Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Benzin tanklarından hafif hidrokarbonların buharlaşma oranını azaltmak için çevre dostu ve düşük maliyetli organik bileşik sentezlenmesi

    No full text
    Rezervuar ve benzin tanklarından hafif hidrokarbonların buharlaşması, herhangi bir sıcaklıkta ve tüm çevre koşullarında meydana geldiği için hidrokarbon buharlaşmasının azalmasını kontrol etmek oldukça önemlidir. Söz konusu buharlaşma çevreyi kirletir, çalışanların ve toplumun sağlığını, fiziksel ve kimyasal özellikler açısından benzinin kalitesini ve ülke ekonomisini etkilemektedir. Bu nedenle benzin hidrokarbonlarının buharlaşma hızının azaltılması için etkili çözüm yolları aranmaktadır. Bu tez çalışmasında, benzin tanklarında hafif hidrokarbonların buharlaşma oranını azaltmak için yeni bir yöntem olarak yer değiştirme tepkimesi uygulanarak, KOH ve EDTA kullanılarak farklı oranlarda (1:1, 1:2, 1:3, 1:4) dört organik bileşik (OB) hazırlanmıştır. Elde edilen OBler kendi tasarımımız olan buhar basıncı ölçer haznesinde benzin ile beraber uygulanmış ve doymuş buhar basınçları ölçülmüştür. Testler sonunda herbir OB için optimum konsantrasyon, buharbasıncını azaltma yüzdesi ve tank içinde benzinin çekme-ekleme işlemleri sırasındaki etkili kalış süresi belirlenmiştir. Buna göre yüksek oktanlı (95 oktan) benzin içeren tank içine bir defa OB I, II, III ve IV bileşiklerinin ilave edilmesi durumunda tank içinden hafif hidrokarbonların buharlaşma oranlarının sırasıyla %71.8, 73.6, 75.6 ve 77.1 olduğu görülmüştür. OBlerin (I, II, III ve IV) optimum konsantrasyonlarda (1, 3, 4 ve 2 mg/kg) tanklara ilave edildikten sonra benzinin çıkarma-ekleme işlemleri sırasındaki etkinliklerinin sırasıyla 21, 19, 23 ve 27 kez devam ettiği görülmüştür. Elde edilen bulgulara göre OB-IV bileşiği en etkili bileşik olarak belirlenmiştir. OBlerin tank içindeki konsantrasyonları benzin, ham petrol ve türevlerinin kimyasal özelliklerini etkilemeyen düzeyde olup, hafif hidrokarbonların buharlaşma oranını azaltacak yüzey etkisine sahiptir

