Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Augustinus'ta tanrı ve zaman itirafı

    No full text
    Felsefe tarihinde, Tanrı ve zaman konularına Antik Çağ ve Orta Çağ düşünürleri farklı açılardan bakmışlardır. Zamana ilişkin sistemli bir inceleme Platon'a gelinceye kadar yapılamamıştır. Platon bu incelemeyi mitoloji temelinde yapmışken Augustinus, teoloji ile zamanın Tanrı yaratımı olduğunu öne sürmüştür. Bu savı ise İtiraflar adlı eserinde bulunmaktadır ve bu eserde Tanrı'nın ezeli ve ebedi özellikler taşıdığı için herhangi bir zamana bağlı olmadığını ifade ederek Tanrı'yı zamanın üstünde konumlandırmıştır. Birçok düşünür eserlerinde döneminde öne çıkan sorunlardan söz etmişlerdir. Augustinus da dönemini yansıtan diğer düşünürler gibi Orta Çağ felsefesine hâkim olan Tanrı'nın evrendeki şeyleri yoktan var ettiği düşüncesinden hareketle zamanı da yoktan var etmiş olduğu düşüncesine ulaşmıştır, bu sayede Augustinus'un öncelikle Tanrı daha sonra da zaman düşüncesi şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmada Orta Çağ'ın önemli isimlerinden biri olan Augustinus'un İtraflar adlı eserinden yola çıkılarak Tanrı ve zaman anlayışını nasıl oluşturduğunun ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkisinin ne olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Daha sonra Augustinus'un birçok konuda yolundan gittiği Platon'un Tanrı ve zaman anlayışlarından söz ederek Augustinus ve Platon'un karşılaştırılması yapılarak, Augustinus'un Tanrı ve zaman hakkındaki düşünceleri irdelenecektir

    Atıksu arıtma tesisi çıkış suyunda bulunan mikrokirleticilerin sucul ortam üzerindeki ekotoksik etkilerinin belirlenmesi

