Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Zeytin ve zeytinyağı piyasa fiyatı oluşumunda etkili olan faktörlerin belirlenmesi: Muğla ili örneği
Tarım ürünler piyasası, sektörün genel özelliklerinden dolayı karmaşık bir yapıya sahip olup tarım ürünleri fiyatları genellikle üretimden önce belirsiz olup bir önceki yılın fiyatları doğrultusunda üretim planlanmaktadır. Üretim artışı ve azalışları başta olmak üzere birçok etmen tarımsal ürünlerin fiyat oluşumunu doğrudan ve dolaylı olarak etkilemektedir. Zeytin üretim artışı ve azalışlarından en çok etkilenen tarım ürünlerinden birisidir. Zeytin üretiminden elde edilen meyveler, işlenmesi suretiyle sofralık zeytin ve zeytinyağı olarak tüketiciye ulaşmaktadır. Zeytin meyvelerinin işlenmesi ile hem katma değeri yüksek ürünler elde edilmekte hem de tarım sanayi entegrasyonunun gelişmesi ve sürdürülebilirliği sağlanmaktadır. Günümüzde gastronomi ve sağlık açısından Akdeniz mutfağının öneminin artması ile zeytinyağına olan ilginin ve talep miktarının artmasına neden olmaktadır. Zeytinde gerek kendi özelliğinden gerekse doğal yapıdan kaynaklanan nedenlerle üretim miktarındaki değişimler fiyatına yansımaktadır. Türkiye içinde önemli bir ürün olan zeytin ve zeytinyağında fiyat oluşumu üretici, işleyici ve kooperatif kanalında gerçekleşmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın ana amacı; zeytin ve zeytinyağı piyasasındaki paydaşlara göre fiyat oluşumundaki etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada Türkiye zeytinyağı üretiminde önemli bir yeri olan Muğla ili Milas ilçesinde 150 adet üretici, 30 zeytinyağı işleme tesisi ve bölgeden zeytinyağı alımı yapan kooperatifle yüz yüze gerçekleştiren anketlerle elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre zeytin fiyat oluşumunda 3 adet faktör zeytinyağı fiyat oluşumunda 4 adet faktör ve zeytin ile zeytinyağı fiyat oluşumunda 4 adet faktör etkili bulunmuştur
Kentsel yenileme bölgelerinde sürdürülebilirlik için bir yaklaşım-Antalya Balbey örneği
Kentsel yenileme projelerinde genelde, kullanıcı (yerel halk) ve katılımcılar (ziyaretçi, turist) tarafından benimsenmeyen, onların beklentilerine cevap vermeyen projelerin üretildiği ve uygulandığı görülmektedir. Hatta bu projeler hayata geçirildiğinde, yerel halkın bölgeyi terk etmesi ve kullanıcı profilinin değişmesi gündeme gelmektedir. Bu nedenlerle örnek bir alan üzerinden kentsel yenilemenin çok boyutlu bir eylem alanı olarak tariflenmesi ve proje tasarımının yerel kullanıcı beklentilerini ve sürdürülebilir olması için sağlaması gereken kriterler araştırılacaktır. Bu bağlamda; sürdürülebilir kentsel yenileme kavramının ilkelerini ortaya koymak, ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenlerini incelemek ve sürdürülebilirliğin şartlarını değerlendirerek, örnek alan çalışması olarak Antalya Balbey Mahallesi'nde sürdürülebilir bir kentsel yenileme yaklaşımı önerisi ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmada Balbey Mahallesi'nde yaşayanlara ve mahalleyi ziyarete gelen bireylere anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen veriler ve görüşlerden yola çıkarak gözleme ve çevre analizlerine dayalı bulgular ile tasarıma girdi oluşturulabilecek