    Eğitimde ölçme ve değerlendirme dersi programının değerlendirilmesi

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, eğitim fakültelerinin tüm programlarında zorunlu olan, öğretmenlik meslek bilgisi derslerinden eğitimde ölçme ve değerlendirme dersi programının değerlendirilmesidir. Araştırmada karma yöntem tasarımlarından çok aşamalı değerlendirme tasarımı kullanılmıştır. Program değerlendirme modeli olarak ise Stake'in İhtiyaca Cevap Verici Program Değerlendirme Modeli tercih edilmiştir. Verilerin toplanmasında ise Stake'in Uygunluk-Olasılık Değerlendirme Modelinin Betimleme Matrisi dikkate alınmıştır. Ayrıca araştırma Eğitimde Değerlendirme Standartları Ortak Komitesi (JCSEE) tarafından hazırlanan program değerlendirme standartları dikkate alınarak yürütülmüştür. Çalışmanın ulaşılabilir evreni Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren devlet okulları, Recep Tayip Erdoğan Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi ve Giresun Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakülteleridir. Çalışmada ölçüt örnekleme, maksimum çeşitlilik örneklemesi, tipik durum örneklemesi ve çalışma grubu gibi yöntemlerle belirlenen 484 öğretmen adayı, 16 öğretmen, 8 okul yöneticisi ve 7 öğretim elemanından yarı yapılandırılmış görüşme formları, gözlem formu, başarı testi ve kontrol listesi kullanılarak veriler toplamıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirliğini sağlamak için uzman görüşü, katılımcı teyidi, kodlayıcı tutarlılığı ve madde analizleri gibi çeşitli önlemler alınmış, verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analizlerden yararlanılmıştır. Başarı testi puanlarının çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için İlişkisiz Örneklemler İçin T Testi, İlişkisiz Örneklemler İçin Tek Faktörlü Varyans Analizi, Mann-Whitney U ve Games Howell testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre hem görevi başındaki öğretmenler hem de öğretmen adayları ölçme ve değerlendirme konusunda kendilerini yeterli görmemektedir. Bu durum büyük oranda öğretmenlere hizmet öncesi eğitimleri sırasında sunulan ölçme ve değerlendirme eğitiminin niteliğiyle ilişkilendirilmiştir. Bu bağlamda eğitimde ölçme ve değerlendirme dersinin niteliğine ilişkin elde edilen sonuçlara göre, programın hedef ve içeriklerinin belirlenmesinde hedef seçme ve yazma ilkelerine uymama, öğretmenlik alanı, öğrenci özellikleri, kurumsal farklılıklar gibi değişkenlerin yeterince dikkate alınmaması gibi sorunlar söz konusudur. Ayrıca YÖK çerçeve programları, Bologna süreçleri, kalite ve akreditasyon süreçleri, KPSS içerikleri, öğretim elemanının alan uzmanlığı gibi çok sayıda değişkenin hedef ve içeriklerin belirlenmesinde karışıklığa sebep olduğu söylenebilir. Uzaktan eğitim uygulamaları iletişim, etkileşim ve katılım, öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme ve değerlendirme gibi süreçler açısından sınırlayıcı olarak görülmektedir. Ders süresi ise uygulama yapmaya olanak tanımayacak ölçüde kısa olduğu için eleştirilmektedir. Görevi başındaki öğretmenler ve öğretmenlik uygulaması dersini alan öğretmen adayları ölçme ve değerlendirme konusunda öğrendikleri teorik bilgilerin okullarda karşılığının olmadığını düşünmektedir. Ayrıca YÖK tarafından ders üzerinde yapılan güncelleme ve değişikliklerin önceki düzenlemelere kıyasla olumlu anlamda bir fark oluşturamadığı gözlemlenmiştir. Çalışmada son olarak tespit edilen sorunların giderilmesine ve benzer konularda yürütülecek program değerlendirme araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülen çeşitli öneriler sunulmuştur

    Viral içeriklerin sosyal ağlarda iletimini etkileyen faktörlerin analizi

    No full text
    Viral pazarlama, dijitalleşmenin de etkisiyle her geçen gün daha yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Dijital platformlardaki pazarlama iletilerinin, kişiden kişiye çok hızlı bir şekilde yayıldığı için, bu iletilerin yayılması viral pazarlama olarak adlandırılmaktadır. Şirketler viral pazarlamanın gücü ve potansiyelini fark edip, daha yoğun bir şekilde kullanımya başlamıştır. Bu yüksek lisans tezinde, viral içeriklerin sosyal ağlarda iletimini etkileyen faktörlerinin etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle sosyal ağ sitelerinde kullanıcılar tarafından viral mesajların iletilmesini etkileyen faktörlerin etkisinin ve ağırlıklarının belirlenmesi çalışılmıştır. Daha sonra viral mesajların iletilmesini etkileyen faktörlerin ağırlıkları ya da etki dereceleri tespit edilmiştir. Ayrıca yine bu tez çalışmasında cinsiyetin sosyal ağlarda çevrimiçi içerik paylaşmada oynadığı rol belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma kullanılan veriler, sosyal ağ kullanan ve viral mesaj ileten tüketicilerden çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Tez çalışmasında yapılan analizler, toplam 558 gözlem üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın hipotezleri, çoklu regresyon analiz yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda bağlantı gücü, fayda motivasyonu, gönderici memnuniyeti, kaynak güvenirliği, başkalarını düşünme ve kendini geliştirme faktörleri kullanıcıların viral içeriği iletme niyetini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bir diğer önemli sonuç ise bilgi kalitesi faktör ile viral içerik iletme arasında negatif bir ilişki çıktığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte belirlenen faktörlerle ilişkin cinsiyet gibi demografik özelliklerine göre kullanıcıların viral içerik iletme niyeti analiz edilmiştir. Bu bağlamda cinsiyet faktörü anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür

    Sosyal içerme: Türkiye'de roman kadınlara yönelik yetişkin eğitimi ve SODAM Projesi

    No full text
    osyal içerme, çeşitli devletlerin ve refah rejimlerinin biçimlendirip uyguladığı sosyal politikalar içerisinde, dar gelir grubundan ve düşük yaşam standartlarına sahip kişi ve/ veya grupların maruz kalmakta olduğu yoksulluk ve sosyal dışlanma problemleri ile mücadele için geliştirilen operasyonel ve stratejik uygulamalar olarak tanımlanabilir. Sosyal içermenin stratejik niteliğini ve pratiğini tanımlayabilmek için ise yönetimsellik kapsamında ele almak gerekmektedir. Bu tez çalışmasında; sosyal içerme politikalarının, içerisinde barındırdığı toplumsal ve politik hakikatin olabildiğince iyi anlaşılabilmesi adına, neden ve nasıl gerçekleştirildiğinin irdelenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye'de sosyal içerme stratejisi kapsamında yürütülen en büyük projelerden biri olan, Roman toplulukların hedef kitle olarak belirlendiği ve yaygın eğitim yoluyla "normalleştirilmesinin" amaçlandığı SODAM (Sosyal Dayanışma Merkezi) Projesi araştırma nesnesi olarak belirlenmiştir. Araştırma sahası, SODAM'ların bulunduğu Tekirdağ (Süleymanpaşa, Malkara), Kırklareli (Merkez, Babaeski, Lüleburgaz), Edirne (Merkez) ve Çanakkale (Merkez, Gelibolu) illerinde bulunan toplam 10 SODAM hizmet binasını kapsamaktadır. Roman kadınların sosyal içerilmesine yönelik yürütülen projeye bağlı olarak faaliyette olan hizmet binalarında verilen eğitimlere katılan kursiyerler ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca SODAM'ların idare, yönetim ve eğitim süreçlerinde yetkili olan kişilerle de yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme yapılmıştır. Nicel veriler SPSS ve nitel veriler NVIVO programında analiz edilerek çalışmanın bulgular kısmında bir arada sunulup, sonuç kısmında değerlendirilmiştir

    Otomatik katılım sistemi sonrası bireysel emeklilik şirketlerinin performanslarının ölçümü: Türkiye örneği

    No full text
    Bireysel emeklilik sistemi (BES) katılımcılar için ikinci bir emeklilik fırsatı yaratmanın yanı sıra, kaynakların uzun vadeli yatırımlara aktarılması açısından ülke ekonomisinde dinamizm yaratan bir tasarruf sistemidir. Türkiye'de 2003 yılında faaliyete geçen Bireysel Emeklilik Sistemi'ne katılım artırmak için bazı teşvikler yürürlüğe girmiştir. 2003 ile 2013 dönemini kapsayanilk aşamada, yatırımcılaraödenen katkı paylarının gelir vergisi matrahından indirilmesi yoluyla teşvik sağlanmıştır.2013 yılı sonrasını kapsayan ikinci aşamada katılımcılara katkı paylarının %25'i oranında devlet katkısı sağlanması uygulamasına başlanmıştır. Son dönemde ise gönüllük üzerine kurulu sistemi bir nevi zorunlu hale getiren Otomatik Katılım Sistemi 2017 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, 2017 yılında uygulamaya konulan Otomatik Katılım Sistemi (OKS) sonrasında Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin etkinliğinin ölçülerek performansları incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda2018-2020 yılları arasındakidöneme ilişkin olarak Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılmıştır.Emeklilik şirketlerinin aktif büyüklükleri, özkaynakları ve emeklilik teknik giderleri girdi, devlet katkısı ve emeklilik teknik geliri değişkenleri çıktı değişkenleri olarak alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, otomatik katılım sonrası emeklilik şirketlerinin etkinliklerinde bir iyileşme görülmemekle birlikte çoğu şirketin etkin olmadığına işaret etmektedir

