Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Özel yetenekli öğrencilerin çoklu zeka alanları ile öğrenme stillerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanları ile öğrenme stillerini cinsiyet, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumu değişkenleri açısından inceleyerek, arasındaki ilişki durumunu betimlemektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi, Antalya/Kepez Bilim ve Sanat Merkezi'nde öğrenim gören 5, 6 ve 7. sınıf olmak üzere toplam 250 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", Gülşen (2015) tarafından geliştirilen "Çoklu Zekâ Alanı Değerlendirme Ölçeği" ve Gökdağ (2004) tarafından geliştirilen "Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), tukey HSD ve pearson korelasyon testlerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının gelişmiş düzeyde oldukları, "görsel/uzamsal", "müziksel/ritmik" ve "kişiler arası/sosyal" zekâ alanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel yetenekli öğrencilerin sınıf seviyelerine göre "görsel/uzamsal", "müziksel/ritmik", "bedensel/kinestetik" ve "içsel/öze dönük" zekâ alanları incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin anne öğrenim durumuna göre "müziksel/ritmik" zekâ alanları arasında anlamlı bir fark bulunurken baba öğrenim durumuna göre çoklu zekâ alanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrenme stillerine ilişkin bulgular incelendiğinde "işitsel" öğrenme stilinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde fark gösterdiğine ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenme stillerinin sınıf seviyelerine göre arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anne öğrenim durumuna göre "görsel" ve "hareketsel" öğrenme stillerinin arasında anlamlı bir fark bulunurken öğrenme stillerinin baba öğrenim durumuna göre arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanları ve öğrenme stillerinin ilişki durumuna ilişkin bulgular incelendiğinde, "bedensel/kinestetik" zekâ alanları ile "görsel", "işitsel" ve "hareketsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve zayıf bir ilişki saptanmıştır. Öğrencilerin "müziksel/ritmik zekâ" alanları ile "görsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü, anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin "içsel/öze dönük" zekâ alanları ile "görsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Buna karşın özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının diğer boyutları ile öğrenme stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır

    Spor yöneticiliği öğrencilerinde e-spor katılımı, dijital oyun bağımlılığı, akademik başarı, problem çözme becerisi ve yaşam tatmininin incelenmesi (Batı Akdeniz örneği)

    No full text
    Bu araştırma, Batı Akdeniz Bölgesindeki Beden Eğitimi Ve Spor Bilimleri Fakültesi olan üniversitelerin Spor Yöneticiliği bölümünde Eğitim ve öğrenim gören Öğrencilerde E-spor Katılımı, Dijital Oyun Bağımlılığı, Akademik Başarı, Problem Çözme Becerisi ve Yaşam Tatmininin incelenmesi amacıyla ele alınmıştır. Verileri toplamada 5 bölümden yararlanılarak anket formu oluşturulmuştur Veri toplama aracı olarak 5 bölümden oluşan bir anket formu kullanılacaktır. Anket formunun birinci bölümünde demografik bulgulara ilişkin sorular, ikinci bölümde ise e-spora yönelik bakış açılarının ve katılımlarının incelendiği anket soruları bulunmaktadır. Bu sorular literatür incelenerek ve e-sporla ilgilenen bireylerin deneyimleri ışığında uzman görüşü alınarak hazırlanacaktır. Üçüncü bölümde dijital oyun bağımlılığı ölçeği, yer almaktadır. Anket formunun dördüncü bölümde problem çözme envanteri yer alacaktır. Problem çözme envanteri öğretmen adaylarının problem çözme beceri algılarını ölçmek amacıyla Heppner ve Petersen tarafından 1982 yılında geliştirilmiş, Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye adapte edilmiştir Anket formunun 5. Bölümünde ise Diener vd (1985) tarafından geliştirilen "Yaşam Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçeye uyarlanması Köker (1991) ve Yetim (1991) tarafından yapılmıştır.Yapılan araştırma sonucunda Spor Yöneticiliği lisans Programımda öğrenim gören öğrencilerin E- Spor ve digital oyunlarla akademik başarıları, uygulama içeren alanlardaki öğrenmeleri Problemler karşısında hızlı ve doğru refleks göstermeleri belirli düzeyde pozitif yönde artacaktır

    Türkiye'de yetiştirilen yerli sığır ve siyah alaca sığır ırklarında Brachyspina sendromu ve kolesterol eksikliği genetik kusurlarının belirlenmesi