kriterler ortaya konulmuştur. Kent merkezine yakın konumu sebebiyle, ihtiyaç ve gereksinim doğrultusunda yaşam kalitesini arttıracak mekanların oluşturulması, alanda otopark kullanımının yaygın olması ve alanın karakteristik dokusunun okunamıyor olması, güvenlik ve teknik alt yapı yetersizlikleri sorunlarının çözülmesi, tarihi yapısının hem katılımcı hem kullanıcı tarafından belirtildiği üzere değişmemesi gerektiği, fiziksel yapısı ve doğal mimarisinin bozulmadan turizm merkezi ve cazibe merkezi haline gelmesi, alanın fark edilmesi ve algılanması için mahallenin çeperinde yer alan yüksek katlı yapılaşmanın kent dokusuna uygun siluete göre planlanması önerilmektedir
Otelcilik sektöründe elektronik ağızdan ağıza pazarlama yönetimi: Manavgat Bölgesi otel işletmeleri üzerine bir uygulama
Hizmet sektörü günümüzün küresel boyuttaki yoğun rekabet ortamından en yoğun şekilde etkilenen sektörlerden biridir. Otelcilik sektörü hizmet sektörü içerisinde müşteri odaklı yaklaşımların en çok öne çıktığı sektör alternatifi olarak tanımlanabilir. Her sektörde olduğu gibi otelcilik sektöründe de müşterilerden elde edilen geri dönüşler, müşterilerin deneyimlerinin diğer potansiyel müşterilere aktarılması, yüksek müşteri memnuniyetinin sağlanması ve aynı zamanda memnuniyete dair verilerin diğer potansiyel müşterilere aktarılması gibi konular kritik öneme sahip hale gelmiştir. Bu noktadan hareketle bu tez çalışmasında Manavgat bölgesinde faaliyet gösteren otellerin elektronik ağızdan ağıza pazarlama yönetimi kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı otel işletmelerinin elektronik ağızdan ağıza iletişim ve pazarlama süreçlerini nasıl yönettiğini belirlemektir. Bu doğrultuda nitel araştırma deseni benimsenmiş ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Manavgat bölgesinde faaliyet gösteren toplam yirmi bir otel işletmesinin genel müdür veya halkala ilişkiler müdürleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Literatür taraması doğrultusunda oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan sorular yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda otel işletmelerinin elektronik ağızdan ağıza iletişim süreçlerini dikkat ile takip ettiği, genellikle otel işletmesinde görevli bir kişinin genel müdür ile birlikte çevrimiçi iletişim kanallarını kontrol ettiğini ve gerekli faaliyetleri yürüttüğünü göstermiştir. Otel işletmeleri sosyal medya platformlarında bulunan tüketici değerlendirmelerinin otellerin müşteri sayısını ve oda fiyatlarını etkilediğini belirtmektedir. Sosyal medya platformlarında otel hakkında değerlendirme yapan müşterilere otel işletmeleri çeşitli teşvik edici unsurlar sunmaktadır. Otel işletmeleri hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler durumunda, otel işletmeleri indirim ve ikram gibi çeşitli telafi politikaları izlediklerini belirtmiştir. Otel işletmelerinin sosyal medya platformlarında gerçekleşen müşteri etkileşimlerini dikkatli bir şekilde takip etmesi ve sosyal medya platformlarında çeşitli medya paylaşımları için profesyonel işletmelerden hizmet alma yolunu tercih etmeleri önemlidir. Bununla birlikte müşterilerin sosyal medya paylaşımlarında belirttikleri sorunları gidermeyi amaç edinmeleri, hizmet kalitesi bakımından önemli unsurlardır