    Covid-19 pandemi sürecinde Milli Eğitim Bakanı'nın Twitter mesajlarının metim madenciliği yöntemiyle incelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, internetin yaygın kullanılması ile birlikte artan büyük miktarlardaki verilerden anlamlı bilgi çıkarmak için günümüzün en çok talep gören konularından biri olan metin madenciliği yönteminin eğitim alanında da kullanılabileceğine ışık tutmaktır. Bu kesitsel tanımlayıcı araştırma, uzaktan eğitim sürecinde eğitime sağlıklı bir şekilde yön vermek, gelişmeleri duyurmak, her zaman ve her durumda veli ve öğrencilerin yanında olduğunu belirtmek için twitter sosyal medya hesabından paylaşımlar yapan Türkiye Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK' un 23 Mart 2020 - 17 Ekim 2020 tarihleri arasında paylaştığı mesajların içerik analizini Metin madenciliği yöntemi ile yapan nitel bir araştırmadır. Analiz aracı olarak açık kaynak kodlu bir yazılım olan R- 3. 6. 1. tercih edilmiştir. Bununla beraber elde edilen kelime sayıları ile nicel araştırma yöntemi olan X2 analizi uygulanmıştır Araştırmada elde edilen veriler sözlük sayma tekniğiyle analiz edilmiş, kelime bulutu tekniğiyle görselleştirilmiştir. Süreci yansıttığı düşünülen 12 kelime seçilerek sözlük sayma tekniği ile frekansları belirlenmiştir. Daha sonra kelimeler 4 ana kategoride birleştirilerek SPSS programında ki-kare homojenlik testi yapılmıştır. Toplanan mesajlar uzaktan eğitim ve telafi eğitim programının yeniden başladığı 31 Ağustos tarihi baz alınarak ikiye ayrılmış ve bu iki dönem kategorilere ve kelimelerin kullanım yüzdesine göre kıyaslanmıştır

    Antalya ilinde üreticilerin tarımda kalma eğilimi ve etkileyen faktörlerin analizi

    No full text
    Tarım sektöründe üreticilerin davranışları; ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel, politik ve coğrafi olmak üzere çok çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada büyükbaş, küçükbaş hayvan ve örtüaltı üreticilerinin tarımda kalma eğilimleri Antalya ili örneğinde incelenmiştir. Araştırmanın ana amacı; üreticilerin tarımda kalma eğilimlerini diğer bir deyişle memnuniyet durumlarını belirlemek ve bu eğilimi etkileyen ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel, coğrafi ve kırsal altyapı ile tarımsal politika ve örgütlenme faktörlerini Antalya ili örtüaltı yetiştiriciliği ile küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık faaliyeti üzerinde araştırmaktır. Anket uygulanan üreticilerin belirlenmesinde Tabakalı Örnekleme Yöntemi tercih edilmiş olup yapılan hesaplamalar sonucunda büyükbaş hayvancılık alanında 68 yetiştirici ile küçükbaş hayvancılık alanında 117 adet küçükbaş yetiştirici ve örtüaltı üretim faaliyetinde ise 100 üretici ile yüzyüze görüşülmüştür. Çalışmada üreticilerin memnuniyet düzeyini belirlemek için Memnuniyet Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üreticilerin tarımsal faaliyetlerinden en düşük memnuniyet düzeyi Ekonomik Faktörler ile Tarımsal Politika ve Örgütlenme Faktörleri olarak ortaya çıkmıştır. Gerçekleştirilen analizler çerçevesinde incelenen üç sektör arasında en yüksek memnuniyetin 29,3 değeri örtüaltı üretim faaliyetinde olduğu görülürken en düşük memnuniyet ise 26,53 değeri ile küçükbaş hayvancılık sektöründe ortaya çıkmıştır. Faktörler açısından en yüksek memnuniyet düzeylerinin ise Coğrafi, Çevresel ve Kırsal Altyapı Faktörlerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Buna doğrultuda üreticilerin tarımda kalma eğiliminin artırılması için ekonomik açısından memnuniyet seviyelerinin yükseltilmesi önemlidir. Diğer yandan uygulanan tarımsal desteklerin üretici ihtiyaçlarına göre yapılandırılması, üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi üreticilerin tarımda kalma eğilimi pozitif yönde etkileyecektir