    No full text
    Siyah Alaca sığır ırkı ve yerli sığır ırkları Türkiye'de yetiştiriciliği yapılan süt ve et üretiminde önemli bir yerde bulunmaktadır. Bu yüzden sığır populasyonlarında görülen kalıtsal kusurların belirlenmesi döl verimi ile birlikte süt ve et üretimi bakımından zorunluluk göstermektedir. Bu tezde, Türkiye'deki yerli sığır ırklarının ve Siyah Alaca sığırlarının, CD ve BS genetik kusurları bakımından tanımlanması amaçlanmıştır. Hayvan ölümlerine sebebiyet vererek önemli ekonomik kayıplara neden olan genetik kusurlardan Brachyspina sendromu (BS; Brachyspina Syndrome) ve Kolesterol eksikliği (CD; Cholesterol Deficiency) hastalıkları otozomal resesif kalıtım gösterip, son birkaç yılda tanımlanmışlardır. Bu çalışmada, Siyah Alaca (n=250), Zavot (n=20), Boz Irk (n=20), Güney Anadolu Kırmızısı (n=20), Doğu Anadolu Kırmızısı (n=20), Yerli Güney Sarısı (n=20) ve Yerli Kara (n=20) olmak üzere toplam 370 baş sığır materyal olarak kullanılmıştır. CD ve BS genotipleri belirlenen primerler kullanılarak PCR yöntemi ile çoğaltılmıştır. Çalışılan sığırların bu genetik kusurlar bakımından da genotipleri %2'lik agaroz jel elektroforezi ile belirlendikten sonra bu hastalıkların gen ve genotip frekansları hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, çalışılan yerli sığır ırklarında BS ve CD genetik kusuruna neden olan mutant allele rastlanılmamış olup tüm sığırların normal genotipte yani sağlıklı olduğu tespit edilmiştir. Çalışılan (250 baş) Siyah Alaca sığır ırkında ise CD bakımından 4 baş sığırın ve BS bakımından 1 baş sığırın taşıyıcı genotipte olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda ise; Türkiye'deki yetiştiriciliği yapılan yerli sığır ırklarının ve Siyah Alaca sığırlarında bu genetik kusurların düşük frekansta da olsa var olduğu ilk kez tespit edilmiştir

    Türkiye-Benin özelinde, merkezi yönetim düzeyinde kamu özel ortaklığı karşılaştırılması

    No full text
    1990'larda kamu özel ortaklığının ortaya çıkışı, Devletler tarafından büyük ölçekli projelerin finansmanını kolaylaştırmıştır. Kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinden kaynaklanan kamu hizmetlerinin finansmanına yönelik bu mekanizma, vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için projelerin uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Benin ve Türkiye, vatandaşlara kaliteli ve etkin kamu hizmetleri sunabilmek için birçok devlet gibi altyapı ve kamu hizmetlerinin finansmanında kamu-özel işbirliğini kullanmaktadır. Böylece kamu-özel ortaklığı sayesinde sağlık, ulaşım, enerji ve eğitim alanlarında vatandaşların günlük hayatını kolaylaştıracak birçok proje hayata geçirilmiştir. Ancak, projelerin gerçekleştirilmesinde ülkelerin deneyimlerine bağlı olarak kamu özel ortaklığına ilişkin teşkilat yapısı ve yasal çerçevesi farklılık göstermektedir. Türkiye'de kamu ve özel sektör arasındaki işbirliği Birinci Dünya Savaşı öncesi döneme dayandığından, 1992 yılından itibaren birçok kamu-özel ortaklığı projesi başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Dolayısıyla Türkiye kamu özel ortaklığı projelerinin uygulanmasında en deneyimli ülkelerden biridir. Kamu özel ortaklığı yoluyla birçok proje hayata geçirilmiş olsa da, Türkiye'de uygulanan kamu özel ortaklığı türlerine ilişkin genel kanun ve proje yönetiminden sorumlu merkezi bir kurum henüz bulunmamaktadır. Benin'de ise ilk kamu özel ortaklığı projeleri 2000'li yıllarda gerçekleştirilmiştir, ancak kamu özel ortaklığına ilişkin genel bir kanun ve kamu özel ortaklığının yönetimine ilişkin merkezi bir kurum olmasına rağmen çok az sayıda proje hayata geçirilmiştir