Nohutta yaprak galeri sineği (Liriomyza cicerina ROND.)'ne dayanıklılıkla ilişkili biyokimyasal seleksiyon kriterlerinin belirlenmesi
Nohut yaprak galerisineği (Liriomyza cicerina Rond.), nohut (Cicer arietinum L.) yetiştiriciliğinde değişen düzeylerde verim ve kalite kayıplarına neden olan zararlılardan biridir. Zararlı, yaşaması için uygun koşullarda nohut verimini %30 azaltabilmektedir. Böceğin oluşturduğu zarar; kimyasal ve biyolojik kontrol yöntemleri ile kültürel uygulamalar ve dayanıklı çeşit kullanılarak azaltılabilmektedir. Biyolojik kontrol ve kültürel uygulamalar ile dayanıklı çeşit kullanımı insan ve çevre sağlığı için güvenli olup sürdürülebilir üretim için öne çıkan metotlardır. Dayanıklı çeşit geliştirilmesinde, böceğe dayanıklılıkla ilişkili morfolojik ve biyokimyasal seleksiyon kriterlerinin rolünü anlamak önemlidir. Bu çalışmanın amaçları (i) Cicer reticulatum Ladiz. yabani nohut türünden tarımı yapılan nohuda, yaprak galerisineğine dayanıklılık gen/genlerini aktarmak, (ii) yaprak galerisineğine dayanıklılığın kalıtımını belirlemek ve (iii) yaprak galerisineğine dayanıklı ve hassas genotiplerin belirlenmesinde potansiyel tarımsal ve biyokimyasal seleksiyon kriterlerini belirlemektir. Çalışmanın yürütülmesinde, C. arietinum (CA 2969, Anne ebeveyn) ve C. reticulatum (AWC 602, Baba ebeveyn) türler arası melezlemelerinden elde edilen rekombinant kendilenmiş hatlar (RIL) kullanılmıştır. Araştırma 2017 ve 2018 üretim sezonlarında doğal böcek epidemisi (salgını) koşullarında yürütülmüştür. Araştırma da test materyali olarak, 130 RIL, ebeveynler (CA 2969 ve AWC 602) ve hassas kontrol (Sierra genotipi, Basit yapraklı) kullanılmıştır. Çalışmada tüm materyal 3 kez (fide, çiçeklenme ve bakla bağlama) 1-9 skalası (örneğin, 1 = Böcek zararı yok, 9 = %100 böcek zararı var, vb.) kullanılarak değerlendirilmiş olup Sierra ve CA 2969 genotiplerinde zararlıya reaksiyonu sırasıyla çok çok hassas (9) ve çok hassas (8) olarak belirlenmiştir. Değerlendirmeler sonucunda seçilmiş sekiz dayanıklı ve sekiz hassas genotip, biyokimyasal (organik asitler) seleksiyon kriterlerinin belirlemesi amacıyla tarla koşullarında böcek epidemisi altında ve kontrollü koşullar da (sera) böcek bulunmayan koşullarda yetiştirilmiştir. Sekiz dayanıklı ve hassas RIL genotipi yeşil aksamında bulunan oksalik asit, malik asit, kuinik asit, tartarik asit, sitrik asit ve süksinik asit miktarları HPLC yardımı ile belirlenmiştir. Genel olarak, dayanıklı RIL genotiplerinde potansiyel biyokimyasal seçim kriterlerinin hassas RIL genotiplerinden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dayanıklı genotiplerde tartarik ve malik asit konsantrasyonları hassas genotipleri ile karşılaştırıldığında daha düşük miktarda olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, süksinik asitin dayanıklı genotiplerde hassas genotiplerle karşılaştırıldığında daha yüksek miktarda olduğu belirlenmiştir. Yaprak galerisineğine dayanıklı nohutların seçiminde süksinik asit miktarının seleksiyon kriteri olarak değerlendirilebileceği düşündürmektedir. Çalışma materyali olarak kullanılan 130 RIL genotipin tüm tarımsal ve morfolojik özellikler