    Hamdi Mert'in hayatı, eserleri ve din eğitim-öğretim görüşleri

    No full text
    Toplumun dini konularda bilgilendirilmesinde ve din algısının doğru ve çarpıtılmamış bir biçimde inşa edilmesinde en büyük sorumluluğu taşıyanlar din adamlarıdır. Onlar diğer meslek gruplarına nazaran daha fazla kitle ile muhatap olmakta, her yaştan, statüden, cinsiyetten insanla iletişim kurmakta ve cemiyetin genelinden saygı görmektedirler. Bu nedenle din adamlarının gösterdikleri çaba ve yaptıkları faaliyetler, toplumun dini algılama biçiminde ve ahlaki erdemlerin hayata aktarılmasında önemli bir etkiye sahiptir. Yükümlü olduğu vazifeleri ömürlerini vakfederek en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan, ilmiyle amil ve toplumun genel geçer değerlerine ters düşmeyen din adamları, halk tarafından benimsenmekte ve yüceltilmektedir. Hamdi Mert, küçük yaşlarından itibaren almaya başladığı ve Yüksek İslam Enstitüsü ile taçlandırdığı din eğitimiyle topluma mal olmuş din adamlarından birisidir. O, ayrıca hukukçu, şair ve yazar kimliğiyle donanım kazanmış, hayatını Türk milletinin din ve devlet hassasiyetiyle yetişmesine adamış bir ilim insanıdır. İlk mesleki deneyimini 1967'de Denizli İmam Hatip Lisesi'nde yaşayan Mert, çeşitli yaygın ve örgün din eğitimi kurumlarında çalışmış, birbirinden farklı ve nitelikli vazifelerde görev almış, nihayetinde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı'na kadar yükselmiştir. 1998 yılında emekli olmasının ardından vefat ettiği 2015 yılına kadar çeşitli gazete ve dergilerde dine, devlete ve topluma dair yazılar kaleme alan Mert, Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde hizmet etmeye devam etmiştir. Mert, hayatı boyunca milli kültürün muhafazası ve milli terbiye verilerek kaliteli, ahlaklı, güçlü, devletine ve milletine bağlı bir Türk toplumunun inşası için gayret sarf etmiş bir din adamıdır. Bu araştırmada din-ü devlet mülk-ü millet hassasiyetine sahip olması yönüyle Hamdi Mert'in hayatı, eserleri ve din eğitim-öğretimi ile ilgili dile getirdiği görüşleri incelenmiştir