    Stoa felsefesi bağlamında pratik yaşam bilgeliği

    No full text
    Bu tezde Stoacılığın ahlak felsefesinden doğan bilgelik kavramının işlenişi ve bilgeliğin pratik yaşamda düşünsel bir huzura ulaşmak için nasıl kullanılabilir bir yöntem olduğu ele alınmaktadır. Stoacı bilgelik kavramının Helence söylemi phronesis; hayatın amacının ve anlamının bulunmasına dair bir kılavuz olarak kullanılmıştır. Yaşamda karşımıza çıkan tüm olumsuz durum ve duygularla başa çıkma sanatı olarak fizik ve mantık kuramlarına dayandırılmış bir ahlak felsefesi sonucunda ortaya çıkan bu bilgelik ilkesi, insana hayatın acılarına ve her türlü duruma karşı nasıl bir tavır takınacağının ve erdemli bir hayatla ereceği içsel huzurun yolunu göstermektedir. Stoacı pratik bilgeliğin vaat ettiği ise tam bir ataraxia halidir. Ataraxia ruhsal huzuru temsil etmekle birlikte phronesise ulaşmış ya da bunun yoluna girmiş kişilere içsel bir dinginlik sunmaktadır. Stoacı bilgelik yolunda olan, felsefeyle hayatı anlamlandıran ve bakış açılarını değiştiren insan bu yolculuğunda eudaimoniaya da ulaşmış olarak en yüksek iyilik ve mutluluk haline kavuşmuştur. Felsefeyle kendini eğiten kişi Stoacıların apatheia halini yaşamında bir ilke olarak kullanacak ve yargılarından kurtularak duygularının esiri olmadan tanrısal akıl ile iradeli bir hayat sürdürebilecektir. Stoacı okulun pratik yaşam bilgeliğinin ayrıntıları ele alınmadan önce, Stoacı filozofları felsefeleri ile etkileyen düşünürler ve okullara bakılmıştır. Ardından Stoa felsefesinin ortaya çıkışı, gelişimi, özellikle ahlak felsefesi çatısı altında bilgelik kavramının Stoacı filozoflarda nasıl bir gelişim gösterdiği okulun tarihsel dönemleri baz alınarak işlenmiştir. Tezin son bölümünde bilgelik kavramının günümüz şartlarında pratik hayatta ne şekilde kullanılabilir olduğu ve felsefenin pratik yaşamdaki yansımalarının nasıl ortaya çıktığı tartışılmıştır. Stoacı bilgeliğin ana hatları olan kavramlar üzerinde durulmuştur. Stoa felsefesinin temelini oluşturan 'doğaya uyumlu yaşam ilkesi'ni günümüz koşullarında uygulayabilmek ve tüm bu maddelerle günümüzde yaşanılabilecek bir bilgelik sonucu, Stoacıların ortaya koyduğu ruh dinginliğine ulaşmanın mümkün olabileceği görüşü analiz edilmiştir. Son kısımda Stoacı pratik bilgeliğin, antik çağın zengin felsefi kaynağını kişilerin içsel huzura kavuşmalarını sağlamak amacıyla günümüzde kullanan 'felsefi sağaltım' ekolünün içinde yer aldığı konum incelenmiştir

    Latin Amerika'da 21. yüzyıl sosyalizminin neoliberalizmle imtihanı: Venezüela, Bolivya ve Ekvador

    No full text
    Bu tez çalışmasının amacı neoliberal politikalar karşısında, Heinz Dieterich tarafından formüle edilen 21. yüzyıl sosyalizminin bir alternatif oluşturup oluşturmadığının anlaşılmasıdır. 21. yüzyıl sosyalizminin ilk uygulandığı ülke olan Venezuela, ardından seçilen başkanlarla bu modeli tercih eden Bolivya ve Ekvador tez için örnek ülkeler olarak seçilmiştir. Çalışmada Latin Amerika'nın tarihi genel olarak incelenmiş, sömürgecilik dönemi, ABD etkisi ve neoliberal poli-tikaların sonuçları analiz edilmiştir. Tez çalışmasında, Avrupa'dan farklı bir gelişim süreci izleyen bir bölgede, geçmişten gelen eşitsiz ekonomik, siyasal ve toplumsal koşulların 21. yüzyıl sosyalizmi ile aşılıp aşılmadığı değerlendirilmiştir. Bu konuda David Harvey'in neoliberal kurama eleştirileri tez için temel oluşturmuştur. Tez çalışmasında tarih, sosyoloji, hukuk ve iktisat verilerinden faydalanılmış, bunun ya-nında saha araştırması yapılmış, elde edilen bilgi ve gözlemler tez içerisinde aktarılmıştır. Çalış-manın sonucunda 21. yüzyıl sosyalizminin söz konusu Latin Amerika toplumlarında bir bilinç oluşturduğu, bu toplumları değiştirdiği ve neoliberal politikalara karşı tercih edilebilir bir alternatif haline geldiği sonucuna ulaşılmıştır