birlikte değerlendirildiğinde üstün hatların (ana ve babadan daha üstün istenilen özellikler) olduğu belirlenmiştir. Yaprak galerisineğine dayanıklılığın çok sayıda çekinik genin (poligenik) kontrolü altında olduğu ve kalıtım derecesinin (h2=30.87) göreceli olarak düşük olduğu belirlenmiştir. Test genotiplerinde 3 "dayanıklı", "12 "orta dayanıklı" 21 "tolerant" materyal olduğu belirlenmiştir. Dayanıklı olarak belirlenen materyellerden bazılarının "kabuli" nohutlar gibi pigmentsiz, krem daneli, çift baklalı ve daha yüksek verimli genotipler olduğu gözlenmiştir. Yapılan "Path Analizi" sonuçlarına göre;, yaprak galerisineğine dayanıklılıkta en etkili olabilecek özelliklerin bitki boyu, dane verimi ve büyüme şekli olduğu belirlenmiştir. Yürütülen çalışma ile "yabani nohutlardan tarımı yapılan nohuda yaprak galerisineğine dayanıklılık özelliğinin aktarılabileceği" kanıtlanmıştır. "Kabuli" nohutlara benzer yüksek verimli ve yaprak galerisineğine dayanıklı RIL genotiplerinin elde edilmesiyle üretim alanlarında dayanıklı materyal yetiştirilebileceği kanısına varılmıştır
Seyahat endüstrisinde yeniliğin yayılması ve benimsenmesi sürecinde çok boyutlu bir çerçeve: çevrimiçi B2B seyahat çözüm sistemi vaka çalışması
Günümüz işletmelerinin hayatta kalmak, büyümek ve etkili olmak için sınırsız rekabetin, teknolojideki ilerlemelerin ve artan kaynak kıtlığının hüküm sürdüğü küresel koşullarda yenilikler yapması gerekmektedir. Yenilik üretimi kadar önemli bir konu, yeniliğin paylaşılması, yayılması ve kullanılmasıdır. Yeni ürünler geliştiren firmaların yeniliğin yayılımı sürecini iyi anlamaları önemlidir. Çünkü yayılım ve benimsenme süreci bir ürünün pazarda başarı ve başarısız olma ihtimali konusunda yol göstericidir. Bu doğrultuda bu tez çalışması, seyahat endüstrisinde bilgi işlem teknolojisi kullanılarak geliştirilen yıkıcı yeniliklerin yayılımı ve benimsenmesini etkileyen kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı faktörlerin tespit edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla, seyahat sektöründe seyahat çözüm sistemi olarak bulut tabanlı yazılım (SaaS) formunda "çok taraflı platform (MSP)" teknolojisi geliştiren ve küresel düzeyde yayılımını sağlayan yerel bir Türk girişimci firması vaka olarak ele alınmıştır. Araştırma yöntemi olarak yeniliğin yayılımı ve benimsenmesi sürecine ilişkin deneyim ve ortaya çıkan anlamların aktarılabilmesi için nitel araştırma tasarımı seçilmiştir. Veriler yarı-yapılandırılmış görüşmelerle iki aşamada toplanmıştır. İlk aşamada, teknolojinin yayıldığı 17 ülkenin temsilcisinden, ikinci aşamada, 11 ülkenin temsilcisinden veri toplanmıştır. Ayrıca veri zenginliği sağlayabilmek için katılımcı gözlem, ön görüşme, saha notları ve doküman incelemesi gibi birden fazla veri toplama aracının kullanılmasını içeren veri çeşitlendirmesine gidilmiştir. Elde edilen bulgular seyahat endüstrisinde yıkıcı yeniliklerin yayılması ve benimsenmesinin hem firma düzeyindeki hem de bireysel düzeyindeki faktörlere bağlı olarak geliştiğini ortaya koyarak literatüre katkıda bulunmuştur
Özel eğitim mekanlarının down sendromlu bireyler için yapı biyolojisi kapsamında değerlendirilmesi