    No full text
    Poliaromatik Hidrokarbonlar (PAH), Poliklorlu bifeniller (PCB) ve Bisfenol A (BPA) gibi endokrin bozucu kimyasallar, genel adıyla mikrokirleticiler (MKler), son yüzyılda insanoğlunun gündelik yaşamında istemeden maruz kaldığı ve güçlü toksik etkilere sahip kirleticilerdir. Bilinçsizce kullanılan zirai ilaçlar, artan plastik kullanımı, proseslerde meydana gelen eksik yanmalar, kişisel kullanım ürünleri ve sanayi kuruluşlarından oluşan yüzlerce ürün ve faaliyet MKlerin atık kaynağını oluşturmaktadır. MKlerin çevresel ortamlara olan zararları; doğal süreçlerle tamamının bozunmaması, biyo-birikim mekanizması ve ana kirleticiden daha zararlı olan metabolitlerinin oluşması olarak sıralanabilmektedir. Fizikokimyasal özelliklerinden dolayı çevresel ortamlarda bulunma şekilleri, bozunma mekanizmaları, yan ürünleri farklılaşmakla birlikte aynı zamanda yine fizikokimyasal özelliklerine bağlı olarak taşınabilme özelliğine de sahiptirler. MKler doğal ya da antropojenik yollarla çevresel ortamlara kontrollü/kontrolsüz olarak girmektedir. Çevresel ortamlara kontrollü olarak salınan bu kirleticilerin nihai ulaşım noktası atıksu arıtma tesisleridir. Özel arıtma teknikleriyle belirli bir seviyeye kadar arıtılabilen bu kirleticilerin geleneksel yöntemlerle işletilen AATlerde arıtımı söz konusu değildir. Atıksu arıtma tesislerine giren MKler, özel bir arıtım sürecine tabi tutulmaması durumunda, deşarj sonucu direkt olarak alıcı ortamlara geçebilmektedir. Bu ortamlarda bulunan flora ve faunayı doğrudan etkilediği gibi, besin zinciri yoluyla en üst canlı olan insanlara kadar ulaşabilmektedir. Canlı ve çevre sağlığını tehdit eden bu kirletici grubu için Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi (AB-SÇD) öncü direktif niteliğindedir. AB-SÇD'de yer alan öncelikli kirletici listesinin oluşturulmasıyla birlikte yönetmelik ülkemize entegre edilmiş çeşitli ulusal mevzuatlarda MKler için alıcı ortamlardaki konsantrasyon belirleme çalışmaları gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Doktara tezi kapsamında; (i)Antalya ili merkez sınırları içinde bulunan evsel ve kentsel nitelikli atıksuların arıtıldığı atıksu arıtma tesislerinde, organik yapıda olan hedef MKlerin (PAH, PCB ve BPA) tespit edilmesi ve ölçüm tekniklerinin geliştirilmesi (ii) atıksu arıtma tesisi çıkış suyunda bulunan hedef mikrokirleticilerin sucul çevresel ortamlarda meydana getirecekleri ekotoksik etkilerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tez çalışmasında; organik MKların disk bazlı otomatik katı-sıvı faz ekstraksiyon sistemi ile atıksulardan eş zamanlı ekstraksiyonu gerçekleştirilmiş ve gaz kromatografisi kütle spektrometresi (GC-MS) ile MK konsantrasyonları tespit edilmiştir. Atıksu arıtma tesisi (AAT) çıkış suyunda bulunan hedef MKlerin gerçek deniz ve yüzeysel su örnekleri ile bu su ortamlarını temsil eden sentetik su ortamlarında yaşayan model alg türleri üzerindeki ekotoksik etkiler enzim aktivitesi analizleri ile belirlenmiştir. Ekotoksik etkilerin tespit edilmesi aşamasında OECD 201 ve ISO10256:2016 test prosedürlerine bağlı kalınarak yürütülen deneysel çalışmalarda yüzeysel su algi Chlorella vulgaris ve deniz suyu algi Phaeodactylum tricornutum indikatör organizma olarak kullanılmıştır. Atıksu arıtma tesislerinde gerçekleştirilen izleme çalışmaları sonucunda atıksu arıtma tesislerinde giriş yapılarında tespit edilen kirletici konsantrasyonlar ∑8PAH: 7,52-94,52 µg/L; ∑7PCB: 8,42-21,25 µg/L; BPA: 8,78-75,59 µg/L'dir. Arıtılmış olarak deşarj edilen çıkış yapılarındaki kirletici konsantrasyonları ∑8PAH: 1,22-39,46 µg/L; ∑7PCB: 2,31-13,35 µg/L; BPA: 5,16-28,06 µg/L'dir. Tez çalışması kapsamında hedef kirleticilerin ekotoksik etkilerin tespit edilmesine yönelik çalışmalarda ise yeşil alg türü olan Chlorella vulgaris'e ait inhibisyon değelerinin %3-60 oranında, Phaeodactylum tricornutum'a ait inhibisyon değerlerinin ise % 8-89 arasında olduğu tespit edilmiştir

    Peyzaj tasarımında biyomimikri uygulamaları: Antalya Düzlerçamı mesire alanı örneği

    No full text
    Değişen yaşam biçimleri, artan nüfus, kaynak değerlerinin korunması ve bozulan çevre koşularına uyum sağlama problemleriyle karşı karşıya kalınan bu yüzyılda, peyzaj tasarımlarında sürdürülebilirlik ve çevresel koruma politikaları çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu nedenle peyzaj projelerinde sürdürülebilirlik, tasarım ve planlama aşamalarında birçok yaklaşım biçiminin kullanılmasında itici bir güç olmuştur. Bu tasarım yaklaşımlarından biri olan biyomimikri, doğayı ilham kaynağı olarak kullanmak, sürdürülebilir çözümler üretmek için biyolojik formların, süreçlerin ve sistemlerin işlevsel temelini taklit etmek demektir. Bu çalışma kapsamında daha önce iki kez peyzaj tasarımı yapılmış olan Düzlerçamı Mesire Alanı için yapılan analiz çalışmaları sonucu alanın zayıf noktaları belirlenerek biyologlar ile görüşülmüş ve biyomimikri yaklaşımı ile bir peyzaj tasarımı çalışması hazırlanmıştır. Çalışmada yapılan peyzaj tasarım uygulamaları, bir anket düzenlenerek 400 katılımcının görüşlerine sunulmuş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Anket verileri kapsamında frekans, yüzde, Cronbach Alpha, Ki-Kare, KR-20, Fisher Kesin Olasılık analizleri yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yapılmış olan biyomimikri temelli tasarım önerileri anket katılımcılarından minimum %80,8 maksimum 91,3 olacak şekilde kabul görmüştür. Bu sonuç biyomimikri temelli yapılan peyzaj tasarımının kullanıcılar tarafından tercih edilebileceği şeklinde yorumlanabilir

