filogenetik ağaç çizilmiştir. Ağaçta C. reinhardtii proteinlerinin, Volvox carteri proteinleri ile yakın dallarda olduğu; Homo sapiens ve bakteri türleri ile ayrı grupta kümelendiği görülmüştür. Sonuç olarak C. reinhardtii genomunda 19 ARS geni bulunduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar ilerideki uygulamalara ışık tutacaktır

    Muhasebe uygulamalarına getirdiği yenilikler açısından BOBİ FRS'nin TFRS, KÜMİ MSUGT ile karşılaştırılarak incelenmesi

    No full text
    Küreselleşme ile her geçen gün daha da gelişen ticaretin bir sonucu olarak finansal raporlamada standartlaşma bir zorunluluk haline gelmiştir. Devletler ve ilgili kurumlar tarafından finansal raporlamada standardın sağlanması için birçok çalışma yapılmıştır. Ülkemizde de çeşitli kurumlar tarafından finansal raporlama standartları için çalışmalar yürütülmüştür. Son olarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuş, standart oluşturma ve geliştirme hususunda tek yetkili kurum olmuştur. Bu çalışmada ülkemizde 2017 yılında yürürlüğe giren 2018 yılından itibaren uygulanmakta olan Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), Türkiye Muhasebe Standartları (TMS), Taslak halinde olan Küçük ve Mikro İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (KÜMİ FRS) ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT) karşılaştırılmıştır. BOBİ FRS'de yer alan bölümler üzerinden yapılan karşılaştırmalarda farklılıklara değinilmiştir. BOBİ FRS'nin TFRS'lere göre daha kolay ve anlaşılabilir olduğu görülmüştür. Fakat aynı kıyaslama KÜMİ FRS açısından ele alındığında, BOBİ FRS'nin daha detaylı ve karmaşık olduğu anlaşılmaktadır. BOBİ FRS ve MSUGT arasında yapılan karşılaştırmalarda ise MSUGT'de birtakım değerleme hükümlerinin bulunmaması sebebiyle ihtiyaca uygun, karşılaştırılabilir bilgi sağlamaktan uzak olduğu görülmektedir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