Dünya nüfusunun yüzde 10'u engelli olarak tanımlanan bireylerden oluştuğu düşünülmektedir. Engelli nüfusunun olduğundan az gözükmesinin sebebi sağlıklı olarak nitelenen grubun engellileri ötekileştirmesi ve sosyal hayata katılmasının önüne koyulan engellerdir. Tasarımcılar herkesin kullanabileceği mekanlar tasarladığı sürece bu bireylerin önündeki engeller kalkacak ve toplumdaki yerlerini alacaklardır. Ülkelerin gelişmesinin ve nitelikli bir toplum inşa etmenin yolu bireylerin eğitiminin sonucudur. Eğitim hakkı her bireye eşit bir şekilde verilmiş bir haktır. Dolayısıyla engelli bireylerin de eğitim alması için gerekli altyapıyı oluşturmak bir gerekliliktir. Engelli bireylerin ihtiyaçlarına göre inşa edilmeyen veya yeniden işlevlendirme sonucu eğitim yapısına dönüştürülmüş çağ dışı mekanlarda eğitim verilmesi bu bireyleri ayırmak ve eğitim almalarını güçleştirmektir. Engellilere yönelik eğitim yapıları tasarlanırken engellilerin özellikleri, gereksinimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Engellilerin mevcut eğitim yapılarında karşılaştığı zorluklar saptanmalıdır. Engel türüne göre de ihtiyaçlar ve tasarım prensipleri değişir. Bu çalışma kapsamında engelli kavramı ve down sendromu, eğitim kavramı ve eğitim mekanları, yapı biyolojisi kavramları literatürden araştırılmıştır. Daha sonra, eğitim mekanlarının down sendromlu bireyler için yapı biyolojisi açısından kriterleri oluşturulmuştur. Bu kriterler literatürdeki down sendromlu bireylerin özelliklerinin ve ihtiyaçlarının mekâna yansıması sonucu ortaya konmuştur. Alan araştırmasında bu kriterlere göre eğitim yapıları yerinde incelenerek kriterleri karşılayıp karşılamadığı tespit edilmiştir. Alan araştırması için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı birçok özel eğitim okulları yerinde incelenmiştir. Bu okulların içerisinden Gülseren Özdemir Özel Eğitim Uygulama Okulu (Okul 1) ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Metin Sabancı Özel Eğitim Okulları (Okul 2) seçilmiştir. Bu iki okulun seçilmesinin sebebi diğer kurumlara göre fiziksel altyapılarının nitelikli olmasıdır. Çalışmanın amacı psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlara göre eğitim mekânlarının yapılandırılması ve bu mekanların down sendromlu bireylerin sağlığıyla olan ilişkisini araştırmaktır. Sonuç olarak tasarım tercihlerinde insan sağlığının göz önünde bulundurulması konusundaki tutumların artması gerektiği ortaya çıkmıştır. Mekân tasarımının asıl amacı kullanıcısına konforlu ve sağlıklı ortamlar sağlamak olmalıdır. Literatür taramasında, yaşanan mekanların kullanıcının hayat kalitesine ve başarısına doğrudan etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Boyutsal anlamda evrensel tasarım bir zorunluluk haline gelmiştir. Biçimsel olarak bakıldığında esnek, güvenli, dikkat dağıtmayan, birden fazla duyuya hitap edebilen mekan ve donatılar down sendromlu bireyler için önerilmektedir. Doğal aydınlatmadan en yüksek seviyede yararlanmak gerekliyken yapay aydınlatmaların renk ve şiddet ayarının yapılabilir olması tercih edilmelidir. Mekan genelinde rengin görsel bir ipucu olarak kullanılmasının beraberinde kontrast renklerin uyarıcı niteliğinde kullanılması neticesine varılmıştır. Down sendromlu bireyler sağlıklı bireylerden daha hassas olduklarından termal ve akustik konfor konularında daha fazla etkilenmektedirler. Akustik konforu sağlama noktasında yapı inşa sürecinde birtakım yalıtım malzemelerine ek olarak mekanın yüzey malzemelerinde ses emici ve gürültüyü obsorbe edici özelliklerin bulunması önerilmektedir