    Anason (Pimpinella anisum)'un gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) büyüme performansı ve spesifik olmayan bağışıklık sistemi üzerine immunostimulan etkisinin belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışmada anason (Pimpinella anisum)'un gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) spesifik olmayan bağışıklık sistemi üzerine immunostimulan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla anasonun alabalıklarda, lökosit ve eritrosit sayısı, hemotokrit değeri, NBT (Nitrablue Tetrazolium), fagositoz aktivitesi, serum lizozim aktivitesi, kanın biyokimyasal parametreleri üzerine etkileri, karaciğer, böbrek, dalak, solungaç ve bağırsak dokuları üzerine histolojik etkisi ile gökkuşağı alabalıklarının büyüme parametreleri üzerine olan etkisi ve sindirilebilirlilik durumu da incelenmiştir. Bu amaç ile anasonun toz formunun %0,1, %0,5, %1,5 %3, %5 oranlarında eklenmesiyle hazırlanan yemler ve bir kontrol yemi ile alabalıklar 56 gün boyunca beslenmiştir. 4. ve 8. hafta bitiminde balıkların ağırlıkları ölçülmüş ve kan örnekleri alınarak analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, anasonun gökkuşağı alabalıklarında büyümeyi desteklemek amacıyla %0,1 ile %1,5 oranında kullanılabilir olduğu anlaşılmıştır. Alabalıkların bağışıklık sistemini desteklemek için ise %1,5 oranında ve 28 gün süre ile kullanılabileceği, yüksek dozlarda (%3-%5) kullanımının hematolojik, serolojik ve immünolojik parametreler üzerine negatif etki ettiği tespit edilmiş ve bu histolojik çalışmalar ile de doğrulanmıştı

    Çağdaş Türk sosyologlarında din ve toplum (Ümit Meriç örneği)

    No full text
    Türkiye tarihinde sosyoloji bilimiyle Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde karşılaşılmıştır. Osmanlı aydını devletin devamı ve bekası için çözümler üretmeye çalışmıştır. Türk toplumunun Batı toplumunda farklı olduğunu ayrıca Batı kavram ve olgularıyla Türk toplumunun açıklanamayacağını ifade eden Ümit Meriç, sosyoloji alanında yazdığı eserleriyle Türk sosyolojisinde önde gelen isimler arasında yer almaktadır. Ümit Meriç eserlerinde Türk sosyolojisinin problemleri, şehir konut ve insanı, sosyolojik açıdan modayı, sosyoloji perspektifinden mass media gibi toplumu ilgilendiren birbirinden farklı konuları irdelemiştir. Araştırmada yazarın hayatı ve çalışmaları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sosyoloji eğitimine babası Cemil Meriç'ten başlayan Ümit Meriç, yaşadığı dönemde Türk toplumunda problem gördüğü durumları tespit ederek bu problemlere çözüm önerilerinde bulunmaktadır. Bu çalışmada Ümit Meriç'in din ve toplum alanındaki fikirleri tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma Ümit Meriç'in din olgusuna ve dini olana bakış açısını aktarması ve yaşadığı Türk toplumunda hangi toplumsal değişim ve toplumsal yapıyı öngördüğünü dile getirmektedir. Ümit Meriç'e göre asrı saadetten şimdiye kadar olan tüm islam alimlerini içine alacak bir bilim dalı oluşturulmalı ve adına Ümmetoloji denilmelidir. Yeni oluşturulan bu bilimin içerisinde yer alan bireylere ümmetolog olarak nitelendirilmelidir. Ümit Meriç, toplumda önem arz ettiğini dile getirdiği; konut, nüfus, kadın, aile, çocuk ve mass media gibi konular üzerinde değerlendirmeler yapmaktadır. Araştırmada ilk olarak Ümit Meriç'in kaleminden çıkan asıl kaynaklardan tarama yapılarak gerekli olan yerlerde konuyla ilgili ikincil kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır

    Biyokömürün toprağın biyolojik özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi

    Get PDF
    Topraklara biyokömür uygulaması, toprak verimliliğini ve karbon tutulumunu artırmak ve iklim değişikliğini önlemek üzere sera gazı emisyonlarını düşürmek için uygun bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. Biyokömürün toprağın fiziksel özelliklerini ve besin tutulumunu iyileştirmek, topraktaki besin döngülerinde etkili olan mikrobiyal varlığı ve kompozisyonunu olumlu yönde değiştirmek gibi yararları olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, farklı tipteki bioyokömürlerin topraktaki mikroorganizmalar ve toprağın biyolojik özellikleri üzerindeki etkileri daha az ilgi görmüştür ve araştırılması gerekmektedir. Bu tezin temel amacı biyokömür uygulamalarının toprak mikroorganizmaları ve toprağın biyolojik aktivitesi üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu tez, biyokömür uygulamasından sonra oluşan toprak biyolojik süreçleri ile ilgili olarak toprak mikroorganizmalarının davranışlarını anlamaya odaklanmış ve bu mikroorganizmalar ile biyokömür uygulamasından sonra toprak matrislerinde değişen kimyasal özellikler arasındaki ilişkiyi değerlendirmeye çalışmıştır. Çalışmada dört farklı tarımsal atığın (örtü altı domates atığı (Solanum lycopersicum L.), muz plantasyon atığı (Musa species), karanfil atığı (Dianthus caryophyllus L., 1753 ) ve bağ budama atığı (Vitis vinifera L., 1753)) iki farklı sıcaklıkta (300 ve 500 °C) piroliz edilmesiyle elde edilen sekiz farklı biyokömür kullanılmıştır. Biyokömür uygulamaları kullanılan bitki materyali ve son sıcaklığa göre bağ budama biyokömürü-300 oC (BB300), bağ budama biyokömürü-500 oC (BB500), domates biyokömürü-300 oC (DB300), domates biyokömürü-500 oC (DB500), karanfıl biyokömürü-300 oC (KB300), karanfil biyokömürü-500 oC (KB500), muz biyokömürü-300 oC (MB300) ve muz biyokömürü-500 ℃ (MB500) olarak belirlenmiştir. Test bitkisi olarak kıvırcık marul (Lactuca sativa var. crispa) kullanılmıştır. Deneme, tesadüf parselleri deneme desenine göre sera koşullarında saksı denemesi şeklinde kurulmuştur. Deneme, ard arda iki yetiştiricilik döneminde, 5 tekerrürlü olarak yürütülmüş olup toplam 45 saksı (4 tarımsal atık × 2 piroliz sıcaklığı × 5 tekerrür + 5 kontrol) içermiştir. Marul fidelerinin dikiminden bir hafta evvel 2 ton/da hesabına göre her saksıya ilgili biyokömürlerden 80 g uygulanmış ve homojen bir şekilde karıştırılıp sulandıktan sonra inkübasyona bırakılmıştır. Yetiştiricilik boyunca temel gübreleme programı uygulanmış ve toplam 6 gübreleme yapılmıştır. Bu amaçla 18-18-18 gübresi sulama suyu ile birlikte 0.5 g/1.5 L oranında her saksıya uygulanmıştır. Ayrıca, yetiştiricilik döneminin ortasına denk gelen 3. gübrelemede sadece bir defa olmak üzere her saksıya 1 g/1.5 L oranında kalsiyum nitrat [Ca(NO3)2] gübresi uygulanmıştır. Her yetiştiricilik döneminde belirli aralıklarla (0, 2, 4, 6 ve 8. haftalar) normal toprak örnekleri alınmış ve biyolojik parametreler (üreaz, alkalin fosfataz, β-glikozidaz, dehidrojenaz, nitrifikasyon, denitrifikasyon, mezofilik bakteri sayısı) açısından analiz edilmiştir. Ayrıca her yetiştiricilik döneminin sonunda hasat sırasında alınan normal ve rizosfer toprağı örneklerinin makro ve mikro besin element kapsamları belirlenmiştir. Ayrıca, hasattan sonra marulun kalite parametreleri ve verim ölçümleri yapılmıştır. Biyokömür uygulamaları her iki dönemde de toprak kimyasal özelliklerini (pH, EC, organik karbon, alınabilir fosfor ve potasyum) iyileştirmiş ancak kontrole göre toprağın toplam nitrojen içeriğini artırmamıştır. Biyokömür uygulamaları biyokömür tipine ve dönemine bağlı olarak topraktaki mikrobiyal aktiviteleri etkilemiştir. Genel olarak, birinci dönemde karanfil (KB500) ve muz (MB300 ve MB500) uygulamalarında enzim aktivitelerinin diğer uygulamalara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak, biyokömür uygulamalarının ikinci dönemde enzim aktiviteleri üzerinde istatistiki olarak bir etkisi olmamıştır. Topraktaki bakteri sayısı da her iki dönemde biyokömür uygulamalarından etkilenmemiştir. Her iki dönemde de kimyasal özellikler ve mikrobiyal aktivitede güçlü pozitif korelasyonlar görülmüştür. Genel olarak, toprakta pH ve EC değerleri ile biyolojik parametreler biyokömür ilavelerinden sonra rizosferde önemli ölçüde artmıştır. İkinci dönem domates (DB300) ve muz (MB500) biyokömür uygulaması bitki boyunu sırasıyla %15.2 ve %10.2 oranında artırmıştır. Bu sonuçlar biyokömürlerin, intrinsik fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak toprakla nasıl farklı etkileşimlere sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu tez, toprağa biyokömür uygulamalarına yönelik olarak kılavuz oluşturmaya odaklanan gelecekteki çalışmaların önemini vurgulamaktadır