    Devlet ve insan hakları perspektifinde hukuk ve sinema

    No full text
    Disiplinler arası bir çalışma olan bu tez, hukuku anlamak ve anlamlandırmak için çerçevenin dışına çıkma, hukuku farklı bir disiplinin gözüyle okuma girişimidir. Tezin hazırlanma aşamasında, hukuk ve sinema ilişkisini bu yönüyle inceleyen herhangi bir lisansüstü tez çalışması daha önceden yapılmadığı için konu anlatımına dair çalışma metodolojisi tarafımızca kararlaştırılmıştır. Bu anlamda, çalışmayı meydana getiren konu başlıkları ve film seçimleri özgündür. Hukuk ve sanat bağlamından hareketle hukuk ve sinema üzerine hazırlanan tezin, her iki disiplinin ilişki ve etkileşimi üzerine çalışacaklar için başvurulacak bir kaynak oluşturması ve sinemanın hukuk öğretiminde bir yöntem olarak yerini sağlamlaştırması için işlevsel bir adım olması ümit edilmektedir. Çalışma, hukuk öğretiminde başvurulan yeni metotlar içinde sinemanın esaslı bir yer tuttuğunu savunan ve son yıllarda sesini daha çok duyurmaya başlayan 'Hukuk ve Sinema' hareketinin öngördüğü biçimde, hukukun algılanmasını kolaylaştıracak ve özümsenmesini sağlayacak perspektifi genişletmek yolunda, sinemanın sunduğu verilerden yararlanılacak bir kaynağı literatüre kazandırmayı gaye edinmektedir. Hukuk ve sinema özelinde hukuk ve sanat bağlantısına ilişkin somut görünümler sunan bu çalışma, okuyucunun soyut ve karmaşık hukuk alanları arasında başı çeken devlet ve insan hakları kuramlarına sinema penceresinden bakabileceği bir alan açmaktadır. Hukuki kavram ve olgulara sanatçıların (sinemacıların) gözüyle bakmak ve tabiri caizse sıkışıp kalan ve artık kendini tekrar etme tehlikesiyle yüz yüze olan doktrine yeni bakış açıları sunmak, esas amacıdır. Sinema özelinde sanatın, devlet ve insan hakları özelinde hukuka yansımalarına ışık tutmayı ve birbirilerinin tanımlayıcı ve tamamlayıcı unsurlarını bilimsel ve analitik bir çerçeveye oturtmayı amaçlayan bu tezde, Genel Kamu Hukuku'nun iki temel sacayağı olan Devlet Kuramı ve İnsan Hakları'nın genel konseptini oluşturan konuların sinema ile kesişimleri kamu hukuku yönüyle araştırılmış ve varılan sonuçlar ortaya konmuştur. Böylece, birer sosyal bilim olarak hukuk ve sinemanın karşılıklı etkileşimi ve sinemanın temsil ve anlatı boyutuyla hukuka katkısı, devlet ve insan hakları alanlarında incelenmiştir. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, hukuk ve sanat ilişkisi ortaya konularak söz sinemaya getirilmiştir. İkinci bölümde devlet kuramı ve sinema, üçüncü bölümde insan hakları ve sinema ilişkisi ve etkileşimine, film tahlilleri eşliğinde belirlenen tüm yönleriyle değinilmiştir. Çalışmanın birinci bölümü, hukukun ve sanatın kavramsal ve kuramsal çerçevesini benzer biçimlerde çizdikten sonra her ikisinin eşdeğerliğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu iki alanın hak ve özgürlük kavramlarına yakınlığının altı çizilmektedir. Yine bu bölümde, hukuk ve sanat ilişkisini belirgin biçimde somutlaştıracak farklı sanat dallarının hukuk ve adalet anlatımına yer verilmiştir. Çalışmayı özgün hale getirmeyi amaçlayan ikinci ve üçüncü bölümler, soyut ve karmaşık bir yapıya sahip devlet ve insan hakları kuramlarının sinemada anlatımını içermektedir. İkinci bölümde, devlet kuramının siyaset, ideoloji, rejim gibi temel konuları; üçüncü bölümde, başta temel hak ve özgürlükler olmak üzere çeşitli insan hak ve özgürlükleri sinema filmleri ile çözümlenmiş ve bu kuramların sinemada temsili detaylı biçimde incelenmiştir