Chia (Salvia hispanica L.) bitkisinin arı bitkisi olarak kullanım olanaklarının değerlendirilmesi
Chia olarak bilinen Salvia hispanica L., Lamiaceae familyasına ait tek yıllık bir bitkidir. Chia tohumu besleyici ve fonksiyonel özelliği nedeniyle dünya çapında önemini gittikçe artırmıştır. Son yıllarda, yüksek besin değeri nedeniyle bu hammaddeye büyük ilgi duyulmaktadır. Chia bitkisinin bölgemizde yetiştirilebilme olanaklarının araştırıldığı bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümüne ait Araştırma ve Uygulama Arazisinde 2018 ve 2019 yıllarında yürütülmüştür. Deneme farklı ekim zamanlarında (Kasım-Temmuz), 3 farklı kökenli chia bitkisinin (Arjantin, Çin ve Paraguay), en uygun vejetasyon dönemi belirlemek ve çiçeklenme döneminde arılar için nektar kaynağı olup olamayacağını saptamak amacıyla kurulmuştur. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, ekim zamanları ana parselde, genotipler ise alt parsellerde olacak şekilde 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırmada bitki boyu, bitki yaş ağırlığı, ana dal sayısı, yan dal sayısı, ilk dal yüksekliği, boğum sayısı, çiçek uzunluğu, çiçek sayısı, çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme süresi , bin tane ağırlığı, tohum verimi incelenmiştir. Antalya ilinde yapılan bu çalışmanın sonucunda, bir çok özellikte ekim zamanları arasında önemli farklılıkların olduğu buna karşın farklı bitki kökenleri ve ekim zamanı köken interaksaksiyonları arasındaki farkların önemsiz olduğu görülmüştür. Chia bitkisinin çiçeklenme zamanının sonbahar mevsimine denk geldiği, bu dönemde arıları büyük oranda cezbettiği ve bitkinin çiçeklerini ziyaret ettikleri belirlenmiştir. Çiçekli bitkilerin bu dönemde az olmasından dolayı, chia alternatif bir arı bitkisi olarak değerlendirilebileceği saptanmıştır
Sertralin ve kapesitabin kombinasyonunun meme kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerinin incelenmesi
Depresyon günümüzde yaygın olarak görünen ve kronik hastalıklarla eş zamanlı kendini gösteren duygu durum bozukluğudur. Kanser teşhisi konulan hastalarda depresyon yaygın olarak görülmektedir. Depresyon tedavisinin ihmal edilmesi durumunda kanser tedavisinde de başarı düşmektedir. Depresyon kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla gözükmektedir. Kadınlarda meme kanseri en yaygın görülen kanser çeşididir. Bu anlamda meme kanseri olan kadınlarda depresyon tedavisi, kanser tedavisindeki başarı için oldukça önemlidir. Onkoloji birimlerinde kemoterapi gören kanser hastaları, eş zamanlı olarak antidepresan da kullanmaktadır. İlaçların aynı detoksifikasyon mekanizmasına sahip olmaları durumunda ilaç etkileşimleri muhtemeldir. Bu nedenle kombine kullanılan ilaçların doğru belirlenmesi oldukça önemlidir. Sertralin ve kapasitabin kombinasyonunun, insan meme kanseri hücrelerindeki (MCF7 ve MDAMB-231) in vitro sitotoksik etkilerinin incelendiği literatürdeki ilk çalışmadır. 