    Öğretmenlik mesleğine adanmışlığı belirleyen faktörler ve yapılandırmacı öğrenme ortamıyla ilişkisi

    Get PDF
    Betimsel tarama modelinde yürütülen bu çalışmada, Antalya ilinde ikamet eden, Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinden mezun olup henüz atanmamış öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik adanmışlık düzeyleri ve yapılandırmacı öğrenme ortamına yönelik görüşleri kişisel özellikleri bağlamında incelenmiştir. Çalışmaya, 290'ı kadın, 59'u erkek olmak üzere 349 öğretmen adayı katılmıştır. Katılımcıların %23.2'si sınıf öğretmenliği bölümünde, %28.6'sı fen bilgisi ve matematik öğretmenlik bölümlerinde öğrenim görürken, diğer katılımcılar da İngiliz dili eğitimi, okulöncesi öğretmenliği, sosyal bilgiler öğretmenliği ve Türkçe öğretmenliği bölümlerinden mezun olmuşlardır. Veri toplamak için kişisel bilgi soruları, öğretmenlik mesleğine adanmışlık ölçeği ile yapılandırmacı öğrenme ortamlarını değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Uygulama öncesi güvenirlik analizleri ile ölçeklere ait doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda ölçeklerin bu çalışma için güvenilir ve geçerli bulgular vereceği sonucuna ulaşılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veri üzerinde ileri analizler yapılmadan önce normallik varsayımı sınaması yapılmıştır. Sonuç olarak, öğretmen adaylarından toplanan verinin alt ölçekler, maddeler ve ölçek bütününde normallik varsayımını sağlamadığını, dolayısıyla gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik olmayan testlerin yürütülmesini öngörülmüştür. Çalışmada, araştırmanın amacına bağlı olarak beş araştırma sorusu geliştirilmiştir. Katılımcıların adanmışlık düzeyleri ve yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimleri, bu iki durumun ilişkisi, cinsiyet, bölüm, tercih nedeni bağlamında araştırılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri ile yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimlerinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri ile yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimleri arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyli ilişkiler gözlenmiştir. Kişisel özelliklerine göre sonuçlar incelendiğinde; hem öğretmenlik mesleğine adanmışlık hem de yapılandırmacı sınıf ortamı oluşturma konusunda kadın öğretmenlerin erkeklerden, okulöncesi ve sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünden mezun olanların diğer bölümlerden mezun olanlardan daha olumlu sonuçlar alınmıştır. Öğretmenliği ideali ve hayali olarak görenlerin diğerlerinden, tekrar sınava girse yine öğretmenlik bölümlerini tercih edecek olan aday öğretmenlerin diğer bölümleri tercih edecek olanlardan daha olumlu ortalamalar elde ettikleri gözlenmiştir