    Farklı organik materyallerin toprakların bazı özellikleri üzerine etkisi

    No full text
    Bu çalışmada, farklı mineralizasyon oranına sahip organik materyallerin, toprakların bazı özellikleri üzerine etkisi amaçlanmıştır. Bu amaçla, organik uygulamalarda organik materyal olarak mantar kompostu, leonardit ve tavuk gübresi 5 dozda (0, 1, 2, 3 ve 4 ton/da atık mantar kompostu için; 0, 1, 2, 3 ve 4 ton/da leonardit için; 0, 1, 2, 3 ve 4 ton/da) tavuk gübresi için 0. 30. 60. ve 90. gün inkübasyona bırakılmıştır. Serada yürütülen bu çalışma, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. İnkübasyon dönemleri sonucunda alınan toprak örneklerinde pH, EC, organik C, organik madde, organik P, NH4-N, NO3-N, toplam N, alınabilir P, değişebilir K, Ca, Mg, Na ve alınabilir Fe, Mn, Zn ve Cu analizleri yapılmıştır. Deneme sonucunda; inkübasyon süresinin uzamasına bağlı olarak genel olarak toprakların EC, değişebilir Mg ve Na, NH4-N, NO3-N, toplam N, değişebilir K, alınabilir Zn, Fe, Mn ve Cu içeriklerinin arttığı; pH, organik C, alınabilir P, değişebilir Ca içeriklerinin azaldığı belirlenmiştir. İnkübasyon sürelerinin uzamasına bağlı olarak toprakların organik madde içeriğinin 30.günde arttığı, 30.günden sonra ise azaldığı tespit edilmiştir. Artan organik materyal uygulama dozlarına bağlı olarak toprakların pH, EC, organik C, organik madde, organik P, NH4-N, NO3-N, toplam N, alınabilir P, değişebilir K, Ca, Mg ve Na ile alınabilir Zn, Fe ve Mn içeriklerinin genel olarak arttığı; toprakların alınabilir Cu içeriğinin etkilenmediği bulunmuştur. Organik materyaller içerisinde tavuk gübresinin azot ve fosfor mineralizasyon hızı mantar kompostu ve leonardite göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Farklı inkübasyon süreleri ve organik materyal uygulama dozlarının etkisi birlikte değerlendirildiğinde; en yüksek organik madde miktarı atık mantar kompostunun 30.günde 1 ton/da (%1.39) uygulamasında elde edilmiştir. Topraklara yapılan leonardit uygulamasında % 1.35 ile 30.günde 4 ton/da; tavuk gübresinde ise % 1.33 ile 30. günde 0 ton/da uygulamalarında elde edilmiştir. Sonuç olarak kullanılan organik materyaller arasında toprakların organik madde miktarını en çok atık mantar kompostunun 30.günde 1 ton/da uygulamasının arttırdığı tespit edilmiştir

    Kibyra odeionu

    No full text
    Kibyra kenti, Burdur'un (Güney-batı Anadolu) Gölhisar ilçesinin yaklaşık 2 km batısındaki alçak tepeler üzerinde konumlanmaktadır. Bu çalışmanın konusunu kentin önemli kamu yapılarından biri olan Odeion yapısı oluşturmaktadır. Yapının antik dönemde odeion olarak isimlendirildiği, önündeki stoada bulunan mozaik yazıtlarından kesin olarak anlaşılmıştır. Bu yazıtlarda geçen ''stoanın önündeki Odeion yapısının'' ibaresi, yapının antik dönemde isimlendirilmesini oldukça açık bir şekilde sunmaktadır. Bu çalışmanın odak noktası, Odeion yapısının mimarisidir. Kazı çalışmalarından elde edilen bulgulara göre yapı, oldukça yıkıcı sonuçları olan bir yangına maruz kalmıştır. Bu yangının ardından tekrar onarılmamıştır. Ayrıca yapının skene fronsuna ait mimari ve plastik süsleme unsurları da bu yangında oldukça zarar görmüştür. Bu nedenle skene fronsun mimarisi önemli bir bölümü küçük ebatlı parçalar şeklinde ele geçen mimari buluntuların birleştirme ve tek tek ölçümleri sonucunda anlaşılabilmiştir. Uzun süren belgeleme çalışmaları sonucunda, skene fronsun iki katlı tabernakel düzenlemeleri ile dekore edildiğini anlaşılmıştır. Odeion yapısı, yarım daireyi aşkın cavea ve önündeki dikdörtgen sahne binasından oluşan bir plana sahiptir. Cavea ve sahne binası, parodos kemerleri aracılığıyla birbirine organik olarak bağlıdır. Antik dönem odeion ve bouleuterion yapılarının mimari gelişimine ilişkin incelemeler, Kibyra Odeionu'nun MS II. yüzyıl ortalarında yaygın şekilde yapılan bir odeion mimarisine sahip olduğunu göstermiştir. Mimari bezeme ve heykel tıraşlık buluntuları, yapının inşa tarihi için MS II. yüzyılın ikinci yarısını göstermiştir. Stoa yazıtlarının kesin sonuçlarına göre, MS 249-254 yılları arasında yapının stoası, yapım masrafları Kibyralı iki hayırsever kardeş tarafından üstlenilen bir mozaik ile döşenmiştir. Mozaik döşem, aynı zamanda yapının tespit edilebilen son inşa evresidir. Bunun dışında yapıyla bağlantılı bir inşa ya da onarım evresi yoktur. Yapı, MS II. yüzyılın ikinci yarısında temelden inşa edilerek Odeion işlevli olarak kullanılmıştır

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