1000- 1.95 ng/mL dozlarda aralığında uygulanan kapasitabin tek başına MCF7 hücrelerinde uygulandığında; 6,12 ve 24 saatlik inkübasyon süreleri sonunda sitotoksik etki göstermezken, 48 saatlik inkübasyon süresi sonunda 125 ve 62.5 ng/mL dozlarda sitotoksik etki göstermektedir. Aynı dozlarda MCF7 hücrelerinde uygulanan sertralin ise, 24 saatlik inkübasyon süresi sonunda 62.5 ng/mL dışındaki hiçbir dozda ve inkübasyon süresinde sitotoksik etki göstermemektedir. Kapasitabin MDAMB-231 hücrelerinde hiçbir dozda sitotoksik etki göstermemekte fakat antiproliferatif etki göstermektedir. Sertralin ise; 6 saatlik inkübasyon süresi sonunda 31.25 ve 3.9 ng/mL, 24 saatllik inkübasyonda ise 125 ng/mL dışındaki tüm dozlarda sitotoksik etki göstermektedir. Ayrıca sertralin MDAMB-231 hücrelerinde tüm dozlarda ve inkübasyon sürelerinde antiproliferatif etki göstermektedir. Sertralin/kapastabin kombinasyonu, MDAMB-231 ve MCF7 hücrelerinde hücre canlılığını sırasıyla; %35.802 ve 23.043'e düşürmektedir. Sertralin/kapasitabin kombinasyonu ilaçların tek kullanımına kıyasla hücre canlılığını daha fazla azaltmaktadır. Elde edilen veriler sonucu; MDAMB-231 ve MCF7 hücrelerinde kaspaz-3,-8,-9 ve DNA fragmentasyon miktarında istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik görülmemektedir. Tez kapsamında olmamasına rağmen Mtor proteininin miktarına bakılmış olup, ilaçların tek ve kombine olarak kullanımlarında, hem hücre ekstraktı hem de süpernetantında mtor miktarının baskılandığı belirlenmiştir. mTOR miktarı hücre süpernatantında, hücre ekstraktına kıyasla daha fazla baskılanmaktadır. MDAMB-231 hücrelerinde hücre ekstraktındaki mTOR miktarı; kapasitabinin 100 ng/mL konsantrasyonunda 0.717, sertralinin 50 ng/mL konsantrasyonunda 0.757 ve kombinasyonlarında ise 0.525 kat baskılanmıştır. MDAMB-231 hücrelerinde hücre süpernetantındaki mTOR miktarı ise; kapasitabinin 100 ng/ml konsantrasyonunda 0.533, sertralinin 50 ng/mL konsantrasyonunda 0.664 ve kombinasyonlarında ise 0.59 kat baskılanmıştır. MCF7 hücrelerinde hücre ekstraktındaki mTOR miktarı; kapasitabinin 10 ng/ml konsantrasyonunda 0.045, sertralinin 50 ng/mL konsantrasyonunda 0.11 ve kombinasyonlarında ise 0.0612 kat baskılanmıştır. Son olarak, MCF7 hücrelerinde hücre süpernetantındaki mTOR miktarı; kapasitabinin 10 ng/mL konsantrasyonunda 0.8, sertralinin 50 ng/ml konsantrasyonunda 0.725 ve kombinasyonlarında ise 0.775 kat baskılanmıştır. Tüm sonuçlar değerlendirildiğinde; kanser hücrelerinde kaspaz-3,-8-9 ve DNA fragmentasyonunda değişiklik olmaması ve her iki hücre hattında da meydana gelen mTOR miktarındaki baskılanma, ölüm mekanizmasının otofaji olabileceğini düşündürmektedir
Fen bilimleri dersi 6. sınıf vücudumuzdaki sistemler ve sağlığı ünitesinde yaratıcı drama yönteminin kullanılmasına yönelik örnek ders planları