    Dış politika aracı olarak silah satışı ve hibe yardımları: Türk-Amerkan askeri-güvenlik ilişkileri örneği

    No full text
    Bu çalışmada Osmanlı döneminden 21.yüzyıla kadar seyreden Türk-Amerikan ilişkileri arasındaki silah ticareti ve hibe yardımları konusu değerlendirilmiştir. Amerikan merkezli yardım politikalarının dış siyasetteki yerini inceleyen olan bu çalışma, Türk-Amerikan tarafları arasındaki siyasi, askeri ve ekonomik anlamdaki dönemsel gelişmeler çerçevesince analiz edilmiştir. Osmanlı döneminde başlayan Türk-Amerikan yakınlaşması 1830 Seyr-i Sefain Antlaşmasıyla resmiyet kazanmıştır. Osmanlı Devleti içerisinde yabancı devletlere ait silah ve malzemelerin bulundurulması ülkede çağa ayak uyduramayan yerli silah ve diğer askeri metaları daha da geride bırakan unsur olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise Türkiye'nin Kuzey Atlantik Örgütü Antlaşması'nın (NATO) güney kanat ülkesi ilan edilmesiyle Türk-Amerikan ilişkileri ileri bir boyut kazanmıştır. Soğuk Savaş döneminde Türk-Amerikan ikili antlaşmalarının artmasıyla Birleşik Devletler'in Türkiye'ye yönelik yardımları da artış göstermiştir. Bu kapsamda ekonomik ve askeri anlamda verilen Marshall Yardımı Amerikan faydacılığının dünyaya yayılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Çalışmada Amerikan merkezli dış yardım programının yumuşak güç unsurundan ziyade Amerikan çıkarlarına hizmet eden ve bu kapsamda Amerikan hegemonyasının milli sınırların dışına yayılmasında öncü rol oynayan sert güç politika örneklerine yer verilmiştir. Tezde Birleşik Devletler'in sunduğu dış yardım programlarının Amerikan dış politikasında hangi çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı açıklanmış ve silah yardımlarının bir dış politika aracına dönüştürülmesi konusu, günümüzdeki gelişmelerde eklemlenerek analiz edilmiştir. Bu sebeple Amerikan dış politika çıkarları, Türk dış politikasında Batı'ya bağlı kalınan güvenlik boyutunun, Türk-Amerikan müttefikliğinin sorgulanmasına neden olacak argümanların, ulusal silah ticaretinin ve ulusal güvenliğe yönelik gelişmelerin önemi ele alınarak değerlendirilmiştir