    David Hume'un felsefesi bağlamında kadınlardaki doğum korkusunun (Tokofobi) felsefi değerlendirmesi

    No full text
    Felsefe tarihinin şüphesiz ki en önemli filozoflarından biri David Hume'dur. Bunda hem Hume'un ortaya koymaya çalıştığı tutarlı empirizmi hem de nedensellik eleştirisi etkili olmuştur. Hume, nedensellik eleştirisi ile pozitif bilimlerin temelini de sorgulamaktadır. Diğer yandan Hume, insan zihninin önemli bir parçası olan nedenselliği ele alarak insan doğasını anlama noktasında kılavuz olmaktadır. Özellikle canlılar için son derece önemli olan korku duygusunu ve koşullama kavramını ele alırken Hume'un nedensellik eleştirisi yol gösterici olmaktadır. Koşullama kavramı, korkunun öğrenilen bir duygu olduğunu vurgularken nedensellik kavramı ise korkunun doğası hakkında ipuçları vermektedir. Çalışmanın temel odak noktası ise dünya genelinde kadınlarda yaygın olarak görülen doğum korkusu (tokofobi) dur. Doğum korkusu, kadını etkileyen bir problem olmakla birlikte aileyi ve toplumu da etkileyen son derece önemli bir sorundur. Doğum korkusunun farklı nedenleri bulunmaktadır fakat doğum korkusu temelde öğrenilen bir korku olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle doğum korkusunun nedenleri, sonuçları ve mücadele yolları ele alınırken Hume'un nedensellik eleştirisi önemli bir kaynaktır

    Kabakgil anaçlarının Meloidogyne incognita (Kofoid and White, 1919) Chitwood, 1949'ya tepkilerinin belirlenmesi

    No full text
    Meloidogyne incognita, kabakgil bitkilerini enfekte eden yaygın kök-ur nematodu türüdür. Konukçu bitkilerin köklerinde urlara ve önemli verim kayıplarına neden olur. Dayanıklı çeşitler ve anaçların kullanılması, kök-ur nematodları için en etkili ve çevre dostu mücadele yöntemlerindendir. Ancak, dayanıklı ticari kabakgil çeşitleri mevcut değildir. Bu nedenle, ticari kabakgil anaçlarının avirülent ve Mi-1.2 virülent M. incognita izolatlarına tepkisinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Acar F1, Azman F1, Boğa F1, CN15 F1, Cremna F1, Gürdal F1, Maximus F1, Nun 9075 F1, Obez F1, Squash No.3, TZ 148 F1 ve Vaha F1 kabakgil anaçları M. incognita'nın Mi-1.2 virülent V6 ve avirülent G2 izolatları ile kontrollü koşullar altında bitki büyütme odasında (25±1 ˚C) testlenmiştir. Çalışma her bir nematod izolatı-kabakgil anaç kombinasyonu 5 tekerrürlü olacak şekilde tesadüf deneme desenine göre yürütülmüştür. Deneme, aynı koşullar altında bir kez daha tekrarlanmıştır. Kabakgil fideleri iki gerçek yapraklı dönemindeyken her bir bitkiye 1000'er adet M. incognita'nın izolatlarının ikinci dönem larvası inokule edilmiştir. Bitkiler, nematod inokulasyondan 60 gün sonra sökülmüş ve kökler musluk suyu altında yıkanmıştır. Bitki köklerinde oluşan yumurta paketleri ve urlar sayılarak ve 0-5 skalasına göre değerlendirilmiştir. Testlenen kabakgil anaçlarının hepsi M. incognita'nın avirülent ve Mi-1.2 virülent izolatına hassas bulunmuştur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