Yaratıcı drama, bir grup katılımcının kendi geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak bir mekânda, bir lider eşliğinde, drama teknikleri ve oyunsu süreçlerle herhangi bir konuyu, kavramı, fotoğrafı ve durumu irdeleme sürecidir. Yaratıcı drama yöntemi "Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı" ünitesinde öğrencilere soyut gelen bu ünitenin somutlaşmasını ve öğrencilerin eğlenerek öğrenmesini sağlayacaktır. Bu şekilde bireyler bilgileri daha fazla özümseyecek, yaparak ve yaşayarak öğreneceklerdir. Ayrıca temel dil becerileri gelişecek, aralarındaki iş birliği ve dayanışma artacak ve sosyalleşeceklerdir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, doküman analizi deseni önemli bir yer tutmaktadır. Yaratıcı drama yönteminin teknikleri, yaratıcı drama yönteminde kullanılan oyunlar ve İlköğretim 6. Sınıf Eğitim Bilişim Ağında ve Millî Eğitim Bakanlığı 6. sınıf ders kitabındaki materyaller, drama sınıfının/salonunun özellikleri taranmış ve "Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı" ünitesinde yaratıcı drama yönteminin kullanılmasına yönelik ders planları geliştirilmiştir. Bu ders planı örnekleri öğretmenler için öneri niteliğindedir. Ayrıca öğretmenlerin kullanabileceği materyaller, müzikler, metinler, atık maddeler gibi otantik dokümanlara ve ders planlarında kullanılabilecek değerlere yönelik öneriler verilmiştir. Bu amaçla uygulamalar sırasında sınıfın çok sıcak/soğuk ve az/çok ışıklı ortamda olmaması, havalandırılması ve temiz olması önerilir. Ayrıca 6.sınıf öğrencilerinin somut işlemler döneminde olmaları nedeniyle hareketli müzikler kullanılması ancak diğer tarzlarda müzik çeşitlerinin de kullanılabileceği, öğrencilerde anlam oluşturmaması için genel olarak yabancı veya sözsüz müziklerin daha çok kullanılması gerektiği, büyük gruplarda uygulanma zorluklarından dolayı katılımcı sayısının 12 katılımcı ile sınırlı tutulması önerilmiştir. "Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı" ünitesinin yaratıcı drama yöntemiyle işlenmesine yönelik ders planlarına öğrencilere temizlik, sağlık, yardımlaşma gibi kişisel ve toplumsal değerleri aktaran etkinliklerin de konulabileceği tespit edilmiştir
Karanfil yağı, benzokain ve 2-Fenoksietanolün mavi yengeç (Callinectes sapidus) üzerinde etkin anestezi konsantrasyonlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, ülkemizde Akdeniz ve Ege kıyılarında dağılım gösteren mavi yengeçler (Callinectes sapidus) üzerinde karanfil yağı, 2-fenoksietanol ve benzokain anestezik maddelerinin etkin dozlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Mavi yengeçlerde daldırma yöntemi uygulanarak karanfil yağı, 2-fenoksietanol ve benzokain konsantrasyonlarının anestezi etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan karanfil yağı doz miktarları 0,15-0,25-0,35-0,45-0,55-0,65 ve 0,75 ml/l olarak kullanılmıştır. Deney sırasında gözlem yapılarak sedasyon, anestezi ve ayılma safhaları belirlenmiştir. Kullanılan doz miktarları içerisinde 0,15 ml/l'de anestezik etkisi olmadığı gözlemlenmiştir. Kullanılan dozlardan 0,45 ml/l, 0,55 m/l ve 0,75 ml/l'nin tamamında anestezi gerçekleşmiştir. Kullanılan 0,75 ml/l karanfil yağı solüsyonun da bireylerin %60'ının öldüğü gözlemlenmiştir. Diğer dozlardan 0,25 ml, 0,35 ml, 0,45 ml, 0,55 ml, 0,65 ml için ölüm oranları sırasıyla; %20, %20, %0, %40 ve %60 olarak gözlemlenmiştir. Anestezik 2-fenoksietanol kullanımında 1ml/l, 3ml/l ve 5 ml/l doz miktarlarından sadece 5ml/l %60 bireyde sedasyon sağlamıştır. Benzokain 100, 200, 300, 400 ve 500 mg/l doz kullanımında sadece 500 mg/l dozda sedasyon gözlemlenmiştir