    Spor Yöneticiliği bölümü öğrencilerinin değer yargılarının incelenmesi

    No full text
    Bu çalışmada Türkiye ve KKTC'de yer alan çeşitli üniversitelerin spor bilimleri fakültesi ve beden eğitimi ve spor yüksekokullarında öğrenim gören spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin, değer yargılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen ve dokuz alt boyuttan oluşan (toplumsal değerler, kariyer değerler, entelektüel değerler, maneviyat, materyalistik değerler, insan onuru, romantik değerler, özgürlük, fütüvvet) 39 maddelik Değerler Ölçeği (DÖ) kullanılmıştır. Ölçek 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Türkiye ve KKTC'de bulunan üniversitelerde öğrenim gören spor yöneticiliği bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Araştırmaya 165'i (%40.8) kadın, 239'u (%59.2) erkek olmak üzere toplam 404 gönüllü öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan spor yöneticiliği öğrencilerinin değer alt boyutu puan ortalamalarına bakıldığında en az materyalistik değerler ve romantik değerler, en fazla ise sırasıyla toplumsal değerler, özgürlük, entelektüel değerler, insan onuru, kariyer değerleri, fütüvvet ve maneviyat olduğu görülmüştür. Spor yöneticiliği öğrencilerinin değer yargıları farklı değişkenler açısından da anlamlı farklılıklar içermektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin değerler ölçeğinin alt boyutlarına ait betimsel istatistikler göz önünde bulundurulduğunda, ortalama puanların oldukça yüksek çıktığı görülmüştür. Buradan hareketle spor yöneticiliği öğrencilerinin değer algılarının yüksek olduğu, değerlere genel anlamda önem verdikleri söylenebilir. Dolayısıyla öğrencilerin gelecekte görev alacakları spor kurum, kuruluş ve organizasyonlardaki örgütsel değerleri benimseyebilecekleri, örgüt-birey değer uyumu sağlanabileceği söylenebilir. Öte yandan spor yöneticiliği öğrencilerinin yüksek değer algıları, onların gelecekte görev alabilecekleri kurumlarda olumlu bir örgüt iklimi yaratmalarına olanak sağlayabilir

    Yüz lezyonuna sahip hastalarda beyin plastisitesinin FMRG tabanlı bağlantı analizi

    No full text
    Bu çalışmanın amacı el ve yüz bölgelerine uygulanan duyusal uyaranların beyinde oluşturduğu bağlantı haritalarını çıkarmak ve potansiyel nakil adayı olarak kabul edilen yüz lezyon hastalarında oluşan kortikal plastisiteyi incelemektir. Çalışmaya yüz lezyonu olan 5 hasta ve 10 sağlıklı birey katılmıştır. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kayıtları el bölgesi ve yüz bölgesi uyarılarak oluşturulan blok tasarıma göre alınmıştır. Bağlantı modellerinin tespit edilmesi amacıyla kullanılan tohumdan voksele ve ROI'den ROI'ye bağlantı ölçüm yöntemleri araştırılmak istenen konuya doğrudan yanıt vermesi ile tercih edilmiş tohum bazlı yöntemlerdendir. Sadece sağlıklı bireylerden alınan kayıtlar kullanılarak yapılan ikinci seviye analiz sonucunda genel yargılar elde edebilmek amacıyla sağ el, sol el, sağ yüz, sol yüz uyaranlarına ait bağlantı haritaları oluşturulmuştur. Oluşturulan bağlantı haritaları, hasta grubu ile karşılaştırma yapmak ve bu alanda yapılan diğer çalışmalar için referans niteliği taşımaktadır. Bağlantı ölçümleri aynı koşullarda hasta grubu olarak seçilen yüz lezyon hastaları için tekrarlanmıştır. Bağlantı ölçümlerinin sağlıklı bireyler ile karşılaştırılması sonucunda yüz lezyon grubu için değişen durumlar kortikal plastisite kavramı altında incelenmiştir. Potansiyel yüz nakil adayı olan yüz lezyon hastalarının bağlantı analiz sonuçlarında önemli farklılıklar bulunmuştur. Lezyon grubunda tohumdan voksele bağlantı ölçümlerinde ilişki kurulan voksel sayısı kontrol grubu ölçümlerine göre oldukça azalmıştır. Özellikle vücut temsilini içeren duyusal uyaran merkezi olan PostCG alanı kontrol grubunda yüksek voksel sayısı ile bağlantı gösterirken lezyon grubunda bu sayı çok fazla azalmıştır. Bazı bağlantıların oluşmadığı, değiştiği ya da yoğunluk ve gücünün azaldığı tespit edilmiştir. Tespit edilen farklılıklar yaralanmadan itibaren oluşan kortikal plasitisite için önemli bulgular oluşturmaktadır. Elde edilen sonuçların incelenerek nakil sürecine, nakil öncesi rehabilitasyon sürecine destek olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada alınan sonuçlar ile nakil sonrası yapılan bağlantı analizi karşılaştırıldığında duyusal uyaranlara bağlı beyinde oluşan kortikal plastisitesi anlamlandırılabilecektir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